Kitap Künyesi
Yazar: Tarkan Tufan
Yayın Evi: NoktaKitap
İSBN: 9789944174329
Sayfa Sayısı: 208
--reklam--
Bir Devrimcinin Portresi - Mahir Çayan'ın Hayatı ve Fikirleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Mahir Çayan'ın Hayatına İlgi Duyan Kişilerin Muhakkak
Okuması Gereken Bir İnceleme
Mahir Çayan, Türkiye devrim tarihinin en radikal teorisyen ve eylemcilerinden birisidir. 1960'lı yıllarda, henüz üniversiteye yeni başladığı yıllarda atıldığı mücadelesi, 26 yaşındayken Tokat'a bağlı Kızıldere köyünde uğradığı jandarma baskınıyla sona ermiştir. Kısa süren hayatı, onun Türkiye tarihi içerisinde yadsınamaz bir yer edinmesine engel değildi; zira Çayan ölümüne dek oluşturduğu devrimci teorileriyle ve ortaya koyduğu devrimci pratikle, milyonlarca yoksulun ve emekçinin hayatında silinmez bir iz bırakmayı başarmıştı. Bugün onlarca legal-illegal parti, örgüt ya da politik çevre onun tezlerini doğrudan ya da yorumlayarak kendisine mal etmekte, onun mirasına sahip çıkmaktadır.
Ülke iktidarlarının gözünde başıbozuk ve tehlikeli bir terörist olan Çayan'ı bu kadar sevilen bir 'doğal önder' konumuna getiren şey nedir? İhtimal ki bu sorunun yanıtı, Çayan'ı yazılarında yoğun biçimde ortaya koyduğu "başka bir dünyaya" duyduğu sarılmaz inanç ve tutkusudur. Kendisini toplumun en alt kesimiyle özdeşleştirmeyi başarmış bir önderdir Çayan. Açlığı, yoksulluğu ve baskıyı tavizsiz bir kararlılıkla mahkum etmiş, "güzel günler görmenin" hayalini milyonlarca ezilenin meselesi haline getirmeyi başarmıştır. Devrimci anlayışı, hayatının sonlarına doğru onu kaçınılmaz biçimde silahlı çatışmalara sürüklese de Çayan özgürce ve insanca yaşama kavgasının, yaşam sevincinin en önde giden neferlerinden birisi olmuştur.
Bu eser, Mahir Çayan'ı derinlemesine bir teorik incelemeyi ya da hayatını bir destan havasında vermeyi amaçlamıyor. Kitabın asıl hedefi Çayan'ı devrimci teorilerine götüren yol üzerinde hangi etkenlerin olduğunu tespit ederek bu etkenleri kısaca ortaya koymak. Sadece Türkiye değil, Dünya devrim tarihinde esaslı bir yere sahip olan Çayan'ı en insani ve yalın haliyle okumak isteyenlere...
--reklam--
Bir Devrimcinin Portresi - Mahir Çayan'ın Hayatı ve Fikirleri Alıntıları - Sözleri
- "Bizim kuşağın yüzde doksanı ölür"demişti Mahir,yine voltadaki bir sohbetinde.Firardan önce,kadınlar koğuşundan bir yoldaşıyla yaptığı son görüşmede elindeki nikah yüzüğünü çıkarıp vermiş ve bunun eşine iletilmesini istemişti.
- AsıI siz tesIim oIun! Biz buraya tesIim oImaya değiI, öImeye geIdik!
