Kitap Künyesi
Yazar: Emile Zola
Çevirmen: Okbal Akban
Yayın Evi: Altın Kitabevi
İSBN:
Sayfa Sayısı: 421
Aşk Bitmesin Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Aşk Bitmesin Alıntıları - Sözleri
- Seyahat kadar saçma şey yok. Para kazanmaya gelince, kazanmaktansa yemeği tercih ederim; hoş, para yemek, ilk bakışta sanıldığı kadar eğlenceli değil ya, neyse. Sevmekten, sevilmekten de insan çabucak gına getiriyor, değil mi?... Aman, evet, Hem de nasıl gına getiriyor!
- Kadınlar, erkeklerin niyetlerini keşfetme hususunda çok ince bir sezgiye sahiptirler.
- "Şimdi yürüyün, birbirinize karışın ki tanınmayın."
- Bu hasta karında taşınan Louise, kansız, kolu bacağı çarpık, beyni sakat doğmuş, hafızası erkenden kirli bir hayatla dolmuştu.
- Bir erkek için insan bu kadar sersemce davranır mı?
- Başarı, her şeyi temizleyen altın yaldızlı bir alevdir.
- "Gidelim, çok aptallar!"
- "Senin aklında biraz kaçıklık var sevgilim, bunu tedavi ettirmen lazım. "
- "Sen aklına getirdiğin zaman günah işlemiş olacağın bir erkeği sevmeyi hiç hayal etmedin mi?"
- Metin olun, hayatı olduğu gibi kabul edin.
- Renée artık fenalıkla mücadele etmesine gerek kalmadığını, fenalığın kendi içinde olduğunu düşündü.
- Hayatı olduğu gibi kabul edin…
- Bu adam, hayatın bir alışverişten ibaret olduğuna o kadar inanmış görünüyordu.
- İki saate yakın bir zaman böyle sokak sokak dolaştı, kendi ahlaksızlığı içinde gezinen bir insanın hazlarını tattı.
Aşk Bitmesin İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Herkese merhaba,Emıle Zola’nın Tazı Payı isimli eserinden bahsetmek istiyorum.Zola, yayımlandığı sırada kitaba yazdığı önsözde,tazı payı romanını “altının ve etin hikâyesi” olarak nitelemiştir.Romanda bir darbeyle cumhuriyeti yıkarak kurulan imparatorluğun palazlandırdığı yeni zenginlerin ihtişamlı konakları, giyim kuşamları, ziyafet sofraları, danslı eğlenceleri en ince ayrıntılarına kadar anlatılır.Bu debdebenin gerisindeki açgözlülüğü keskin kalemiyle çırılçıplak gözler önüne serer Zola.Paris’i delik deşik ederek yutan arsa vurgunları, devlet adamlarının himayesinde girişilen mali dalavereler ve bir ensest öyküsü bir araya gelerek, “altına ve ete” doymak bilmeyen çürümüş bir toplumun kuruluşunu gösterir. Kitapta devrin çokça tasviri var. Giyim-kuşamdan yeme-içmeye dek dönemi anlamak için, o şaşalı konakları, maskeli baloları, soylu ve burjuva sınıfının sosyo-ekonomik durumları dahil. En rezil ve aşağılık insanlar var kitapta. Para ve şehvet için neler yapabirler, neleri göze alırlar.Emıle Zola en sevdiğim yazarların başında gelir çoğu kitabını zevkle okudum.Bu kitapta onlardan biri oldu tüm içtenliğimle tavsiye ederim (Dark Reader)
Rougon-Macquart serisinin 2 nolu kitabı. Orjinal ismi ''Le Curee''. Fransızca bilmediğim için bu kelimenin ne anlama geldiğini bilmiyorum. Kitap Türkçe'ye, 1947 yılında 'Tazı Payı' , 1970 yılında ise benim de okuduğum şekliyle, Altın Kitaplar yayınevi tarafından ' Aşk Bitmesin' ismiyle çevrilerek kazandırılmıştır. O tarihten sonra da herhangi bir baskısı yoktur. Bence bu kitaba 'Aşk Bitmesin' isminin verilmesi kesinlikle uygun değildir. Çünkü kitapta aşk adına hiçbir şey mevcut değildir. Bırakın aşkı, sevgiyi, kitapta iyilik diye bir şeye de rastlamak mümkün değildir. Sadece iğrenç denecek ilişkiler vardır. İyi karakter de yoktur. Belki iyi diyebileceğimiz bir veya iki karakter sayabiliriz ama onlardan da eserde çok az bahsedilmektedir. Kitap, hırsızlık, yolsuzluk, sahtekarlık, iğrençlik