Kitap Künyesi
Yazar: Mustafa Ulusoy
Yayın Evi: Kapı Yayınları
İSBN: 9789752448636
Sayfa Sayısı: 320
--reklam--
Bir Kere Daha Son Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Mustafa Ulusoy, Bir Kere Daha Son’da kendine has üslubuyla okuyucularına yeni bir okuma deneyiminin kapısını açıyor. Her deneyimin bir son, her sonun da yeni bir başlangıç olduğunu filmlerden edebiyata, gündelik hayattan insan ilişkilerine örnekler vererek bir kere daha okuyucuların zihninde yeni ufuklar açıyor.
“Gündelik hayatı yaşarken her yaptığımız şeyin son olabileceğini, bunun bir kere daha tekrarlanmayabileceğini idrak ediyoruz. Bu son olabilir diyoruz. Ama bir kere daha son yanılsamasıyla sonluluk fikrini yumuşatıyoruz.”
Sıkıntılı bir dünyanın sonunda gazete okuyor insanlar, aldırışsız insanlar güneş gibi parlayan portakallar yiyorlar.
- J. C. de Melo Neto -
--reklam--
Bir Kere Daha Son Alıntıları - Sözleri
- Can kulağıyla dinleyebilmek. Zor iş. İnsanların kendi acısına ehemmiyet verdiği, kendi acısını daha üstün tuttuğu şu narsizm çağında can kulağıyla başkasını dinlemek, denizin üstünde yürümek gibi.
- Ha, başımıza gelmesinden endişelendiğimiz şeyler gerçekleşmez mi? Gerçekleşebilir elbette. O zaman da, Zamanın Bedii'nin yazdığı gibi şöyle demekle mükellefiz: "Ben Mâlikimin hizmetindeyim. Ey musibet! Eğer Onun izin ve rızasıyla geldinse, merhaba, safa geldin. Çünkü elbette bir vakit O'na döneceğiz ve O'nun huzuruna gideceğiz ve O'na müştâkız. Madem herhâlde bir zaman bizi hayatın tekâlifinden âzâd edecektir. Haydi, ey musibet, o terhis ve o azad etmek senin elinle olsun, razıyım."
- "Kokmuş olan zevkini nimetlerin derecelerine mikyas ve mizan mı yapıyorsun? Ne biliyorsun ki, zannettiğin nimet nikmet olmasın? Senin ne kıymetin var ki, sineğin kanadına müvazi olmayan hevesini tatmin ve teskin için felek çarklarıyla hareketten teskin edilsin?" Seni bilmem ama çok seviyorum bu cümleleri. Seni rahatsız ediyor olabilir bu ifadeler, ama hangi tedavi zahmetsizdir, hangi ilaç bir tatlı gibi yenir?
- Şiddetsizlik yaşamın kendisini yok edecek bir edilgenlik ya da eylemsizlik değildir. Said Nursî şiddete başvurmayan bir eylemci, yani şiddetsiz bir eylemcidir. "Eğer kuvvet ile ve hâdise çıkarmak ile muhalefet etsem, husulü meşkûk bir maksad için binler günaha girmek ihtimali var. Birinin yüzünden çoklar belaya düşer. Hem on ihtimalden bir iki ihtimale binaen günahlara girmek, masumları günaha atmak; vicdanım kabul etmiyor," diyen Said Nursî, şiddete ve kine dayalı eylemlerden kaçınır. "Her şeyimi Cenab-ı Hakk'ın tevekkülüne bağlamıştım," derken de, onun tevekkülü, kendisine yapılan tecavüzlere bir eylemsizlik hâli değil, travmatik deneyimlerini bir çözümleme hâlidir.
- Her tuttuğunu koparamazsın ey nefs. Koparamazsın çünkü kopmaktasın her daim..
- Bir yükten kurtulmak istercesine silkinip , çöle gitmek istiyorum.
