Kitap Künyesi

Yazar: Vera Tulyakova Hikmet

Çevirmen: Hülya Arslan

Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları

İSBN: 9789750813726

Sayfa Sayısı: 460

--reklam--

Bahtiyar Ol Nazım Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Vera Tulyakova Hikmet, Nâzım Hikmet'in ölümünden sonra, onunla yaptığı söyleşiler olarak nitelendirdiği bu kitabında, şairin ülkesinden ayrıldıktan sonra, 1951'de üçüncü ve son kez gittiği Sovyetler Birliği'nde, coşkulu gençlik yıllarında idealinde yarattığı sosyalizmin gerçekleştirilememesi ve yeni insan tipinin yaratılamaması karşısında yaşadığı hayal kırıklıklarını, şaşkınlıklarını, acılarını; SSCB'de XX. Kongre öncesinde ve sonrasında Merkez Komite'nin sanata ve sanatçılara olan yaklaşımını, Sovyet Yazarlar Birliği çevresinde yaşanan olayları ve bütün bunların karşısında Nâzım Hikmet'in taviz vermez duruşunu anlatıyor.

Nâzım Hikmet'in derin yurt sevgisi, karısı Vera'ya duyduğu sınırsız aşk ve kıskançlıkları; Aragon, Neruda, Erenburg, Pasternak gibi dünyaca ünlü yazarlarla yakın dostluk ilişkileri ve edebiyat tartışmaları; ölüm önsezileri ve korkusu, çizgi dışı aşkları, şairin iç dünyasına girilerek, kişisel duygularıyla, içten ve şiirsele varan bir dille aktarılıyor Bahtiyar Ol Nâzım'da.

Kitabın son sayfalarındaki ölüm üzerine söyleşiler, insanı derinden sarsan ölçülerde...

Giderayak işlerim var bitirilecek,

giderayak.

Ceylanı kurtardım avcının elinden

ama daha baygın yatar ayılamadı.

Kopardım portakalı dalından

ama kabuğu soyulamadı.

Oldum yıldızlarla haşır neşir

ama sayısı bir tamam sayılamadı.

Kuyudan çektim suyu

ama bardaklara konulamadı.

Güller dizildi tepsiye

ama taştan fincan oyulamadı.

Sevdalara doyulamadı.

Giderayak işlerim var bitirilecek,

giderayak.

Bahtiyar Ol Nazım Alıntıları - Sözleri

  • Ayakta durmak ne zor, oysa kırılmak ne kadar kolay!
  • “Seviyorum Seni Ekmeği Tuza Banıp Yer Gibi...” diye okumaya başladı Samoylov. Küçücük, görünmez bir nokta olmayı istemiştim o an. Kimse beni görmesin, kimse Nâzım’ın bu şiirleri bana yazdığını anlamasın diye...
  • Bu şehir güzelse senin yüzünden...
  • ‘Umutsuzluk günahların en korkuncudur.’
  • ...kaç kere kaybettin beni Nâzım, kaç kere buldun? Daha kaç kere daha kaybedip bulacaksın. Ne kadar seviyordum seni, ne kadar! Her gece yemin ediyor, ertesi gün sana ‘hayır’ demek için söz veriyordum kendi kendime. Ertesi gün olduğunda da çalışma saatlerinin bitiminde işten çıkıp köşeyi dönüyor ve gözyaşlarıyla atılıyordum boynuna.
  • Özgürlük, özgürlük demekti, anasını satayım.
  • Biliniz ki yeryüzünde en kötü yalan, güzelliğin arkasına saklanıp söylenendir. Çünkü buna kalp kolay aldanır.
  • “Devrimcilerin erk düşkünü olmaları mümkün olmadığı gibi, erk düşkünleri devrimci olamazlar...”
  • Ayakta durmak ne zor, oysa kırılmak ne kadar kolay!
  • Herkese beni sormuştun, oysa yanı başındaydım ben.

