Kitap Künyesi
Yazar: Gündüz Vassaf
Yayın Evi: İletişim Yayınevi
İSBN: 9789750510496
Sayfa Sayısı: 303
--reklam--
Annem Belkıs Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Gündüz Vassaf'ın kalemiyle Annesi'nin Hikayesi.
Öksüz bir Rumeli kızının Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırlarında başlayan hayatı size gündelik yaşantının unutulmuş pek çok ayrıntısını tanıtarak bilinmeyen evlere misafir ediyor. Osmanlı, Cumhuriyet Türkiye'si ve ABD'de yüzyıla yakın süren çarpıcı bir yaşantının ışığında kadının toplumdaki yeri. İmparatorluğun son yıllarında Balkanlar'da dindar bir ailenin Türk katliamı öncesi günlük yaşantısı,Yunan işgali altında Anadolu, İstanbul'da tek başına yaşayan bir genç kadının yılları, Robert Kolej ve Üniversite'de felsefe öğrenciliği Belkıs Halim'in anılarında birer birer canlanıyor. Genç Cumhuriyet'e alışmanın acı tatlı serüvenleriyle de karşılaşıyoruz. Kitapta Çamlıca Kız Mektebi'nde jambon devrimi, çapkın kurancılar, İstanbul semalarında atılan kızlı erkekli uçak turları ve tabii başımızdan eksik olmayan gizli polisimiz. II. Dünya Savaşı yıllarında Harvard da erkekler arasında okuyan bu tek kadının Amerika'nın akıl hastanelerinde yarım asır süren psikologluğu... Soğuk savaş yıllarında Ankara'da Amerikan askerlerinin 'beyliği', Moskova'da Türk komünistlerinin ibret verici serüvenleri.
--reklam--
Annem Belkıs Alıntıları - Sözleri
- “…Yurtdışında üniversitelere gidenlerin hepsi dünya çapında ün sahibi oldu.Türkiye’nin kaybı dünyanın kazancı oldu.”
- “Yazdıklarına şöyle bir not düşmüş:Ayı keşfettik.Bilmem ne yaptık.Fakat kendimiz hakkında daha bilemediğimiz bulamadığımız o kadar çok şey var ki.”
- Cumhuriyet, kadını esir eden şeriatın zincirlerini koparmış ve kadına hayatın her safhasında yer açmıştı. İşte bu zevki, bu hürriyeti ilk tadanlar, heyecanını ilk duyanlar arasında ben de vardım. Okullarda kadınla erkek beraber okuyabildiği gibi kadın danslara gidebiliyor, çarşafsız ve erkek olmadan sokağa çıkabiliyor, alışverişe, yolculuğa her yere gidebiliyordu.
- “Nasıl Birinci Dünya Savaşı esnasında ve sonrası kadınlar bir parça iş hayatına girebilmişlerse gene İkinci Dünya Savaşı’nda kadınlara eskiden yasak olan yeni kapılar açılmıştı.”
- “Dışarıda ne kadar çok kalırsak düşüncelerimizde de o kadar hava ve gün ışığı olacaktır.”
- “Beraberken de özgür olabiliriz,özgürken de bağlılıkla sevebiliriz diyor.”
- “Teneffüste dolaşırken bazen şarkı veya marş da söylerdik.Söylediklerimizden biri de”Yüksel ey kadınlık,âli analık,yüksel ki yerin bu yer değildir.”Bu belki de Batı ülkelerinde feminist hareketlerinin başladığı zamana rastgelmiş olacak ki bizde de böyle şiirler vardı.”
- “Amerika’da heyecanını göstermek,fazla gülmek ve yahut ağlamak hatta koşmak bile hep iyi karşılanmayan bayağı görülen şeylerdi ve bunlara kontrolsüz hareket diye bakılırdı.Halbuki herkes şimdi sağlıklı olmak için sokaklarda koşuyor,psikoterapistler Amerikalılara duygularını yansıtmalarını,ağlamalarını,hatta haykırmalarını tavsiye ediyor.”
