Kitap Künyesi
Yazar: Mustafa Armağan
Yayın Evi: Kapı Yayınları
İSBN: 9786055147969
Sayfa Sayısı: 312
Ayasofya Entrikaları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Mustafa Armağan, Ayasofya’nın üzerindeki
sır perdesini Ayasofya Entrikaları’nda aralıyor.
Tarihte kaç Ayasofya yapıldı? Ayasofya katedralini yağmalayanlar kimlerdi? Nasıl Müslüman oldu? Ayasofya Camii hangi dış zorlamalarla müzeye çevrildi? ABD ve İngiltere’nin Ayasofya üzerindeki emelleri neydi? Ayasofya kararnamesindeki Atatürk imzası sahte mi? Fatih Sultan Mehmed’in emaneti tekrar camiye çevrilebilir mi?
Ayasofya Entrikaları bu soruların ve daha fazlasının cevaplarını aramak ve 85 yıldır gizlenen Ayasofya’nın müzeleştirilmesinin arka planını bir nebze de olsa netleştirmek, onu alacakaranlıktan aydınlığa çıkarmak için yola çıkıyor. Mustafa Armağan’ın her zamanki titizliğiyle yürüttüğü araştırma, karanlık müzeleştirme sürecinin kılcal damarlarına kadar nüfuz ediyor ve Ayasofya’nın niçin “rehin” tutulduğunu ifşa ediyor. 21. asrın ilk büyük Ayasofya müdafaası olan Ayasofya Entrikaları, hepimizi Fatih’in emanetine sahip çıkmaya davet ediyor.
“Bize düşen görev, Ayasofya Camii’nin bir vakıf eseri ve bir Fatih Sultan Mehmed Han mirası, birilerinin dediği gibi ‘insanlığın’ değil, ecdadın bir emaneti olduğunun şuurunu daima canlı ve hafızamızı bu bakımdan bir süngü gibi diri tutmaktır… Elinizdeki kitap, bu şuurun diri tutulması uğrunda atılmış ufacık bir adım olabilirse, bir tek okurunu bile rahmetli Osman Yüksel Serdengeçti gibi ‘Ürperiyorum!’ diye haykırtmayı başarabilirse yazarı vazifesini yerine getirmenin sonsuz bahtiyarlığını yaşayacaktır.”
Ayasofya Entrikaları Alıntıları - Sözleri
- Ancak makalenin devamında daha çarpıcı bir pasaj var. Onu da beraberce okuyalım mı: Atatürk ile Whittemore arasında ABD Dışişleri Bakanlığı ve Ankara'daki Amerikan Elçiliğinin aktif destek verdiği müzakereler yürütüldü. Bu müzakerelerin sonucunda Ayasofya cami olarak kapatıldı ve müze olarak açıldı. Yeterince açık bir ifade değil mi? Meğer Atatürk ile Ayasofya pazarlığının içine ABD Dışişleri Bakanlığı ile ABD Büyükelçiliği de dahil olmuş ve sonuçta Ayasofya Camii'ni müze yapma girişimi başarıya ulaştırılmış.
- Canımızı nicedir acıtan soru şudur : Ayasofya ibadete kapalıyken Istanbul' un fethini hangi yüzle kutlayabiliyoruz.
- Hatta bir ara Fransız işgal kuvvetleri komutanı kuvvetleriyle bizzat gelerek Ayasofya'yı askerlerimizden almak istedi. Fakat Tevfik Bey isimli aziz bir komutanımız bir fedâi Birliği oluşturmuş ve verilen emir gereği askerlerini Ayasofya Camii'nin içine silahları ve bombalarıyla mevzilendirmiştir. Kapıda Fransız komutana işgal güçlerini keslikle içeriye sokmayacaklarını ihtar eden Tevfik Bey, zorla girmeye kalkarlarsa girişteki makineli tüfeklerin işlemeye başlayacağını söyler. Oradan bir şekilde geçtiler diyelim, özel olarak görevlendirdiği askerleri Ayasofya'nın sütunlarının dibine yerleştirdikleri dinamitleri patlatacaklardır. Bu altından kalkamayacağı kadar ağır sırlı üstlenmek istemeyen Fransız komutan, içeri girmekten vazgeçer ve geri döner. Böylece Ayasofya işgal şartlarında bile tıpkı "Asım'ın Nesli" gibi namusunu çiğnetmez.
