Kitap Künyesi
Yazar: İbn-i Sina
Çevirmen: Ömer Türker
Yayın Evi: Hayy Kitap
İSBN: 9786054325207
Sayfa Sayısı: 120
Arifler ve Olağanüstü Hadiselerin Sırrı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Zamanlar üstü bir açık oturum sanki. Zamanlar üstü çünkü 'sohbet' bir avlu sessizliğinde akıyor, temiz su kadar berrak; hakikatleri konuşuyorlar. Üstelik sohbete katılanlar aynı zamanı ve mekânı da paylaşmıyor! İki büyük isim arasında geçiyor konuşma. İbn Sina tembih ediyor, işaret ediyor, nasihat veriyor. Gerçeğin özünü süzüyor, kelimelerin inceliklerinde hikmetlerin değerlisini lokma lokma yediriyor.
Fahreddîn Râzî ise bunları daha iyi anlayabilmemiz için açıklıyor, detaylandırıyor.
Konular da alabildiğine ilgi çekici. Allah yolundaki ariflerin makamları, özellikleri ve üstünlükleri. Söz ariflerden açılmışken metafizik alemin derinliklerine dalıveriyor ikili. Ve o berrak suyun gayblarında olağanüstü hadiselerin sırlarıyla, sözgelimi uzun süre gıda almadan yaşayabilmenin, imkânsız gibi görünen güç fiilleri yapabilmenin gizemiyle tanıştırıyorlar bizi.
Arifler ve Olağanüstü Hadiselerin Sırrı Alıntıları - Sözleri
- Yaptıkları sözleriyle uyuşmayan kimsenin sözü kalbe tesir etmez.
- Ârif yiğittir. Nasıl olmasın ki! O, ölüm korkusundan azadedir. Ârif cömerttir. Nasıl olmasın ki! Onun bâtılı ( geçici şeyleri) sevmekle hiçbir ilgisi yoktur. Ârif hoşgörülüdür. Nasıl olmasın ki! Onun nefsi, bir insanın zilletinin kendisini yaralamasından daha yücedir. Ârif kindar değildir. Nasıl olsun ki! Onun zikri Hakk`la meşguldür.
- Yaptıkları sözleriyle uyuşmayan kimsenin sözü kalbe tesir etmez.
- İnsan, maişetini ancak toplum içinde tamamlar. Bu öncül açıktır, zira insanın yiyeceği, giyeceği ve barınağı doğal değil sınaidir. Bir şahsın bu pek çok şeyi kendi başına yapması mümkün değildir. Aksine büyük bir topluluk olmalıdır ki bu ziraatla meşgul olsun, öteki ziraat aletlerini hazırlasın. Diğer durumları da buna kıyas et. Bundan dolayı, "insan, doğası gereği medenîdir" denilmiştir.
- Riya ihlasın köprüsüdür.
- “Bil ki tabiatta tuhaf şeyler gerçekleşir; etkin yüce güçler ile edilgin düşük güçler, tuhaf şeyleri gerçekleştirmek için bir araya gelirler.”
- Ârif, ilk gerçeği (Allah’ı) yalnızca O’nun için ister. Hiçbir şeyi O’nun bilgisine yeğlemez. Yalnızca O’na ibadet eder. Çünkü ibadeti hak eden O’dur ve çünkü ibadet O’na yüce bir nispettir. Yoksa bir arzu ve korku bulunsaydı arzulanan veya korkulan şey, ibadetin saiki olurdu ve amaçlanan da bu saikte bulunurdu. Bur durumda Hak, gaye olmaz bilakis başka bir şeye vasıta olurdu. Bu takdirde bu başka şey gaye olur ve başkası değil o amaçlanırdı.
- Nitekim anlatıldığına göre gezginlerden biri salatalık satan ve “Hıyarın tanesi on kuruş” diyen birini işitti. Hemen bir iç çekti ve şöyle dedi: Eğer iyilerin tanesi on kuruşsa kötülerin hali nicedir?
- Ârif herkesle birlikte neşelidir. Neşeli olmasının nedeni Hakk`ı bilmesidir. Hakk`la sevinmek , O`nu bilme devam ettiği sürece devam eder.
- Herkes ne için yaratılmışsa ona kolaylıkla ulaşabilir.
- Ârif, neşeli ve güler yüzlüdür; tevazundan ötürü büyüğü saydığı gibi küçüğü de sayar; meşhur kişiye açıldığı gibi meşhur olmayana da açılır. Nasıl neşeli olmasın ki ! O, Hakk'la ve her şeyle mutludur. Zira her şeyde Hakk'ı görür. Nasıl eşit görmesin ki ! Onun nezdinde herkes eşittir.
