Kitap Künyesi
Yazar: Rıdvan Akar
Yazar: Sevecen Tunç
Yayın Evi: İnkılap Kitabevi
İSBN: 9789751038432
Sayfa Sayısı: 256
--reklam--
Baba Hakkı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Beşiktaş takımının bir bora gibi karşı kaleyi allak bullak ederek sarstığı önemli bir maçta, Hakkı bütün oyuncuları ardına takmış, sürüklüyordu. O da ne? Hakkı yere düşüyor... Bu, o güne kadar görülmüş bir olay değildi. Hakkı’nın dizi sıyrılmış ve kan akıyor. Tentürdiyot sürmek ve yarayı bağlamak için eğilenlerin gördüğü şey ise hayret vericiydi! Görülen o ki, Hakkı’nın kanı “kırmızı” değildi. Bu şaşılacak bir durumdu, Hakkı’nın kanı “siyah-beyaz” akıyordu.
Hakkı Yeten önce futbolcusu, sonra kaptanı, başkanı hatta ilk onursal başkanı olduğu Beşiktaş’ın aynı zamanda kurumsal kimliğinin de mimarlarından biriydi.
Rıdvan Akar ve Sevecen Tunç’un bir belgesel tadında kitaba aktardığı Baba Hakkı efsanesini okurken, onun sadece Beşiktaş camiasına değil, Türk futboluna kattıklarını da yeniden hatırlayacağız…
Baba Hakkı ile ilgili efsanelerden sadece biri olarak yukarıda anlatılan hikâyeye dönecek olursak; kan hiç siyah-beyaz akar mı? Gözün gördüğü bir çift renk, kulağın duyduğu tek bir ad ise kan da siyah-beyaz akabiliyor işte...
--reklam--
Baba Hakkı Alıntıları - Sözleri
- "Al bu kulübü sırtına yükle götür bakalım" dediler. O gün bu gündür kulüp benim sırtımdadır...
- "...Saçları beyazlasa da keten gibi Seni sevmek mümkün mü, Beşiktaş... Hakkı Yeten gibi..."
- "Kartal'ın yıllardır öne eğik başı bu defa havaya kalkacak... Kartal kanatlarını açacak..."
- "O zamanlar hiçbir imkan yoktu. Bir defa topraktı. Zaman zaman yağmurdan kardan çukur olurdu. Çukurlara kömür cürufu atılırdı. Duş muş yoktu. İdareci arkadaşlar soğuk havalarda pompalı gaz ocağı alırlardı. Üstüne gaz tenekesi konurdu. İşte yarı soğuk, yarı sıcak, suyu maşrapa ile oradan alır öyle duş yapardık. Biz bu maçlara doğru dürüst soyunacak yerimiz olmadığından, Köprülü Hamamı'nda (şimdiki Shangrai La Oteli bahçesi) soyunur, oradan Takim'e yürürdük."
- "Bir gün bir Galatasaray - Beşiktaş kupa finali oynuyorduk. Maç berabere bitti. Sıra yarım saatlik uzatmalara gelmişti. Biz bir tarafta toplu halde bekliyorduk. Karşımızda da Beşiktaş takımı bekliyor. Hakkı abi Beşiktaş takımıyla dışarı çıktı. 'Buraya gelin' dedi. Hepimiz tıpış tıpış gittik. Çünkü benim ona duyduğum saygıyı diğer arkadaşlarımın hepsi de duyuyordu. Ve Fener takımı da duyardı. Hakkı abi 'Bu maçta artık gol atılmayacak. Maç bu skorla bitecek' dedi. Ben o ara forvet oynuyordum. İnanın, o uzayan 30 dakikada çok samimi söylüyorum korktum, 18'e girmekten korktum. Çünkü kazara bir top gelir, gol atmaya mecbur kalırım diye çok korktum ve 18'e girmedim. Maç berabere bitti. Maç bittikten sonra, biz soyunma odasında biraz suçlu gibi oturuyorduk. Bir de baktım bir krampon sesi. Hakkı abi geldi. Başımızda Muship Bey vardı. Kendisine ' Maçın berabere bitmesini sağladım, yalnız takıma kazanmış gibi prim veriyorum. Sizden de aynısını rica ediyorum' dedi. Bize de o galibiyet primi verildi. O gün 10 lira aldık, kazanma primi olarak. Hakkı hem topçu hem de idari vasfı olan bir insandı. ! Bu maçı berabere bitireceğiz ve halk bir daha bu maça gelecek, kulüplerimiz para alacak' dedi. İşte o sebeple bu maçın berabere bitmesini istemişti."
