Kitap Künyesi
Yazar: Alfred de Musset
Çevirmen: Oktay Rifat
Çevirmen: Orhan Veli Kanık
Yayın Evi: Kırmızı Kedi Yayınları
İSBN: 9786052982419
Sayfa Sayısı: 48
--reklam--
Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Alfred de Musset bir şair, bir romantik ve hayatın sinik bir gözlemcisiydi.
Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı oyununu 1845’te yayımlamasına rağmen ancak üç sene sonra Paris’in küçük bir salonunda sahneye koyabilmişti.
Oktay Rifat ve Orhan Veli’nin birlikte Türkçeleştirdiği, Musset’nin bu buruk sevinçlere gebe oyunu, hem adabı muaşeretin komedisi hem de kadın ve erkek arasındaki bitmeyen düellonun göstergesidir.
Musset’nin de işaret ettiği gibi en iyi komedi, aşkın kendisidir.
--reklam--
Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı Alıntıları - Sözleri
- Sıkıntıdan bağırmaklar geliyor içimden.
- " Sizleri öğrenmek için öyle uzun uzadıya tetkika lüzum yok. Kendi halinize bırakmak kâfi. Düşünsenize, hesabı meydanda, zavallı kulaklarımıza acıyarak ve hemencecik "canım, cicim" edebiyatına düşmiyecek kadar mert insanlar son derecede az. Öte yanda siz, hepiniz, bu hazin anlarda yalanlar söyliyerek hoşa gitmeye çalışırken iskambil papazları gibi biribirinize benziyorsunuz. Çok şükür ki Tanrının adaleti emrinize fazla zengin bir lûgat vermemiş. Hep aynı havayı çalıyorsunuz. Aynı cümleler, aynı kelimeler, aynı ısmarlama hareketler, aynı tatlı bakışlar ve haddi zatında iyi olabilecekken bu menhus dakikada birdenbire aynı şekilde "nacizane muzaffer" bir ifade takınıveren çehrelerin aynı müz'iç oyunu. "
- "Benim sıkıntım, ne kadar soğuk olursa olsun, bu dışarki havadan ziyade başkalarının teneffüs ettiği havadan geliyor."
- Şunu söylemek istiyorum ki aşkta ölmez bir gençlik vardır.
- MARKİZ - Karıştırıyorsunuz. Daima eski olan şey nedir, daima genç olan şey nedir? KONT - Aşk. MARKİZ - İşte buna belâgat derler. KONNT - Hayır, Madam, şunu demek istiyorum ki aşkta ölmez bir gençlik vardır. Eski olan onu ifade etmek tarzlarıdır ve bu tarzlar ebediyen de eski kalacaktır.
- + Yaşamak kabiliyetini kaybediyorum. - Hiçbir zaman böyle bir kabiliyetim olmadı.
- Ne tecrübeniz olabilir sizin? Sizinki de tıpkı şu seyyahın tecrübesi gibi. Seyyah bir hana iniyor, kırmızı saçlı bir tek kadın görüyor, defterine "Bu memleketin kadınları kırmızı saçlıdır" diye yazıyor.
- Faraza beni güzel buluyorsunuz ve bunu bana söylemekten zevk duyuyorsunuz. Peki, sonra? Bu ne işe yarar. Benim de sizi sevmem için bir sebep teşkil eder mi? Ben eğer birisinden hoşlanıyorsam, bu, kendim güzel olduğum için değildir zannederim. Kadını öpmek bir erkeğe ne kazandırır yani? Elde bir gözlük, bir kadının önünde dikilmek ; onu dergideki bir bebek gibi tepeden tırnağa sümek ve hoşça bir eda ile : '' Madam, sizi cazip buluyorum '' demek kendini sevdirmenin en güzel tarzı, değil mi? Buna birkaç soğuk cümle, birkaç adım vals ve bir demet de çiçek ilave edin. İşte kur yapmak denilen şey ; bırakın Allah aşkına akıllı bir adam bu manasızlıklardan nasıl zevk alabilir. Düşündükçe çileden çıkıyorum.
- Siz ki iltifattan nefret etmeyi şiar edinmişsiniz, sözleriniz hakikat sanılabilir.
- Hepsi geçer, lakin bu kral kalır, Aşk öldü, yaşasın aşk.