Bahtiyar Ol Nazım İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Nâzım yok artık, ama onun sürdürdüğü mücadele bitmedi...: İnsan bir kitabı gözleri dolarak, bazen kendi kendine gülerek bazen de iç sesini dışa vurarak okuyunca çevresindekiler tarafından farklı bir nitelemeye tâbi tutuluyor.  Bu süre zarfında duygularım sanki benimle dalga geçiyordu, hüzünlü hiçbir satırı olmamasına rağmen bana ağır gelen o kadar fazla bölüm  vardı ki daha fazla devam edemeyeceğimi zannettim. Sevdiğiniz bir insanın yaşamı söz konusu olunca en küçük ayrıntılar insanı  fazlasıyla heyecanlandırıyor, hâttâ sıradan bir olay karşısında verdiği tepkiyi görünce o sıradan olay bile değerli oluyor... Açıkçası kitabı nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Bir aşk ya da bir hayat kitaba sığmıyor tek bildiğim bu :) Nazım Hikmet Piraye ile evli olduğu zamanlar siyasi nedenlerden dolayı Rusya'ya gider ve kendi deyimiyle  babası yaşında olarak Vera' ya tutulur. Sonraki zamanlar ise Piraye hakkında, çocuğumun annesi canıım, diyerek bilgi verir. Vera ise  zaten evli , çocuklu bir kadındır. Ancak onların sevgisi  insanların onayını almaya ihtiyaç duymaz. "Herhalde baban olmamı isterdin, değil mi? Zaten yakışanı da bu olurdu!"  Vera, Nazım Hikmet  öldükten sonra onunla  geceler boyu sohbet etmiş . Her zaman onu duyduğuna inanarak, verdiği cevapları dikkatle  dinleyerek.  Sohbetlerden geriye kalan bin sayfa ve onu bildiğim kadarıyla Nâzım kaldı, diyor Vera. Bu kitaptaki söyleşiler de o bin sayfadan seçmeler zaten. Nazım Hikmet'e dair okuduğum en iyi kitap bu oldu. Bahtiyar ol Nazım ! İstediğim kadar biyografi/inceleme okuyayım bana Nâzım'ın nasıl baklava yediğini söyleyebilir mi? Sabahları nasıl gazete okuduğunu, Vera'ya nasıl kahvaltı hazırladığını... Ya da Neruda gibi dünyaca ünlü isimlerle arasındaki samimiyeti?  Vera, nasıl da anlatmışsın sen öyle. Beden dili, kıyafetleri, bazen lanet okuyuşu bazen de yorgunluğu... Her şeyiyle bir Nâzım Hikmet  vardı karşımda. Bu güzel kadın, her ne kadar Nazım'ı çok sevse de evlilik kararı alırken kararsız kalmış. Nedeni ise sonu gelmez kıskançlıklar tabii ki. Doğrusu bu kadarını ben de beklemiyordum be Vera. Sanki Nazım Hikmet'in gözünde yeryüzünün tüm herifleri sana yan gözle bakıyor, sanki sizi ayırmak için fırsat kolluyor. Sen de  -işte buraya çok güldüm-  Nazım Hikmet'in cahil bir Türk köylüsü gibi davranıp yüzünü kapattırmasından, seni dört duvar arasına hapsetmesinden ve pek çok şeyi yasaklamasından korkuyordun. Öyle ki, bazen Nazım Hikmet'e "Türk tutkuların ona ağır geliyor, yapma..." diyerek öğüt verenler olmuş. Ancak Nazım  doğal olarak sevdiği "avrat" ile evlenmek istiyor, çok muu? "O-ho-ho, yoldaşlar, bu avradı ne çok sevdiğimi hayal bile edemezsiniz..." Kitapta düzenli olarak tekrarlanan bir cümle var: "Seni seviyorum Allah kahretsin!" "Karımsın  Allah kahretsin!" "Kocanım, alış artık Allah kahretsin!" "Yaşamak istiyorum Allah kahretsin!" Kitabın sonunda ben de dedim, Allah kahretsin! Sanki öldüğünü bilmiyordum, Vera anlatınca duydum. Sanki kitap bitince idrak edebildim bu dünyadan gittiğini. "Yaşamadığımın duyulduğu gün Türkiye’de olmayı çok isterdim. Kahvelerde,tiyatrolarda, üniversitelerde hakkımda neler konuşulacağını birazcık olsun duyabilmeyi arzu ederdim."  İsteyen istediği kadar Nazım Hikmet'in ülkesinden koparıldığını düşünsün. O, dediği gibi göbek bağıyla bağlı bize. Onu sevmek, anlamak, şiirlerini okumak için komünist olmaya  gerek yok. Sevgi dolu bir insan olduğunu sağır sultan bile duydu. Ne derseniz deyiniz :D "Lenin öldü  ama davası sürüyor."  sloganıyla binlerce insanın o dönemde partiye üye olması gibi, " Nâzım öldü ama davası sürüyor." diyenler de az değildi. Vera'nın annesi sırf içindeki boşluğu doldurabilmek için partiye katılmak istemiş. "Tıp, Nazım Hikmet gibi birini yaşatacak güçte değilse tıp eğitimi almanın ne anlamı var? " diyerek fakültesini bırakan öğrencilere ne demeli? İnanıyorum ki, bazı çevrelerin nefreti, politikacıların aptallığı bir gün son bulacak... İnsanın kafasında taşıdığı fikirler çoğu kez onu bir bedel ödemeye sevk etse de yenecek bir şeyleri... O bir şeyler hüküm süremeyecek insanlar fikirlerini özgürce söyledikçe... Çünkü Nazım Hikmet'in de dediği gibi  gonderi/85699173 Yoğun duygular yaşadığım ve zaman zaman bırakmak zorunda kaldığım bir kitap oldu. Bu incelemeyi yazarken de yine gözlerim doldu. Etkisini her zaman hissedeceğim galiba.  İyi okumalar diliyorum :) (Rana)

