Kitap Künyesi

Yazar: Murat Gülsoy

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750751226

Sayfa Sayısı: 264

--reklam--

Belirsiz Bir Ânın Kıyısında Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Sadece çarpma ânında tüm algılarımın ne kadar keskinleştiğini hatırlıyorum. Dünya farklı bir yer gibi görünmüştü gözüme, düşüncelerim dışında her şey yavaşlamış hatta durmuştu. İnsanların yüzlerinde dehşet vardı ve ben ölüm öncesi iyimserlik denilen kavramın varlığından haberdar değildim. Evet var böyle bir şey. Artık öğrendiniz. Ölmeden önceki son saniyelerinizde asla ölmeyeceğinizi düşüneceksiniz. Son ânın içindeymiş sonsuzluk.

Tek katlı, bahçeli evlerin olduğu otoban kenarındaki gizemli mahalleden oyuncu belleğin dehlizlerine, kuyuya fısıldanan sırlardan mezarından kalkıp gelen ölülere, insan gibi makinelerin tuhaf dünyasından uykuyla uyanıklık arasındaki belirsiz anlara uzanan tekinsiz bir yolculuk; acımasız bir yazarın kaleminden çıkan uçuş korkusu ve nihai sonsuzluk.

Murat Gülsoy, gerçekle gerçeküstünün sınırlarında dolaşan yedi öyküyle insan ruhunun karanlık sırlarını yer yer muzip yer yer ürkütücü bir atmosferin içinde anlatıyor.

--reklam--

Belirsiz Bir Ânın Kıyısında Alıntıları - Sözleri

  • Bazı insanların hayatları başkalarının günahlarını unutmaya çabalamakla geçiyor sanki.
  • Aklımın içinde kendi çığlığım yankılanıyor, keşke ağzımı açsam ve o çığlığı dışarıya bıraksam. Duvarlara çarpa çarpa dağılsa, kırsa, yok etse her şeyi!
  • İnsan ne tuhaf bir varlık. Gündelik köleliğin biraz dışına çıkabilse neler yaratabiliyor... Şu otobandaki hızlı köleler, çıkabilseler yoldan, toprağa bassalar örneğin, nefes alsalar, sorumluluklarından bir anlığına kurtulsalar, dünya bir anda değişmez mi?
  • Çekip gidemiyor insan. Duruyor, bekliyor, dinliyor, saatlerin ayların yılların geçişini dinliyor sonra bir de bakıyor ki herkes gitmiş.
  • Bir şeyler eksik hayatımızda. Zaten hayat kocaman boşluklardan ibaret. Ne demekse… Yani bir türlü dolmuyor. Hep boşluk, anlamsızlık.
  • Çekip gidemiyor insan. Duruyor, bekliyor, dinliyor, saatlerin ayların yılların geçişini dinliyor sonra bir de bakıyor ki herkes gitmiş.
  • “ Boğazımdan sarkan kimlik kartımdaki kişi olma numarasını yapmaktan yoruluyorum . “
  • Dünya çok büyük ve biz ne kadar çaresizdik. Ağladıkça ağlayasım geliyordu.
  • Neden iyi insanlar talihsiz oluyor?
  • Sadece düşünerek sonsuzluğu inşa etmenin mümkün olduğunu fark etmek içini coşkuyla dolduruyor. İnsan ne tuhaf bir varlık. Gündelik köleliğin biraz dışına çıkabilse neler yaratabiliyor... Şu otobandaki hızlı köleler, çıkabilseler yoldan, toprağa bassalar örneğin, nefes alsalar, sorumluluklarından bir anlığına kurtulsalar, dünya bir anda değişmez mi?
  • “ Ölüm düşüncesi içimi burkuyor.Ben ölümü herkesten önce tanımıştım.”
  • "Ve aşk cennete de cehenneme de gülümser".
  • “ Neden yaşamak bu kadar acı vermek zorunda? “
  • “ Kelimenin en hakiki manasında sevmek.”
  • ...hayaller gerçek olmuyor belki ama gerçekler hayal oluyor.

