Kitap Künyesi
Yazar: Halid Ziya Uşaklıgil
Yayın Evi: Özgür Yayınları
İSBN: 9789754472042
Sayfa Sayısı: 160
--reklam--
Bir Ölünün Defteri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Halid Ziya Uşaklıgil'in İzmir dönemi romanlarından olan
Bir Ölünün Defteri, aynı zamanda Servet-i Fünun dönemi
romanını müjdeleyen bir örnek olması bakımından önem
taşımaktadır. Romanda iki erkek ve bir genç kız
arasındaki aşk ilişkisi ve bu durumun yarattığı trajik
durum söz konusu edilmiştir.
--reklam--
Bir Ölünün Defteri Alıntıları - Sözleri
- Kalbimde bir hüzün vardı.
- Ne kederli bir hava!
- "İnsan mutluluğu kendinde bulmaz kendisini mutlu edecek birisine muhtaçtır." ~√~
- İnsan, kalbini dinlemek istemediği zamanlar tabiatı dinler.
- İnkar etme, yoksa yalan söylemiş olacaksın.
- Senin mutluluğun benim için ne müthiş bir felaket oldu, bunu asla takdir edemeyeceksin.
- Her saati, her dakikası birbirine benzeyen yaşamak kadar boş bir şey olamaz ki hatta nakli (anlatmak) zahmetine değsin.
- Benim de ağlama isteğim vardı.
- O kalp sevmiş, fakat sevdikten sonra kırılmıştı.
- Ciddi acıların o kadar büyüklük ve yüksekliği vardır ki en kayıtsızlara hürmet ettirir.
- Unutmak istediğim bütün anılar onun içinde idi .
- Umutsuzluğun cesareti kadar, umudun da zaafı vardır.
--reklam--
Bir Ölünün Defteri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yeni Bir Okurun Gözünden 'Bir Ölünün Defteri': Bir süredir Türk edebiyatının klasikleşmiş eserlerinden devam etmekteyim. Bugün inceleyeceğim eser Halid Ziya Uşaklıgil'in Bir Ölünün Defteri adlı eseri. Eserin konusu adından da anlaşılacağı üzere iki yakın arkadaştan biri vefat ediyor ve geriye bir defter bırakıyor. Kitap bu defterde yazanlardan oluşmakta. Duyguların yoğun olduğu, olayların kimi yerde kısa kimi yerde uzun tutulduğu ve okuma açısından bu tarz kitap seven yeni okurlar için uygun olduğunu düşündüğüm bir kitap. Eser çok uzun değil fakat duyguları o kadar yoğun ki okuduğunuz her satır anlatılmak istenen duygu içinizde hissettiriyor. Okuyucu yormayan bu betimlemeler eseri gerçekten anlamlı kılmış. Olaylar kimi yerlerde kısa tutulmuş ve anlam yoğunluğu oluşması önlenmiş diye düşünüyorum. Kitapta benim hoşuma giden bir ayrıntı oldu. Bundan önce okuduğum ve bu döneme ait olan eserlerde kadınlara çok fazla söz hakkı verilmiyordu ve hatta bazı kitaplarda o dönemde yaşayan kadınlar için üzüntü bile duyuyordum. Fakat bu eser 1892 yayımlanmış olmasına rağmen kadın erkek konuşmaları, kadınların düşüncelerinin önemi gibi konularda benzer tarihte yazılan eserlere göre daha üstün bir konumda diye düşünüyorum. Tabii ki bazı adetler, kitapların doğası gereği, dönemi yansıtıyor fakat Halid Ziya Uşaklıgil'in kalemini bu konuda çok beğendim. Kitabı zaman buldukça veya zaman yaratabildikçe aralarda okudum. Zaten çok uzun olmayan bir eser olduğu için birkaç gün içerisinde zihnimi çok yormadan bitirdim. Konusu ve anlatış biçimi ile beğendiğim bir eser oldu. Herkese iyi okumalar! (Yeni Bir Okurun Gözünden)
