Kitap Künyesi

Yazar: Barış Müstecaplıoğlu

Yayın Evi: Profil Yayıncılık

İSBN: 9789759962173

Sayfa Sayısı: 264

--reklam--

Bir Hayaldi Gerçekten Güzel Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bilim dünyası 14-15.yüzyıllar arasında yaşadığı tahmin edilen Siyah Kalem lakaplı ressamın gerçek kimliğini hâlâ kesin olarak belirlemiş değil. Ancak bu imzayı taşıyan resimler, bütün dünyada çok sayıda sanat tarihçisinin ilgisini çekmiş bulunmakta.

Barış Müstecaplıoğlu, "Bir Hayaldi Gerçekten Güzel" ile edebiyatımızda ilk kez bir romanın temelini bu gizemli sanatçının etrafında kuruyor. Ana öyküsü günümüzde, İstanbul'un benzersiz manzaraları eşliğinde geçen bu eserinde, Siyah Kalem'in resimlerinin rehberliğinde bizleri 1400'lü yıllara, göçebe Türklerin şamanist dünyasına ve yılan kuyruklu iblislerine götürüyor.

İki genç yazar, bir koleksiyoncunun davetiyle, Büyükada'da görkemli bir konakta Mehmet Siyah Kalem'in resimlerinden ilham alan öyküler yazmaya, sanat tarihinin bu en büyük sırlarından birine ışık tutmaya çalışırlar. Geçmişlerindeki bir olay yüzünden birbirlerinden nefret eden iki adam, konaktaki çekici ve gizemli bir kız için de kıyasıya bir rekabete girerler. Konağın olağanüstü yakışıklı ama zeka özürlü bahçıvanı kıza aşık olduğu için, Büyükada'da hayaller ve sanatla harmanlanmış tutkulu bir mücadele yaşanır. Zengin koleksiyoncunun sırları ve herkesten sakladığı asıl planı, iki yazar için sürprizlerle dolu günleri kaçınılmaz kılmaktadır.

"Bir Hayaldi Gerçekten Güzel" tarihin sayfalarıyla günümüz dünyasını harmanlayan çağdaş Türk Edebiyatının önemli bir çalışması.

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Bir Hayaldi Gerçekten Güzel Alıntıları - Sözleri

  • Bazen birinin onu sadece dinlemesini ister insan, yargılamadan, yönlendirmeye çalismadan yalnızca kulak vermesini, içine bağırılan bir kuyu olmasını, yankı yapsa bile, söylediği sırf duyduğu olan bir kuyu...
  • Bazen kaçmak gerekiyordu. Yeniden savaşabilecek gücü toplayana, yaralarını sağaltana kadar beklemek.
  • Bir an kararsızlığa düştü. Gerçekten öyle olur muydu? Kendisi o sırada toprağın altında, tüm duygulardan arınmış yatarken, belki çoktan çürümüş, olan bitenden bihaberken, hakkında iyi ya da kötü konuşulmasının sahiden bir anlamı olacak mıyıdı? Bunun üzerine bir süre ciddiyetle düşündü. Mutluluk ancak yaşarken hissedilebilen bir duyguydu. Öldükten sonra arkasından ne söylenecekniş, ne düşünülecekmiş, bu ancak böyle olacağını yaşarken bilecekse, tadını hala soluk alırken çıkarabilecekse güzeldi.
  • Yazmak, sonsuzluğa uzanan dolambaçlı bir yoldan geriye dönüş yolunu bulabilme girişimidir.
  • Karanlığın içindeyim. Her şeyi yutan, sindiren, anlamsız kılan karanlık... Dört bir yandan geliyor, kapıların altından sızıyor, şömineden içeri akıyor, açık camlardan dalıyor, duvardaki çatlaklardan giriyor, beni kuşatıyor, içinde kayboluyorum. Her yerden, her yerden... Nefes alamıyorum.
  • “Bazen birinin onu sadece dinlemesini ister insan, yargılamadan, yönlendirmeye çalışmadan yalnızca kulak vermesini, içine bağırılan bir kuyu olmasını, yankı yapsa bile, söylediği sırf duyduğu olan bir kuyu..”
  • “Mutsuz kadınların kapısı yeni heyecanlara daha kolay açılırdı.”

