Kitap Künyesi

Yazar: Nathanael West

Çevirmen: Emirhan Burak Aydın

Editör: Alican Saygı Ortanca

Orijinal Adı: Miss Lonelyhearts

Yayın Evi: İthaki Yayınları

İSBN: 9786057762948

Sayfa Sayısı: 112

--reklam--

Bayan Yalnızkalpler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Flannery O'Connor, Bayan Yalnızkalpler'i, William Faulkner'ın Döşeğimde Ölürken'iyle beraber, modern Amerikan edebiyatında en sevdiği iki eser arasında sayıyordu. Ancak Nathanael West, aklında yeni romanının fikrini oluşturduğu bir dönemde geçirdiği otomobil kazasında eşiyle beraber hayatını kaybettiğinde eserleri sadece küçük bir topluluk tarafından biliniyordu. Hayatını otel yöneticiliği yaparak ve daha sonra arkadaşları F. Scott Fitzgerald ve William Faulkner'la aynı dönemde Hollywood'da senaryolar yazarak kazanan West, ölümünden yıllar sonra ün kazandı ve eserleriyle dünya edebiyatında melankolik, eleştirel, mizahi ve tamamıyla şahsına münhasır bir iz bıraktı.

1930'ların New York'unda bir adam kendini kaybetmek üzere. Bayan Yalnızkalpler, gazetede nasihat köşesine gelen mektuplara cevap yazan bir adam. İnancı sallantıda. Yarına. Şimdiye. Tanrı'ya. Çok içiyor. Okuduğu mektuplardaki imzaların, Çaresiz'in, Bıktım-her-şeyden'in, Boynu-bükük'ün, Veremli-kocanın-inançsız-karısı'nın dertleri ona sirayet ediyor iyice. Bir de başının belası editörü Shrike var, adam herkesle, her dertle alay ederek yaşıyor hayatını. Nathanael West, Bayan Yalnızkalpler'de inancın çözemeyeceği sorunları, biriktikçe umursamadığımız dertleri, kaygılardan ibaret bir adamı anlatıyor. Ve bir dua yankılanıyor şehrin sokaklarında: Bayan Y.'nin ruhu kutsal kıl bizi. Bayan Y. kalbinde sakla bizi.

“Modern Amerikan edebiyatının en sevdiğim eseri.”

–Harold Bloom

“Joseph Heller, Thomas Pynchon, Philip K. Dick, George Saunders ve Bob Dylan'ı da dahil edebileceğimiz birçok ismin öncüsü.”

–Jonathan Lethem

“Kesinlikle sarsıcı.”

