Kitap Künyesi
Yazar: Virginia Woolf
Çevirmen: Selin Beyhan
Orijinal Adı: The First Common Reader
Yayın Evi: Alakarga Sanat Yayınları
İSBN: 9786055182076
Sayfa Sayısı: 320
--reklam--
Bir Okur Olarak Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Byron'ın başbelası Richard Edgeworth, telgrafı az kalsın icad edecekti. Duvara tırmanır, tekerleklerin engellerden rahatça
geçebilmesi için makinalar icad ederdi. Asla gülmeyen Swift, bir ömür boyu devlerin arasında yaşadıktan sonra cüceleri cazibeli bulmaya başlamıştı. Cassandra Austen, kız kardeşi Jane fazla ünlenince etrafın ilgisinden korkmuş, ona gelen mektupları yakmıştı. Ulysses, hafızalardan silinmeyecek bir afetti. Yoğun bir cüret, müthiş bir felaketti," diyen Woolf'un, bir okur olarak edebiyat dünyasına ışık tutan bu değerli eserinin birinci kitabını siz değerli okurlarımıza sunmaktan mutluluk duyarız...
The Second Common Reader'ı da kısa bir süre sonra sizlerin okumasına sunacağız.
"Romana uygun malzeme" diye bir şey yoktur: Her şey, romana uygun malzemedir; her duygu, her düşünce, beynin ve ruhun her bir niteliği işe yarar, hiçbir kavrayış boşa gitmez. Roman sanatının hayata gelip aramızda durduğunu hayal edelim; hiç şüphesiz kendisini kırıp zulmetmemizi, aynı zamanda yüceltip
sevmemizi isterdi; çünkü bu sayede gençliği tazelenir, bağımsızlığı güvence altına alınmış olurdu"
Keyfini çıkarın
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Bir Okur Olarak Alıntıları - Sözleri
- ...ulaştığımız sonuçtan ziyade o sonuca ulaşırken takındığımız tutum önem arz eder..
- Elveda, elveda, yalnız yaşayan yürek
- Kendini anlatmaktan daha zor bir şey varsa, o da kendin olabilmektir.
- Defoe, kadınlara eğitim vermenin avantajlarını inkâr etmemizin dünyadaki en insanlık dışı geleneklerden biri olduğunu düşünmüştür.
- Dostoyevski'nin üzerinde böyle kısıtlamalar yoktu. Asillerden misiniz yoksa sıradan vatandaş mı, kevasenin teki misiniz yoksa bir hanımefendi mi onun için hiç fark etmezdi. Kim olursanız olun, bu karman çorman sivinın, bu bulanık, köpüklü, kıymetli maddenin, ruhun kanallarından birisiniz. Ruha ket vurulamaz. Ruh dolup taşar, akıp gider, diğer ruhlarla kaynaşır. Bir şişe şarap alacak gücü olmayan bir banka memurunun basit hikayesi, biz daha ne olduğunu anlamadan, kayınpederinin hayatına kayınpederinin iğrenç muamele ettiği beş metresin hayatına, postacının, temizlikçi kadının hayatına, apartmanın tek inde konaklayan prenseslerin hayatına sirayet eder. Çünkü hiçbir şey Dostoyevski'nin alanının dışında kalmaz. Ve o yorulduğunda duraklamaz, devam eder. Kendini kısıtlayamaz. Sıcak, kaynar, karışık, fevkalade, korkunç, bunaltıcı ruhumuzun üzerine tepetaklak düşer.
- Güzelliği ve cesareti bir buçuk sütunluk bir köşe yazısının içine şişelemek tehlikelidir.
- Yalnızca geri dönmek için seyahat ederler.
- Tamamlanmış son romanı İkna'da; Jane Austen dünyanın sandığından daha büyük, daha gizemli ve daha romantik olduğunu keşfetmeye başlamıştır. Anne'den şöyle bahsettiğinde bunun kendisi hakkındaki bir gerçek olduğunu hissederiz: "Gençliğinde ihtiyatlı olmaya zorlanmıştı, yaşlandıkça macerayı tanıdı: Anormal bir başlangıcın normal sonucu."
- Charlotte Bronte'u, karakterini ince bir gözlemle incelemek için okumayız, onun karakterleri coşkun ve basittir; güldürü için okumayız, onun güldürüsü gaddar ve hoyrattır; hayata karşı felsefi bakışını öğrenmek için okumayız; onunki bir taşra papazının kızının bakışıdır. Biz onu şairaneliği için okuruz.