- Son devrin bükülmez kalemlerinden Osman Yüksel Serdengeçti'nin 1952 Ağustos'unda "Ayasofya" başlıklı biraz heyecanlı bir tonda kaleme alınmış yazısından dolayı Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlayacaksınız. Sonunda lehindeki bilirkişi kararıyla beraat etti gerçi ama savcı iddianamede kendisine şu ilginç ithamda bulunmuştu: Bu yazı Ayasofya’nın tekrar cami olmasını istiyor. Halkı sokaklara döküp Ayasofya’da eylem yaptırmayı amaçlıyor. Ayasofya’ya müze değil, mumsuz kilise diyor. Bu, kanunlarımıza göre suçtur. Cezasız kalması milli menfaatlerimize zarar verecektir vs. Rahmetli Serdengeçti'nin bu gülünç iddiaya verdiği muhteşem cevap tarihe geçecek güzelliktedir: Savcı iddianameyi göndereceği yeri şaşırmış olmalı. Bunu Milli Mücadelede açtıkları yaralar hala kanayan, söndürdükleri ocaklar hala tütmeyen, camilerimizi yıkıp taşlarını hela yapmak için kullanan(...) Yunanlı dostlarımıza bir cemile olarak göndersin. Beni bu yazıdan dolayı Türk savcıları değil, Yunan savcıları itham etsin. O zaman bütün neticelere katlanmaya şeref bilirim. Savunmasında bu noktaya bir kere daha dönen Serdengeçti, orada şu sağduyulu sözleri sarf edecektir: Savcılık bu davayı yanlış yere getirmiş. Dosyayı Yunanistan'a gönderseydi daha iyi etmiş olurdu. Tam tabiriyle taşı gediğine oturtmuş olan merhum Osman Yüksel Serdengeçti, asıl büyük bombasını en sona saklamıştır. Hamlet'in tiratlarını hatırlatan o müthiş sözleri şöyle seferber eder: İstanbul'un, hatta İzmir'in Yunan olduğunu söyleyen, bunun üzerine şiirler, kasideler yazan Yunan muharrirlerini(yazarlarını), şairlerini Yunan hükumeti teşvik, tebcil ederken(ödüllendirirken), Ayasofya’da tekbir sesi, ezan sesi işitmek isteyen bir insanı bizimkiler vatana ihanet suçuyla ağır ceza mahkemelerine sevk ediyor... Bu mukayese beni çıldırtıyor, çıldırtıyor beni! Sanki karşımda, iddia makamında, Müslüman bir Türkü değil, Athenagoras'ın mümessilini görüyorum! Ürperiyorum! Ürperiyorum!
- Cânım Ayasofya’nın resmini minaresiz Çıkarmışlar, gördüm, bir Rumca dergide Rum'lar... Kızmaya hakkınız yok ezan sesi olmıyan Câmide minarenin, kim demiş, lüzûmu var
- Ayasofya, ah Ayasofya! Sen ki bize Fatih'in aziz emanetisin, lâkin yaban ellere rehin verilmişsin. Yaşadığın nasıl bir trajedidir ki resmî tapunun öz sahibi olan bu devlet bile sana mâlik olduğunu gösteremiyor , aynı topraklara ayak bastığın millet bile senin mâkûs talihini 82 senedir değiştiremiyor. Sesin çıkamıyor da ağlıyor her Allah'ın günü elini, dilini, kalbini hasret korunla cayır cayır yakıyorsun.
