Kitap Künyesi

Yazar: Roger Garaudy

Çevirmen: Cemal Aydın

Yayın Evi: Timaş Yayınları

İSBN: 9786050827910

Sayfa Sayısı: 160

--reklam--

Amerikan Efsanesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

“Dikkat! Amerika kudurmuştur. Bizi Amerika’ya bağlayan bütün bağları derhal koparmalıyız. Yoksa, biz de ısırılacak ve biz de kuduracağız” diye yazıyordu Jean-Paul Sartre 1953’te, Liberation gazetesine yazdığı “Hasta Hayvanlar ve Kuduz” başlıklı makalesinde.

Bu eser, o ünlü filozofun teşhisindeki isabeti gözler önüne seriyor. Yalnız Avrupa’nın değil, ABD’nin etki alanına giren bütün ülkelere Amerikancılık hastalığının ne derece bulaşıp bulaşmadığını sorguluyor.

Bu kitap, sadece ülkesini değil, bütün dünya insanlığının kaderini ve geleceğini düşünenlere sesleniyor.

Bilhassa “Antiamerikancılık” ile yabancı düşmanlığını birbirine karıştırmak niyetindeki kimselere karşı daha da açık ve net olması bakımından hemen belirtelim ki: Ben bir hayat tarzını ve bir dünya anlayışını ifade eden “Amerikan / Amerikalı” kelimesiyle, Amerika’da doğmuş veya 1620’den itibaren “Mayflower”la Amerika’ya göç etmiş ve orada bu hem sömürgeci hem de kökenlerine göreırkçı, tarihlerine göre de hükmedici ve bezirgân sistemi kurmuş olan kimselerle alakalı her türlü coğrafi veya etnik anlamı kastetmiyorum; tam aksine ben, dünya ülkelerinde bu “model”i halka dayatmak isteyen bütün kimselere “Amerikan / Amerikalı” adını veriyorum. Bu modelin temel özelliği, ekonomi ve pazarın toplumun hizmetinde olması değil de, toplumun tamamının ekonominin ve pazarın gereklerine boyun eğmesidir.

