Kitap Künyesi

Yazar: Ozzy Osbourne

Çevirmen: Köksal Gülerkaya

Orijinal Adı: I am Ozzy

Yayın Evi: Pegasus Yayınları

İSBN: 9786054263950

Sayfa Sayısı: 496

--reklam--

Ben Ozzy Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

HEAVY METAL TARİHİNE DAMGASINI VURMUŞ EFSANEVİ OZZY OSBOURNE’UN SIRA DIŞI HAYAT HİKÂYESİNİ İLK KEZ KALEME ALDIĞI KİTAP!

Babam daima, bir gün büyük bir şey yapacağımı söylerdi.

“İçimde bir his var, John Osbourne,” derdi birkaç biranın ardından.

“Ya olağanüstü bir şey yapacaksın ya da hapse gireceksin.”

Ve benim ihtiyar haklı çıktı.

On sekizinci yaş günümden önce hapse girdim.

İnsanlar bana hâlâ nasıl hayatta olduğumu soruyorlar, bense ne diyeceğimi bilemiyorum. Büyüdüğüm sırada, beni mahalenin diğer çocuklarıyla birlikte bir duvarın önüne dizseniz ve hangimizin altmış yaşına kadar yaşayacağını, hangimizin beş çocuğu, dört torunu, California ve Buckinghamshire’da evleri olacağını sorsanız, bahsi kesinlikle kendi üzerime oynamazdım. Ama işte buradayım: Kendi hikâyemi, kendi sözcüklerimle anlatmaya hazırım, ilk defa.

Hayatımın her günü bir olaydı. Otuz yıl boyunca tehlikeli miktarlarda alkol ve uyuşturucu aldım. Kafama inen bir uçaktan, kendimi öldürmeye yetecek aşırı dozlardan, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan ve bir cinayet suçlamasından kurtuldum. Tüm bunların ardından neredeyse ölüyordum: Saatte üç kilometre hızla giden bir arazi aracı yüzünden.

Okuyacaklarınızın çoğu pek hoş olmayacak. Yaşamım içerisinde bazı kötü şeyler yaptım. Daima karanlık tarafa doğru çekildim. Ama ben şeytan değilim. Sadece Aston’daki işçi bir aileden gelen ve daha iyi bir yaşam sürmek için fabrikadaki işini bırakan John Osbourne’um.

--reklam--

Ben Ozzy Alıntıları - Sözleri

  • Birinden nefret etmenin ne faydası VAR? benimki olmadan da dünyada yeterince nefret var zaten. En azından ben kendiminkinden bir tane şarkı çıkardım.
  • Bob Marley ile tanışma fırsatı yakaladık... Esrar dumanından başı görünmüyordu. Şimdiye dek gördüğüm en büyük en kalın esrarlı sigarayı içiyordu. Canlı söyleyemez, canlı söyleyemez, hiç kimse kafası bu kadar iyiyken canlı performans sergileyemez diye düşünüp duruyordum. Ama hayır performansı canlı sergiledi. Hemde kusursuzca.
  • Ben mi? Ben hala palyaçoydum. Çılgın herifin. Herşeyi yapmaya cesareti olan boş boğazın tekiydim.
  • En iyi şarkıların kaderi hep budur;hiç çabalamasanız bile onlar kendiliğinden çıkıp gelirler. Paranoid'in özelliği hiç bir kategoriye sokulmamasıdır;daha punk icat edilmeden yıllar önce bir Punk şarkısı gibiydi...
  • 13 şubat 1970 cuma günü Black Sabbath satışa çıktı Kendimi yeni doğmuş gibi hissediyordum Ama eleştirmenler albümden nefret etti
  • Mezar taşımda yazacaklar konusunda da kendimi kandırmıyorum. Gözümü kapattığımda önümde canlanıyor. Ozzy Osbourne, doğum 1948 Bir ara öldü Bir yarasının kafasını ısırıp kopardı.
  • Konser mükemmel gidiyordu. Tanrısal el hiç sorun çıkarmadan çalışmıştı. Cüceyi de asmıştık. Sonra seyircilerin arasından sahneye bir yarasa fırlatıldı Onu kesinlikle oyuncak sandım. Randy solosunu atarken ağzımı araladım Kalabalık iyice çıldırmıştı. Ve sahnede lastik bir oyuncak olduğunda ne yapıyorsak onu yaptım ISIRDIM.
  • Benim yerimi alsın diye tuttukları, daha önce Rainbowla çalışan Ronnie James Dio adlı herif hakkında söyleyecek kötü bir lafım yok. O muhteşem bir şarkıcı. Kaldı ki ne o ben, ne de ben oyum. Bu yüzden keşke gruba Black Sabbath 2 adını koysalardı diyorum.
  • Mötley Crüe'ya dair en gülünç şey de kadın gibi giyinip hayvan gibi yaşamalarıydı. Bu benim için bile bir eğitimi...
  • First Lady peşinde George Bush'la içeri girdi. Podyuma vardığında Bush'un söylediği ilk şey "Laura ve ben bu gece burada olmaktan onur duyuyoruz...Bu gece ne kadar harika bir kitlemiz var güçlü borsacılar, ünlüler, Hollywood yıldızları... Ve Ozzy... Çoktan kafayı bulmuştum bu yüzden ismimi duyar duymaz sarhoş bir göt herif gibi masanın üstüne zıpladım ve yeeeeaaahhh diye bağırdım. Ortam buz gibi oldu.

