Kitap Künyesi

Yazar: Anna Freud

Çevirmen: Yeşim Erim

Orijinal Adı: Das lch und die Abwehrmechanismen

Yayın Evi: Metis Yayıncılık

İSBN: 9789753424936

Sayfa Sayısı: 120

--reklam--

Ben ve Savunma Mekanizmaları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Ben ve Savunma Mekanizmaları'nı Anna Freud 1936 yılında babasının 80'inci doğum gününe armağan olarak yayımladı. Yazıldığı yıldan beri güncelliğini yitirmeyen kitap, bugün hala gerek çocuk gerekse erişkin psikanalizini öğrenenler için en etkileyici ve yararlı eserlerden biri olma özelliğini koruyor. Psikanalizin dört okulu -dürtü kuramı, ben psikolojisi, nesne ilişkileri kuramı ve kendilik psikolojisi- içinde Anna Freud'un kitabı ben psikolojisi okulunun kurucu metinlerinden biri olarak kabul edilir.

Çocuk analizinin kurucusu sayılan Anna Freud temel eğitiminin öğretmenlik olması nedeniyle ruhsal yapının sağlıklığa nasıl ulaştığıyla yakından ilgilenmiş, bu eserinde de ruhsal sorunlara nasıl yardımcı olunacağıyla birlikte sağlıklı ruh gelişimi için sosyal boyutta hangi önkoşulların gerekli olduğunu tartışmıştır.

--reklam--

Ben ve Savunma Mekanizmaları Alıntıları - Sözleri

  • Çocuk bir başkası tarafından geri plana itiliyorsa, incinecek ve kıskançlık duyacaktır. Uzun zaman devam eden bir dileği yerine getiriliyorsa bunun sevince yol açması gerekir. Çocuk cezalandırılmayı bekliyorsa bu beklenti kaygıya yol açacaktır. Çocuğun beklediği, kendisine söz verilmiş bir haz unsuru birdenbire ertelenir ya da yasaklanırsa çocuk hüsrana uğrayacaktır.
  • Donukluk, katılık gibi bedensel tutumlar ve sabit bir gülümseme, alaycı, iğneleyici, kibirli davranış gibi özellikler, bir zamanlar çok etkin olan savunma olaylarının kalıntılarıdır ki, bu kalıntılar kaynaklandıkları durumdan uzaklaşarak kalıcı karakter özellikleri, Reich’ın deyimiyle “karakter zırhı” haline gelmişlerdir.
  • Ben, yalnızca, alanında bilinç ve doyuma giden yolu arayan dürtü türevleri ile çatışma halinde değildir. Aynı derecede enerjik ve etkin biçimde, bu dürtü itkilerine bağlı duygulanımlara da karşı koyar. Dürtü istemlerini geri çevirirken ilk işi bu duygulanımlarla uzlaşmak olacaktır. Cinsel arzularla birlikte sevgi, özlem, kıskançlık, küçük düşme, acı ve yas, saldırgan arzuların yanındaysa nefret, kızgınlık ve öfke, ait oldukları dürtü istemi bastırıldıktan sonra benin çeşitli dizginleme çabalarıyla karşılaşır; yani dönüşüme zorlanır. Analiz çerçevesinde ya da dışmda, duygulanım dönüşümlerinin söz konusu olduğu her noktada, ben bir etkinlik göstermiş demektir ve böylece ben eylemlerini inceleme olanağı ortaya çıkar. Dürtüsel bir istekle bağlantılı bir duygulanımın yazgısı, düşünsel temsilcisinin yazgısının tıpatıp eşi değildir. Diğer yandan benin elindeki savunma olanakları açık ki sınırlıdır. Bireyin beni, yaşamının belli dönemlerinde, kendi yapısına uygun olarak bastırma, yer değiştirme, karşıtına çevirme gibi değişik savunma mekanizmalarını tercih edebilir ve bunları gerek dürtüye karşı olan savaşımda, gerekse duygulanımın ortaya çıkmasına karşı olan savunmasında kullanabilir.
  • Dürtüsel itkiler kendilerine özgü inatçılıkları ve enerjileriyle hedeflerine saldırır; gafil avlayıp yenmek amacıyla bene düşmanca baskılar düzenlemeye başlar. İkirciklenen bende karşı eyleme geçer, idin alanına saldırılar düzenler. Amacı uygun savunma önlemleriyle dürtüleri sürekli olarak felce uğratmaktır.
  • Üstben, yalnızca benin karşısına düşmanca ya da en azından eleştirici bir tavırla çıktığında, bende de böyle bir eleştirinin sonucu olarak, örneğin suçluluk duyguları ayrımsanır duruma geldiğinde karşımızda belirir.
  • Çocuğun oyun sırasındaki davranışları, yetişkinin serbest çağrışımdaki düşünceleriyle bir tutulur ve yorumlamada aynı biçimde değerlendirilir.
  • Psikanaliz dedigimiz şeyi, hipnoz yönteminin tek yönlülüğünden farklı olarak , gözlemin id ve ben arasında gidip gelişi ilginin karşımızdaki insanın her iki yanına da yönelmesi oluşturur.
  • Melankolide özellikle oral eğilimler reddedilir, fobik hastadaysa bastırma mekanizmasını en fazla kışkırtan hadım edilme kompleksiyle ilgili itkilerdir. Bu vakaların hiçbirinde dürtünün reddedilmesi gelişigüzel değildir, analiz sırasında bastırılan dürtünün niteliğiyle bilinçdışına atılmasının bireye göre nedenleri arasında daima bir ilişki bulunur.
  • Hasta psikanalistine karşı kendini rahatsız edecek şiddette sevgi, nefret, kıskançlık, kaygı gibi coşkular duyar ki, o anda bunları haklı gösterecek bir olay yoktur. Hasta bu duygulara karşı savaşır, bunları istemeden açığa vurduğunda utanır, kendini aşağılanmış hisseder.