derecesinde ahlaksızlık başta olmak üzere her türlü kötülük ve iffetsizliğin anlatıldığı bir kitap özelliği taşımaktadır. Konu, Fransa'da, 1851 yılı olayları sonrası kurulan ikinci imparatorluk döneminin Paris'inde geçmektedir. Pierre Rougon'un küçük oğlu Aristide, Paris'e taşınmış olup bir an önce iktidarın nimetlerinden yararlanarak zenginleşmeyi ve yükselmeyi hedeflemektedir. Bu uğurda, ailesi de dahil olmak üzere önüne gelen herkesi kullanmakta, her türlü sahtekarlık, yolsuzluk ve iğrençliği yapmaktadır. Bütün bunları yaparken de en büyük şansı eşi ve Paris'in yeniden inşa edilmesidir. Buna ek olarak kitapta, Paris sosyetesinin, artık aleni hale gelmiş olan , iğrenç denecek şekildeki ahlaksız yaşam şekli ve bu tür yaşantıya ayak uyduran Aristide ve ailesinin aynı derecedeki yaşamı da ayrıntılı olarak anlatılmaktadır. Bu kadar kötü karakterlerin yer aldığı, bu derecedeki kötülük ve ahlaksızlıklarla dolu olan bir konunun mükemmel bir şekilde kurgulanarak, arka arkasına sıralanması ancak usta bir yazarın yapabileceği bir iştir. İşte Emile Zola da bu kitabıyla bunu başarmıştır. Yazarın bu derece mükemmel bir şekilde yazmış olduğu eserin, benim okuduğum baskısının çevirisini yapanlar ise bana göre maalesef yeteri kadar başarılı olamamışlardır. Bazı yerlerde ( Özellikle 230 'lu sayfalarda tespit ettiğim), yazarın kaleminden çıkması mümkün olmayan çirkin cümleler uydurarak kendilerine ve çevirilerine olan güveni sarsmışlardır. Eseri, ben serinin ikinci kitabı olarak yine beğenerek okudum. Serinin bundan sonraki kitaplarını da okumaya devam edeceğim. (mehmet temiz)
Serinin bu ikinci kitabında Fransa, 3. Napolyon dönemini yaşıyor, Cumhuriyetçilerin başarısız devriminin ardından Paris'te türedi zenginler dejenerasyonun keyfini çıkarıyor. Hayali Plassans şehrinde bıraktığımız Rougon'lardan Aristide, Tazı Payı'nın baş karakteri. Yolsuzluğun, yandaşlığın ve acımasızlığın sardığı Aristide, hem Paris'e hem de şehrin en güzel kadınına sahip olurken her ikisini de kaçınılmaz felaketlere sürüklüyor. Ensest de dahil her türlü yozlaşmayı içeren roman, ilk romandan biraz geride kalsa da Rougon ailesinin nezdinde Napolyon sonrası Fransa'nın "köyden indim şehire" tabakasını dolu dolu tanıtıyor ve yine ilkine oranla daha yoğun betimlemeler içeriyor. Tıpkı ilk romandaki Miette gibi bu romanın da insanın aşık olası bir kadın kahramanı var: Renee. Ve Rougon'ların Yükselişi'nde olduğu gibi masumiyet yine ölüyor. (Muhammed Tiryaki)
Kitabın Yazarı Emile Zola Kimdir?
Émile François Zola (2 Nisan 1840 – 29 Eylül 1902), Fransada natüralizm akımının öncüsü olan ünlü bir yazardır. Zolanın edebiyat dışındaki şöhreti ise, Dreyfus Davasında takındığı aydın tavrından kaynaklanmaktadır. 1897 yılında Fransız ordusunda Yahudi olması nedeniyle askeri yargının duyarsızlığına kurban giden yüzbaşı Dreyfus’u hükümetin bütün baskılarına rağmen savunan ve Fransa devlet başkanına hitaben “İtham Ediyorum” makalesini yayınlayan Zola, baskılardan dolayı Fransayı terkedip bir süre Londrada yaşamak zorunda kaldı. Çabaları sonucunda Dreyfus Davasının yeniden görülüp adaletin yerini bulması sonucu yurduna döndü. Émile Zola, 1902 sonbaharında,kaldığı otelin yatak odasında duman zehirlenmesinden öldü. “Nana”, “Germinal” ve “Meyhane” en tanınmış romanlarıdır.Tüm romanlarında,doğal ve gerçekçi bir tarzla,hayatın zorluklarından bahsedilir.Örneğin Nana adlı romanda yokluktan dolayı batağa sürüklenen bir genç kızın dramı,büyük bir gerçekçilik ve dramla anlatılır.
