Kitap Künyesi

Yazar: Hasan İzzettin Dinamo

Yayın Evi: Tekin Yayınevi

İSBN: 9789944610049

Sayfa Sayısı: 480

--reklam--

Ateş Yılları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Ailesini koruyabilmek ve yurt savunmasına daha fazla katkıda bulunabilmek uğruna işgal altındaki İstanbul'u terk edip Amasya'ya yerleşen eğitimci Abbas Bey, zorba ve ikiyüzlü her devrin adamı komşusundan çok tedirgin olmaktadır. Pontus çeteleri her gün bir yerleri yakıp yıkmakta, günahsız insanları öldürmektedir. Anneleri Rum, babaları Türk olan Ahmet'le Mehmet, ikizdirler ve aynı koleje gitmektedir.

İkizlerden Ahmet, kandırılarak Hristiyan yapılır. Aynı zamanda Pontus çeteleri içinde görev alması için baskıya uğramaktadır. Durumun önemini kavrayan Mehmet Kemal, kardeşini bu durumdan kurtarmaya kararlıdır. Fakat O'nun da adı Gâvur Mehmet'e çıkar. İşler her geçen gün karışmaktadır. Mehmet Kemal, ülkesine tıp alanında hizmet etme aşkıyla, tıpta okumak için İstanbul'a gelir. Bir gün iki İngiliz askerini vurmak zorunda kalan Mehmet Kemal, üç duvarlı hücreye atılır. Şimdi, O'nun için korkunç bir yaşam savaşı başlamıştır. O'na bir mucize gereklidir. Bu sıralarda Anadolu, bir yangın yeri gibi ateş içindedir.

--reklam--

Ateş Yılları Alıntıları - Sözleri

  • Tarih, milletleri, dinleri ve mezhepleri keskin kılıç darbeleriyle birbirinden ayırmış ve onların kaderini demir kalemlerle yazmıştır. Onun için hepimiz bu demir sınırlar içinde hapsedilmiş durumdayız ve tarihin ufacık kuklalarından, oyuncaklarından başka bir şey değiliz. Tarih, bize biçim veriyor, yontuyor, hazırlanmış kalıplar döküyor ve ondan sonra kılıcının keskin ucuyla ensemize dokunarak haydi, yürü diyor. İşte, bugün biz, hepimiz aynı zorunlulukların pençesinde zorla kımıldayan birer otomat gibiyiz.
  • Evet! Korkunç bir zamanda yaşadığımızı düşünüyorum Mehmet. Ne bugünümüz, ne de yarınımız güven içinde. Dev makinalar, ya da mekanizmalar var; küçük insanın alınyazısı üzerinde oynayıp duruyor. Gelecek için güzel hülyalar kurmak sanki hepimize yasak. Sen, başka bir kaderin oyuncağısın, ben, bir başka kaderin. Buyruğu veren, yine hep o dev çarklar ve dişliler. Durmadan dönüyorlar, önünden kaçılmaz dev silindirler gibi uykuda ve uyanık üstümüze geImekteler.
  • Adalet, insan mutsuzluğunun bulduğu güzel bir sözcükten başka nedir? Adalet, ancak canı yanan insanın özlemini çektiği şeydir. Can yakan için adalet bir efsanedir; hatta yoktur.
  • Biliyorum, çok karışık, çok namussuz bir zamanda yaşıyoruz. Bütün değerler alt-üst olmuştur; pek çok gerçek değerler, çamurların içinde bocalamaktadır.
  • ''İyi insanlarla dolu bir ev penceresiz de olsa aydınlık sayılır, Hanımefendi.''
  • Dağ dağa kavuşamazdı ama insan insana kavuşurdu.O, bir gün onunla yine karşılaşacaktı. Buna inanıyordu.
  • Biz dünyadan geçip gittikten sonra da ay pek çok kereler doğacak, fakat bizi bulamayacaktır. -O.Henry-
  • Daha çok gençti, ileride sınırları belirsiz fethedilecek koskoca bir ülke uzanıyordu:bunun adı gelecekti.Bu ülkede at oynatabilmek için bütün bir eğitim zorunluydu.
  • Artık yorulmuştu.Yorulmuştu ama gençliğin yedek enerji depoları bitmek tükenmek bilmiyordu.
  • Bilmez insan kadrini âlemde insan olmayan!
  • Mal-mülk, bir gün insanin elinden çıkar ama kafası yerinde kalır. İnsanin en büyük hazinesi de odur.
  • Çünkü, dünyada kötü tohumlar çok daha kolay tutar, yeşerir ve büyür.
  • En güzel din, insanlık dinidir; kardeşlik dinidir diyordu. Sonra dalıyor ve benim kulağıma şöyle fısıldıyordu: Mehmet, yavrum, sen babanın dininden olanlara daha yakın olmağa çalış. Ömrün daha mutlu geçer. Daha az acı çekersin. Kalabalığın dışındakiler, her zaman daha çok yalnızdır, daha çok acı çekmek, onların kaderleridir.
  • Pontoscu Rum’lar, Türk köylerini yakıyor, onlar da Rum köylerini karşılık olarak ateşe veriyorlar. Venizelos, ötede kına yaksın. Çünkü uzaklarda akan gözyaşlarının bir damlasını bile onun gözleri bütün ömrünce görmemiş ve bunların acılığını tatmamıştır. Gözyaşları uzaktan şairanedir. Fakat, bir de dökenlere sormalı onu... Hepimiz bütün bu memleket çocukları, çok daha gözyaşı dökeceğiz Mehmet. Onun için sıkı dur!
  • En bayağı yaşama, soluk alma haklarım bile zorbalarca çiğnenip duruyor. Beni vuranları hep bildiğimiz halde bunun üstüne varamıyoruz. Şundan ki karşımızdaki karanlık güçlerin hakkımızı aramamızı engelleyeceğini ve tehlikeyi daha çok arttıracağını çok iyi biliyoruz. Bütün değerler yıkılmış, alt üst olmuş, eski Akropol kalıntıları gibi yerlerde yatıyor. Şimdi, herkesi titreten türlü kanunsuzluklar, bu topraklarda korkusuzca at oynatıyor.