--reklam--
Bir Kere Daha Son İncelemesi - Şahsi Yorumlar
bismillah, Öncelikle, bittiği için gerçekten üzüldüm; bu kitap değil sadece, Mustafa Ulusoy'un bütün kitaplarını okumuş olmama az kalmış olması hasebiyle diğerlerinin de bitecek olması beni üzüyor ama bir yandan da her güzel şeyin bir sonu var tefekkürü yaptırdığı ve Allah'a bakan bir tarafı olduğu için lezzet veren tatlı bir hüzne dönüşüyor. Dünyanın biteceğini hatırlatan tatlı bir tefekkür. Genel olarak kitabın tarzından bahsedeyim; kitap tam anlamıyla tefekkür kitabı. Her şeyden biraz biraz bahseden, insanın fıtratının gereğini yapması gerektiğine vurgularla, Allah'ı tanıma ve kendini tanımaya yapılan hisselerle dolu. Çoğunluk Bediüzzaman'dan Risale'den alıntılarla dolu bu da daha keyifli yapıyor. Nasıl düşünmemiz, nasıl davranmamız gerektiği konusuna ufak bir rehber gibi aslında, bir hatırlatma ya da. Birçok şeyi zaten biliyoruz ama unutyoruz belki, birinin hatırlatmasına ihtiyaç duyuyoruz. İkişer, üçer sayfalık her konu başlığı başka bir yere değiniyor. Fazla edebi, fazla uzun, tasvirli cümleleri, tarzı pek sevmem normalde ama ya değişiyorum ya da bu cümleler O'nu anlattığı için mi keyif veriyor bilmiyorum. Muhtemelen ikisi, tecrübe ettikçe bazı şeyleri, bazı şeyleri daha oturaklı anlıyor insan. Aynı zamanda, Allah'ı anlatan, O'nu tefekkür ettirecek her cümle ya da betimleme tasvir sıkmıyor, fanileri tasvir eden cümleler gibi. Sık sık sonlu olduğumuzu, hayatın sonsuzluğa bakan yönünü, kainatın ve O'nun güzelliklerini, gaflet hallerimizi, ahireti, varoluşsal yalnızlık (aslında yalnız olmadığımızı çok güzel anlatıyor) ve çok çok varoluşsal acizlikten bahsediyor. (ki pek severim) Didaktik, yorucu, sert kitaplardan sıkılmıştım, bu hafif edebi, yumuşak, tefekkürle dolu, ümitvar kitap iyi geldi. En sevdiğim kısımlar; syf, 68 Nasıl oluyor da aklına güvenip hayatınla ilgili hükümler veriyorsun bu iyi oldu, bu kötü oldu diye? Nereden biliyorsun karanlığın içinden aydınlığın çıkmayacağını? Bu acele niye? İstediğin ya da istemediğin şeyin senin için hayırlı olduğunu iddia eden benliğinin gururundan başka ne var elinde? "Beyhude ıstıraba düşüp azap çekme, mülk başkasınındır." Sen sadece O'nunsun, O'na aitsin, O'nun eseri ve mülküsün. Bunun dışında bir kıymetin yok. (bunun gibi bağlantılı, alıntılı hatırlatma, ilaç niteliğinde başta acı veriyor ama sonra yerini doğruyu bilmenin verdiği bir huzura bırakıyor inşallah) syf, 75 Çaresizlik halini insanlık hallerinden biri yani insanın bir ontolojik gerçekliği, Mutlak Varlık karşısındaki konumu olarak görebilen kişi ise çaresizliği ile yüzleşebilir ve kendisini küçük ve öenmsiz hissetmesinin önüne geçerek, ilkel ve yıkıcı nefretten bağımsızlaşır. syf, 119 (en sevdiğim)*** Ruh bir menfez arar. Klap teselli diye inler. Akıl, bir çıkış yolu talep eder. Benlik, "Ben bir hiçim," diye inler. İşte o an, benlik, kendini bulmuştur. Varoluşsal çaresizlik, inkarla reddedilmemeli, dibine kadar yaşanmalıdır. Bizi biz yapan çaresizliğimizdir. (...) Varoluşsal çaresizliğimiz bizi sonunda getirip duanın kapısına bırakır. Eller yukarı uzanır. Kalp, Mutlak Varlık'la bağlılığını tazelemek ister. Ruh yalnızlığından sıyrılıp sonsuzluğa bir pencereden bakıp nefeslenmek ister. (...) Dua etmenin neticesi, duanın bizatihi kendisidir. Bir isteğimiz için dua ediyorsak, istediğimiz verildiğinde duanın neticesi hasıl oldu demekte de noksanlık vardır. Bunlar olsa olsa Mutlak Varlık'ın fazlındandır, ayrı bir ikramıdır. Dua bir yaşantıdır. Bir haldir. Bizi bilen, duyan, gören Bir'in varlığına derin bir imandır. Ruhun aradığı sonsuzluğa açılan penceredir. Ruhun aradığı isteklerin gerçekleşmesi değildir. Dua kendimizi Mutlak Varlık'a anlatmanın en mümtaz imkanıdır. Kendimizi tarif etmektir. Kendi sınırlarımızı çizmektir. Bunu yaparken aslında yaptığımız Mutlak Varlık'ı tarif etme halidir. Dua insanın kendisini Yaratıcısına anlatmasıdır. (tuğbä)
Bir Kere Daha Son: Bir kere daha son dediğim bir günde başlamıştım bu kitaba.. Bitmesin diye azar azar okudum. Kitap ortalama 3 sayfadan oluşan kısa bölümlerden oluşuyor. Hiç sıkmadan başka bir konuya geçiyor yazar. Hatta ben bazı bölümlerde daha bitmeseydi diyerek devam ettim. Mustafa Ulusoy'un psikolojik tahlillerini, çözümlemelerini, Bediüzzaman'ın sözleriyle desteklemesini, okurken oluşturduğu 'tam üstüne bastınız' hissini seviyorum. Ruha iyi gelen bir yanı var. Bu da Mutlak Varlıkla kurduğu bağdan dolayı olsa gerek. kitap/kitap--133165 yazar/i554 (Nisan Yağmuru)
Mustafa Ulusoy'un okuduğum 5.kitabı oldu.Denemelerden oluşan bu kitabı da çok sevdim.Zamanın getirdiği bazı sıkıntılara çözümler ve hayatın anlamını sorgulamayı nasıl yaşamamız gerektiğini ruhumuza dokunarak anlatıyor yazar..Şifa olması dileğiyle..Okuyun derim.. (ŞULE ️)
--reklam--
Bir Kere Daha Son PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mustafa Ulusoy - Bir Kere Daha Son kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bir Kere Daha Son PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mustafa Ulusoy Kimdir?
