Kitap Künyesi
Yazar: John Fante
Çevirmen: Avi Pardo
Orijinal Adı: Wait Until Spring, Bandini
Yayın Evi: Parantez Yayınları
İSBN: 9789758441983
Sayfa Sayısı: 176
--reklam--
Bahara Kadar Bekle, Bandini Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Nereye şimdi, Bandini? Kısa bir süre önce, kırk beş dakika önce, Tanrı şahidi, bir daha asla dönmemek üzere hızla inmişti o yolu. Kırk beş dakika-bir saat bile değil, ama çok kötü şeyler olmuştu ve sonsuza dek unutmayı umduğu o yolu geri yürüyordu şimdi. Maria, ne yaptın? Svevo Bandini, yüzünü kanlı bir mendille gizlemiş; kar taneleriyle konuşarak Dul Hildegarde'nin evine giden yokuşu tırmanırken Kış'ın öfkesi de onu gizliyor. Kar tanelerine anlat öyleyse, Bandini; soğuktan donmuş ellerini sallayarak anlat onlara. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu Bandini-olgun bir adam, kırk iki yaşında, ağlıyordu çünkü Noel Gecesi'ydi ve günahına dönüyordu, çünkü çocuklarıyla birlikte olamayacaktı. Ne yaptın, Maria?
--reklam--
Bahara Kadar Bekle, Bandini Alıntıları - Sözleri
- Bak, gözlerim senin gözlerin..
- İnsanın ruhunda çektiği acıdan daha büyük acı var mıydı dünyada?
- İnsanın ruhunda çektiği acıdan daha büyük acı var mıydı dünyada?
- Hep hastaydı, ama belirti göstermeyen türden bir hastalıktı onunki; kansız ve yarasız, acı sadece.
- Hep hastaydı, ama belirti göstermeyen türden bir hastalıktı onunki; kansız ve yarasız, acı sadece
- Üşümüştü, ayakkabılarının altı delikti. Daha o sabah ayakkabılarının altındaki delikleri makarna kutusundan kopardığı karton parçalarıyla içerden kapatmıştı. Makarna kutusunun içindeki makarnaların parası ödenmemişti. Karton parçalarını ayakkabılarının içine yerleştirirken aklından geçirmişti bunu.
- "İnsanın ruhunda çektiği acıdan daha büyük bir acı var mıydı dünyada...?"
- Yoksul bir adamdı, üç çocuğu vardı; ne makarnanın parası ödenmişti, ne de üç çocuğunun ve makarnanın içinde bulunduğu evin parası. Tanrı köpektir.
- Öldüğünde cennete gideceğinden hayli emindi. İki nedenden ötürü: Günah çıkardığı ve çok hızlı koşabildiği için.
- Bazı sözcüklerin söylenişi bile günahtı. Olgun. Dolgun. Tombul. Hepsi günah. Ten. İffet. Bekaret. Hepsi günah. Kösnül. Dudak. Günah. Hazreti Meryem duasını okuduğunda; Merhametli anamız Hazreti Meryem, Tanrı seninle ve sen kutsanmışsın kadınların arasında, ve rahminin meyvesi kutsanmış. Gökgürültüsü gibi sarsardı onu o iki sözcük. Rahminin meyvesi. Bir günah daha.
- Hep hastaydı, ama belirti göstermeyen türden bir hastalıktı onunki; kansız ve yarasız, acı sadece.
- İnsanın ruhunda çektiği acıdan daha büyük bir acı var mıydı dünyada?
- İnsanın ruhunda çektiği acıdan daha büyük acı var mıydı dünyada?
- “Hep hastaydı, ama belirti göstermeyen türden bir hastalıktı onunki; kansız ve yarasız, acı sadece.”
