Kitap Künyesi

Yazar: Nihat Genç

Yayın Evi: Kırmızı Kedi

İSBN: 9786055340780

Sayfa Sayısı: 238

--reklam--

Aslanlı Yol'a Doğru Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

“Bu iktidarın en gaddar günlerinde hiç kimseden korkmadan, çekinmeden ‘cumhuriyet’ için yollara düşmüş bu kalabalıklara çok şey borçluyuz, çok şey...

Cumhuriyet Bayramı kutlaması için yola çıkanlar...

Hem iktidara hem Amerika’ya hem de yedi düvele hesaplarının çok yanlış olduğunu –taşa, sopaya, çirkinliğe, hukuk dışılığa asla müsaade etmeden– neşeli marşları ve sloganlarıyla bir daha gösterdiler.

Cumhuriyet bu meydanlardaki yüz binleri arkasında bulduğu müddetçe, hiçbirimiz için havada

karada ölüm yok.”

--reklam--

Aslanlı Yol'a Doğru Alıntıları - Sözleri

  • Korkmayın, kimse çelemez aklımızı, çünkü düşlerimizi bağımsızlık kurdu...
  • Deliler kimseye bağımlı olmadan ve zarar vermeden tek başına hareket edebilen insanlardır
  • PKK'yı, cemaati, AKP'yi kazıyın, altından Amerika çıkacaktır.
  • İktidar koltuğunun her insanın karakterinde travmatik bozukluklar yarattığı bilinen insani bir gerek; ağır bir kibir hastalığı ya da ağır bir megalomanlık belirtisi...
  • Unutmayın , içimizdeki en şerefizler , ideolojik aidiyet ve kıskançlıklarla konuşanlardır.
  • Bilim adamlarının maymunları insana dönüştürme çabaları tükense de, bugünlerde cemaatler, gizli servisler bilime büyük bir hizmet veriyor.
  • Bunlar din adamı, fikir adamı değil, düzeltilmesi imkansız sinir hastaları.
  • Gördünüz işte demokrasiden dahi cehennem yarattılar. Gördünüz işte, her insan evladını zihninden hasta ettiler. Gördünüz işte, çiçeklerin sevincini kurutup, acıyı, üzüntüyü tanımayan bir nesil yarattılar. İnsana dair bütün umut kapılarını hukuk diye diye kapattılar. Bir halkı, Amerikan ajanı bir cemaatin kapısına köle, köpek yaptılar.
  • Ölümü, insanı, acıyı, ağrıyı, üzüntüyü yaşamış tatmış olsalardı, bir bilgisayar oyunu kadar rahat konuşabilirler miydi bir kanlı savaşı?
  • Bilgisayar oyunu oynamaktan hayat, evren, hakikat, acılar, onlar için bir desen, bir şema. Işıklı çizgilerin içinden çıkamazlarsa, game over...
  • Ah daralıyor insan, gömleğini önünden parçalamak değil, göğüs kaburgalarını yırtarak açmak istiyor... Ah nerde o Kocatepe'nin atlıları? Öyle bir çifte attı ki nallarının çivisini Avrupa'nın alnına çaktı. Bize düşen artık, Safiye Ayla'nın eski şarkılarını dinler gibi, açıp kitapları gizli gizli o günleri okuyup okuyup ağlamak mı?
  • Vergi devletin ortak gırtlağıdır ve herkese adil dağıtılmalıdır. Birtakım örgütler, cemaatler, imtiyazlı kurumlar bu "ortaklığı" bozup sadece kendi üyeleri, kendi müritleri, kendi adamları için "yardımlaşmaya" başlarsa, işte o zaman on binlerce çocuğun bir başkasına "duygusal açıdan bağlanmasının" önünü açar, toplumu ortadan bölersiniz. Bu duygusal bağlanma siyasal bir tuzağa ve çok geçmeden başka büyük ülkelerle ortak sinsi, ajanvari çalışmalara kadar çoktan uzanır da şaşırıp kalırsınız.