--reklam--

Ben Ozzy İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Biraz Benden, Biraz Ozzy'den...\m/: 2019 Yılında okuduğum en iyi üç kitaptan birisi kesinlikle “Ben Ozzy”dir. Kitabı okurken Ozzy’nin hala nasıl hayatta olduğuna şaşırıyorum. Sınırları zorlamanın ötesinde sınırları zorlamak, akla hayale gelmeyecek şeyleri yapıp, aynı şekilde bunlara maruz kalmak. Akıl ve mantığın birleştiği noktada Ozzy Osbourne’a ulaşmanın imkanı yoktur. Mantıksız ne varsa, evet kesinlikle orada bir şeyler olmuş ve taşın altından o çıkmıştır… Geçen aylarda Mutley Cure belgeselini izlerken, bir bölümde Ozzy’de canlandırılmıştı. Tabi ben bunu belgeselde izleyince abartısı vardır demiştim, kendi ağzından okuyunca şüphem kalmadı. Bana deseler ki, dünyanın en değişik, en saçma sapan işlere bulaşan grubu hangisidir deseler, ne kilise yakanları, ne vandallık yapanları işaret ederim. Net olarak bir numaraya Mutley Cure’ü yazarım. Belgeseli izlediğimde tekrar anlamıştım ki, insanların bir sınırı yok. Hele ki sonsuz bir güç verilirse hiç yok. Bu güç tabi ki para. Şimdi biraz geçmişe dönelim ve ben Metal müzikle nasıl tanıştım onu anlatayım. Daha sonra kitaba gireceğim ama birkaç anıdan ne zarar gelebilir? Abim benden 10 yaş büyük. Onun döneminde Metal müzik yeni yeni ülkemizde ortaya çıkıyordu. Tabi ki dünya bu müzik türünü çoktan öğrenmişti ama ülkemiz yeni yeni alışıyordu. Bizimkiler daha çok Anadolucu Rockçıydı… Özellikle 60’ların etkisi sonraki yıllarda hissedilmişti ülkemizde. 60’lar deyince aklınıza Beatles gelmesi gerekir, hem İngiltere hem de Amerika’nın, sonrasında ise dünyayı değiştirmişlerdir desek yalan olmaz. İlk okul zamanlarım. Beşinci sınıfa gidiyorum. Abimin kendi yaptığı bir müzik seti var. Amfisi ayrı, kaset çaları ayrı, hoparlörler ayrı. Setin üzerinde Slayer, Metallica, Nirvana, Iron Maiden gibi grupların adlarının yazdığı yamalar var, yapıştırılmış. Hepsi özenle kesilmiş ve yerleştirilmiş. O amfi o kadar kuvvetliydi ki, hoparlörlerden çıkan ses 10 Bloklu siteyi inletirdi. Pencere her zaman açıktır ve dışarıdaysanız bedava konsere hoş gelmişsinizdir. Arada sırada kurcaladığım için, denk gelen kaseti dinlerdim. Bir gün doldurulmuş bir kaset gördüm ve teybe taktım. Üzerinde elle yazılmış grup adları vardı. Neyse kim bilir kimlerdir, ne bileyim ben, taktım, oynat tuşuna bastım, ses çıkmadı. Sağına soluna baktım, on/off yazan tuşu gördüm. Lanet olsun, resmen bir rüzgar esti sesle birlikte kafayı yiyecektim. Hızlıca durdurdum, hoparlörün sesini kıstım, tekrar oynata bastım. İlk olarak kimi dinledim, ne dinledim hatırlamıyorum, tek hatırladığım şey Nirvana adıydı. Daha sonra bunu ara sıra yapmaya başladım ve azar azar dinliyordum. Ama bu uzun sürmedi, çocuğum sonuçta, dışarıda top koşturmam, Atari oynamam ve canım ne isterse onu yapmam gerekiyordu. Sabah evden çıkar, gece dönerdim. Bizim çocukluğumuz online değil, yan yana arkadaşlarımızla oyun oynayarak geçti. Atari’nin çok sağlam bir modeli vardı ve oyunlarım çok güzeldi. Arkadaşlarımla eve gelir ve oynardık. Saatlerce oynardık, isterseniz 4k isterseniz 8k görüntüyü önüme getirin, ben o 8 bitlik müzik eşliğinde, çözünürlüğü berbat diyeceğiniz oyunları seçerim. Tadı