Kitap Künyesi

Yazar: Marguerite Yourcenar

Çevirmen: Sosi Dolanoğlu

Orijinal Adı: Feux

Yayın Evi: Metis Yayınları

İSBN: 9789753421546

Sayfa Sayısı: 120

--reklam--

Ateşler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bir aşk bunalımının ürünü olan "Ateşler", bir aşk şiirleri derlemesi sayılabilir, ya da, şöyle de diyebiliriz; belli bir aşk mefhumuyla birbirlerine bağlanmış bir dizi lirik düzyazı. Bu haliyle eser hiçbir yorum gerektirmez, çünkü kurbanına hem bir illet hem bir temayül olarak kendini dayatan mutlak aşk, en eski zamanlardan beri, tecrübe edilmiş bir olgu ve edebiyatın en çok işlenmiş konularından biri olmuştur. Bu kitaba kaynaklık eden aşk gibi, yaşanan her aşkın, karmaşık bir duygular ve şartlar karışımının yardımıyla, verili bir durumun içinde oluştuğu, ardından bozulduğu hatırlatılabilir. "Ateşler"de bu duygular ve bu şartlar kah doğrudan, ama oldukça gizli bir şekilde, başlangıçta çoğu günce notları olan kopuk "düşünceler" aracılığıyla, kah tersine dolaylı yoldan, efsaneden ya da tarihten ödünç alınmış ve zamanın içinden şaire birer destek olarak hizmet etmesi düşünülmüş hikayeler aracılığıyla dile gelirler.

-Marguerite Yourcenar-

(Arka Kapak)

Uçakta, senin yanındayken, tehlikeden korkmuyorum artık. İnsan tek başına ölür ancak.

Asla yenilmeyeceğim. Yene yene yenik düşeceğim ancak. Bozulan her oyun, sonunda mezarım olacak aşka beni kapattığından, hayatım bir zaferler zindanında sona erecek. Yalnızca bozgun anahtarları bulur, kapıları açar. Ölüm, kaçağa yetişmek için harekete geçmeli, onda hayatın keskin zıddını tanımamızı sağlayan o hareketsizliği kaybetmelidir. Ölüm bize, uçarken vurulmuş kuğunun, kim bilir hangi karanlık Hikmet tarafından saçlarından yakalanmış Akhilleus'un sonunu sunar.

Pompei'deki evinin girişinde dumandan boğulmuş kadın için olduğu gibi, ölüm, öteki dünyada, kaçışın koridorlarını uzatır sadece. Benim ölümüm taştan olacak. Mukadderat'ın iskelelerine, açılabilen köprülerine, tuzaklarına, yeraltındaki bütün yollarına aşinayım. Orada kaybolamam. Ölümün, beni öldürmek için, suçortaklığıma ihtiyacı olacak.

Kurşuna dizilenlerin yığıldıklarını, diz üstü çöktüklerini fark ettin mi? İplere rağmen gevşediklerinden, olan olduktan sonra bayılıyormuşçasına bükülürler. Benim gibi yaparlar. Ölümlerine tapınırlar.

Mutsuz aşk yoktur: sahip olmadığımıza sahibizdir yalnız. Mutlu aşk yoktur: sahip olduğumuza sahip değilizdir artık.

Korkacak bir şey kalmadı. Dibe vurdum. Senin kalbinden daha aşağıya düşemem....

(Akhilleus ya da Yalan, s. 22-23)

--reklam--

Ateşler Alıntıları - Sözleri

  • Onun masumiyetini sevmek benim ilk günahım oldu.
  • Yalnızlık...Onların inandığı gibi inanmıyorum, onların yaşadığı gibi yaşamıyorum, onların sevdiği gibi sevmiyorum...Onların öldüğü gibi öleceğim.
  • Sana rastlasam beni görmeden geçerdin, çünkü rüyalarımız tarafindan görülmeyiz.
  • “Yaktığımdan daha büyük ateşlerde yandım...”
  • Artık kendini feda etmemek, hâlâ kendini feda etmektir. Fedakârlığını feda etmektir.
  • Daima öyle bir an gelir ki insan susmayı öğrenir, belki de nihayet dinlemeyi hak etmiş olduğu için; öyle bir an gelir ki insan bir şey yapamaz olur, çünkü hareketsiz bir şeye sabit bir şekilde bakmayı öğrenmiştir, ölülerin bilgeliği bu olmalı.