--reklam--

Bir Hayaldi Gerçekten Güzel İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kitabın ismi dikkatimi çekmişti. Sanırım kampanya dahilinde almıştım. Reklam gibi olacak ama siteyi bilmeyen yok zaten :) (http://www.kitapyurdu.com/kitap/bir-hayaldi-gercekten-guzel/132008.html&filter_name=Bir%20Hayaldi%20Ger%C3%A7ekten%20G%C3%BCzel ) fiyata baktığınızda zaten ne kadar uygun olduğunu görebilirsiniz. Genel anlamda beğendiğimi söyleyebilirim. Kurgusu bana göre güzeldi. Ayrıca hikayenin büyük bir bölümünün (neredeyse hepsinin de diyebiliriz) Büyükada’da geçmesi ve yazarın tarihi bilgilerle bize adeta güzel bir rehberlik yapması adanın manzarası eşliğinde kitabı okuyormuşum hissi verdi bana. İki yazar; gerçi biri yazar diğeri eleştirmen olarak geçiyor . Mehmet Siyah Kalem’in -resim sanatına ilgi duyanlar kendisini muhtemelen biliyordur- resimlerinden öykü yazmaları isteniyor. Bunu isteyen kişi de Yiğit Bey. Yiğit Bey zengin bir iş adamı, koleksiyoncu. Çocukluğundan beri resme ilgi duyar. Hatta ilgiden de öte çocukluğunda çok iyi resim çizer ancak babasının şirketinin başına geçmek için hayallerinden vazgeçmek zorunda kalır. Tabii bir diğer etken de resim çizen amcasının halini görmesi. Baraka gibi bir yerde yaşaması, “düzenli” bir hayatı olması vs. Burada birazda sanatçının hak ettiği ilgiyi görememesi, maddi konular vs. bu konulara eleştiri getiriyor. Bu iki yazar birbiriyle çatışma halindeler. Yazar olan Metin’in son çıkan kitabı gayet iyi satmaktadır ancak eleştirmen olan Teoman’ın bir eleştiri yazması ve Metin’in bu eleştiriyi okuması –haklı buluyor orası ayrı- ve kendini kıskandığını düşünmesi bu çatışmayı doğuruyor. Yazarlık konusunu da işliyor zaman zaman. Günümüz yazarlarını, yayınevlerinin durumunu, yazarların kitaplarının basılamaması vs. Genel olarak rekabet hali ortada kitapta. Yiğit Bey bu iki yazarı kendi amaçları doğrultusunda konağında 3 ay süre ile misafir ediyor. Siyah Kalem’in resimlerinden öykü yazmaları ve iyi olan öykünün Almanya’da ki sergiye konu olması ve kitaplaştırılması. Kazananın büyük paralara ve üne kavuşması durumu söz konusu. Daha fazla içerik hakkında bilgi vermeyeyim. -Daha ne kadar vermeyeceksem artık :) - Eğer bu dönemde benim gibi kitap okumakta sıkıntı çekiyorsanız, akıcı dili, merak uyandırıcı konusu itibariyle sizin için ideal bir kitap olabilir. Edit: Kitap fiyatlarının artmasıyla kitabın da fiyatı artmış. Ben 5 liraya almıştım :) (Selman Ç.)