ayrıdır! Neyse, o dönem o şekilde geçti. Tabi ben yavaş yavaş Türkçe olmak üzere Rock müzik dinlemeye başladım. Bunların içinde Barış Manço, Cem Karaca (O adamın şapkasından korkardım, niye bilmiyorum ama korkunç gelirdi o zamanlar. Dinlerdim ama izlemezdim.) Erkin Koray, daha sonra Müzik türü seçmiyorsun tabi, o düşüncede değilsin çünkü, Grup Vitamin, Ayna, Haluk Levent, Özlem Tekin, Yaşar Kurt, Kıraç ( o zamanlar TRT’de askerlere çalıyordu galiba.) MFÖ, Haramiler, Bulutsuzluk Özlemi, Athena, Üç Hürel… bunların içinde adını hatırlamadığım birçok saçma sapan isimde vardır. Çoğunun kaseti evimizde vardı, artık yoklar annem atmış, üzücü… Kurban çok değişik gelirdi mesela. Pop müzikten Gülben Ergen bile dinlemiş olabilirim, ne var bunda önümüze gelmiş, çocuğuz ve sürekli ekranda Hülya ile o var, Televole dönemleri. Kim Bunlar diye bir grup vardı. Süheyl ve Behzat Uygur’un o değişik programına çıkmışlardı, ertesi gün abimlere kasetlerini aldırdım. Kaç defa dinledim bilmiyorum. Dağlar Kızı Reyhan’ı coverlamışlardı çok güzeldi bence. Diğer parçaları da güzeldi. Dağlar Kızı Reyhan demişken, Black Sabbath - N.I.B parçasının 40’ıncı saniyesinden sonrasına bakarsanız, Dağlar Kızı Reyhan’a ulaşabilirsiniz. Kim kimden yürütmüştür, az buçuk tahmin edersiniz bence. Dinleyin, şaka yapmadığımı anlarsınız. https://www.youtube.com/watch?v=vwLQw_95hX0 Şaşıran çok insan olduğunu biliyorum ama ben bunu yıllar önce kendim dinlerken fark ettiğim için mutluyum. En azından günlük saçmalıkların komiklik olsun diye paylaşıldığı saçma bir tweet’ten öğrenmedim. Abimler demişken… O zamanlar sanırım Metallica’nın beyaz tişörtü moda ettiği zamanlar. Ben yanlış hatırlamıyorsam, Load ya da Reload albümü olmalı. Siyahları kaldırıp, beyazlara geçmişlerdi. Bir nevi değişiklik sanırım. Abimlerde yırtık Jean pantolonlar, kendilerinin bizzat aldığı ve pantolona işlediği yamalar, kolları yırtılıp yelek haline getirilmiş kot ceketler, arkasında kocaman bir Guns’N Roses amblemi, her yerde grup yamaları. Bu tür şeylere bugün kolayca ulaşabilirsiniz ama o zamanlar ulaşamazdınız. Kendiniz yapmanız ve hayal gücünüzü kullanmanız gerekirdi. Baskılı tişört istiyorsan, gidip bastırırdın. Bunlar için mekanlar vardı ve her yerde ütü vardı, çok iyi hatırlıyorum. İstediğin yamayı tişörte basıyorlardı. Her şey manuel olduğu için, şimdiki dandik işlerden değildi, baskı öyle çabucak gitmezdi. Yıllarca o baskı yerinde dururdu. Ayakkabı seçimi domuz burnu çizmeler. Kovboy botu’da diyebiliriz. Tabi ki her yeri metal işlemeli. El yapımı. Yaşadığımız yerde bunları yapan beş kişiydiler, onlarda zaten arkadaştı. Birlikte kavga eder, birlikte müzik dinler, birlikte gezerlerdi. O zamanlar Kadıköy bir numaraydı metalciler için. Özellikle Akmar baya bir ünlenmişti. Basında sürekli Satanistler olarak lanse ediliyor ve kedi kestikleri sanılıyordu. Halbuki zır cahil medya ile zır cahil toplumun saçmalamasından ibaretti. Günümüzde dahi ülkemizde Satanist olduğunu iddia eden falan varsa hayal görüyor, ya da hayalden çıkamamış bir şeyleri taklit etmeye çalışıyordur. O zamanlar böyle bir şey yoktu, tamamen özentilerin yaptığı birkaç saçmalığa ulaşırsınız o kadar. Polis toplayıp