Kitap Künyesi
Yazar: Richard P. Feynman
Yazar: Lale Aykent Tunçman
Çevirmen: Tuna Aykent Tunçman
Orijinal Adı: What Do You Care What Other People Think?
Yayın Evi: Alfa Yayınları
İSBN: 9786051067384
Sayfa Sayısı: 236
--reklam--
Başkalarının Ne Düşündüğünden Sana Ne Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ralph Leighton tarafından derlenen Başkalarının Ne Düşündüğünden Sana Ne, Feynman'ın çok ilgi gören biyografisi Eminim Şaka Yapıyorsunuz, Bay Feynman'ın devamı niteliğinde. Ancak Feynman bu kitapta çoğunlukla şaka yapmıyor. Ayrıca bu kitapta konular, düzenliymiş havası vermek için kronolojik olarak sıralanmış olan Eminim Şaka Yapıyorsunuz Bay Feynman'a göre birbirleriyle daha az ilgili.
Başkalarının Ne Düşündüğünden Sana Ne, Feynman'ın kişiliğini en çok biçimlendirenlerin etkilerini anlatarak başlıyor; annesi, babası, Mel ve ilk aşkı Arlene. Bu kitabın ismini aldığı Arlene'nin öyküsü Feynman için anlatması üzücü bir öykü.
Kitaptaki "Bay Feynman Washington'a gidiyor" bölümü Feynman'ın uzay mekiği Challenger1 m patlayışını araştıran Rogers Komisyonu'ndaki maceralarını kapsıyor. Ardından Feynman'ın on yıl süren kanser mücadelesi, Caltech'te verdiği son dersten iki hafta sonra, 15 Şubat 1988'de sona erdi. Feynman'ın en dokunaklı ve ilham verici konuşmalarından biri olan "Bilimin Değeri" kitabın Sonsöz'ü.
'Feynman'ın gür sesi sayfalar arasında yankılanıyor."
James Gleick, Kaos yazarı
--reklam--
Başkalarının Ne Düşündüğünden Sana Ne Alıntıları - Sözleri
- Arlene felsefe dersinin ev ödevini yapmakta güçlük çekiyordu. "Descartes'ı işliyoruz" dedi. "Sanırım 'Cogito ergo sum'la -Düşünüyorum öyleyse varım- başlıyor ve Tanrı'nın varlığını ispatla bitiriyor" "İmkansız! dedim, koskoca Descartes'tan şüphe duyduğumu hiç dikkate almaksızın. (Bu babamdan öğrendiğim bir tepkiydi: Otorite kim olursa olsun önemsemezdi; kimin söylediğini boş ver, nereden başlıyor, nereye varıyor ona bak ve kendine "Bu akılcı mı? diye sor.) "Birini diğerinden nasıl çıkarsıyosun?" dedim.
- Hangi soruya yeteri kadar derinlemesine bakarsak, aynı heyecan, aynı huşu ve esrar tekrar tekrar gelir. Daha çok bilgiyle birlikte insanı daha da derine gitmeye iten derin, harika gizemler ortaya çıkar. Zevk ve kendine güvenle; her bir taşı, altından daha da güzel sorulara ve gizemlere -kesinlikle büyük bir maceraya- işaret eden hayal edilmemiş gariplikleri bulmak için hayal kırıklığına uğrayacağımızdan endişelenmeyerek çeviriyoruz! Bilimle ilişkisi olmayan sadece birkaç kişinin böyle bir dinsel deneyim yaşadığı doğru. Şairlerimiz bunu yazmıyor; sanatçılarımız bu harikulade şeyin portresini çizmiyor. Neden bilmiyorum. Şu anki evren resmimizden kimse ilham almıyor mu? Bilimin bu değeri şarkıcılar tarafından söylenmiyor: bunun hakkında bir şarkı ya da şiir dinlemiyorsunuz, bunun yerine hakkında bir konferans işitiyorsunuz. Daha bilimsel bir çağa gelmedik.
