Kitap Künyesi
Yazar: Doğan Cüceloğlu
Yayın Evi: Remzi Kitabevi
İSBN: 978975141163
Sayfa Sayısı: 189
Bir Kadın Bir Ses Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Doğan Cüceloğlu’un elinden sıradışı bir yaşamöyküsü… Bu kitap, bir kadının, üstelik Toroslar’ın bir köyünde doğan bir kadının, hayatının her evresinde karşılaştığı zorluklar, engeller, acılar, kısaca hayat karşısındaki direnişini anlatmaktadır. Okuyabilmek için on üç çocuklu babayı ikna etmek gerekiyordu; üstelik o bir kız çocuğuydu ve o yörede kız çocukları okutulmazdı. Çözüm erkek gibi olmaktı; saçlar kısacık, altında pantolon, ayakta postallar, adımlar rap rap… Bu sefer de komünist diye askeri mahkemede yargılanmalar… Kendisine bir kez bile adıyla hitap etmeyen bir kocaya karşı verilen otuz yıllık bir varolma savaşı… Bu inanılmaz etkileyici yaşamöyküsü çok konuşulacak… Arka kapak: Toroslar'ın bir köyünde doğan Saniye'nin zorluklar, engeller, imkansızlıklar ve acılarla dolu öyküsü, aynı zamanda toplumumuzdaki birçok kadının da ortak kaderi. Saniye, 'erkek gibi bir kız' olup babasının gözüne girerek okula gitmeyi başarmıştı; ama tüm mücadelesine rağmen kocasının iç dünyasına girmeyi, onun can yoldaşı olmayı başaramadı. Kocası Saniye'yi kendinden hep uzak tuttu. Otuz yılı aşkın evliliğinde kendi adını kocasının ağzından bir kez bile duymayan Saniye, "Acaba ben gerçekten de yok muyum?" kuşkusuna kapıldı. Tüm duygularını ve özlemlerini şiire döktü. Sadece kendi için değil, bu ülkenin tüm kadınları içni yazdı. Yoksam ben Varmışım gibi Canlıymışım gibi Neden acıyor yüreğim Yaş akıtıyor gözlerim. Saniye Çelik'le konuşmamı sanki rahmetli annem benden istedi. Dinlediğimde, Saniye'nin acıları, yalnızlığı, içinin burukluğu annem Zehra'nın yaşamını anımsattı. Ve bu kitap oluştu.
Bir Kadın Bir Ses Alıntıları - Sözleri
- Öyle yorgunum ki.. . .
- İyi şeyler olacak bir gün, güzel olacak, kazanacağız bugünü ve yarınları ...
- "Ama ben hiç akıllanmadım... Yok sayılmışlığın farkında bir deliyim hâlâ..."
- Ben, ben olamadım Ben, ben gibi yaşamadım Sen oldum, o oldum, bu oldum Beni ben saymadılar Ben olayım, ben olayım Bir kerecik ben olayım Benliğimi bana verin Kölelikten kurtulayım Ben, ben olamam Değişmezse beyinler Beyinlerde mahkûm olmuşuz Yok kurtuluşumuz Yıka bulaşığı, yap işi Ütü kalmasın Yemek hazır olsun Ayırma kendine zaman
- "Ama ben hiç akıllanmadım... Yok sayılmışlığın farkında bir deliyim hâlâ..."
- Onun özünde özgür ve güçlü bir ruh vardı.İsyanı, insancıl ve onurluydu.
- "komşun seni var sever , kocan seni sağ sever ."
- Kadına "Sen yoksun!" diyen bir ortamda yetişen bir kız, kocasının kendisine, "Sen varsın ve ben seni çok seviyorum, sen benim için teksin ve değerlisin!" demesini bekledi.
- Ben küçükken mutluymuşum Ben büyüdükçe büyümüş mutsuzluğum
- İnsan,insanca yaşamalı bırakmıyorlar insanı.
- "Neyse, artık bırakıyorum dünü ve de dünden önceki günleri, ben bugüne ve her yeni güne sıkıca sarılıyorum. Kendimi mi kandırıyorum? Hayır, kendimi kandırmıyorum, iyi şeyler olacak bir gün, güzel olacak, kazanacağız bugünü ve yarınları...