--reklam--

Amerikan Efsanesi Alıntıları - Sözleri

  • Uyanıkken rüya görmeyi bırakmamız lazımdır. Dikkatimiz, her yerde doğrudan doğruya milli hedefimiz üzerinde toplanmalıdır. Kendi kendimizi aldatmamamız gerekiyor George Kennan
  • Amerika'nın güvenleği için en büyük tehlike, Batı Avrupa'da ekonominin çökmesi ihtimalidir. Bunun neticesinde de kominist unsurların iktidara gelmesidir.
  • Amerika Birleşik Devletleri'nin üçüncü Başkanı Jefferson da kendi halkının "Allah'ın seçilmiş halkı" olduğunu ilân edecektir (Virjinya eyaleti üzerine notlar. Bölüm 19).Başkan Nixon da, tıpkı iki asır önceki gibi, şöyle diyecektir: "Allah, Amerika'yla birliktedir. Allah, Amerika'nın dünyayı yönetmesini istiyor."Başkalarının sırtından geçinmelerini haklı göstermek için bütün Amerikan Başkanları aynı lâfları edeceklerdir.
  • Gerçekte İslam dünyasında taklitten başka bir şey yok: Ya Batı'yı taklit ya da geçmişi taklit.
  • Herman Melvil şöyle diyordu: "Biz Amerikalılar, özel bir halkız, seçkin bir halkız, zamanımızın İsrailoğullarıyız; hürriyetlerin (kutsal) sandığını bizler taşıyoruz.
  • Birlik, iş dağıtımının da dahil olduğu adaletin birliğidir. Bill Gates bir ayda, bir Sri Lanka’nın bin 200 senede kazanacağını kazanıyor! Halbuki her ikisi de aynı insan haklarına sahipler...
  • İyi ve kötü kitap yoktur, sadece reklam ve modalarla desteklenmiş, tüketicileri en fazla kandıran kitaplar ve Stendhal veya resimde Van Gogh gibi öldükten sonra şan ve şöhrete erdirilmiş eserler vardır.
  • Pazar tektanriciligi esasına dayanan sistem, şiddeti ve cinayeti, kaçmayı ve uyusturucuyu ve ( 130 desibellik Rocklardan tutun, bir genci her çeşit tenkit zihniyetinden boşaltıp sersemlestirmeye ve hayvanlaştirmaya kadar götüren) bütün beyin yıkama şekillerini doğurmaktadır. Bu sistem, her türlü kültürun yikicisi ve yok edicisidir.
  • Bu modelin temel özelliği, ekonomi ve pazarın toplumun hizmetinde olması değil de, toplumun tamamının ekonominin ve pazarın gereklerine boyun eğmesidir.
  • Bu amerikancılık, bu ismi bir halkın veya bir milletin özel bir kusurundan değil, aksine iki Dünya Savaşı sayesinde bugün en büyük zenginliği ve en büyük gücü elinde tutan Amerika Birleşik Devletleri'nin siyasetine yön veren askerî-sınaî kompleksten alıyor.
  • En mükemmel örneğini ABD'nin verdiği, geniş ölçüde taklit edilen veya dünyaya dayatılan büyüme modeli, insanlığa her iki günde 1 Hiroşima'ya denk sayıda ölüme mal olmaktadır.
  • Amerika Birleşik Devletleri , himayesi altına aldığı devletlere "üçüncü halkayı" dayatır ve zaferden, her şeyden önce ekonomik kȃrlar sağlamaya bakar. 1944'ten itibaren Beretton Woods Anlaşmaları, doları altınla eşitleyerek ve günümüze kadar da olduğu gibi devam ettirerek, doların egemenliğini resmileştirmiştir. Bu tarihten itibaren, pazarını Amerikan ithalatına kayıtsız şartsız açan Avrupa'nın tamamı yavaş yavaş bir Amerikan protektorası* haline dönüşür. (*Protektora : Kuvvetli bir devletin zayıf devletle kurduğu korumaya ilişkin hukukî bir rejimdir. Bu rejimde, güçlü devlet, uluslararası yetkileri kendinde toplar, korunan devlet iç işlerinde hürdür. 1947'deki Marshall planı, bu "üçüncü halka"nın oldukça anlamlı bir safhasını oluşturur. İkinci Dünya Savaşı ertesinde çökmüş bir Avrupa karşısında zenginlikle dolup taşan ABD, bütün bilyeleri kazandığı için, oyun oynamaya devam etmek istiyorsa, elindeki bilyeleri arkadaşlarına ödünç vermesi gereken bir çocuk gibiydi. Demek ki, mesele, Amerikan mamûllerini alıp tüketmesi ve parasını ödemesi için Avrupa'yı borcunu ödeyebilir hale getirmekti. O sıradaki Amerikan üretimi, dört yıldan beri savaş araç ve gereçleri ihracatıyla iyiden iyiye kanlanıp canlandığı için tam kapasiteyle çalışıyordu. 1947'den itibaren CIA, savaş sonrasındaki Avrupa'daki durumun gösterdiği, şu çifte ekonomik ve siyasi tehlikeyi haber veriyordu: "Amerika'nın güvenliği için en büyük tehlike, Batı Avrupa'da ekonominin çökmesi ihtimalidir. Bunun neticesinde de komünist unsurların iktidara gelmesidir." Bu çifte tehlikeye çare bulmak için ABD yöneticileri, Avrupa'nın yeniden inşasına matuf dedikleri bir "Marshall Planı" ortaya attılar. Fakat, bu yardımın siyasî şartları katıydı: Her şeyden önce de, Batı hükümetlerinden komünistlerin bertaraf edilmesi şartı vardı. Bu dış müdahale derhal kendini gösterir: - 4 Mayıs 1947'de Fransız komünist bakanlar hükümetten atılır. - 13 Mayıs 1947'de İtalyan komünist bakanlar hükümetten atılır. - Aynı ay Belçika'da komünist bakanlar hükümetten atılır. Bu atılmaların hemen ardından, 5 Haziran 1947'de "Marshall teklifi" resmen ilan edilir.
  • John Rockfeller "misyon"unu şöyle dile getiriyordu:  "Bana bu serveti Allah vermiştir... Para kazanma gücü Allah'ın bir lûtfudur... Bu lûtfa mazhar olduğum için vazifemin daima daha fazla kazanmayı ve kazancımı vicdanımın emrettiği şekilde insanlık için harcamayı düşünüyorum."
  • Araçlarla amaçlar birbirine karışmış, "niçin"in yerini "nasıl" almıştır. Bütün gayelerin yerine geçen bir vasıta olarak para, din hâline gelmiştir.
  • Meşhur iktisatçı Lord Keynes, 1919'da, Barışın İktisadî Sonuçları kitabında şunları yazıyordu: "Eğer bizler Orta Avrupa'yı kasıtlı olarak fakirleştirmeye çalışırsak, peşin peşin ve kesin bir inançla haber vereyim ki bunun intikamı korkunç olur: Yirmi sene içinde, galibi kim olursa olsun, medeniyeti mahvedecek olan bir savaşla karşı karşıya kalırız."