Ayasofya Entrikaları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Benim acizane fikrim şudur ki ben müslümanım diyen her bir ferdin bila istisna Ayasofya gibi bir derdi olmalıdır. Çünkü Ayasofya kuru bir mabed değil maddeden sıyrılarak manada karar kılmış bir yapıttır. Ayasofya özgürlüktür.. Ayasofya müslümanlıktır.. Ayasofya Peygamber müjdesinin nişanıdır.. Ayasofya Ulu Hakan Fatih Sultan Mehmet'in emanetidir.. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı bu mabed bizim milli davamız olmalıdır. Onun için ise bu davayı hakkıyla bilmek mecburiyetindeyiz. Üslûp olsun içerik olsun tüm istenileni karşılar mahiyettedir. Düşünmeden alıp düşünerek okumanızı tavsiye ediyorum.! (Lâ Edrî)
Ayasofya'nın nasıl müzeye çevrildiğini ve kimler tarafından Camii vasfını kaybettiğini anlatan ve Ayasofya nın açılması halinde ne gibi problemlerin çıkacağı ve bu problemlerin çözümü gibi konuları içeren harika bir kitap...! (imran içen)
Ayasofya Entrikaları: Ayasofya ses vermiyor, Ayasofya bir hoş Ayasofya bomboş!... -Serdengeçti Üstad Kadir Mısıroğlunun Ayasofya meselesi adına önerdiği dört kitaptan biri. Ayasoyanın doğumundan cryonics işlemine kadar ki tüm sürecin gerçekliğiyle ele alındığı bir eser. Kitabın ön sözü bizi bize getirmek ve tamamen bu meselesyi tekrardan tartışmaya açmak için yazılmış. Kitapta bolca belge ve resim var, şiirlerden alıntılar var yazı boyutu gayet büyük, tasarımı muazzam Sayın Armağan her zamanki gibi akıcı. Ayasofya meselesine dair okunması gereken bir eser. Bir gün kavuşmak dileğiyle Ayasofya.... (Csyu hıg uh 7y6tue)
Kitabın Yazarı Mustafa Armağan Kimdir?
Urfalı anne ve babanın çocuğu olarak Cizre'de doğdu (1961). İlk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1985 yılında mezun oldu. Fritjof Capra'dan yaptığı Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası adlı çevirisi ile Türkiye Yazarlar Birliği Tercüme Ödülü'nü (1989) ve Şehir ey Şehir adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Deneme Ödülü'nü (1997) aldı. Bir dönem (1995-1996) İzlenim ve Diyalog Avrasya (DA) dergilerini yönetti. 1995'ten beri Zaman gazetesinde yazıyor.
Yayınlanan eserleri: Gelenek (1992); Gelenek ve Modernlik Arasında (1995); Şehir Asla Unutmaz (1996); Şehir ey Şehir(1997); Bursa Şehrengizi (1998; 2. Baskı Osmanlı'yı Kuran Şehir: Bursa'ya Şehrengiz adıyla 2006); Alev ve Beton (2000),İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini (2003), İnsan Yüzlü Şehirler (2003), Kuğunun Son Şarkısı: St. Petersburg'da Zamanlar ve Mekanlar (2003); Osmanlı İnsanlığın Son Adası (2003); Osmanlı'nın Kayıp Atlası (2004); Kır Zincirlerinin Osmanlı (2004);Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler (2005); Ufukların Sultanı: Fatih Sultan Mehmed (2006).
Çevirileri: Seyyid Hüseyin Nasr'dan Molla Sadra ve İlahi Hikmet (1991); Fritjof Capra'dan Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası(1991); ve Yeni Bir Düşünce (1992); Muhammed Esed'den Sahih-i Buhari: İslam'ın İlk Yılları (2001)
Derlemeleri: İslam Bilimi Tartışmaları (1990); İstanbul Armağanı I: Fetih ve Fatih (1995); İstanbul Armağanı II: Boğaziçi Medeniyeti (1996); İstanbul Armağanı III: Gündelik Hayatın Renkleri (1997); İstanbul Armağanı IV: Lale Devri (2000);İslam'da Bilgi ve Felsefe (1997); İstanbul'da Semtler ve Hayatlar: Bir Semtini Sevmek (2001); Değişen Milliyetçilik: Tartışılan Sınırlar (2001); Cemil Meriç: Düşüncenin Gökkuşağı (2001); Osmanlı Geriledi mi? (2006).