- “Yakında Bahar gelecek,” dedi. “Hem de nasıl!” Daha cümlesini tamamlamadan minik ve soğuk bir şey dokundu eline. Eridiğini gördü, küçük yıldız biçiminde bir kar tanesi... ”
--reklam--
Bahara Kadar Bekle, Bandini İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İtalya'dan ABD'ye göç eden bir ailenin öyküsünü anlatıyor Bahara Kadar Bekle, Bandini. Biraz araştırdım, sanırım kendi hayatından yola çıkarak yazmış bu kitabı ve devam hikayelerini. Fante de ABD'ye göç eden İtalyan bir ailenin çocuğu. Onun ailesi de Arthur Bandini'nin ailesi gibi zor hayat yaşamış. Yarı otobiyografi olarak da kabul edebiliriz. İlk kez bir Fante kitabı okudum, çok beğendim. Dili o kadar sade ki, sayfalar akıp gidiyor. Hatta yazarı bu kadar geç tanıdığıma üzüldüm. Arthur Bandini'nin daha sonra neler yaptığını da merak ediyorum. Devam kitaplarını da okuyacağım mutlaka. (Ragif)
Guilt on Skin: https://www.youtube.com/watch?v=R7SsMPNZV2Q&ab_channel=ggelhsvaggelhsva Serinin ilk kitabında, ana karakter olan Arturo Bandini'nin çocukluk dönemine tanıklık ediyor ve ailesini tanıma fırsatı buluyoruz. İtalyan göçmeni olan aile Amerika'da yaşıyor. Arturo'nun babası Svevo Bandini bir duvar işçisi, kış döneminde işlerin durulması yüzünden maddi sıkıntılar içerisinde. Beş parasız, hava şartlarına küfürler savuran Svevo çareyi kumar masasında arıyor. Arturo'nun Annesi Maria ailesine bağlı koyu bir katolik ve çocuklarını da dini değerlere göre yetiştirmeye çalışıyor. Doğal olarak annenin çözümü bu sıkıntılardan kurtulmak için dualar etmek. Göçmenliğin getirdiği dışlanmışlık hissi, ölümcül günahlarla yaşamanın zorluğu :D, arada kalmışlıklar, sorumluluklar, hayatının aşkı olan kızın hiç pas vermemesi ve maddi sıkıntıları da düşününce daha çocuk olan Arturo'nun hayatı hiç de kolay değil. Bütün bu dertlere bir de aile bağlarının sarsılması eklenince soğuğun yakıcılığını derinden hissediyoruz. Fante'nin hayatından kesitleri kitabına yansıtması oldukça gerçekçi bir eser ortaya çıkarmış, yazarın kullandığı betimlemeler de etkileyici. Ayrıca anlatılanlar bizim kültürümüze de hiç yabancı değil, şüphesiz benzerlikler bizi kitaba biraz daha bağlıyor. Kitapta zaman zaman Arturo'nun haylazlıklarına gülsek de, çoğunlukla hüzünleniyoruz. Bu sebeple mutlu günlerin, baharın gelişini dört gözle bekliyoruz. (Semih)
--reklam--
Bahara Kadar Bekle, Bandini PDF indirme linki var mı?
--reklam--
John Fante - Bahara Kadar Bekle, Bandini kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bahara Kadar Bekle, Bandini PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı John Fante Kimdir?
John Fante (d. 8 Nisan 1909 - ö. 8 Mayıs 1983) İtalyan asıllı ABD'li romancı, kısa hikâye yazarı, senarist.
Yaşamı
John Fante`nin babası duvar işçisi Nick Fante bir İtalyandı. Yüzyılın başında ABD`ye göç etti. 8 yıl sonra da oğul John dünyaya geldi. Boulder`da yetişti, Colorado Üniversitesi`ne kayıt yaptırdıysa da eğitimini tamamlayamadı, 20 yaşındayken okuldan ayrıldı. 1918`de ABD vatandaşı olan baba Nick Fante, 1929 yılında ailesini terk etti. Babanın da ayrılmasıyla aile gittikçe fakirleşti. John da Kaliforniya`ya gitti, bir balık fabrikasında çalışmaya başladı, kısa bir sonra da annesini de yanına aldırdı.
Balık fabrikasında çalışmaya başlayınca hayatı bir düzene girdi. Boş zamanlarında sürekli okuyan Fante, işçilikten arta kalan zamanlarda sürekli hikâyeler yazmaya başladı. 1933`te ilk romanıLos Angeles Yolunu bitirdi, bu kitapla birlikte aynı zamanda hep başkahraman olarak kalacak Arturo Bandini de doğuyordu. İlk kitabı yayınevlerince provokatif olduğu gerekçesiyle reddedildi. 1938yılında ilk romanı yayımlanabildi, Bahara Dek Bekle, Bandini. 1939 yılında da Charles Bukowski`nin öve öve bitiremediği Toza Sor yayımlandı.
Daha sonra Hollywood`a doğru kaymaya başlayan Bandini, ünlü yönetmenlerle (Orson Welles, Francis Ford Coppola) ahbap oldu. Yazın dünyasından yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı, evlendi. Edebiyat dünyasına Hayat Dolu`yla geri döndü fakat eski hırçın hali biraz geride kalmış gibi görünüyordu. Hayat Dolu`nun senaryosuyla Oscar`a aday oldu. 1955`te şeker hastası olduğunu öğrendi, giderek sağlığı bozuldu, kör oldu ve iki bacağı kesildi. Son romanını karısına söyledi o yazdı : Bunker Tepesi Düşleri (1982). Ertesi yıl da öldü.
Ömrünün son yıllarında Bukowski hep Fante`nin yanında oldu. Black Sparrow Press`e baskı yaparak Fante ölmeden kitaplarının tekrar basılmasını sağladı. Ona adeta tapan Bukowski, zamanında fazla ilgi gösterilmeyen Toza Sor`un en sevdiği kitap olduğunu yineleyip durdu. Arturo Bandini serisinin tekrar popüler olmasını sağladı. 2000`de John Fante biyografisi "Full of Life: The Biography of John Fante" piyasaya çıktı. 2003`de The Fante Reader takip etti, bu kitapta da bazı öyküleri ve mektupları yer alır.