--reklam--

Ateş Yılları İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Ateş Yılları-Hasan İzzettin Dinamo “İyi insanlarla dolu bir ev penceresiz de olsa aydınlık sayılır.” Sayfa 151 Ateş Yılları kitabı Hasan İzzettin Dinamo ile tanışma kitabım oldu. Kalemi oldukça etkiliydi diyebilirim. Kurtuluş Savaşı yıllarına ışık tutan bu eserde Pontus çetelerini, türeyen eşkıyaları ve diğer düşmanları görüyoruz. Kitap kurgusal da olsa 1919 yılı ile 1921 yılları arasında anlatılan olayların bir kısmının gerçek ya da gerçeğe yakın olduğunu düşünüyorum. Eser 480 sayfa olmasına rağmen akıcı üslubuyla hızla okunabiliyor. Karakterler ve iç dünyaları çok başarılı aktarılmış. Hatta kitap bittiğinde keşke bu olaylar hiç yaşanmamış olsa bile dedim. Bir insanın başına neler gelebilirse hepsi var diyebiliriz. Kitapta hem sıcak hem de soğuk savaşa yer verilmiş. Herkese rahatlıkla öneririm. Dinamo’yu ben de geç okudum fakat pek okunmuyor oluşu bir edebiyat sever açısından üzücü. Kutsal İsyan serisini de artık okumak gerekiyor... (Uğur Karabürk)

Kurtuluş Savaşı: Kitap,bir kurgu hikaye içinde Kurtuluş yıllarındaki Anadoluyu ve orada savas ortamında filizlenen aşkları çok akıcı ve canlı şekilde aktardığı için tarihinin akışına ayrı bir keyifle bakmayı sağlayıcıydı kitap/ates-yillari--176063 yazar/Hasan-izzettin-dinamo (Mine KOCABALLI)

--reklam--

Ateş Yılları PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Hasan İzzettin Dinamo - Ateş Yılları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ateş Yılları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Hasan İzzettin Dinamo Kimdir?

Hasan İzzettin Dinamo (d. 1909, Akçaabat, Trabzon - ö. 20 Haziran 1989), Türk yazar.

Ailesiyle önce İstanbul'a sonra Samsun'a yerleşti. Babası I. Dünya Savaşı'nda öldü. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'ndeki eğitimini tamamlayamadan ayrılan yazar, geçimini çeviriler yaparak ve özel ders vererek sağladı.

