Kitap Künyesi

Yazar: Ercan Kesal

Yayın Evi: İletişim Yayıncılık

İSBN: 9789750522796

Sayfa Sayısı: 315

--reklam--

"Aslında..." Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Tüm yapıp ettiklerimizle aramızdaki mesafe, aslında bunların yarattığı iktidarın ne kadarından vazgeçebildiğimizin mesafesidir.Hayat aslında kalabalıkmış gibi görünüyor ama çok izole yaşıyoruz ve yalnızız.Her şeyden haberdarmışız gibi davranıyoruz ama çok da yalnız ve çaresiziz aslında.Biz İstanbul’da küçük kasabalarda, küçük şehirlerde yaşıyoruz aslında.Aslında hatırlamak, ayıklamaktır. Belleği diri tutmak da ahlâkî bir seçim aslında. Utanmayı kaybetmek aslında kişinin kendine olan saygısını kaybetmesidir. Kendi yaşadıklarımızı, “Ben olsaydım ne yapardım?” sorusunun cevaplarından, başkalarından duyduklarımızı “Benim başıma gelseydi ne olurdu?” üzerinden kuruyoruz aslında.

Aslında her metnin “ebesi” de şiirdir.

Bizim sesimiz aslında yaşadığımız coğrafyanın, kişisel ve toplumsal tarihimizin ve belleğimizin bize bağışladığı bir “tını”dır.

Aslında yazmıyorum da bir şey çekip izletiyorum gibi.

Aslında klasik diye adlandırdığımız bütün yönetmenlerin bir sinema felsefecisi gibi yaşadıklarını söyleyebiliriz.

Aslında, iyilik kendiliğinden ve istenmeden vermek değil midir?

“Sinemanın atına binmiş, edebiyatı kırbaç yapmış” bir yazarla söyleşiler… Hekim sıfatıyla hastalarının, yazarlığıyla Anadolu’nun sır kâtibi olan Ercan Kesal, edebiyatla ilgili, eserleriyle ilgili, memleketle ilgili, hal-i pürmelâlimizle ilgili, taşrayla ilgili, insan halleriyle ilgili, umut ve direnişle ilgili, ahlâkla ve vicdanla ilgili, sinemayla ilgili sohbet ediyor bizimle.

--reklam--

"Aslında..." Alıntıları - Sözleri

  • Zaman geri getirmez ama arkasından hiçbir iz bırakmadan da kaybolmaz
  • Güçlü olan hayatta kalır ,zayıflar zaten yok olur.
  • Hangi yaşta olursanız olun insan omzuna yaslanacağı vakur bir baba ve dizine başını koyacağı şefkatli Bir anneye ihtiyaç duyar.
  • Tarih,zalimler ile mazlumların mücadelelerin tarihidir .
  • Ne kadar güçlü olursa olsun bir acıyı kaldıracak ya da tek bir adaletsizlik ânını dönüştürebilecek bir şarkı veya bir şiir yoktur"
  • Mesele insan olmakla değil iyi insan olmak ile ilgilidir
  • Aslında hatırlamak, ayıklamaktır. Bir yandan da bazı şeyleri unutmaktır. Hatırlamak ise bir tercihtir...
  • Umutuz ve kötümser bir dünyaya inanmanın can sıkıntısının ,insanı hayvana çevirebileceğini iddia eden Dostoyevski gibiyim...
  • "Ciğerimdeki lekeyi soruyorsun da peki evimin duvarımdaki lekeyi hiç sormuyorsun"
  • “Marcel Mauss, tüm insanlığı ikiye ayırır: Beşikte büyüyenler, beşikte büyümeyenler.”
  • Yazmak nedir? Kelimelerle, kavramlarla mücadele etmek...
  • Hayat aslında kalabalıkmış gibi görünüyor ama çok izole yaşıyoruz ve yalnızız.
  • Benim için yerin yedi kat dibindeki bir fason atölyesinde sigortasız çalışan bir kızın Kürt mü, Alevi mi, Sünni mi, Türk mü olduğunun ne önemi olabilir?
  • Yokuş aşağı giden, freni patlamış bir kamyona benziyor dünyanın hâli.
  • Kendisi için sonsuz bir yaşam hayal eden budalaların dünyası.