- "Sadece mükemmel olmayan düşünceleri hayal edebilirim, ama mükemmel olmayan da sadece mükemmeli referans alarak anlaşılabilir. Bu yüzden de mükemmelin var olması gerekir" Descartes
- İngilizce dersinde berbattım. Derse dayanamıyordum. Bir kelimeyi doğru ya da yanlış hecelemeyi dert etmeyi komik buluyordum, çünkü İngilizce hecelemesi sadece bir insan uydurmasıydı; gerçek hiçbir şeyle, doğayla alakası bile yoktu. Her kelime farklı bir şekilde hecelenebilirdi. İngilizce işlerine tahammül edemiyordum.
- Baban sana hiçbir şey öğretmemiş!" dedi. Ama tam aksiydi. Bana çoktan öğretmişti: "Şu kuşu görüyor musun?" demişti. "Bu bir Spencer çalıbülbülü." (Asıl adını bilmediğini bilmiyordum.) "Şey, İtalyancada Chutto Lapittida. Portekizcede Bom da Peida. Çincede Chung-long-tah ve Japoncada ise bir Katano Tekeda. Bir kuşun tüm dillerdeki adlarını bilebilirsin, ama bitirdiğinde aslında o kuş hakkında hiçbir şey bilmiyor olursun. Farklı yerlerdeki insanları ve onların kuşu nasıl adlandırdığını öğrenmiş olursun. Bu yüzden gel kuşa bakalım ve onun ne yaptığını görelim; önemli olan budur." (Çok erken yaşta bir şeyin ismini bilmenin bir şeyi bilmekten farklı olduğunu öğrendim.)
- "Atomun bir durumdan diğerine geçerken foton adı verilen bir parçacık çıkardığını anlıyorum" dedi. "Doğru" dedim. "Önceden foton atomun içinde miydi?" diye sordu. "Hayır, öncesinde foton yoktu" dedim. "iyi" dedi, "peki nereden geldi o zaman? Nasıl ortaya çıktı?" Ona fotonların sayısının korunmadığını; elektronların hareketiyle oluştuklarını açıklamaya çalıştım. Ama pek başarılı olamadım. "Bu, şu anda çıkardığım sese benziyor: Daha önce bende değildi" dedim. (Bu küçük oğlumun daha çok ufakken bir gün aniden bir kelimeyi artık söylemeyeceğini ilan etmesi gibi değildi bu kelimenin "kedi" olduğu anlaşılmıştı- çünkü "kelime torbasında" bu kelime bitmişti. Kelimelerin çıktıkları anda tükendiği böylesi bir kelime torbası yoktur; bu anlamda, bir atomda "foton torbası" yoktur.) Bu açıdan onu tatmin edememiştim. Anlamadığı şeyleri açıklamayı hiçbir zaman başaramadım. Yani başarısız olmuştu: bunları anlamak için beni tüm o üniversitelere göndermişti ve hiç anlayamamıştı.
- Başarabileceğimiz en üst anlayış biçimlerinin gülmek ve insan şefkati olduğunu öğrenmeli.