- Hakikat her gelen yol olmaktan münezzehtir. Ona ancak ender kişiler ulaşabilir. Bundan dolayı bu ilmin içerdiği şeyler, habersiz kimse için gülünç iken elde eden kimse için ibrettir. Her kim onu duyup da tiksinirse suçu nefsinde arasın. Belki onun nefsi, bu ilme münasip değildir. Herkes ne için yaratılmışşa ona kolaylıkla ulaşabilir.
- Allah'ı sevmek, bazen O'nun dışındaki her şeyden ayrılır.
- Oburluk, kavrayışı ortadan kaldırır, inceliği giderir ve geride kasvet bırakır.
- Insanlar, içlerinden geçenleri ifade etmek için dili icat etmekte uzmanlaşmışlar.
Arifler ve Olağanüstü Hadiselerin Sırrı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap, çok ince hakikatlerden bahsediyor. Başlığından da anlaşılacağı üzere ariflik, Arifler, olağanüstü hadiseler, kerametler, mucizeler, gelecekten haber vermeler gibi insanın yalın aklının kavramakta güçlük çektiği hatta çoğu zaman inkar ettiği bir takım meseleleri çok dakik ve şaşırtıcı bir şekilde benzetmelerde bulunarak önermeler yardımıyla tespitlerde bulunup açıklamaya çalışmaktadır. Şunu söylemem gerekir ki kitabın baş tarafını daha kolay anlaşılabilir. Ancak olağanüstü hadiselerin sırları konusu biraz ehli olmayana zor gelebilir. Açıkçası ben bir takım paragrafları anlamakta zorlandım. Ama yine de konun, keskinlik açısından zihinde keskin bir kılıçla kesilip biçilecek bir konu olmadığı bazı meselelerin izahının mümkün olmasının muhtemel olduğu sonucunu ortaya koyuyor. (Yar)
Kitabın Yazarı İbn-i Sina Kimdir?
İbn-i Sina (Farsça: ابن سینا) veya Ebu Ali Sina (Farsça: ابوعلی سینا), Batılıların söyleyişiyle Avicenna (/ˌævɪˈsɛnə, ˌɑːvɪ-/; y. 980 – Haziran 1037), İslam'ın Altın Çağı'nın en önemli doktorlarından, astronomlarından, düşünürlerinden ve yazarlarından biri olarak kabul edilen Fars polimat ve polimerik erken tıbbın babası.
Buhara yakınlarındaki Efşene köyünde (Özbekistan) 980 yılında dünyaya gelmiş ve Hamedan şehrinde (İran) 1037 tarihinde ölmüştür. Tıp ve felsefe alanına ağırlık verdiği değişik alanlarda 200 kitap yazmıştır. Batılılarca modern Orta Çağ biliminin kurucusu, hekimlerin önderi olarak bilinir ve "Büyük Üstat" ismi ile tanınır. Tıp alanında yedi asır boyunca temel kaynak eser olarak süre gelen El-Kanun fi't-Tıb (Tıbbın Kanunu) adlı kitabı ile ünlenmiş ve bu kitap Avrupa üniversitelerinde 17. asrın ortalarına kadar tıp biliminde temel eser olarak okutulmuştur.
İbn-i Sina, Kuşyar isimli bir hekimin yanında tıp eğitimi aldı. Değişik konular üzerine 240'ı günümüze gelen 450 kadar makale yazdı. Elimizdeki yazıların 150 tanesi felsefe 40 tanesi de tıp üzerinedir. Eserlerinin en ünlüleri felsefe ve fen konularını içeren çok geniş bir çalışma olan Kitabü'ş-Şifa (İyileşme Kitabı) ile El-Kanun fi't-Tıb'dır (Tıbbın Kanunu). Bu iki eser Orta Çağ üniversitelerinde okutulmuştur. Hatta bu eser Montpellier ve Louvain'de 1650 yılına kadar ders kitabı olmuştur.
Samanoğulları sarayı kâtiplerinden Abdullah Bin Sina'nın oğlu olan İbn-i Sînâ (Batı'da Avicenna adıyla tanınır), babasından, ünlü Bilgin Natili'den ve İsmâil Zâhid'den ders aldı. Geometri (özellikle Öklid geometrisi), mantık, fıkıh, sarf, nahiv, tıp ve doğabilim üstüne çalışmalar yaptı. Farabi'nin el-İbane's aracılığıyla Aristoteles felsefesini ve metafiziğini öğrenip, hastalanan Buhara prensini iyileştirince (997) saray kütüphanesinden yararlanma olanağına kavuştu. Babası ölünce Gürgan'da Şirazlı Ebu Muhammed'den destek gördü (Tıp Kanunu'nu Cürcan'da yazdı.). Çağında tanınan bütün Yunan filozoflarının ve Anadolu doğacılarının yapıtlarını incelemiştir.
