Kitap Künyesi
Yazar: Jennifer Royce
Yayın Evi: Parola Yayınları
İSBN: 9786057522795
Sayfa Sayısı: 480
--reklam--
Aşktan Kaçış Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Cemiyet kurallarına baş kaldıran Beatrice Conner, iffetli bir genç kızın gitmemesi gereken mekanlarda bulunarak özgürlüğünü kısıtlayan prangalardan kurtulmaya çalışmaktadır. Ağabeyinin en yakın arkadaşı Leinster Dükü Sean O’Sullivan, namıdiğer İspiyoncu Dük, gittiği her yerde karşısına çıkmaya başlayıncaya kadar hayatını bu ufak tefek kaçışlarla renklendirmektedir. Geçmişe olan kırgınlığını uslanmaz, hovarda ve serserilik maskesi ardına saklayan bir adam.Gizemli, hayatı hafife alan, serseri bir adam olan Sran O’Sullivan’ın Asil Korsanlar’a katılmasına ve Majesterilerinden aldığı unvana rağmen, tek bildiği yaşam tarzı Londra’nın batakhaneleri ve denizlerdir. Gittiği berbat mekanlarda en yakın arkadaşının kız kardeşiyle karşılaşmaya başladığında dış kabuğunun altında saklanan duyarlı adam ortaya çıkar. Geçmişe yapılan yolculuk.
İrlanda’ya bir daha dönmemeye yemin etmiş olan genç adam, bu yemini bozması gerektiğinde geçmişle son hesaplaşması için gerekli olan her önlemi almıştır.
Tek şey hariç… Korumaya takıntılı olduğu ve bütün zaaflarını ortaya çıkartan Beatrice Conner’in son yaptığı davranışla bu yolculuk, genç kıza duyduğu tutku ve geçmişe olan nefret arasında sıkışıp kalacaktır.
İkisini de içinden çıkılması güç bir duruma düşüren olayların mimarı olan Yeraltı Cadısı’na vereceği dersi hayatı boyunca unutmamasını sağlayacak olan genç adam, aynı zamanda kendi tutkusunun da dizginlenemez olduğunu öğrenmek üzeredir.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Aşktan Kaçış Alıntıları - Sözleri
- İnsanlar korkaktı. Ölmekten korkarlar, yaşamaktan korkarlar, birbirlerinden korkarlar ama en çok gerçeklerden korkarlardı. Bu yüzden kendi gerçeklerini bulmak yerine başkalarının onlara sunduklarına, düşünmeden körü körüne inanırlardı. Saflığın güvenli uykusunu, farkındalığın acı veren uyanıklığına tercih ederlerdi.
- İnsanlar korkaktı. Ölmekten korkarlar, yaşamaktan korkarlar, birbirlerinden korkarlar ama en çok gerçeklerden korkarlardı. Bu yüzden kendi gerçeklerini bulmak yerine başkalarının onlara sunduklarına, düşünmeden körü körüne inanırlardı. Saflığın güvenli uykusunu, farkındalığın acı veren uyanıklığına tercih ederlerdi. Güvenli dünyalarına ait olmayan her şeyden nefret ederler ve bağnaz inançlarına sıkı sıkıya sarılırlardı. Çünkü bildiklerine dair şeylerden şüphe etmeye başladıklarında gerçek uyanışa doğru bir adım atmışlardır.
- "İnsanlar korkaktı. Ölmekten korkarlar, yaşamaktan korkarlar, birbirlerinden korkarlar ama en çok gerçeklerden korkarlardı."
- “Eğlenceli sohbetinizin konusu nedir?” “Eros’un okunun isabet ettiği hiç kimsenin aşktan kaçışının mümkün olmadığını konuşuyorduk. Bu arada ben Eros’un çok çekici ve yakışıklı bir adam olduğunu düşünüyorum. Ağabeyin ise yarı çıplak oradan oraya koşturan birinin Tanrı olamayacağını savunuyordu.” Sean bir süre düşündükten sonra, “Bence de Eros oradan oraya koşturan yarı çıplak bir Tanrı değil. İçimizden biri…” dedi. Beatrice ona döndü. “Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?” “Evet, kesinlikle.” “Peki, sizin Eros’unuz kim olabilir?” “Gazeteye o haberi veren kişi,” derken Beatrice’ye baktı. “Sen ne düşünüyorsun?” “Sana katılıyorum. Belki birbirimize âşık olmamızı sağlamadı çünkü daha önceden âşık olmuştuk ama bizi bir araya o getirdi. Bizim Eros’umuz o haberin yapılmasını sağlayan kişi…”
- İnsanlar korkaktı. Ölmekten korkarlar, yaşamaktan korkarlar, birbirlerinden korkarlar ama en çok gerçeklerden korkarlardı."
