Kitap Künyesi
Yazar: Necip Fazıl Kısakürek
Yayın Evi: Büyük Doğu Yayınları
İSBN: 9789758180578
Sayfa Sayısı: 344
--reklam--
Bâbıâli Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu kitap, Necip Fazıl’ın Türk entellektüeller muhiti Bâbıâliyi, bizzat merkezinde olarak şahıs şahıs bir kıymet hükmüne bağladığı, kendini ise acımasız bir nefs muhasebesine tâbi tuttuğu otobiyografik eseridir.
«O ve Ben»le birlikte Necip Fazıl mevzuunda anahtar olmak hususiyetiyle de ayrı bir değer kazanan eserde, «Bâbıâli, Tanzimat sonrası, her an oluş veya bir türlü olamayış buhranları içinde kıvranan Türk cemiyetinin boğaz anaforu; şahıslarsa aynı damga altında gelip geçen ve akıp giden dalgacıklar…»
O ve Ben ile Bâbıâli, Necip Fazıl’ın «hayat hikayesi bütününün, birbirinde tekrarlanmayan iki ayrı dilimi…»
--reklam--
Bâbıâli Alıntıları - Sözleri
- Denize, karaya, göğe, buluta göz atıp bir ân düşünen bile yok aralarında...
- "- Allah hiçbir nefse çekebileceğinden fazla yük yüklemez."
- Hakkın bir cilvesidir bu; nice kullarına biçtiği nasip ve o nasibin şanlı rütbesi, yalnızlıktır.
- -Allahım beni kendi kendimden kurtar!
- - Yaşamıyoruz ki, ihtiyarlayalım...
- Rüzgâra bir koku ver ki, hırkandan, Geleyim, izine doğru arkandan...
- - Sanatkâr cömerttir. Hasisten sanatkâr çıkmaz.
- Mahzene tıkılıp da karanlıkta kalmak ve ona alışmak, ışığa karşı zafer midir?
- Yaram var, havanlar dövemez merhem; Yüküm var, bulamaz pazarlar dirhem. Ne çıkar, bir yola düşmemiş gölgem;
- ...aynanın karşısına geçti,uçları simsiyah tırnaklarıyle yanaklarını kanatırcasına tarayarak ağlamaya başladı: -Allahım beni kendi kendimden kurtar!
- - Şahıslara değil, fikirlere inanmak gerek...
- "- Ben dehâmı hayatıma sarfettim; eserime ise yalnız istidadımı..."
- - İrade halkın değil, hakkındır. Halk istemez, halka istetilir. Sen ona evvelâ istemeyi, isteyeceği şeyi öğret ve ondan sonra halkın istediğine uymak yolunu tut!
- - Öf, öf!! Yeter bu tekerlemeler!.. Bana düşünce değil, duygudan bahsedin! Hayır bahsetmeyin, bir duygu verin! Duyurun!
- "dünya varmış da benim haberim yokmuş!"
--reklam--
Bâbıâli İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Spoiler içerebilir!: NFK 'in okuduğum ilk kitabıydı. Son kitabı da olacak sanıyorum. Bu kitabı tavsiye üzerine okudum, ünlü şair ve yazarların hayatını okumayı sevdiğim için tavsiye edilmişti bana. Konu bakımından sevdiğim yazarlar hakkında yeni bilgiler edindiğimi söyleyebilirim ancak Necip Fazıl'ın anlatımı bana hitap etmedi hiç. Okuyucuyu kitaba bağlamak, konuya tutunmasını sağlamak gibi bir gaye olmadan, (lisede ya da üniversitede bazı öğretmenlerin öğrencilerine 'Ben konuyu anlatırım geçer, öğrenen öğrenir öğrenmeyen kendi bilir' tavrı gibi) ben anlatırım okuyucu ne alırsa gibi bir tavırla yazmış sanki. Tam konuya alıştım derken hoop kesilmeler oluyor. Bir bakıma kesik yol çizgileri gibi de düşünülebilir anlatımı. Tutunma konusunda ben çok zorlandım, beni okumaya zorlayan tek şey konuya olan merakımdı. Çünkü Nazım Hikmet, Yahya Kemal, Arif Nihat Asya, Abidin Dino, Peyami Safa, Sait Faik, Ahmet Hamdi Tanpınar ve daha pek çok yazardan bahsediyor yazar. Tabi kendini de hiç unutmuyor. Kitapta sevmediğim bir şey de o kadar göz önünde olan ve o kadar çok sevilen yazarlar hakkında yazarken kullandığı dil ve üslup, hakaretvari