- Geçmişteki tüm çağlar boyunca, insanlar hayatın anlamını anlamaya çalıştılar. Eylemlerimize bir yön veya anlam verilebilse insanlığın büyük gücünün ortaya çıkacağını fark ettiler. Böylece, hayatın anlamı sorusuna bir sürü cevap verildi. Ama cevaplar çok farklı kaynaklardan geliyordu ve bir cevabın takipçileri diğerininkilere dehşet içinde bakıyordu; dehşet, çünkü aynı fikirde olmayan bir bakış açısına göre ırkımızın bütün potansiyeli yanlış ve körü körüne gidilen bir yola itiliyor. Aslına bakılırsa bu, filozofların farkına vardığı, insanların görünüşe göre sonsuz ve şaşılacak kapasitesinden doğan yanlış anlaşılmalarla yaratılmış devasa hilkat garibeleri geçmişinden bir parça. Hayalimiz doğru geçidi bulmak. O zaman her şeyin anlamı ne? Varoluşun önündeki gizem perdesini aralamak için ne yapabiliriz? Eğer her şeyi hesaba katar -sadece eskileri değil, bizim şu an bildiğimiz, ama onların bilmediği şeyleri de- o zaman, bence, bilmediğimizi samimi bir şekilde kabul etmeliyiz. Ama bunu itiraf ederken büyük ihtimalle doğru geçidi bulmuşuzdur. Bu yeni bir fikir değil, bu aydınlanma çağının bir fikri. Bu, şu anki demokrasiyi bulan insanın felsefesi. Kimsenin devleti yönetmeyi bilmediği fikri, yeni fikirlerin geliştirilip, denenip, evrilip çevrildiği, gerekliyse başka fikirlerin de katılabildiği bir sistem fikrinin doğmasını sağladı: deneme yanılma sistemi. Bu yöntem on sekizinci yüzyılın sonunda bilimin başarılı bir girişim olduğunun anlaşılmasının bir sonucudur. O zaman bile sosyal zihinli insanlar için ihtimallerin açıklığı bir fırsattı ve bu şüphe, tartışma, bilinmezliğe doğru ilerlemek için olmazsa olmaz bir öğeydi. Eğer daha önce çözülmemiş bir problemin çözülmesi isteniyorsa kapımızı bilinmeyen için aralık bırakmalıyız.
- Ama bilimsel çabanın sonucu olan dünya görüşünü de küçümsemek istemem. Bu sayede şairlerin ve geçmişin hayalperestlerinin tayahhüllerinin çok ötesinde her türlü şeyi hayal etmemizi sağladı. Doğanın hayal gücünün insanın hayal gücünü fersah fersah aştığı açıktır. Örneğin, milyarlarca yıldır uzayda salınan bir topun dönüşünün esrarengiz çekiminin bizi -yarımız baş aşağı olarak- yere yapışık tutması dipsiz bir denizde yüzen bir kaplumbağanın desteklediği filin sırtında taşınmaktan çok daha ilginçtir. Bunlar hakkında o kadar çok kez düşündüm ki umarım size, çoğunuzun da aklından geçirmiş olduğu, ancak geçmişteki insanların bugünkü bilgilerimize sahip olmadıkları için sahip olmadıkları, bu tür düşünceleri hatırlattığım için beni affedersiniz.
- Bilim insanları olarak, cehaletin getirdiği tatmin edici felsefeden gelen büyük ilerleme, düşünce özgürlüğünün meyvesinden gelen büyük ilerlemeyle, bu özgürlüğü beyan etmek; şüphe etmenin korkulacak bir şey olmadığını aksine iyi karşılanıp tartışılacak bir şey olduğunu öğretmek ve bu özgürlüğü gelecek kuşaklar için talep etmek bizim sorumluluğumuzdur.
- Babam tarafından bu şekilde, örnekler ve tartışmalarla eğitilmiştim: baskı yoktu; sadece sevgi dolu, ilginç tartışmalar vardı. Bu beni kalan hayatım boyunca motive etti ve tüm bilimlerle ilgilenmeme neden oldu. (Yine de fizik konusunda daha iyiydim.) İtiraf etmek gerekirse kancaya takılmıştım; çocukken eline şahane bir şeyi verilen ve onu hep tekrar bulmaya çalışan biri gibiydim. Çocuk gibi hep bulacağımı bildiğim harikaları bulmaya çalışıyordum; belki her seferinde bulamıyordum, ama ara sıra buluyordum.
- Her insana cennetin kapısının anahtarı verilmiştir; aynı anahtar cehennemin kapısını da açar.
- Geçmiştekilerin zamanındaki kabuslar, geleceğin hayalleri oldu...