- “Zayıf karakterli insanlar, kendilerinden daha güçlü olan insanları sindiremediklerini anladıkları anda küçümsemenin, alaycılığın ve aşağılamanın arkasına saklanırlar. Korkmuşlardır. Kişiliklerindeki zayıflığı o anda görürler ve bundan ölesiye nefret ederler. Kendilerine olan nefreti karşısındakine yönlendirerek kurtulmaya çalışırlar. Anlamıyor musun? Onların korktukları ve nefret ettikleri aslında kendileri! Senin hiçbir katkının olmadığı kişiliklerindeki zavallılığın suçunu senin omuzlarına yüklemeye çalışıyorlar. Neden bu suçlamanın altında kalıp boğuluyorsun?”
- Nereye giderse gitsin insan kendisinden kaçamıyordu.
- Zayıf karakterli insanlar, kendilerinden daha güçlü olan insanları sindiremediklerini anladıkları anda küçümsemenin, aracılığın ve aşağılamanın arkasına saklanırlar. Korkmuşlardır. Kişiliklerindeki zayıflığı, o anda görürler ve bundan ölesiye nefret ederler. Kendilerine olan nefreti karşısındakine yönlendirerek kurtulmaya çalışırlar...
- "İnsanlar korkaktı. Ölmekten korkarlar, yaşamaktan korkarlar, birbirlerinden korkarlar ama en çok gerçeklerden korkarlardı."
- İnsanlar korkaktı. Ölmekten korkarlar, yaşamaktan korkarlar, birbirlerinden korkarlar ama en çok gerçeklerden korkarlardı.
--reklam--
Aşktan Kaçış İncelemesi - Şahsi Yorumlar
#okudumbitti #kitapyorumu Selam canlar,nasılsınız?Yine güzel bir yorumla ben geldim. Ayaklı bela Beatrice...Abisi Dante ve Jessica'nın nikahından sonra başının belası Sean'ı(İspiyoncu Dük)biriyle hararetli bir şekilde konuşurken duyar.Ne konuştuklarını fazlasıyla merak eden Beatrice,Sean'ı takip eder ve limanda gemisine bindiğini görür.Sean'ın neler sakladığını öğrenmek için o da peşinden gemiye biner.Ama bilmediği bir sorun vardır.Ve kendini bir anda hareket eden gemide kıstırılmış hisseder.Ta ki ayaklarını İrlanda topraklarına basınca ya kadar ve tabiki erkek kılığında...Eğlenceye hazır mısınız? Beatrice ne duydu? Sean ile konuşan adam kim? Sean'a ne söyledi? Gemisiyle nereye,niçin gidiyor? Sean ne saklıyor? Geçmişinde neler var? Beatrice gerçekleri nasıl öğrenecek? Sean'ın İrlanda'da ne işi var? Beatrice neden erkek kılığına giriyor? Sean ve Beatrice'si bekleyen olaylar neler? Yine sevdiğim bir kalem ve güzel bir kurgu.Asil korsanlar serisini çok severek okudum.Faid ve Dante'nin hikâyeleri çok güzeldi.Lâkin Sean'ın hikâyesi daha bir eğlenceliydi.Yeraltı Cadısı ve İspiyoncu Dük.Bu ikiliyi okumak o kadar keyfi verdi ki;hâlâ gülüyorum.Beatrice tam bir bela paratoneri gibi.Gittiği yeri alt üst ediyor.O peruk sahnesinde yaşadıkları,gülmekten yaşlar geldi gözümden.Sean'ın yaşadıkları,sakladığı gerçekleri,göremediği sevgi!Okurken üzüldüm.Ama Beatrice hayatına girince acıdım resmen Sean'a.Dante ile karşı karşıya gelişleri, çok eğlenceliydi.Daha ne olaylar var neler.Benden bu kadar.Dahası kitapta.Hocam kalemine yüreğine sağlık.Ne yazarsan keyifle okuyorum ve okumaya da devam edeceğim.İSKOÇ ONURU büyük bir merakla bekleniyor.Aşk,ihtiras,dostluk,yaşam mücadelesi,eğlence her duyguyu aynı anda hissedeceğiniz bir kitap.Bu tarz sevenlere kesinlikle tavsiyemdir.Mutlaka okuyun. (Selda Balaban Baykan)