- "Kahrolsun emperyalizm, yaşasın tam bağımsız Türkiye"
--reklam--
Bir Devrimcinin Portresi - Mahir Çayan'ın Hayatı ve Fikirleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitabın tamamen Mahir Çayan’ın hayatı ve fikirlerinden oluştuğunu düşünerek almıştım ancak dünya devrim tarihi açısından çok güzel ve anlaşılır bilgiler, önemli savaşlar da anlatılmış. Biraz yanılgı gibi oldu, Mahir Çayan’ı tanımak açısından tam anlamıyla yeterli değil. Fakat kitabın böyle olması çok daha sürükleyiciydi, pek çok kazanım elde ettim. Az sayfada bu kadar çok bağlantılı gerçeği bir arada bulabilmek güzeldi. Genel kültür açısından kesinlikle tavsiye ederim. (Zeynep Kes)
Kitabı okuyana kadar Mahir Çayan hakkında onun devrimci kimliği dışında pek bir fikrim yoktu.Kitap adından da anlaşılacağı üzere Mahir Çayan ve onun gibi devrimci gençlik hakkında bilgiler veriyor.Kitapta Mahir Çayan'in Tokat'ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere Köyün'de tam altı kurşunla ve beraberinde dava arkadaşlarıyla katledilişinden tutunda Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın idam edilişleri, 1960 askeri darbe 12 Mart Muhtırası,68 kuşağı, Türk solunun mücadeleleri, proleterya ve Vietnam Savaşı,emperyalist güçlerin hegemonyasından tutunda dünya gelinde savaş karşıtı sloganların atılmasına, İsrail Devleti'nin kuruluşu, Batı Şeria, Filistin'deörgütsel mücadeleler, Küba ve dünyada komünizmin yayilmasinda öncü rol oynayan Fidel Castro ve Ernesto Che Guevara hakkında bilgiler cesitli argümanlarla birlikte sunulmuş.Benim için çok verimli bir kitapti.Özellikle Vietnam Savaşı'nda 2 milyon Vietnamli'nin katledilisini adeta için parcalanarak okudum. Savaşın her türlüsüne karşıyım. #No War... (momo)
Kitabın tamamen Mahir Çayan’ın hayatı ve fikirlerinden oluştuğunu düşünerek almıştım ancak dünya devrim tarihi açısından çok güzel ve anlaşılır bilgiler, önemli savaşlar da anlatılmış. Biraz yanılgı gibi oldu, Mahir Çayan’ı tanımak açısından tam anlamıyla yeterli değil. Fakat kitabın böyle olması çok daha sürükleyiciydi, pek çok kazanım elde ettim. Az sayfada bu kadar çok bağlantılı gerçeği bir arada bulabilmek güzeldi. Genel kültür açısından kesinlikle tavsiye ederim. (Ceren T)
--reklam--
Bir Devrimcinin Portresi - Mahir Çayan'ın Hayatı ve Fikirleri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Tarkan Tufan - Bir Devrimcinin Portresi - Mahir Çayan'ın Hayatı ve Fikirleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bir Devrimcinin Portresi - Mahir Çayan'ın Hayatı ve Fikirleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Tarkan Tufan Kimdir?
--reklam--
Tarkan Tufan Kitapları - Eserleri
- Deniz - Fırtınalı Yıllar
- Bir Devrimcinin Portresi - Mahir Çayan'ın Hayatı ve Fikirleri
- İbrahim
- Hikmet Kıvılcımlı'nın Hayatı ve Eserleri
--reklam--
Tarkan Tufan Alıntıları - Sözleri
- ...Türk ordusunun Kore’de gösterdiği cesaret ve ABD askerlerini Kuzey Kore ordusu tarafından yok edilmekten kurtarışı da ABD kamuoyunda Türkiye’ye karşı bir sempati yaratmıştı. 20-24 Eylül 1951 tarihleri arasında Ottowa’da toplanan NATO’ya dâhil 12 devletin temsilcileri, Türkiye’nin üye olmasını tavsiye eden kararı, ittifakla onaylamışlardı. Ardından ilgili devletlerin parlamentoları da alınan bu kararı onaylayacak ve Türkiye NATO üyesi olacaktı. O dönemin başbakanı Adnan Menderes, Türkiye’nin üyeliğini büyük bir memnuniyetle karşıladığını belirtecek ve şu açıklamayı yapacaktı: “Bu müspet gelişme, hükümetimizin takip etmekte olduğu ve milli bir politika olarak umumi efkârımız ve kuvvetle desteklemektedir. Sonuca barışçı ve azimli siyasetin tabii bir neticesi olarak bakmak doğru olur.” Muhalefetin görüşünü ise İsmet İnönü şöyle belirtiyordu: “Bundan sonra dünya sulhu bakımından vazifelerimiz de artmış bulunuyor. Eşit haklarla, milletimizin kendisine teveccüh edecek vazifeyi en iyi şekilde ifa edeceğine şüphe yoktur.” (Deniz - Fırtınalı Yıllar)