  • Beş dakika dinlenin ve şimdi bir daha söyleyin bakalım, neymiş: sanat. Hanımefendi çok fazla "a" harfi kullanıyorsunuz, bu "a"lar sizin çıkacağınız ekran sayısı değil, bu "a"lar kazandığınız milyon dolar sayısı değil, lütfen, bir "a"yla yetinin.
  • 12 Eylül'ün güya yargılandığı mahkemenin önünde toplaşanları görünce, küçükdilimi yuttum. Neden insanlar bunun bir tiyatro oldugunu bile bile, kendi gerçek acilarina figüran rolu verirler? Evlatlarını kaybetmiş insanlar, bir insanın hayatında yaşayabileceği en büyük acıyı yaşamış insanlar, neden "sirk" haline getirildigi bu denli asikar bir "mahkeme" önünde toplandılar? Aklim almıyor... On yılı geçkin süredir görüyorsunuz, AKP'nin Ermeni açılımını, Güneydoğu açılımıni, Avrupa Birliği'ne girme acilimini, Kıbrıs açılıminı, Habur açılımı, Dersim açılımı, 28 Subat açılımını, açılımını... açılımını... Her biri "tiyatro, gösteri" Bu açılımların her biri sahnelenirken, medyada yüzlerce köşe yazarı, yüzlerce sivil toplum örgütü aylarca, hatta yıllarca canla başla hakikatmiş gibi ekranlarda sabahlara kadar delirerek, kudurarak rol aldılar. Hala oyuna, gösteriye, sirke doymadılar. Bu gösteriler" tıpkı İngilizlerin ikinci Dünya Savaşı sonrası askeri okullarında denediği "hayvanları delirtme" tatbikatlarına benziyor. Pavlov'un zil sesiyle mama verilip, şartlandırılan meshur köpek deneylerini biliyorsunuz. İngiliz askeri okulları, tam tersi ni yapıyor. Önce mama verilecek diye köpekleri şartlandırılır, ama sonra mama vermiyor. Sonuç, hayvanlar deliriyor. Zil sesine alışmış hayvanlar, mamayı göremeyince şaşırıyor, sarsılıyor, havlıyor, huzursuzlaşıyor. Velhasıl köpek dahi köpeklikten çıkıyor. Işte on yıl sonrası ülkemiz insanının ruh hali... Bu davalar artık bir halkı "delirtme" tatbikatlarını da geçti.
  • Hastaların koğuşlarında, tıpkı savaş sahnelerindeki gibi patlama sesleri, mermi, bomba sesleri oluşturuluyor. Hastalar yataklarında, aynı sahneleri yaşamaktan bir daha sarsılıyor, bir daha korkuyor. Ve doktorlar hastaların ellerini sıkıca tutup; "Bu seslerle yüzleşmelisin, bu seslere alışmalısın" diye telkinde bulunup, hastanın bu savaş atmosferinden korkmamasını (güya) sağlamaya çalışıyorlar. Ekranlarımız ve konuşmacılarımız tıpkı bu doktorlar gibi, on yıldır hangi yüzleşme paketi açılırsa açılsın, ekrandan halkımıza yaptıkları telkin değişmedi; "yüzleşmelisin, hesap laşmalısın". Ancak "hesaplaşma" sözünün sonrası akıllarına hiç gelmiyor, yani "nasıl?" diye kimse sormuyor. Üstelik bu deneylerden tam tersi sonuçlar alınır. Savaş gürültüsüne tabi tutulmuş nevrotik hastalar, öyle hale gelir ki, artık yanlarında bomba patlasa, dünya yıkılsa kılları kıpırdamaz. En küçük tepki vermeyerek, derin sessizliğe, yani duvarlaşmaya, eşyalaşmaya başlarlar.