--reklam--

Ateşler İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Marguerite Yourcenar'ın "Ateşler"kitabı okuduğum en zor Yourcenar okuması oldu benim için.1935 yılında, otuz iki yaşındayken Ateşler'i yazan Marguerite Yourcenar kitabın bir aşk bunalımının ürünü olduğunu, aşk şiirleri derlemesi ya da aşk üzerine şekillenmiş, birbirlerine bağlanmış bir dizi lirik düzyazı olduğunu belirtmiş. Marguerite Yourcenar, bu kitabında da mitolojiden faydalanmış.Okumamda mitoloji bilgim yetersiz olduğu için sıkıntı yaşadım.Kitabın sonunda yardımcı notlar adı altında bir bölüm yer alıyor.Oldukça faydalı oldu benim için ama bu kitabın hakkını verebildiğimi düşünmüyorum. Yalnızlık...Onların inandığı gibi inanmıyorum, onların yaşadığı gibi yaşamıyorum, onların sevdiği gibi sevmiyorum, fakat onların öldüğü gibi öleceğim. Korkacak bir şey kalmadı.Dibe vurdum.Senin kalbinden daha aşağı düşemem. "Yaktığımdan daha büyük ateşlerde yandım..." Yorgun bir hayvanım, alevden bir kırbaç böğrüme iniyor. Şairlerin metaforlarının asıl anlamını buldum. Her gece kendi kanımın yangınında uyanıyorum. Aramızda aşktan daha iyi bir şey var: suçortaklığı. (Özlem Akbaş)

Mitolojiye şiirsel lirik bir tat, tuzlu bir deniz esintisi ve tanrısal bir ateş katmayı başarmış Marguerite Yourcenar...Okumaktan çok keyif aldığım bu kitaptan, mitolojinin zenginliğini tekrar tekrar yudumladığım bir şarap tadı kaldı damağımda, sarhoşluğu hala damarlarımda...Marguerite’ın “Ateşler” ile bendeki yeri sağlamda... (Karanlığadoğanay)

Çok sayıda metaforla vurgulanan, geçmiş çağların olaylarını modern zamana uyarlanmış bu şiirsel hikâyeleri çok çok çok sevdim. Lirik aforizmaları, o cümle yapısı ile birleştiğinde nasıl muhteşem bir eser çıkmış ortaya anlatamam, kalbimi tamamiyle fetheden bir kitap oldu. Özellikle Magdalılı Meryem ve Antigone’yi aynı kitapta bulmak beni çok mutlu etti, her ikisiyle unutulmaz bir bağım var, öğretmenim sağ olsun. Bu kadar etkileneceğimi düşünmemiştim açıkçası, yazarın diğer kitaplarıyla buluşmaya can atıyorum desem... Asıl adı Marguerite Crayencour olan yazar 1980 yılında Fransız akademisine seçilen ilk kadın olarak tarihe geçti, onun yanı sıra birçok ödüle layık görüldü ve 1996 yılında Asteroid (7020) Yourcenar adı verildi. Kesinlikle bağımlık yapan bir kitap, mutlaka okuyun. (Le ciel)

--reklam--

Ateşler PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Marguerite Yourcenar - Ateşler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ateşler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Marguerite Yourcenar Kimdir?

Marguerite Yourcenar, asıl adı Marguerite de Crayencour (d. 8 Haziran 1903, Brüksel, Belçika- ö. 17 Aralık 1987, Northeast Harbor, Maine, ABD),romancı, deneme, öykü yazarı ve çevirmen. Üye sayısı 40'la sınırlı olan Académie française'e seçilen (6 Mart 1980) ilk kadın üyedir. Akademi üyeliği yalnızca Fransız vatandaşlarına verildiğinden, Amerikan uyruklu Yourcenar, Fransız cumhurbaşkanının özel izniyle çift uyrukluluk kazanmıştır.

Baba tarafından Flandre bölgesinin Fransız kesiminde yerleşmiş eski bir aileden, anne tarafından ise Belçika'ya çok sayıda edebiyatçı ve siyaset adamı vermiş Valon bir ailenin soyundan gelen Crayencour, Flandre'ın Fransızca konuşulan kesiminde bulunan evinde özel eğitim gördü. Çocukluğunun çoğu, daha sonra "tanıdığım en iyi dost ve en özgür insan" olarak tanımlayacağı babasıyla birlikte gittiği gezilerde geçti. Genç yaşta yazmaya başladı. 1927'de babası öldükten sonra kalan miras, Crayencour'a istediği gibi yazma özgürlüğü kazandırdı, uzun dünya gezilerine çıktı. İlk romanı Alexis'i 1929'da yayımladı. II. Dünya Savaşı çıkana değin bir göçebe gibi yaşadı.Sonra ABD'ye yerleşti; 1947'de Fransız vatandaşlığından çıkmadan ABD vatandaşlığına geçti. Asıl adı Crayencour'u değiştirerek yaptığı Yourcenar adını kullanmaya başladı.

Yapıtları

Yourcenar'ın yapıtları, kusursuz klasik üslupları, içerdikleri geniş bilgi ve psikolojik incelikle dikkati çeker. En önemli yapıtlarında geçmiş dönemleri ve kişilikleri yeniden yaratmış, insanlığın kaderi, ahlak ve iktidara ilişkin düşünceler ileri sürmüştür. Başyapıtı Mémoires d'Hadrien (1951; Hadrianus'un Anıları, 1984) 2. yüzyılda hüküm sürmüş bir Roma imparatorunun öykülerle zenginleştirilmiş anılarını içeren tarihsel bir romandır. Başka bir tarihsel roman olan L'Œuvre au noir (1968; Zenon, 1985) ise 16. yüzyılda yaşamış bir simyacı ve bilim adamının düşsel yaşamöyküsüdür. Yourcenar'ın öteki yapıtları arasında kısa öykülerini topladığı Nouvelles orientales (1938; Doğu Öyküleri, 1985), düzyazı bir şiir olan Feux (1936; Ateşler) ve Le Coup de grâce (1939; Bir Ölüm Bağışlamak, 1988) adlı kısa roman sayılabilir.