--reklam--

Ben ve Savunma Mekanizmaları İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Savunma Mekanizmalarını psikanalizin Freud yolundan bakılan bir açısından bir ders gibi gördüm ve bu ders için kendimce bir özet çıkardım. Bunlar tamamen benim anlayabildiğim kadarıdır. Burda bahsedebildiklerim kuramların görece yüzelsel kalmış bir anlayışı olabilir. Zira bir kitap okuyarak kuramları anlayamayız. Psikanaliz dendiğinde çoğumuzun aklına Freudun id dediği ilkel tarafımızın karanlıkta kalan yönlerinin aydınlatılması geliyor. Ancak egonun da bilinçdışı kalan yönleri vardır ve Anna Freud tam da bunlarla ilgili olanları bize aktarmaya çalışmış. Hatta egonun da bilinçli kısmının gayet de psikanalizin konusu olduğunu söylemiş. Yani psiknalizin sırf bilinçdışıyla ilgileniyor olması bir yanılgı. Açıkçası eğer ideal bir ego ve id ilişkisini anlayacak olsak şöyle bi şey imgeleyebiliriz: derinlikteki idin doyuma ulaşmayı arzulayan güçlü enerjili istekleri vardır. Ve egoya ulaşan bu dürtüler egonun rehberliğinde kendilerine bir tatmin ve rahatlama yolu bulurlar. Ego düzenleyici ve işlevselik kazandırıcıdır diyebilirim. Ve ideal işleyen bir süreçte ego, id tarafından dürtülüşünün bir gözlemcisidir. ▪İd denilen alanda rasyonel bir düşünce ya da algılayış yoktur. Orda duygular birbiriyle yer değiştirebilir, karşıtlıklar birbiriyle çelişmeksizin barınabilirler. Haz ilkesi geçerlidir. ▪Egoda ise kurallar, mantık süreçleri, realiteyi algılayış vardır. Ego id ile üstben arasındaki dengeleyicidir. Ara bulucu, çözüm üretici, eyleme geçiricidir. Gerçeklik ilkesi geçerlidir. ▪Üstben ise etik kurallar, toplum ve yasaların otoritesini temsil eder. Ve ego nedense(?) bilinçdışının açığa çıkmasına pek gönüllü olmaz, savunmaya ihtiyaç duyar. Bu savunma rüyalarda, serbest çağrışımda veya hipnozda gardını düşürür. Simgesel içeriklerin de bu kuramda yeri büyük, matematik formülleri gibidir simgeler, kullanılması fayda sağlayabilir ancak salt formülasyondan yola çıkan anlayışlar kavrayışımızı artırmaz. Burda birçok savunma mekanizmasına örnek vakalar verilmiş. Ama elbette ki tüm ayrıntılarıyla verilmediğinden hep şunu düşündüm, aşırı mantıklı gibi geliyor ancak, bu olayın sebebi gerçekten bu mu? Ama yine de eldeki sorunlara psikanalistlerin böylesine akla gelmeyen dip sebepler bulması beni her seferinde şaşırttı. Bu savunma mekanizmalarını 9 kategoride ya da farklı şekillerde sınıflandıranlar var ama bu eserde genel olarak sınırların bu kadar net olmadığı ve savunma mekanizmasını incelemenin daha yerinde olacağı vurgulanmış. Burda net konuşmayayım ama anladığım kadarıyla sorunun kaynağı egonun idin istekleriyle nasıl baş edeceğini bilmemesi veya bu dürtülerden korkmaya şartlanması. Eğer korkuyu iyi işleyebilseydi her dürtüsünü bir şekilde doyuma ulaştırabilmenin çözümünü arar ve savunmaya gerek duymayabilirdi. Burda üstbenin de baskılayıcı ve korkuyu büyütücü yanı gözden kaçmamalı. Burdan basitçe şöyle bir çıkarım yapabilirim: bi toplum ya da aile ne kadar katı kurallı, korkuya dayalı tehdit edici, güç odaklı ise bu çocukluktan itibaren sürekli bir savunma, ketleme, bastırma ihtiyacı çıkarır ortaya. Egoyu, üstbenin karşısında çaresizliğe zorlar ve hayatta kalma modundan çıkmaya çok müsaade etmez. Bu noktada bi kaç tiyo aldım onlar da egonun güçlendirilmesi ( ama nasıl hocam?) ve kaygıyla karşılaşınca refleksel savunma yerine bi