- Tüm gerçekleri anlayıp kalbine kabul ettirdiğinde gereksiz ve çözülemez sorular sorarak neden kendimizi perişan edelim?
- Servisindeki hemşire gelip Arlene'in ölümünü onayladı ve çıktı; bir süre onunla yalnız kalmak istemiştim. Orada bir süre oturdum ve son bir kez onu öptüm. Saçlarının tamamen aynı kokmasına şaşırmıştım. Tabii ki, bir an durup düşündüğümde bu kadar kısa sürede saçlarının farklı kokması için bir neden olmadığını anlamıştım. Ama bu benim için bir tür şok olmuştu, çünkü zihnimde biraz önce muazzam bir şey olmuştu, ama yine de hiçbir şey olmamıştı. Ertesi gün morga gittim. Adam Arlene'in cesedinden aldığı yüzükleri bana verdi. "Eşinizi son bir kez görmek ister misiniz?" diye sordu. Kim bilir ne tür bir "hayır, onu görmek istemiyorum, hayır!" dedim. "Onu zaten gördüm!" "Evet, ama şimdi daha iyi hale getirildi" dedi. Bu morg işleri bana çok uzaktı. Orada hiçbir şey yokken bir cesedi daha iyi hale getirmek de neydi? Arlene'e tekrar bakmak istemedim; bu beni daha çok üzecekti.
--reklam--
Başkalarının Ne Düşündüğünden Sana Ne İncelemesi - Şahsi Yorumlar
249- "Eminim Şaka Yapıyorsunuz Bay Feynman" isimli ilk kitabın devamı niteliğinde diyebileceğim ama aynı zamanda da diyemeyeceğim bir biyografi kitabı. Devamı diyemiyorum çünkü olaylar ve anılar her ne kadar ilk kitapta nispeten kronolojik sıralanmış olsa da bu kitapta pek öyle olmamış. Tahminimce şöyle olmuş: İlk kitabın derlenmesi için dostu Ralph Leighton ile Richard Feynman oturup uzun uzun çalışmışlar, sohbet etmişler, dertleşmişler. Bunun üzerine ilk kitap "biyografi" niteliğinde meydana gelmiş. Sonra bakmışlar ki ilk kitaba koymadıkları ama okurla da paylaşmak isteyecekleri başka olaylar da yaşanmış. Bu olayları daha sonra alıp derleyip düzenleyip ikinci kitap (yani bu kitap) olarak hazırlamışlar. Olayların kronolojik sıralanmamış olması ve biraz daldan dala atlayarak belli başlı olaylar üzerinde yoğunlaşmış olması nedeniyle biyografiden çok anı kitabı olarak nitelendirmek daha doğru bile olabilir hatta bana kalırsa. Oldukça yüksek seviyede bir Amerikan "sense of humor"una sahip fizikçimiz Richard Feynman'ın anılarını içeren bu kitap daha çok şu iki olay üzerinde yoğunlaşmış: komikten ziyade trajik olan Arlene'in hastalık süreci ve Challenger Uzay Mekiği kazasını incelemek üzere görevlendirilen heyet ile birlikte geçen inceleme ve hata analiz süreci. Feynman yine sivri zekasının örneklerini zaman zaman bize anlatmış olsa da ilk konuda daha çok gülmekten ziyade içimiz buruluyor. İkinci konu ise nispeten daha teknik kalıyor ve benim gibi "space tech enthusiast" (aslında uzay teknolojileri meraklısı demek isterdim ama bunun tam karşılığı bu olmuyor gibi geldi) olmayan okurları biraz boğabilir gibi geldi. Öte yandan, zaten Feynman'ın hayatını tek bir kitaptan okumakla yetinmeyip bu ikinci kitabı almış birinin konuya ve adama çok da yabancı olmayacağını tahmin etmek zor değil. Keyifli, ama ilki kadar eğlenceli olmayan bir anı kitabıydı yani. (Ahmet Ceran)