- "Beşiktaş denilince, Hakkı geliyor akla. Zaferler kazandırdı, kafa, vücut, ayakla..."
- Hakkı Yeten Beşıktaş a transfer olduğunda yalnızca "Vodinalı Hakkı"ydı. Okulda mahallede futbol aleminde ilk olarak "Vodinalı" namiyla isim yaptı. Altı yedi yıl sonra ise Hakkı Kaptan olarak çağrılmaya başlandı. Kaptanlık o zamanlar pazubandını koluna geçirmekle kazanilan bir ünvan değildi. Alinteriydi, emekti; sorumluluk, otorite, liderlik ve fedakârlık demekti. Hakkı'da bunların hepsin vardı.
- Behire hanım bu zor günlerde çocuklarına bakabilmenin kıt kanaat geçinmenin kimseye muhtaç olmadan yaşamanın derdindeydi. Bu güngörmüş kadın için "ele güne muhtaç olmamak" ilk koşuldu. Kimbilir belki de bu nedenle aile, kendi kendilerine yetebildiklerinin bir vesikası olarak soyadı kanunundan sonra "YETEN" soyadını benimseyecekti.
- "Disiplin" ve "otorite"kavramları Hakkı Yeten'i yalnızca futbol hayatında değil, mesleki ve özel yaşamında da tanımlayan en önemli karakter özellikleri oldu. Antrenmana en erken o geldi, en son o terketti sahayı...
- Imtihanlarını geçemeyen Hakkı okulunu bir yıl uzattı. Şükrü Saraçoğlu, kendisini kırmayarak maçlarda oynayan ve takımını sırtlayan bu genci teselli etmek istiyordu. Adliye vekaletinde iş teklif etti Hakkı 'ya. Kaptan teşekkür ederek bu teklifi geri çevirdi. Diplomasını alıp hayata atılmak için bir sene daha beklemesi gerekecekti.
- Meşhur bir hakemimize idare ettiği bir Bjk-Gs maçından sonra sormuşlar: " Hakkı bugun çok sert oynadı bir çok faullerine göz yumdun az düdük çaldın. Neden?" Hakem şu cevabı vermiş: " Azizim delikanlının bakışı ve yürüyüşü bile faul hangi birine yetişeyim çalayım?"
- Hakkı'nın elleri başlı başına bir lisandır. Havaya kalktığı zaman hakem düdüğünü çalmadan yapamaz. Göğüste kavuştuğu zaman zaferi, arkada kavuştuğu zaman mağlubiyeti ilan ederler. Eğer Hakkı ellerini beline korsa müdafa oyuncuları pek yanına sokulmamalılar.
- “Baba Hakkı hem başkan, hem kaptan, hem oyucuydu. Aynı zamanda da seyirci. Hakemin ürktüğü tek futbolcu da o oldu sanırım. Beşiktaş’ın Mao Zedung’u.”