Emile Zola Kitapları - Eserleri
- Paris Yıldızı
- Nana
- Meyhane
- Yaşama Sevinci
- Therese Raquin
- Hulya
- Suçluyorum
- Bir Aşk Sayfası
- Gerçek
- Emek (1 Cilt)
- Döl Bereketi - 1
- Döl Bereketi - 2
- Apartman
- Germinal
- İtiraf
- Hayvanlaşan İnsan
- Paris'in Karnı
- Toprak 1
- Rahip Mouret'nin Günahı
- Sel
- Bir Gecelik Aşk Uğruna
- Doktor Paskal
- Para
- Plassans Papazı
- Marsilya'nın Gizemleri
- Medan Geceleri
- Aşk Bitmesin
- Toprak 2
- Emek 2. Cilt
- Deneysel Roman
- Değirmene Hücum
- Canlı Ölü
- Başyapıt
- Germinal
- Nana
- Captain Burle
- Yıkılış
- Döl Bereketi 3
- Seçilmiş Əsərləri
- Nasıl Ölünür
- Meyhane (II. Cilt)
- Rougon'ların Yükselişi
- Rougon'ların Yükselişi 2.Cilt
- Bir Aşk Sayfası 2
- Aşkların En Güzeli
- Bir Aşk Gecesi
- Beşerdeki İfrit
Emile Zola Alıntıları - Sözleri
- Bu adamlar sevmiyorlar, sevmekten âciz insanlar, bunlar! Para, iktidar, ihtiras, zevk, evet, bunlar ellerinden gelir, fakat aşk onların kârı değil! (Döl Bereketi - 1)
- Sonra, tek bir sözcükle sürükledi Pauline'i içeri: "Gel, pis çocuk." (Paris'in Karnı)
- Elindeki minik demeti, büyük bir hazla kokladı. Evet! İşte kardeşlik bağının getirdiği iyilik, bir başına mutluluk yaratan sevgi, evreni kurtararak, yeni baştan kuracak olan aşk! (Emek (1 Cilt))
- ''Bu acının tesellisi yok. Yardım istemiyorum.'' (Sel)
- "Evlendirin; eğer onlar aileleriyle böyle çekişmeye, bütün engelleri aşmaya yönelten büyük bir aşkla birbirlerini seviyorlarsa evlendirin. Mutluluğu ancak sevgi sağlar." (Emek (1 Cilt))
- Bütün ihtilaller burjuvalar için yapılıyor. (Paris'in Karnı)
- Gene hasta sandı kendini, sağlığının tamamen yerine gelmesi için son bir şeye gereksinimi vardı: Nerede arayacağını, nerede bulabileceğini bilmediği bir bütünlük gereksinimi, eksiksiz bir doyum gereksinimiydi bu. (Rahip Mouret'nin Günahı)
- Therese'nin odasındaydı ve bu içini mutlulukla doldurdu. Sonra bir anda, bir adamın cesedinin de orada olduğu, nişin oyuğundaki perdelerin tenine dediği aklına geldi. Tüyleri ürperdi, bayılacak gibiydi. Therese bu ufak tefek adamı sevmişti, Aman Tanrım! Bu mümkün müydü? Adamı öldürdüğü için kızı affedebilirdi; asıl kanını kaynatan şey , Colombel'in çıplak ayaklarının dantelli yatak örtülerinin ortasında uzanıyor oluşuydu. (Bir Gecelik Aşk Uğruna)
- ... sonunda sahidende pis bir hal alıyor bu iş. Ben peşleri sıra bir sürü çocuk sürükleyen insanlar gördüğüm zaman sarhoş bir aile görmüş gibi tiksiniyorum. Ondan hiç farkı yok, hatta daha pis. (Döl Bereketi - 1)
- -İstemiyorum! Kimse gelmesin! (Apartman)
- Boşa harcanan paradan söz edildiğini ne zaman duysa acı çekiyor, bu konuda yapılan şakaları bile anlamıyordu. (Medan Geceleri)
- Savunma artık savaşı,savaştan kirli bir şey yok bu dünyada ! (Yıkılış)
- insan güçlü olmadığı zaman akıllı olmak zorundadır. (Germinal)
- İnsan tehlikenin gözüne bakarsa ona meydan okur. Kahramanlık denen şey de budur, bundan daha gizemli ya da daha fazla bir şey değil. (Yıkılış)
- Fakat insanlar gerçekleri bildikleri halde, bunu itiraf etmek istemezler. Bu nedenle suçu daima talihe yüklüyorlar, Tanrı 'nın gazabına uğradıklarını ileri sürüyorlardı. (Meyhane)
- Kentleri ateşe verin, insanları kırıp geçirin, her şeyi kökünden kazıyın, bu çürümüş dünyadan hiçbir şey kalmadığı zaman yerine daha iyisi biter belki. (Germinal)
- İşte böyle… Tutku denen şey kaçınılmazdı… (Bir Aşk Sayfası)
- Ben sözcükleri sevmem... İnsan birini sevdi mi, yapabileceği en iyi şey onu göstermektir. (Apartman)
- "Beni olduğum gibi kabul etmelisin." (Nana)
- Evet, modern konuyu ele alıyorlar. Aydınlık renklerle boyuyorlar, fakat bayağı ve düzgün resim tarzını, herkesin yaptığı göze hoş görünür tertibi, hasılı, beri tarafta burjuvalar beğensin diye öğrenilen formülü muhafaza ediyorlar... Sonra işin kolayına bakıyorlar, tahtadan oyuncak boyar gibi çırpıştırma iş görüyorlar. Bu el çabukluğu, bu rahat iş görme tarzı başarı kazandırıyor. Halbu ki kürek cezasına layık görülmeli... Anlıyor musunuz? (Başyapıt)
Yorumlar
0 yorum