Kitap Künyesi

Yazar: Panait Istrati

Çevirmen: Bertan Onaran

Orijinal Adı: Les Chardons Du Baragan

Yayın Evi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

İSBN: 9786257070423

Sayfa Sayısı: 112

--reklam--

Baragan’ın Dikenleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Panait Istrati’ nin 1928 yılında Fransızca kaleme aldığı, olgunluk dönemi yapıtlarından Baragan’ın Dikenleri, yirminci yüzyıl başında yalnızca Romanya’ nın değil, bütün Balkanların, hatta Türkiye’ nin de yaşadığı bir sosyal çelişkinin anlatısıdır. Bir yanda serpilen modern ekonomi ve kurumlar ile nüfusun büyük bölümünün, kır yoksullarının payına düşen sefalet arasındaki tezattır bu. Ağır yaşam koşulları, modern devletle iç içe geçmiş ortaçağ kalıntısı toprak ağalığı ve tabii isyan, kozasını kırıp çıkmak isteyen bir yoksul gencin coğrafyayla mücadelesine eşlik eder. Istrati, kendi yaşam öyküsünden kesitleri de kattığı bu novellasını 1907 yılında hükümet ve toprak ağalığına başkaldırdıkları için topa tutulmuş Stănileşti, Băileşti, Hodivoaia köylülerine adamıştır.

--reklam--

Baragan’ın Dikenleri Alıntıları - Sözleri

  • “Allahım! İmdadımıza yetiş! Bu ne uğursuzluk!”
  • “Nereye gidiyoruz, Yonel?” “Dünyaya, Matake, devedikenleri de peşimizde!”
  • Düşünün: İlk ve sonbaharda, Borsea’nın sarı renkteki suları ekilmemiş yüzlerce hektar araziyi kaplardı. Ve bu geniş su hattında turna balığı, küçük sazan balığı o kadar çoğalırdı ki, kediler bile su kenarına, çatlayıncaya kadar balık yemeye gelirlerdi.
  • Dünyanın sonu geldi yavrularım...
  • ... papaz, köylülere cebini şişiren mısırları göstermek ve “Bu sene, Paskalya olmayacak!” demek zorunda kaldı.
  • Yaşam ışıl ışıldı ve her yanı çirkinliklerle doluydu.
  • İleri, Profira’ya doğru Lira’nın yedi duka ettiği yere!
  • Yalnızlığa, uzun yolculuklara susamıştım elbet, ama iyi bir yoldaşla birlikte.
  • “Ah! Ne olurdu onların üzerlerine binmeye ve smei’ler (yarış atları) gibi uçmaya muvaffak olabilseydik!”
  • Kötü örgütlenmiş, kötü yönetilen, varlıklı bir ülke.
  • Halkın ayyaşlığının nedeni yoksulluktur.
  • "toprak insana yalnız karnını doyursun diye verilmemiştir. yeryüzünün kimi köşeleri bir kenara çekilip düşünmek içindir."
  • Öyle büyük biri olmaya gözümü dikmediğimi itiraf edeyim. Ben yalnızca düş kuruyordum, o kadar.
  • Ekmek! Na­sıl da mutluydum ekmek yiyebildiğim için!
  • Hey ulu Tanrım ne kadar zor şu çileli yaşamı tamamlamak!..

--reklam--

Baragan’ın Dikenleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Hey gidi diken öyküsü hey! 1900'lü yılların başları. Kahramanımız, Matake(daha 14 yaşında). Yer, Romanya kırları. Çocuklar tarafından türlü maceralara atılmanın hayal edildiği Baragan ve Baragan'ın dikenleri. Adeta bir diken krallığı. Suyu erişilmez derinliklerinde saklayan, dikenlerin dışında hiçbir şeyin ayak basamadığı bu uçsuz bucaksız topraklar, gençlere dünyayı gezme hayalleri kurdurtuyor.Dikenlerin peşinden gidilen meçhul hayatlar... Yaşadığı köy dışında herhangi bir yer görmeyen Matake ve arkadaşı Dişlek, dikenlerin peşinden bir maceraya atılırlar ve yaşları gereği de farkında olmadıkları ülke gerçekleriyle tanışmaya başlarlar. Kötü örgütlenmiş, kötü yönetilen, varlıklıların tok, halkın yoksul olduğu bir ülke. Derebeyleri pençesinde ezilen fakir halk. Ekmek bile yok, ekmek kırıntısı bile ne kadar değerli. Bir yanda modern şehirler kurulurken, varlıklılar bolluk içinde daha da zenginleşirken diğer yanda gün geçtikçe daha da sömürülen yoksul köylüler. Asıl dikenlerin öyküsü bu işte! Uçsuz bucaksız bir Baragan'a dönüşen şu sabırlı ülkemizin tepesine çöken amansız cüzzamın... cellat dikenlerin, zengin uşakların öyküsü. (sayfa 67) Ve tabi ki isyan. Ayaklanan köylüler yargılanmıyor bile ya kurşuna diziliyor ya da zindanlara atılıyor. Panait İstrati bu eseri, 1907 yılında hükümet ve toprak ağalığına başkaldırdıkları için topa tutulan Stánileşti, Báileşti, Hodivoaia köylülerine adamış, içine kendi yaşam öyküsünden de kesitler katmış. Keşke daha uzun olsaydı. Keyifli okumalar... (Çiyaye Sor)

