Kitap Künyesi

Yazar: Jack London

Çevirmen: Kadir Kıvılcımlı

Yayın Evi: Cem Yayınevi

İSBN: 9789754068870

Sayfa Sayısı: 176

Ataların Tanrısı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Cem Yayınevi, ünlü yazar Jack London'un (1876-1916) tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de olağanüstü ilgiyle karşılanan eserlerini okurlarına toplu olarak sunuyor.

Jack London'un roman, öykü, deneme ve anı kitaplarından oluşan bu toplamda, onun en seçkin eserlerini bulabileceksiniz. Jack London Toplu Eserlerinde tüm kitaplar, ilk basımlarının özgün biçimine sadık kalınarak eksiksiz çevrilmiş ve Kadir Kıvılcımlı tarafından dipnotlarla zenginleştirilerek yayına hazırlanmıştır.

Atalarının Tanrısı, Jack London'un Alaska ve Kuzey topraklarında geçen öykülerinden oluşan bir kitaptır. London bu irili ufaklı öykülerde kendi deneyimlerine yaslanan, akıcı bir anlatım kullanmaktadır. Güçlü doğa betimlemeleriyle dikkat çeken kitap, Cem Yayınevi tarafından, 1901de yazarın kitaba verdiği özgün biçime sadık kalarak yayınlanmaktadır.

Ataların Tanrısı Alıntıları - Sözleri

  • Ölüm merhametlidir. Bizi asıl acıtan hayat ve hayatın içindekilerdir. Yine de hayatı sever ölümden nefret ederiz. Bu çok gariptir…
  • Erkek denilen yaratık, omurgalılar sınıfının sürü halinde yaşayan hayvanlar takımından olup, uzun bir evcilleşme süreci içinde evrimleşmiş yabanilerdir. (Bir erkek yazar!)
  • Ölüm merhametlidir. Bizi asıl acıtan hayat ve hayatın içindekilerdir. Yine de hayatı sever ölümden nefret ederiz. Bu çok garip..
  • Ölüm merhametlidir. Bizi asıl acıtan hayat ve hayatın içindekilerdir. Yine de hayatı sever ölümden nefret ederiz. Bu çok gariptir.
  • Bizler rahat bırakılmak istiyoruz.Sizin cinsinizi istemiyoruz.Ateşimizin başına oturmanıza izin verirsek ,sonra kiliseniz ,rahipleriniz ve tanrılarınız gelecek.Şunu bil ki köyüme gelen her beyaz adama ,tanrısını inkâr ettireceğim.
  • "Katranın içine elini daldırmadan, pislenmenin ne demek olduğunu bilemez insan; öte yandan, katranın ne kadar bulaşıcı olduğunu bile bile bu denemeye girişmek için can atan insanlarla doludur dünya."
  • Ölüm merhametlidir. Bizi asıl acıtan hayat ve hayatın içindekilerdir. Yine de hayatı sever ölümden nefret ederiz. Bu çok gariptir.
  • Jacob Kent'in başına ne geldiyse hep tamahkarlığı yüzünden gelmişti.
  • Ölüm merhametlidir. Bizi asıl acıtan Hayat ve Hayatın içindekilerdir. Yine de Hayatı sever Ölümden nefret ederiz. Bu çok gariptir.
  • İnsan kirlenmenin ne demek olduğunu anlayabilmek için ellerini kirin içine sokmalıydı.
  • Ölüm merhametlidir. Bizi asıl acıtan hayat ve hayatın içindekilerdir. Yine de hayatı sever ölümden nefret ederiz. Bu çok gariptir.
  • köyüme ayak basacak her beyaz adama ilk iş olarak tanrısını inkâr ettireceğim.
  • "Bu gerçekleri değiştirmez. Neydi o? Kocaman, kaba maddi bir yaratık, şarkıya sağır, güzelliğe kör, ruha ölü. Tembellikte şişmanlamıştı, yanakları tom bul, göbeğinin yuvarlağı da oburluğunun tanığıydı ... "
  • Acı veren yalnızca Yaşam ve Yaşamın getirdikleri. Ama buna rağmen Yaşamı seviyor, Ölümden nefret ediyoruz.Bu çok garip.