götürürdü bunları, sonra konuya hakim olmadıkları için ertesi gün serbest bırakılırlardı. Sadece getirdikleri için tutarlardı o kadar. Kısacası daha da uzatmayayım anıları. Yıllar geçtikçe Metal müzikle aram çok iyi oldu, Rock değil Metal müzik. Daha sonra bütün hepsini dinlemeye başladım, sonra İskandinav grupları keşfettim. Özellikle Türkiye’nin en büyük mp3 forumlarında yöneticilik yaptığım sıralarda, keşfedip paylaştığımız grubun ve şarkının haddi hesabı yoktu. Bulurduk, yüklerdik, paylaşırdık. Binlerce kişiye ulaşırdı bu müzikler, çok keyif aldığım dönemlerdi. Ne YouTube, ne WP var. Paylaşım yeri Upload ettiğin sitelerdi. Winamp üzerinden radyo yayını da yaptım. Mirc bilmez çoğu insan, oradaki insanlara radyo yayını yapıyordum. Bu yayınları yaparken 56K modem vardı, sonra hayatımıza ADSL girdi, 128 Mb, sonrasında 256Mb hızları. O zamanlar çok önemliydi ve siteler bu hızları kaldırıyordu. Teknolojiyi sonradan görmedim, onunla birlikte büyüdüm. Her aşamasına tanıklık ediyorduk. Bir şeyin içine düşmedik yani. Teknolojinin globalleşmesine bizzat tanıklık ettiğim bir yaşa sahibim ve çok mutluyum. Yani bizler yaşadık, şimdi ise ne olduğunu bilmedikleri şeyleri sadece üretiliyor diye kullanıyor insanlar. Halbuki, neyse konuyu dağıtmayalım. Metal Müzik arşivim Terabaytları aşmış durumda şu an. Hiçbir zaman vazgeçmedim. Abimler ise tabi ki uzaklaştı bu müzik türünden. Daha çok türküye yöneldi diyebilrim. Çok iyi bağlama çalar. Lakin bana gitar çalmayı öğretmemiş olması çok saçmadır, bu bana mantıksız gelir. Neden öğretmezsin. İstemiyor değildim, istiyordum. Ama her zaman daha önemli işleri olur değil mi abilerin? Birçok yerde çalıyorlardı güzel şeylerdi. Tabi sonradan kendim öğrendim. Günümüze kadar geldim, çok iyi gruplar ve müzikler keşfettim. Sadece Metal Müzikle kalmadım tabi ki. Türkçe çok dinlemiyorum, nedeni 80’ler sound’ı dediğimiz şeyi çok sevmem ve ondan ayrılamamamdır. İşim olmaz o saçmalıklarla. Pop zaten dinlemiyorum. Lakin Beatles’ın Pop mu Rock mı yaptığını anlamadığınız şeyi önceden severdim, şimdi daha çok seviyorum… Beatles demişken, Ozzy’nin esin kaynağıdır. Kitaba gelirsek, attığım başlığın hakkını fazlasıyla veriyor. Hem bu müziği seven hem de biyografi okumayı seven biri olarak diyeceğim şu ki, elimden bırakmak istemedim. O kadar harika bir kitaptı. Ozzy’den böyle bir şey nasıl çıkmış bilmiyorum lakin, çok güzel bir iş çıkmış. Kendisinin de inanmıyor olduğunu düşünüyorum. Beatles gibi bir geçmişe sahip aslında… Günde 12 saat sırf eğlendikleri için kulüplerde çalıyorlardı. Black Sabbath ile dünyaya merhaba dediler. Çok sağlam bir ekip aslında. Tony Iommi gibi bir insana sahipler. Şu an bir video açsanız, kameranın Tony’nin parmaklarına zoomladığını ve o parmaklarda bir gariplik olduğunu görürsünüz. Bir kaza eseri orta ve yanındaki parmak eziliyor ve kopuyor. Hem doktorların dediği hem de mantıken gözüken müzik hayatının bitmiş olduğu. O Parmaklar olmadan nasıl çalabilir ki? Adam vazgeçmiyor ve dünyanın en iyi gitaristlerinden birisi şu an. Parmaklarının ucuna bir şey geçiriyor ve denemeye başlıyor. Kendi stilini de böylece ortaya çıkarıyor. Gitarın klavyesinde öyle güzel çalışıyor ki o