süre kaygıya katlanmak. Bi kaç ilginç nokta: -Aktarım tepkisi: Danışan psikanaliste yoğun ve rahatsızlık verici şiddette sevgi, şiddet, kıskançlık ve nefret gibi duygular hisseder. Burda psikanaliste aktarılan, çocukluk dönemi yaşantısındaki rol vardır. Geçmişte yaşanamayan duygu bu güvenli alanda psikanaliste boşalarak kendini rahatlama yolu arar. Ardından bu duygularla alakalı kişinin gerçek kimliği aranır. --Karakter zırhı (wilhelm reichin tanımı) : Donukluk, katılık gibi bedensel tutumlar veya kişinin sabit bir gülümseme, alaycı iğneleyici, kibirli davranış gibi özellikleri şimdi olmasa bile bir zamanlar kullanılmış olan savunma mekanizmalarının kalıntıları olarak görülmüş. -Konuşurken sessizlik olarak bir anda kesintiye uğrayan sözler bi ihtimalle benin savunma moduna geçişini gösteriyor olabilir. Hasta o sırada bilincinde bir boşluk duyumsar. -Bi örnekte terapi sırasında ne zaman yüklü bir duyguya sıra gelse alay ve kibirle psikanaliste tepki veren bir kadının aslında çocukken babasının, o ne zaman yoğun duygular yaşasa ona duygularına hakim olmayı öğretmek amacıyla alaycı sözler kullanmasının kadında babasıyla özdeşleşmesi olduğunun düşünülmesi. ( aslında bu kuramla pek bi bağlantısı olmayabilir ;) modelleyerek öğrendiğimiz bi gerçek) -İnsan olarak belli başlı olaylara belli tepkiler veririz. Mesela genel olarak hüsran yaratacak bir durumda bir çocuğun umursamamazlık göstermesi, incineceği yerde aşırı neşeli olması, kıskançlık yerine aşırı sevecenlik göstermesi bizi şüphelendirir. Burda karşıtına çevirme, yer değiştirme, ya da bir bastırma mekanizması işlev görüyor olabilir. -Karşıtına çevirmeye bir örnek de şöyle verilmiş, bir çocuk hadım edilme korkusu yaşadığında bununla baş edebilmek için üniformalara, kılıçlara kuşanmaya ihtiyaç duyuyormuş. Bu tür korkuların ve bu tür güç arayışlarını birbirleriyle birlikte bulunması bence hepimizn dikkatli bakarsak gözlemleyebileceğimiz genelgeçer bi kanun gibi. Ancak sebebin sebebinin sebebini de sorgulamayı da yapsaydık acaba elimize daha ilginç şeyler geçer miydi? Bence kesinlikle evet. -Haset ve kıskançlığın, aşırı vericilik, yardımseverlik ve sevecenlikle doyum bulabiliyor olması çok ilginç gene. - Hayvan fobisinin aslında korkulan babanın yerine geçirilerek oluşturulan bir enerji boşalımı ve duygu ifadesi olduğunun söylenmesi. Bu ikamelerin sık sık yaşandığı ve normal bir gelişimde gözlenebileceğini söylemiş. - Fanteziler de bir gerçeklikten korunma veya kaçma amacını destekleyebilir. Bir dereceden sonra zararlı olmaya gerçeklik algısını yıkmaya yol açar. Burda çocukların oyun dünyasında ne kadar serbest olmasının sağlıklı olduğu tartışması var. Küçük çocukları yalnızca gerçekliğe yöneltmek veya gerçekliği tümüyle yadsımak kutupları arasında bir denge bulmamız gerekiyor. - Savunma idin isteklerine karşı yapılabilse de bazı durumlarda da çevreye yani etraftaki insanlara karşı bir duruş aldırabilir. Buna kibir, alay, küçümseme, saldırganlaşma tepkileri işaret edebilir. - Saldırganla özdeşleşme: travma sonrasında yaşanabilen en ilginç olaylardan biri bu olabilir. Kendini kural koyan, güç sahibi, korkutucu öğretmenin, otoritenin, katilin vs yerine özdeşleşerek koymak ve böylece uğranılan travmayı altetmeye çalışmak. Egonun bunu bilinçsiz yapışıyla açıklanıyor. Aslında nörobilim de buna farklı ve daha açıklayıcı bir tanım getiriyordur elbette. (rumeysa)