–John Dos Passos

--reklam--

Bayan Yalnızkalpler Alıntıları - Sözleri

  • Hayat birçoğumuz için acı ve kalp kırıklığından ibaret, umutsuz ya da neşesiz bir münakaşa gibi geliyor.
  • Ha­yatım huzurun olmadığı bir çöl.
  • Kuzey Kapısı’ndan parka girdi, kemere çöken koyu karardıktan ağız dolusu yutuverdi. Yolun üstünde mızrak gibi yatan bir sokak lambası direğinin gölgesine adım attı. Gölge bir mızrak gibi ona saplandı. Görebildiği kadarıyla bahardan bir iz yoktu.
  • “Belki yanlış anlıyorumdur,” dedi kadın,
  • Hayat birçoğumuz için acı ve kalp kırıklığından ibaret, umut­suz ya da neşesiz bir münakaşa gibi geliyor.
  • Hayatın sizi bunaltmasına izin vermeyin. Eski patikalar başarısızlığın harabeleriyle tıkandıysa yeni,taze yollar arayın. Sanatta bu yollardan biridir. Seksen altı yaşına geldiğinde işini gücünü bırakıp Çince öğrenmeye karar veren Bay Polnikoff ne demişti? 'Hepimiz, hala yolun başındayız...'
  • 'Hayat', diyorsun, 'mizmizlanmaya izin vermeyen, sana sadece bir elin verildiği ve masaya oturmanın zorunlu olduğu bir kulüptür.
  • “Günah işleyen insanları da sevin. Böyle bir sevgi tanrısal sev­ginin örneğidir, yeryüzünün en büyük sevgisidir. Yaratılan her şeyi hem tümüyle hem de bir kum taneciğine kadar ayrı ayrı sevin. Ağaç yaprağına, güneş ışığına, hayvanlara, bitkilere gönülden bağ­lanın. Sevdiklerin seni tanrısal sırra erdirir. Daha sonra anlayışın her gün biraz daha derinleşir, böylece sevgin sonunda, bütün dün­yayı kaplayan evrensel bir sevgi olur.”*
  • Sermaye ile Emek ulusun genel çıkarları adına el ele vermeliler. Emek, ücretleri artırmak gibi maddi çıkarlar gözetmemeli, sermaye de yüksek kar isteğinden vazgeçmeli. Her ikisinin de anlaşması gereken nokta, Amerikalılara yaraşacak davranış, düşmana, yani İngilizlere, Japonlara, Ruslara, Roma’ya ve İsrail’e karşı çetin bir savunuya geçme ülküsü olmalıdır. Hiç unutma ki sınıflar arası savaş, iç savaş demektir ve Amerika’yı siler yeryüzünden.
  • “Ne, kadınlardan hoşlanmıyor musun yoksa? Tek aşkın İsa galiba? İsa Mesih, Kralların Kralı, Bayan Yalnızkalpler’in Bayan Yalnızkalpler’i...”
  • Böyle kötü bir talihi hak etmek için ne yaptım ben? Kötü şeyler yapsam da bir yaşına gelmeden yapmadım ama yine de böyle doğdum. Babama sordum, o da bilmiyor ama belki de öbür dünyada, doğmadan önce kötü bir şey yapmış ya da onun günahları yüzünden cezalandırılıyor olabilir­mişim. İnanmıyorum buna, babam çok iyi bir adamdır. Canıma mı kıysam?
  • Hepimizin derdi, harici bir hayatımızın olmaması, dahili bir hayatımız var, o da zoraki zaten.
  • Viran oldum, ruhum keder içinde. Cehennemde gibiyim. Nasıl inanabilirim, bugün, bu çağda nasıl iman edebilirim?
  • ''Beni yanlış anlamayın Kızılderililer. Rousseau'cu değilim, zamanın geriye işletilemeyeceğini bilirim. Ama yapabileceğiniz bir şey var. Saati durdurabilirsiniz. Saati kırabillirsiniz.
  • Yaratmaya kabiliyeti olmayanlar takdir edebilirler.

--reklam--

Bayan Yalnızkalpler İncelemesi - Şahsi Yorumlar

#1001kitap~~~: "Gönül Abla ve Temizinden Bir Milyon"  ölmeden önce okunması gereken 1001kitap arasında olduğu için başladığım, yoğun dönemimde kafa dağıtmak için bana ilaç gibi gelen 1kitap oldu. Kitap ismi tek 1romanmış gibi olsa da farklı 2 hikayeden oluşan bu kitap 1930'lu yılların Amerika'sında geçen traji komik olayların olduğu kara mizah tadında, düşündürücü 1kitaptı... İlk hikaye olan "Gönül Abla" ki abla değil, gazetede çalışan, insanların mektupla dertlerine çare bulmaya çalışan 1 köşe yazarı... Bu işi cok da sevmeyen gelgitli, hayatından da pek mutlu olmayan 1i... İnsanoğlunun acizligini çok güzel anlatmış çare beklediklerimizin çaresizliğiyle... Gönül Abla'nın Betty adında bir kız arkadaşı da vardır ki Betty, diğer hikayede de geçiyor, isimler aynı kişilerin farklı olduğu...  2. hikaye "Temizinden Bir Milyon", "Seninki gibi bir mide için John D.Rockefeller temizinden 1 milyon öderdi" atasözü  ile başlayan genç  Lemuel Parkin'in evini kurtarmak için para kazanmak adına  başına gelen olaylar silsilesi, tam 1 komedi acı sonla biten... Lem'in kendisine verilen ilk ödül hapis cezası, 2.si yoksulluk, 3.sü işkence sonuncusu ise... Ne de olsa, heryerde düşüncenin aynı olduğunun ispatı niteliğinde "İnsanın para kazanabilmesi için parası olması gerek. Para parayi çeker derler... " sözüyle olayın özeti olan ve mağdursan heryerden vurulan "Fırsat Ülkesi"nin erdem, zenginlik ve başarı efsanelerine, "Amerikan Rüyası"na,  Amerikalı bir yazardan acı ve alaycı bir bakış" olan bu 2 hikaye de düşündürücüydü... Temizinden  Bir Milyon daha akıcı Gönül Abla ' ya göre ağır kitapların arasına alınacak kitap niteliğinde 2 hikayede. (Ayşe...)