--reklam--

Aslanlı Yol'a Doğru İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kitabı ilk elime aldığımda acaba okusam mı diye düşünürken kendimi kitabı bitirmiş şekilde buldum. Kitap genel olarak yazıldığı dönemin siyasi ve politik konularını içeriyor. Bir çoğuda Nihat Genç'in ODA TV'ye yazdığı makalelerden oluşuyor. Kafanızı açabilecek hoş bir kitap olmuş mutlaka öneririm. (Eray)

öncelikle kitap 2012 baskılı.. kitabı okuduğunuz da kaybettiğimiz değerlerin kitap yazıldıktan sonraki 7 sene içinde nasıl devam ettiğini dehşet kapılarak okudum, hatta korktum, hatta kendi kendime bir umut olmalı diye fısıldadığım umutsuz anlarım da oldu. meşhur kurbağa deneyi geldi aklıma.. "hani şu kurbağanın suya atıldığı ve suyun sıcaklığının yavaş yavaş artırıldığı ve sonuçta suyun kurbağayı öldürecek sıcaklığa gelmesine rağmen kurbağanın umursamaz tavırları" evet için şuan içinde olduğumuz tam tamına bu durum.. kitap ne anlatır : aslında ne anlattığından ziyade kimin anlattığı daha önemli.. nihat genç'in reklamını yapacak değilim.. ama omurgalı bir gazeteci ve karadeniz ve anadolu sevdalısı.. bu toprağın insanı ve bu toprağın değerlerine aşık. niye bunları yazıyorum cünkü kitap bu ruh ile yazılmış. şimdi kitap ne anlatır a tekrar dönelim : ergenekon sürecini bu sürece çanak tutan gazetecileri, medyanın delilleri açık seçik olmasına rağmen günümüzde dahi utanmadan omurgasızca yer buldukları medya organlarımızı.. karadeniz oto yolu ile güzelim karadeniz seyahatinde güzellikleri ile bizi hayretler içinde bırakan koylarının nasıl mahvedildiğini.. ve kitap sayfa 189 "peki, vefa , şükür, kardeşlik, renkler, güzellikler, muhabbet, arkadaşlık, yardımlaşma, siyasal ve sosyal eşitlik, gaddarlığa karşı çıkmak, hakkını aramak, "efendi'lerle dalga geçmek, zulme isyan etmek, bölüşmek ve insanlara işkece etmeden, dövmeden sosyal bilgiler vermek gibi duyguların hangisi dine karşı, hangisi Allah ' karşı gelmektir." daha fazla söze ihtiyaç yok sanırım. (Murat YAZICI)

--reklam--

Aslanlı Yol'a Doğru PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Nihat Genç - Aslanlı Yol'a Doğru kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Aslanlı Yol'a Doğru PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Nihat Genç Kimdir?

Nihat Genç, (d. 1956, Trabzon) Türk gazeteci, yazar.

Yaşamı

İlkokulu Meryem Mehmet Kayhan İlkokulu’nda, ortaokul ve liseyi de Trabzon Ticaret Lisesi'nde okuyarak 1974 yılında mezun oldu. İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisi ile Ankara Bankacılık Okulu'na kayıt yaptırdı ancak siyasi olaylar nedeniyle bu okullardan ayrıldı. Ardından Sağlık İdaresi Yüksek Okulu'ndan 1983 yılında mezun oldu. Okul bitimi Sağlık Bakanlığı/Ankara Rehabilitasyon Merkezi'nde, ardından ise Kültür Bakanlığı’nda toplam dokuz yıl memuriyet yaptı.

Gençlik yıllarında gazete ve dergilerde teknik eleman olarak çalıştı. 12 Eylül öncesinde, ülkücü hareketin genç entelektüellerinin en önemli isimleri arasındaydı ve çeşitli ülkücü dergilerde yazmıştı. O yıllardan bugüne, Bağımsız ve Kırmızı-Beyaz gibi ulusalcı siyasî dergiler ile Leman dergisinde yazıları yayımlandı. Kısa bir süre Akşam gazetesinde köşe yazıları yazdı ve bu gazeteden yine aynı gazetenin yazarı Engin Ardıç'ın Genç'in eskiden çalıştığı Leman dergisini Saddamcılık ve Apoculuk ile suçlaması sonucunda ayrıldı. 2008 Eylülü'nde Leman'a geri döndü. [1] Yazar 2008 yılının Aralık ayında Aydınlık dergisinde makaleler yazmaya başladı. Bir Soru - Bir Cevap adlı köşesinde Genç, güncel meseleleri ulusalcı bir bakış açısıyla değerlendiriyor.