Bir hayaldi,gerçekten güzel Barış Müstecaplıoğlu İki yazar, zengin bir koleksiyoncunun davetiyle, büyükada’da görkemli bir konakta mehmet namı diğer siyah kalem’in resimlerinden ilham alan öyküler yazmaya,sanat tarihinin bu en büyük sırlarından birine ışık tutmaya çalışırlar.15.yüzyılda yaşamış safevi geleneklerini,şaman göreneklerini bilen siyah kalem mahlaslı gizemli ressama ve bu kitaptaki tarihi karakterlere Orhan Pamuk'un yazdığı benim adım kırmızı da rastlıyorsunuz. İki kitabı üst üste okuyunca safevilere,yörüklere ve sanata daha bir hayran oluyorsunuz. İki yazarımız gizemli ressam siyah kalem ve onun eserlerinden yola çıkarak bir konakta öyküler yazıyorlar ve jüri önünde yarışacaklar. Geçmişlerindeki bir olay yüzünden birbirlerinden nefret eden iki adam, konaktaki çekici ve gizemli bir kız için de kıyasıya bir rekabete girerler. Konu kısaca bu fakat kurgusu,zengin figürleri ,geçmişten günümüze geçişler ustalıkla betimlenmiş. Dengbejlik,öykücülük,masalcılık ve daha fazlası bu kitapta yer alıyor.ilgi çekici bileşenlerin kullanıldığı sürükleyici kurgusu, akıcı dili ve duygusal inceliği ile şimdiye kadar Barış Müstecaplıoğlu okumadığım için hayıflanıyorum.Müstecaplıoğlu iyi bir yazar. Tek kitabını okuyarak bu kanıya rahatlıkla vardım. Romanları bugüne kadar çeşitli dillere çevrilmiş birbirinden farklı türlerde sekiz kitap yazmış bir yazar vasat olamaz zaten. Mitolojiyi,efsaneleri ve masalları seviyor,sevdiriyor.Ayrıca kitapta iki yazar karakter üzerinden yola çıkarsak , Yazma serüvenini biri yetenekli bir yazar, diğeri keskin kalemli bir eleştirmen üzerinden kurguluyor ve kendi tekniklerini, yararlandığı kaynakları,esinlendiklerini,bir yeri gezerken tariflerini,aşkı ve sıradışılığı kitap üzerinden yola çıkarak yazara yakıştırabiliyorsunuz. Buraya kadar olumladığım kitabın bana göre olumsuz tarafları ise , Daha iyi işlense başarılı,çok bilinen bir roman olacak, çok okunacak bir yapıda fakat Gizem var,sonu getirilmemiş. gerilim var diğer bölümde ise apayrılık. polisiye var,maktül yok aşk, erotizm var sadece Beyza karakterine yüklenilmiş. Beyzanın geçtiği sayfalar sevişme yüklü,karakterin başka rolü yok maalesef. Ne gerekiyorsa var, ama un, şeker ve yağ birleşip helvayı oluşturmuyor. Siyah Kalem’in sırrı çözülemiyor. “Zengin koleksiyoncunun sırları ve herkesten sakladığı asıl planı” da yeterince şaşırtıcı değil. Ahmet’in konakta korunan koleksiyona saldırmasının ya da onun bilinmeyen güçlerce yönlendirilmesinin nedenleri iyice işlenmemiş, havada kalıyor. Kasıtlı da yapmış olabilir ama bitmemişlik hissi verdirmeseydi keşke.. Yine de okunur,okutulur Keyifli okumalara Dostlukla kalın Gürbüz DENIZ (Gürbüz Deniz)

Siyah kalemi duymuştum çizdiği resimler ve kimliğinin esrarengiz olası bende bir merak uyandırmıştı hep doğal olarak bende böyle bir kitap görünce hemen aldım açıkçası beklentileri yada merakımı karşılamadı ne yazık ki okurken sıkıldım Allah'tan uzun bir kitap değilmiş yoksa yarım kalabilirdi (Almira)

--reklam--

Bir Hayaldi Gerçekten Güzel PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Barış Müstecaplıoğlu - Bir Hayaldi Gerçekten Güzel kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bir Hayaldi Gerçekten Güzel PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Barış Müstecaplıoğlu Kimdir?

Barış Müstecaplıoğlu, 1977'de Kocaeli'nin İzmit ilçesinde doğdu. Yüksek öğrenimini Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nde tamamladı. Hikâye ve roman eleştirileri Varlık, Altyazı, Kitap-lık, Radikal Kitap gibi dergilerde ve çeşitli gazete eklerinde yayımlandı.

1995'te İstek Vakfı Mezunları İffet Esen Öykü Ödülü'nü kazandı. Türkiye'nin ilk fantastik kurgu dizisi olanPerg Efsaneleri'nin başlangıç romanı Korkak ve Canavar ve devam kitabı Merderan'ın Sırrı 2002'de, üçüncü romanı Bataklık Ülke ise Ocak 2004'de yayımlandı.

Tanrıların Alfabesi, dört romandan oluşan Perg Efsaneleri'nin son kitabı oldu.