- “Afet Hanım.” “Efendim Belkıs Hanım. İstediğiniz bir şey var mı?” “Kendimi bulmak.”
- “Okulun duvarları arasında adeta mapushanedeyiz. Gazete okumak yasak. Radyo o zamanlar yok tabii. Siyasi işlerle de meşgul olmamız yasak olduğu için biz dünyada olup bitenlerden bihaberken Birinci Dünya Savaşı bitmiş. Bunun etkilerini biz de okulda kısmen yaşamıştık. Sonra Kurtuluş Savaşı da sona ermiş ve yüzyıllarca memleketi idare eden Osmanlı İmparatorluğu çökmüştü.”
- Bence cumhuriyetin en büyük hatalarından biri alfabenin değiştirilmesi. .... Asıl üzüntüm gelecek kuşakların zengin bir yazılı tarih ve edebiyatla bağlarının tamamen kopmuş olması....
- “Çok yıllar sonra, 50’lerin başında oğlum Gündüz ile beraber Tepebaşı’nda tramvaya bindik, Şişli’ye veya Taksim’e gideceğiz. Yalnız bir kişilik oturacak yer vardı ben de oraya Gündüz’ü oturtup kendim ayakta durdum. Derken biletçi geldi. “Bu çocuk kimin?” dedi. Benim deyince, “Peki” dedi “öyleyse sen otur oraya, çoçuğu da kucağına al.” Oysa Gündüz büyüyordu. Onu bebek gibi kucağıma almak büyük çocuk olduğu için gururunu kırar hala ufak bebek yerine koymak gibi olurdu. Onu yapmak istemedim “İsterseniz ona da bilet keselim” dedim.”
- “Hiç kullanmadığım bir mendili,yeni almış olduğum bir mendili kaybedersem o kadar üzülmem.Fakat,her zaman kullandığım adeta kendimin bir parçası olarak saydığım bir şeyi kaybedersem o bana dokunuyor.Mesela tramvayda bilet alıyoruz.Ama indikten sonra bile o bileti bir müddet atamam.Çünkü o tramvayda gittiğim müddetçe o bilet artık benim olmuştur.” Peyami Safa
- Tarih, neyi ne zaman gördüğümüz kadar nasıl görmek istediğimizle de ilgili...
--reklam--
Annem Belkıs İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Belkıs Hanımın,Osmanlı Balkanlarından başlayarak,savaş nedeniyle küçük yaşta anne ve babasını kaybederek sürekli göçe maruz kalmış bir kadının,annesinin gündelik yaşamını kaleme almıştır yazar.Bu gündelik yaşam bizi Cumhuriyet Türkiye’sine,İstanbul’una,30 ve 40 lı yılların Amerika’sına götürür.Gündelik yaşam çok şeydir aslında o zamanların toplumudur,yaşantısıdır,insanıdır.Ve burada 19.yy başlarında Türkiye’nin Balkanlar’ın insanlarının bozulmamış dokusu,saygısı ve nezaketidir.Öyle ki şöyle geçer satırlarda “Sohbetlerimiz sırasında insan konuşurduk ama insan bahsetmeden yapardık bunu.” Belkıs hanım,kadının o zamanlardaki yerine toplumdaki ışık tutar yaşantısıyla.O,eğitimle bireyselleşip başkaldıran kadının aksine henüz kadının toplumda çok fazla ön saflarda yer alamadığı zamanların Türkiye’sinde psikoloji alanında eğitimde bi çok çalışmalar yapmış,aynı zamanda yuva kurmuş eşi ile kurduğu bağ ile yaşadıklarına rağmen toplumla barışık yaşamıştır.