Kitap Künyesi

Yazar: Özcan Karabulut

Yayın Evi: Kırmızı Kedi Yayınevi

İSBN: 9786054764761

Sayfa Sayısı: 96

--reklam--

Aşkın Hâlleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Özcan Karabulut, az ama öz yazan öykücülerimizden. İlk öykü kitabının yayınlanmasından bu yana yirmi dokuz yıl geçti. Aşkın Halleri, onun beşinci öykü kitabı. Öncekilerde olduğu gibi bu kitabındaki öykülerde de temel izlek: aşk. Ancak buradaki öyküler, öncekilerden farklı olarak siyasal artalan üzerine oturtulmamışlar; siyasal söylem taşımıyorlar, yalnızca aşkı ve aşkın değişik ortamlardaki değişik hallerini dile getiriyorlar. Kitabın ilk ve en etkileyici öyküsü Rojda'da olduğu gibi, umutsuz bir aşk olabiliyor anlatılan, ya da son öyküde olduğu gibi tükenmiş ama bitirilemeyen, bitirilmek istenmeyen bir evliliğin çıkarılan hesabı. Terk edenin de terk edilen kadar mutsuz olduğu ilişkiler; otel odalarında, ıssız sokaklarda yaşanan yasak aşklar; karşılıklı aynalarda olduğu gibi iç içe geçen, birbirine yansıyan, ruhunun ikizini taşıyan kadınlar. 

Düşsel kadınlarla gerçek kadınların, umarsızlıkla umudun, pişmanlıkla coşkuların, bağlanmalarla kopmaların bir araya getirildiği, yoğrulduğu, herkesin yaşamının bir döneminde tattığı ya da tatmak istediği tutkulu aşklar var Aşkın Halleri'nde. Yıkımlar da var, acılar, hayal kırıklıkları da, terk edişler, terk edilişler, ihanetler de. Aşkın Halleri olduğu kadar insanlık halleri de bu okuyacaklarınız... 

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Aşkın Hâlleri Alıntıları - Sözleri

    --reklam--

    Aşkın Hâlleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar

    Ben Utanırdım, Özcan Utanmamış!: Özcan Karabulut gibi, daha önce de birçok kişi yazdığı kitaba bu ismi vermiş. Aynı ismi taşıyan onlarca kitap olması beni biraz tedirgin ediyor ve üzüyor açıkçası. Özcan Karabulut ismini ilk kez duymama rağmen öyküsever bir okur olmamdan ötürü kitabın "öykü" ayracına aldanıp kitabı satın aldım ve okudum. Kitap kendini tanımlayanlara göre bir öykü kitabı. Son derece kısa olan 8 öyküden oluşan, 82 sayfalık bir kitaptan bahsediyoruz. Fakat ben kitabın öyküden çok deneme tarzında olduğunu düşünüyorum. Hatta köşe yazısı kıvamında yazılar mevcut. Hiçbir sözde öykünün içindeki akışa tutunamıyorsunuz; çünkü öykü değil de sıradan bir yerel gazetenin bastığı bir köşe yazısını okuyor gibi oluyorsunuz. Kitapta geçen öyküler sol yan için çok ve son derece değerli olan cinsellik, alkol, uyuşturucu, bar hayatı, aldatmalar ve sahte edebiyatlar üzerine kurulu. Esrar içmeyenleri yaşıyor saymamalar, soğuk biralar, karanlık barlar, küçük memeli kadınlar... Ve bütün bunların üzerinden çıkarılmaya çalışılan boş ve anlamsız sözde, kopya varoluşsal söylemler... Yazar arkadaşımızın aşk ve cinsellik açlığının yansıması olan yazılar... Yazar, gene Can Yayınları'nın birçok sözde öykü kitabında olduğu gibi, sol ideolojiye sıkça atıf yapmış bu yazılarda. Geçmişte de Can'ın birçok kitabında böyle sol atıflar görmüştüm. Sanıyorum ki Can, ideolojiye binaen kitap basmayı seviyor. Açıkçası bu kitabı ben yazsam, yayınevlerine göndermeye utanırdım. Çünkü lise öğrencisi bir yeni yetmenin bile yazabileceği sığlıkla metinlerle dolu kitap. (Hakikat bahrine dalgın müderris...)

    --reklam--

    Aşkın Hâlleri PDF indirme linki var mı?