Anna Freud, bu kitabı 1936 yılında babası Sigmund Freud'un sekseninci doğum gününde armağan olarak yayımladı. Mükemmel bir doğum günü hediyesi olsa gerek. Babasının gurur duyarak ama ''yadsıma'' konusunu biraz gülümseyerek okuduğunu düşünmekten kendimi alamadım açıkçası. ''Ergenlik'' bölümünü özellikle çok başarılı buldum. Kitabın psikoloji biliminin mutlaka okunması gereken kitaplar arasında bulunması gerektiğini düşünüyorum. (H. Demir Okur)

https://www.kitaphaber.com.tr/ben-ve-savunma-mekanizmalari-uzerine-k4416.html Ben ve Savunma Mekanizmaları Üzerine 27.12.2021 09:00 - Ülker GÜNDOĞDU Ben ve Savunma Mekanizmaları Üzerine "Bizi güçlü yapan yediklerimiz değil, hazmettiklerimizdir; bizi zengin yapan kazandıklarımız değil, muhafaza ettiklerimizdir; bizi bilgili yapan okuduklarımız değil, kafamıza yerleştirdiklerimizdir." Bacon İddeki itkiler, doyumlarına giden yolda "benin" topraklarından geçmek zorundadırlar. Burası onlar için yabancı bir ortamdır. İdde, düşünceler birbirleriyle sentez yoluyla birleştirilmiş değildir, karşıtlıklar birbirleriyle çelişmeden bir arada bulunabilir. Bütün bunlara yön veren ilkeyse haz kazanımıdır. Buna karşılık "bende" dürtüsel itkiler artık dolaysızca doyum yoluna gidemez, onlardan gerçeklerin gereklerini ve bunun ötesinde etik ve ahlaki yasaları göz önünde bulundurmaları beklenmektedir. Ben ve Savunma Mekanizmaları'nı Anna Freud, 1936 yılında babası Sigmund Freud'un 80'inci doğum gününe armağan olarak yayımladı. Yazıldığından bugüne güncelliğini yitirmeyen eser, bugün hâlâ gerek çocuk gerekse erişkin psikanalizini öğrenmek isteyenler için en etkileyici ve faydalı eserlerden biri olma niteliğindedir. Psikanalizin dört okulu; dürtü kuramı, ben psikolojisi, nesne ilişkileri kuramı ve kendilik psikolojisi içinde Anna Freud'un eseri "ben psikolojisi okulunun" kurucu metinlerinden biri olarak kabul gördü. Anna Freud, temel eğitiminin öğretmenlik olması nedeniyle ruhsal yapının sağlıklı olmaya nasıl etki ettiğiyle yakından ilgilenmiş, bu eserinde de ruhsal sorunlara nasıl yardımcı olunacağıyla birlikte sağlıklı ruh gelişimi için sosyal boyutta hangi önkoşulların gerekli olduğunu tartışmıştır. Dürtü Üzerine Dürtü nedir? Analitik tedevinin konusu, başından beri ben ve benin, sapmaları olmuştur. İdin ve çalışma biçiminin bu bozuklukların giderilmesi ve benin bütünlüğünün yeniden sağlanması üzerinedir. Analizin görevi ruhsal kişiliği oluşturduklarını düşündükleri üç ruhsal yapı hakkında bilgi toplamaktır. Bunların gerek çevreleriyle gerekse birbirleriyle olan ilişkilerinin bilgisini. Ben yönünden bakıldığında bu; benin içerikleri, genişliği, işlevleri, ayrıca dış dünyaya, ide ve üstbene bağımlılıklarının öyküsünün, iç açısından bakıldığındaysa; dürtülerin, yan i idin içeriklerinin, izlenmesi, betimlenmesi ve dürtülerin değişimlerinin izlenmesini anlamlandırmaktadır. İdin içerikleri dürtülerdir, id yani bilinçdışı sistemi üzerine ön bilinç sisteminden yararlanılır. İdde sükûnet ve doyum ortamı sürüp gidiyorsa, hiçbir dürtünün haz kazanımı amacıyla bene geçmek, orada gerilim ve sıkıntı duyguları ortaya çıkarmak ve bu durumda id içerikleri yani dürtüler hakkında her zaman öğrenmeye ve gözleme açık değildir. Üst ben içeriklerinin büyük kısmı bilinçlidir. Böylece ruh içi algılama bunlara ulaşabilir. Dürtüsel itkinin reddedilmesinden, çatışmadan tepkinin oluşumunun tepkisel özelliğini ve ardında gizlenen çatışmayı imlemese, savunma biçiminin oluşumuna yol açan süreçtir. Benin, dürtü temsilcileri ve duygulanımla olan savaşımlarında,emrinde bastırma, gerileme, tepki oluşturma, yapıp bozma, yansıtma, içe yansıtma, yalıtma, kendine