Sky Türk adlı televizyon kanalında Serdar Akinan ile 2008 Eylülüne kadar "Nihat Genç ile Ne Var Ne Yok" adında bir program yaptı.[2] Kanal Akşam gazetesi ile kardeş kuruluş olduğundan, Genç, programına da son verdi. Bu progamın ardından ise 18 Ekim 2008 tarihinde Avrasya TV'de Lale Şıvgın ile ,"Nihat Genç ile Veryansın" programı yaptı.Son olarak günün siyasi olaylarını değerlendirdiği www.odatv.com adresinde yazıları yayınlanmaktadır.

Öykülerinde insancılık arayışı egemendir, insan hikâyeleri ile birlikte yaşanılan zamanların sorunlarını ve toplumsal değişimi gayet ince çizgilerle betimler ve kahramanlarını her zaman ezilen kesimden insanlar içinden seçer. Siyasi ya da siyasi olmayan fikir makalelerinde ise çok daha sert çizgilere sahip, kızgın ve hatta saldırgan bir tarza sahip olduğu görülür. Gizli ama derin bir yalnızlık duygusu, öykülerinde de fikir yazılarında da alt metni oluşturan güçlü öğelerden biridir.

2005 yılında Bilgi, Sabancı Üniversitesi ve Boğaziçi üniversiteleri tarafından düzenlenen İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri başlıklı konferansı eleştiren bir yazı[3] yazması üzerine uzun süredir tüm kitaplarını yayınlamış İletişim Yayınları, Nihat Genç ile ilişkilerini kesme ve kitaplarını yayınlamama kararı almış[4], bunun üzerine yazar kitaplarını diğer yayınevlerinden çıkarmaya başlamıştır.

Kitapları

Dün Korkusu (1989)

Bu Çağın Soylusu (1991)

Ofli Hoca / Şeriatta Ayıp Yoktur

Kompile Hikayeler

Dar Alanda Tufan 1993

Üfürükten Üniversite Bilimi (1993)

Soğuk Sabun (1994)

Köpekleşmenin Tarihi (1998)

Modern Çağın Canileri (2000)

Memleket Hikayeleri

Arkası Karanlık Ağaçlar (2001)

İhtiyar Kemancı (2002)

Amerikan Köpekleri (2004)

Edebiyat Dersleri (2004)

Nöbetçi Yazılar (2004)

Hattı Müdaafa (2005)

Karanlığa Okunan Ezanlar (2006)

Aşk Coğrafyasında Konuşmalar (2007)

Kavga Günleri (2007)

Veryansın (2008)

Bir Millet Uyanıyor 17: "Kavga Günleri" (2009)

Sordum Kara Çiçeğe (2009)

Yurttaşların Cinlerle Bitmeyen Savaşı (2011)

İşgal Günleri (2011)

Öykülerinden örnekler

Narlıbahçe Sokağı (Modern Çağın Canileri)

Şeriatta Ayıp Yoktur (Ofli Hoca)

Bu İşin Tövbesi Var midur? (Ofli Hoca)

İhtişam ve Sefalet (Köpekleşmenin Tarihi)

Türkan (Arkası Karanlık Ağaçlar)

Hero Marka Mızıka (Kompile Hikayeler)

İhtiyar Kemancı (İhtiyar Kemancı)

Televizyon programları

Nihat Genç ile Ne Var Ne Yok? (Sky Türk, 2003-2008)

Nihat Genç ile Veryansın (Avrasya TV, 2008-2011)

Nihat Genç Ko-nu-şu-yor! (Halk TV, 2012-...)

Nihat Genç İle Ver-yansın (Ulusal Kanal, 2013-...)