--reklam--

Belirsiz Bir Ânın Kıyısında İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Oğuz Atay sevenleri pek severim. Hele bir de çağdaş bir yazar Oğuz Atay sevdiğinden bahsediyor ve ilk yazı çalışmalarının Atay'a öykünmesi ile başladığını söylüyorsa daha ne olsun. Murat Gülsoy'u ilk olarak söyleşileriyle tanıdım. Devamında edebiyat zevkini (canım Oğuz Atay başta olmak üzere) ve matematikçi yanını da gördükçe, okumadan seveceğimi düşündüğüm yazarlardandı, ki yanıltmadı. Belirsiz Bir Anın Kıyısında, farklı konulara değinen 7 güzel öyküden oluşmakta. Modern insanın giderek artan hızında yaşamayı unutuşundan, akılla-delilik arasındaki çizginin inceliğinden, hatta yapay zekanın var oluşunu anlamlandırma sürecine kadar geniş bir skaladan konu seçimi olmuş yazarın. Bunlar kabul ettiğimiz normallerin dışına çıkılarak anlatılıyor. Zaman kaymaları, olayların yaşanıp yaşanmadığının belli olmadığı, hatta yazılırken yaşanılanların anlatıldığı sisli bir dünya Belirsiz Bir Anın Kıyısında. Okuyucuyu düşündüren, uğraştıran metinleri sevenlerin severek okuyacağını düşünüyorum. İyi okumalar. (Merve)

Murat Günsoy ile tanışmak için çok iyi bir başlangıç; Nasıl bir kalem, nasıl bir dil? Okurken kendimi bulduğum ve aynı zamanda satırların arasında zamanın durduğu, bir o kadar da kaybolmanın eşinde devam ettiğim kitabı bitirdiğime üzüldüm. Her cümleyi her hikayeyi öZümsemek ve öyle bitirmek istediğim için yavaş gitti diyebilirim. Duyguları ifade ediş biçimi, zamanın nerde nasıl ve ne şekilde yitirdiğimizi hatırlatmama ve bilincimin neler neler üretebildiğini görmeme, derinlere inmeme vesile olması da ayrıca güzel geldi. (Merve genç)

Kitabın adından başlamak üzere, bence ilk öyküden son öyküye kadar etkileyici bir kitaptı. Her öyküde belirsiz bir anın kıyısında kaldım. Sordum sorguladım. Her bir öyküde günlük yaşantımızdan belirli ve özel anlar vardı. Belirli derken ironik bir ifade oldu ama öykülerde bu etki var. Benim en sevdiğim öykülerden biri yapay zekanın kahraman olduğu öyküydü ama diğer öykülerde de bir gizem, belirsizlik, kafa karışıklığı vardı. Anestezi öyküsünde örneğin, adamın yaşadıkları anestezinin etkisi miydi yoksa paralel evrenlerdeki yaşantılarından birer iz miydi tartışılabilir. Trapped öyküsünde eve tıkılıp kalan adamın yaşadığı hissi birlikte yaşayıp sonra onunla rahatlamak. Son öykü ise bence kapanış öyküsü olarak çok iyiydi. Çünkü öykünün sonunda yazar cümleyi tamamlayıp noktayı koydu. Kurmaca içinde kurmaca daha nasıl anlatılabilirdi ki... Her bir öyküyü gerçekten tüylerim diken diken olarak okudum. O yüzden herkes Türk edebiyatının önemli yazarlarından olan Murat Gülsoy'u okumalı, okutturmalı. Ben öyle yapacağım. Kitaptan bazı alıntılar: *"Sadece düşünerek sonsuzluğu inşa etmenin mümkün olduğunu fark etmek içini coşkuyla dolduruyor." *"Zaten hayat kocaman boşluklardan ibaret. Ne demekse... Yani bir türlü dolmuyor. Hep boşluk, anlamsızlık" *"İnançlar, akıl yürütmeyle çürütülemezler." (Yasemin Çürük)

--reklam--

Belirsiz Bir Ânın Kıyısında PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Murat Gülsoy - Belirsiz Bir Ânın Kıyısında kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Belirsiz Bir Ânın Kıyısında PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Murat Gülsoy Kimdir?

1967'de İstanbul'da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi'ni bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi'nde Elektrik-Elektronik Mühendisliğini bitirdikten sonra yüksek lisans çalışmasını aynı üniversitenin Psikoloji Bölümü'nde tamamladı. İnsan yüzlerine ilişkin uyarılmış beyin potansiyelleri üzerine yaptığı deneysel tez çalışmasından sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Biyomedikal Mühendisliği Programında doktora yaptı. Beyin cerrahisinde kullanılacak bir cerrahi lazer sistemi üzerinde temel bilimsel çalışmalar yaptı. 2000 Yılından beri Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü’nde öğretim üyesi olarak çalışmakta Biyofotonik konusunda dersler vermekte, araştırmalar yapmaktadır. Lazer-doku etkileşimi, lazerle doku kaynağı, cerrahi lazer sistemi tasarımı konularında çok sayıda makalesi bulunmaktadır.