--reklam--

Amerikan Efsanesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Roger Garaudy'nin daha önce "İsrail, Mitler ve Terör" adlı eserini okumuş ve çok beğenmiştim. Muhteşem bilgilere sahiptir. Yazar bu kitaplarla kariyerini bitirmiştir daha doğrusu kariyeri bitirilmiştir. Yazarın bu kitabını da okumak istedim ve beğendim. Yazara göre; Amerikanın gücü ve güvenliği, esas itibariyle pazarlara ve dünyanın, bilhassa da sıkıca kontrol edilmesi gereken üçüncü dünyanın hammaddelerine ulaşmaya bağlıdır. Kitap bu cümleyi açıklıyor diyebilirim. Dünya siyasetini öğrenmek için bu kitabı tavsiye ederim. (Halil İbrahim)

Amerikan Efsanesi: Kitabın başında Roger Garaudy hakkında en yetkin kişi olan çevirmen Cemal Aydın'ın küçük bir sunuş yazısı yer almaktadır. Kitabı çevirmesi ve Garaudy'in Amerikan karşıtlığı hakkında bilgi veriyor. Alt kısımda bu kitabın 'Amerika'ya düşman olalım diye değil, sadece Amerika'nın dünyaya bakışını…" (s.9) anlayalım diye tercüme edildiğinden bahsediliyor. Kısaca, ABD'nin dünyaya bakışı nasıl ve bakışın tarihi kökleri neler konusunda bilgi veriyor. Roger Garaudy en başta anti-Amerikancılık nedir kavramına açıklık getiriyor. Kendisinin Amerika ve Amerikancılık derken orada yaşayanları kastetmediğini özellikle belirtirken, bu kavramının 'belli bir hayat tarzı ve bir dünya anlayışını (s.11)' dayatanları vurguladığını belirtiyor. Kuru ve sloganvari bir karşıtlık yerine bir sistem eleştirisi yapıyor. ABD'nin 'seçilmiş bir halk' kavramıyla tüm dünyayı kendi emri altına almak istemesinin dini, tarihi misyonunu kısaca anlatıyor. Avrupa'nın da siyasi ve kültürel açıdan ABD'nin boyunduruğu altına girmesinden de bahsediyor. Kitap, ABD'nin dünyayı yönetme felsefesini anlatmasına ilave olarak 'ekler' bölümünde de ilave bilgiler içeriyor. Bunların bence en önemlisi ise Cemal Aydın'ın Fransa'da Roger Garaudy ile yaptığı röportaj. Daha önce 2004 yılında okuduğum kitabı bir arkadaşın bir konudan bahsetmesi üzerine tekrar okudum. Bu sayede hem notlar aldım hem de önemli yerlerin bir kısmını siteye alıntı olarak ekledim. Okuduğum kitap, 2002 tarihli Türk Edebiyatı Vakfı Yayınlarına ait. Şimdi külliyatını Timaş yayınları çıkartıyor (ama kitap kapak tasarımları çok kötü). Tavsiye ederim. Bu kitabı 6 - 8 Ocak 2020 tarihleri arasında okuyup inceleme yazısı ise 8 Şubat 2020 tarihinde 1000Kitap sitesine eklenmiştir. (S. Ali)