--reklam--

Nihat Genç Kitapları - Eserleri

  • Karanlığa Okunan Ezanlar
  • Köpekleşmenin Tarihi
  • Veryansın
  • Amerikan Köpekleri
  • Memleket Hikayeleri
  • İslamcı Erol Nasıl Çıldırdı?
  • Arkası Karanlık Ağaçlar
  • Aşk Coğrafyasında Konuşmalar
  • Hattı Müdafaa
  • İhtiyar Kemancı
  • Soğuk Sabun
  • Bu Çağın Soylusu
  • Tek Tabanca
  • Bizim De Günümüz Gelecek
  • Modern Çağın Canileri
  • Edebiyat Dersleri
  • Kompile Hikayeler
  • Dün Korkusu
  • Aslanlı Yol'a Doğru
  • Ofli Hoca
  • Yurduma Alçakları Uğratma!
  • Anadolu Yazarını Dinliyor
  • Nöbetçi Yazılar
  • Direniş Günleri
  • İşgal Günleri
  • Bir Millet Uyanıyor! 17
  • Sordum Kara Çiçeğe
  • Yurttaşların Cinlerle Bitmeyen Savaşı
  • Opus 61
  • Nihat Genç’le Veryansın
  • One Man Show
  • Saraya Kılınan Namazlar
  • Bizi Kandırası Umman Bulunmaz
  • İhtiyar Kemancı
  • Dar Alanda Tufan
  • Anadolu Yazarını Dinliyor
  • Edebiyat Derslerine Giriş