Arkadaşlarıyla birlikte 1992-2002 yılları arasında çıkardığı Hayalet Gemi dergisi ile edebiyat alanında adını duyurmaya başladı. Bu dergide öykü ve deneme türünde yazılarını yayımlayan Gülsoy ilk kitabını 1999 yılında Can Yayınları'ndan çıkardı. 2001 yılı Sait Faik Hikâye Armağanı, "Bu Kitabı Çalın" adlı kitabına, 2004 yılı Yunus Nadi Roman Ödülü, "Bu Filmin Kötü Adamı Benim" adlı romanına, 2013 yılı Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü "Baba, Oğul ve Kutsal Roman" adlı romanına verildi. Kitapları çeşitli dillere (İngilizce, Almanca, Çince, Makedonca, Rumence, Bulgarca, Arapça, Arnavutça) çevrilmektedir. Yapıtlarında akıcı bir üslup kullanan yazarın gerçekliğin ve zihinsel deneyimlerin aldatıcılığı, rüyalar, ölüm ve aklın sınırları gibi konuları ele aldığı söylenebilir. Öykü ve romanlarında türler arasında gidip gelmekten çekinmeyen Gülsoy edebiyat üzerine de inceleme ve denemeler yazmaktadır. Borges, Kafka, Orwell, John Fowles, Coetzee, Tanpınar, Yusuf Atılgan, Oğuz Atay ve Orhan Pamuk sıklıkla andığı yazarlar arasında sayılabilir. Boğaziçi Üniversitesi'nde vermekte olduğu yaratıcı yazarlık derslerini Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık adlı kitabında, Modernizm/Postmodernizm üzerine görüşlerini 602.Gece adlı inceleme kitabında yayımlamıştır.

Açık Radyo'da 1995-2002 yılları arasında Hayalet Gemi, Simgeler Sözlüğü, Ubor Metenga gibi programlarda yer almış olan Gülsoy 2010 yılından bu yana TRTTURK kanalında Açık Şehir programında Sinemada Edebiyat Uyarlamaları hakkında yorumlar yapıyor. Murat Gülsoy aynı zamanda 2004 Yılından beri Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi'nin Genel Yayın Yönetmenliği görevini sürdürüyor.

--reklam--

Murat Gülsoy Kitapları - Eserleri

  • Bu Kitabı Çalın
  • Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık
  • Ve Ateş Bizi Tüketiyor
  • Öyle Güzel Bir Yer ki
  • Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet
  • Gölgeler ve Hayaller Şehrinde
  • Baba Oğul ve Kutsal Roman
  • Nisyan
  • Bu Filmin Kötü Adamı Benim
  • Belirsiz Bir Ânın Kıyısında
  • İstanbul'da Bir Merhamet Haftası
  • Tanrı Beni Görüyor mu?
  • Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul
  • Sevgilinin Geciken Ölümü
  • Binbir Gece Mektupları
  • Karanlığın Aynasında
  • 602. Gece
  • Türkiye Hikayelerini Anlatıyor
  • Alemlerin Sürekliliği ve Diğer Hikâyeler
  • Bu An'ı Daha Önce Yaşamıştım
  • Sindirella’nın Bilmecesi
  • Belki de Gerçekten İstiyorsun
  • Şiir Dünyadan İbaret