Kitabı adından dolayı aldım. İçeriği hakkında bilgim yoktu. Kısa ve güzel biyografi. Uzay mekiği challenger kazasındaki ayrıntıları anlamadım ama adamın mücadelesi çok iyiydi ta ki atom bombasını yaptığını öğrenene kadar. Bilimin hem iyi hem kötü kullanabildiğinden bahsetmiş ama atom bombası konusundaki duyguları çok belirsiz. Neden? (•dandelion wine•)
Feynman; Fizik Nobel ödülü kazanmış bir bilim insanı. Kökenleri Musevi olmasına rağmen o bir ateist. Kitabı okurken yazar/irvin-d-yalom kitap/bir-psikiyatristin-anilari--92392 hatırladım. İlginç bir karakter. Acı ve aşkla dolu erken bir evlilik, Manhattan projesinde (atom bombası) yeralmış bir soğukkanlılık, herşeye rağmen her fotoğrafta kahkahası eksik olmayan karışık saçlı bir profesör var başrolde. Feynman’ın en büyük eserinin Hiroşima ve Nagazaki olduğu düşünülürse Japonların nasıl olup da davet ettiği ve saygı duyduğunu anlamadım. Kitapta, Bir contanın (oring) nasıl da Challenger’in canlıyayında havada parçaladığını delilleriyle anlayacak, keyifli mektuplarla 1960’ların havasını koklayacaksınız. (Rasim Bacacı)
--reklam--
Başkalarının Ne Düşündüğünden Sana Ne PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Richard P. Feynman - Başkalarının Ne Düşündüğünden Sana Ne kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Başkalarının Ne Düşündüğünden Sana Ne PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Richard P. Feynman Kimdir?
Richard Phillips Feynman 20. yüzyılın en önemli fizikçilerindendir. Kuantum elektrodinamiği üzerindeki çalışmaları nedeniyle 1965'te Julian Schwinger ve Sin-Itiro Tomonaga ile beraber Nobel Fizik Ödülüne layık görülmüştür.
1918'de ABD'nin New York eyaletinde Queens'teki Far Rockway adlı küçük bir kasabada dünyaya geldi. Henüz 16 yaşındayken türev ve integral hesabını tüm yönleriyle kavradı. 17 yaşında Rockway'den ayrılıp, lisans derecesini yapacağı MIT (Massachusetts Institute of Technology)'e girdi. Lisans derecesinden sonra ünlü Princeton Üniversitesi'ne kabul edildi. Doktorasını Princeton'dan aldıktan sonra, dekorsal sanatlar öğretmeni Arline Greenbaum ile ailesinin itirazlarına aldırış etmeyerek evlendi. 1942'de ABD'nin savaşa katılmasıyla birlikte, Manhattan Projesi (atom bombası projesi) için çağrıldı.
Burada Nazilerden kaçıp ABD'ye sığınan, Alman fizikçi Hans Bethe tarafından kuramsal bölümün önderi olarak atandı. Bu görevi aldığında henüz 24 yaşındaydı. Manhattan Projesi'nde Feynman, kritik kütle için gerekli olan uranyum miktarını tespit etmek için çalıştı. Hipotezini denemek için Los Alamos'u havaya uçurmadan birçok deney araçları geliştirdi. Oak Ridge uranyumun parçalanması sırasında güvenlik sorunuyla uğraşırken, Feynman çalışanların ışıma zehirlenmesinden korunması için prosedürler geliştirdi. Savaş sonrası Bethe'yi takip ederek, Cornell Üniversitesi'ne gitti. Feynman burada atomaltı parçacıkların karmaşık yapısı için basit bir gösterim geliştirdi. Onun bu gösterimi Feynman Çizelgeleri olarak bilinir.
Savaş bittikten sonra, 1965'te Kuantum elektrodinamiğine yaptığı katkılardan dolayı Itiro Tomonaga ve Julian Schwinger ile birlikte Nobel Ödülüne layık görüldü.
