Kitap Künyesi
Yazar: Julianne MacLean
Çevirmen: Şansen Sever
Orijinal Adı: Captured by the Highlander
Yayın Evi: Epsilon Yayınevi
İSBN: 9789944827843
Sayfa Sayısı: 337
--reklam--
Ben Sana Tutsak Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yatağındaki Düşmandan… Leydi Amelia Sutherland, Duncan MacLean gibi bir adama boyun eğmektense ölmeyi tercih ederdi. Ancak acımasız İskoçyalı savaşçı yatağının yanında dikilirken seçim şansı yoktu pek. Alev alev yanan gözleri, gerilmiş kasları ve parlayan savaş baltasıyla Duncan, azılı düşmanı Richard Bennett'ı öldürmeye gelmişti fakat onun yerine nişanlısı, güzel ve masum Amelia'yla karşılaşınca onu kaçırmaya karar verecekti… Kollarındaki Âşığa…
Duncan, sevdiği kadını öldüren Bennett'tan gelinini çalarak istediği kusursuz intikamı alabileceğini düşünüyordu. Ancak Leydi Amelia bu intikam planında bir piyondan fazlası olduğunu ispatlayacak: cesareti ve güzelliğiyle, Duncan'ın ruhunda kimsenin ulaşamadığı bir yere dokunacaktı. Amelia da onu tutsak eden İskoçyalı'ya boyun eğip âşık olduğundaysa gerçek savaş başlayacaktı.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Ben Sana Tutsak Alıntıları - Sözleri
- Tanıdığın düşman tanımadığın dosttan iyidir, dedi kendi kendine.
- Kendini, yüreğini bile tam olarak anlamaktan acizken bir başkasını tanıdığına nasıl inanabilirdi?
- Cesaret en çok korktuğun zamanki davranış şeklindir.
- Tanıdığın düşman tanımadığın dosttan iyidir, dedi kendi kendine.
- Birini istediğin kadar uzaktan yargılayabilirsin ama hiçbir zaman neyi neden yaptığını bilemezsin.
- Bir insanın ölümü dünya üzerinde dalga etkisi yaratırdı.Bazıları o kayıp sebebiyle acı acı çekip yas tutardı ya da sadece Tanrı'nın bilebileceği şekillerde etkilenirlerdi.
--reklam--
Ben Sana Tutsak İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bir daha okumayacağım dediğim yazarı sırf güzel konu bulmuş diye tekrar şans verdim vermez olaydım. Konu güzel ancak anlatım o kadar kötü ki ne siz sorun ne ben söyleyim. Bir romanda, olursa bir karakter dengesizdir ancak bu romanda o kadar çok dengesiz var ki. En başı Amelia denen geri zekalı çekiyor. Bir yandan "ben korkusuzum" diye geziyor ancak karşılaştığı olaylarda "ben korkuyorum, lütfen beni incitme" gibi replikler çokça ağzından çıkıyor. Duncan'ın çift kişilikli olması çok güzeldi ancak adamın gelgitler yaşarken ki durumunu anlatma başarısı sıfır. Ayrıca Duncan önceden bir kadın seviyormuş ama o kadına duyduğu hisler nerede diye sormaktan kendimi alamadım, durum lafta kaldı. Richard'a gelince adama o kadar kötü dendi ancak bu da tamamen lafta kaldı. Ben adamın kötülüğünü görmedim bence aralarında en iyi karakter oydu. Millet sakın bu yazarı okumayın!!!!!!!! Karakter yaratmadaki başarısı sıfır. Konuyu anlatması sıfır. (Maggie)