yöneltme, karşıtına çevirme yöntemleri vardır. Psikanalizin dört okulu arasında en analitik, en çözümleyici olanı dürtü kuramıdır. Psikanaliz kültürü anlamamıza yaptığı katkıların ve sağlıklı ruhsal gelişimin bir kuramını oluşturmanın yanında hastalığa ait bilgidir. Anna Freud'un bu yapıtında tanımladığı saldırganla özdeşleşme, savunma mekanizması travma sonrası gelişen ruhsal sorunların anlaşılmasında, psikodinamik anlayışı temellendiren kavramlardan biridir. Eserde yer alan ikinci özgün savunma mekanizması "bir tür özgecilik" yani altruizm ise psikanalitik literatürde hem genelde kadın psikolojisiyle hem de Anna Freud'un babasının izinde ilerlerken kendi yaşamını kurmayı ihmal etmiş bir kadın olarak algılanmasına neden olmuştur. Dürtünün çeşitleri, savunma mekanizmalarının tümü benin dürtüsel yaşamıyla savaşımına yardımcı olur. Bunlar benin karşı karşıya olduğu üç büyük kaygı, dürtüsel, nesnel ve vicdani kaygı tarafından güdülenir. Etkileri, id ve ben yapıları arasındaki çatışmalardan histeri başlar. Ben ve üstben arasındaki çatışma melankoli ve ben, dış dünya arasındaki çatışmalara kadar uzanır. Ben kendi idini yadsımak için direnmektedir. İnsandaki durumu savunma yapan yapı uzaklaştırılmak istenen istilacı güç her zaman sabit kalmaktadır. Bu kitapla ben savunma eylemlerini gerçekleştirmesi için baskı yapan güdüleri, gözlemler. Son çözümlemede savunma eylemlerinin her biri benin güvenliğinin sağlanmasına ve hoşnutsuzluğun önlenmesine yaramaktadır. İçten gelen hoşnutsuzluğa karşı savunamaz. Dürtü uyarılarını öğrendiği erken aşamada dış dünyadan kaynaklanan hoşnutsuzluğu da öğrenir. Dış dünyadan sevgi nesnelerini, duyularının algılayıp aklının özümlediği izlenimleri alır. Bu haz ve ilgi kaynağı olarak onun için önemine bağlı olacaktır. Sonuç olarak gerçekliğin hezeyanlarla doyumuyla yetişkinin beninde neler olup bittiğini söylemek şimdilik olanak dışıdır. Dürtüsel yaşamla içsel uyarılara karşı benzer duyarsızlılar ancak bastırma mekanizmasının yardımıyla elde edilebilmektedir. çevrenin korunma önlemlerine gösterdiği hoşgörü bazen, kaygı gelişiminin, savunma çabalarının dürtüsel yaşama yöneltilerek gerçek gelişimi belirler. Mekanimanın ölçüsüzce kullanıldığı durumlarda ben bir takım uzantılar, ayrılıklar, kendine özgülükler kazanır. Ben, acı veren izlenimleri algılayıp çevredeki tehlikeli durumla karşılaşmayı işin başında engelleyebilir. Ben kaçabilir ve hoşnutsuzluğun oluşumundan kaçınabilir. kaçınma mekanizması öylesine ilkel ve doğal, normal ben oluşumuna öyle sıkı sıkıya bağlıdır ki, alışılmış bağlamından çıkarılıp tek başına gözlemlenmesi kolay olmayacaktır. Dürtüsel isteklerden onları gerçekleştirmeden el çekilmesi belirleyici olan yöntemdir. bu eser üzerinden yapılan analiz, isteklerin yeniden kendi yaşamıyla bağlantılandırma gücünü okura kazandırmaktadır. Yazar Hakkında Anna Freud, Sigmund Freud'un en küçük kızı ve babasının çalışmalarının en sadık ilgilenenlerindendi. Çocuk psikanalizinin ilk ve önde gelen uygulayıcılarından olan Anna Freud, gençliğinde yaptığı ilkokul öğretmenliği sırasında çocukları yakından gözlemledi. Babası tarafından eğitilerek mesleğe başladı. Çocuk analizi üzerine çalışırken babasıyla yakın iş birliği içerisinde psikanaliz kuramını geliştirdi. Benin kişilik gelişimindeki etkileri ve savunma mekanizmalarının önemini vurgulayan, Ben ve Savunma Mekanizmaları'yla ben psikolojisinin gelişimine önemli bir katkıda bulundu. Viyana'da 1895'te doğdu. 1982'de Londra'da öldü. Ben ve Savunma Mekanizmaları Anna Freud Metis Yayınları 137 sayfa Kasım 2004 Ulker_Gundogdu kitap/kitap--60113 yazar/i8818 (Ülker Gündoğdu)