- "Al bu kulübü sırtına yükle, götür bakalım" dediler. O gün bugündür kulüp benim sırtımdadır... Hakkı Yeten
--reklam--
Baba Hakkı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Beşiktaş'ın Babası Hakkı Yeten'i belki de bu kadar yakından tanıma fırsatı sunmak ve efsaneyi okumak harika bir duygu. Yazanından araştıranına herkesin emeğine sağlık (Görkem İşçi)
Sadece bir döneme değil tüm Beşiktaş tarihine adını altın harflerle yazdırmış bir efsane... Bir Beşiktaş taraftarı olarak saygı ile andığım rahmetli Hakkı Yeten gerçekten de futbolda takımlar üstü saygıyı hakeden mizaca sahip. Allah gani gani rahmet etsin. Onu anlatan bu eseri okumak benim için bir zevkti. Tüm Okuyuculara tavsiye ederim.. (Abdullah Kaya)
Beşiktaşlıların özellikle, futbol severlerin de okuması gereken bir futbol kitabı. Beşiktaş'ın efsanelerinden Baba Hakkı lakaplı Hakkı Yeten' in hayatı, futbolculuğu, yöneticiliği ve başkanlığını anlatan bir kitap. Okunurluk ve hikayeleştirme olarak güzel bir yapım olmuş. (Ertuğ)
--reklam--
Baba Hakkı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Rıdvan Akar - Baba Hakkı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Baba Hakkı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Rıdvan Akar Kimdir?
Rıdvan Akar 1961’de Zara’da doğdu. Kabataş Lisesi’nden mezun oldu. Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü’nü bitirdi. 1987’de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü’nde yüksek lisansını tamamladı. Doktora çalışmasına yine İstanbul Üniversitesi Maliye Bölümü’nde başladı. 1984 yılında Türk Haberler Ajansı’nda gazeteciliğe adım attı. Söz, Ekonomik Panorama, Tempo dergileri ile Milliyet gazetesinde çalıştı.
“32. Gün” programıyla televizyon dünyasına giren Rıdvan Akar, Madalyon / Cumhuriyet’in Yabancı Tanıkları ve 12 Eylül / Türkiye’nin Miladı (M. A. Birand ve Hikmet Bilâ ile birlikte), Karaoğlan (Can Dündar’la birlikte) vd. belgeselleri yaptı. Halen CNNTürk Haber Müdürü olan Rıdvan Akar, aynı televizyonda “Hayatın Tanığı” adlı belgesel programı ve “Habere Dair” adlı haber programını hazırlayıp sunuyor.
Pek çok gazete, dergi, ansiklopedi ve internet sitesine yazı yazan Rıdvan Akar; Varlık Vergisi / Tek Parti Döneminde Azınlık Karşıtı Politika Örneği, İstanbul’un Son Sürgünleri / 1964’te Rumların Sınırdışı Edilmesi (Hülya Demir’le birlikte), İşini Bilen Bir Memur: Engin Civan / Bir Prensin Hisseli Hikâyesi (Jale Özgentürk’le birlikte), 12 Eylül / Türkiye’nin Miladı (M. A. Birand ve Hikmet Bilâ’yla birlikte), Aşkale Yolcuları / Varlık Vergisi ve Çalışma Kampları, Lider Portrelerinde Türkiye (ed. Seyfi Öngider vd.), İ Poli ton Poleon / İstanbul Kentler Kenti, Ömrümden Uzun İdeallerim Var vd. kitaplara imza attı. Bir Irkçının İhaneti Rıdvan Akar’ın ilk romanıdır.
--reklam--
Rıdvan Akar Kitapları - Eserleri
- Beşiktaş'ın Dervişi Süleyman Seba
- Bir Dünya Kurmak-Hüsnü Özyeğin’in Yaşam Öyküsü
- Baba Hakkı
- İdealler Gerçekleşirken...
- Bir Irkçının İhaneti
- Aşkale Yolcuları
- Rıza Güral'ın Tornası
- Varlık Vergisi
--reklam--
Rıdvan Akar Alıntıları - Sözleri
- Eğitim güçtür. Eğitim haktır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, bazı çocukların, sahip olabileceği tek güç, tek fırsattır. Eğitim, sadece okumaya-yazmaya, sayı saymaya, bilgi edinmeye değil, öncelikle kendi gücünü keşfetmeye ve hayatta kalmaya yarar! Çocukları nasıl soğuktan korumak için giydiriyorsak, yorulmasınlar diye kucağımızda taşıyorsak... Kendi ayakları üstünde durabilsinler diye çocuklarımızı eğitimle desteklemek gerekir. (İdealler Gerçekleşirken...)