Muhteşem bir İskoç serisi daha... İlk kitabıyla beni kendine bağladı ve diğer kitaplar için sabırsızlanmamı sağladı. Yazarın daha önce okuduğum İngiliz Aristokrat serisi de çok başarılıydı vahşi iskoçlar konusunda da çok başarılı. Özellikle hikaye içinde ki şaşırtmaca çok hoşuma gitti baya eğlenceliydi. Tarihi kurgu arayanlara tavsiyemdir. ️ Leydi Amelia babasının ölümünün ardından acele bir kararla Richard Bennett ile nişanlanır. Babasının ölmeden önce onay verdiği bu genç askeri henüz tanımasa da onun bir İngiliz beyefendisi olduğundan emindir. Fakat bir gece nişanlısının kalesinden kaçırılır. Gözünü intikam hırsı bürümüş bu vahşi İskoç acımasızlığı ile nam salmış Kasap'tan başkası değildir. Nişanlısı Richard'ı öldürmeye kararlıdır ve Leydi Amelia bir anda kendini piyon olarak bulur. Şimdi bu vahşi adamın yaydığı şehvete karşı koymak zorundadır. Hem de ıssız ormanlar da kimbilir kaç hafta... Duncan sevdiği kadını öldüren Richard'dan intikam almaya kararlıdır ve onun gelinini kaçırmak kusursuz bir plandır. Fakat Leydi Amelia cesareti ve güzelliğiyle Duncan'ın kalbinde çok farklı bir yere dokunur. Duncan bu kızla yaşadığını hissederken bir karar vermesi gerekir. Aşk mı? İntikam mı? ️ "Uysal bir eş aramıyorum. Seni istiyorum. Ve kendini, benim gibilere karşı bile savunabilmen hoşuma gidiyor. Bu arada, artık benimsin ve bu akşam yatağına geleceğim. Beni isteyerek kabul edecek misin?" Amelia çenesini kaldırdı. "Baltanı getirmediğin sürece." Duncan sırıttı. "Sadece ellerim, o zaman. Ve ağzım. Ve bir şey daha." (Aşkın Nur Karataş)
İskoç Kasabı Duncan MacLean ve Leydi Amelia Templeton arasında gelişen çekişmeli bir aşk hikayesini anlatıyor kitabımız. (Açık konuşmak gerekirse kızın Stockholm sendromuna yakalanmış olma ihtimali de var benim gözümde.) Yazının tamamı için: https://kitapmagarasi.blogspot.com/2018/09/ben-sana-tutsak-julianne-maclean.html (Kitap Mağarası)
--reklam--
Ben Sana Tutsak PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Julianne MacLean - Ben Sana Tutsak kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ben Sana Tutsak PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Julianne MacLean Kimdir?
E.V. Mitchell ismiyle de roman yazmaktadır.
--reklam--
Julianne MacLean Kitapları - Eserleri
- Beni Aşka İnandır
- Yan Benimle
- Yeminimi Bozana Kadar
- Aşkın Kollarında
- Aşk Gelince
- Ben Sana Tutsak
- Portrait of lover
- Love According to Lily
--reklam--
Julianne MacLean Alıntıları - Sözleri
- Maceranın bir bedeli vardır. (Aşk Gelince)
- “Eğer onu gerçekten sevseydin ve değer verseydin, asla kaderini engellemeye çalışmazdın. Özgür bırakırdın.” (Yan Benimle)