Ataların Tanrısı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Atalarının Tanrısı London'un 11 öyküsünün yer aldığı Atlarının Tanrısı, bugüne dek okuduğum kitaplarının en sığ olanıydı diyebilirim. Sanırım bunun sebebi, yazarın öykücülüğe adım attığı hikâyelerden oluşması. Öykülerin hepsi, o dönem Jack London'un da katıldığı ve "altına hücum" diye adlandırılan altın ve maden arayışını konu alıyor. Beyaz Diş ve Vahşetin Çağrısı kadar olmasa da kar, kış kıyamet ve çetin şartlar yine kendini hissetiriyordu. London serisini tamamlamak isteyenler okuyacaktır muhakkak. Ama yeni başlayacaklar için yazarın başka kitaplarını öneririm. Kitapla kalın (Mehmet Durmaz)

London 1900'lü yılları tenine kadar hissettirirken hikayeler bazen sığ kalıyor. Zaten 11 hikayeden oluşuyor ve bu hikayeler London'ın yazım hayatının başındaki hikayelerden oluşuyor. 1900-01 yıllarındaki hikayeler dergilerde yayınlanmış ve 1 asır sonra bile okunabilir duruma gelmiştir. Kadınlar üzerine çok durdu. Zaten London kadınlara çok değer verirdi. Malum onun zamanında kadınları değeri birçok kişi için hiçti. İçinde çok sıcak hikayelerinde olduğu her London ve klasik sevenin rahatça okuyabileceği bir kitap olmuş. (Emre)

Çocukluğu yoksulluk içinde geçen ve kitaplarla 10 yaşında tanışan Jack London’ın macera dolu bir hayatı olmuştur. Bu hayattan ilham alan yazar, gençken vaktinin çoğunu San Francisco koylarında istiridye korsanı olarak geçirmiş, bir fıçının içinde denizde yolculuk yapmış, bütün ülkeyi baştan başa bir trenden diğerine atlayarak dolaşmış ve Pasifik Okyanusunda yelken açmıştır. 1896’da ise Klondike’ta altına hücuma katılan Jack London, bu yolculuğundan pek çok öyküyle dönmüştür. 20. yüzyılın en verimli yazarlarından biri olan Jack London, Klondike öykülerinde yerlileri başarılı bir biçimde resmetmiştir. Diğer öykülerden tanıdığımız karakterlerin çoğuna Atalarının Tanrısı’nda da rastlarız. İnanç, sadakat ve intikam, kadın olmanın ve aşkın üzerinden yeniden okunur. Bir yandan soğuk, bu kısa öykülerin arasında tüm gücüyle dolaşırken; öte yandan kültürlerin birbirine karşı beslediği önyargı ve kin, kadının kalbinde aşkı taşıma kabiliyetiyle kırılacaktır. (Sirius)

Kitabın Yazarı Jack London Kimdir?

12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.

Jack London Kitapları - Eserleri

  • Beyaz Diş
  • John Barleycorn
  • Martin Eden
  • Demir Ökçe
  • Ay Vadisi
  • Demiryolu Serserileri

  • Vahşetin Çağrısı
  • Deniz Kurdu
  • Uçurum İnsanları
  • Alın Teri
  • Şampiyon
  • Dehşet Ülkesi
  • Güneşin Oğlu

  • Yanan Günışığı
  • Kız, Kar ve Kan
  • Düş Ülkelerine Yolculuk
  • Sevginin Katıksızı
  • Tanrılar ve Köpekler
  • Suikast Bürosu
  • Kurt Dölü

  • Denizin Çağrısı
  • Midas'ın Müritleri
  • Yıldız Gezgini
  • Ölüme Boyun Eğmeyen Adam
  • Ataların Tanrısı
  • Beyaz Sessizlik
  • Can Yoldaşı

  • Devrim
  • Dönek
  • Gece Doğan
  • Halk Avcısı
  • İnsanın Sadakati
  • Meksikalı
  • San Fransisco'nun Güneyi

  • Sınıf Farkı
  • Makaloa Hasırı Üzerinde
  • Bana Göre Hayatın Anlamı
  • Hawaii Öyküleri
  • Büyük Serüven
  • Kurt Kanı
  • Yakalanış

  • Öyküler
  • Uzak Diyarlarda
  • Bir Kuzey Macerası
  • Gece Geçen Serseriler
  • Gemide İsyan
  • Geleceğin Hikayeleri
  • Beyaz Cehennem

  • Büyük Evin Küçük Hanımefendisi
  • Beyaz Diş - Madam Bovary
  • Şafak Kızı
  • Beyaz Diş - Esrarlı Ada
  • Yumruk
  • Buzun Çocukları
  • Bin Düzine Yumurta

  • Adem'den Önce
  • Oyun
  • Ateş Yakmak
  • Acemi Gece
  • Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman)
  • Kumarbazlar Cenneti
  • Vahşetin Çağrısı - Beyaz Diş

  • Ateş Yakmak
  • Hayatın Kanunu
  • Demir Yolu Çocukları
  • Kızıl Veba
  • Büyük Sorgu
  • Mapuhi’nin Evi
  • Ölümcül Dalgalar

