Kitap Künyesi

Yazar: Virginia Woolf

Çevirmen: Turgay Bayındır

Yayın Evi: Kafka Yayınevi

İSBN: 9786054820122

Sayfa Sayısı: 160

--reklam--

Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

20. yüzyılın en parlak romancılarından Virginia Woolf, denemelerinden oluşan bu seçki ile çağını yalnızca edebi ya da duygusal değil; düşünsel anlamda da tam anlamıyla kavradığını ve yansıttığını gösteriyor. İkinci Dünya Savaşı'nın en zorlu günlerinde yazılan barış üzerine makalesiyle umut verirken; edebiyatta kalıcılığın ve niteliğin izini sürdüğü denemeleri ile de yazarlara ve edebiyat tutkunlarına eşsiz bir kılavuz oluyor.

Tarih boyunca bazı kitaplar dünyayı değiştirdi. Bununla kalmayıp; bizleri ve birbirimizi görme biçimimizi etkiledi. O kitaplar ki tartışmalara, muhalif fikirlere, savaş ve devrimlere esin kaynağı oldular. Aydınlattılar, harekete geçirdiler, kışkırttılar, teselli ettiler. Yaşamımızı zenginleştirdiler ve bizleri ayrı ayrı kendi yaşamlarımızı sorgulamaya yönelttiler. Şimdi Kafka Kitap sizlere uygarlığı sarsan, insanlık tarihine yön veren ve kendimizi keşfetmemize yardım eden fikirleriyle; büyük düşünürlerin, çığır açanların, radikallerin ve ileriyi görenlerin eserlerini sunuyor.

--reklam--

Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler Alıntıları - Sözleri

  • Hatta, bir kişinin başka bir kişiye okuma konusunda verebileceği tek öğüt kimsenin öğüdünü dinlememek, kendi içgüdülerinize kulak vermek, kendi aklınızı kullanmak ve kendi sonuçlarınızı çıkarmak olacaktır.
  • Bir testere sesi beynimizin içinde beliriyor. “Yetenekli kadınların önünü kesen, erkeklerin kalplerinde var olan bilinçaltı bir Hitlerizm'dir."
  • sadece ayakları için aşık olunan kadınlar var, dedi kendi kendine. Ayaklarından başka bir şey görmüyorken, belki de vücudunun geri kalanının o güzel ayaklarıyla orantılı olduğunu hayal ediyordu.
  • Hiçbir yazar kendi sefil kişiliğini sırlarını ve kötü huylarını okuyucuya yansıtmak istemez herhalde
  • "Vakit doldu, şimdi sessizlik!"
  • Byron'ın gerçekten kız kardeşiyle evlenip evlenmediği sorusundan el etek çekip, oturmuş çene çaldığımız masadan bir karış kadar bile olsun geri çekilip edebiyatın kendisi üzerine ilginç bir şey söylesinler.
  • Insanın ruhundan ziyade bedeni ile ilgilendikleri için bizi hayal kırıklığına uğratmaya devam ediyorlar
  • Zihin yoluyla savaşmak,akıntıya karşı kürek çekmektir;akıntıyla sürüklenmek değil.
  • 'Üzerinden ordular geçse bile, kılı kıpırdamayan cümleleri seviyorum..' Virginia Woolf
  • "yeni bir odaya girmek her zaman bir maceradır. zira sahiplerinin yaşamları ve karakterleri kendi atmosferlerini damıtıp o odaya katmışlardır. ve biz de içeri girer girmez yepyeni bir duygu dalgasıyla göğüs göğüse geliriz."
  • İkinci el kitaplar vahşi kitaplardır, evsiz kitaplardır; çok çeşitli cinslerden oluşan büyük sürüler halinde bir araya gelmişlerdir ve kütüphanelerde bulunan evcilleştirilmiş kitapların sahip olamadığı bir cazibeleri vardır.
  • Eğer barışı düşüncelerimizle hayata geçiremezsek, biz -sadece bu yatakta yatmakta olan bu beden değil, henüz doğmamış olan milyonlarca beden de-aynı karanlık içerisinde yatarak tepemizde aynı ölümcül vızıltıyı duymaya devam edeceğiz.
  • Silahlar olmadan savaşmanın başka bir yolu daha var: Zihinlerimizi kullanarak savaşabiliriz