- Sıradan okur, Dr. Johnson'un belirttiği gibi eleştirmenlerden ve akademisyenlerden farklıdır. Bu okuyucunun aldığı eğitim daha kalitesizdir ve doğa kendisine yetenek bahşederken pek de cömert davranmamıştır. okuyucu, bilgilerini paylaşmak ya da başkalarının fikirlerini düzeltmek için değil, zevk için okur. Asıl önemlisi de; kendisini bir adamın portresi, bir yaşın tasviri, yazma sanatının teorisi gibi bir tür bütünlük oluşturan, karşılaşabileceği her türlü detayın haricinde tutarak kendisi için bir şeyler yaratma güdüsünü rehber edinmiştir.
- ... herkes, dünyanın en savruk insanı bile, aşk kendisine dokunur dokunmaz şair oluverir.
- Hikaye anlatıcısı, gerçeklere duyduğu tarif edilemez tutkunun yanı sıra, hikayesini aşırı stres ya da heyecan yaşamaksızın kurnazlıkla anlatabilmelidir. Yoksa bizler hikayeyi bir bütün halinde yutar ve parçaları birbirine karıştırırız. Anlatıcı durmamıza izin vermelidir, bize düşünecek ve şöyle bir kendimize bakacak zamanı tanımalıdır; ama aynı zamanda da ilerlememiz için bizi ikna edebilmelidir de.
- Anlam dilin en ücra köşesindedir.
- Mizah, yabancı bir dilde mahvolan nimetlerin başında gelir.
- Büyük sanatçı kayıp duran manzaranın üzerinde kendisini nasıl konumlandıracağını iyi bilendir.
--reklam--
Bir Okur Olarak İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Virginia'nın farklı bir tarzı olduğunu biliyoruz. Yazarken özgün olmaya dikkat eder ve yazdığı şeyin gerçekliği yansıtma oranın yüksek olması için çabalar. Ona göre belli kalıplar arasında sıkışarak, sadece hitap edilen kitleyi memnun etmek için yazmanın bizi gerçeklikten uzaklaştıracağı (hem okuru hem yazarı) gibi kendi türü içinde de tekrara düşer. Bu da bizi mankafaya çevirirken, kendi türünü de çöplük haline getirir. Yazma konusunda bu düşüncelere sahip olan Virginia'nın bir okur olarak nasıl davrandığını, okuduklarını nasıl değerlendirdiğini de I ve II olarak yayınlanan bu eserlerinden anlıyoruz. “Romana uygun malzeme” diye bir şey yoktur; her şey romana uygun malzemedir; her duygu, her düşünce, beynin ve ruhun her bir niteliği işe yarar, hiçbir kavrayış boşa gitmez." Bu eserinde birçok yazarın bütüncül olarak değerlendirildiği eleştiri yazılarına yer verilmiş. Rus, Fransız, İngiliz ve Amerikalı gibi birçok yazarın değerlendirmesini kapsıyor. Bu eseri okuduğumuzda Virginia'nın eleştiri alanında ne kadar ileride olduğunu anlıyoruz. Eserleri okumamış da sanki yutmuş, gerçekten eserler üzerindeki hakimiyetine hayran kalıyorsunuz. “Esasen Rus romanındaki ana karakter ruhtur. Çehov'da ruh ince ve mahirdir, Dostoyevski'de ise bitmez tükenmez komikliklerle ve huysuzluklarla karşı karşıya kalan ruh çok daha derin ve engindir; şiddetli hastalıklara, öfke hummalarına maruzdur; ama yine de öncelikli konu olmaya devam eder.” Okumadığınız, tanımadığınız yazarın veya eserlerinin Virginia tarafından değerlendirmesini okurken, işinde maharetli bir kasabın tezgahında eti tasnif ederken onu izlediğinizde duyduğunuz zevke benzer şeyler hissedersiniz. O bıçak darbeleri gibi tespitlerde bulunur, bakalım; “Dostoyevski'nin romanları kaynayan girdaplardır, kıvrıla kıvrıla yükselen kum fırtınalarıdır, tıslayan, kaynayan ve bizi içine çeken su hortumlarıdır. Yalnızca ve tamamıyla ruhun malzemesinden yapılmadırlar. İsteğimiz dışında içeri çekiliriz, yuvarlana yuvarlana savruluruz, kör oluruz, boğuluruz, aynı zamanda baş