Kitap Künyesi
Yazar: Cengiz Dağcı
Yayın Evi: Ötüken Neşriyat
İSBN: 9789754375268
Sayfa Sayısı: 195
--reklam--
Benim Gibi Biri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ağır ama güçlü adımlarla köprüye doğru yürüdüm; yürürken, sım-sıkı sıktığım yumruğumu öbür elimin avucu içine vura vura: Ben yalnız değilim! Ben yalnız değilim! Diye tekrarlıyordum soluğum altında. Ben yalnız değilim! Bunu yalnızca kendime değil, üstünden geçtiğim yollara, çamlara, çimlere, kayalara söylemek, uçurumların ucunda durarak avaz avaz göklere haykırmak istiyordum.. Ben yalnız değilim! Eti etimden, kanı kanımdan biri olacak yanıbaşımda. Haksız suçlamalara uğradığım zamanlarda suçsuzluğumu savunacak biri olacak yanıbaşımda. Yeniden gurbet yollarına düştüğüm takdirde, benimle birlikte yürüyecek; öfkemi ve hüznümü anlayacak biri olacak yanıbaşımda. Yürüdüm, yürüdüm. Bayırı tırmandım. Bayırı indim. Ormanda meşe ağaçları arasında yürüdüm. Irmağın kıyısında dizlerimin üstüne çökerek soğuk suyla yüzümü yuvdum; başımı gökyüzüne kaldırarak esintiyle, güneş ışıklarıyla yüzümü kuruladım; ve barakaya yeni bir insan olarak döndüm. Magdalena yenileştiğimin farkındaydı: vücudunun karşıtı bir mutlulukla baktı yüzüme. "Mutlu musun?" diye sordu. "Mutluyum," dedim.
--reklam--
Benim Gibi Biri Alıntıları - Sözleri
- "Hayat da bir çeşit hastalıktır. Er geç ölümle sonuçlanan bir hastalık."
- Dünyanın en hoş, en cana yakın insanı ölümden korkmayan insandır.
- Nereye ve nasıl bir amaçla giderse gitsin, insanoğlu için önemli olan anayolda yürümek.
- İnsanı kansere sürükleyen sebeplerden biri insanın içinde bulunduğu sert, acımasız ortammış kimi doktorlara göre.
- Yaşamak güzel. Güzelden çok daha güzel yaşamak. Yaşamak kelimesinin anlamı gülmek ve sevmek kelimeleriyle biçimlendirilmeli sözlüklerde.
- "İnsanoğlu için kaçınılmaz bir sonuç ölüm. Ama bu sonuç baskısız olmalı. Tabiî bir sonuç olmalı. Gönlü dilediğince. Gönlünün dilediğince ölmek insanoğlunun hakkıydı."
- "Masalsız yaşamak, göğü ve cenneti insanoğlunun hayallerinden silip atmak gibi bir şey..."
- "Bense kendi hâtıralar mezarlığıma döneceğim. Orası benim saham. Kimse, ama hiç kimse, yabancı değil bana orda. Ben bana benziyorum orda."
- "Ölüme, ölene saygı duymayan bir insan hayata saygı duyamaz."
- Ben kendi içimde kendime özgü bir dünya taşıyordum.
- Nereye ve nasıl bir amaçla gittiğimizi hiç sordun muydu kendi kendine? Ben soruyordum zaman zaman. Cevaplarım arasında bir dilim taze ekmeğin kokusu burnuma vurunca öteki sebeplerin altı kof kalıyordu. Ama.
- Yalnızca ölümden değil, hayattan da kaçan bir yaratıktım ben o günlerde.
- Karanlığın olduğu yerde karanlıktan başka hiçbir şey göremezsin.
- Kendi insanlarının kemikleri üstünde kurdular kentlerini. Kendi yurtlarında insanca yaşamayı bilmezler; başka yurtların insanlarını da insanca yaşatmazlar.