Bahtiyar Ol Nazım: içinde, nâzım hikmet'in vera tulyakova'ya yazdığı şu şiiri bulunan kitap: "martılara rastlamadım balıklar kovalamadı dümen suyunu ve üç gün üç gece bulutların önünden ağır bir keder gibi akıp geçti baltık denizi ve ben ordaydım yine sensiz ve içimde seni itirmenin korkusu dönüp bulamamak seni seni ve şehri bulamamak yerinde seni, şehri ve dünyamızı." 2008 yılında yayınlanan, nazım hikmet'in son eşi vera tulyakova hikmet tarafindan yazılan anı kitabıdır bu kitap. sadece nazım hikmet ve eşi arasında yaşanan aşka tanıklık etmek için değil aynı zamanda dünyanın bir çok ülkesindeki komünizm hareketinin etkilerini ve halkın yaşamını gözlemlemek için de okunmalı. moskova'da yaşanan kültür dünyasının iç yüzünü gördükçe, sovyet rejiminde bile nazım hikmet'in yasaklanan oyunlarının, şiirlerinin olduğuna tanıklık edince insanın içinde bir şeyler kırılıyor. nazım, yaşamaktan beslenen, var olmayı seven ve mücadeleci bir adam olduğundan her şeye rağmen yazmaya devam etmiş. mayakovski, sergey yesenin gibi isimler intiharı seçmiş.... nâzım hikmet'i en iyi anlatan kitaplardan biri olmanın yanısıra sovyetler, pablo neruda, louis aragon, elsa triolet, boris pasternak, ilya ehrenburg gibi dünyaca ünlü yazarlarla ilişkisi hakkında da önemli bilgiler veren bir vera tulyakova hikmet eseri. ancak bu kadar da değil bu kitap, evet çok az şey biliyordum vera hakkında, başka kitaplarda yazanlar, bir de nâzım'ın şiirlerindeki kadarını sadece. bu kitap onu da tanımamız, o derin aşklarını ve ölümsüzlüklerini içimizde hissetmemiz için vera'dan bir armağan. Teşekkürler Kirpikleri Mavi Saçları Saman Sarısı Vera, Mavi Gözlü Dev'i bizimle bu kadar güzel paylaştığın, 38 yıl bu aşkı kendi başına yaşayabildiğin için. onlarca yıldır severek okuduğumuz bir çoğunu ezbere bildiğimiz şiirlerin hikayelerini okumak benim için güzel bir deneyim oldu. ve şiirde sese o kadar önem veren nazım hikmet'in kendi dilinde kendi sesinde o şiirlerin basıldığını görememesi hep çevirmen şairlere derdini anlatmak zorunda kalıp memleketine hasret ölmesi kitap boyunca hüzne boğuyor insanı. (Birsen)