Roman kahramanımız çalıştığı gazetede daha iyi bir konuma geçmek Bayan Yalniz Kalpler ismiyle okuyucuların mektuplarını cevaplamaya başlar. Ilk basta bu onun icin eğlenceli bir is görünse de zamanla oyle olmadığını anlar . Gelen mektuplarda sefalet , mutsuzluk ve çaresizlik duyguları hakimdir. Iste bundan sonra isler değişir ve kahramanımız kendi hayatını, varoluşunu sorgulamaya başlar . Romanın arka planında 1930 larda Amerika 'da yaşanan büyük buhranın etkileri var . West mizahi bir dille kapitalizmi eleştirmiş ve bunu yaparken Tevrat'a göndermelerde bulunmuş.. Alt metinlerde cok sayıda sembolik ifade var. Faulkner ve Fitzgerald ile birlikte aynı dönemde senaryo yazarlığı yapan West 'in bu romanını herkesin cok sevebilecegini düşünmüyorum. Yine de okunur mu okunur. (Tülay)

1940 yılında, henüz 37 yaşında, bir trafik kazasında hayata gözlerini yumdu. Ölümünden sonra değeri anlaşılmaya başlanmıştı fakat deha(yazma dehası) potansiyeli taşıyan eserleri bir elin parmaklarını geçmediğinden de olacak, hiçbir zaman edebiyatın podyumunda yürüyemedi. Eşi ve kendisi bu elim kazada öldüğünde, başta Amerikan edebiyatı olmak üzere yazın dünyası bir fırsattan yararlanamamış oldu. Bayan Yalnızkalpler, Amerikan Güzin Abla örneği diyebiliriz. Kendisi erkek olmasına rağmen mahlası böyle. Gizli bir gazete kalemi yani. Bu kısacık kitapta bir gazeteye gelen okur mektuplarıyla bezeli, biraz da mizahi satırlarla karşılaşacaksınız. Yalnız Bayan Yalnızkalpler'in hayatı, gelen mektuplardan bile enteresan. Tuhaf davranışlar sergileyen, hatta ufak tefek kriminal olaylara karışan, sarhoş olan, dayak yiyen, yabancılaşma benzeri bir duyguya kapılmış, dini açıdan da boşlukta olduğu açık olan gerçekten ilginç bir karakter. Takma adı dışında gerçek adını da kitap boyunca öğrenemiyoruz. Anlaşılacağı üzere bu kitapta okur mektuplarından çok Bayan Yalnızkalpler'in buhranlarını takip ediyoruz. Okurlarından çok daha fazla yardıma ihtiyacı olduğunu düşünüyorum ben açıkçası. Jonathan Lethem'ın kitabın başındaki yazısını elbette kitaptan sonra okumalısınız. Spoiler anlamında hayati bir şey yok ama ben her zaman bu tarz ilave yazıları kitabın sonunda görmek isterim açıkçası. Bana bu eser özellikle sonuyla, Türk Edebiyatı Klasiği tadı verdi. Türk Klasikleri'nin o trajikomik, yarı dramatik hallerini çok anımsatıyor gerçekten. Sanki Hüseyin Rahmi okuyormuşum gibi hissettim kısa bir süre. Kısa ve kolay bir kitap olmasından dolayı Nathanael West'e başlamak ya da onunla tanışmak için çok uygun bir eser. Tavsiye ediyorum. (Burak Kuşcu)

--reklam--

Bayan Yalnızkalpler PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Nathanael West - Bayan Yalnızkalpler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bayan Yalnızkalpler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Nathanael West Kimdir?

Nathanael West (17 Ekim 1903 – 22 Aralık 1940), ABD'li yazar.Five Came Back, I Stole a Million, Men Against the Sky ve Suspicion adlı filmlerin senaryosu da yazara aittir.