- Yıllar sonra, o maçta oynayan ve sonraki yıllarda da ABD Milli Takımı kaptanı olan Walter Bahr Beşiktaş ile ilgili şöyle diyecekti: "O yıllarda, Philadelphia Nationals takımında oynuyordum. St. Louis'de, Beşiktaş'la bir maç yaptık. il Dünya Savaşı'ndan çıkmıştık ve kendimize çok güveniyorduk. Amerikalıların, dünyanın en iyi askerleri ve sporcuları olduğuna inanıyorduk. Fakat Beşiktaş bizi 5-0 yendi. Herkes o kadar büyük hayal kırıklığına uğradı ki, adeta şok olduk. Bu sonucu asla beklemiyorduk. Futboldan ben bile soğudum. (Beşiktaş'ın Dervişi Süleyman Seba)
- “Bir ülkenin en önemli değeri onu sonsuza kadar yaşatacak olan çocuklarıdır. Onları ne kadar iyi yetiştirirseniz, ülke o kadar güçlü olur.” (İdealler Gerçekleşirken...)
- İnsanlarla yaşadım, insanı öğrendim. İnsanlarla yaşadım, insanlığı öğrendim. İnsanlarla yaşadım, İnsanlardan nankörlüğü gördüm. Dostlarım, dostlarım... Ama ben dostlarımdan çok korkarım. (Beşiktaş'ın Dervişi Süleyman Seba)
- Behire hanım bu zor günlerde çocuklarına bakabilmenin kıt kanaat geçinmenin kimseye muhtaç olmadan yaşamanın derdindeydi. Bu güngörmüş kadın için "ele güne muhtaç olmamak" ilk koşuldu. Kimbilir belki de bu nedenle aile, kendi kendilerine yetebildiklerinin bir vesikası olarak soyadı kanunundan sonra "YETEN" soyadını benimseyecekti. (Baba Hakkı)
- Hakkı'nın elleri başlı başına bir lisandır. Havaya kalktığı zaman hakem düdüğünü çalmadan yapamaz. Göğüste kavuştuğu zaman zaferi, arkada kavuştuğu zaman mağlubiyeti ilan ederler. Eğer Hakkı ellerini beline korsa müdafa oyuncuları pek yanına sokulmamalılar. (Baba Hakkı)
- “ Ekonomik zorluklar aşılır, siyasi krizler çözülür. Ancak çocukları harcanmış bir toplumu yeniden onarmak mümkün değildir.” (İdealler Gerçekleşirken...)
- Meşhur bir hakemimize idare ettiği bir Bjk-Gs maçından sonra sormuşlar: " Hakkı bugun çok sert oynadı bir çok faullerine göz yumdun az düdük çaldın. Neden?" Hakem şu cevabı vermiş: " Azizim delikanlının bakışı ve yürüyüşü bile faul hangi birine yetişeyim çalayım?" (Baba Hakkı)
- "Kartal'ın yıllardır öne eğik başı bu defa havaya kalkacak... Kartal kanatlarını açacak..." (Baba Hakkı)
- İkinci Dünya Savaşı'nda Türkiye bir yandan savaş dışı konumunu sürdürmeye çalışırken, bir yandan da olası saldırılara karşı savunmasını güçlendirmeye çalışıyordu. Bu dönemde bütçe harcamalarının yansından fazlası milli savunma harcamalarına ayrılmıştı. Devletin kaynaklarının yarısı orduya gidiyordu. Milli savunma harcamaları, bütçe harcamalarının 1940'da yüzde 53'ü, 1941'de yüzde 55'i, 1942'de yüzde 54'ü, 1943'de yüzde 52'si, 1944'de ise yüzde 51'iydi. Ülkenin kaynaklarının böylesine büyük bir oranının ekonomi dışı kalması, yaşanan ekonomik krizi daha da ağırlaştırıyordu. (Aşkale Yolcuları)
- "Disiplin" ve "otorite"kavramları Hakkı Yeten'i yalnızca futbol hayatında değil, mesleki ve özel yaşamında da tanımlayan en önemli karakter özellikleri oldu. Antrenmana en erken o geldi, en son o terketti sahayı... (Baba Hakkı)