İkinci Dünya Savaşı nedeniyle yerleştikleri Amerika’da da Türkiye’de de kendine ait bir odası olmuştur her zaman Belkıs Vassaf’ın.Türkiye’de psikoloji alanında bir çok başarıları olan eşi ile,bitirdiği Robert Koleji ve darülfününden sonra öğretmenlik yaparak geçimini sağlayan Belkıs,bir aile olduktan sonra dahi kendine ait odasında çalışmalarına devam etmiş ve asla zamanını tüketmemiştir. Son günlerine kadar hep göçebe gibi yaşamış olan bu Balkanlar’ın kadını,sonunda Sedef Adasına yerleşmiş oğluyla ve hep özendiği “Eğer reenkarnasyon diye bir şey varsa ben bir kuş,bir martı olarak dünyaya tekrar gelmek isterdim.Hiçbir yere bağlı değil onlar.Hayatlarına imreniyorum ama seslerine değil.”dediği ruhu ile özdeşleştirdiği martılar gibi sessizce göçüp gitmiştir dünyadan.Ve söylediği gibi,her insan bir roman.Onun en güzel özelliği kendisine yıllarca yoldaşlık eden Tülin Yasavul’un dediğine göre;”Belkıs Hanım’ın başına gelen herhangi bir şeyi felaket olarak içselleştirdiğini düşünmüyorum.O sadece önüne baktı.” Yürüdü… (R Hazan Orhan)
Merhabalar, Belkıs Hanım'ın bizzat oğlu tarafından yazılan Belkıs Hanım'ın biyografisinde özellikle Osmanlı Devleti'nin son dönemleri ve Cumhuriyet'i ilk yıllarına dair sosyal ve kültürel yaşantıya dair çok güzel bir anlatım olmuş. Kitap biyografi olması sebebiyle bahsedilen dönemi bire bir aktarmıştır. O dönemin aile, sosyal ve kültürel yaşamını merek edenler ve Belkıs hanımı ve ailesini tanımak için muhteşem bir eser. Sevgilerimle, (Ünal Doğan)
biyografi: #annembelkıs Gündüz Vassaf'ın annesi Belkıs Hanım ile yaptığı nehir söyleşi çalışması sonucu oluşturulmuş bir kitap. 1900' lü yılların hemen başında Rumeli'de başlayıp, sonlara doğru ABD'ye kadar uzanan dolu dolu bir hayat yolculuğu. Kitaba edebi yönden değil de daha çok sözlü tarih kaynağı olarak bakarsanız Osmanlı'nın yıkılışından Kurtuluş Savaşı'na, Cumhuriyet'in kuruluşuna, Ikinci Dünya Savaşı'na kadar geniş bir yelpazede emekle kazanılmış bir ömre tanıklık etmiş olursunuz. Biyografi seven okur için. (SaYe)
--reklam--
Annem Belkıs PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Gündüz Vassaf - Annem Belkıs kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Annem Belkıs PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Gündüz Vassaf Kimdir?
Liseyi İstanbul Robert Koleji'nde tamamladıktan sonra 1968'de George Washington Üniversitesi'nde psikoloji eğitimi gördü. 1977'de Ankara Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden doktorasını alan Vassaf, uzun bir süre Ankara Üniversitesi Mediko-Sosyal Merkezi'nde öğrencilere psikolojik danışmanlık yaptı. Uluslararası Psikologlar Konseyi yönetim kurulu üyeliğinde bulunan Gündüz Vassaf, 12 Eylül askeri darbesinden sonra öğretim üyeliği yaptığı Boğaziçi Üniversitesi'nden istifa etti. Türkiye’de Psikologlar Derneği’nin kurucu üyelerinden olmasının yanı sıra 12 Eylül’e kadar Uluslararası Af Örgütü’nün İstanbul Şubesi başkanlığında, Tüm Öğretim Üyeleri Derneği (TÜMÖD) yönetim kurulunda yer aldı. O tarihten sonra Kassel, Marburg ve Bremen üniversitelerinde öğretim üyesi, Kanada McGill Üniversitesi Center for Developing Area Studies’de “konuk” akademisyen, Amsterdam’da Averroes Stichting’de klinik psikolog, Viyana’da Institute für Höhere Studium ve Avrupa Bilim Vakfı’nda da konuk araştırmacı olarak çalıştı. Halen çalışmalarını, Amerika Birleşik Devletleri'nde, doğduğu şehir olan Boston, Massachusetts'de sürdürmektedir.