    --reklam--

    Özcan Karabulut - Aşkın Hâlleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Aşkın Hâlleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

    Kitabın Yazarı Özcan Karabulut Kimdir?

    1958 yılında Adana’da doğdu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde istatistik okudu. 1979-1982 döneminde ODTÜ Edebiyat Kulübü’nün, 2001-2003 yılları arasında kurucularından olduğu Edebiyatçılar Derneği’nin başkanlığını yaptı. 2009-2011 yılları arasında Türkiye PEN Merkezi 2. Başkanlığı görevinde bulundu. Ankara Öykü Günleri’nin kurucusudur. Uluslararası PEN Yazarlar Örgütü’nün 68. Kongresinde kabul edilen 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nün fikir babası ve başlatıcısıdır. Hüzünle Bazı Günler, Baştan Sona Yalnızlık, Belki de Kaybeden Zaman, Aşkın Halleri adlı öykü kitaplarıyla Amida, Eğer Sana Gelemezsem adlı romanı Can Yayınları tarafından yayınlandı. Bu romanıyla 2009 Yunus Nadi Roman Ödülünü kazandı. Öyküleri, öykü kitapları çeşitli ödüller aldı. Özcan Karabulut’a, öykü günleri kurucusu ve 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nün fikir babası ve başlatıcısı olduğu için Bursa Yazın ve Sanatçılar Derneği BUYAZ tarafından 2009 yılında Onur Ödülü verildi. Gece, Bir Otel Odasında, Rojda, Ayna Yazıları, Kont’un Köpekleri adlı öyküleri Uluslararası PEN’in Diversity Projesi çerçevesinde üç dile çevrilerek yayımlandı. Öyküleri Arapça ve İspanyolcaya çevrilen Karabulut’un Aşkın Halleri kitabı Makedoncaya, seçme öyküleri ise San Giovanni’ye Mektuplar adıyla Bulgarcaya çevrildi. Karabulut, Düşler Öyküler ve İmge Öyküler dergilerinin genel yayın yönetmenliğini yaptı. Şubat 2012’de yayımlanmaya başlayan Dünyanın Öyküsü dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapıyor.

    --reklam--

    Özcan Karabulut Kitapları - Eserleri

    • Amida, Eğer Sana Gelemezsem
    • Aşkın Hâlleri
    • Hüzünle Bazı Günler
    • Muhteşem Tutkularımızın Bir Sonraki Saati
    • Baştan Sona Yalnızlık
    • Aşkın Hâlleri
    • Belki de Kaybeden Zaman