--reklam--

Ben ve Savunma Mekanizmaları PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Anna Freud - Ben ve Savunma Mekanizmaları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ben ve Savunma Mekanizmaları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Anna Freud Kimdir?

3 Aralık 1895 tarihinde ünlü psikolog Sigmund Freud ve Martha Freud çiftinin altıncı ve son çocuğu olarak Viyana'da doğdu. Babası Freud'ün yolunu izleyen Anna Freud, psikanaliz alanında babasına yardımcı olarak psikalanaliz'in önem kazanmasında rol oynayan kişilerden biri oldu. Viyana Psikanaliz Derneği'nin daimi üyelerinden olan Anna Freud, özellikle çocuk psikolojisi üzerinde durdu. Bunun en büyük etkenlerinden biri annesi Martha Bernays ile yaşadığı sorunlar ve bunun yanı sıra ablası Sophie ile olan çekişmesiydi. Kendini bir ateist olarak tanımlayan Anna Freud hayatı boyunca hiç evlenmemesine karşın yakın arkadaşı ve uzun zamandır Londra'da beraber yaşadığı Dorothy Burlingham ile sevgili olduğu dolayısıyla bir lezbiyen olduğu iddia edildi. Anna Freud, bu iddialara cevap vermedi. 1982 yılında Londra'da öldü.