Ve yine dayanamayıp ara ara tüm ay içine yayarak okuduğum Pdf kitabımın sonuna geldim. (Kitap olarak 460 sayfa, Pdf olarak ise 627 sayfacık olan muhteşem kitabı, ay bitmeden bitirmeyi başardığım için kendimi tebrik etmeliyim.) Ne denir ki bu kitaba, hiç bilmiyorum. Yer yer çok kızdığım, hatta Nazım Hikmet den soğuma noktasına dahi geldiğim bir kitap oldu diyebilirim. Bunun sebebi ise tamamen aile bağları ile ilgiliydi. Hani o dönemlerde yaşamak, onun yaşadıklarını yaşamak, nasıl bir şey tabi ki bilemem, ya da bilemeyiz. Yine de bir kadınla evli iken başka bir kadınla birlikte olmak, ondan bir çocuğun olması ve ölene kadar görememek, kötü olsa gerek. Aynı şekilde birlikte yaşadığın kadının da başka biriyle evli olması ve bunu çok umursamaması, onun için normal olsa da, bizim yaşayışımıza ters olmasından kaynaklı, bazı kızgınlıklarım oldu diyebilirim. Koskoca Nazım bu, bana mı kalmış onu yadırgamak diyerek bu konuyu burada kapatabilirim. Vera, Nazım'ı kaybettikten sonra onunla söyleşiyor gibi, o hiç gitmemiş gibi, yazmış tek tek her şeyi. Bazı yerlerde gözlerim bile doldu diyebilirim, o kadar güzel, yalın anlatmış ki. O bankta otururken ben de arka bankta onları dinliyor gibi hissettim kendimi. Nazım'ı, dostlarını, düşmanlarını, Moskova'yı, Türkiye özlemini, eski aşklarını, gidenleri, kalanları.... Hakkında bir çok şeyi öğrenebileceğiniz bir kitap, bire bir son sevdasının dilinden, eşinden, Vera'sından. Bence Nazım'ı seven herkes ama herkes, sindire sindire okumalı, bu güzel eseri. Son olarak, çevirmeni de tebrik etmek lazım, gerçekten çok güzel çevrilmiş bir kitap. Ve tabi ki sevgili Vera'nın kitabın sonunda Nazım'a seslendiği o güzel dizeler...çok ama çok iç acıtıyor. Okuyun lütfen. (Eylem U.K.)

Bahtiyar Ol Nazım PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Vera Tulyakova Hikmet - Bahtiyar Ol Nazım kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bahtiyar Ol Nazım PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Vera Tulyakova Hikmet Kimdir?

Vera Tulyakova Hikmet (1932-2001) Nâzım Hikmet’in karısı. Devlet Sinema Üniversitesi (VGİK - Vsesoyuzniy Gosudarstvenniy İnstitut Kino) Senaryo Bölümü’nü bitirdi ve SSCB’nin en büyük çizgi film kuruluşu olan “Soyuzmultifilm”de redaktör olarak çalışmaya başladı. “Novosti” haber ajansında muhabirlik yaptı. 1955 yılında tanıştığı Nâzım Hikmet’le birlikte yazdıkları “İki İnatçı” ve “Kör Padişah” adlı tiyatro oyunları Moskova başta olmak üzere SSCB’nin çeşitli kentlerinde sahnelendi. 1963’te Nâzım Hikmet’in ölümünün ardından Rusya Edebiyat ve Sanat Devlet Arşivi’nde Nâzım Hikmet Bölümü’nün oluşmasına ön ayak oldu. Aynı yıllarda VGİK’te doktora çalışmasını tamamladı ve ölünceye dek aynı üniversitede öğretim görevlisi olarak çalıştı. Ayrıca 1998’de Rusya’nın konusunda ilk özel üniversitesi olan “Bağımsız Sinema ve Televizyon Okulu”nu kurdu ve rektörlüğünü üstlendi.