- "Ben insan yerine konulmanın, var sayılmanın dışında hiçbir şey istemiyordum."
- Türkiyemde kaç hâne O kadar mahpushâne...
- İlişkilerinde tek bir duygu hakimdir, 'Korkutmak'
- Türkiye "yetişkin çocuklar" ülkesi.
Bir Kadın Bir Ses İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Sessiz bir ağıt ile birlikte küçük bir hasbihâl etmek istedim. Öncelikle benim bir kadın savunucusu değil bir "insan savunucusu" olduğumu bilerek bu incelemeyi okumanızı isterim. Çok önceleri "Şşş, Kızlar Bağırmaz!" diye bir İran filmi izlemiştim. Etkisinden hiçbir zaman kurtulamamıştım. Normalleştirilmeye çalışılan çoğu duruma inat bu filmi izlemeye çalışırım sık sık... Yine bu filmin etkisinde olduğum bir gün kütüphaneye gitmiştim ve bu kitap ile karşılaştım. Tevâfuk deyip hemen alıp okumaya başladım. Bir Saniye Çelik'in gölgesiyle birçok kadının yaşadığı şeyler anlatılıyor aslında. Kadın'ı sadece cinsel obje ve hizmetçi olarak gören bir toplumun vefasızlığı, nankörlüğü, hadsizliği, menfaati ile devam eden bir kitap... Beni en çok yaralayan, bu kitapta anlatılan durumların Türkiye nüfusunun %80'inin altında olmaması, yani normalleştirilmiş şeyler olması. Kadın evlilikte şunu bekler: Eşiyle bir arkadaş olmak ve güzel bir ömür geçirmek. Buna müsaade etmeyen insanlar genelde kadını bir köleliğe mahkûm ederler. Neden mi? Amaçlar aynı değil. Ve bu incelemeyi okuyan herkesin, bir sevgi tohumu misali insanlığa dair umudunu serpiştirmesini dilerim. Yarına birer iyi ebeveyn, eş, baba olmak adına... Bu dünyayı geçmiştekiler değil, şimdikiler kurabilir. Umudumuz bâki, kadın(insan)a saygımız ve sevgimiz pâyidar olsun. Vesselâm... (Mavi Huyy⠀ོ)
Bir Kadın Bir Ses: Var olma savaşında 'bir' olmanın ve birlik olmanın getirdiği sesleri duyabildiğim, ülkeme dair ama kadına ait içimi titreten bir öykü,,, Nur içinde yat Doğan Hoca (Semra Çandır)
Toroslar’ın bir köyünde çok çocuklu bir ailede dünyaya gelen Saniye Çelik,daha küçük yaşta erkek-kadın eşitsizliğinin farkına varır.Eğitimine devam edebilmek,babasının gözüne girebilmek için erkek gibi olmayı seçer.Ne yazık ki bu tutumu evlilik hayatında onu bambaşka acılara sürükler.Ülkemizin kanayan yarası,kadına şiddeti(fiziki ve manevi) anlatan söyleşi şeklinde bir kitap.Bir toplumun kalkınması ancak ve ancak kadınların eğitilmesine ve bilinçlenmesine bağlıdır.Biz de çektik ne var,bizim canımız yok muydu kocan ne derse o,kadın kısmı erkek işine karışmaz,kocasının sözünden çıkmaz çıkamaz gibi söylemleri ne yazık ki kadınlarımızdan daha çok duyuyoruz.Saniye Çelik 30 yıllık evlilik hayatı boyunca her türlü şiddete maruz kalmış bir kadın. Ailesinin desteği olduğu halde,kocasının defalarca evden kovmasına rağmen asla evini terk etmemiş. Üstelik bütün bunlar evliliğinin ilk dönemlerinde henüz hiç çocukları yokken yaşandığı halde devam etmiş. Ailesinin sahip çıkmasına rağmen bu gibi kararları veremeyen insanların ciddi anlamda tedaviye ihtiyaçları var. Ama toplum olarak bilinçlenmediğimiz için bunun psikolojik bir hastalık olduğunu kabul edemiyoruz.Saniye Çelik imkanı olmasına rağmen kocasından evinden ayrılmamış üstelik her fırsatta aralarında tekrar iletişim kurulabilmesi için çabalar sarf etmiş ama bunu sarf ederken de yanlış yollara başvurmuştur. Bunu yıllar sonra fark ettiğinde ise her şey İçin çok geç olduğunu anlamıştır.Şiddet hiçbir şekilde kabul edilir değildir. Ancak hakkını doğru yollarla aramak iletişimin vazgeçilmez bir kuralıdır. Trafikte de haklı haksız kavgası yapılır hepimiz yakından biliriz yol benim hakkım diye bile bile ölüme gitmek mi ,yoksa yol hakkın olmasına rağmen yaşamayı seçmek mi? İyi bir iletişim sağlam bir bilinçten ve dinlemekten geçiyor. Bu şekilde yaşayan o kadar çok kadın var ki…Umarım Türkiye ve dünya bu konudaki hatasını anlar ve dünya kadınlarımız için cennete dönüşür. (Zeynep Buse Eydemir)
Kitabın Yazarı Doğan Cüceloğlu Kimdir?