Yazar, psikoloji alanındaki eserlerinden çok, tarihe farklı bir bakış açısıyla yaklaştığı çalışmalarıyla tanınmaktadır. Radikal gazetesinde Uçmakdere başlığıyla köşe yazıları kaleme almıştır. İnsan, tarih, sosyoloji, popüler kültür konularında her Pazar yayınlanan "Gerçek Orada Bir Yerde" adlı programda Murat Belge ve Şerif Mardin ile birlikte yer aldı.
--reklam--
Gündüz Vassaf Kitapları - Eserleri
- Cehenneme Övgü
- Cennetin Dibi
- Mostari
- Kimliğimi Kaybettim, Hükümsüzdür!
- Türkiye Sen Kimsin?
- Medeniyet, Kültür, Sanat
- Annem Belkıs
- Leventnâme
- Tarihi Yargılıyorum
- 40 Yıl Önce 40 Yıl Sonra Amerika - Rusya
- Daha Sesimizi Duyurmadık
- İstanbul'da Kedi
- Boğaziçi'nde Balık
- Nazım
- Ne Yapabilirim?
- Yol Arkadaşım
- Sınırsız
- Mehmet'in Babası Nâzım
--reklam--
Gündüz Vassaf Alıntıları - Sözleri
- Toplumsal patolojiye dönüştü satın alma ihtiyacımız. *sırf en pahalısı diye satın alınan ürünler var. (Medeniyet, Kültür, Sanat)
- “Çok yıllar sonra, 50’lerin başında oğlum Gündüz ile beraber Tepebaşı’nda tramvaya bindik, Şişli’ye veya Taksim’e gideceğiz. Yalnız bir kişilik oturacak yer vardı ben de oraya Gündüz’ü oturtup kendim ayakta durdum. Derken biletçi geldi. “Bu çocuk kimin?” dedi. Benim deyince, “Peki” dedi “öyleyse sen otur oraya, çoçuğu da kucağına al.” Oysa Gündüz büyüyordu. Onu bebek gibi kucağıma almak büyük çocuk olduğu için gururunu kırar hala ufak bebek yerine koymak gibi olurdu. Onu yapmak istemedim “İsterseniz ona da bilet keselim” dedim.” (Annem Belkıs)
- insana özgü anlaşamamanın acizliği zorunlu kılar otoriteye mahkumiyetini. (İstanbul'da Kedi)
- Tolstoy, Anna Karenina romanına şu ünlü cümlesiyle başlar: “Mutlu aileler birbirlerine benzer. Mutsuz ailelerin mutsuzluğu kendilerine özgüdür.” (Tarihi Yargılıyorum)
- "Devletlerin toprak köşe kapmacasında isimlerimiz bile bizim değil." (Mostari)
- Hepimizin aynı saatte, aynı yaşta, aynı hızda öğreneceğimiz üzerine kışla mimarisini kurmuş bir eğitim sistemi daha ne kadar sürebilir? (Medeniyet, Kültür, Sanat)
- Kayış kapar kolumuzu Kırılan kemik, kan. Hani şimdi bizim soframıza Haftada bir et gelir Ve çocuklarımız işten eve Sapsarı iskelet gelir. Hani şimdi biz; İnanın güzel günler göreceğiz çocuklar Güneşli günler göreceğiz. Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar Işıklı maviliklere süreceğiz... (Nazım)