--reklam--
Benim Gibi Biri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Cengiz Dağcı'nın 1988 yılında yayımlanmış bir romanı. Roman, Cengiz Dağcı'nın ağzından Joseph Tucknell ile İngiltere'de görüşürken anımsadığı hatıraları içermektedir. Cengiz Dağcı'nın ağzından dedim çünkü "Anneme Mektuplar'ı yazdığım sırada aldığım bir telefon..." dediği için böyle bir çıkarımda bulundum. Zira kitapta anlatıcıya ait herhangi bir isim de geçmemektedir. Yalnız bu kitapta anlatılanların Cengiz Dağcı'nın hayatından gerçek bir kesit olduğunu söyleyemem. Cengiz Dağcı'nın gerçek ve kurguyu birlikte harmanladığını söylesek yanlış olmaz. Bu kısım ipucu (spoiler) içermektedir. İsteyen bu bölümü atlayıp son kısma geçebilir. ---------------------------------------------------------------------------------- Kitapta Cengiz Dağcı, Anneme Mektuplar kitabını yazdığı sırada eskiden beraber kaçış yolunda olduğu Joseph Tucknell'den telefon almıştır. Havacılar Kulubü barında buluşmuş sohbet ederlerken Cengiz Dağcı'nın iç sesi Joseph'le ilgili hatırladığı eski anılarına götürüyor bizi. Joseph'le karşılaşmaları, kaçışları, bir tünele sığınışları, yemek bulmak için Tucknell'i yalnız bırakması ve döndüğünde bulamaması... Daha sonraki serüveninde götürüldüğü bir kamptan kaçışı, adını Magdalena koyduğu bir kadınla karşılaşması ve Magdalena'nın hamile kalması... Tüm bunları Joseph Tucknell ile sohbeti sırasında kitap boyunca anlatmış Cengiz Dağcı. Arada çok az sohbetleri var, birkaç sayfa desem yeridir. Joseph Tucknell de eşini kaybetmiş, kızı ile de görüşmüyormuş. Tucknell'in yıllar sonra onu arama nedeninden bahsetmiş. Ama kitapla ilgili canımı sıkan şey sonu çok havada kalmış. İstedim ki Magdalena'ya ve çocuğuna ne olduğunu bileyim. Âkıbetleri ne oldu? Magdelena'nın dediği gibi kendisi Arizona'daki bir kaktüs gibi 25 yıl çiçekleneceği günü bekleyip, çiçeklenince de öldü mü? Tüm bunların cevabı yanıtsız. Sadece kaldıkları barakadan otel yapılacağı gerekçesiyle çıkartılıyorlar. Onlar da ellerindeki birkaç parça eşyayı battaniyeye sarıp yola koyuluyor. Ondan sonrası meçhul. Sonra kitap Joseph Tucknell ile bardaki sohbete dönüyor ve onlar da barın kapanma saati geldiği için bardan çıkıp ayrılıyorlar. --------------------------------------------------------------------------------- Cengiz Dağcı'yı daha önce hiç okumamış olanların bu kitapla başlamasını tavsiye etmem. Çünkü yazarla tanışma kitabı bu kitap değil. Çünkü yarım kalmış gibi. Çok fazla merak uyandırmıyor, tam sonlara doğru bir merak uyandırdığı sırada bir bilgi vermeden sona eriyor. Zaten hep söylediğim gibi Cengiz Dağcı'nın kısa kitapları yarım kalmış hissiyatı uyandırıyor. Ayrıca yazım hataları da çok fazla, sanki dönüştürme sitesinden dönüştürüp öyle basmışlar. Yayınevine yakıştıramadım. Umarım (varsa) sonraki baskılarda düzeltilmiştir bu hatalar. Benim hatırladıklarım bu kadar. Herkese keyifli okumalar. (RT)
Kırımlı yazar Dağcı'nın II. Dünya Savaşı yıllarında zorluklar yaşayan Joseph adlı bir askeri anlattığı eseridir. Güya, Cengiz Dağcı ile Londra'da tanışırlar ve Joseph'in hikayesini dinleriz. Ancak bu Dağcı'nın yaşadıklarına çok benzemektedir. Savaş sonrası hem Dağcı hem de Joseph vatanlarını kaybetmiş ve Londra'da mülteci olarak yaşamaya başlamışlardır. Eğer ilk defa Cengiz Dağcı okuyacaksınız bu romanla başlamayın. Ama iyi bir Dağcı okuruysanız sorun yok. (Mehmet Y.)