--reklam--
John Fante Kitapları - Eserleri
- Toza Sor
- Bahara Kadar Bekle, Bandini
- Los Angeles Yolu
- 1933 Berbat Bir Yıldı
- Gençliğin Şarabı
- Bunker Tepesi Düşleri
- Üzümün Kardeşliği
- Büyük Açlık
- Roma'nın Batısı
- Hayat Dolu
--reklam--
John Fante Alıntıları - Sözleri
- Yoksul bir adamdı, üç çocuğu vardı; ne makarnanın parası ödenmişti, ne de üç çocuğunun ve makarnanın içinde bulunduğu evin parası. Tanrı köpektir. (Bahara Kadar Bekle, Bandini)
- Ben kavga edemiyorum,” diye hıçkırdı. “Hiçbir zaman edemedim, insanlara vurmayı sevmiyorum (Roma'nın Batısı)
- İnancını yitirince herşeyi yitiriyordun. (Bunker Tepesi Düşleri)
- Büyük yazar, tozlu kitapçıların müdavimi, tozlu dergileri kaldırıp o güzel öyküsünün tozunu üflerdi, satın alırdı dergiyi, kendi öyküsünü, tozlanmasın diye. (Büyük Açlık)
- “O denli yaraladılar ki beni, kitaplara sığındım, içime kapandım, kasabamdan kaçtım,..” (Toza Sor)
- Neydi o kitap? Bilmiyordum, ama onun gözlerinin izlediği satırları izleyebilmek için mutlaka edinmeliydim o kitabı. (Los Angeles Yolu)
- Çünkü Nietzsche’nin kitap kapaklarındaki fotoğrafları geliyordu aklıma. O salak bıyığıyla bir bira içicisine benziyordu ve ben biracılardan nefret ederim. (Los Angeles Yolu)
- Zayıflıkların gücün olduğunda, ağlarsın. (Üzümün Kardeşliği)
- Tuzak bu. Yaparsam yanlış, yapmazsam yine yanlış. (1933 Berbat Bir Yıldı)
- Dünyadaki en büyük sorun ne biliyor musun, Dino? Aile hayatı kalmadı. (Gençliğin Şarabı)
- Cahiller, budalalar ve gerizekalılarla konuşmanın yararı yok. Zeki insan dinleyicilerinin seçimini özenle yapar. (Los Angeles Yolu)
- Genç değillerdi artık, geleceğe dair umutlarını tüketmişlerdi. (Üzümün Kardeşliği)
- Beklentim çok büyüktü belki de; tüyleri ürperten coşkulu bir idrak, yeniden doğuşun baş döndürücü ihtişamı. (Hayat Dolu)
- Ne işim var burada, diye sordum kendime. Nefret ediyorum buradan, bu yalnız kentten nefret ediyorum. Neden beni istenmeyen bir öksüz gibi kendinden uzaklaştırıyordu? Yeterince acı çekmemiş miydim? Canımı dişime takıp çalışmamış mıydım? Neydi benimle alıp veremediği? O fasılasız taşralılık duygusu, başından beri taşıdığım ait olmama inancı mı? (Bunker Tepesi Düşleri)
- Tanrım... Bir işaret ver bana. Hayat yaşamaya değer mi? Her şey yoluna girecek mi? (1933 Berbat Bir Yıldı)
- "Nefret ediyorum senden" dedi. Hissettim nefretini. Kokusunu aldım,duydum hatta, ama sırıttım yine de. (Toza Sor)
- Camilla Lopez adında bir kıza âşık oldum. Bir gece çalıştığı yere gittim ve karşımdaydı ve o günden beri o kızın güzelliğini her düşündüğümde boğulacak gibi olurum, şimdi yazarken bile. (Büyük Açlık)
- Öte hayat hipotezi varsılların yoksulları uyutmak için uydurdukları bir martavaldan ibaret. Ruhun ebediyetine itiraz ediyorum. (Los Angeles Yolu)
- Bu kadar basitti. Her şey için teşekkürler. İzni olmadan onu dünyaya getirdiğim için. Onu savaş, nefret ve bağnazlıkla dolu bir dünyaya zorladığım için. Ona sahtekarlığı, yalanı, önyargıyı ve acımasızlığı öğreten okullara gönderdiğim için. Sırtına hiçbir zaman inanmadığı bir Tanrı yüklediğim için. Bir gün mahvına sebep olabilecek araba tutkusunu aşıladığım için. Çocuk kızla tanışır ve iyi adamlar sonunda hep kazanır türünden korkakça senaryolar yazan bir baba için. Her şey için. "Güle güle, evlat. Arada sırada ara." (Roma'nın Batısı)
- Aşk her şey demek degildi. Kadınlar her şey demek değildi. Bir yazar enerjisini korumak zorundaydı. (Toza Sor)
Yorumlar
0 yorum