“köşede dursun” yazıları.: Merhabalar, bir süredir reading slump batağından çıkmaya çabalıyordum. Sayfa sayısı nispeten az olan kitapları seçerek bunu aşarım artık diye düşünürken Halid Ziya tarafından beklenmedik bir anda kalbimden vuruldum dırırırım (stüdyoda harbiden duygusal anlar..) Halid Ziya, Reşat Nuri, Halide Edip gibi yazarları okumaktan fazlasıyla zevk alıyorum. Bu kitabı da büyük bir zevkle okudum. Günlük tarzından hoşlananlar kitabı ekstra beğenecektir herhalde. Beni en çok düşündüren alıntılardan birkaçını köşeye not olarak bırakmak isterim: “İnsan hakikati mümkün mertebe unutmak, biraz hissiyatını ta'til ederek şahsiyetten uzak birtakım hissiyata, şahsına yabancı denebilecek bir şahsiyete girmek için vesile arar.” · “Bazı dakikalar vardır ki, insan nefsini anlamak için kalbini ve aynı zamanda fikrini dinlemeye muhtaçtır. Ben bu ihtiyacı hissediyordum.” · “Ey hayat! Sen bundan mı ibaret idin?...” · İlgilisine keyifli okumalar dilerim :) (b.)
Halid Ziya'nın İzmir Dönemi romanlarından (1889) İleride yeşerecek olan tohumun romanıdır. Bir kadın ve iki erkek aşk üçgeninde sınırları çizilen romanda Osman Vecdi'nin hislerine bir nevi ortak oluyorsunuz. Romanın en çarpıcı noktası Osman Vecdi Başkisinin her şeyin başladığı köşkte her şeyi bitirmesi. Ölmek için keza bundan daha iyi yer bulunamazdı. (Çevik Çevik)
--reklam--
Bir Ölünün Defteri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Halid Ziya Uşaklıgil - Bir Ölünün Defteri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bir Ölünün Defteri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Halid Ziya Uşaklıgil Kimdir?
Bazı edebi yazılarını Hazine-i Evrak dergisinde Mehmet Halit Ziyaeddin adıyla yayımlamıştır. Servet-i Fünun edebiyatının en büyük nesir ustası kabul edilir. İlk büyük Türk romanı olarak kabul görmüş Aşk-ı Memnu'nun yazarıdır.
Aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu'nun Sultan Reşat devri Mabeyn Başkatibi (1909-1912), ve Ayan Meclisi üyesidir.
İstanbul'un Eyüp semtinde doğdu. Babası halı tüccarı Halil Efendi, Uşak'tan İzmir'e göçmüş varlıklı bir ailedendi. Halit Ziya, o sırada İstanbul'a yerleşmiş olan Halil Efendi ile Behiye Hanım'ın üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Mahalle mektebindeki ilk eğitiminin ardından Fatih Askeri Rüştiyesi'ne devam etti. 93 Harbi'nin başlaması ile Halil Efendi'nin işleri bozulunca aile, İzmir'e yerleşti ve Halit Ziya öğrenimini İzmir Rüştiyesi'nde sürdürdü. Ardından İzmir'de Ermeni Katolik rahiplerinin çocukları için kurulmuş yatılı bir okula devam ederek Fransızcasını geliştirdi; Fransız edebiyatını yakından tanıdı. Fransızca çeviri denemeleri yaptıktan sonra henüz öğrenci iken ilk yazılarını yayımlamaya başladı. Önce İzmir çevresinde kendini tanıttı. Bazı edebi yazılarını İstanbul'da Hazine-i Evrak adlı önemli bir dergide "Mehmet Halid" adıyla yayımladı. Son sınıfta iken okuldan ayrıldı, babasının kâtibi olarak iş yaşamına başladı. Aynı yıl, Bıçakçızade Hakkı ve Tevfik Nevzat adlı arkadaşlarıyla Nevruz adlı bir dergi yayımlamaya girişti. 