İlk defa Cengiz Dağcı okudum. Yazarla tanışma kitabım, Benim Gibi Biri.. Gayet akıcı, merak uyandırıcı ve sürükleyiciydi. Sevdim, bütün kitaplarını okuyacağım sanırım. (Sadece Okur)
--reklam--
Benim Gibi Biri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Cengiz Dağcı - Benim Gibi Biri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Benim Gibi Biri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Cengiz Dağcı Kimdir?
9 Mart 1919 tarihinde Kırım'ın Yalta şehrinin Gurzuf köyünde doğar. Çocukluğu kıtlık, yoksulluk, Rus emperyalizminin zulmü ve büyük baskılar altında geçer. İlkokulu köyünde, ortaokulu Akmescit'te bitirir. Kırım Pedagoji Enstitüsü ikinci sınıfında iken İkinci Dünya Savaşı çıkar. 1941'de Ukrayna cephesinde Almanlara esir düşer. Almanların yenilmesi üzerine esir kampından kurtularak müttefik devletler safına sığınır. 1946'da Londra'ya yerleşir. İngiltere'deki hayatı da hiç kolay olmaz; bir taraftan yazarken en vasıfsız ve ağır işlerde çalışmak zorunda kalır.
"Türkçe bana anamın konuştuğu dil" diyerek yazı dili olarak Türkçeyi kabul eder. Türkiye Türkçesindeki ilk kitabı 1956 yılında Varlık Yayınları tarafından yayınlanan Korkunç Yıllar'dır. Yaşar Nabi ile mektuplaşarak tanışan Dağcı, eserlerini de posta yolu ile gönderir. Soğuk savaş şartlarının siyasi etkilerinin hissedilmesi, Sovyetler Birliği'nin sol entelijansiya ile kurduğu ilişkiler ve fikir hayatımızdaki çatlamalar yazarı yalnızlaştırmak üzereyken, Ötüken Yayınevi ile tanışır. Ötüken Yayınevi vasıtasıyla yirmiden fazla kitabı Türk okuyucusuyla buluşturur.
Dağcı Türk edebiyatının büyük yazarları arasındadır. Romanlarında Kırım Türklerinin yaşadığı acıları hüzünlü ama berrak bir üslupla aksettirir. Kitapları yıllarca elden ele dolaşır. Kırımla olan ilgisini hiçbir zaman koparmaz ve Kırım Türklerinin vatanlarına dönüşlerini anlatmayı ihmal etmez. Hatıralarında "Ben yalnızca Kırım'ın yazarı değilim ama Kırım'ın faciasını bütün gerçeği ve içtenliğiyle yalnız ben yazabilirdim" der. Hayatının son yıllarında içerisinde bulunduğu muhitteki karakterleri ele alan hikayeler de yazar.
En büyük destekçisi savaş sırasında Polonya'da tanıştığı ve 1998 yılında kaybettiği kıymetli eşi Regina Hanım olur. Aralarında Yazarlar Birliği'nin ve İlesam'ın yılın yazarı, Türk Ocakları'nın üstün hizmet ödülü de olmak üzere sayısız ödül alır. En son 21.03.2011 tarihinde Marmara Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü tarafından düzenlenen "Türk Dünyasında Zirve Şahsiyetler: Cengiz Dağcı" sempozyumuyla yazarlık macerası ele alındı.
Cengiz Dağcı, 22 Eylül 2011 Perşembe günü saat 12.30 sularında Sauthfields'teki evinde vefat etti. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun girişimleri ile Türkiye'den katılan kalabalık bir topluluk tarafından, 2 Ekim 2011 Pazar günü 69 yıldır görmediği Yalta'ya bağlı Kızıltaş köyünde toprağa verildi. Yazar böylece ebedi uykusunu doğduğu topraklarda uyumak imkânına kavuştu.