--reklam--

Murat Gülsoy Alıntıları - Sözleri

  • Sıradan insanlar ancak hedeflerden söz edildiğinde rahatlarlar. Oysa çoğu zaman, gerçekte hedefin ne olduğunu asla bilmeden doğup ölürler. (Tanrı Beni Görüyor mu?)
  • Öyle... Zihin dağılmaya başladı mı toparlaması çok zordur." (Ve Ateş Bizi Tüketiyor)
  • sanki aklının içindeki bir düş dünyasında yaşıyordu (Tanrı Beni Görüyor mu?)
  • Okunan kitapların sayısı değil onların okunma yoğunlukları önemlidir. (Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık)
  • Onun sesini zihninde canlandırmak için çabalıyordu. O yüzden onun cümleleriyle düşünüyordu. (Sevgilinin Geciken Ölümü)
  • Madem kendisi bir yazar olarak ciddiye alınmıyor, o da gizlice yetiştireceği yazarlarla var olacaktı. Adı kimse tarafından bilinmese de olurdu. Tek istediği geleceğe bir yolla katılmaktı. (Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul)
  • “İnsanlar... Asla yapmam dedikleri ne varsa, inan bana, şartlar müsait olduğunda herkesten önce yapıyorlar. Üstelik bunun en doğru hareket şekli olduğunda ısrar edip seni aptal yerine koyuyorlar. O yüzden en iyisi, kimseden bir şey beklememek. Böylece sukutuhayale de uğramazsın.” (Gölgeler ve Hayaller Şehrinde)
  • Kalp bir para gibi renklerini kaybediyor, gerçekler aleminden palavralar alemine doğru hızla yuvarlanıyor. (Bu Kitabı Çalın)
  • Koşuyordum; düşüncelerin, düşlerin, şakaların, oyunların, madrabazlıkların içinden geçiyor, sonra başladığım yere geliyordum nefes nefese. (İstanbul'da Bir Merhamet Haftası)
  • Modernizm ilerlemeyle barbarlıktan kurtulunacağını vaat ediyordu. Oysa tam tersi olmuştu, barbarlık steril ve organize bir hal almıştı. İşte modernliğin ürünleri olan Nazizm ve dünya savaşları ortadaydı. Insanlar şu sorunun yanıtını bulamıyorlardı: Böylesine gelişkin bir uygarlık, böylesine incelmiş bir kültür nasıl olur da böylesine büyük bir barbarlık üretebilmişti? Üstelik bilimcilerin bu süreçteki rolü hiç de azımsanmayacak kadar önemliydi. Bir çoğu gönüllü olarak bu süreçte rol almış, savaş endüstrisinin kilit noktalarında görev yapmış, insanlar üzerinde yapılan korkunç deneyleri tasarlayıp gerçekleştirmişti. (602. Gece)
  • "... Ve sonuçta yeni sanat sinemadan yararlanma deneylerini oyuncu ve tiyatro yönetmeni Nikolai Vladimroviç Ekk ile birlikte kurduğu tiyatro Metla'da dener. (Ekk 1931-41 yılları arasında Hayat Yolu, Grunya Kornakova, Bülbül. Sorochinsk Fuarı, Mayıs Gecesi adlı filmler çekecektir.)" (Şiir Dünyadan İbaret)
  • İki insanın aşkı gibi değildi bizim yakınlaşmamız, acı çeken bir insanın aynada kendini öpmesi gibi yalnızlık doluydu. (Karanlığın Aynasında)
  • İlahî adaletin tecelli ederek kendisini cezalandırdığını düşünerek kendine dur demişti. (Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul)
  • Orta sınıfın sınırsız sorumsuz mutluluğuna küfretti Önder. Mutluydular. Ahmakçasına. Kendilerinden memnundular. Kafalarında kendilerine ve geleceklerini ilişkin net planlar vardı. Kendilerine, bahçe içindeki evlerine, birbirlerine güveniyorlardı. Yastıklı plastik sandalyelerini yaslanarak başkalarını çekiştiriyorlardı. Her evde bu küçük mahkemelerden binlercesi kuruluyordu akşamları. (Bu Filmin Kötü Adamı Benim)
  • Biliyor musun, annem gibi konuşuyorsun. O da böyledir. Ne zaman ona göre yanlış bir şey yapsam bu benim düşüncem olamaz. İlle de aklıma biri girmiştir. (Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet)
  • İnsan her zaman aldatır, her zaman kötüdür. (Öyle Güzel Bir Yer ki)
  • Toplanmak için dağılmak gerekir. (Türkiye Hikayelerini Anlatıyor)
  • İnsanlara bakmıştım. Milyonlarca Hayat vardı dışarıda. Uzaktan birbirlerine benziyorlardı ama yeterince dikkat edince her birinin diğerinden farklı olduğu anlaşılıyordu. Her biri ayrı renkte bir kapıydı. Açması zordu belki ama hepsi de açılmayı bekliyorlardı. Benim gibi... (Bu Filmin Kötü Adamı Benim)
  • Nazım’ı önce tiyatroya, sonra da sinema dünyasına çekecek daveti Muhsin Ertuğrul yapar. Nazım 1924 yılındaki ilk dönüşünde, Süreya Paşa sinemasının müdürlüğünü yapan babası Hikmet Bey’in Osmanlıca-Fransızca Sinema Postası (Le Courrier du Cinéma) dergisine yardım eder. Ancak edebiyat eylemcisi Nazım, Şeyh Said isyanını öne sürerek çıkarılan Takrir-i Sükûn Yasasını ’nın verdiği baskılar sonucu, sadece yedi ay kalabildiği ülkesinden Sovyetler Birliği’ne kaçmak zorunda kalır. Ankara’da İstiklal Mahkemesi’nde açılan davada gıyaben on beş yıl hapse mahkûm olmuştur. (Şiir Dünyadan İbaret)
  • Gerginliği oluşturan nedenlerin başında da sosyal başarısızlık ve dışlanma korkusu gelir. (Bu Kitabı Çalın)