--reklam--

Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Yine Virginia’nın birbirinden güzel, zihin açıcı, keskin tespitlerle dolu yazılarından oluşan bir eser. Kitapta yer alan yazılar şöyle: Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler, Sokak Gezintileri (Bir Londra Macerası), Oxford Caddesi Akıntısı, Zanaatkârlık, Biyografi Sanatı, Bir Çağdaşın Gözüyle, Neden?, Hedef Okur ve Çiğdem, Modern Roman ve Bir Kitap Nasıl Okunmalı? Her yazısı aslında bir kitap tadında; rahatlıkla okunabilecek ve okurken hem bakış açınızın gelişmesini sağlayabilecek hem de Virginia ile buluşmanızı sağlayacak türden. Sanki Virginia sizinle konuşuyormuş hissine kapılırsınız. Yazılarda geçen birkaç konuya değinmek gerekirse bunlardan ilki ikinci el kitap kitaplar hakkında. İkinci el kitaplara daha bir sempatiyle yaklaşır, sıfır bir kitaptan daha derin bir anlam yükler “İkinci el kitaplar vahşi kitaplardır, evsiz kitaplar; çok çeşitli cinslerden oluşan büyük sürüler halinde bir araya gelmişlerdir ve kütüphanelerde bulunan evcilleştirilmiş kitapların sahip olmadığı bir cazibeleri vardır. Ayrıca, rastgele bir araya gelmiş bu muhtelif topluluk içinde, biraz da şansımız varsa, ileride dünyadaki en iyi arkadaşımız olacak bir yabancıyla yan yana gelebiliriz.” Yine yerinde ve doğru anlamıyla kullanıldığında sözcüklerin nasıl ölümsüzleşebileceğinden bahseder. Bu yazısında biraz da saf bir dil peşinde olanları eleştirir. İlk olarak bunu bir dil için sağlamanın zorluğundan bahseder ve saf olarak yani dilin öz evladı olarak kabul edilen birçok sözcüğün aslında temeline indiğinde başka dillerden etkilenerek şekillendiğini ifade eder. İkinci olarak bir dilin duygu ve düşünceleri daha iyi ifade edebilmesi için devamlı geliştirilmesi ve bunun için de eski ve yeni sözcüklerin bir arada kullanılması ve gerekirse de başka dillerden sözcükler alınarak bununla süslenmesi gerektiğini belirtir. Bir de günümüzün tam ortasına oturabilecek sanat ve sanatçı ayrımına değinir. İnsanların nasıl gereksiz bir şekilde sanatçı üzerinden sanatını değerlendirmeye gittiğine şahit oluyoruz. Özellikle ahlak konusunda anlaşılması güç eylemlerde bulunuruz. Bazen sırf yazarın kişiliği, özel hayatı göz önüne alınarak eserlerine olağanüstü bir anlam yüklenir bazen de tam tersi olur, yerin dibine batırılır. Oysaki bir eser ortaya koymuş bir sanatçıdan aynı şekilde yeni bir eser oluşturulmasını istesek, bunda başarılı olamayacağını görürüz. Çünkü eser oluşturulurken aynı şartları oluşturmak mümkün değil; en basitinden söz konusu o eseri yazarken daha önce o eseri ortaya koymamıştır ama ikinci kez istediğimizde artık o eserin tecrübesini yaşamıştır. Şimdi yazarın iki durumda da aynı kişi olduğunu söyleyebilir miyiz? Diyemeyiz tabii ki. Farklı bir tecrübe kazanmış bir kişiden bahsediyoruz artık. Peki sanatçı için durum böyleyken nasıl olur da eserini kendisine bu kadar bağımlı hale getirebiliyoruz, hem bağladığımız sanatçı hangi noktadaki sanatçı, söz konusu davranışından önceki mi sonraki mi ve neden? Yani çok anlamsız bir durum kaldı ki sanat ürünü kendi alanının kriterlerine göre değer kazanması ve kaybetmesi gerekir. Ama bizde tuhaf bir durum var, gerçek hayatı bir tarafa bırakalım bunu bir filmde rol yapan oyuncuyu bile gerçek hayatıyla karşılaştırıyoruz. Örneğin Erol Taş’ın karşısına geçip, Allah belanı versin senin gibi adamın diyen teyze gibi veya Çakır’ın cenaze namazını kılanlar gibi… “Byron'ın gerçekten kız kardeşiyle evlenip evlenmediği sorusundan el etek çekip, oturmuş çene çaldığımız masadan bir karış kadar bile olsun geri çekilip edebiyatın kendisi üzerine ilginç bir şey söylesinler” Daha çok fazla konu var ancak son olarak Bir Kitap Nasıl Okunmalı? yazısına değinmek istiyorum. Öncelikle iyi bir okur önyargılarından arındırılmış bir şekilde bir esere yaklaşır, daha ilk paragraftan itibaren yazarı ve eseri eleştirmeye başlamaz, yazarla ve eserle aynı fikirdeymiş gibi davranır, der. Çünkü yazarla aynı frekansı yakaladığınızda söylediklerini daha net anlamaya başlarsınız. Tabii ki eleştireceksiniz de ancak bunu kitabı bitirdikten sonra ne demek istediğini daha iyi anladıktan sonra yapacaksınız. Kısaca iyi bir okur için yapması gereken iki basamaktan bahseder: “İlk basamak, yani izlenimleri anlayış kapasitesinin en üst düzeyinde algılama süreci, okuma sürecinin sadece ilk yarısıdır; okuduğumuz kitaptan mümkün olan zevkin tamamını almak istiyorsak, bu süreç ikinci bir basamakla tamamlanmak zorunda. Bu sonsuz izlenimler hakkında bir yargıya varmalıyız; bu uçup gidici şekillerden, somut ve kalıcı bir şey ortaya çıkarmalıyız. Hemen değil ama. Okuma eyleminin kaldırdığı tozun yere çökmesini, çatışma ve sorgulamanın dinmesini bekleyin.” (RA)