1986'daki Challenger felaketini araştıran Rogers komisyonunda yer aldı.
1988'de Los Angeles'ta öldü.
Ölmeden önce söylediği son sözün "İki defa ölmekten nefret ederdim, çok sıkıcıymış" olduğu rivayet edilir.
Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Richard_Feynman
--reklam--
Richard P. Feynman Kitapları - Eserleri
- Eminim Şaka Yapıyorsunuz Bay Feynman
- Fizik Yasaları Üzerine
- Her Şeyin Anlamı
- Keşfetmenin Hazzı
- Altı Kolay Parça
- Temel Parçacıklar ve Fizik Yasaları
- Başkalarının Ne Düşündüğünden Sana Ne
- Feynman'ın Kayıp Dersi
- Güzel Dediniz Bay Feynman
- Kuantum Elektrodinamiği
- Feynman Fizik Dersleri 1
- Altı Zor Parça
- Feynman Fizik Dersleri 3
- Feynman Fizik Dersleri 2
- Feynman Fizik Dersleri
- The Meaning of It All
- No Ordinary Genius
- Six Easy Pieces
--reklam--
Richard P. Feynman Alıntıları - Sözleri
- Şimdiye kadar geliştirilmiş olan matematiksel uslamlamalar fizikçiler için kuşkusuz çok önemli ve yararlıdır. Öte yandan, fizikçilerin uslamlamaları da matematikçiler için bazen yararlı olur. (Fizik Yasaları Üzerine)
- Bugün gerçek durum bu olmasa bile, hükümetlerin gücünün sınırlanması gereken bir dönemin geleceğine inanıyorum; hükümetlerin bilimsel kuramların geçerlilikleri konusunda yetkilerinin olmayacağı bunu yaptıklarında da gülünç bir durumda kalacakları bir dönem; tarihin ekonominin ve felsefenin farklı tanımlamalarına karar vermeyecekleri bir dönem. Ancak bu şekilde insanlığın geleceği gerçek olanaklara kavuşacaktır. (Keşfetmenin Hazzı)
- Düşünmeyi elden bırakmazsanız, özgürlüğünüzü de bırakmazsınız. (Güzel Dediniz Bay Feynman)
- NEWTON YASA 1 : Üzerine etki ettirilen kuvvetlerle durumunu değiştirmeye zorlanmadıkça, her cisim kendi durgun durumunu, ya da düz çizgi üzerindeki düzgün hareket durumunu sürdürür. (Feynman'ın Kayıp Dersi)
- "Sadece mükemmel olmayan düşünceleri hayal edebilirim, ama mükemmel olmayan da sadece mükemmeli referans alarak anlaşılabilir. Bu yüzden de mükemmelin var olması gerekir" Descartes (Başkalarının Ne Düşündüğünden Sana Ne)
- Newton, Ay’ı yörüngede tutan çekimin, nesneleri Dünya’ya çeken kuvvetle aynı şey olabileceğini düşündü. (Fizik Yasaları Üzerine)
- Tüm gerçekleri anlayıp kalbine kabul ettirdiğinde gereksiz ve çözülemez sorular sorarak neden kendimizi perişan edelim? (Başkalarının Ne Düşündüğünden Sana Ne)
- Bence yeni çözümler bulmak için çabalamaya devam etmek her şeyi yapabilmenin yoludur. (Her Şeyin Anlamı)
- Verilen bir durumda bir parçacığın sadece varlığı,aynı durumdaki parçacıklar çiftini yaratmanın olasılığını ikiye katladığını söyler. Başlangıçta bu durumda n adet parçacık varsa, olasılık (n+1) çarpanıyla artar. İşte bu, Bose istatistiğin çok önemli bir özelliğidir, lazerlerin çalışmasını sağlayan da budur. (Temel Parçacıklar ve Fizik Yasaları)