--reklam--
Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Da Kapalı |3/5| Kitap hakkında yapabileceğim, çok isabetli olduğunu düşündüğüm bir yorum var. Kitap bir tiyatro oyunu esasında ve bunu da göz önüne alarak söyleyebilirim ki kitap, bir film ya da dizinin içerisindeki karakterlerin izlediği televizyon şovlarındaki espri amaçlı hazırlanmış olan tarihi romantizm dizilerine çok benziyor. Evet şu film ya da dizinin içerisindeki televizyonun içinde olan film ya da diziler. Kitap bir kadın ve bir erkeğin laflamasını temel alan ve tek mekanda geçen bir tiyatro eseri. Benim için kitabın en dikkat çeken yanı çeviride Oktay Rifat ve Orhan Veli Kanık’ın parmağı olmasıydı. Yayınevinin belirttiğine göre kitap yayına hazırlanırken çevirmenlerin kullandığı imlanın muhafaza edilmesine özen gösterilmiş. Bir kanıt görmemiş olsam da metnin içerisinde bunu hissettiğimi söyleyebilirim. Dönemin her yerini sarmış ve onun gözünde artık bayatlamış olan romantizmden sıkılan bir kadın ile kadın karakterimize gönlünü kaptırmış ve kadının gözünde o bayık romantiklerden biri olan adamımızın atışmaları eserin temelini oluşturuyor. Dediğim gibi, yazıldığı dönem için normal ya da ilgi çekici bir eser olabilir ama günümüzde biraz klişe kalıyor. Yine de fena değildi. Sahnede izlemek istemezdim ama diyalogları okumak keyifliydi. İsmi kadar ilgi çekici olmayıp ortalama kalan bir eser bence. Turuncu kitapların arasından, 29 Şubat ile ilgili olan kitaba kıyasla daha iyi ama Bir Balıkçının Kulübesi, bu eserden daha iyiydi bence mesela. Güzel günler dileğiyle. Kendinize iyi bakın. “Az görüşmenin yegâne çaresi bu. ‘Salı günü kabul ediyorum’ demek, adeta ‘diğer günler beni rahat bırakınız’ demek oluyor.” (Klavyetik)
En iyi komedi aşkın kendisidir..: Öncelikle çeviriye dair bir şeyler söylemek istiyorum. Bir oyun, senaryo bu kadar mı güzel çevrilir. Bence en iyi çevirilerden biri olmuş. Oktay Rifat ve Orhan Veli'ye bir kez daha hayran kaldım. Kelime seçimleri mükemmel, tüm o konuşmalardaki duyguların okuyucuya geçmesi muhteşem. Musset tarafından yazılan bu eser tek perdede 2 karakterlik bir komedi -bence- oyunu. Ele alınan konu ve iğneleyici tarzı oldukça hoşuma gitti. Oyunun da başlığı olan "bir kapı ya açık durmalı ya da kapalı" sözü 19. yüzyılda yaygınlaşmış atasözüne dayanmaktadır. Eserdeki karakterler de birbirinden güzel zaten iki karakter var ve tek bir odada geçiyor tüm olay. Sivri bir zekaya sahip ve 30 yaşında olan Markiz'in ziyaretçi kabul gününde yanına Kont dışında kimse gelmez. Kont ile konuşmaya başlamaları ortaya fazlaca komik ve sert diyaloglar çıkarır. Oldukça eğlenceli ve sade bir dille yazılmış bu eser aslında erkek ve kadın arasındaki düşünce farklılarını ve aradaki uyumu bize gösteriyor. Gerçekten Kont'un Markiz'e olan aşkı ve onun hakkında hissettiği, düşündüğü şeyler beni çok mutlu etti. Çünkü ben de eşime bir yıldan fazla zamandır perestiş ediyorum♥. Resmen radyo tiyatrosu dinliyormuşum hissi verdi bana. En sevdiğim oyunlardan biri oldu hatta en sevdiğim birinci eser oldu bile diyebilirim bu kitap için. (Lúthien)
Tiyatro tarzında, Kont ve Markiz arasında geçen kısa bir sohbet. Kitabın en güzel taraflarından biri, Oktay Rifat ve Orhan Veli Kanık ortak çevirisi olması ve bu çevirideki imlaya sadık kalınması. Aşk konusunda günümüzde de geçerli eleştirel bir yaklaşım, iki farklı görüş. Kadın -yani Markiz- aşkın bayağı olduğunu ve önüne çıkabilecek tüm erkeklerin aşk konusunda aynı davranacağını iddia ederken; erkek -yani Kont- aşkın eski değil ebedî olduğunu ve ölmez bir gençlik barındırdığını savunuyor. Sizce sonunda hangisi diğerini ikna ediyor? :) (Elif Dülger)
--reklam--
Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Alfred de Musset - Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Alfred de Musset Kimdir?