parmaklar, dünyanın en güzel riffleri çıkıyor o parmaklardan. Ozzy’nin hala nasıl yaşıyor olduğu hakkında bir fikrim yok. Seks, uyuşturucu, alkol, daha çok uyuşturucu, daha çok alkol, daha fazla ot, daha fazla hap, günde 4 şişe viski, litrelerce bira, kilolarca ot… Ayık olduğu zaman dilimi yok, hep kafalar güzel. Nerede uyuduğun ve uyandığın konusunda fikrinin olmaması nasıl bir duygudur mesela? Bir barda içerken, otobanda uyanmak mesela? Ozzy’nin ve yanındakilerin başına gelenleri büyük bir keyifle ve dehşetle, aynı zamanda kahkaha ile okudum. Tur otobüsü düşünün, bir uçak kanadıyla yarısını biçiyor ve grubundan iki kişi ölüyor. Elinde dolu bir tüfekle duvardan atlıyorsun ve tüfek yere düşünce ateşliyor kendisini, 1 cm’le hayatta kalıyorsunuz? O kadar çok anı var ki, hiçbirisini alıntı olarak paylaşmadım. Kitabı bırakmaya kıyamadım. O kadar keyif aldım. Beatles biyografisi de muazzamdı resmen yaşamıştım Beatles’ı. Hem tek onaylı biyografiydi, hem de grupla beraber yazılmıştı. Ozzy’nin yaptığı iş cidden muazzam, harika bir kitap. Yapılan o kadar kötü şey var ki, insan okuyunca içeceği 1 şişe biraya bile şüpheyle yaklaşıyor. Hala nasıl yaşıyor çok ilginç… Cidden o vücut onca şeyi nasıl kaldırıyor. Ozzy’nin hem eski hem de yeni görüntülerine bakarsanız, bir ürkek tavrı, utangaç tavrı vardır. Şarkısını söylerken bile tedirgindir. Adam normalde pek cesaret abidesi değil, hem de hiç değil. Grup üyeleri de kitabın içerisinde geçen gruplar ya da kişiler benim için harika bir keyif yaşamama neden oldu. Gerçekten dinlediğim müziği tekrardan yaşadım. Fazlasıyla Metal gruplarının belgeselini izlediğim için, çoğu görüntü gözümde canlanıyordu. Tabi ki müzik listem olmadan okumadım. En çok dinlediğim ne Ozzy ne Black Sabbath’tı… Axel Rudi Pell’den başkası değildi. Hiç bıkmadan dinlerim, sololar, vokali… Muazzam, muazzam…! Kitaba resmen ruh verdi… Metal müzik dinleyip, Axel ile tanışmayan metal müzik dinleyicisini yadırgarım açıkçası, bilmediği için değil aslında, çok şey kaçırdığı için… Kitabı şiddetle öneriyorum. İçeriğinde geçen küfür ve şiddetli anılar nedeniyle küçük okurlara sert gelebilir. Ama kaçırılmayacak bir lezzet. Bu pastadan dilim almayın, pastayı alıp bir köşeye geçin ve yemeye başlayın. Sadece son dilimi bir başkasına bırakın ki, kendi pastasını alması için fırsatı olsun. Tadına doyamadığı için yeni bir pasta alsın… Sadece belirli yazarları okuyan okurları pek tutmuyorum. Kitabın ruhuna aykırı davrandıklarını ve çeşitliliğin içinde bir kısırdöngüde kitaplar okuduklarını düşünüyorum. Bu anlamsız ve fazlasıyla zayıf bir tercih. Damak tadı tabi ki herkesin farklıdır ama bir yemeği yemeden tadının kötü olduğunu düşünmek mantığa aykırıdır. Mutlaka alın okuyun, ikinci kitabı Ben Dr. Ozzy’i okuyacağım bu ay içinde, çünkü kopamadım… Çıkmak istemiyorum Ozzy’nin dünyasından, beni bağladı ve esir aldı. Bağımlısı olmanız muhtemel bir durum... Kitabın puanına gelecek olursak… On üzerinden bir milyon! Daha önce okuduğum şu özel kitapları da mutlaka okuyun; Jimi Hendrix - Sıfırdan Başlamak (Benim Hikayem) Patti Smith - Çoluk Çocuk Hunter Davies - The Beatles Christopher John Farley - Efsanenin Doğuşu - Bob Marley (Murat Ç)