sözleri idi. Necip Fazıl'ın zekasını hissediyorsunuz kitabı okurken ama ukalalık da diz boyu. Kendi görüşünden olmayan tüm yazarları aşağılayan tavrı yazdıklarını aldı götürdü benden. Kitapta baştan sona kendini beğenmiş burnu havada bir insanı okuduğunuzu hissediyorsunuz Bunlarla beraber kitabı okumuş olmaktan pişman değilim. Az çok kişiliği hakkında bilgi sahibi olduğum yazarı daha yakından tanımış oldum. Sevmediğim bir yönü de kendisinden Önce Genç Şair diye başlıyor söz etmeye sonra Mistik Şair sonra Sabık Şair, buna bahsedilen isimlerin kendisi olduğunu anlamam çok zaman alırdı eğer önceden hayatı ile ilgili hiç bilgim olmasaydı. Aklımda çok şey vardı ama hepsini yazabildim mi bilmiyorum sonuç olarak kitabı okumaktan memnun olmakla birlikte çok kere sıkılıp bırakmak da istediğimi, ve üslubunu hiç sevmediğimi söyleyerek noktalamak kafi sanırım. Okumak isteyenler için keyifli okumalar dilerim. (Arzu)
Bu eser çilesi çekilen bir fikrin mücadelesi. Dejenere olan ve olmakta istikrarlı cemiyetin, yine o cemiyetin içinden çıkan fakat daima müteyakkız olan bir kişinin çığlıkları... İnkılabın peydâ ettiği ruhi boşluk, içinde derûni buhranlar duyan anadolu halkı, daima milletimize has tefekkür ve seziş içindedir. Her çözülüş bir kopuşa sebep olduğu için olanın, olmuşun ve olacağın önemi artıyor. Kitap her ne kadar iç boğuşmalar geçiren ve kendini çelişkiler medceziri içinde bulan bir şairin ve edibin hayatını da anlatsa bu hayat hayatımız da derin ufuklar ve insiyaklar oluşturabilir kanaatindeyim. (Ömertalha)
ÜSTAD’IN GÖZÜNDEN BİR IRKÇININ PORTRESİ: ATSIZ Gelelim Nihâl Atsız’a… Sene 1950… Büyük Doğu idarehanesine gelmiştir. O zamana kadar tanıdığım ve yüzyüze geldiğim biri değil. Yalınız koyu ırkçılığı ve (Hitler) vâri sağ kaşı üzerine uzattığı saçlariyle (karikatür)leştirdiğini bildiğim, Dr. Rıza Nur yetiştirmesi bir adam… Peyami Safa onun için, Nâzım Hikmet’e koyduğu teşhis ile “tam bir ahmak!” derdi: – Havası, esprisi, mizaç renkleri olmayan biri… Konuştuk. Büyük Doğu’ya hayranlığını ve hele “îdeolocya Örgüsü”ne diyalektiği bakımından büyük alâka duyduğunu belirtti. Onunla komünizma ve belli başlı bir şahsa düşmanlık mevzuunda birleşiyorduk; fakat bu (antitez)lere karşılık asıl (tez) bahsinde apayrıydık. O, Türkçülük hissinden geliyor, bizse İslâm fikrinden yola çıkıyorduk. O, ideolocyalaştırılması imkânsız bir duygunun adamıydı; bizse her hissi potasında eriten bir düşüncenin bağlısı… Bir gün onu evime çağırdım. Tam bir nefs ve dünya muhasebesine girişelim diye… Yanına iki arkadaşını alıp geldi: Fethi Tevetoğlu ve Nurullah Banman… Sabaha kadar konuştuk. Kafa ve ruh çilesine sahip bir insan olmaktan çok uzak göründü bana… Bir milletin hayrı diye bir dâva olamazdı. Ancak bütün insanlığa dağıtımı kabil, beşeriyet çapında bir dâva… Ona sordum: – İslâmiyet hakkında ne düşünüyorsunuz? Hemen cevap verdi: – Milletimin dinidir; hürmet ederim! – Ya milletinizin dini Şamanlık olsaydı?.. İslama böyle bir iltifat, onu topyekûn reddetmekten beterdi. Kıymet, millete verilmiş ve İslâm tâbi mevkiine düşürülmüş oluyordu. Halbuki biz, Türk’ü müslüman olduğu için sevecek ve müslümanlığı nispetinde değerlendirecek bir milliyetçilik anlayışı peşindeydik ve bu anlayışa “Anadoluculuk” ismini veriyorduk. Bir konferansımızda, 15 yıl sonra söyleyeceğimiz gibi, “eğer gaye Türklükse mutlaka bilmek lâzımdır ki, Türk müslüman olduktan sonra Türktür!” tezini güdüyorduk. Nihâl Atsız’ı budalalığı ve ezberci kültürü içinde son derece sığ bir insan olarak böylece yaftaladıktan sonra, onunla ortak olduğumuz nefret kutupları üzerinde 1950 ve 1958 Büyük Doğu’larında bazı yazılarını da neşrettik. 