  • Kadın Denen Mucize
  • İlk Savaş, İlk Zafer
  • İnsanlığın Sürüklenişi
  • Kepaze
  • Çinago
  • Bütün Dünyanın Düşmanı
  • Alice Ruhunu Açınca

  • Kahekili’nin Kemikleri
  • Dağ Adamı
  • Bir Dilim Biftek
  • Kırmızı
  • Tek Özgürlüğüm
  • Güneşe Doğru
  • Lost Face And Other Stories

  • Theft
  • Tom Pomplun
  • Kaval Kemikleri

Jack London Alıntıları - Sözleri

  • “Sanki kendimin dışında durmuş da kuşkuyla kendime bakıyor gibiydim.” (Deniz Kurdu)
  • Henüz çıldırmadım ama çıldırmaya başladığım zaman beni görün;))) (Büyük Evin Küçük Hanımefendisi)
  • Yaşlılık zamanlarımızda dine ihtiyaç duyarız Alice. Din bizi yumuşatır, diğer insanların zayıflıklarına, özellikle de nerede sabah orada akşam hovardalık ettikleri ve ne yaptıklarını bilmedikleri gençlik zamanlarında gösterdikleri zayıflıklara karşı daha hoşgörülü ve affedici olmamızı sağlar. (Alice Ruhunu Açınca)
  • Ömrüm boyunca gövdemle hayvan gibi çalıştım ve ne kadar çok çalıştıysam çukurun dibine o kadar fazla yaklaştım. (Tom Pomplun)
  • °• İnsan her zaman hayattan talep ettiğinin daha azını alır . (Uçurum İnsanları)
  • Dünyaya egemen olan kanunu iyi biliyordu: zayıflar ezilir, güçlülere itaat edilirdi. (Beyaz Diş)

  • “Bana o gözleriyle bir dakika içinde, bin yılda kitaplarda okuyabileceğimden daha çok şey söylüyordu.” (Büyük Sorgu)
  • Bundan şu çıkıyordu ki bir kişi dostluğun d'sini bile bilmez ama soylu biri olabilir! (Uzak Diyarlarda)
  • İnsanlar neden şarap içer, at biner, aktristleri tutar, papaz ya da kitap kurdu olur? Öyle isterler de ondan. İşte sana cevap. Hepimiz, elimizdeyse, hoşlandığımız şeyleri yapmak isteriz, elde edelim etmeyelim, istediğimiz şeylerin peşinden koşarız. (Sevginin Katıksızı)
  • Güneş her sabah doğar. (Makaloa Hasırı Üzerinde)
  • Korkak olduğu için, zorbalığı da korkaklığıyla uyumluydu. (Can Yoldaşı)
  • Derler ki, bu aşk hayattan bile daha kıymetliymiş, aşık olanlar böyle söyler. Bir kadın ya da erkek, birini dünyadaki herkesten daha fazla severse, o zaman aşık olduğunu anlar. Böyle denir ama kelimelerle açıklamak fazlasıyla zor. Sadece bilirsin işte, o kadar. (Kadın Denen Mucize)
  • “Kalbimde sana duyduğum hisler yıldızlar kadar parlak ve çok, bunu ifade edebilecek bir dil yok. Sana nasıl anlatabilirim ki? Oradalar... Görüyor musun?" (Kadın Denen Mucize)

  • Tekdüzelikten uzak olması belki de serseri yaşantısının en güzel yanıdır. Topluluklar hâlinde yaşayan serserilerin ülkesinde, yaşamın yüzü sık sık biçim değistirir. (Demir Yolu Çocukları)
  • Yaşamaktan mutluyum, kendi akıl ve gücümden mutluyum, işleri yapmaktan mutluyum, kendim için yapmaktan. Bundan başka yaşamak için bir neden olabilir mi? Kendimden ve yaptığım işlerden keyif almayacaksam, neden yaşayayım? (Buzun Çocukları)
  • “Aramızda küçük bir tartışma yaşadık ve yapabileceğimiz en iyi şey, bunun bu kadarla kalmasını sağlamak.” (Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman))
  • Kötü olan iyi olanı bozar, her şey birlikte iltihaplanır. (Uçurum İnsanları)
  • Bugün n'oluyor, ilkokuldan sonra ortaokul, lise, sonra üniversite, sonra ya memur oluyoruz ya doktor moktor, bildiğimiz serüvenleri de sadece kitaplardan öğreniyoruz. (İlk Savaş, İlk Zafer)
  • Hayat hayal kırıklıklarıyla dolu ve öyle olmalı zaten. En tatlı et kıtlıktan sonra gelen ve en yumuşak yatak da zor bir avdan sonra yatılandır. (İnsanın Sadakati)
  • Kazanılacak bir oyun gibi gördükleri şeyi yıllarca oynayan insanları izledim. Sonunda kaybettiler... (Dönek)