- Clara boğazında bir yumru hissetti. Yutkunarak elini markinin bacağına yasladı. "Bunu duyduğuma çok üzüldüm." Marki başını çevirip pencereyi örten kırmızı kadife perdelere baktı. "Uzun zaman geçti üzerinden." "O zamandan beri hiç kimseyi önemsediniz mi?" Markinin bakışları Clara'nın kendisinin bacağında duran eline yöneldi ve sonra yukarı kalkıp Clara'nın gözlerini buldu. "Pek çok kişiyi önemsedim." Aniden gergin hisseden Clara ihtiyatla elini onun bacağından çekti. "Bunu yapmamıza gerek yok," dedi marki, onun eline uzanıp yavaşça demin durduğu yere koyarak. "İşler tam da ilginçleşmeye başlıyordu." Clara'nın kalbi çarpmaya başladı. "Yalnızca acınızı paylaşmak istemiştim, lordum." "Evet, biliyorum, bunda da gayet iyisiniz. Biraz daha fazla şey paylaşmak ister misiniz?" (Aşkın Kollarında)
- “Sana soruyorum, dünya nereye gidiyor?" (Aşkın Kollarında)
- İnsanın kendini sevmeme düşüncesi çok rahatsız ediciydi. Kendi ruhuna bu kadar uzak olmak çok ürkütücüydü. (Yan Benimle)
- Catherine bunları söylerken bir anda fark etti ki, anılar olmayınca pişmanlıklar da olmuyordu. Suçluluk duyacak hiçbir şey yoktu. Hatırlamamak, sürekli masum ve saf olmaktı. Kafasının içi bomboştu. (Yan Benimle)
- Aynada kendimi değil bir hayalet görüyorum... (Yan Benimle)
- Kitapları bu kadar sevdiğin düşünülünce..diye devam etti. "İnsan aşk hakkında bir şeyler okumuş olduğunu zanneder." (Aşk Gelince)
- Hayranlık uyandırıcı bir ihtişamla gülümsedı ve bum ! Her şey bir anda oluvermişti işte. (Aşk Gelince)
- “Aşkın sadece ihtimali yeterli olabilir miydi?” (Aşkın Kollarında)
- Tanıdığın düşman tanımadığın dosttan iyidir, dedi kendi kendine. (Ben Sana Tutsak)
- "Onu koruma endişesi sürekli içini kemiriyordu ve Angus için en büyük tehlike de buydu." (Yeminimi Bozana Kadar)
- Bir insanın ölümü dünya üzerinde dalga etkisi yaratırdı.Bazıları o kayıp sebebiyle acı acı çekip yas tutardı ya da sadece Tanrı'nın bilebileceği şekillerde etkilenirlerdi. (Ben Sana Tutsak)
- Ne kadar tuhaf değil mi? İnsanı yıpratıyorlar yıpratıyorlar, Tanınmayacak hale getirene kadar uğraşıyorlar, Sonra dönüp çok değiştin diyorlar..! (Yan Benimle)
- “bugün değilse, yarın, çünkü hayat böyle. her canlı sonunda ölmeye mahkumdur.” (Aşk Gelince)
- Kastettiğim şey şu ki,gerçek aşk ender bulunur ve zorlamayla olmaz.'İstenince verilen aşk en güzeldir,ancak kendiliğinden gelen aşk daha da güzeldir.' (Beni Aşka İnandır)
- Sen herhangi birinin sahip olabileceği tüm iyiliklere sahipsin, çünkü hiç kimse mükemmel değildir. Mükemmellik gerçek dışıdır, ama sen, Adele, sen gerçeksin. (Aşk Gelince)
- "Onu kaybetmek ruhunu kaybetmek gibiydi." (Yeminimi Bozana Kadar)
- "Hayatını başkalarını memnun etmeye adayamazsın, Adele. Kendini ve geleceğini düşünmelisin. Annem ve babam düğün töreninden sonra New York'a dönecek ve sen Londra'da tek başına kalacaksın; hem de itaatkâr bir evlat değil, evli bir kadın olarak. Kendi mutluluğundan kendin sorumlu olacak ve hayatın için yapacağın seçimlerde özgür kalacaksın. Kendi istediğin kişiyle evlenmesin." (Aşk Gelince)
- Ne var ki, şimdi onun gözlerine bakarken hissettiği bu mutluluk, için'de dalga dalga yayılıyor ve bu güç onu kollarında geçirdiği her geceyi onun varlığının tatlı sıcaklığıyla uyandığı bir sabaha bağlıyordu. Aşk mıydı bu.? (Beni Aşka İnandır)
Yorumlar
0 yorum