Herkese merhabalar. Soğuk, sıcak, karlı, yağmurlu ve her türlü hava koşullarında bana eşlik etmiş olan kitabı tanıtmaya geldim. Modern Klasikler Dizisi içinde beğendiğim keşke biraz daha uzun olsa diye hayıflandığım kitaplardan birisi: #baragan'ındikenleri Kitapla 20.yy. başlarına gidiyorsunuz. Romanya'da yaşanan bir sosyal çelişkinin anlatısı olan kitap, modern ekonomi ile kır yoksullarının payına düşen sefalet arasındaki tezatlığı anlatıyor. Küçük Matake ve yoldaşı Dişlek... Önlerinde iken arkalarında kalan dikenler ile çıktıkları dünya yolculuğu... Harika bir #novella . Kesinlikle tavsiye ediyorum. (sevdam1kitap)

Efendiler ve köleleri konu alan bir kitap. Daha doğrusu köle olarak görülen köylülerin bir baş kaldırışı ve malum hazin son… Yazarın okuduğum ilk kitabı oldu. Kitabın içeriğinden ziyade verdiği duyguyu aktarmak isterim. Nedense bozkır, toprak konulu kitapları okuyunca ayrı bir hüzünleniyorum. Kitap bittikten sonra sanki o bomboş dümdüz bozkırda uzaklara dalmış gitmiş ve uzun uzadıya düşünüyorum. Ne için varız ve bu efendi- köle sistemini barındıran hırslar yığınıyla uğraşmak büyük haksızlık değil mi? Gün sonunda insanı, bitkisi ve hayvanı birer canlı olarak bu yeryüzünde ve birtakım işkencelere neden maruz kalıyor? (FBG)

--reklam--

Baragan’ın Dikenleri PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Panait Istrati - Baragan’ın Dikenleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Baragan’ın Dikenleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Panait Istrati Kimdir?

Romanya'nın bir liman kenti olan İbrail'de doğan yazar, gençliğini, aralarında İstanbul'un da olduğu pek çok Osmanlı kentinde geçirdi. Babası Yunandır. Mısır'ı, Lübnan'ı, Suriye'yi gezdi. Bu dönemde, bulduğu bir sözlük sayesinde Fransızca öğrendi. 1921 yılında, Fransa'nın Nice kentine giderken, yalnızlığı dolayısıyla intihar girişiminde bulundu. O sırada üzerinde Romain Rolland'a yazılmış fakat henüz göndermemiş olduğu bir mektup bulunuyordu.

İlk romanı Kira Kiralina (Yaşar Nabi Nayır tarafından Türkçeye çevrilmiştir) 1923 yılında Romain Rolland'ın yazdığı önsözüyle birlikte basılmıştır. Panait Istrati tüm eserlerini anadili olan Rumence değil, Fransızca olarak yazmıştır. Türkçeye de çevrilmiş önemli eserleri arasında, Arkadaş (Mihail), Akdeniz, Sokak Kızı (Nerantsula), Angel Dayı, Kodin, Baragan'ın Devedikenleri, Uşak (Méditerranée) ve Sünger Avcıları gelir.

Gençlik yıllarında devrimci hareketlerin etkisine kapılmış olan Istrati, 1929'da Komünist Partinin daveti üzerine Sovyetler Birliği'ni gezdikten sonra umutsuzluğa kapılmış ve politik mücadelenin dünyada bir şeyleri değiştirmek için yetersiz olduğu fikrini edinmiştir. Pek çok romanında da politikadan, politik mücadeleden çok insanı insan yapan değerler üzerinde durması bu yüzdendir. Panait Istrati romanlarının çoğunda yaptığı yolculukları anlatır. Fakat gezdiği ülkeler değil, tanıdığı insanlar ön plandadır. Istrati'nin eserlerinde gerçek bir insan sevgisi hissedilir. Bu karşılıksız ve koşulsuz sevginin hikâyesindeki kahramanların başına getirdiği belalar kadar, onlara yaptığı katkı da nesnel bir biçimde anlatılır.

Panait Istrati'nin şaheseri olarak Arkadaş (Mihail) adlı kitabı gösterilebilir. Bu kitapta, Panait Istrati'nin pek çok başka romanındaki başkahramanı da olan Adrian Zografi ile Mihail'in arkadaşlığı anlatılır. Bu arkadaşlık, ideal bir sevgi görüşünü simgelemek için kullanılmıştır. Istrati birçok başka eserinde de arkadaşlık temasını kullanmıştır. Hatta bu eserlerin çoğunda büyük, efsanevi aşklar bile arkadaşlıklar uğruna feda edilmişlerdir.