Ayrıca denemeler (Sous bénéfice d'inventaire (1962)), ailesine ilişkin anı kitapları (Souvenirs pieux (1973)), (Archives du Nord (1977)) ve Hindu gizemciliğine olduğu kadar eski ve modern Yunanistan'ın lirizmine duyduğu ilgiyi belirten çeviriler yayımladı. Ölüm teması (Mishima ou la Vision du vide (1981)) ile herşeyin gelip geçiciliği teması (Comme l'eau qui coule (1982), Le Temps, ce grand sculpteur (1984)) sanatın ve yalnızlığın ayna oyunlarına temel oldu.

Birçok deneme yazan Yourcenar, Siyahların spiritual'ları ile çeşitli İngiliz ve Amerikan romancılarının yapıtlarını Fransızcaya çevirmiştir.

--reklam--

Marguerite Yourcenar Kitapları - Eserleri

  • Alexis ya da Beyhude Mücadelenin Kitabı
  • Doğu Öyküleri
  • Bir Ölüm Bağışlamak
  • Ateşler
  • Hadrianus'un Anıları
  • Düş Parası
  • Mişima ya da Boşluk Algısı
  • Rüya ve Kader
  • Zenon
  • Akan Su Gibi
  • Mavi Masal

--reklam--

Marguerite Yourcenar Alıntıları - Sözleri

  • Her gün, ölümü bekleyin, bekleyin ki, zamanı geldiğinde, huzur içinde ölün. (Mişima ya da Boşluk Algısı)
  • Sana rastlasam beni görmeden geçerdin, çünkü rüyalarımız tarafindan görülmeyiz. (Ateşler)
  • "Rosalia'nın hayatı bir dönüşün, bir de gidişin bekleyişiyle geçiyordu." (Düş Parası)
  • Hayatın bize rüya kadar saçma gelmemesinin nedeni alışkanlıktır. (Rüya ve Kader)
  • ''Her gece etten kemikten kurtulur, hayalet halimizin provasını yaparız.'' (Rüya ve Kader)
  • Sevdiğim adamla birlikte bir odada, bir yatağın başucundayım. Yatakta yatıyorum, kadınların aşk karşısında kapıldığı uyuşturulmuş hayvan titremesine tutulmuşum. (Rüya ve Kader)
  • Aşk konusunda da, süssüz bir kusursuzluk yanlısıyım. (Bir Ölüm Bağışlamak)
  • ... bazen tanrı kendisini daha doğmazdan önce mahkum etmiş sanısına kapılıyordu ve erdem bile tanrının hoşuna gitmeyen bir diretmeydi sanki. (Zenon)
  • Teni o kadar soluk ki kendi damarlarımı kessem hayatın rengini kazandıramam ona; o kadar soğuk ki, kalbinin üzerine yatsam onu ısıtamam. (Rüya ve Kader)
  • Ölüler uyuyor, ama rüyalarını kimse bilmiyordu. (Düş Parası)
  • Belki de mutluluk daha iyi katlanılan bir mutsuzluktur sadece. (Alexis ya da Beyhude Mücadelenin Kitabı)
  • "Uyanıkken insanların dünyası ortaktır, ama uykuda herkesin ayrı bir evreni vardır." (Rüya ve Kader)
  • Ölüm, bir bahçede ayakta durmuş viyolonsel çalıyor. (Rüya ve Kader)
  • Bir anlamda göz, hiçliği dengeleyen karşı ağırlıktı. (Zenon)
  • Onaylanmayı dileyecek kadar çılgın değilim; kabul görmeyi bile talep etmiyorum: bu çok büyük bir talep. Sadece anlaşılmayı arzu ediyorum. (Alexis ya da Beyhude Mücadelenin Kitabı)
  • Bir köşede oturan hekim, Ölüm'ü rahatsız etmekten korkar bir halde gibi oturuyordu.Kendisinden mucizevi tedaviler isteyen hizmetçileri susturmak zorunda kalmıştı. (Akan Su Gibi)
  • Güzel olan herşey, Tanrı'nın ışığıdır. (Akan Su Gibi)
  • İnsan ölümünün bir kepazelik olduğunu fark etmek için bir insanı sevmek gerekir... (Zenon)
  • Hem istiyor, hem istemiyorum; hem acı çekiyor, hem zevk alıyorum. Yaşamaktan tiksiniyorum, ölümden korkuyorum. (Doğu Öyküleri)
  • Her şeyin bir düş gibi gelip geçtiği bir dünyada küsmek, küfretmek yakışmaz insana. (Doğu Öyküleri)