1965 yılında Sungurlu'da doğdu.
Temel eğitimini Sungurlu'da, lise öğrenimini Ankara Bahçelievler Deneme Lisesi'nde tamamladı.
1982'de girdiği İÜ Çapa Tıp Fakültesini 1988' de bitirdi.
1993 yılında psikiyatri uzmanı oldu.
1999 yılından beri, kendi ofisinde terapilerini sürdürmektedir. Mustafa Ulusoy'un temel çalışma alanı Kognitif ve Varoluşçu Psikoterapilerdir.
Çeşitli dergilerde deneme yazıları yayınlanan Ulusoy'un ulusal ve uluslararası kongrelere sunduğu, özellikle kognitif psikoterapiyle ilgili bir dizi mesleki çalışması vardır. Ülke içinde ve dışında, psikiyatri dergilerinde makaleleri yayınlanmıştır.
Nietzsche ve Babaannem ve Yakınlık adlı iki deneme kitabının, Ay Terapisi isimli öykü kitabının ve aşk konusunda farklı açılımlarıyla adından söz ettiren insanın temel acıları üçlemesinin ilki Aynalar Koridorunda Aşk isimli romanın yazarıdır. Mustafa Ulusoy'un insanın temel acıları üçlemesinin ikincisi olan Giderken Bana Bir Şeyler Söyle isimli romanı ise yazarın halen yayınlanmış son kitabıdır.
Ulusoy editörlüğünü İbrahim Abu-Rabi'nin yaptığı ve Suny Press (State University of New York Press) tarafından Amerikada ingilizce olarak yayınlanan "Spiritual Dimensions of Bediuzzaman Said Nursi's Risale-i Nur" adlı kitabın yazarlarından biridir.
Fotoğrafçılığa ve sinemaya özel ilgisi olan Mustafa Ulusoy TVNET de Film Şeridi isimli programın yapımcılığını ve sunuculuğunu sürdürmektedir. (Film şeridi programının videoları www.tvnet.tv.tr adresinden izlenebilmektedir)
Amerika Psikiyatri Birliği (American Psychiatric Association) uluslar arası üyesidir.
Mustafa Ulusoy, evli ve üç çocuk babasıdır ve İstanbul’da yaşamaktadır.
--reklam--
Mustafa Ulusoy Kitapları - Eserleri
- Aynalar Koridorunda Aşk
- Giderken Bana Bir Şeyler Söyle
- Ay Terapisi
- Nietzsche ve Babaannem
- Yakınlık
- Hayat Apartmanı
- Dünyanın Üç Yüzü
- Evlilikler Yalnızlıklar Umutlar
- Bir Kere Daha Son
--reklam--
Mustafa Ulusoy Alıntıları - Sözleri
- “İnsanın nereye daldığını ve dalıp gittiğinde neler olup bittiğini çözümlediğin zaman, işte o zaman, insanın omuzlarında kaldıramayacak gibi hissettiği yükü de anlamış olacaksın." (Giderken Bana Bir Şeyler Söyle)
- Kalbin , gözlerinin göremediklerini gösterecek sana. (Yakınlık)
- İnsan vermeyi biliyorsa, almayı da bilmeliydi. (Ay Terapisi)
- Pencereyi kapatarak dışarıdan gelen seslere mâni olmuştu. Ya içindeki sesler?. (Hayat Apartmanı)
- Gözü dönmüş hırslarımıza kabirler gösterilmeli. Al işte demeli. Sonun bu. Öfkelerimize kabirler gösterilmeli. Bak işte sen de sağ yanına yatacaksın. Yüzün kıbleye dönük. Endişelerimize kabirler gösterilmeli. Al işte demeli. Neden korkuyorsun hayatta? Başımıza gelmesinden korktuğumuz şeylerin en büyüğü bu ve bu bizim yazgımız. Yazgısını sevmeli insan. Razı olmalı. İncinmiş yanımıza kabirler gösterilmeli. İşte bu. Hepsi bu. İncitenlerin de incinenlerin de sonu. Tüm yaşadıklarımız sağ yanına yatacak. Yüzleri kıbleye dönük. (Dünyanın Üç Yüzü)
- Yüz, duyguların aynasıdır. (Nietzsche ve Babaannem)