10 sayı kadar yayın hayatında bulunan ve İzmir'in ilk edebiyat dergisi olan bu dergide çeviri şiir ve hikâyeler, mensur şiirler, bilimsel yazılar yayımladı. Babasının yanındaki işi edebiyat merakı ile bağdaştıramadığından farklı bir iş aradı. İstanbul'a giderek hariciyeci olmak için başvurdu; başvurusu kabul edilmeyince İzmir'e döndü. İstanbul'da bulunduğu süre içinde Fransız edebiyat tarihi ile ilgili olarak uzun süredir yazmak istediği kitabı yazdı. Garbdan Şarka Seyyale-i Edebiye: Fransa Edebiyatının Numune ve Tarihi adlı kitabı 1885'te 84 sayfa olarak basıldı. Bu eser, onun basılan ilk kitabıdır ve Türkçede basılmış ilk Fransız edebiyatı tarihi olma özelliği taşır. İzmir'e döndükten sonra İzmir Rüştiyesi'nde Fransızca öğretmenliği yaptı, öğretmenliğe devam ederken Osmanlı Bankası'nda çalışmaya başladı. İzmir İdadisi'nin açılmasından sonra öğretmenliğe bu okulda devam etti; Fransızcanın yanısıra Türk edebiyatı dersleri verdi.
--reklam--
Halid Ziya Uşaklıgil Kitapları - Eserleri
- Mai ve Siyah
- Aşk-ı Memnu
- Bir Ölünün Defteri
- Kırık Hayatlar
- Ferdi ve Şürekası
- Nemide
- Bu muydu?
- Ferhunde Kalfa
- Sefile
- Fena Bir Gece
- Hikaye
- Bir Acı Hikaye
- Sade Bir Şey
- Aşka Dair
- Kırk Yıl
- Mai Yalı
- Bir Yazın Tarihi
- İzmir Hikayeleri
- Ruhun Lisanı
- Bitmemiş Defter
- Saray ve Ötesi
- Kadın Pençesi
- Kar Yağarken
- Solgun Demet
- Onu Beklerken
- Bir Hikaye-i Sevda
- İhtiyar Dost
- Bir Şi'r-i Hayal
- Mensur Şiirler - Mezardan Sesler
- Saklanan Düşman
- Füruzan
- Kâbus
- Nesl-i Ahir
- Sepette Bulunmuş - Hepsinden Acı
- Hepsinden Acı
- Bir Başlangıcın Sonu
- Kırık Hayatlar 1. Cilt
- Sanata Dair
- Kırık Hayatlar 2. Cilt
- Küçük Fıkralar
- Bir Muhtıranın Son Yaprakları
- Valide Mektupları
- ذكريات راحل
- Papağan Halit
- Yarın Kardeşler
- Sanata Dair Cilt 2
- Sanata Dair Cilt 1
- Saray ve Ötesi
- Garp'tan Şark'a Seyyale-yi Edebiyye
- Almanya Mektupları
--reklam--
Halid Ziya Uşaklıgil Alıntıları - Sözleri
- Ben mutsuz, kendi kendimden, hayatımdan, geleceğimden kuşku duyan bir gencim. (İzmir Hikayeleri)
- "Zengin olmamakla beraber eline geçen bütün parayı elbiseme, harçlığımı harcar, üç gün sonra para istesem hiç itiraz etmez.." (Aşka Dair)
- "Lakin asıl şiir kadınlardır, bu çiçeklerden teşkil edilerek odanızın yaldızlı hücrelerinde narin çiçekliklerde güzel kokulu anılarıyla size gülümseyen demetlerdir. " (Aşk-ı Memnu)
- "Zaten hiçbir zaman kendisi için alelade bir hayattan fazlasını tasavvur etmemişti. Ta çocukluğundan beri zevkleri sade, emelleri ufaktı." (Mai Yalı)