Hamdolsun Roger Garaudy'nin 11. Kitabını bitirmiş bulunmaktayım. Normalde şu kitabı okumalısınız diye bir öneri de bulunmam. Düşüncemi ve duygularımı söyler, gerisini siz kardeşlerime bırakırım ancak bu kitaba aynı şeyi yapamayacağım. Bunu şiddetle tavsiye ederim. Sadece Amerika'nın yönetme felsefesi sebebiyle değil de bu sebeplerin nelere mal olduğunu ve nerelerde bizi etkisi altına aldığını ve Amerika'ya nasıl faydası olduğunu ya da zararı olduğunu derinlemesine bilmek ve anlamak için okumanızı öneriyorum. Babam bana " Kızım sömürge sadece topraklar üzerinde olmaz. En büyük sömürge beyinler üzerinde gerçekleşir. " Demişti. Bu kitapta hepsini en güzel şekilde açıklamış Roger Garaudy. Film sektöründen, kitap yayınlarına, ekonomiden sağlığa, IMF den açlık krizlerine kadar kurulan sistemler, oyunlar ve dahi gençler üzerinde oyunlar ile oynanan oyunlar ( Pokemon oyunu hakkında bilgi beni dehşete düşürdü), deneyler hepsi. 11 Eylül komplosunu en akılda kalıcı ve kanıtlarla açıklamasının yanında en son sayfalar da Roger Garaudy ile yapılan kısa röportaj (bayıldım ) eki ile kitap benim için çok öğretici idi. Alıntı paylaşmak isterdim ancak altını çizdiğim, yanına notlar aldığım çok yer var o yüzden, o kısmı siz kardeşlerime bırakıyorum (Talebe)

--reklam--

Amerikan Efsanesi PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Roger Garaudy - Amerikan Efsanesi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Amerikan Efsanesi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Roger Garaudy Kimdir?

Roger Garaudy, Fransız düşünür ve yazar.

Roger Garaudy, Marsilya'da işçi sınıfından Katolik bir anne babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Garaudy 14 yaşında Protestanlığa geçti. Dünya Savaşı sırasında savaştı ve Croix de Guerre'yi aldı. Cezayir'de Vichy France savaş esiri olarak bir süre kaldıktan sonra Garaudy, direniş radyosu ve Liberté gazetesi için çalışan Fransız Direnişine katıldı.

Garaudy, 1933'te Fransız Komünist Partisi'ne katıldı. 1940'ların ortalarında, Garaudy parti içinde önde gelen bir polemikçi olarak kabul edildi. 1945'te parti liderliğinin ve Merkez Yürütme Komitesi'nin bir üyesi oldu ve 28 yıl boyunca burada görev yaptı.

1952 yılında Sorbonne Üniversitesi'nden edebiyat dalında eğitim aldıktan sonra 1954 yılında SSCB Bilimler Akademisi'nde doktor ünvanı elde etmiştir.

Fransız Komünist Partisi'nde etkin bir konumda yer aldıktan sonra Garaudy, partinin öğrenci hareketi ve Varşova Paktı'nın Çekoslovakya'yı işgali konusundaki tutumunu eleştirdiği için 1970 yılında Komünist Partiden ihraç edildi. Fransa Parlementosu'nda milletvekili, meclis başkan yardımcılığı, milli eğitim komisyonu üyesi ve senatör olarak görev yaptı. Daha sonra profesörlüğe devam etti.

1980 civarında, Garaudy Muammer Kaddafi'nin Yeşil Kitabı'nı okudu ve Libya ve İslam'a ilgi duymaya başladı ve ülkenin lideriyle çölde birkaç kez görüştü. Müslüman Kardeşler tarafından kontrol edilen bir örgüt olan Cenevre'deki İslam Merkezi'nde resmen din değiştirerek ve Müslüman olmuştur. 1998'de, altı milyon Yahudi'nin ölümünün bir "mit" olduğunu iddia ettiği için Fransız yasalarına göre Holokost'u inkar etmekten suçlu bulundu ve 240bin Frank para cezasına çarptırıldı.

Roger Garaudy, 13 Haziran 2012 Çarşamba günü Chennevieres, Paris'te 98 yaşında öldü.