Cüceloğlu'nun dilinden...
On bir çocuklu bir ailenin on birinci çocuğu olarak Mersin'in Silifke kasabasında doğmuşum. On yaşındayken annemi kaybettim ve ölümün ne demek olduğunu anladım: artık onu bir daha hiç göremeyecek, dokunamayacak, naz edemeyecektim.
Silifke'de en yüksek dereceli okul olan ortaokulu bitirdikten sonra subay olan ağabeylerimin yanında Ankara ve Kırklareli'nde okudum ve Kırklareli Lisesi'nden mezun oldum. Kırklareli Lisesi'nde ilk aşk şiirimi yazdım.
Ankara Atatürk Lisesi'nde edebiyat ve kompozisyon öğretmenim olan Cahit Okurer bir gün ne olmak istediğim sordu; mühendis olmak istediğimi söyledim. Bilim adamı olmak istemez misin, dedi. Onun etkisi altında İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü'ne yazıldım ve oradan mezun olduktan sonra ABD'de Illinois Üniversitesi'nde doktoramı yaptım. Uzmanlık alanım iletişim psikolojisidir.
Amerika'da doktora öğrencisiyken, benim gibi doktora öğrencisi olan Kaliforniya'da doğmuş büyümüş Emily ile tanıştım ve evlendim. On bir yıl süren evliliğimizde üç çocuğumuz oldu: Ayşen, Elif ve Timur.
Evlendiğimde ne kendimi tanıyormuşum, ne de evliliğin ne olduğunu. Silifke'de büyürken çevremde gördüğüm evlilik, koca, baba modelleriyle Kaliforniya'da büyümüş feminist bir Amerikalı kıza kocalık yapmaya çalıştım. Sonuç: hem ben çok ıstırap çektim hem de Emily'ye acı çektirdim. Benim şimdi yüreğimi en çok yakan çocuklarıma verdiğim acılar. Onlardan dört yıl ayrı yaşadım.
Yaşadığım acılar her şeyi bilmediğimi, öğrenmem gereken çok şey olduğunu gösterdi ve yalnız bilgi yönünden değil, insan olarak gelişmem gerektiğine ikna oldum.
Kendimi geliştirme süreci içinde kitap yazmaya başladım; ilk kitabım İnsan İnsana bu sürecin ilk ürünüdür. Gelişim süreci içinde kazandıklarımı kitaplar yoluyla paylaşmaya devam ediyorum.
Amerika'daki görevimden emekli olup ayrıldıktan sonra Türkiye'de kitap yazmayı sürdürdüm. Kitap yazmanın yanı sıra konferanslar ve seminerler verdim, televizyon programlarına başladım.
Şu devrede önceliğim kitap yazmak.
Ünlü psikolog 16 Şubat 2021 tarihinde İstanbul Beşiktaş 'taki evinde hayatını kaybetmiştir.
Doğan Cüceloğlu Kitapları - Eserleri
- İletişim Donanımları
- Mış Gibi Yaşamlar
- Bir Kadın Bir Ses
- İçimizdeki Çocuk
- İnsan İnsana
- Savaşçı
- Öğretmen Olmak
- Onlar Benim Kahramanım
- İçimizdeki Biz
- Başarıya Götüren Aile
- Damdan Düşen Psikolog
- Korku Kültürü
- Mış Gibi Yetişkinler
- Gerçek Özgürlük
- İnsan İnsana Sohbetler 1
- Derviş'in Aklı
- Geliştiren Anne-Baba
- Evlenmeden Önce
- Öğretmenim Bir Bakar mısın?