--reklam--

Nihat Genç Alıntıları - Sözleri

  • İnsanlar düzgün konuşuyor ölçülü konuşuyor diye uygarlık olmuyor insanlar istediği gibi rahat uluorta konuşunca uygarlık oluşuyor. (Nöbetçi Yazılar)
  • Kelimelerin sonsuz gücü vardır. (Bizi Kandırası Umman Bulunmaz)
  • Yaşadığım her gün ne kadar yoğun işim olursa olsun mutlaka elime bir kitap alır hiç değilse birkaç sayfasını okumaya karıştırmaya çalışırım, sebebi, Osmanlı ordularıyla topyekün yenildi mağlup oldu yüz yıl oldu içimizde acısı ağıtı yarası dinmedi ve bir şeyler yapalım, daha zinde daha akıllı olalım, cumhuriyet mağlup olmasın, diye... (Bizi Kandırası Umman Bulunmaz)
  • “Hayattan memnun Amerikan işgalinden rahatsız değil, IMF canınızı sıkmıyorsa artık “mizahla” işiniz yok demektir. Mizahın, mutlu, bahtiyar, bana dokunmasınlar,keyifli, şeker bu tatlı yaşamın arasında yeri yoktur. Gayesiz,meselesiz insanlara mizahın söyleyebileceği bir şey yoktur.” (Hattı Müdafaa)
  • Sebatkâr, sanatlı ve çok derin bir heyecanınız varsa ; dünyanın hiçbir hayal kırıklığı ve umutsuzluğu ve kilisesi ve ideolojisi ve patronu sizi yenemez. (Tek Tabanca)
  • “Aydınlarımız iki yüzyıldır,şahlanmayı,ayağa kalkmayı öğretiyor ve her nesil kollarını, ayaklarını kırıyor.Bakın hâlâ İstanbul’un fethini öğretiyorlar. Bu nesle birileri ‘düşmeyi’ öğretsin. Bir tarafımızı kırmadan “düşebilmek...” (İhtiyar Kemancı)
  • Batıya, malımızı verdik, madenimizi verdik batıya köle olduk, şebek olduk, köpek olduk, en onursuz ittifaklara girdik, batının ve diplomasinin kuklası olduk, komşularımıza bu yüzden kalleş olduk. ihanet içinde olduk, OrtaDoğu'yu topa tutan İncirlik'i peşkeş çekip batının işbirlikçisi olduk. Ama batı durmadı, hala bir şeyler istiyor, onurumuzu almakla yetinmedi, şerefimizi almakla yetinmedi, dinimizi topyekun kazımakla yetinmedi ve şimdi topraklarımızı komşularımızı ve tüm kutsallarımızı topyekün bizden almak istiyor. (Hattı Müdafaa)
  • Yalan söylemeden büyümeyi başarabilecek miyim? İnsanlar çoğaldıkça, kalabalıklar, kitaplar, düşünceler, olaylar karmaşıklaşınca ne yapacağım? Şeytan tenine dokunuyor. Sapık diyecekler, kızgın demirlere oturtacaklar, pişman ol, tövbe et diyecekler, yeryüzünün en iğrenç pazarlığına alet edecekler beni. Hayır. Ben, yalan söylemeden büyüyeceğim... (Dün Korkusu)
  • "Düşüncesi olmayan insanların, ellerinde yalnız, babadan, deden kalma gelenekler, kılıçlar, silahlar vardır." (Köpekleşmenin Tarihi)
  • Millet fincana bakıp dünyalar ötesini görüyor, biz bir adım ötemizi göremiyoruz, gel de kendini yeme. (Hattı Müdafaa)
  • "Çukur gözleri, artık bir onur adası olmuş kalbinden başka yerde rahat etmiyor gibi..." (İhtiyar Kemancı)
  • "... O kadar insan suçlu hissediyor kendini. Artık topluma güvenmiyor. Medyaya güvenmiyor. Annesine güvenmiyor. Artık bilgiye güvenmiyor. Artık habere güvenmiyor, konuşulanlara güvenmiyor ve toplumdan kuşku duyuyor. Eğer çağımız bir depresyon çağıysa, bu sahte bilgi, sahte haber, yalan, uydurma, suçlama, söylenti, dedikodu, iftira ve yakıştırmaların; bu depresyon çağının büyümesinde katkısı yüzde yetmiş. Hepimizde her gün; biri bize iftira atacak, bizi yanlış anlayacak, yanlış şeyler söyleyecek, falan falan şeyler yapacak ve insanlar benim hakkımda kötü düşünecek duygusu. Bu duyguyu oluşturuyorlar." (Anadolu Yazarını Dinliyor)
  • "... Batı’da ve Doğu’da, ‘Allah’la kul arasında bir aracı kurum’ tartışması gelmiş geçmiş tarihlerin en kanlı ve en hararetli tartışmasıdır." (Saraya Kılınan Namazlar)
  • Oturup ürün, oturup tarla, bağ, oturup kültür üretmeye ve bağımsızlığın artık silahla ve marşla ve yaygarayla değil, bunlarla olabileceğini bilmiyorlar mı? Biliyorlar! Ama o zaman yüz yıllık iktidarları sarsılıp yok olacak korkusu taşıyorlar! Onlara ürün toplamak, kitap yazmak, gün boyu çalışmak çok kadınsı geliyor olmalı. Onlar lak lak dükkânları gibi, ağır makamların sert erkekleri... (İhtiyar Kemancı)
  • Bir köy imamı kadar zekası olan insanlar 1400 yıllık İslam düşüncesini yeniden yazıp , moda oldular." (Edebiyat Dersleri)
  • "Senin gözlerin kadar güzel bir ülkem olmadı." (Bu Çağın Soylusu)
  • "Benim de bir zamanlar 'ne derler' dinim vardı. Bırakın bu ne derler dinini, ne derlerden arının çok hafifleyeceksiniz, hadi hoşçakalın." (Bu Çağın Soylusu)
  • Bir kiraz ağacının altına on dakika uzansalar bütün panik bitecek biliyorum. (İhtiyar Kemancı)
  • Şimdi sokaklarımızda gezinen halk, o fütursuz, lafını Karagöz gibi esirgemeyen halk değil.Şimdi sokaklarımızdaki bu halk, Hacıvatların yetiştirdiği halk... (Nöbetçi Yazılar)
  • Hangi Müslümanlık, hangi ülkenin hangi mezhebin Müslümanlığı, hangi çağın Müslümanlığı? Anne babalarımızla yaşayan Müslümanlık mı, bugünlerde icat olunan ideolojik İslamcılık mı? (İslamcı Erol Nasıl Çıldırdı?)