döndüren bir sevinçle dolar taşarız.” Bütün bu eleştiri yazılarını okuyunca, Virginia’da fark ettiğim bir yöntem var. Her şeyden önce biyografi yazılarını çok seviyor ve çok önemsiyor. Yazarların eserlerini de biyografilerini dikkate alarak değerlendiriyor. Eleştiri yazısına genelleyici ve yazar için vitrinlik olan ifadelerle başlıyor. Sonrasında söz konusu yazarın hayatını kurcalayarak uygun gördüğü yerlere eserlerini yerleştiriyor. Bu aynı zamanda o eser hakkında bize bilgi de vermiş oluyor. Yergisi de, övgüsü de edebîdir. Ve bunları yaparken önce analiz sonra sentez basamaklarını uyguluyor. Yani önce bütünü parçalarına ayırıyor sonra o parçaları kendi yöntemiyle birleştirerek yazar için yeni bir bütün oluşturuyor. Ve asla bir yazarı kötü tarafıyla ortada bırakmıyor mutlaka güzel taraflarına da değiniyor. “Dostoyevski'nin üzerinde böyle kısıtlamalar yoktu. Asillerden misiniz yoksa sıradan vatandaş mı, kevasenin teki misiniz yoksa bir hanımefendi mi onun için hiç fark etmezdi. Kim olursanız olun, bu karman çorman sıvının, bu bulanık, köpüklü, kıymetli maddenin, ruhun kanallarından birisiniz. Ruha ket vurulamaz. Ruh dolup taşar, akıp gider, diğer ruhlarla kaynaşır. Bir şişe şarap alacak gücü olmayan bir banka memurunun basit hikayesi, biz daha ne olduğunu anlamadan, kayınpederinin hayatına kayınpederinin iğrenç muamele ettiği beş metresin hayatına, postacının, temizlikçi kadının hayatına, apartmanın tek inde konaklayan prenseslerin hayatına sirayet eder. Çünkü hiçbir şey Dostoyevski'nin alanının dışında kalmaz. Ve o yorulduğunda duraklamaz, devam eder. Kendini kısıtlayamaz. Sıcak, kaynar, karışık, fevkalade, korkunç, bunaltıcı ruhumuzun üzerine tepetaklak düşer.” Virginia’nın bitirdiğim her eserinden sonra, iskelede durup içinde sevdiğinin olduğu bir geminin gidişini izlerken hissedilen duyguya yakın şeyler hissediyorum… (RA)
Virginia Woolf'u okuduktan sonra eleştirmenin de yetenek olduğunu anladım. Bu kadar ince düşünebilmesi ve nokta atışları yapması gerçekten iyi bir kavrama gücü olduğunu gösteriyor. Kitapda Jane Austen, Bronte kardeşler gibi yazarların incelemeleri dışında farklı deneme yazıları da bulunuyor. (cookiemonster)
--reklam--
Bir Okur Olarak PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Virginia Woolf - Bir Okur Olarak kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bir Okur Olarak PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Virginia Woolf Kimdir?
Virginia Woolf (25 Ocak 1882 - 28 Mart 1941) İngiliz feminist, yazar, romancı ve eleştirmen.
1882'de Londra'da dünyaya gelen Virginia Woolf, Victoria devri'nin tanınmış yazarlarından Sir Leslie Stephen'ın kızıydı. Annesi ve babası daha önce başkalarıyla evlenmişler, dul kaldıktan sonra ise bir araya gelmişlerdi. Her ikisinin de ilk eşlerinden çocukları vardı. Sir Leslie Stephen'ın ilk eşi, ünlü romancı William Makepeace Thackeray'nın kızıydı. Thackeray'nın eşi akıl hastası olduğundan, Leslie Stephen'ın bu kadından olan kızı Laura, anneannesine çekmiş, yirmi yaşında bir akıl hastahanesine kapatılmıştı. Virginia'nın annesi Julia Duckworth ile Leslie Stephen'ın beş çocukları oldu. Yaş sırasıyla Vanessa, Julian, Thoby, Virginia ve Adrian. Virginia on üç yaşındayken annesi ansızın ölmüştür. Woolf, o yıllarda kadınların ikinci planda kalması nedeni ile okula gönderilememiş fakat babası yardımı ile kendini geliştirmiştir.