Yaklaşık 500 sayfalık kitap çok çok kolay okunuyor. Söz konusu Ozzy olduğunda ortaya edebi bir eser çıkmayacağını tahmin edersiniz. Ancak kitap çok eğlenceli. Ben bazı bölümlerde çok iyi vakit geçirdim. Kitapta bir fan'ın neredeyse aklına gelen her soruya cevap vermeye çalışmış. Neden televizyon şovlarına çıktığı, meşhur civciv ezme konusu, Black Sabbath'tan atılması, solo kariyeri gibi bir çok konu eğlenceli bir dille anlatılmış. Özel hayatının karmaşıklığı ve hayatı boyunca bol bol tükettiği, alkol, sigara ve her türden uyuşturucudan dolayı bazı konular biraz muallakta kalmış. Meşhur yarasa konusundan şöyle bir bahsedilmiş mesela. Dediğim gibi uzun veya kısa bir çok sorunun cevabı verilmeye çalışılmış. Tüm bunlar olurken kendisiyle dalga geçebilmesi övgüye değer. Ozzy severler, Black Sabbath severler ve hatta 1970'lerin müziğine ilgi duyanlar bu kitaba bir göz atmalı. (Caner Şahin)

--reklam--

Ben Ozzy PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Ozzy Osbourne - Ben Ozzy kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ben Ozzy PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Ozzy Osbourne Kimdir?