- İletişim ve Etkili Yaşam Semineri
- İnsan ve Davranışı
- Var mısın?
Doğan Cüceloğlu Alıntıları - Sözleri
- Olgun insan şu özelliklere sahiptir: (1) iyi belirlenmiş benlik sınırları vardır; (2) kendini değerli bulur; (3) yaşamın değişik yönleri arasında denge kurar; (4) duygularını tanır ve ifade eder. (İçimizdeki Çocuk)
- Yarın dağların yerini değiştireceğini hayal ediyorsan, bugünden küçük taşları kaldırmaya başlamalısın. (Onlar Benim Kahramanım)
- "Ama ben hiç akıllanmadım... Yok sayılmışlığın farkında bir deliyim hâlâ..." (Bir Kadın Bir Ses)
- Kitabın ilk hâlini değerlendirmesini istediğim Milli Eğitim Müdürlüğü görevini yürüten değerli bir eğitimci dostum bana şöyle yazmış: "Öğretmen, aslında her biri saklı, potansiyel bir rezerv olan öğrencilerini açığa çıkaran bir maden mühendisi olmalı. Sınıfın en akıllı ve en yaramaz çocukları bilinir, diğer rezervler hep saklı kalır. İşte öğretmen asıl bu öğrencileri ortaya çıkaran olmalıdır!" Çok güzel bir benzetme : Toprağın altında gömülü, saklı maden rezervini ortaya çıkaran bir mühendis olmak! (Öğretmenim Bir Bakar mısın?)
- “Kim olduğun o kadar bağırıyor ki ne dediğini duyamıyorum.” (Var mısın?)
- "Özgürlüğünün sorumluluğunu alan ve bu sorumluluğun gereğini yapan insan benim gözümde bir kahramandır." (Onlar Benim Kahramanım)
- Hüznünüzü kaybetmeyin. Acınızı ucuza satmayın. (Gerçek Özgürlük)
- Hayallerimiz kendimiz için beslediğimiz umutlardır; hayaller kaybolduğunda umutlar kaybolur. (Geliştiren Anne-Baba)
- Öyle yorgunum ki.. . . (Bir Kadın Bir Ses)
- İnsanlarla münasebetin ateşle münasebetin gibi olsun. Çok uzaklaşma donarsın çok yaklaşma yanarsın SADİ ŞİRAZİ (İletişim Donanımları)
- Genetik yapının çalışma şekli evrenseldir. (İnsan ve Davranışı)
- Bir nazlı kuşa benzer Çocuk dediğin. Ev ister, ekmek ister Öpülmek okşanmak ister. Cahit Külebi (Başarıya Götüren Aile)
- Bence bir ülkenin bir numaralı sorunu , her öğrencinin yetenekleri doğrultusunda tırmanabileceği yere kadar tırmanmasına imkan sağlamaktır. (Derviş'in Aklı)
- "Bence dünyada öğretmenlik gibi hiçbir meslek yok ki sadece bir saatlik bir dersle bile bir insanın kaderini etkileyebirsin". (Öğretmen Olmak)
- “Sevgi ve anlayışla hareket eden hiç kimse kaybetmez; veren de kazanır, alan da!” (Öğretmenim Bir Bakar mısın?)
- Korku ortamına alışmış bu insanlar, korku ortadan kalkınca, iyi muamele eden kişiyi zayıf olarak görürler. (İletişim Donanımları)
- "Ruhen çöken insanın şevki kaybolur. Bir insana yapılabilecek en büyük kötülük budur." (İçimizdeki Biz)
- Hepimizin içinde güzel söz ve gülümseme bekleyen bir çocuk var... (Geliştiren Anne-Baba)
- Kendini bil ve çıkabildiğin yere kadar çık. (Derviş'in Aklı)
- Her din, kendi tarihi içinde belirli devrelerde yozlaştırılmış ve yobazların hakimiyeti altında kalmıştır. (İnsan İnsana)
Yorumlar
0 yorum