Kızkardeşi Vanessa Bell daha küçük bir yaşta iken bir ressam olmaya, Virginia Woolf ise bir yazar olmaya karar verir. Kendisini babasının kütüphanesinde geliştiren Virginia Woolf, 1895'de bir gazetede kısa hikâyelerini yayınlatır.
Özellikle, Viktorya tarzı yaşamaya karşı olan Virginia Woolf, yazılarında da bundan bahseder.
Bloomsbury Grubu
1904'te babasının ölümünden sonra kardeşleriyle Bloomsbury'ye taşınması ise hayatında ciddi bir dönüm noktası olmuştur. Bloomsbury grubu içinde birçok ünlü edebiyatçıyı barındıran ve cinsel konulardaki özgürlükçü tavırlarıyla tanınan bir grup entelektüelden oluşuyordu. Grupta bulunan birçok kişi eşcinsel ya da biseksüeldi. İnsanlar onları etik bir grup olarak görüyorlardı. Grupta John Maynard Keynes, E. M. Forster, Roger Fry, Duncan Grant ve Lytton Strachey gibi ünlü kişiler vardı. Woolf, 1909'da bir süreliğine Lytton Strachey ile nişanlanmıştır.
Evliliği
Virginia Woolf 1912 yılında Leonard Woolf ile evlenmiştir. Evlilikleri cinsel açıdan yeterli olmasa da, Virginia Woolf için çok önemli olmuştur. Leonard Woolf eşi için bir basımevi kurmuştu ve bu da Virginia Woolf'un yazdığı kitapları yayımlatması için bir fırsat olmuştu.
Ölümü
Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmiyor, yeteneğini kaybettiğini düşünüyordu. Her gün savaş korkusu ve yeteneğini kaybetmenin vermiş olduğu stres, dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma girmiş, 28 Mart 1941'de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak atlayıp intihar etmiştir. Virginia Woolf, geride iki intihar mektubu bırakmıştır. Birisi kardeşi Vanessa Bell'e diğeri ise kocası Leonard Woolf'a.
"Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. O korkunç yeniden yaşayamayacağımı hissediyorum. Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin. Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum."
--reklam--
Virginia Woolf Kitapları - Eserleri
- Kendine Ait Bir Oda
- Dalgalar
- Deniz Feneri
- Yıllar
- Mrs. Dalloway
- Yaşlı Kadın ve Papağan
- Flush
- Dışa Yolculuk
- Bir Okur Olarak
- Granit ve Gökkuşağı
- Üç Gine
- Bir Yazarın Günlüğü
- Gece ve Gündüz
- Jacob'un Odası
- Virginia Woolf&Vita Sackville - West Mektuplaşmaları
- Güvenin Ölümü
- Bütün Öyküleri
- Kitap Nasıl Okunmalı? - Bir Okur Olarak 2
- Dadının Perdesi
- Perde Arası
- Varolma Anları
- Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler
- A Haunted House
- Benlik Üzerine Denemeler
- Kew Gardens
- Orlando
- Hasta Olmaya Dair - Hasta Odalarından Notlar
- Kadının Toplumsal İşlevi
- Pazartesi ya da Salı
- Londra Manzaraları
- Yorum Yorar
- Aforizmalar
- Romanları Tekrar Okuma Üzerine
- The Mark on the Wall
- The Shooting Party
- An Unwritten Novel
- Mr. Bennett and Mrs. Brown
- Yazınsal Ustalık
--reklam--
Virginia Woolf Alıntıları - Sözleri
- Hayır, dünya yüzünde istediği tek şey vardı; temiz su. (Flush)
- Life's what you see in people's eyes (A Haunted House)
- Şimdi bana söyler misin, şiir nereye gidiyor, yoksa artık öldü mü? (Yazınsal Ustalık)
- "İnsanın kusurlarını itiraf etmesi kolay iş. Ama hangi akşam karanlığı, insanın erdemlerini saklayacak kadar koyudur? (Bütün Öyküleri)
- ...she spent most of her time in the London Library, reading. (A Haunted House)
- Ama bu adamın yıpranmış yüz çizgilerinden her keresinde gizem duymuştu, suskunluğunaysa, tutku. (Perde Arası)