Osmanlı: İnsanlığın Son Adası, Türkiye Yazarlar Birliği'nin 2003 yılı Fikir Ödülü'nü almıştır.
Mustafa Armağan Kitapları - Eserleri
- Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı
- Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 2
- Küller Altında Yakın Tarih
- Kızıl Pençe
- Avrupa'nın 50 Büyük Yalanı
- Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz
- Satılık İmparatorluk
- Yavuz Sultan Selim Han
- Ufukların Sultanı
- Yakın Tarihin Kara Delikleri
- Geri Gel Ey Osmanlı !
- Türkçe Ezan ve Menderes
- Cumhuriyet Efsaneleri
- Asım'ın Nesli
- Efsaneler ve Gerçekler
- Paşaların Hesaplaşması
- Osmanlı'nın Mahrem Tarihi
- Osmanlı - İnsanlığın Son Adası
- Kır Zincirlerini Osmanlı
- Büyük Osmanlı Projesi
- Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 3
- Tek Parti Devri
- Korku Duvarını Yıkmak
- Cemil Meriç'in Dünyası
- Fatih'in Rüyası
- Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler
- Ayasofya Entrikaları
- Gerçek Tarihin Peşinde
- Osmanlı Sultanları Albümü
- İnsan Yüzlü Şehirler
- Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı
- Kızıl Elma Peşinde Bir Ömür
- Osmanlı'yı Kuran Şehir - Bursa'ya Şehrengiz
- Cemil Meriç Konuşuyor
- Osmanlı'nın Kayıp Atlası
- Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak
- Gülün Fethi - Fatih Sultan Mehmed
- Bilinmeyen Yönleriyle İsmet İnönü Gerçeği
- Osmanlı'yı İmparatorluk Yapan Şehir İstanbul
- Petersburg'da Osmanlı İzleri
- Düşüncenin Gökkuşağı: Cemil Meriç
- Yakın Tarihte Efsaneler ve Gerçekler
- Gençler için Fatih Sultan Mehmed
- Tarihimizle Hesaplaşmak
- Gelenek ve Modernlik Arasında
- Osmanlı Geriledi mi?
- Şehir Asla Unutmaz
- Cemil Meriç
- İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini
- Haritalar Nasıl Yalan Söyler?
- Alev ve Beton
- Kuğunun Son Şarkısı
- Küller Altında Yakın Tarih Seti (6 kitap)
- Bursa'ya Ütopik Mektuplar
- İslâm'da Bilgi ve Felsefe
- Şehir Ey Şehir
- Ezan Şehidi Menderes
- İslam ve Bilim Tartışmaları
- Paşaların Hesaplaşması
Mustafa Armağan Alıntıları - Sözleri
- Erzurum kongresi'nden bir ay kadar önce toplanan bu ön kongreye sunulan raporda işlenenler sanki bugünden geçmişin dağlarına çarparak yargılanmış gibidir beraberce şunları okuyoruz: Türk Kürtsüz, Kürt Türksüz yaşayamaz. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de Türk ile Kürdün aynı tarih, aynı çıkar, aynı hayat sahibi olacaklarını kabul etmemek mümkün değildir. Bu kadar derin ve esaslı bağlarla birbirine bağlı bulunan Doğu vilayetleri Türk'ü ile Kürt'ünü ayırmak her ikisinede ölüm mahkum etmek demektir.Bugün gözümüzü açarak yaralarımızı öz elimizde sarmaya çalışır, dışarıdan gelen Kürtlük-Türklük gibi ayrıştırıcı telkinlere kulak asmazsak hem memleketimizi kurtarır, hem de herkesin mutluluğunu sağlayacak esasları hazırlarız. "Tarihi bir anda bulunuyoruz" diyen bu önemli rapor şu cümlelerle sürüyor: Duygusallığa kapılarak düşmanlarımıza hizmet etmekten sakınma görevi ile mükellefiz. Son fırsat elimizde.Bunu da kaybedersek tarihimizi aşağılanma ile kapamış ve Hazreti Kur'an'ı elimizle toprağa defnetmiş oluruz. Hakkımızda çevrilen entrikaları, düşünülen felaketleri sonuçsuz bırakmak yalnız bir şeye, Doğu vilayetleri Müslümanlarının İttihat (birlik) ve ittifakına bağlıdır. 