1958 Büyük Doğularında beni, Adnan Menderes’in sermayelendirdiğini zanneden Nihâl Atsız, isminin imlâsını Etnan Bey diye yazdığı Adnan Menderes’in güya bize yağdırdığı nimetlerden pay istediğini bana mektupla bildirmeye ve yazılarına ödenen paranın azlığından şikâyet etmeye kadar gitmiştir. Onunla asıl ayrılığımız ve karşılıklı nefrete kadar giden aykırılığımız, ismine ihtilâl dedikleri 1960 gece baskınından sonradır. Hadisenin ikinci günü telefon başındayım ve onunla konuşuyorum: – Atsız, ne dersin bu hâllere? – Ne diyeceğim, pekâlâ derim. Seni hâlâ tevkif etmediler mi? – Niçin tevkif etsinler beni? – Şeriatçiliğinden ve Etnan Bey’e bağlılığından ötürü… – Ya seni niçin tevkif etmiyorlar? – BEN DİNDAR DEĞİLİM Kİ!.. Telefonu nefretle yüzüne kapattım ve ölünceye kadar yüzünü bir kere bile görmedim. İhtilâlden sonraki Büyük Doğu’lar ve bütün Anadolu’yu telgraf hatları gibi ören konferanslarım, onun temsil ettiği, ruhî muhteva dışı posa Türkçülüğünün iflâsını bana gösterdi; ve Nihâl Atsız Bey, “Ötüken” ismiyle çıkardığı dergide Kâinatın Efendisine, hiç bir rezilin kullanamıyacağı sövme kelimeleriyle saldırırken, O’nun ümmetinden en hakîr fert olmanın üstüne şeref tanımayan beni de ihmâl etmedi ve şahsî hayatıma ait türlü iftiralarla lekelemeye davrandı. Nihayet, davasının, türlü sulandırılma ve diriltilme tecrübelerine rağmen silinen izleriyle beraber hiçbir iz bırakmadan silinip gitti. Bir gün büyük Doğu neslinin pırıltılı neşterini saplayacağı ümidini muhafaza ettiğimiz “Babıâli” ufunetini göstermek için bu kadar misâl yeter. Türkiye’nin birbuçuk asırdır beklediği gerçek ruh ve kültür ihtilâli, önce “Bâbıâli”nin millileştirilmesi, ahlâkîleştirilmesi ve temel görüşe oturtulmasiyle başlayacaktır. (Hamza)
--reklam--
Bâbıâli PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Necip Fazıl Kısakürek - Bâbıâli kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bâbıâli PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?
Ahmet Necip Fazıl Kısakürek, (d. 26 Mayıs 1904, İstanbul - ö. 25 Mayıs 1983, İstanbul) Türk ve İslamcı şair, yazar ve fikir adamıdır.
Necip Fazıl, 21 yaşında yayımladığı Örümcek Ağı adlı şiir kitabının ardından, 24 yaşındayken yayımladığı Kaldırımlar adlı şiir kitabıyla tanınmıştır.[2] 1934 yılına kadar sadece şair olarak tanınmış ve meşhur Bâb-ı Âli'nin önde gelen isimleri arasında yer almıştır. 1934 yılında Abdülhakîm Arvâsî ile tanıştıktan sonra büyük bir değişim yaşamış ve bu değişimi kendisi "...içimi öylesine bir sosyal mücadele ve cemiyeti yorma hamlesi kapladı ki, artık çalışamaz oldum." şeklinde tanımlar.
Bu tarihten sonra Türkiye'nin bir çok şehrinde konferanslar düzenlemiş, düzenlemiş olduğu konferanslarda ki sözlerinden dolayı hakkında dâvâlar açılmış ve bu dâvâlar neticesinde öncülük ettiği Büyük Doğu Hareketi'ne dair yayın yapan Büyük Doğu Dergisi yayın hayatı boyunca 16 kez kapatılmış, Necip Fazıl'ın eserleri toplanmış ve basımı yasaklanmıştır.