--reklam--

"Aslında..." İncelemesi - Şahsi Yorumlar

EDEBİYAT VE SİNAMA ÖRNEĞİ OLAN: Kitap bana ilk basta bana etkisini pek gösteremedi ama kitabı okudukça artık iyiden iyiye kendini gösterdi. Deneme örneğinin en güzel örneklerinden biri olan Ercan kesal ile Aslında eseri gerçekten beni kendine aşık ettirdi kitabı çok sevdim ama şu hususa dikkat etmedim" Keşke Peri Gozazonu da okusaydım"... (YAKUP KÖSTEKÇİ)

Neden okuma ihtiyacı duyuyoruz? Neden yazma gereksinimi hissediyoruz? Neden film izliyoruz? Ercan Kesal’ın hekim olduğu, sinemada oyunculuk yaptığı ve senaryo yazdığı aynı zamanda çeşitli kitaplar ürettiği biliniyor. Bunların üzerine dergi, gazete ve sanat dergisi tarzındaki web sitelerinde yayınlanan söyleşilerinin derlendiği bir kitap olarak karşımıza çıkıyor. Kitap Ercan Kesal’ın hayata bakışını, sanatını, özelinde edebiyat ve sinemanın insana ve topluma kattığı veya katması gerekenler konusunda görüşlerini belirtirken yaşadığımız olaylara ve konulara belli bir aydın sorumluluğunda yaklaştığını görüyoruz. Neden okuyorum, yazıyorum ya da izliyorum? Çünkü orta bir vasatlığa teslim olmak istemiyorum. Sistemin sadece “tüketmek’’ görevi verdiği birisi olmak istemiyorum. Kendime dert edindiğim duyguların, olayların, hikayelerin peşine düşüyorum. Böylece bana dayatılan ve benden sadece “tüketmek’’ görevi beklenen sisteme kendimce bir dakika diyebiliyorum. Böylece bu görevi yerine getirmem üzerine kurulan sisteme itiraz etmiş oluyorum. (Ümit Demir)

Söyleşiler tarzında ki “Aslında…": Ercan Kesal'ın insana, insanlığa, ülke insanına, edebiyata ve sinemaya dair bakışını kendi yaşanmışlıklarıyla, kendi görüşleriyle okuyucuya sunduğu etkili bir kitap. Çok yönlü bir karakter; hekim, oyuncu, yazar, senarist,antropolog; Hepsi bi yana tavrıyla, duruşuyla, yaşadıklarıyla insan kalabilenlerden... Tavsiye ederim... (AsiRuh)

--reklam--

"Aslında..." PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Ercan Kesal - "Aslında..." kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de "Aslında..." PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Ercan Kesal Kimdir?

1959 Avanos doğumlu olan Dr.Ercan Kesal, ilk ve orta öğrenimini Avanos’ta, lise öğrenimini Nevşehir’de tamamladı. 1976-77 yıllarında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde, 1977-78 yıllarında Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde okuduktan sonra 1984 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu.1984-89 yıllarında Ankara - Keskin Devlet Hastanesi, Ankara - Bala ve köylerinde Sağlık Ocağı hekimliği, Sağlık Merkezi Başhekimliği ve Sağlık Grup Başkanlığı yaptı. Türkiye’deki sağlık sistemindeki aksaklıkları bizzat görme imkanı bulduğu Keskin ve Bala ilçelerinde, sorunların çözümünün Sosyalizasyon Sistemi ve Koruyucu Hekimlikte olduğunu tespit etti.1997 yılında Özel Okmeydanı Hastanesi’ni kuran Dr.Ercan Kesal, halen Hastanenin Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürmektedir. 2002 yılının ilk yarı döneminde Yön FM’de hazırlayıp sunduğu ’Mahalle Meydanı’ isimli program sırasında sıkça gündeme getirilen ve çözüm aranan arazi-tapu sorununu çözmek için bir araya gelenlerle Tapu Alma Girişimi’ni kurdu.Nuri Bilge Ceylan'ın "UZAK" filmindeki oyunculukla başlayan sinema serüveni "ÜÇ MAYMUN" da ve "BİR ZAMANLAR ANADOLU' DA" da senarist ve oyuncu, "VAVİEN" , "DERİN", "SAÇ","ALBATROSUN YOLCULUĞU" ve "KÜF" filmlerinde oyuncu olarak devam etmektedir.

--reklam--

Ercan Kesal Kitapları - Eserleri

  • Peri Gazozu
  • Nasipse Adayız
  • Cin Aynası
  • Velhasıl
  • Evvel Zaman
  • "Aslında..."
  • Bozkırda Bir Gece Yarısı
  • Kendi Işığında Yanan Adam