95 yıl önce Erzurum'da söylenmesi gerekenler söylenmiş aslında.Aklın yolu birdir ne de olsa! Ve ah Erzurum kongresi, seni bir doğru okuyabilseydik! (Cumhuriyet Efsaneleri)
- Eşrefoğlu, al haberi, bahçe biziz, gül bizdendir. Biz Şah-ı Merdan kuluyuz, yetmiş iki dil bizdedir. (Gülün Fethi - Fatih Sultan Mehmed)
- İslam Bilimi diğer bilgi sistemlerinden farklı olarak siyasî ve iktisadî egemenlik için yüce kelamın (logos) rakipleri tarafından şımartılan bir ideolojinin adı değildir. İslam Bilimi, İslam toplumunun değer yapısı üzerinde bilgi geliştirilmesini mümkün kılan bir matris sunar. Bilgi, bilgi içindir diye bir şey yoktur. Kavramsallaştırma, teorik formülasyon, deneysel doğrulama ve bilginin nihaî şeklini alması sosyo-kültürel bir çevre içinde meydana gelir ve onu hasır altı etmek namussuzluk ve ikiyüzlülükten başka birşey değildir. İslam Biliminin Temelini Atmak Münevver Ahmet Enis (İslam ve Bilim Tartışmaları)
- " Bir şehri sevmek , aşka sebep aramaktır ." (Bursa'ya Ütopik Mektuplar)
- Osmanlı medeniyeti kelimeler üzerine inşâ edilmemiştir. Osmanlı medeniyeti bir hamle medeniyetidir. İman, cezbe, Aşk medeniyetidir... (Cemil Meriç Konuşuyor)
- Soru işaretinin halkaları açılıp kapanıyor birbiri ardınca ve kitaplar imdadıma yetişiyor;sonunda berraklaşıyor manzara. (Petersburg'da Osmanlı İzleri)
- "Cahil bir millet, gösterilen boyunduruğa boynunu kendisi uzatır." (Kızıl Pençe)
- Istiklal marşının güftekarından biri olan şair Faruk Nafiz Çamlıbel'in 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından diğer Dp liler gibi süngüyle alaşağı edilerek yassıada da hapse atıldığını biliyormuydunuz ? Onuncu Yıl Marşı'nı gözyaşları içinde, hızlanan kalp atışlarıyla Söyleyip dinleyenler bu marşı onlara armağan edenlerden birini niçin tevkif ettiler? Bugüne kadar bir (söz| yazarını bile kurtaramamış olan Onuncu Yıl Marşı, bugünden sonra da onu tebcil edenleri neden ve nasıl kurtaracak? (Küller Altında Yakın Tarih)
- Doğrusunu yalnız Allah bilir. Ancak ben, tarihe bir de yenilgilerin zaviyesinden bakılmasını öneriyorum. Tarihe bu açıdan bakabilmeyi metodolojik bir ilke olarak kabul ettiğimiz takdırde, ağır basan, kaçınılmaz biçimde bizi belirleyen tarafgirliğimiz nedeniyle ele alamadığımız tarihin karanlık yüzünü gönül rahatlığıyla tahlil edebiliriz. Tarihe daha bir sakınmadan, daha geniş yüreklilikle yaklaşabiliriz. En azından, yenilgilerde