Spoiler İçerir!: Virginia’nın; ince, güçlü, mücadeleci, zeki ve özgür ruhunu okuyup hisseden herkes ne kadar şanslı olduğunu bilsin “Ama, ne derece arzu edilen bir şey olursa olsun, kim başka bir şeye ulaşmak için okur ki? Sadece iyi oldukları için yapmayı sürdürdüğümüz uğraşlar ve sadece aldığımız nihai zevk için yaptığımız şeyler yok mudur? Bu da onlardan biri değil mi? Ben zaten şunun hayalini kurarım örneğin: Kıyamet günü gelip büyük fatihler, yasa yapıcılar ve devlet adamları -taçlardan, defne yaprağından, şeref çelenklerinden, ölümsüz mermere silinmeyecek bir şekilde kazınan adlarından oluşan- ödüllerini almak için sıraya girdiklerinde, Yüce Tanrı, koltuklarımızın altında kitaplarla bizim de geldiğimizi görüp, bir derece de olsa gıpta ederek Peter’e (Aziz Petrus) döner ve ‘Bak bunların ödüle ihtiyacı yok. Burada onlara verebileceğimiz hiçbir şey yok. Onlar yaşamlarında okumayı sevenler’ der. (Esrik)

--reklam--

Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Virginia Woolf - Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Virginia Woolf Kimdir?

Virginia Woolf (25 Ocak 1882 - 28 Mart 1941) İngiliz feminist, yazar, romancı ve eleştirmen.

1882'de Londra'da dünyaya gelen Virginia Woolf, Victoria devri'nin tanınmış yazarlarından Sir Leslie Stephen'ın kızıydı. Annesi ve babası daha önce başkalarıyla evlenmişler, dul kaldıktan sonra ise bir araya gelmişlerdi. Her ikisinin de ilk eşlerinden çocukları vardı. Sir Leslie Stephen'ın ilk eşi, ünlü romancı William Makepeace Thackeray'nın kızıydı. Thackeray'nın eşi akıl hastası olduğundan, Leslie Stephen'ın bu kadından olan kızı Laura, anneannesine çekmiş, yirmi yaşında bir akıl hastahanesine kapatılmıştı. Virginia'nın annesi Julia Duckworth ile Leslie Stephen'ın beş çocukları oldu. Yaş sırasıyla Vanessa, Julian, Thoby, Virginia ve Adrian. Virginia on üç yaşındayken annesi ansızın ölmüştür. Woolf, o yıllarda kadınların ikinci planda kalması nedeni ile okula gönderilememiş fakat babası yardımı ile kendini geliştirmiştir.