--reklam--

Anna Freud Kitapları - Eserleri

  • Ben ve Savunma Mekanizmaları
  • Çocuklukta Normallik ve Patoloji
  • Ego ve Savunma Mekanizmaları
  • Anne Babalar ve Öğretmenler için Psikanaliz

--reklam--

Anna Freud Alıntıları - Sözleri

  • Üstben, yalnızca benin karşısına düşmanca ya da en azından eleştirici bir tavırla çıktığında, bende de böyle bir eleştirinin sonucu olarak, örneğin suçluluk duyguları ayrımsanır duruma geldiğinde karşımızda belirir. (Ben ve Savunma Mekanizmaları)
  • "Bir çocuğun eğitimi yaşamının ilk günüyle birlikte başlar." (Anne Babalar ve Öğretmenler için Psikanaliz)
  • "Çocuğun anne - babasından bağımsızlaşması için ödemek zorunda olduğu bedel onların çocuğun kendi kişiliğiyle bütünleşmesidir." (Anne Babalar ve Öğretmenler için Psikanaliz)
  • Psikanaliz dedigimiz şeyi, hipnoz yönteminin tek yönlülüğünden farklı olarak , gözlemin id ve ben arasında gidip gelişi ilginin karşımızdaki insanın her iki yanına da yönelmesi oluşturur. (Ben ve Savunma Mekanizmaları)
  • Çocuğu uyurken şarkı söyleyen anneler onun gelecekte müziğe karşı takınacağı tutumu, hatta belki de müzik “yeteneğini” etkiler. (Çocuklukta Normallik ve Patoloji)
  • Bir çocuğun ne ölçüde bağımsız ya da bağımlı bir varlık olduğu her olguda yaşa , gelişim durumuna ve patolojiye göre yeniden saptanmalıdır . (Çocuklukta Normallik ve Patoloji)
  • Her yeniliği zevkle karşılayan çocuklar biliriz. Yeni bir yiyeceğe, hareketlilikte ilerlemeye ve bağımsızlığa, maceraya, kendisini annesinden uzaklaştırıp yeni yüzlere ve oyun arkadaşlarına götüren her şeye sevinir. Bunlar için ''büyümek'', yetişkinlere eşit olabilmek her şeyden önemlidir. Bu arzularını bir parça olsun gerçekleştirmek bile, onlar için, bu süreçte doğal olarak rastlanan zorlukları, engellemeleri ve hayal kırıklıklarını telafi eder. (Çocuklukta Normallik ve Patoloji)
  • Çocuğun oyun sırasındaki davranışları, yetişkinin serbest çağrışımdaki düşünceleriyle bir tutulur ve yorumlamada aynı biçimde değerlendirilir. (Ben ve Savunma Mekanizmaları)
  • İleriye yönelik çabaların geriye yönelik olanlardan daha güçlü olduğu durumda sağlığın korunması ya da kendiliğinden iyileşme olasılığı daha yüksektir. (Çocuklukta Normallik ve Patoloji)
  • Ben, yalnızca, alanında bilinç ve doyuma giden yolu arayan dürtü türevleri ile çatışma halinde değildir. Aynı derecede enerjik ve etkin biçimde, bu dürtü itkilerine bağlı duygulanımlara da karşı koyar. Dürtü istemlerini geri çevirirken ilk işi bu duygulanımlarla uzlaşmak olacaktır. Cinsel arzularla birlikte sevgi, özlem, kıskançlık, küçük düşme, acı ve yas, saldırgan arzuların yanındaysa nefret, kızgınlık ve öfke, ait oldukları dürtü istemi bastırıldıktan sonra benin çeşitli dizginleme çabalarıyla karşılaşır; yani dönüşüme zorlanır. Analiz çerçevesinde ya da dışmda, duygulanım dönüşümlerinin söz konusu olduğu her noktada, ben bir etkinlik göstermiş demektir ve böylece ben eylemlerini inceleme olanağı ortaya çıkar. Dürtüsel bir istekle bağlantılı bir duygulanımın yazgısı, düşünsel temsilcisinin yazgısının tıpatıp eşi değildir. Diğer yandan benin elindeki savunma olanakları açık ki sınırlıdır. Bireyin beni, yaşamının belli dönemlerinde, kendi yapısına uygun olarak bastırma, yer değiştirme, karşıtına çevirme gibi değişik savunma mekanizmalarını tercih edebilir ve bunları gerek dürtüye karşı olan savaşımda, gerekse duygulanımın ortaya çıkmasına karşı olan savunmasında kullanabilir. (Ben ve Savunma Mekanizmaları)