- Yapmayı çok sevdiğin bir şey bulmaya bak. Çok çalış. Ve mizah anlayışını asla, asla kaybetme! (Güzel Dediniz Bay Feynman)
- Ne basit değil mi?! (Fizik Yasaları Üzerine)
- Uzay ve zamanla ilgili düşüncelerimizi doğru şekilde sınamak için, çok küçük uzaklıkların daha altında, hiç deney yapmadık. Böylece biz sadece düşüncelerimizin bu uzaklığın üstünde işlediğini biliyoruz. Şunu da eklemeliyiz ki, oyunun kuralları kuantum mekaniksel ilkelerdir... (Altı Kolay Parça)
- Her insana cennetin kapılarını açan anahtar verilir. Aynı anahtar cehennemin kapılarını da açar. (Her Şeyin Anlamı)
- Hawaii'de beni bir keresinde bir Budist tapınağına götürdüler. Tapınakta bir adam, "size asla unutamayacağınız bir şey söyleyeceğim" ve ekledi: "Her insana cennetin kapılarını açan anahtar verilir. Aynı anahtar cehennemin de kapılarını açar." Bu bilim için de böyledir. Bir bakıma o cennetin kapılarını açan bir anahtardır, ancak aynı anahtar cehennemin de kapılarını açar, hangi kapının nereye çıktığı konusunda bir talimatnamemiz yoktur. (Her Şeyin Anlamı)
- "En sonunda hiç kimsenin böylesi içine kapalı bir eğitim sistemiyle, sadece sınav geçmeyi öğreterek eğitilebileceğini düşünmediğimi söyledim." (Eminim Şaka Yapıyorsunuz Bay Feynman)
- Copernicus ölüm döşeğine uzandığında, "Gökteki Kürelerin Dolanımları Üzerine"adlı kitabının ilk kopyaları kendisine gösterilmişti. Basımını bilerek, artık cezasını çekmeyeceği bir zamana dek geciktirmişti. Kitap, düşünülemeyecek bir şey öneriyordu: Evren’in merkezi Yer değil, Güneştir. Kitap, dolanma hareketleri hakkındaydı, gökyüzündeki gerçek dolanma hareketleri. Mecazi anlamda Bilimsel Devrim diye adlandırılagelmiş olan kuramı kapı dışarı ediyordu. Bugün, politik ve diğer ayaklanmaları devrimler olarak adlandırdığımızda, Kopernik’e saygı borcumuzu ödüyoruz; çünkü onun dolanma hareketleri hakkındaki kitabı ilk devrimi başlatmıştı. (Feynman'ın Kayıp Dersi)
- düşünmek eyleminden çok büyük zevk alıyordum ve herhangi bir şeyin bu zevki veren makineyi bozmasına izin veremezdim. (Eminim Şaka Yapıyorsunuz Bay Feynman)
- Vicdanı çok temizdi çünkü onu hiç kullanmamıştı. (Feynman'ın Kayıp Dersi)
- En etkileyici keşiflerden biri, yıldızların sürekli yanmalarını sağlayan enerjinin kaynağıdır. Bunu bulan kişilerden biri, yıldızların parlayabilmeleri için içlerinde çekirdek tepkimelerinin yer alması gerektiğini düşündükten bir gece sonra kız arkadaşıyla dolaşıyordu. Kız "bak, yıldızlar ne güzel parlıyor" dedi. Erkek yanıt verdi: "Evet! Ve şu anda dünyada, onların neden parladığını bilen tek kişi benim." Kız sadece ona gülmekle yetindi. Belli ki o anda yıldızların neden parladığını bilen tek adamla birlikte olmak onu etkilememişti. Evet, tek başına olmak üzüntü verir insana; ama ne yapalım ki bu dünya böyle. (Altı Kolay Parça)
- Atomlardan bir evren, ve evrende bir atom. (Güzel Dediniz Bay Feynman)
Yorumlar
0 yorum