--reklam--

Ercan Kesal Alıntıları - Sözleri

  • Utanma duygumu hızla kaybetmiştim galiba. Bu böyle aniden olan bir şey miydi yahu? Ne bileyim, önceden bir belirti vermez mi? Kişiyi uyaran. ‘Bak, böyle bir durumun var senin; dikkat et, haline tavrına.’ Ya da, ‘şansını zorlama’ falan gibi. O da olmadı birtakım hafif bulgular da mı göstermez? Biraz kaşıntı, belki biraz bulantı; tam kusma olmasa da yani. Ya da temelde zaten böyle bir patolojim hep vardı da benim mi haberim yoktu? Aileden gelen bir şey olabilir mi? Irsi mi? Gerçi dedemde, babamda, anne tarafımda hiç rastlamadım bugüne kadar ama. Sonradan çıkabiliyor demek ki! Hani ülkede yaygın bir hastalık olarak ezelden beri var olduğundan, vakti zamanı gelince bende de ortaya çıkmış olmasın? Yine de önceden engellenemez miydi bu tatsız durum? Gerçi bunun farkında olmak neye yarayacak ki? Sonuçta utanmaz bir herif oluyorsun işte. İşin kötüsü ilerde bunun arlanmazlık safhası da olacaktır. Oraya ne zaman geçecektim acaba? (Nasipse Adayız)
  • İnsanın yazgısı onun kişiliğidir ya da kişiliği onun kaderidir. (Evvel Zaman)
  • Umutuz ve kötümser bir dünyaya inanmanın can sıkıntısının ,insanı hayvana çevirebileceğini iddia eden Dostoyevski gibiyim... ("Aslında...")
  • Şehirleri kent , Mekanları da yer olmaktan çıkaran içine doldurduğunuz anılar ve onları yaşadığınız kişilerdir. (Velhasıl)
  • Utandım mı? Bilmiyorum. Artık utanmıyorum galiba. Aday adayıyım çünkü. (Nasipse Adayız)
  • İnsan iyiyi kötülükten ayırt etmeye başlamasıyla birlikte cennetten kovuldu. Sonsuz bir arayış, kuşku ve yetmezlik duygusu cehennem değil de nedir? (Kendi Işığında Yanan Adam)
  • Ne kadar güçlü olursa olsun bir acıyı kaldıracak ya da tek bir adaletsizlik ânını dönüştürebilecek bir şarkı veya bir şiir yoktur" ("Aslında...")
  • Gece yarısı Fellini filmlerinin ortasına düşmüş şaşkın Anadolu köylüsü gibiydim. (Bozkırda Bir Gece Yarısı)
  • "Sosyalist, kendi aç kalsa da önündeki yumurtayı arkadaşının önüne doğru iten adamdır. " (Peri Gazozu)
  • Hiç birileriyle aynı dünyada yaşamaktan utanç duyduğunuz anlar oldu mu? (Peri Gazozu)
  • Bardağı suyla doldurursunuz. Dolar ama taşmaz. Ağzına kadar doldurursunuz, yine taşmaz. Ama bir damla daha koyarsanız, işte o zaman taşar. Sadece bir damla. Biliyor musunuz, bardağın taşmasına bir damla kaldı! (Peri Gazozu)
  • Utanma duygumu hızla kaybetmiştim galiba. Bu böyle aniden olan bir şey miydi yahu? Ne bileyim önceden bir belirti vermez mi?... Bulaşıcı falan olmasın? Hani ülkede yaygın bir hastalık olarak ezelden beri var olduğundan, vakti zamanı gelince bende de ortaya çıkmış olmasın? (Nasipse Adayız)
  • Hiçbir şeyin mümkün olmadığını bildikleri halde , her şeyin hala mümkün olduğunu anlatan iki karamsar .... (Velhasıl)
  • Sanatla, filmle, yaratıcılıkla hemhal olmak, dışarıdaki dünyaya karşı insanı daha ilgisiz ama aynı zamanda daha güçlü kılıyor. (Evvel Zaman)
  • Ne olursa olsun, nasıl olursa olsun, ama yeter ki bitsin istiyorum artık şu yürüdüğüm yolculuk. (Nasipse Adayız)
  • Gerçek neydi ? Başımdan geçenler mi, yoksa hayal ettiklerim mi ? (Evvel Zaman)
  • Edebiyat hiç beklemediğiniz sonuçlara da sebep olur, tahmin bile edemezsiniz . Sizi "Geçici olarak zamandan çeker alır, sonra daha iyi bir biçimde geri verir." İyileştirir, tahammül gücünüzü ve cesaretinizi artırır. (Velhasıl)
  • Doğru ve namuslu olduğunu ne olduğunu bilsek bile bazen onu seçemeyiz. Özgür olmadığımızı düşünüyorum. Hep bir çeşit özgürlük için mücadele ediyoruz ve belli bir oranda bu özgürlüğü, özellikle de dışsal özgürlüğü yakalamayı başarıyoruz... Bence bizler tutkularımızın, fizyolojimizin ve elbette ki biyolojimizin esiriyiz. Tıpkı 1000 yıl önce olduğu gibi. Daha iyi olanla biraz daha iyi olan; ve yine biraz daha iyi olanla, biraz daha kötü olan arasındaki karmaşık ve göreceli ayrımın tutsağı olduğumuzu düşünüyorum. Hep bir çıkış yolu bulmaya çalışıyoruz, bundan kurtulma şansımız yok. -Kieslowski (Kendi Işığında Yanan Adam)
  • Bazı şeyler insana geri dönülmez yollar çizer. Bir sarsıntı, bir kırılma olur hayatınızda ve sonra hiçbir şey eskisi gibi olmaz... (Peri Gazozu)
  • İti öldürene taşıtırlar. (Bozkırda Bir Gece Yarısı)