Kızkardeşi Vanessa Bell daha küçük bir yaşta iken bir ressam olmaya, Virginia Woolf ise bir yazar olmaya karar verir. Kendisini babasının kütüphanesinde geliştiren Virginia Woolf, 1895'de bir gazetede kısa hikâyelerini yayınlatır.

Özellikle, Viktorya tarzı yaşamaya karşı olan Virginia Woolf, yazılarında da bundan bahseder.

Bloomsbury Grubu

1904'te babasının ölümünden sonra kardeşleriyle Bloomsbury'ye taşınması ise hayatında ciddi bir dönüm noktası olmuştur. Bloomsbury grubu içinde birçok ünlü edebiyatçıyı barındıran ve cinsel konulardaki özgürlükçü tavırlarıyla tanınan bir grup entelektüelden oluşuyordu. Grupta bulunan birçok kişi eşcinsel ya da biseksüeldi. İnsanlar onları etik bir grup olarak görüyorlardı. Grupta John Maynard Keynes, E. M. Forster, Roger Fry, Duncan Grant ve Lytton Strachey gibi ünlü kişiler vardı. Woolf, 1909'da bir süreliğine Lytton Strachey ile nişanlanmıştır.

Evliliği

Virginia Woolf 1912 yılında Leonard Woolf ile evlenmiştir. Evlilikleri cinsel açıdan yeterli olmasa da, Virginia Woolf için çok önemli olmuştur. Leonard Woolf eşi için bir basımevi kurmuştu ve bu da Virginia Woolf'un yazdığı kitapları yayımlatması için bir fırsat olmuştu.

Ölümü

Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmiyor, yeteneğini kaybettiğini düşünüyordu. Her gün savaş korkusu ve yeteneğini kaybetmenin vermiş olduğu stres, dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma girmiş, 28 Mart 1941'de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak atlayıp intihar etmiştir. Virginia Woolf, geride iki intihar mektubu bırakmıştır. Birisi kardeşi Vanessa Bell'e diğeri ise kocası Leonard Woolf'a.

"Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. O korkunç yeniden yaşayamayacağımı hissediyorum. Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin. Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum."

--reklam--

Virginia Woolf Kitapları - Eserleri

  • Kendine Ait Bir Oda
  • Dalgalar
  • Deniz Feneri
  • Yıllar
  • Mrs. Dalloway
  • Yaşlı Kadın ve Papağan
  • Flush
  • Dışa Yolculuk
  • Bir Okur Olarak
  • Granit ve Gökkuşağı
  • Üç Gine
  • Bir Yazarın Günlüğü
  • Gece ve Gündüz
  • Jacob'un Odası
  • Virginia Woolf&Vita Sackville - West Mektuplaşmaları
  • Güvenin Ölümü
  • Bütün Öyküleri
  • Kitap Nasıl Okunmalı? - Bir Okur Olarak 2
  • Dadının Perdesi
  • Perde Arası
  • Varolma Anları
  • Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler
  • A Haunted House
  • Benlik Üzerine Denemeler
  • Kew Gardens
  • Orlando
  • Hasta Olmaya Dair - Hasta Odalarından Notlar
  • Kadının Toplumsal İşlevi
  • Pazartesi ya da Salı
  • Londra Manzaraları
  • Yorum Yorar
  • Aforizmalar
  • Romanları Tekrar Okuma Üzerine
  • The Mark on the Wall
  • The Shooting Party
  • An Unwritten Novel
  • Mr. Bennett and Mrs. Brown
  • Yazınsal Ustalık

--reklam--

Virginia Woolf Alıntıları - Sözleri

  • Hayır, dünya yüzünde istediği tek şey vardı; temiz su. (Flush)
  • Life's what you see in people's eyes (A Haunted House)
  • Şimdi bana söyler misin, şiir nereye gidiyor, yoksa artık öldü mü? (Yazınsal Ustalık)
  • "İnsanın kusurlarını itiraf etmesi kolay iş. Ama hangi akşam karanlığı, insanın erdemlerini saklayacak kadar koyudur? (Bütün Öyküleri)
  • ...she spent most of her time in the London Library, reading. (A Haunted House)
  • Ama bu adamın yıpranmış yüz çizgilerinden her keresinde gizem duymuştu, suskunluğunaysa, tutku. (Perde Arası)