Perg Efsaneleri serisini tamamladıktan sonra, üniversite yurdunda tanıştığı İslam Misyonerlerini konu alan Şakird isimli bir roman yazan Barış Müstecaplıoğlu, bu konuda Akşam gazetesi için bir yazı dizisi de hazırladı. Bu kitabın ardından sokak çocuklarını ve onları kullanan suç örgütlerini işleyen bir polisiye roman olan Kardeş Kanı'nı kaleme aldı. 2009'da 14. yüzyılda yaşamış gizemli şamanist ressam Mehmet Siyah Kalem'in eserlerini odağına alan Bir Hayaldi Gerçekten Güzel isimli romanı yayınlandı. Son eseri, Perg Efsaneleri tarzında bir fantastik kurgu romanı olan ve yeni bir serinin müjdesini veren Şamanlar Diyarı oldu. Bu kitapla Mehmet Siyah Kalem'in çizdiği yılan kuyruklu esrarengiz yaratıklara bir isim, bir ülke ve bir tarih yarattı.

Çeşitli çalışmaları yurt dışında yayımlanmış bir çizer olan Engin Deniz Erbaş'la birlikte resimli bir çocuk kitabı hazırladı. Bu kitapta Doğu ve Anadolu masallarının, efsanelerinin karakterlerini modern bir bakış açısıyla yeniden yorumlayıp fantastik bir çocuk öyküsünün içine kattı. Gökyüzündeki Ülke isimli bu kitap 2008 Nisan'ında yayımlandı.

Romanları dışında İstanbul Hikayeleri ve 1002. Gece Masalları gibi çeşitli öykü seçkilerine de katılan yazarın bir cinayet öyküsü, 2008'de Amerika'da Akashic Books tarafından hazırlanan İstanbul Noir isimli bir seçkide ingilizce olarak yayımlandı. Bu kitap aynı sene Türkiye'de Everest Yayınları tarafından da basıldı.

Yazarın çeşitli öykü ve romanları bugüne kadar İngilizce, Lehçe, Romence, Bulgarca, Çince, Arapça dillerine çevrildi. 2013'te Sırpça, Almanca ve Hintçe dillerinde de yayınlanacaktır.

2012'de, Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Derneği'nin (FABİSAD) kurucuları arasında yer aldı.

Barış Müstecaplıoğlu, yazarlık hayatında farklı farklı türlerde eserler vermeye, kendini tekrar etmekten kaçınmaya özen gösterdiğini ifade ediyor. Ayrıca Türkiye'de daha önce yazılmamış ya da az yazılmış türlerde eserler vermeyi, daha önce işlenmemiş konuları işlemeyi seviyor.

--reklam--

Barış Müstecaplıoğlu Kitapları - Eserleri

  • Osmanlı Cadısı
  • Korkak ve Canavar
  • Şamanlar Diyarı
  • Merderan'ın Sırrı
  • Bataklık Ülke
  • Tanrıların Alfabesi
  • Keşifler Zamanı
  • Özgürlük Uğruna
  • Bir Hayaldi Gerçekten Güzel
  • Şakird
  • Gerçekler Kırıldı
  • Ahtapotun Rüyası
  • Hayallere Ulaşma Rehberi
  • Kardeş Kanı