olumlu bir taraf, bir ders-i ibret bulmaya çalışarak tarihin üzerimizdeki “baskısı”ndan kurtulabiliriz. Bize öğretilen ya da öğretilmek istenen tarih, hep bir zaferle dizisinden oluşmaktadır. İçinden yenilgiler, başarısızlıklar,beceriksizlikler ayıklanmış bir tarihtir aynı zamanda. Yenilgiler genellikle “ihanet" gibi kulpların takıldığını biliyoruz. Halbuki tarihi yapan şey, yalnız zaferler değildir, ayni zamanda yenilgilerdir. Hatta diyebiliriz ki, en çok yenilgilerdir.En azından bugünkü durumumuzun zaviyesinden baktığımızda böyle görünmektedir. (Gelenek ve Modernlik Arasında)
- Eskilerin dilinde "Kuran-ı Kerim Mekke'de nazil oldu, Kahire'de okundu, İstanbul'da yazıldı." diyebir kelam-ı kibar gezerdi. (Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 2)
- İlim sayesinde kişi Hakikat'a ulaşabilir ancak; Hakk ise Allahu Teâlâ'nın diğer bir ismidir. (İslâm'da Bilgi ve Felsefe)
- "Osmanlı'da sarık bilgiyi, kılıç işe kuvveti, başka bir deyişle sarık din ve ahireti, kılıç da dünyayı temsil ediyordu. #Fatih, hayatında olduğu gibi ölümünde de iki fetih yolunu göstermiş oluyordu böylece. Din ve dünyanın beraberce fethini.." -MustafaArmağan (Ufukların Sultanı)
- İslam âlemi, İslamiyet'te ümitsizlik yasaklandığı halde ümidi bırakıp yese iman etmiştir. Nasıl olmuş da uyuşmuştur bu insanlar? Bu din atalarımın önüne saçtığı cevherleri neden benden esirgiyor? diye düşünür. Neredeyse iradesi elinden alınmış aciz birer mahlûktur içinede yaşadığı toplumun ferdleri. Ağır bir felç geçirmiş gibidir. (Asım'ın Nesli)
- Geçmişi unutturma operasyonu, zamanın acımasız akışı Yüzünden bu operasyonu yapanları muaf tutacak değildi elbette Ve resmi tarih yazmaya kalkanların 'temel kitap' olarak aldıkları Nutuk konusundaki vurdumduymazlıkları, Türkiye'de resmi tarihin neden resmileşemediğinin en belirgin örneği değil midir? (Küller Altında Yakın Tarih)
- Bir de Mevlana' ya karşı aşırı bir sevgisi bulunuyordu I. Murat' ın. "Hünkar" ve "Hüdavendigar" unvanlarını almasında bu derin sevginin etkisini görenler vardır. (Osmanlı'nın Mahrem Tarihi)
- Kulağına cepheden silah sesleri çalınıyordu. (Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz)
- Bir giydiğini bir daha giymediğini, üstü başı perişan birini görür görmez sırtındakini çıkarıp hediye ettiğini biliyor muydunuz? (Osmanlı Sultanları Albümü)
- Keşke sizin yüzyılınızda evlere hiç balkon yapılmasa idi , ileriki yıllarda insanlar ölülerini balkonlara gömmek zorunda kalmayacaklardı ." (Bursa'ya Ütopik Mektuplar)
- Suçlamak kolaydır ama yeni bir şey söylemek ve söyletmek zordur tarihte. (Osmanlı - İnsanlığın Son Adası)
- Fatih beldeleri açan olduğu gibi, zamanı da açan, zamana bir açılım verendir. Zamanı zorlayandır. Zamanın kıvrım ve katlarını açandır. (Sezai Karakoç) (Kızıl Elma Peşinde Bir Ömür)
Yorumlar
0 yorum