- Annelerimiz, babalarımız, sonra da öğretmenlerimiz kutsaldır mesela. Dinler, dersler, aile terbiyesi bize onların nasıl yüce insanlar olduklarını anlatır. Sonra büyürsünüz ve diyelim çocuk psikolojisi dalında ihtisas yaparsınız. Bu sefer çocukluğunuzda, okulda size ezberlettirilen şiirlerle yücelttiğiniz analar, babalar karşınıza birer canavar olarak çıkarlar. Kimi çocuğunun ırzına geçmiş, çocuk başından geçeni yıllarca içine gömmüştür. Kimi çocuğunu, onlar kendi kendilerini büyütürler havasında, hiç kaale almamış; kimi de çocuklarına, altında hayat boyu ezileceği hedefler koymuştur. Öğretmenlerin beylik laflarla süslenen dokunulmaz yüceliği başka bir yalandır. Çocukların çoğu haksızlığın ne olduğunu ilk onların sınıftaki gaddarca davranışlarından öğrenir. (Medeniyet, Kültür, Sanat)
- “Beraberken de özgür olabiliriz,özgürken de bağlılıkla sevebiliriz diyor.” (Annem Belkıs)
- dini olsaydı hayvanların insan olurdu şeytanları. (İstanbul'da Kedi)
- Dünya evrenin merkezidir, kıyısına da gitme boşluğa düşersin diyorlar .peki diyoruz daha sonra yok öyle değilmiş diyorlar..ona da peki.bilim gibi tarihte de önceden inanıp sonradan safsata diye baktıklarımızın haddi hesabı yok.. (Cennetin Dibi)
- Cami sayısının hızla arttığı Türkiye’de en son ne zaman kütüphane açıldı? Ya da ara sıra uğrayabileceği bir kütüphanenin eksikliğini hisseden kaç kişi tanıyoruz? (Türkiye Sen Kimsin?)
- ...Ama Türkiye'de tahsilime devam ettiğimde bize evrensel olarak öğretilen insan psikolojisinin, insan zekasının, davranışlarının, aslında hep Amerikan insanı ya da Amerika'da yapılan laboratuvar araştırmalarına göre açıklandığını görünce, bu ülkenin dünya gücü olmasının sırf zenginliği ya da askeri gücüyle açıklanamayacağını gördüm. Hangi davranışımızın normal, hangi vasfımızın zekice olduğu, Amerika'da oluşturulan normlara göre kararlaştırılıyordu. (40 Yıl Önce 40 Yıl Sonra Amerika - Rusya)
- Her şey tanrı adına yapıldığından karşı çıkan yok. (Cennetin Dibi)
- Ben yanmasam sen yanmasan biz yanmasak, nasıl çıkar karan- -lıklar aydın- -lığa.... (Nazım)
- Biz Tükettikçe Eksiliriz. (İstanbul'da Kedi)
- Bizi yönetmeye kalkışanlara güvenimizi yitirmemiz aslında kendimize olan güvenimizin belirtisi. (Kimliğimi Kaybettim, Hükümsüzdür!)
- Almanya'da 16 yaşında bir Türk kızının Ankara Radyosu'na yazdığı bir mektuptan: "... tek arkadaşım Türkiye'nin Sesi Radyosu'dur. İki yıldır buradayım. Annem ve babam beni sokağa bile bırakmıyor, bütün ev işlerini bana yaptırıyorlar. Bir yere giderken, beni evde kilitliyorlar. Konuşacak kimsem yok. Hep radyo dinliyorum." (Daha Sesimizi Duyurmadık)
- Kötümserliğe kapılıp edilgenleştikçe, değişim erteleniyor, düzen sürüyor. Değişim biziz. (Ne Yapabilirim?)
- değerle deşer insan insanı. sevdiler mi silah yaparlar sevgiyi. (İstanbul'da Kedi)
Yorumlar
0 yorum