Alfred Louis Charles de Musset, (d. 11 Aralık 1810 – ö. 2 Mayıs 1857) Fransız oyun yazarı ve edebiyatçı.
Fransız edebiyatının romantik yazar ve şairlerindendir. Aşk ve gençlik şairi olarak tanınır. Musset kısa ve uzun hikâyeler, komedyalar, atasözlerine uygulanmış oyunlar, manzum hikâyeler, taşlamalı diyaloglar, şiirler, soneler yazmıştır.
--reklam--
Alfred de Musset Kitapları - Eserleri
- Marianne'in Kalbi
- Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı
- Şamdancı
- Lorenzaccio
- Bir Zamane Çocuğunun İtirafları
- Fantasio
- Bay Rüzgar Ve Bayan Yağmur
- On ne badine pas avec l’amour
- Bir Heves
- Il Ne Faut Jurer De Rien
--reklam--
Alfred de Musset Alıntıları - Sözleri
- Siyaset, ince bir örümcek ağıdır; içinde nice zavallı sakat sinekler çırpınır. (Fantasio)
- İnsanların saadeti bir hayalmiş sadece, kabullenmesi yine de zor. Fakat kötülük sonsuzmuş, değiştirilmesi imkansız bir şeymiş. (Lorenzaccio)
- size nasıl güvenebilirim? Sizin sevgilinizim ama ne yazık ki siz beni sevmiyorsunuz. "Yanar döner taftadan bir elbise yaptır, çünkü kalbim bin bir renkli bir opal taşı [Gökkuşağı taşı] gibidir." diyen Shakespeare bu sözü sizin için söylemiş. (Bir Zamane Çocuğunun İtirafları)
- Göz yaşları insanın sevdiğini ispat eder mi? (Şamdancı)
- + Yaşamak kabiliyetini kaybediyorum. - Hiçbir zaman böyle bir kabiliyetim olmadı. (Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı)
- Bana «Hayatım» diyorsun, bana «Ruhum» de, Çünkü ruh ebedidir ve ömür bir gündür... (Fantasio)
- (...) Bu, bir Portekiz şarkısıdır. Aklıma geldikçe daima bana, birini sevmek arzusunu verir. SPARK - Meselâ kimi? FANTASIO - Kimi? Hiç bilmiyorum ... (Fantasio)
- Peki, gögezginlerinin en intizamsızı olan bir kuyruklu yıldızın geçeceğini noktası noktasına, saati saatine haber verirken astronomlar ne düşünürler? Size bir mikroskopla bir damla suyun içindeki hayvanları gösterirken tabiat âlimleri ne düşünürler? Gördükleri şeylerin kendi icatları olduğuna ve mikroskoplarıyla dürbünlerinin tabiatın kanunlarını tâyin ettiğine mi kanidirler? İnsanların ilk kanun yapıcısı, herhalde münasebetsiz şeyler söyleyen birine öfkelenerek cemiyet yapısının ilk taşı ne olabileceğini araştırırken tunç levhalarına vurup da kafasında kısas kanununun dile geldiğini duyduğu zaman ne düşündü? Adaleti mi keşfetmişti? Ve komşusunun ekmiş olduğu mahsulü topraktan ilk olarak alıp da abasının altına gizleyen ve sağına soluna baka baka kaçan adam, ayıbı icat mı etmişti? Ve emeğinin mahsulünü elinden alan hırsızı bulunca, suçunu ilk defa olarak bağışlayan ve ona el kaldıracak yerde "Otur şuraya ve şunu da al;" diyerek kötülüğe karşı böylece iyilik ettikten sonra başını göklere kaldıran ve yüreğinin ürperdiğini, gözlerinin yaşla dolduğunu ve dizlerinin bükülüp yere çöktüğünü gören adam fazileti mi icadetmişti? Ah Tanrım! Tanrım! (Bir Zamane Çocuğunun İtirafları)
- "Bana artık ihtiyaçları yok, beni unuttular," demiş Pierrot, "ama Bayan Marguerite'i mutlu ettiğim için hiçbir şeye üzülmüyorum." (Bay Rüzgar Ve Bayan Yağmur)
- bunlar diyorlardı ki: "Zenginler kuvvetli, yeryüzünde beni ezecekler; fakat cennete gitmek isteyecekleri zaman ben kapıda bekleyeceğim ve Tanrı'nın mahkemesinde onları itham edeceğim." Böylece, heyhat! sabrediyorlardı. (Bir Zamane Çocuğunun İtirafları)