- Hikmetli bir yoruma tabi tutulan hatıralar, artık kıymık gibi insanın hafızasını rahatsız etmiyor. İnsanın kendini değiştirmesinin bir yolu da budur; zihnindeki imgelerin anlamını değiştirmek. (Aynalar Koridorunda Aşk)
- Günahlar kadar, günahlara götüren yollar da günahtır. (Yakınlık)
- İnna lillahi ve inna ilahi raciun, dedi. O'ndan geldik, O'na döneceğiz. (Giderken Bana Bir Şeyler Söyle)
- Aşk eğer sırf sevmekse , neden sevilmekle meşgulsün? (Evlilikler Yalnızlıklar Umutlar)
- Şiddetsizlik yaşamın kendisini yok edecek bir edilgenlik ya da eylemsizlik değildir. Said Nursî şiddete başvurmayan bir eylemci, yani şiddetsiz bir eylemcidir. "Eğer kuvvet ile ve hâdise çıkarmak ile muhalefet etsem, husulü meşkûk bir maksad için binler günaha girmek ihtimali var. Birinin yüzünden çoklar belaya düşer. Hem on ihtimalden bir iki ihtimale binaen günahlara girmek, masumları günaha atmak; vicdanım kabul etmiyor," diyen Said Nursî, şiddete ve kine dayalı eylemlerden kaçınır. "Her şeyimi Cenab-ı Hakk'ın tevekkülüne bağlamıştım," derken de, onun tevekkülü, kendisine yapılan tecavüzlere bir eylemsizlik hâli değil, travmatik deneyimlerini bir çözümleme hâlidir. (Bir Kere Daha Son)
- Hayatta en mutsuz insanlar, mutlu olmak için çılgınca uğraşanlarlardır (Aynalar Koridorunda Aşk)
- Ha, başımıza gelmesinden endişelendiğimiz şeyler gerçekleşmez mi? Gerçekleşebilir elbette. O zaman da, Zamanın Bedii'nin yazdığı gibi şöyle demekle mükellefiz: "Ben Mâlikimin hizmetindeyim. Ey musibet! Eğer Onun izin ve rızasıyla geldinse, merhaba, safa geldin. Çünkü elbette bir vakit O'na döneceğiz ve O'nun huzuruna gideceğiz ve O'na müştâkız. Madem herhâlde bir zaman bizi hayatın tekâlifinden âzâd edecektir. Haydi, ey musibet, o terhis ve o azad etmek senin elinle olsun, razıyım." (Bir Kere Daha Son)
- Yolların içinde en aydınlığı kalpten kalbe olandır. Bu yolun adı, bağlanmaktır. (Evlilikler Yalnızlıklar Umutlar)
- Her parıltı bir gün kaybolur. Hayat böyle kurgulanmıştır. (Aynalar Koridorunda Aşk)
- Bu yüzden, başını alıp gitmek her zaman sorunları çözmez. İnsan, kalbini ve kalbindekileri gözden geçirmek için başını alıp gidecekse bunun bir faydası olabilir. Ama uzaklaşıp gitmek sorunlardan kaçınmak içinse işe yaramaz. (Yakınlık)
- Bugün de bizi insan olarak ilgilendirmeyen konulara daldık. Hükümetler kurduk. Hükümetler yıktık. Teoriler ürettik. O sırada duygularımız anbean değişiyordu. Yararsız konuları konuşmaktan sıkılmıştı ruhumuz. Neden sıkıldığımızı bile anlayamadık. Sıkıntımızı dağıtmak için daha çok gaflete daldık. O sırada güneş batıyordu. Bizde ne kendimizin ne de kainatın farkındaydık. (Nietzsche ve Babaannem)
- Her acı taşınabilir,acıyı taşınmaz hale getiren ona razı olmayışımızdır. (Giderken Bana Bir Şeyler Söyle)
- "Hey, dalıp gitme vehim ve vesveseli hayallerine. Önündeki yaprağı küstürme." (Dünyanın Üç Yüzü)
- Ölümü düşünmeye başlamak, dilinin sürekli dolgusu düşmüş bir dişe takılmasına benzer. Diliniz bir takıldı mı asla bırakamazsınız. Onu kurcalamak, çevresinde dönüp durmak zorundasınızdır. Zevkli olduğundan değil, aklınıza takılıp kaldığından ve hiç çıkmadığından. (Giderken Bana Bir Şeyler Söyle)
Yorumlar
0 yorum