Kitabı bitirmem 20 gün sürdü. Sıkıcılığından falan değil ki sıkıcı da değil. İnadına bitirmemek için 20 gün direndim.Çünkü ufukta bekleyen başka jennifer_royce kitabım yok. . Efem bir önceki kitap aşka tutsaktan tanıdığımız yeraltı cadısı Beatrice ve ispiyoncu dük Sean'ın hikayesini anlatıyor. Aşktan kaçan taraf Sean. Kovalayan ise Beatrice'in ağabeyi ((: çünkü bu iki salağa kalsa hala itiraf edemeyecekler. . Sean'ın umursamaz ve hovarda görüntüsünğn ardından bambaşka birinin çıktığını görüyoruz hikayede. Sean'ı sevdim ama Beatrice'i kürekle dövesim geldi. Kız her yere bodoslama dalıp başını belaya sokuyor. Bi dur kızım ya! Ama yok illa atlayacak . Vallahi ağabeyine de Sean'a da acımadım değil. Ben olsam zincirlerdim onu da Beatrice ondan da kurtulmayı becerirdi ya neyse. . (Gülcan Bülbül)
Yazarı çok sevmeme rağmen son iki kitabında sıkıldığımı söylemek zorundayım. Özellikle bu kitapta çok fazla zorlama ve lüzumsuz sahne vardı gibi geldi bana. Uzadıkça uzadı. Seni çok seviyorum Jenny ama son kitaplarında hakkındaki fikirlerim epey değişmeye başladı. Daha güzel kitaplara imza atman dileğiyle... (Sage Taylors)
--reklam--
Aşktan Kaçış PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jennifer Royce - Aşktan Kaçış kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Aşktan Kaçış PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jennifer Royce Kimdir?
Mersin’de doğup büyüyen Jennifer Royce, eşi ve iki çocuğuyla halen aynı şehirde yaşamaktadır. Sınıf öğretmenliği yapmakta olan yazar, hobi olarak yazmaya başladığı tarihi aşk hikâyeleri ile kısa zamanda okurların gönlünde taht kurmuştur.
--reklam--
Jennifer Royce Kitapları - Eserleri
- Gözlerinin Esareti
- İntikamla Gelen
- Esir Yürek
- Zorba Aşık
- Aşka Tutsak
- İskoç Onuru
- Aşktan Kaçış
- Asil Serseri
--reklam--
Jennifer Royce Alıntıları - Sözleri
- "İnsanların kapalı kapılar ardında yaptıklarını herkesin gözü önünde yapanlar deli olarak yaftalanır." (İskoç Onuru)
- "Geçmişin kördüğümünü çözmeden geleceğe dokunman mümkün değildir.. " (Esir Yürek)
- "Konuşmasalar ve birbirlerini görmezden gelseler de aynı ortamda olduklarında bile aralarında dalgalanan ve cızırdayan bir akım vardı.Trisha'nın göz ardı ettiği bu akım , adamın bedeninden kendi bedenine doğru şimşek hızıyla ulaşıyor ve nefesini kesiyordu. Tanrı aşkına ,bu saçmalıktı! Onun gibi duyarsız bir adamdan etkileniyor olamazdı." (Asil Serseri)
- "Ne o saraydan kız mı kaçırıyorsun, Hamlet?" Fahid yanından geçerken, "Opera ve tiyatroyu birbirine karıştırıyorsun, Cabir? Bir sadece Hırçın Kız'ın kocasına karşı geldiğinde, alacağı ders oyununu sahneliyorum. Hamlet'le birazcık benzerliğim olduğunu itiraf edebilirim ama..." (Esir Yürek)
- Genç adamın kuruyan dili, bir süre söylemek istediklerine itiraz edermiş gibi hareket etmedi. Onun bu sessizliği düşünüyormuş şeklinde algılandı. “Kızı satın almak istiyorum.” Hayatında söylemek zorunda kaldığı en zor cümleydi. Ayrin’in bir köle olduğunu ve mal gibi alınıp satıldığını sanki yeni fark etmiş gibi tüyleri diken diken oldu. Söylenen sözlerin ardında başka anlam arayan bir adam olan Aber; bir kölenin, en azından bir zamanlar köle olmuş bir adamın, neden bir cariyeyi satın almak istediğini düşündü. Bu, ucunda çok para olan bir işe dönüşebilirdi. Üstelik kız, hemen öylesine verilecek bir esir değildi. (Esir Yürek)