İbn-i Sînâ, İslam'ın Altın Çağı olarak bilinen ve Yunanca, Farsça ve Hintçeden eserlerin çevirilerinin yapılıp yoğun bir şekilde incelendiği dönemde önemli çalışmalar ve yapıtlar gerçekleştirdi. Horasan ve Orta Asya'daki Samani Hanedanı ve Batı İran ile Irak topraklarındaki Büveyhiler bilimsel ve kültürel ilerlemeye çok uygun bir ortam hazırlamışlardı. Bu ortamda Kur'an ve hadis çalışmaları çok ilerlemişti. Felsefe, fıkıh ve kelam çalışmaları İbn-i Sina ve çağdaşlarınca oldukça geliştirilmişti. Râzî ve Farabi tıp ve felsefe alanında yenilikler sağlamışlardı. İbn-i Sînâ; Belh, Hamedan, Horasan, Rey ve İsfahan'daki muhteşem kütüphanelerden yararlanma olanağı elde etmişti.
Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/ibn-i_Sina
İbn-i Sina Kitapları - Eserleri
- Hay bin Yakzan
- Hayy bin Yakzan
- Metafizik
- Mantığa Giriş / Kitabu'ş-Şifa
- Oluş ve Bozuluş / Kitâbu'ş-Şifa
- Felsefe Risalesi
- El-Kanun Fi't-Tıbb
- Arifler ve Olağanüstü Hadiselerin Sırrı
- İşaretler ve Tembihler
- Ruh Üzerine Bir Özet
- İhlas Suresi Tefsiri
- Aşkın Mahiyeti Hakkında
- Mutluluk ve İnsan Nefsinin Cevher Olduğuna İlişkin On Delil
- En - Necat: Felsefenin Temel Konuları
- Tanımlar Kitabı
- Fizik I / Kitabu'ş Şifa
- Şifasız Hastalık Yoktur İrade Eksikliğinden Başka. Değersiz Bitki Yoktur Tanınmamasından Başka
- Nefsin Halleri
- Kategoriler
- Aşk Risaleleri
- Sofistik Deliller
- Sema ve Alem
- Yorum Üzerine / Kitabu'ş-Şifa
- El-İşârât ve't-Tenbîhât
- Ariflerin Makamları Makamatu'l-Arifin ve Esraru'l- Ayat
- Risaleler
- Görüntülər
- Topikler / Kitabu'ş Şifa
- Avicenna
- Metafizik II / Kitabu'ş-Şifa
- Kategoriler / Kitabu'ş-Şifa
- Poetika / Kitabu'ş Şifa
- Danişname-i Alai
- Ahvalu’n-Nefs
- A Treatise on the Canon of Medicine of Avicenna
- Musiki
- Fizik II / Kitabu'ş Şifa
- İlahiyat
- İlahiyat
- et-Ta‘likat
- II. Analitikler
İbn-i Sina Alıntıları - Sözleri
- ... Bu, ince ve latif bir yiğit olması için, kendisine ustalık kazandırır. Bu yüzden, ince ve bilge kimseler arasında anlayışlı olanlardan âşık olma yoluna girmeyenler yok gibidir. (Aşkın Mahiyeti Hakkında)
- “İtimada layık en büyük şey, akıl ve iyi ahlâktır.” ― İbn Sînâ (İlahiyat)
- ''Teorik felsefede amaç, gerçeği bilmektir. Pratik felsefede amaç ise iyiyi bilmektir.'' (Mantığa Giriş / Kitabu'ş-Şifa)
- Mide dolu iken alınan banyolar, midede ve karaciğerde kısmen olgunlaşmış besin maddesinin emilmesini artırarak, şişmanlık oluşturur ve bu yolla ince damarlarda kan birikmesine ve tıkanmalara zemin hazırlar; şişmanlığa yatkınlığı artırır. (El-Kanun Fi't-Tıbb)
- " Zihin, nefsin ilim elde etme yönüne özgü kılınmış bir kuvvetidir. Zeka ise hads (sezgi) için istidat alan bir kuvvetidir. " (En - Necat: Felsefenin Temel Konuları)
- ALLAH,her cevher'in örneğini insanın vücuduna yerleştirmiştir ve İnsanı bütün alemin örneği yapmıştır. İşte bundan sebep on sekiz bin alem insanda mevcuttur derler. (Felsefe Risalesi)