--reklam--

Vera Tulyakova Hikmet Kitapları - Eserleri

  • Bahtiyar Ol Nazım
  • Nazım'la Son Söyleşimiz

--reklam--

Vera Tulyakova Hikmet Alıntıları - Sözleri

  • Ne kadar yakışıklısınız Nâzım! Hiç de Türk ’e benzemiyorsunuz! Niçin yalnız yaşıyorsunuz? Böyle yaşamamalısınız! Kadınlar, mutlaka, çılgınca, çılgınca, çılgınca seviyorlardır sizi! Neden evlenmiyorsunuz? Ve Nâzım insanı o silahsız bırakan gülümsemesiyle yanıtladı: - Çunkü, cancağızım, aileye, özel mülkiyete ve devlete karşıyım da ondan! (Nazım'la Son Söyleşimiz)
  • Yaşar’a giderdik, Tilda çay demlerdi bize evlerinde. Çok büyük bir yazar. Öfkeli, sevecen, gerçek anlam ıyla halksal bir yeteneği var. Burada onun “İnce Me- med ”inin kapış kapış alınıp okunmasına nasıl seviniyorum . (Nazım'la Son Söyleşimiz)
  • “Seviyorum Seni Ekmeği Tuza Banıp Yer Gibi...” diye okumaya başladı Samoylov. Küçücük, görünmez bir nokta olmayı istemiştim o an. Kimse beni görmesin, kimse Nâzım’ın bu şiirleri bana yazdığını anlamasın diye... (Bahtiyar Ol Nazım)
  • Bu şehir güzelse senin yüzünden... (Bahtiyar Ol Nazım)
  • Biliyorsun Vera, birkaç kez yattım hapiste, bir keresinde dokuz ay. Fakat tek satır yazmış değilim orada. Hapishanelerde on yedi yıl çalışabilen ve öylesine şeyler yazabilen insanda, insanüstü bir ruh gücü var demektir! On yedi yıl parmaklıklar arasında, itin, kopuğun, namussuzun, katilin arasında yaşayıp da tertemiz, pırıl pırıl bir insan olarak kalmak. Güneş akı- tan, ışıl ışıl bir kaynaktır Nâzım, hiçbir kir, hiçbir leke gölgeleyemez onu. Eh, Vera, ne adamdı kocan senin! (Nazım'la Son Söyleşimiz)
  • Ve ansızın dedin ki: “Aşk her şeyin eridiği bir demir ocağı, bir döküm hanedir. (Nazım'la Son Söyleşimiz)
  • Gelsene dedi bana Kalsana dedi bana Gülsene dedi bana Olsene dedi bana Geldim Kaldım Güldüm Öldüm (Nazım'la Son Söyleşimiz)
  • Ayakta durmak ne zor, oysa kırılmak ne kadar kolay! (Bahtiyar Ol Nazım)
  • Çalıyorum kapınızı teyze, amca, bir imza ver. Çocuklar öldürülmesin şeker de yiyebilsinler. (Nazım'la Son Söyleşimiz)
  • ...kaç kere kaybettin beni Nâzım, kaç kere buldun? Daha kaç kere daha kaybedip bulacaksın. Ne kadar seviyordum seni, ne kadar! Her gece yemin ediyor, ertesi gün sana ‘hayır’ demek için söz veriyordum kendi kendime. Ertesi gün olduğunda da çalışma saatlerinin bitiminde işten çıkıp köşeyi dönüyor ve gözyaşlarıyla atılıyordum boynuna. (Bahtiyar Ol Nazım)
  • ‘Umutsuzluk günahların en korkuncudur.’ (Bahtiyar Ol Nazım)
  • Ayakta durmak ne zor, oysa kırılmak ne kadar kolay! (Bahtiyar Ol Nazım)
  • Biliniz ki yeryüzünde en kötü yalan, güzelliğin arkasına saklanıp söylenendir. Çünkü buna kalp kolay aldanır. (Bahtiyar Ol Nazım)
  • Ben sizin hastanızım, cancağızım, başka bir şeyim yok. (Nazım'la Son Söyleşimiz)
  • Özgürlük, özgürlük demekti, anasını satayım. (Bahtiyar Ol Nazım)
  • Vera'nın Nazım'a son bakışı... "Sana, ne demeliyim bilmiyorum! Güneşim desem, güneş batıyor. Hayatım desem, hayat kısa. Gülüm desem, o da soluyor. Sana "canım" demeliyim. Çünkü bu can seninle atıyor." (Nazım'la Son Söyleşimiz)
  • Herkese beni sormuştun, oysa yanı başındaydım ben. (Bahtiyar Ol Nazım)
  • “Devrimcilerin erk düşkünü olmaları mümkün olmadığı gibi, erk düşkünleri devrimci olamazlar...” (Bahtiyar Ol Nazım)
  • Şöyle derdin: “Marx öldü, Lenin öldü. Bunu anlıyorum. Vücut çalışmaz oldu artık. Fakat ya beynin enerjisi, o nerede? Acaba tüm bunlar, sıradan bir kimyasal tepkime yoluyla, basitçe yok olup gittiler mi? (Nazım'la Son Söyleşimiz)