--reklam--

Nathanael West Kitapları - Eserleri

  • Bayan Yalnızkalpler
  • Ölüm Meleği
  • Bulunmaz Fırsatlar

--reklam--

Nathanael West Alıntıları - Sözleri

  • ''Beni yanlış anlamayın Kızılderililer. Rousseau'cu değilim, zamanın geriye işletilemeyeceğini bilirim. Ama yapabileceğiniz bir şey var. Saati durdurabilirsiniz. Saati kırabillirsiniz. (Bayan Yalnızkalpler)
  • Nefret etme yeteneğinden yoksun bir adam için, bir tavuğun hikayesini çizmek daha kolaydı. (Ölüm Meleği)
  • Yapay bir şelalenin önünde kartondan yapılmış yiyecekler yiyorlardı. (Ölüm Meleği)
  • Ölüm, ölü şeyleri yemekten gelir. (Ölüm Meleği)
  • "Hiçbir şeyi unutmam ben. Daima hatırlarım. Bana pislik yapanı da hatırlarım, iyilik yapanı da." (Ölüm Meleği)
  • Ama mutlu muydu değil miydi, söylemesi zor. Galiba, tıpkı bitkiler gibi, ne mutluydu ne de mutsuz. Onu rahatsız eden kötü anıları vardı; bitkilerinse kötü anıları yoktur.... (Ölüm Meleği)
  • “Belki yanlış anlıyorumdur,” dedi kadın, (Bayan Yalnızkalpler)
  • Gökyüzüne dinmiş ışıklı renkler çevreye hakimdi, mavimsi, eflatumsu bir akşamdı. En karanlık gölgeler bile mora dönüktü. (Ölüm Meleği)
  • Suçlu aslında kalabalığın bir parçası oldukça iyi davranmak zorundalardı. (Ölüm Meleği)
  • Viran oldum, ruhum keder içinde. Cehennemde gibiyim. Nasıl inanabilirim, bugün, bu çağda nasıl iman edebilirim? (Bayan Yalnızkalpler)
  • Hayat birçoğumuz için acı ve kalp kırıklığından ibaret, umut­suz ya da neşesiz bir münakaşa gibi geliyor. (Bayan Yalnızkalpler)
  • Hepimizin derdi, harici bir hayatımızın olmaması, dahili bir hayatımız var, o da zoraki zaten. (Bayan Yalnızkalpler)
  • Ana rahmine dönüş, harika bir kaçıştı. Dinden, sanattan, Güney Denizi Adalarından daha iyi bir yöntemdi. Hem kuytu, hem sıcaktı, beslenme de otomatikti. Tabi bu konaklamanın anıları herkesin sinirlerine ve kanına işlememiştir. Karanlıktır evet ama sıcak ve zengin bir karanlıktır. Ölüm yoktur. Tabi herkes dokuz ayın konaklaması bitince, umutsuzca çıkarılır oradan. (Ölüm Meleği)
  • Ne bir serenat ne de bir ağıttı. Kibirsiz ya da mütevazılıktan da uzak gerçeğin basit bir ifadesiydi. (Ölüm Meleği)
  • “Ne, kadınlardan hoşlanmıyor musun yoksa? Tek aşkın İsa galiba? İsa Mesih, Kralların Kralı, Bayan Yalnızkalpler’in Bayan Yalnızkalpler’i...” (Bayan Yalnızkalpler)
  • Ha­yatım huzurun olmadığı bir çöl. (Bayan Yalnızkalpler)
  • "Küçük adam ağlıyorsun Neden üzgünsün biliyorum Biri oyuncak arabanı çaldı Hadi şimdi uyu Bugün çok yoruldun" (Ölüm Meleği)
  • Böyle kötü bir talihi hak etmek için ne yaptım ben? Kötü şeyler yapsam da bir yaşına gelmeden yapmadım ama yine de böyle doğdum. Babama sordum, o da bilmiyor ama belki de öbür dünyada, doğmadan önce kötü bir şey yapmış ya da onun günahları yüzünden cezalandırılıyor olabilir­mişim. İnanmıyorum buna, babam çok iyi bir adamdır. Canıma mı kıysam? (Bayan Yalnızkalpler)
  • Cüce, tabuta yanaştı, mendiliyle bir oyun çevirdi ve uzaklaştı. (Ölüm Meleği)
  • “Günah işleyen insanları da sevin. Böyle bir sevgi tanrısal sev­ginin örneğidir, yeryüzünün en büyük sevgisidir. Yaratılan her şeyi hem tümüyle hem de bir kum taneciğine kadar ayrı ayrı sevin. Ağaç yaprağına, güneş ışığına, hayvanlara, bitkilere gönülden bağ­lanın. Sevdiklerin seni tanrısal sırra erdirir. Daha sonra anlayışın her gün biraz daha derinleşir, böylece sevgin sonunda, bütün dün­yayı kaplayan evrensel bir sevgi olur.”* (Bayan Yalnızkalpler)