- DİSK işçi hareketindeki bağımsızlaşma eğiliminin ürünüydü. Devlet sendikacılığına karşı bir tepkiyi ifade ediyordu. (Deniz - Fırtınalı Yıllar)
- "umudun vardır hâlâ ama bilemezsin" (İbrahim)
- Kaypakkaya’yı diğer devrim öncülerinden ayıran temel görüş farklılıklarından birisi, ordunun ve Milli burjuvazinin ilerici olduğu savını elin tersiyle itmesi olmuştur. (İbrahim)
- İşçi sınıfının böylesine güçlü bir hareketinin başındaki komünistler iktidarı kolaylıkla alabilirlerdi, almalıydılar. (Deniz - Fırtınalı Yıllar)
- İbrahim Kaypakkaya Babası:" Diyarbakır’da oğlumun cenazesini bir cuvalda aldım. taşıması için 1hamal tuttum, ücreti 5 liraydı. Hamal sordu; "Bu nedir amca?" "Oğlum" dedim"solcu, öğrenci. İşkencede öldürüldü" Hamal ağladı,parayı da almadı. "Kalsın amca" dedi "kalsın!" (İbrahim)
- Ezilenlerin tek kurtuluş yolu ezenlere karşı giriştikleri kutsal isyandır. (Deniz - Fırtınalı Yıllar)
- Esnafcık 10 kuruşluk malı 15’e satınca , memurcuk 100 kuruşu zimmetine geçirince nasıl mahkemeye düşüyorsa , tıpkı öyle ; 7 üzüm tüccarının kayrılarak , bir kalemde 6 7 şer milyon kazanması , Bir milyon vatandaşın fındığına yarı fiyat verilip , iki misli kâr edilmesi, bir bankerin 3 günde söylenti ile 4 5 milyon lira vurması , 23 milyon köylünün buğdayından 3 yabancı , 3 yerli firmanın 300-500 milyon ele geçirmesi gibi vurgunlar da normal ticaret icabı sayılmayarak adalete teslim edilecek. (Hikmet Kıvılcımlı'nın Hayatı ve Eserleri)
- 7 Haziran’dan sonra hâlâ direnenler yalnız kaldılar ve bu yüzden yine en sert baskılara maruz bırakıldılar. Flins’deki Renault işgalini son erdirmek için girişilen bir çatışmada Seine nehrinde bir öğrenci boğuldu ve Sochaux’daki Peugeot fabrikasında iki işçi vurularak öldürüldü. Ayın 12’sinde hükümet çeşitli öğrenci örgütlerini ve bazı “sol” grupları yasakladı. Ulusal Öğrenci Birliği tüm sokak etkinliklerinde “bundan böyle çatışmalardan kaçınma” çağrısında bulundu. Hareket ivmesini neredeyse yükseldiği hızla yitiriyordu. Ardından ayın 16’sında Sorbonne büyük bir polis saldırısıyla nihai olarak geri alındı. Latin Mahallesi’nde birkaç çatışma oldu ama barikatlar yoktu. Hareket nihayet sona ermişti. (Deniz - Fırtınalı Yıllar)
- Sosyalizm, proleter devrimiyle başlayan ve sınıfsız topluma kadar sürecek uzun bir tarihi dönemi kapsar. Bütün bu süreç boyunca üretim araçlarının toplumsal mülkiyeti esas olarak tamamlandıktan sonra da, kapitalizme geri dönüş tehlikesi hala vardır; iki sınıf, iki yol, iki çizgi arasındaki çelişmeler devam eder. Başka deyişle proletarya ile burjuvazi, sosyalist yol ile kapitalist yol, Bilimsel Sosyalizm ile Revizyonizm arasındaki mücadele sürer. Bir hukuki biçim olarak toplumsal mülkiyet, geri dönüş tehlikesini bütünüyle bertaraf edemez. Üretim araçlarının mülkiyetinin toplumsallaştırılmasından sonra esas tehlike, tasfiye edilen burjuvaziden değil, bizzat parti ve devlet aygıtı içinde yer alan mevki sahibi kapitalist yolculardan kaynaklanır. Sınıfsız topluma ilerleyen sosyalizmi kurma sürecinin itici gücü, sınıf mücadelesidir, emekçi kitlelerin inisiyatifidir, devrimdir. (İbrahim)