  • Melankolide özellikle oral eğilimler reddedilir, fobik hastadaysa bastırma mekanizmasını en fazla kışkırtan hadım edilme kompleksiyle ilgili itkilerdir. Bu vakaların hiçbirinde dürtünün reddedilmesi gelişigüzel değildir, analiz sırasında bastırılan dürtünün niteliğiyle bilinçdışına atılmasının bireye göre nedenleri arasında daima bir ilişki bulunur. (Ben ve Savunma Mekanizmaları)
  • Donukluk, katılık gibi bedensel tutumlar ve sabit bir gülümseme, alaycı, iğneleyici, kibirli davranış gibi özellikler, bir zamanlar çok etkin olan savunma olaylarının kalıntılarıdır ki, bu kalıntılar kaynaklandıkları durumdan uzaklaşarak kalıcı karakter özellikleri, Reich’ın deyimiyle “karakter zırhı” haline gelmişlerdir. (Ben ve Savunma Mekanizmaları)
  • Anne onu sevdikçe çocuk da kendi vücudunu değerli bulmaya ve korumaya başlar. (Çocuklukta Normallik ve Patoloji)
  • ''Güvenme gereksiniminden kaynaklanan sevgi'' ya da ''kısmi nesneler'' (Melanie Klein) dönemi, nesne seçiminin ben tarafından değil, gereksinimler ve dürtülerle düzenlendiği bir erken nesne ilişkileri dönemidir. Burada gördüğümüz, nesnenin sağladığı doyum ve olumlu bir libido uğraşısıdır. Bu tür uğraşılar sürekli değildir. Dileğin doyuma ulaşmasıyla sona erer. Dinginlik durumunda birey libidonun narsisistik dağılımına geri döner. (Çocuklukta Normallik ve Patoloji)
  • Çocukluğun psikopatolojisi tek yönlü değildir. Birbiriyle çelişkili birçok etkiye bağlıdır ve bir dizi çelişkili hastalık tablosu ortaya çıkar. Bir yöntem ne kadar çok terapi olanağı sunarsa çocuğun çok yönlü terapi gereksinimlerinin karşılanması o denli doyum imkanı bulabilir. (Çocuklukta Normallik ve Patoloji)
  • Trenle oynamak, oyunun biçimine göre, bir dolu bilinçdışı fantezi içerir: Sonu gelmeyen çarpışmalar, oynayan çocuğun, bilinçdışında anne babasının cinsel ilişkileriyle uğ­raşmakta olduğunu ele vermektedir, tüneller ve yeraltı hatlarına yöne­lik özel ilgi, vücudun içine duyulan merakı gösterir, çok yüklü katar­lar gebelik düşüncelerini simgelemektedir, oyuncağın yerde pürüzsüz bir şekilde hareket etmesi ve hız üzerine yoğunlaşma, erkek çocuk için penisin işlevinden duyulan sevinçten kaynaklanır. (Çocuklukta Normallik ve Patoloji)
  • Çocuk bir başkası tarafından geri plana itiliyorsa, incinecek ve kıskançlık duyacaktır. Uzun zaman devam eden bir dileği yerine getiriliyorsa bunun sevince yol açması gerekir. Çocuk cezalandırılmayı bekliyorsa bu beklenti kaygıya yol açacaktır. Çocuğun beklediği, kendisine söz verilmiş bir haz unsuru birdenbire ertelenir ya da yasaklanırsa çocuk hüsrana uğrayacaktır. (Ben ve Savunma Mekanizmaları)
  • Annenin en hoşuna giden ve onu en fazla sevindiren davranışlar en hızlı gelişmekte, tepkisiz kaldığı ya da onaylamadığı alanlarda ise gelişim süreci yavaşlamaktadır. (Çocuklukta Normallik ve Patoloji)
  • Dürtüsel itkiler kendilerine özgü inatçılıkları ve enerjileriyle hedeflerine saldırır; gafil avlayıp yenmek amacıyla bene düşmanca baskılar düzenlemeye başlar. İkirciklenen bende karşı eyleme geçer, idin alanına saldırılar düzenler. Amacı uygun savunma önlemleriyle dürtüleri sürekli olarak felce uğratmaktır. (Ben ve Savunma Mekanizmaları)
  • Bütün suç işleyen gençlerin ilk olarak annelerinden para çalmaları, bütün hırsızlıkların, ''benim'' ve ''senin'' kavramlarının, kendi ve nesnenin en baştaki birliğine dayalı olduğunun kanıtı olarak değerlendirilebilir. (Çocuklukta Normallik ve Patoloji)