    --reklam--

    Özcan Karabulut Alıntıları - Sözleri

    • İnsanın içindeki kara deliklerin başı sonu yok. Bazen bir sırdan, bazen de bir hikâyeden daha tehlikeli bir şey yok. (Muhteşem Tutkularımızın Bir Sonraki Saati)
    • İçinde sonbahar yaprakları gibi savrulduğumuz şu kent, üç beş kişilik adalarımızda küçük mutluluklarla avunduğumuz şu insanlar, yalnızlığı, ölümü yüzümüze çarpan şu şarkılar... Ömrümüzün son duraklarında hüzün başka bir şeydi oysa, ölümün kıyısında yalnızlık bambaşka. Her zamankinden çok başka bir şeydi mutluluk. (Aşkın Hâlleri)
    • “ ‘Bi de amcalar...’ ‘Amcalar ne?’ ‘Amcalar pislik yapıyorlar.’ ‘Pislik mi? Ne söylüyorsun sen?’ ‘Pislik...’ diyor Uğur, pantolonunu gösteriyor. ‘Amcalar pislik yapıyorlar.’ ... Pantolonunun fermuarını açıyor Uğur. Fermuarın açıldığı yerden bir pantolon görünüyor. İkinci fermuarı da açınca bir pantolon daha. Üst üste giyilmiş üç pantolon!” (Amida, Eğer Sana Gelemezsem)
    • "ama yüzler, çok yüzlü yüzler,ilkel davranışlar,ucuz duyarlılıklar uygun bir maske ve geniş bir yürek istiyor...Kendimi bu kez suratsız buluyorum. Hiç kimse benim gibi suratsız ve yalnız olup hayata bu denli tutunamaz, çünkü yalnızlığın cennetim ve cehennemim olduğunu biliyorum." (Hüzünle Bazı Günler)
    • Zaman Tanrının kötü bir şakası olmalı, bunu seziyorsun. Kim bilir, belki de kaybeden zaman. Belki de. Belki de kaybeden. (Belki de Kaybeden Zaman)
    • "Biliyor musun," diyor Bay Kelimeler, "bir yerlerde okudum. Gülmek kadının en vahşi cinselliğiymiş." Bay Kelimeler gülmek diye bir şeyin olduğunu anımsatmıştı bana, cümlesini tamamlıyorum: "Kadınlara hayatın dar edildiği bu dar coğrafyada, en devrimci eylemi aynı zamanda," diyorum. S. 102 (Muhteşem Tutkularımızın Bir Sonraki Saati)
    • Ben beyaz cennetteyim, sen neredesin... (Baştan Sona Yalnızlık)
    • Esra,varlığından kimi zaman kuşkuya kapıldığım çocuğuyla, annesiyle, iki kocasıyla ve kapısında "cin" yazan dairenin içine sıkışıp kalmış hayatıyla kendi kefaretini ödemiş gibi görünüyor. Ya ben? Babama ve hayata karşı kendi kefaretimi ödemiş olabilir miyim? (Muhteşem Tutkularımızın Bir Sonraki Saati)
    • "Otelde unutulmak: bir erkeğin bir kadına verebileceği çok zalimce bir ceza olmalı." S.81 (Muhteşem Tutkularımızın Bir Sonraki Saati)
    • yazdıklarına yüreğini sığdıramayan o kadın benim. (Baştan Sona Yalnızlık)
    • Kullanmasını bilenlerin elinde yalnızlık patlamaya hazır bir silahsa eğer, bu silah patlatılmalı, içerideki ve dışarıdaki duvarlar yıkılmalıydı. (Belki de Kaybeden Zaman)
    • En güzel çiçekler neden uçurumun kenarında açar, daha iyi anlıyordum. (Aşkın Hâlleri)
    • Belleğim kahvelerin buğulu camlarına benziyor. kalabalık kaldırımlardayım ve sessizce mırıldanıyorum: unutulmuş yanlışları çoğaltan bir soru mu bu kent? uzun bir yürüyüşte bir akşamüstü kitapçı vitrinleri nin önünde aynı soruyu yineliyorum. aylar sonra yanıtlamam gereken sorular mı var? Niye, hemen şimdi! sorulardan yakamı kurtaramıyorum. (Hüzünle Bazı Günler)
    • "Kadınların hikayelerinin kocalarininkinden her zaman daha İlginç olduğu düşüncesine katılıyorum. Ancak hikayelerini anlatmak konusunda kadınlarda bir güven eksikliği var sanki. Kadınlar kendilerine çizilen sınırları kaldırdıklarında, kendilerini ve başka şeyleri keşfettiklerinde içlerindeki potansiyel açığa çıkacak. Demem şu ki, bu kelimeleri seçmem de bir rastlantı değildi. Bir kadın olarak ahlaki bir sınırı geçme cesaretini göstermen gerektiğini düşündüm." (Muhteşem Tutkularımızın Bir Sonraki Saati)
    • Öte yandan organlarıma, en çok da memelerime söz geçiremiyordum. Sonradan görmeler, ne olacak işte! Görmemişin oğlu olmuş, çekip koparmış, o hesap yani. Alt tarafta bir yerde, bir mağara, ağzını acmış Bay Kelimeler'i bekliyordu. Nemli, su damlıyordu duvarlarından. İçinde kadim bilgiler vardı. Gel de hikaydeki vazgeçilmez rolünü orada oyna, diyordum içimden (Muhteşem Tutkularımızın Bir Sonraki Saati)
    • Solukların daraldığı bir gecede tek başına mısın? (Hüzünle Bazı Günler)
    • Ağzından dökülen sözcükler yaşadığın hayat gibi dağılıp yeniden kuruldu. (Baştan Sona Yalnızlık)
    • Herkesin küçük büyük bir sırrı olmalıydı, herkesin. (Aşkın Hâlleri)
    • "Sana evet demek suç işlediğim yere geri dönmek gibi bir şey." (Hüzünle Bazı Günler)
    • Hayatımız genellikle zincire vurulmuş zamanlarda geçer. Odalarda ve gövdelerde yalnızlık isyana dönüşmemiştir henüz. Ve hayaller, ister delilik olsun, ister rezalete yol açsın, gerçeğin karanlık yüzünden ortaya çıkarılmayı bekler. (Belki de Kaybeden Zaman)