- İnsanların taklitten hoşlanmalarının bir delili de (dışarıda, canlı olarak) görseler kendilerinden rahatsızlık duyacakları, tiksinilen ve çirkin görülen hayvanların nakşedilmiş resimlerini/suretlerini temaşa etmekten haz almalarıdır. Demek ki burada insanların hoşuna giden ne resmin kendisi ne de nakşedilen şeydir; aksine bir şeyin iyi bir şekilde taklit edilmiş olmasıdır. (Poetika / Kitabu'ş Şifa)
- Hakikat her gelen yol olmaktan münezzehtir. Ona ancak ender kişiler ulaşabilir. Bundan dolayı bu ilmin içerdiği şeyler, habersiz kimse için gülünç iken elde eden kimse için ibrettir. Her kim onu duyup da tiksinirse suçu nefsinde arasın. Belki onun nefsi, bu ilme münasip değildir. Herkes ne için yaratılmışşa ona kolaylıkla ulaşabilir. (Arifler ve Olağanüstü Hadiselerin Sırrı)
- "İnsan konuşan, ölümlü bir cevherdir." (Tanımlar Kitabı)
- "..bütün amacı mal toplamak, yemek içmek, cinsel isteklerini doyurmak, içindeki kin ve nefreti başkalarını ezerek yatıştırmak, mevki ve makam isteğinde bulunmak, öğretinin buyurduğu yükümlülükleri insanları aldatmak için yerine getirmek gibi aşağılık ve değersiz şeylerden öte gitmeyen insandan daha çok ziyanda olan kimse düşünülebilir mi? " (Hay bin Yakzan)
- Hayal etmek bir şeydir ve hayal etmenin bilincinde olmak da başka bir şeydir. (İşaretler ve Tembihler)
- Eğer (insan) mebde (başlangıç) ve meadı (dönüş yerini-ahireti) tamamıyla bilemez ve kendisini tanımazsa; kendi hakikatinin ne olduğunu ve surette, özellikte ve adetteki bu ihtilafın ne için olduğunu bilemez. (Felsefe Risalesi)
- Önce var olmayıp sonra var olan her şey, kendinden başka bir şeyle belirlenir. (Ruh Üzerine Bir Özet)
- Bir ülkeyi aydınlatmak istiyorsanız, bir medeniyet ve kültür şehri kurmayı düşünüyorsanız, oraya mutlaka iyi bir kütüphane kurunuz. Çünkü kitaplar bir mıknatıs gibidir, onun ilgilenecek zeki insanları kendine çeker. (Şifasız Hastalık Yoktur İrade Eksikliğinden Başka. Değersiz Bitki Yoktur Tanınmamasından Başka)
- Kılıç, demir olduğu için değil, keskin olduğu için kesmektedir ki bu onun biçimidir, buna karşılık biçimi nedeniyle değil, demir olması nedeniyle pürüzlenir. (Ruh Üzerine Bir Özet)
- " Oluş aracılık olmaksızın bir anda olan bir durumdur. " (Oluş ve Bozuluş / Kitâbu'ş-Şifa)
- Kadîm olan sadece yüce Allah'tır. Çünkü O, kendinden önce yokluk olmayan ve varlığını başkasından almayandır. Yaratılmış (hâdis) olan ise, O'nun dışındaki her şeydir. Çünkü yaratılmış olandan önce bir yokluk vardır, O'nun varlığı 'İlk (evvel)' iledir. O'nun kudreti ne büyüktür! (Risaleler)
- Zorunlu Varlık, her şeyi ancak tümel bir tarzda akleder. Bununla bi rlikte, hiçbir tikel şey O'na gizli kalmaz. 'Göklerde ve yerde zerre ölçüsünde hiçbir şey O'na gizli değildir.' Bu, tasavvuru büyük bir lütfa gerek duyan sırlardandır. (Metafizik)
- Zira O’nun fiilleri sıfatlarının sonucudur, sıfatları da zatındandır. Zat ise ebedi olarak zorunlu kılıcıdır. (Risaleler)
- Bir şeyden alınan estetik zevk elde edilen yararla kıyaslanamaz. Faydasız güzel, güzel olmayan faydalıdan üstün değildir. (Sema ve Alem)
Yorumlar
0 yorum