- "İnsanların kapalı kapılar ardında yaptıklarını herkesin gözü önünde yapanlar deli olarak yaftalanır." (İskoç Onuru)
- Pişmanlık en ölümcül silahtır. Geriye dönüp bakmak ise bu silahı şakağına dayayıp tetiği çekmektir. -Asil Korsanların Gizli Altın Kurallar Defteri'nden... (Aşka Tutsak)
- İnsan, mutlu olduğu yerleri ve zamanları özler. (Esir Yürek)
- İnsanlar korkaktı. Ölmekten korkarlar, yaşamaktan korkarlar, birbirlerinden korkarlar ama en çok gerçeklerden korkarlardı. Bu yüzden kendi gerçeklerini bulmak yerine başkalarının onlara sunduklarına, düşünmeden körü körüne inanırlardı. Saflığın güvenli uykusunu, farkındalığın acı veren uyanıklığına tercih ederlerdi. (Aşktan Kaçış)
- ...bense hep düşlerime imkansızları eklemeye devam ederdim. (İntikamla Gelen)
- Yüzlere kaldırılmış yelpazelerin her zaman ne işe yaradığını merak ederdi. Asıl amacın art niyetleri saklamak olduğunu şu son bir yılda öğrenmişti. İnsanlar çirkin yüzlerini saklamak için ihtiyaç duydukları aracı moda haline getirmişlerdi. (Aşka Tutsak)
- Bakmasını ve görmesini bilirsen en çirkindeki güzelliği bile fark edersin. (Esir Yürek)
- İnsanlar korkaktı. Ölmekten korkarlar, yaşamaktan korkarlar, birbirlerinden korkarlar ama en çok gerçeklerden korkarlardı." (Aşktan Kaçış)
- “Unutmayın Leydim, kaba saba bir taş bile heykeltıraşın elinde hafif bir dokunuşla kırılabilecek heykellere dönüşüyor. Yeter ki heykeltıraş sabırlı olsun.” (Zorba Aşık)
- Çocuklar ne güzel varlıklardı. Hayata art niyetsiz bakmak yaşadıklarına daha kolay uyum sağlamalarına yetiyordu. (Zorba Aşık)
- "İnsanların kapalı kapılar ardında yaptıklarını herkesin gözü önünde yapanlar deli olarak yaftalanır." (İskoç Onuru)
- Hayat hiç bir zaman istediğini önüne sunmuyor. (Esir Yürek)
- 65.madde Pişmanlık en ölümcül silahtır. Geriye dönüp bakmak ise bu silahı şakağına dayayıp tetiği çekmektir. (Aşka Tutsak)
- “Hayatımın bir noktasında, kadın olmanın ne kadar zor olduğunu kavradım. Kendi iradem yokmuş gibi erkeklerin isteklerine boyun eğmek zorundaydım. Benim isteğim dışında bedenime dokunma, istedikleri gibi kullanma haklarına isyan ettim.” Başını kaldırıp Bruce’nin gözlerinin içine cesurca baktı. “Sadece bir dış kabuktan ibarettim. Hislerimin, korkularımın, hayallerimin ve gelecek için yaptığım planların hiçbir önemi yoktu. Bu dünya erkeklere ait! Kadınlar sadece onların ihtiyaçları için kullanabileceği bir eşyadan ibaret! babam için statü kazanma aracıyım. Sizin için sadece bir emirle istemediğim bir adama verilebilecek kadar değersizim. Evlendiğimde ise kocam için ona çocuk verebilecek bir damızlıkdan öteye geçemeyeceğim. Neden yaptığımı soruyorsunuz. Asıl ben neden bütün kadınların deli olmadıklarını anlayamıyorum. Neden bu kaderi kabullendiklerini, neden baş kaldırmadıklarını, neden en başında yok olmaya mahkûm olduklarını kavrayamıyorum.” (İskoç Onuru)
- Savaş meydanı ölmek için koşulan bir yerdi. Ölümü severek, bilerek gelen savaşçılara istediklerini elinde Roya ile El Kayran verdi. (Gözlerinin Esareti)
Yorumlar
0 yorum