--reklam--

Roger Garaudy Kitapları - Eserleri

  • Geleceğimizde İslam Var
  • İnsanlığın Medeniyet Destanı
  • İslam'ın Vadettikleri
  • Yobazlıklar
  • Siyonizm Dosyası
  • İslam ve İnsanlığın Geleceği
  • İsrail, Mitler ve Terör
  • İslam Medeniyetinin İnsanlığa Katkısı
  • Don Kişot
  • İslam Dünyasının Yükseliş ve Çöküşleri
  • Endülüs'te İslam
  • Amerikan Efsanesi
  • 21. Yüzyılda İslam’ın Dirilişi
  • İlahi Mesajlar Toprağı Filistin
  • İsrail Sorunu
  • Yaşayan İslam
  • Entegrizm
  • Çöküşün Öncüsü ABD
  • Yaşayanlara Çağrı
  • İslamiyet ve Sosyalizm
  • Medeniyetler Diyaloğu
  • Hatıralar
  • Hatıralar
  • Kafka
  • İslam'ın Aynası Camiler
  • 20. Yüzyıl Biyografisi
  • Batı Terörizmi
  • Şahitlerim
  • Picasso - Saint-John Perse - Kafka
  • Marks İçin Anahtar
  • Karl Marx Entelektüel Bir Biyografi
  • Kıyısız Bir Gerçekçilik Üzerine
  • Jean Paul Sartre ve Marxisme
  • Sosyalizmin Büyük Dönemeci
  • Tarihte ve Günümüzde Siyonizm ve Yahudilik
  • Afarozdan Diyaloğa
  • İslâm'ın Va'dettikleri
  • İnsanlığın Medeniyet Destanı
  • Sosyalizm ve İslamiyet
  • İslâm'ın Va'dettikleri
  • Gerçekçilik Açısından Picasso
  • Sosyalizm ve Ahlak

--reklam--

Roger Garaudy Alıntıları - Sözleri

  • Kim İsrail politikasını eleştirirse üzücü ve ardı arkası kesilmeyen misillemeleri ve İsrail 'lobi'sinin baskılarıyla bütün geleceğinin yok olmasına göze almak zorundadır (İsrail, Mitler ve Terör)
  • Senatör Truman Amerika'nın amacını şu sekilde ifade etmistir: " Birbirlerini olabildigince fazla oldurmeleri icin Almanya'nin uste ciktigini gorursek Rusya'ya, Rusya kazanirsa o zaman da Almanya'ya yardim etmek gerekir... (Batı Terörizmi)
  • Hitler iktidara bir darbe sonucu değil, çoğunluğun oylarını elde ettiği "demokratik" seçimlerle gelmiştir. İşsizliği ve hizmetkarlığı sona erdireceğini vaadettiği milyonlarca işsizin sesini kendine doğru çevirebilmiştir. İşsizlik sorununu Hitler kendince halletmiştir.Önce işsizleri silahlanma uğruna birer işçi olarak çalıştırmış, sonra da onları birer nefer, sonunda da birer ceset haline sokmuştur. (Entegrizm)
  • - "Kur'an'ı Kerim, Allah'ın insanlarla iletişime geçişidir.." (Geleceğimizde İslam Var)
  • 'ABD' deki Yahudilik İçin Birlik'in eski başkanı Haham Elmer Berger bir konferans esnasında: '' ... şu anki İsrail devletinin Mesihi bir dönem adına ilahi projenin gerçekleşmesini istemeye hiçbir hakkı yoktur. Onun yaptığı sırf bir toprak ve kan demogojisinden ibarettir. Ne halk ne de toprak kutsaldır ve ne de bunlar dünyanın bir imtiyazına sahiptir. Bütün Yahudi halkını şiddetle ve zor yoluyla da olsa kendine boyun eğdirmeye çalışan siyonist totalitarizm bu halkı diğerleri gibi diğerleri arasında bir halk haline getirmektedir. ' (İsrail, Mitler ve Terör)
  • “İnsan gönülle alay etmemeli” (II, 74). (Don Kişot)