--reklam--
Necip Fazıl Kısakürek Kitapları - Eserleri
- Çile
- Çöle İnen Nur
- Bir Adam Yaratmak
- O ve Ben
- Reis Bey
- Aynadaki Yalan
- İmân ve Aksiyon
- Son Devrin Din Mazlumları
- Kafa Kağıdı
- Hikayelerim
- Tohum
- İdeolocya Örgüsü
- Sabır Taşı
- Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu
- Doğru Yolun Sapık Kolları
- Yunus Emre
- Cinnet Mustatili
- Ahşap Konak
- Mümin - Kâfir
- Dünya Bir İnkılap Bekliyor
- Sahte Kahramanlar
- Hazreti Ali
- Abdülhamid Han
- Bâbıâli
- Sosyalizm, Komünizm ve İnsanlık
- İbrahim Ethem
- Ulu Hakan
- Esselam
- Peygamber Halkası
- Para
- Siyah Pelerinli Adam
- Tasavvuf Bahçeleri
- Kanlı Sarık
- Canım İstanbul
- Parmaksız Salih
- Mukaddes Emanet
- İman ve İslâm Atlası
- Püf Noktası
- Hesaplaşma
- Müdafaalarım
- Yeniçeri
- Bediüzzaman Said Nursi
- Künye
- Nur Harmanı
- Tanrı Kulundan Dinlediklerim
- Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar
- İstanbula Hasret
- Vatan Dostu Sultan Vahidüddin
- Türkiye'nin Manzarası
- Öfke ve Hiciv
- Deprem
- Veliler Ordusundan 333
- Rabıta-i Şerife
- At'a Senfoni
- Ufuk çizgisi
- Başbuğ Velilerden 33
- Dininizi Öğreniniz
- Hac
- Reşahat
- İhtilal
- Benim Gözümde Menderes
- Moskof
- Mektubat
- Hitabeler
- Konuşmalar
- Vatan Şairi Namık Kemal
- Katibim
- En Kötü Patron
- Yahudilik - Masonluk - Dönmelik
- Gönül Nimetleri
- Edebiyat Mahkemeleri
- Villa Semer
- Hücum ve Polemik
- Rapor 1/2
- Nasreddin Hoca
- Çerçeve 1
- Şiirlerim
- Namık Kemal
- Başmakalelerim 1
- Cinnet Mustatili
- Tiyatro ve Tesiri
- Büyük Doğu Cemiyeti
- Rapor 5/6
- Çerçeve 2
- Rapor 3/4
- Rapor 11/13
- Rapor 7/8
- Dil ve Edebiyat
- Rapor 9/10
- Çerçeve 3
- Vesikalar Konuşuyor
- Hadiselerin Muhasebesi 1
- Başmakalelerim 2
- Senaryo Romanlarım (kod38)
- Büyük Kapı
- Necip Fazıl Bibliyografyası
- Savaş Yazıları 1
- Rapor 7/9
- Çerçeve 4
- Başmakalelerim 3
- Rapor 4/6
- Savaş Yazıları 2
- Çerçeve 6
- Hadiselerin Muhasebesi 3
- Hadiselerin Muhasebesi 2
- Rapor 1/3
- Çerçeve 5
- Ruh Burkuntularından Hikayeler
- 101 Hadis
- Aynadaki Yalan
- Para
- İki Hitabe
- Rapor Aylık Dergi-Kitap Sayı 7
- Ben ve Ötesi
- Necip Fazıl Kısakürek
- Altun Halka
- Tiyatro Eserleri 1-2-3
- Yolumuz Halimiz Çaremiz
- Hikayelerim
- Tanrı Kulundan Dinlediklerim
- Büyük Doğu Dergisi Sayı:83
- Yunus Emre - Kanlı Sarık - Para - Mukaddes Emanet
- Seçilmiş Əsərləri
- Büyük Kapı - Ek -
--reklam--
Necip Fazıl Kısakürek Alıntıları - Sözleri
- Bir saniyeden fazla yaşamaya hakkı olmayan sevinç!.. (Ruh Burkuntularından Hikayeler)
- Ölü müyüm, diri miyim diye haber salmışsın İki gözün iki çeşmeymiş Saçına ak düşmüş, Kahırdan elin yüzün buruşmuş, Gözlerin yolda kalmış Şimdilik ne ölüyüm, ne diriyim, Bugün yaşıyanlardanım, Yarın öleceklerden biriyim... (Büyük Doğu Dergisi Sayı:83)
- Odama kapandım, 7 günlük bir çalışma sonunda "Tohum"u bitirdim. (Konuşmalar)
- Bu nasıl bir dünya, hikayesi zor; Mekanı bir satıh, zamanı vehim. Bütün bir kainat muşamba dekor Bütün bir insanlık yalana teslim. (İmân ve Aksiyon)
- Demokrasi dediler, yalnız Allah’a ve Resûlü’ne sımsıkı kapattıkları kapı ve pencereleri başkalarına açık bıraktılar. Giren de girdi! Ve başımızdaki belâ dâsitâni, efsanevî bir başsızlık, sahipsizlik halinde tecelli etti. (Rapor 1/2)