--reklam--
- Okuma sürecinin ikinci aşaması olan, yargılamanın, okumanın kendisi gibi basit bir işlem olduğunu düşünmek ahmaklık olur, kitabı zihninin içinde tartışmayı, kitabı bıraktığında bile onu okumaya devam etmeyi ve bir kitabı diğeri ile uygun bir şekilde karşılaştırabilecek kadar okumuş olmak, işte bu zordur. Bundan daha zor olan şey ise "Sadece bu tarz bir kitap değil, aynı zamanda bu değerdedir, burada yetersiz; burada yeterli olur, burası kötü; burası iyi," demek. Okur, bunu yapabilmek için bilgi, iç görü ve hayal gücü sahibi olan biri olmalıdır. (Romanları Tekrar Okuma Üzerine)
- Hayata ne ile başlarsan başka elinde çok az şey kalıyor. Gurur ve aptallık... Kaç kez yaşadığımız anın değerini bilmediğimiz için geleceği reddetmişizdir, kaç kez kıymetini anlayamadığımız bir anda yaşadığımızdan çok parlak olabilecek bir geleceği elimizden kaçırmışızdır. Halbuki her şeyi istemiştik değil mi? (Aforizmalar)
- Başkalarının gözleri bizim için birer hapishane ; düşünceleri de kafeslerimiz. (Pazartesi ya da Salı)
- "Bak, uyuyormuş gibi dudaklarında aşk var" (Romanları Tekrar Okuma Üzerine)
- Ah! Aman Tanrım, yaşamın gizemi bu; düşüncenin doğruluktan sapması! (Bütün Öyküleri)
- . Kırdaki tepelerin üzerinden hızla geçen rüzgar, yeniden yeşile dönen geniş gölge halkaları savurdu. Ama Londra'da sokaklar bulutları daralttı; Doğu Yakası'nda nehir kıyısında yoğun bir sis asılıydı. 'Satılacak eski bir demir, herhangi bir eski demir' diye bağıran adamların seslerini uzaktan geliyordu; ve banliyölerde organlar susturuldu. Rüzgar dumanı savurdu çünkü hala son birkaç sardunyayı barındıran sarmaşıklarla kaplı duvarın köşesindeki her arka bahçede yapraklar yığılmıştı; keskin sivri alevler onları yiyordu sokağa, sabahları salonda açık duran pencerelere. Çünkü yılın doğum günü olan Ekim ayıydı. ... (Yıllar)
- Hiçbir yazar kendi sefil kişiliğini sırlarını ve kötü huylarını okuyucuya yansıtmak istemez herhalde (Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler)
--reklam--
- Oh, is this your buried treasure? The light in the heart. (A Haunted House)
- Evet, toplum dışı biriydi kendisi. Doğa ne yapmışsa yapmış, onu türdeşlerinden ayrı bir yere koymuştu. (Perde Arası)
- Bir silah sesi kulaklarda patlar: Romantizmin devri kapandı. Realizmin devri başladı. (Yazınsal Ustalık)
- Tansley bir çekiç kaldırıp olanca hızıyla havada salladı; ama aşağı doğru indirmeye başladığı anda, böyle bir aletle bu kelebeği ezmenin elinden gelmeyeceğini anlayarak, sadece, ömründe kendisini hiç deniz tutmadığını söyledi. (Deniz Feneri)
- baska bir sey düsünen kisinin yarı bilincli-yarı bilincsiz tekrar tekrar baktıgı herhangi bir cisim, düsüncelerin malzemesiyle öyle ic ice gecer ki, asıl bicimini kaybeder, biraz farklı, ideal bir bicim alarak yeniden olusur ve hic beklemedigimiz bir anda beynimize girer. (Pazartesi ya da Salı)
-  I want to think quietly, calmly, spaciously, never to be interrupted never to have to rise from my chair, to slip easily from one thing to another, without any sense of hostility, or obstacle. (A Haunted House)
- Biz ki çöl nesliyiz. Biz, yani daha özgür daha eşit bir dünyayı düşlemeden yaşamayı beceremeyen yetimler. Çaresiz bir yandan özgürlüğün ve eşitliğin vahasına ulaşıncaya değil çölde başıboş dolaşıyoruz (Yorum Yorar)
Yorumlar
0 yorum