--reklam--

  • Felsefe, kaynağını tamamen İslâm'dan alır. (İslam Medeniyetinin İnsanlığa Katkısı)
  • Araçlarla amaçlar birbirine karışmış, "niçin"in yerini "nasıl" almıştır. Bütün gayelerin yerine geçen bir vasıta olarak para, din hâline gelmiştir. (Amerikan Efsanesi)
  • Hayal bir bulut gibi geçer ve gözlerimizin önünde resimler ve simgeler dokuyan başkalaşımlar oluşur. (İslam'ın Aynası Camiler)
  • Nitekim, Ahlâk Bilimi ve Tarihin Maddeci Görüşü (1906) adlı kitabında, Koutsky bu hatayı işlemişti. Marksizm ile Darwin'cillği rasgele birbirine katan Kautsky, insan toplumlarında görülen ahlâkın hayvanlarda görülen sürü içgüdülerinin bir uzantısı olduğunu ileri sürüyordu. (Sosyalizm ve Ahlak)
  • “Taklid” ve eskilerin görüşlerine körükörüne bağlılık uykusu İslâm’ı kuşattı. (Yaşayan İslam)
  • Jules Ferry’e göre, batının sömürgeci yayılma politikası şu üç temel esasa dayanır: İktisadi gereklilik: Bir sömürgenin kurulması, bir pazarın açılması demektir. Siyasi gereklilik: Bütün dünyada üstlere sahip olmak.(Liman-Havayolu) İnsani gereklilik: Biz medeniyet götürüyoruz. (Yobazlıklar)
  • Biz dinleri her şeyden önce o dine inanan kimselerin yaşantı ve tanıklıklarından hareketle anlamaya çalışıyoruz. (İslam'ın Vadettikleri)

--reklam--

  • ''Ben, daima inkar eden bir ruhum.'' Goethe, Faust (Kıyısız Bir Gerçekçilik Üzerine)
  • Biz, ki her yerde serüven peşinde Biz, düşmanlarınız değiliz sizin. Uçsuz bucaksız. bilmediğiniz dünyalar istemez misiniz? Gizlerin çiçek açtığı, toplanmayı bekleyen, Yepyeni ateşler orada, yeni renkler hiç görülmemiş Binlercesi yakalanmaz görüntünün can verilmesi gereken... Acıyın, sonsuzluğun ve geleceğin Sınırlarında dövüşen bizlere... - Guillawne APPOLINAIRE (Picasso - Saint-John Perse - Kafka)
  • Ey Müslümanlar, sizler berrak ve dupduru suyuyla gürül gürül akan bir İslâm ırmağının önünü kapattınız! Onu durgun, akıntısız ve giderek suyu bulanıp kokuşmuş küçük bir göle çevirdiniz! - O ırmağı yeniden coşturmazsanız, o nehri yeniden akıtmazsanız, bütün insanlığın vebali sizin üzerinize olacaktır! (İslam Dünyasının Yükseliş ve Çöküşleri)
  • İsrail'in stratejik konumunu ileri sürmek yetmez. Haim Weizmann, Britanyalı muhataplarına, “Yahudi bir Filistin, İngiltere için, özellikle de Süveyş kanalı konusunda, bir güvence olacaktır?” tezini ileri sürerken işte İsrail'in bu konumunu kastediyordu. (İsrail Sorunu)
  • İslam söz konusu olduğunda, tekrar ediyorum, ortaya konan yeni bir iman ve yeni bir topluluktur. (İslam'ın Vadettikleri)
  • Meşhur iktisatçı Lord Keynes, 1919'da, Barışın İktisadî Sonuçları kitabında şunları yazıyordu: "Eğer bizler Orta Avrupa'yı kasıtlı olarak fakirleştirmeye çalışırsak, peşin peşin ve kesin bir inançla haber vereyim ki bunun intikamı korkunç olur: Yirmi sene içinde, galibi kim olursa olsun, medeniyeti mahvedecek olan bir savaşla karşı karşıya kalırız." (Amerikan Efsanesi)
  • ''Araya araya, aradığı şeyden de şüphe etmeye kadar varmıştı.'' Balzac (Kıyısız Bir Gerçekçilik Üzerine)