- ABD başkanı ve emperyalizmin hamisi Nixon'un uygulamakta ısrar ettiği Marshall Planı ve benzeri sömürgeleştirme faaliyetleri, uzun süredir Türkiye'nin de içinde bulunduğu birçok ülkeyi daha fazla bağımlı ve küresel sermayeye boyun eğer hale getirmişti. Özellikle de ekonomik ve kültürel emperyalizmin saldırgan yüzü, Türkiye topraklarında kendini açıktan açığa göstermekteydi. (İbrahim)
- Devrim için çabalayan emekçiler, en büyük üretici güçdür. Öte yandan yeni toplumu kuracak sınıf, ancak ve ancak devrim için ayağa kalkmış olan sınıftır. (İbrahim)
- İşte Amerika’nın Truman Doktrini ile dünyaya vaat ettiği şey buydu: Baskı, toplu katliamlar, yoksulluk ve iç savaşlar... (Deniz - Fırtınalı Yıllar)
- Tarih evvelce bunu yapanları nasıl temize çıkarmışsa bizi de temize çıkaracaktır. Buna da inanıyoruz. (Deniz - Fırtınalı Yıllar)
- Biz devrimciler, yoksul halkı büyük burjuvazi, işbirlikçi emperyalistler ve büyük toprak ağalarının sömürüsünden işçi, yoksul köylü, küçük esnaf ve sanatkarları ve milli burjuvazinin devrimci kanadını bu sömürü ve tahakkümden kurtarmak istiyoruz. (İbrahim)
- İşçiler her yerde eyleme geçiyordu. Baraj fışkırmış ve gerçekten de patlamıştı. (Deniz - Fırtınalı Yıllar)
- Kaypakkaya’yı diğer öncülerden ayıran başka bir özelliğiyse onun hiyerarşist-bürokrat bir klik olmak yerine, doğrudan eylemi tercih etmiş olmasıdır. Geçmişin devrimci öncülerinden bir kısmı artık bugün sistemin mekanizmasında sağlam birer çark görevini üstlenmiş durumdalar. Oysa Kaypakkaya’nın kişiliğinde ortaya konan devrimci anlayış uyarınca, sistemle olan tüm bağların koparılması, yaratılacak olan yeni dünyanın ve yeni insanın ön koşuludur. (İbrahim)
- İbrahim’i birçok insan ve politik hareket açısından öncü yapan nedenlerin başında elbette tabu yıkıcılığı gelmektedir. Zira, Kaypakkaya’nın eleştiri sistematiği bir kez çalışmaya başladıktan sonra, devrim yolunda tıkanıklık yaratan her türlü fikri eleğinden geçirerek nihai hedefi olan komünizme ulaşmanın yolunu her türlü tıkayıcı fikirden arındırmaktadır. Bu düşünce sistematiği ülkemiz solu açısından oldukça tedirgin edici ve sistemle yüz yüze gelmelerine neden olacak sonuçlar doğurmuştur. (İbrahim)
- Karakollarda işkence gören bizler olduk, meydanlarda kurşunlanan gene bizler olduk. Bakanların emri ile hapishanelere atılan bizler olduk. Buna rağmen kişi güvenliğini bozan olmakla itham ediliyoruz, yukarıda anlatılanlar, asıl kişi güvenliğini bozanlar ise serbestçe meydanlarda dolaşmaktadır. (Deniz - Fırtınalı Yıllar)
- Afişler 68 hareketinin ideolojik motiflerini yansıtmaktan geri kalmıyordu. “İşçi gençlik el ele”, “Boğaza köprü değil Hakkari’ye okul”, “Özel okullar devletleştirilmelidir” “Halka dönük eğitim”, “NATO’ya hayır” afişleri bunlardan sadece bir kaçıydı. Afişlerde tersine mantık hareketinden yola çıkarak yerli üretimin önemi ve gerekliliğine vurgu yapılmaya çalışılırken, “devrim için eğitim” afişiyle eğitimin amacı açıklanıyordu. 6. Filo’ya karşı da ilginç tepkiler dile getiriliyordu. “GO HOME” yazılı afişler duvarları kaplamıştı. Harun Karadeniz’in anılarında aktardığı biçimde “Memleketin gençleri çorba bile içemezken, Beyoğlu’ndaki barlarda eğlenen Amerikan askerlerine duyulan tepkinin afişlere ve duvarlara yansıması”ydı. (Deniz - Fırtınalı Yıllar)
Yorumlar
0 yorum