Dinamo, gençliğinde bireysel şiirler yazsa da Nazım Hikmet'in şiirleriyle tanışınca kendine toplumcu bir çizgi çizdi. Nazım'ın yanında, Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz ve A. Kadir gibi şairlerle birlikte çalıştı. yedi ciltlik Kutsal İsyan ve Savaş ve Açlar gibi önemli romanlara imza atmıştır. 1977 yılında, "Kutsal Barış" adlı romanıyla, Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazanmıştır. Genellikle savaş dönemini anlatan romanlarının yanında şiir kitapları ve bir de öykü kitabı bulunmaktadır. İlk şiirlerinde Rıza Tevfik , Yusuf Ziya, Orhan Seyfi'nin etkileri görülür. Servet-i Fünûn dergisinde hece vezniyle şiirler yazmıştır. Aruz ölçüsünü kullanmış olsada yeniden heceye dönmüştür. Hapiste sayısız şiirler, romanlar, destanlar yazmıştır. Deniz Feneri, Kutsal İsyan, Savaş Ve Açlar adlı kitapları önemlidir.

--reklam--

Hasan İzzettin Dinamo Kitapları - Eserleri

  • Savaş ve Açlar
  • Öksüz Musa
  • Kutsal İsyan - 1
  • Açlık
  • Kutsal İsyan - 2
  • Kutsal İsyan - 3
  • Musa'nın Mapusanesi
  • Koyun Baba
  • Musa'nın Gecekondusu
  • Kutsal İsyan - 4
  • Kutsal İsyan - 5
  • Ateş Yılları
  • Çoban Şiirleri
  • Deniz Feneri
  • Kutsal Barış 1
  • Kutsal Barış 3
  • Kutsal Barış 2
  • Kutsal Barış 4
  • 6-7 Eylül Kasırgası
  • Kutsal İsyan - 6
  • Kutsal İsyan - 8
  • Kutsal İsyan - 7
  • Ateş Ormanları Arasından
  • Özgürlük Türküsü
  • Adalet Sıtması
  • Türk Kelebeği
  • Kavga Şiirleri
  • Anadolu'da Bir Yunan Askeri
  • Kenti Yiyen Çocuk
  • Gecekondumdan Şiirler
  • Tuyuğlar
  • Sürgün Şiirleri
  • Karacaahmet Senfonisi
  • İkinci Dünya Savaşı'ndan Edebiyat Anıları
  • Nazım'dan Meltemler
  • Savaşta Çocuklar