- Zavallı unutulmuş Tanrı oğlu [İsa peygamber], seni sevmeyi bana öğretmediler. Hiçbir zaman seni tapınaklarda aramadım; fakat Allah'a şükür, seni bulduğum yerde titrememeyi öğrenmedim. Ölmeden önce bir kere olsun seni, sevginle dolu bir kalbin üstünde dudaklarımla öpmüş oldum. Hayatta olduğu müddetçe onu koru; kutsal koruyucu, onun göğsü üstünden ayrılma; hatırla ki bir biçare seni çarmıhına çivilenmiş görünce acısından ölmeye cesaret edemedi: dinsiz olduğu halde onu şerden korudun; eğer inansaydı onu teselli edebilecektin. Mademki ona nedameti tanıttın, onu imansız kılmış olanların hepsini bağışla; dilleriyle günaha girenlerin hepsini bağışla! Hiç şüphe yok ki onlar ümitsizlik zamanlarında seni görmemişlerdir! Beşerî saadetler alaycıdırlar, her şeye insafsızca omuz silkerler: ey İsa! Bu dünyada mesut olanlar sana hiçbir zaman ihtiyaçları olmadığını sanırlar! Affet: gururları sana hakarette bulundu mu, göz yaşları onları er geç vaftiz eder; kendilerini her türlü fırtınadan masun sandıkları ve sana koşmak için felâketin sert derslerine muhtaç oldukları için onlara acı. Bizim aklımız ve şüpheciliğimiz ellerimizde kocaman birer çocuk oyuncağıdır; sen ki Golgotha'ya gülmüştün, dinsiz olduğumuzu tahayyül eden bizlere acı: Bir saatlik sefaletlerimizin en kötüsü benlik hırsıyla seni unutmaya çalışmamızdır. Fakat, görüyorsun, bütün bunlar, senin bir bakışının silip kaybettiği gölgelerden ibarettir. Sen de insan olmadın mı? Seni Tanrı kılan acıdır; göklere yükselmeni ve açık kollarınla seni azametli atanın yanına çıkarmayı temin eden bir işkence aleti oldu; ıstırap nasıl seni babana götürmüşse bizi de öyle sana sevk ediyor; ancak başımızda dikenden bir taçladır ki suretinin önünde eğilmeye geliriz; senin kanlı ayaklarına kanlı ellerle dokunuruz ve bedbahtlar seni sevsin diye sen işkence gördün." (Bir Zamane Çocuğunun İtirafları)
- Öyle ki içimde daima gülen bir adamın yanında ağlayan bir başka adam vardı. (Bir Zamane Çocuğunun İtirafları)
- Sıkıntıdan bağırmaklar geliyor içimden. (Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı)
- "İnsanların saadeti bir hayalmiş sadece,kabullenmesi yine de zor.Fakat kötülük sonsuzmuş,değiştirilmesi imkansız bir şeymiş..." (Lorenzaccio)
- Ben, biçare bir hayalperestten ibaretim; kabahat belki de senin romanlarındadır. (Fantasio)
- " Sizleri öğrenmek için öyle uzun uzadıya tetkika lüzum yok. Kendi halinize bırakmak kâfi. Düşünsenize, hesabı meydanda, zavallı kulaklarımıza acıyarak ve hemencecik "canım, cicim" edebiyatına düşmiyecek kadar mert insanlar son derecede az. Öte yanda siz, hepiniz, bu hazin anlarda yalanlar söyliyerek hoşa gitmeye çalışırken iskambil papazları gibi biribirinize benziyorsunuz. Çok şükür ki Tanrının adaleti emrinize fazla zengin bir lûgat vermemiş. Hep aynı havayı çalıyorsunuz. Aynı cümleler, aynı kelimeler, aynı ısmarlama hareketler, aynı tatlı bakışlar ve haddi zatında iyi olabilecekken bu menhus dakikada birdenbire aynı şekilde "nacizane muzaffer" bir ifade takınıveren çehrelerin aynı müz'iç oyunu. " (Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı)
- . Sevmek istiyorum ama acı çekmek istemiyorum. Sonsuz aşkla sevmek ve ihlal edilmeyen yeminler etmek istiyorum. . (On ne badine pas avec l’amour)
- Kafanı yoracağına içsene, ey serseri! (Fantasio)
- O ne tatlı dil! O ne gülümseme!Gözlerini bana dikince vücudumdan bir şeyler geçiyor sanki,sevinçten nefesim kesiliyor; boynuna atılacağım geliyor. (Şamdancı)
- "Düşünce özgür olmak istiyorsa,vücut da özgür olmalıdır." (Lorenzaccio)
Yorumlar
0 yorum