--reklam--
Cengiz Dağcı Kitapları - Eserleri
- Onlar da İnsandı
- Korkunç Yıllar
- Yurdunu Kaybeden Adam
- O Topraklar Bizimdi
- Badem Dalına Asılı Bebekler
- Dönüş
- Ölüm ve Korku Günleri
- Genç Temuçin
- Regina
- Üşüyen Sokak
- İhtiyar Savaşçı
- Yoldaşlar
- Anneme Mektuplar
- Benim Gibi Biri
- Biz Beraber Geçtik Bu Yolu
- Rüyalarda: Ana ve Küçük Alimcan
- Yansılar 2
- Bay Markus Burtonun Köpeği
- Yansılar 1
- Ben ve İçimdeki Ben
- Yansılar 3
- Hatıralarda Cengiz Dağcı
- Yansılar 4
- Oy Markus Oy
- Bay John Marple'in Son Yolculuğu
- Haluk'un Defterinden ve Londra Mektupları
--reklam--
Cengiz Dağcı Alıntıları - Sözleri
- Teyze, ben Ramila’yı tanımadan önce de; gördüğüm, düşündüğüm, yaşamış olduğum her şey Ramila’yla ilgiliydi sanırım. (Biz Beraber Geçtik Bu Yolu)
- 'Hoştu akşamlar; akşamlarda insanları kendine çeken, dertleri, yorgunlukları, kasvetleri unutturan bir kuvvet, tatlı bir boşluk vardı; akşamlar gecenin gözleri gibiydi; her yeri görüyor, her yere uzanıyor, her yere dalıyorlardı.' (Onlar da İnsandı)
- Gidip ırmağın kıyısındaki taşa oturdum, cebimden üzerinde şiirlerim yazılı iki tabaka kağıdı çıkarıp iki kayık yaptım. (Anneme Mektuplar)
- -Ama siz ağacı budamıyorsunuz, Selim! Topraktan çıkarıyorsunuz, kökünden kesiyorsunuz. Sen bunu görmüyor anlamıyor musun? Binlerce yıllardan beri bu Toprak da büyümüş, bu toprağa kök salmış ağacı topraktan çıkarıyor, kesiyor, paramparça ediyorsunuz! (O Topraklar Bizimdi)
- Ramila… Biz beraber geçtik bu yolu. Yolun ucunda kurduğumuz sığınağımızın içerisinde biz beraber bekleyeceğiz sonu. (Biz Beraber Geçtik Bu Yolu)
- Gözlerinden belliydi, büyük bir kalbi vardı onun. (O Topraklar Bizimdi)
- Tanrım! Benim halkım nerelerde bırakmadı evlatlarını! .... Yel eskende sallanır ağaç dalları Bizim için haram oldu Kırım yolları (Hatıralarda Cengiz Dağcı)
- Ben, benden başka bir ben daha taşıyorum kendi içimde. (Yansılar 2)
- Yurt dediğin en derin aşklardan güçlü... (Regina)
- Her kazancın bir zararı vardır. (Onlar da İnsandı)
- Tanrı gelir insana yardıma daima. (Onlar da İnsandı)
- Hayatta sığınacak tek yerim varsa o da "Hâtıralardır" (VE) (Yurdunu Kaybeden Adam)
- “Hayatta sığınacak tek yerim varsa o da hatıralardır.” (Yurdunu Kaybeden Adam)
- Elli yıldır gönlümü sevindiren, yüreğimi acıtan; bazı gecelerde, elimde kalem, masamın başında otururken beni ağlatan Kırım. Bir yara oldu Kırım benim için. Durmadan kanayan bir yara oldu. (Hatıralarda Cengiz Dağcı)
- Nereye gitse hayat ona sırtını çeviriyordu. Nereye gitse hayat onun için anlamsızlaşıyordu. (O Topraklar Bizimdi)
- Ölüyü tentenin altına yatırmış, sırtına temiz giysiler giydirmiş; saçlarını da bir güzel taramışlar. Oysa kendileri canlıyken renksiz, pis, âdeta ölü bir hayat yaşadıklarından haberleri yok. (Üşüyen Sokak)
- Tanrım! N'olursun, dünyaya çocuk vermek isteyen ana babayı sen kendi mihrabının önüne çağır; hayatın ne olduğunu onlara anlat. Herşeyden önce onlara hayatın ne olduğunu duyur, Tanrım! (Ölüm ve Korku Günleri)
- Ok yayda iken tehlikelidir, Kargun! Oksuz yayla nitersin? Hiç. (Genç Temuçin)
- ... ölüyorduk en mutlu ölümlerle. (Anneme Mektuplar)
- Bugünü nasılsa atlatırım. Ama yarın… (Üşüyen Sokak)
Yorumlar
0 yorum