- İslamî nizamı propaganda ettiğimizi söylüyorlar. Şüphe mi var? Biz yalnız bu işi yapmıyor, bu işi yapmak için yaşıyoruz!.. (Müdafaalarım)
- Umumiyetle içinin zindanında yaşayan bir insan olduğum için, hiçbir dekor kaygısına düşmeden yazarım. (Konuşmalar)
- "Eğer bu eseri sahneye vaz ederseniz, Türkiye bütün İslam ülkeleriyle beraber son damla kanına kadar harb ilan edecektir." Ve Fransa demokrasi memleketi, hususi bir tiyatronun perdesini kapatamayacağı halde, kanun çıkartıp kapatmıştır, korkusundan. İşte adam böyle olur, hareket böyle olur. (Tiyatro ve Tesiri)
- Bazıları "ben Allah'ı severim, ondan korkmam" der. Bilmez ki, korku sevginin ta merkezine yerleştirilmiştir. Sevgi korkunçtur; dağın tepesini seven, uçurumdan nasıl korkmaz? (Mümin - Kâfir)
- İslam, Türkiye'de bozuldu ve her yerde bozuldu; Türkiye'de düzelmelidir ki, her yerde düzelsin!.. (Dünya Bir İnkılap Bekliyor)
- Hamlet, bence en büyük eseridir; bir melankoli eseri... Ruhu içinde derinleşe derinleşe bütün cemiyet alakalarını kaybeder hale gelen ve ruhunun ısdırap kutbundan en mahrem iklimine geçen bir tipin hikayesi.. (Tiyatro ve Tesiri)
- İnsanoğluna en çok dokunan sevmediğini sevmeye davet edilmesi değil de, sevdiğini sevmekten vazgeçmeye zorlanmasıdır. (Hazreti Ali)
- “Japonları zafere eriştiren, ruh, disiplin ve bilgidir.” (Künye)
- Sizə, universitetli hörmətli xanım, içində yaşadığınız dünya, fikrə fikirlə cavab verməyi öyrətmir, amma birkəlməlik qəlibləri yadda saxladır. Qutudan fiş çıxaran kimi, hər fikrin bircə kəlməlik mənasını çıxarırsınız, vəssəlam... Sonra da "axmaqlıq" yerinə "paradoks" özünüzü xəstəliyi sağaltmış həkim hesab eləyirsiniz. (Seçilmiş Əsərləri)
- Beyaz perdede hissizlik, aşk ve alaka levhaları neden mi en haşmetli ilim kitaplarından daha fazla müşteri buluyor? (Çerçeve 2)
- “Hiçbir sahtekarlık, hakikatin yüzünü boyayamaz.” (Para)
- - Ne o Selma, ağlıyor musun? - Çok basit... Ben her zaman ağlarım...Her şeye ağlarım... (Deprem)
- Hapishaneleri kaldırmak, kökünden kazımak ve cezalıları devlet emrindeki iş tesislerinde, şu veya bu suretle çalışmağa mahkûm etmek lâzımdır. Meselâ beş sene filân maden ocağında, üç ay falan yük taşıma işinde vesaire vesaire. (Vesikalar Konuşuyor)
- - Sen şapkasız geziyorsun! Şapka giymen lâzım! Gel bizimle karakola! Zulmün bu kadarı olur. (Son Devrin Din Mazlumları)
- Bana, temiz bir müminin anlattığına göre, asıldığı günün gecesi, saf ve dünyadan geçmiş bir İslam kadını, rüyada, Allah'ın Resülünü görmüş... Kâinatın Efendisi, kadına sol elini uzatmış... Kadın, acaba niçin Âlemin Fahri bana sağ elini uzatması diye düşünürken cevap gelmiş: Sağ elimde Adnan var!.. Bu bir rüyadır, hiçbir bakımdan şer'î huccet değildir ve yalnız görüldüğüyle hakikattir; öz hakikatiyse Allah'a malum.... Fakat her şeye rağmen, ötelere ve esrar âlemine inananlar için güzel bir ümit vaadı... Eğer Allah, Islâmiyeti koruduğun yalanını, sana, o beyin yırtıcı ve yürek delici yalnızlığın içinde doğrulttuysa, sen bir şehitsin ve Allah Resulü'nün ilyltifatına layıksın... Elveda Adnan Bey! İnşallah yeni yetişeceklere ders olsun!.. Elveda!.. (Benim Gözümde Menderes)
Yorumlar
0 yorum