--reklam--

Ozzy Osbourne Kitapları - Eserleri

  • Ben Ozzy
  • Ben Dr Ozzy

--reklam--

Ozzy Osbourne Alıntıları - Sözleri

  • Unutmamanız gereken şey şu: Hayatta insanın aklını başından alan cinsel ilişkilerden çok daha fazla şey var. Ama ne olduklarını çözerseniz bana da haber verin. (Ben Dr Ozzy)
  • 13 şubat 1970 cuma günü Black Sabbath satışa çıktı Kendimi yeni doğmuş gibi hissediyordum Ama eleştirmenler albümden nefret etti (Ben Ozzy)
  • Sözüm ona hayatta yalnızca iki şey kaçınılmazdır: Ölüm ve vergiler. Maalesef doğru değil bu. Antarktika'da, Sibirya'da, bir de belki Northumberland'de yaşamıyorsanız kaçınamayacağınız bir şey daha var. İnsanlar. Her yerdeler. İşyerinde. Dükkanlarda. Face saçmalığı sayfanızda. Bu da eğer "insansever" değilseniz büyük bir sorun yaratıyor (Ben Dr Ozzy)
  • 1970'lerde hatunların çoğu sağlam bir sevişmeden sonra sigara yakardı. Benimle yatanlar hariç: Onlar ambulans çağırmakla meşguldü. (Ben Dr Ozzy)
  • Mezar taşımda yazacaklar konusunda da kendimi kandırmıyorum. Gözümü kapattığımda önümde canlanıyor. Ozzy Osbourne, doğum 1948 Bir ara öldü Bir yarasının kafasını ısırıp kopardı. (Ben Ozzy)
  • Her zaman başka birinin fikrini alın; işin ucunda mezarda doktorunuzu cepten arayıp hayatınızı kaybettiğinizden %100 emin olup olmadığını sormak olsa bile. (Ben Dr Ozzy)
  • Birinden nefret etmenin ne faydası VAR? benimki olmadan da dünyada yeterince nefret var zaten. En azından ben kendiminkinden bir tane şarkı çıkardım. (Ben Ozzy)
  • Konser mükemmel gidiyordu. Tanrısal el hiç sorun çıkarmadan çalışmıştı. Cüceyi de asmıştık. Sonra seyircilerin arasından sahneye bir yarasa fırlatıldı Onu kesinlikle oyuncak sandım. Randy solosunu atarken ağzımı araladım Kalabalık iyice çıldırmıştı. Ve sahnede lastik bir oyuncak olduğunda ne yapıyorsak onu yaptım ISIRDIM. (Ben Ozzy)
  • Bir keresinde LSD aldıktan sonra Staffordhire'da bir tarlaya girip ineğin tekiyle uzun uzun konuşmuştum. Bir süre sonra inek yanındaki ineğe dönüp, "Oha, herif konuşabiliyor," demişti. (Ben Dr Ozzy)
  • Ben mi? Ben hala palyaçoydum. Çılgın herifin. Herşeyi yapmaya cesareti olan boş boğazın tekiydim. (Ben Ozzy)
  • Bütün uyuşturucular - alkol, esrar, kokain, eroin vs.- temelde aynıdır. Gerçeklerden kaçmanın farklı yollarından ibarettir (Ben Dr Ozzy)
  • Benim yerimi alsın diye tuttukları, daha önce Rainbowla çalışan Ronnie James Dio adlı herif hakkında söyleyecek kötü bir lafım yok. O muhteşem bir şarkıcı. Kaldı ki ne o ben, ne de ben oyum. Bu yüzden keşke gruba Black Sabbath 2 adını koysalardı diyorum. (Ben Ozzy)
  • Mötley Crüe'ya dair en gülünç şey de kadın gibi giyinip hayvan gibi yaşamalarıydı. Bu benim için bile bir eğitimi... (Ben Ozzy)
  • First Lady peşinde George Bush'la içeri girdi. Podyuma vardığında Bush'un söylediği ilk şey "Laura ve ben bu gece burada olmaktan onur duyuyoruz...Bu gece ne kadar harika bir kitlemiz var güçlü borsacılar, ünlüler, Hollywood yıldızları... Ve Ozzy... Çoktan kafayı bulmuştum bu yüzden ismimi duyar duymaz sarhoş bir göt herif gibi masanın üstüne zıpladım ve yeeeeaaahhh diye bağırdım. Ortam buz gibi oldu. (Ben Ozzy)
  • Aile - Küfür yerine geçen kelimelerden biri (Ben Dr Ozzy)
  • Öyle ya da böyle, çoğumuz bariz zırdeliyiz. Yalnızca bazılarımız bu gerçeği başkalarından daha iyi saklayabiliyor. (Ben Dr Ozzy)
  • Bob Marley ile tanışma fırsatı yakaladık... Esrar dumanından başı görünmüyordu. Şimdiye dek gördüğüm en büyük en kalın esrarlı sigarayı içiyordu. Canlı söyleyemez, canlı söyleyemez, hiç kimse kafası bu kadar iyiyken canlı performans sergileyemez diye düşünüp duruyordum. Ama hayır performansı canlı sergiledi. Hemde kusursuzca. (Ben Ozzy)
  • Sigmund Freud kokaini depresyon, alkolizm, morfin bağımlılığı ve aklınıza gelebilecek her şeyin tedavisine tavsiye etmiştir. Gerçi kokain o dönem pek modaydı. 1880'lerde şişe şişe "kokainli şarap" bile satın alınabiliyordu -ki bu insanlık tarihinin en büyük icatlarından biridir. Gerçi bu içkinin ömrü, alkol yasağı yasası sebebiyle çok uzun olmadı. Fakat sonra alkolsüzünü yaptılar ve bu içeceğe "Coca-Cola" adını verdiler. Altı yıl sonra içecekten kokaini de çıkardılar. (Ben Dr Ozzy)
  • Bir keresinde LSD aldıktan sonra Staffordhire'da bir tarlaya girip ineğin tekiyle uzun uzun konuşmuştum. Bir süre sonra inek yanındaki ineğe dönüp, "Oha, herif konuşabiliyor," demişti. (Ben Dr Ozzy)
  • En iyi şarkıların kaderi hep budur;hiç çabalamasanız bile onlar kendiliğinden çıkıp gelirler. Paranoid'in özelliği hiç bir kategoriye sokulmamasıdır;daha punk icat edilmeden yıllar önce bir Punk şarkısı gibiydi... (Ben Ozzy)