--reklam--

Hasan İzzettin Dinamo Alıntıları - Sözleri

  • Fırsat bulsanız da okuyun, bulmasanız da okuyun." (Öksüz Musa)
  • Düşünmek kahramanlıktır, Düşünmek, bir çiğ tanesidir. bir anlıktır. Düşünmenin ötesi, karanlıktır cancazım, karanlıktır. (Kavga Şiirleri)
  • Düşünmek, salt insanoğlunun harcı. Yine insanoğlu, en büyük düşman ne yazık, düşünceye karşı. (Kavga Şiirleri)
  • <Türk Kelebeği)
  • Yine zindan, yine çark, yine bıçak, yine kelepçe, Gece başlıyor, kardeşler, gece. (Kavga Şiirleri)
  • Tarihimizi okuyunuz, görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar, hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir. Mustafa Kemal (Kutsal İsyan - 3)
  • "Ama çok yoksullar değil mi?" "Çalışan insanlar hep yoksuldur kızım." (Savaş ve Açlar)
  • İnsan yürekleri de gittikçe taşlaşmakta. (Çoban Şiirleri)
  • "insanoğlundan tiksinicek duruma gelmiştim. İçimde insan sesinin hiç işitilmediği kuytu ormanlara, dağ başlarına kaçmak eğilimi çan çalıyordu." (Musa'nın Mapusanesi)
  • İnsan, neden her istediğini olamıyordu? Bu adaletin ya da adaletsizliğin anahtarı kimin elindeydi? Toplum, yetenekli çocuklarını neden elinden tutup yetistirmiyordu? Bir Rousseau, bir Pestalozzi gibi düşünen insanların varlığına dayanan bir toplum, bir eğitim sistemi var olmadıkça bütün yetenekler güz yaprakları gibi yağmurun, rüzgarın önünde sürüklenmek zorundaydı. Toplumlar, çocuğun anası babası olmadıkça yeteneklere kurtuluş yoktu. (Açlık)
  • Yapamadım,yol verdim gözlerimdeki yaşa. (Çoban Şiirleri)
  • İstanbul soluk alınamaya­cak, içinde kımıldanılamayacak bir arslan kafesine dön­müştü. İşgalciler, ellerinde ateşten kırbaçları bulunan arslan terbiyecileri gibi bu kafesin kızgın demir çubuk­ları çevresinde dönüp duruyorlardı. (Kutsal İsyan - 1)
  • En son türkümde seni söyleyeceğim. Bir emperyalist tankı altında şair yüreğim ezilirken. Ya da dünyanın en güzel bir sabahında Bir duvar dibinde kurşuna dizilirken... (Özgürlük Türküsü)
  • Yıkıldı üstümüze zaman bir dağ gibi. (Çoban Şiirleri)
  • Umut gerçi kahpe bir şeyse de o gülümsedikçe ortada her zaman sahip olacağımız bir şey var demektir. Sen, şu sırada büsbütün umutsuz değil, salt öfkelisin. Tabancanı, hiçbir vakit öfkelenince kullanma, aziz kardeşim. (Adalet Sıtması)
  • Ben, Aziz Nesin’i güçlü mizah sanatiyle orda tanı­dım.Eski Marko Paşa’da yazdığı çok güzel yazılarını eski dostum Sabahattin Ali’ce kaleme alındığını sanıyordum, orda bana okumam için verdiği «İt Kuyruğu» adlı hikâye kitabını okuduktan sonra bu­nun yazarı birden bire gözümde dağ gibi büyüdü. Sonra iyi ahbap olduk. İyi bir okuyucu olduğumu da anlamış olacak ki, bundan sonra bütün oracıkta yarattığı mapusane ürünlerinin sanırım ilk okuyu­cusu ben oldum. Akbaba’cı Yusuf Ziya ile bağlantı kurar kurmaz sıtmalı bir yazı işine girişti. Artık, başnı kaşıyacak zamanı yoktu. Ha bire yazıyordu. Dışarda serbest gezen okuyuculanın daha sonra okuyup kahkaha patlatacakları ,biraz daha sonra da İtalya’da dünya mizah birinciliği alacak olan Fil Hamdi hikâyesini henüz müsvedde halindeyken ilk okuyan biz oluyor, kasıklarımız çatlarcasına gülüyorduk. O kötü koşullar altında başka hiçbir şey de beni güldürememişti. Bütün emniyet örgütünü son kerte zekice hicveden bu hikâye haklı olarak sonra Altın Palmiyeyi Türkiye’ye doğru yola çıkarmıştı. Aziz Nesin dışarda gene, güzel bir de sevgili bırakarak mapusaneye gelenlerdendi. Bu yüzden de içerde para kazanmak, sonradan karısı olacak sevgiliyi çıkıncaya dek dışarda barındırmak gerekiyordu. Yusuf Ziya da Nesin’i doludizgin sömürüyordu. Bir hikâyesine yedi buçuk yada on lira veriyordu. Geçmiş gün, iyi usumda yok. (6-7 Eylül Kasırgası)
  • Kent düzeni, belli bir saatten sonra kentin deliğini deşiğini kilit altına alıyor, yarattığı kanunsuz sürülerini kutsal masallardan uzak tutmaya çalışıyordu. Sokakta işsiz, aşsız, korumasız kalmış bir insan için, toplumların yarattığı kutsallikların ne anlamı olabilirdi? Bütün kutsalliklar en sonra insan denen değerin korunması, daha büyük bir değer olması için değil miydi? İnsan, hiçbir kutsallık için bir kurban değildi. Klan çağlarıyla Ortaçağ, artık tası tarağı toplayıp karanlık mezarına göç etmemiş miydi? (Açlık)
  • Biz dünyadan geçip gittikten sonra da ay pek çok kereler doğacak, fakat bizi bulamayacaktır. -O.Henry- (Ateş Yılları)
  • En güzel hürriyet düşleri zindanda görülür. Schiller. (Kutsal İsyan - 2)
  • ...insanın evini ancak kendisi, mezarını başkaları yapar. Ben, bunu bilirim. (Musa'nın Gecekondusu)