--reklam--

Barış Müstecaplıoğlu Alıntıları - Sözleri

  • Yarışmaya alışmış insanlar. Alıştırılmış. Uğrunda yarışacak bir şey olmasa da koşma ihtiyacı duyarlar. (Şakird)
  • ... bir zamanlar bizden daha mutlu insanların yaşadığını hayal etmek hoşuma gidiyor. (Osmanlı Cadısı)
  • Güç insanı çok çabuk etkisine alır. Bunun için büyülü olmasına bile gerek yok. (Korkak ve Canavar)
  • Harnanlarla insanların sadece birlikte vakit geçirmeye ve birbirlerini tanımaya ihtiyacı var. Asırlar önce atalarımız birbirini öldürdü diye düşman kalmaya devam edemeyiz. Ortak bir amaç uğruna mücadele vermek, bizi yeniden birleştirebilir. (Özgürlük Uğruna)
  • "bir kişinin iyi ya da kötü olduğunu görünüşünden anlayamazsın. yüreğinin içine bakman gerekir. ve eğer bu yaşlı bir adamdan tavsiye istiyorsan... orada gördüğüne bile hemen inanma derim." (Merderan'ın Sırrı)
  • İnsanların gerçek düşlerini değil, düşlemelerini istediklerimizi gösteren bir alet yaparsan,işte o zaman her eve birer tane koyarız. (Gerçekler Kırıldı)
  • Üzüntü, hayal kırıklığı ve kendimizi yetersiz hissetmek, süreklilik arz etmediği sürece bizim zayıf bir insan olduğumuz anlamına gelmez. Normal bir insan olduğumuz anlamına gelir. (Hayallere Ulaşma Rehberi)
  • İnsanların bazıları, öldükten sonra Kadim Güçler'in onları cezalandıracaklarına ya da ödüllendireceklerine inanırlar. Ama bu doğru değil, cezamızı da ödülümüzü de kendimiz belirleriz. (Keşifler Zamanı)
  • Aşağılandığını hissetmişti, hiç değer verilmemiş, sadece eğlencelik görülmüş bir kadın gibi. Yolda öylesine uğranılmış bir durak... (Kardeş Kanı)
  • Güzel bayan alınmasın, ama Ermira'mı kimselere değişmem doğrusu! (Merderan'ın Sırrı)
  • Bazen bazı şeyleri sorgulamamak, hayata dayanabilmek için tek çareydi. (Osmanlı Cadısı)
  • Karanlığın içindeyim. Her şeyi yutan, sindiren, anlamsız kılan karanlık... Dört bir yandan geliyor, kapıların altından sızıyor, şömineden içeri akıyor, açık camlardan dalıyor, duvardaki çatlaklardan giriyor, beni kuşatıyor, içinde kayboluyorum. Her yerden, her yerden... Nefes alamıyorum. (Bir Hayaldi Gerçekten Güzel)
  • Bazılarının yüzleri, kendi içlerindeki karanlık yüzünden körleşir zamanla. (Osmanlı Cadısı)
  • Azrail başını salladı. "İkinci Dünya Savaşı sırasında Paris'te çok fazla mesai yapmam gerekti. O dönem bu şehre özel bir ilgi duymaya başladım. Eski Paris'i sevenler, Paris en güzel Eyfel Kulesi'nden görülür derler. Zira oradan baktığınızda Eyfel Kulesi'ni görmezsiniz! (Gerçekler Kırıldı)
  • Usta şamanların şaşırtıcı güçleri vardır. Dansları sayesinde bedenlerinden çıkabilir, ruhsal bir yolculuk yapabilirler. Yaralı ve hastaların ruhlarını Ölüler Vadisi’nde yakalayıp geri getirebilirler. . . https://youtu.be/kvOj2Ix7_O8 (Şamanlar Diyarı)
  • İnsanın değer verdiği hayalleri varsa önüne çıkan engelleri bir şekilde aşması gerekiyor. (Osmanlı Cadısı)
  • "Bazen yaşamak için öldürmek zorundasın. Bazen yaşamak için içindeki sevgi seni öldürmeden sen onu öldürmek zorundasın." (Keşifler Zamanı)
  • “ Bazen insan uğrunda savaşması gerekmeyen bir sevgiye ihtiyaç duyuyordu. Özellikle de zaten birçok şey için savaşmak zorundaysa... “ (Tanrıların Alfabesi)
  • üniversitede huzur bulduğum yer bir cemaat oldu. İslami cemaatleri duymuşsundur, her üniversitede olduğu gibi bizimkinde de muthis bir yapilanmalari vardi. Hepsi birbirinden ilginc uc yıl gecirdim orada. İlk basta hersey harikaydı, son durağa geldiğimi sanmistim. Huzurlu,iyi insanlardan kurulu bir toplum. Kimse kimseyi kirmiyordu, herkes neyi neden yaptigini biliyordu ve hepsinden önemlisi olumun bile bir anlamı vardi. Duygularım ciddiye aliniyordu, incitilmiyordum. kendimi eskisi kadar yalniz hissetmiyordum, o insanların arasında. İdeallerden, hayallerden konuşabiliyordum,daha güzel bir dunya umudundan. Ama buyunun bozulması uzun sürmedi. Sadece birkaç basit soru, cevap bulmayan ve sorulmasından bile rahatsız olunan. Tum bu görkemli yapı aslında iskambil kagitlarindan kurulmuştu. Ancak hiç rüzgar estirmezsen ayakta durabiliyordu. Beynini kilitlersen , inancın temel dayanaklarini asla sorgulamazsan, dusunmek yerine kabul etmeyi icine sindirebilirsen. Ben sindiremedim. Soruları sordum ve kagitlar yikildi. (Şakird)
  • Kimse sadece iyi değildir. Kimse sadece kötü değildir. Bir savaşı bitirmek kahramanlıksa, buna kendinle barışarak başla. Tho-en Kurme, Atalar-97'nci söz (Korkak ve Canavar)