--reklam--

Panait Istrati Kitapları - Eserleri

  • Akdeniz
  • Arkadaş
  • Baragan’ın Dikenleri
  • Kodin
  • Sokak Kızı
  • Kira Kiralina
  • Angel Dayı
  • Hayat Yollarında
  • Sünger Avcısı
  • Minka Abla
  • Uşak
  • Perlmutter Ailesi
  • İş Bulma Kurumu
  • Keşiş Sofronie
  • Tel Ören İzak
  • Hayduklar
  • Sovyetler 1929
  • Bütün Eserleri 1

--reklam--

Panait Istrati Alıntıları - Sözleri

  • “(...) Hayatta bir çok başlangıç sonuçlardan daha üstündür...” (Hayduklar)
  • “(...) Kadının içten direnci, kaba adamın arzuları üzerinde etkisizdir. O saf bir adamın utangaçlık sıkıntılarının nerede bittiğini, kadınlık onurunun derin tiksintisinin nerede başladığını bilmez. Toprağa hükmeden bu kaba adama her şey mübah gelir...” (Hayduklar)
  • İnsanın kontrole ihtiyacı oldukça toplum adaleti asla ümit edilmemelidir. (Keşiş Sofronie)
  • - İyi ama sen fakirsin, hayatını kazanmak zorundasın. + Zararı yok ; ölmeyecek kadarını mideme vereceğim; kazancımın geri kalan kısmını kitaplara harcayacağım. (Kodin)
  • Çok acı bir şiirim var Onu ölürken de almak istemem ya da Şu kadar söylemek isterdim Ölümümden daha beteri var dünyada (Keşiş Sofronie)
  • -Sen dün sevmiş olduğun şeylerden bugün nefret ediyorsun. -Doğru.. Beni şu gördüğün hâle getiren dün sevmiş olduğum şeylerdir.. (Angel Dayı)
  • O zamandan sonra özgür insanların kaderini esirlerinkine bağlayan hayalden kurtuldum. Hepimiz aynı hamurdan yapılmamışız. Boyunduruk altındayken özgürlüğünü kaybettiğindekinden daha az acı çeken bırak zincire vurulur kalsın: onu zincirden ben kurtaramam. Özgürlük savunulmak ister; kime diş bileyip, kimi daha çok hor göreceğimi bilemiyorum, özgürlüğü kaldıranı mı, yoksa onu savunmaktan korkanı mı? Ben sadece haydutlar için haydutum!.. (Hayduklar)
  • - Sen aptalın tekisin Floritchica, insanlar flütü, köpeği sever gibi sever, ona tasma takmak için, bülbülü sever, kafese koymak için, çiçeği tanrının onu büyüttüğü yerden koparmak için ve de özgürlüğü, onu esarete çevirmek için. Eğer herkes flütü benim gibi sevseydi, o zaman ne haydut, ne poteralar, ne gospodar olurdu, sadece kardeşlik olurdu. Ama şimdi hiçbir yerde kardeş yok. (Hayduklar)
  • İnsanoğlunu allak bullak eden ve büyük mutluluk olan aşkın, hassas yürekli yüce gönüllüler için bir cehennem ateşi olması gerektiği, her kötü kaderin görünmez kitabında yazılıdır. (Tel Ören İzak)
  • Ey erkekler! Dost olabilen kadın, eşlerin en iyisinden üstündür, oynaşın en kösnülüsünden daha yetkindir, onun dostluğu bir erkeğin diğerine göstereceği tüm dostluğu bin fersah geride bırakır; çünkü kadın, bizi besleyen, mutlandıran toprak gibi karmaşık ve her bakımdan zengindir! (Sokak Kızı)
  • "Hiç kimse insanların hepsini sevmez, İsa bile onları öyle safça sevmedi. Biz, çeşitli görünümlerle bize benzeyenleri severiz. Arzularımızı severiz... " (Sokak Kızı)
  • “(...) Sadece nefret etmesini bilen ve sevebilen kimse hayatın tam kıymetini bilir...” (Hayduklar)
  • İnsan, hayatının en kötü zamanlarını bile sanki çiçek tarlası geçermiş gibi atlatır. (Minka Abla)
  • “Hiçbir eksiğiniz yokken erdemli olmak kolaydır..” (Akdeniz)
  • "Burada amaç, bir şeyler elde edip bir doyuma ulaşmak değildir, yaşamın çağrısına uygun olarak mücadele etmenin bizzat kendisi bir tatmin, bir arzulanana ulaşma hayalidir." (Minka Abla)
  • Çocukluktan çıktı mı insan canavar kesilir: ikiyüzlülükle başka bir kalıba girerek hayatı inkar eder. (Hayat Yollarında)
  • İnsanın söyleyecek bir şeyleri ve bunu söylemeye yeteneği varsa vazgeçmek bir cinayet, tembellik bir ayıp olur. (Uşak)
  • Bak yavrum, suçlunun tek bir günahı vardır: işlediği suç, suçlayanınsa günahı sayısızdır. (Kodin)
  • Yalnız o, yeryüzünde yaşayan hayvanların en yırtıcısı olan insan, geçtiği her yere ölüm, sefalet, kölelik tohumlarını eker. (Angel Dayı)
  • İnsan ödlektir. O, hayata sarılmadığı zaman hayat ona sarılır. (Sünger Avcısı)