--reklam--

  • Okuma sürecinin ikinci aşaması olan, yargılamanın, okumanın kendisi gibi basit bir işlem olduğunu düşünmek ahmaklık olur, kitabı zihninin içinde tartışmayı, kitabı bıraktığında bile onu okumaya devam etmeyi ve bir kitabı diğeri ile uygun bir şekilde karşılaştırabilecek kadar okumuş olmak, işte bu zordur. Bundan daha zor olan şey ise "Sadece bu tarz bir kitap değil, aynı zamanda bu değerdedir, burada yetersiz; burada yeterli olur, burası kötü; burası iyi," demek. Okur, bunu yapabilmek için bilgi, iç görü ve hayal gücü sahibi olan biri olmalıdır. (Romanları Tekrar Okuma Üzerine)
  • Hayata ne ile başlarsan başka elinde çok az şey kalıyor. Gurur ve aptallık... Kaç kez yaşadığımız anın değerini bilmediğimiz için geleceği reddetmişizdir, kaç kez kıymetini anlayamadığımız bir anda yaşadığımızdan çok parlak olabilecek bir geleceği elimizden kaçırmışızdır. Halbuki her şeyi istemiştik değil mi? (Aforizmalar)
  • Başkalarının gözleri bizim için birer hapishane ; düşünceleri de kafeslerimiz. (Pazartesi ya da Salı)
  • "Bak, uyuyormuş gibi dudaklarında aşk var" (Romanları Tekrar Okuma Üzerine)
  • Ah! Aman Tanrım, yaşamın gizemi bu; düşüncenin doğruluktan sapması! (Bütün Öyküleri)
  • . Kırdaki tepelerin üzerinden hızla geçen rüzgar, yeniden yeşile dönen geniş gölge halkaları savurdu. Ama Londra'da sokaklar bulutları daralttı; Doğu Yakası'nda nehir kıyısında yoğun bir sis asılıydı. 'Satılacak eski bir demir, herhangi bir eski demir' diye bağıran adamların seslerini uzaktan geliyordu; ve banliyölerde organlar susturuldu. Rüzgar dumanı savurdu çünkü hala son birkaç sardunyayı barındıran sarmaşıklarla kaplı duvarın köşesindeki her arka bahçede yapraklar yığılmıştı; keskin sivri alevler onları yiyordu sokağa, sabahları salonda açık duran pencerelere. Çünkü yılın doğum günü olan Ekim ayıydı. ... (Yıllar)
  • Hiçbir yazar kendi sefil kişiliğini sırlarını ve kötü huylarını okuyucuya yansıtmak istemez herhalde (Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler)

--reklam--

  • Oh, is this your buried treasure? The light in the heart. (A Haunted House)
  • Evet, toplum dışı biriydi kendisi. Doğa ne yapmışsa yapmış, onu türdeşlerinden ayrı bir yere koymuştu. (Perde Arası)
  • Bir silah sesi kulaklarda patlar: Romantizmin devri kapandı. Realizmin devri başladı. (Yazınsal Ustalık)
  • Tansley bir çekiç kaldırıp olanca hızıyla havada salladı; ama aşağı doğru indirmeye başladığı anda, böyle bir aletle bu kelebeği ezmenin elinden gelmeyeceğini anlayarak, sadece, ömründe kendisini hiç deniz tutmadığını söyledi. (Deniz Feneri)
  • baska bir sey düsünen kisinin yarı bilincli-yarı bilincsiz tekrar tekrar baktıgı herhangi bir cisim, düsüncelerin malzemesiyle öyle ic ice gecer ki, asıl bicimini kaybeder, biraz farklı, ideal bir bicim alarak yeniden olusur ve hic beklemedigimiz bir anda beynimize girer. (Pazartesi ya da Salı)
  •  I want to think quietly, calmly, spaciously, never to be interrupted never to have to rise from my chair, to slip easily from one thing to another, without any sense of hostility, or obstacle. (A Haunted House)
  • Biz ki çöl nesliyiz. Biz, yani daha özgür daha eşit bir dünyayı düşlemeden yaşamayı beceremeyen yetimler. Çaresiz bir yandan özgürlüğün ve eşitliğin vahasına ulaşıncaya değil çölde başıboş dolaşıyoruz (Yorum Yorar)