- mazi ve istikbal aynı ömür kitabının iki sahifesidir, birini yırtmak diğerini natamam [noksan] bırakmak demektir; hele ikincisini yazmak isteyenler birincisini okumamış, görmemiş bulunurlarsa yazacakları bî-asıl bir hurafeden [temelsiz bir saçmalıktan] ibaret kalır. (İhtiyar Dost)
- Sen yalnız benimsin, başka hiç kimsenin olamazsın. Ben bütün içim kaynayarak, bedenimin en küçük parçasına kadar titreyerek senin isteğinle doluyum. Gece gündüz, uyurken uyanıkken gözlerimde kafamda yalnız sen varsın. Anlıyor musun? ... Hep senin için yaşıyorum; ama senin için ölmesini de bilirim. (İzmir Hikayeleri)
--reklam--
- Hâlâ yaşamaktadır lâkin bir yarısını mezara gömmüş bir vücut nasıl hayatta bulunursa öyle... (Hikaye)
- Bir muaşakadan [aşktan] alınan lezzet mahvolur, lâkin bir validenin badi-i felâketi [felâket sebebi] olmaktan mütevellit [ileri gelen] azab-ı vicdanî ebediyyen müteezzi eder [acı verir]. (Sefile)
- O kalp sevmiş, fakat sevdikten sonra kırılmıştı. (Bir Ölünün Defteri)
- Fakat bilinemez nasıl bir ihmalle bir aile kurma tasavvur ve ihtiyacını daima ertesi güne erteleye erteleye bir gün fark etmişti ki saçları ağarmış... (Mai Yalı)
- Aşk, geçtiği yerlerde hazzın öyle izlerini bırakır ki bu görülmese bile duyulur, sezilir. (Sade Bir Şey)
- ...ona en düşman olduğu zamanlar en ziyade sevdiği zamanlardı ve pek emindi ki o da ağır hakaretleriyle, hırçınlıklarıyla beraber onu seviyordu. (Bitmemiş Defter)
- Ne kadar çirkin ve kötü hisler varsa, haset, kıskançlık, çekememezlik, gayz ve kin, her şeyin üstünde tutulmak gerekirken, çıkarlara göre kullanılmak istenen din örtüsünün altında saklanırdı. (Papağan Halit)
--reklam--
- Unutmak istediğim bütün anılar onun içinde idi . (Bir Ölünün Defteri)
- Aralarinda hallolunacak meseleler, paylasilacak seyler, birisine yahut digerine uyarak kabul olunacak fikirler ortaya cikti. Isin baslangicinda her ikisi de digerine karsi, karsilikli yardimlarda bulunuyorlardi. Oyle ki sonunda yaklasa yaklasa ya opusmek ya bogusmak lazim geldi. Opusmediler, bogusmak da istemediler, yalniz ayrilmakla yetindiler. (Saklanan Düşman)
- "Gel. dama çıkalım, sen uçurtmanı uçur, bende çoraplarını öreyim." (Sepette Bulunmuş - Hepsinden Acı)
- Sultan Reşat'ın cülusunun hemen akabinde bir gün Emrullah Efendi (İttihatçı) bana geldi ve oturmaya bile kuvvet bulmayarak yarı ayakta yarı sandalyede söyledi: “Sana mühim bir iş için geliyorum. Biliyorsun ki hünkâr için hükümet yirmi beş bin lira tahsisat teklif ediyor. Biz bunu fazla bulmuyoruz ama…” “Ama hünkâr kendiliğinden bunun beş bin lirasını terk edecek olursa efkâr-ı umumiye üzerinde pek iyi bir tesir hâsıl edecek.” (Saray ve Ötesi)
- "Evet. beni en çok mutlu edecek şey, annesi ve kızını öldürmek olacak!.." (Sepette Bulunmuş - Hepsinden Acı)
- Kaderin akışına engel olacak bir tedbir alınabilir miydi? (Bir Acı Hikaye)
- "Bu evlilik seni mesut etmek değil, aksine, öldürüyor..." (Ferdi ve Şürekası)
Yorumlar
0 yorum