- "Vergisini vermeyenlerin çalıştınlacakları yerler belli oldu. Bunlar: Deveboynu geçidi, Van ve civarı, Erzurum Zigana Dağı, Bitlis, Elazığ, Kopdağı, Diyarbakır, Siirt ve Palu'dur. " Yine aynı günlerde basın, çeşitli projelerde çalıştınlmak için insan gücüne duyulan ihtiyaçtan sözediyordu. "Zigana dağının açılması için 100 bin kişiye ihtiyaç var." (Aşkale Yolcuları)
- “Baba Hakkı hem başkan, hem kaptan, hem oyucuydu. Aynı zamanda da seyirci. Hakemin ürktüğü tek futbolcu da o oldu sanırım. Beşiktaş’ın Mao Zedung’u.” (Baba Hakkı)
- Çünkü bir ülkenin büyüklüğü nüfusuyla, kentleriyle dağıyla taşıyla değil, kültür ve sanattaki başarısıyla ölçülüyor. İnsana yatırım, kültür ve sanata yatırımla eşdeğerdir. İnsana yatırım istiyoruz; sanata, kültüre, düşünceye, eğitime... (İdealler Gerçekleşirken...)
- "Beşiktaş denilince, Hakkı geliyor akla. Zaferler kazandırdı, kafa, vücut, ayakla..." (Baba Hakkı)
- "...Saçları beyazlasa da keten gibi Seni sevmek mümkün mü, Beşiktaş... Hakkı Yeten gibi..." (Baba Hakkı)
- özyeğin gençlere,"Kendinize güvenin"diyordu."Ne istediğinizi,ne yapmak istediğinizi bilin.Aklınızı kullanın.Öncelikle inanmayı,sonra çalışmayı ve hiç vazgeçmemeyi seçin.unutmayın ki yaşam 100 metrelik bir yarışa değil,42 kilometrelik bir maratona benzer.Bu maraton sırasında iniş ve çıkışlarınız tabii olacaktir.Siz hedefe vardığınızda başarıyı elde edeceğinizi bilerek hareket edin.Hayal kurmaktan da asla vazgeçmeyin." (Bir Dünya Kurmak-Hüsnü Özyeğin’in Yaşam Öyküsü)
- Almanya 1935'de çıkan ırkçı Nürnberg yasalarıyla. Yahudilerin sahip oldukları şirketleri izlemeye alıyordu. Bu firmalarla aynı sektörde iş yapan Alman firmalarından vergi dairelerinden ticaret odalarından ve bu firmalara yerleştirilmiş casuslardan elde edilen istihbarat yoluyla, bu firmaları ucuz flyatlarla Almanlara devretmeleri için Yahudilerin zorlandıkları görülüyordu. Bu süreçte Nazi Partisi ve devletin kurumlan birlikte çalıştı. Böylece 1933 ile 1935 arasında Yahudilerin sahip olduğu firmaların yüzde 20 ile 25 arasındaki bölümü Alman ırkından olanlar tarafından satın alındı. (Aşkale Yolcuları)
- Aşkale'de tuvalet temizleyen Moiz adında bir Musevi ile karşılaştım. Çok yoksuldu ve 60 bin lira vergi konulmuştu. "Yağcı" diye bilinirdi. Ne iş yaptığım sordum. Kepenklere yağ sürerek geçimini sağlarmış ve komisyon onu yağ tüccarı sanmış. Kısacası haksızlığı yaşadık. Erzurum ve Aşkale'deki bir çok arkadaşım hemen Türkiye'yi terk ettiler. Hatta bize ·de "aptallar, bize onca yapılana rağmen kalıyorsunuz" dediler. Ancak biz kalanlar bu vatanın çocuğuyduk ve ölülerimiz bu topraklarda yatıyordu. Çünkü bu memleketi seviyorduk. Gidenier de hala buraları özler ve arar. (Aşkale Yolcuları)
- Çocuklarla iletişim insana bambaşka şeyler kazandırıyor. (İdealler Gerçekleşirken...)
Yorumlar
0 yorum