Kitap Künyesi
Yazar: Yorgo Seferis
Çevirmen: Erdal Alova
Tasarımcı: Ayşe Çelem
Orijinal Adı: A Poet's Journal: Days of 1945-1951
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750714047
Sayfa Sayısı: 264
--reklam--
Bir Şairin Günlüğü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İzmir doğumlu büyük Yunan şair Yorgo Seferis, gençlik yıllarından başlayarak düzenli günlükler tuttu. Çoğunluğu özel nedenlerle yayımlanmayan bu günlüklerden bir kısmını "şiir sanatı ve okuma yazma notları niteliğinde olanları" Seferis, 1960'lı yılların sonuna doğru yayımlamaya karar verdi. Ne var ki, Yunanistan'daki siyasi durum buna olanak vermiyordu. Yorgo Seferis, yayımlamaya karar verdiği metni yurtdışına gönderdi ve ne yazık ki kitap halini göremeden öldü.
Bir Şairin Günlüğü, hareketli kent yaşamından, bunaltıcı politik tartışmalardan kurtulmayı hayal eden şairin günlük notlarından, şiir üzerine düşüncelerinden, geçmişten; özellikle çocukluk yurdu İzmir, barış, özgürlük ve insan sevgisi taşan satırlardan oluşuyor. Kitap, Seferis'in duygulu, özel dünyasına götürüyor okuru.
(Tanıtırm Bülteninden)
--reklam--
Bir Şairin Günlüğü Alıntıları - Sözleri
- Beni çılgına çeviriyor bu ülke.
- aklımın durduğunu hissettiğim anlar oldu.
- uyumaya, insanları görmemeye müthiş bir gereksinim duyuyorum.
- uyumaya, insanları görmemeye müthiş bir gereksinim duyuyorum.
- Haz verdikleri için iyi olan yapıtlar ya da haz versin vermesin iyi olan yapıtlar; bu ayrıma dikkat.
- Yüreğin ve duyguların kabarması; çok kaotik, kristalleşmemiş bir durum; şiddetle artan bir sevecenlik; her yana yayılmış, bulanık bir çılgınlık
- "Uyumaya, insanları görmemeye müthiş bir gereksinim duyuyorum."
--reklam--
Bir Şairin Günlüğü İncelemesi - Şahsi Yorumlar
" Anı, " " Nereye dokunsan acıtıyor! ": Kitabın sayfalarını karıştırırken okuduğum bu cümle, ruhuma sirayet ederek bütün varlığımı esir altına aldı. İşte! O an, anladım ki, " Tamam! Şimdi, okuyacağım kitabı buldum!" dedim, buruk bir sevinçle!... Yorgo Seferis'in yıllar sonra iskeleyi gördüğü zaman zihnine dolan bu cümle, maziye gömdüğüm anılarımı ortaya serdi, birdenbire. Hissettiklerini en az onun kadar bütün benliğimde duyumsamış ve ortak bir bağ kurmuştum, bile! Seneler önce çocukluğumun ve gençliğimin geçtiği şimdi ise, başka bir aileye yuva olan evimizin önünden geçerken, parke döşeli kaldırım taşlarında maziye dair bir iz aramıştım, umutsuzca!... Her gece arkası yarın izler gibi salgın haberlerinden uzak durmak için bir şeyler arıyordum, zihnimi dağıtacak! Yorgo Seferis, sosyal hayatın kısıtlandığı umutsuzluk ve aşırı duyarlılık dolu aylar ile geçen bir zamanda, girdi hayatıma. Aylardır benimle birlikte, yanımdaydı. Denize tutkun, sevdalı iki yürek oturduk, dalgaların karşısında. Şair zulmün getirdiği, savaş yıllarının katılığını ve çirkinliğini anlatırken, ben savaşlar olmadan da insanların birbirlerini yok ettiklerini! Günlüğün sayfalarına siyasal çatışmaların baskısı altında yaşanılan hayatın değişiklikleri ve tükenişi yansır. İnsanların, kendi elleriyle yarattığı yıkım! Ve, tuzla buz olmuş parçalanmış evler! Kaybedilen canlar da, cabası!... Hâlbuki yaşadığım çağ da farklı değil ki, aslında! Elimizde öyle savaş yıllarında ki gibi ateşli silahlar yok, belki! Ya da sokaklar arası, yıkıntı ve harabeler de yok! Etrafa dağılmış üzeri kanla kaplı, cesetlere de rastlanılmıyor! Ama biyolojik silah denilen bir virüs var, savaşmak zorunda kaldığımız! Bazıları vurdumduymaz, kaderci bir zihniyete sahip olsa da!... Hem etrafta kanlı cesetler yerine, ceset dolu torbalar ile gömülü mezarlar var. Yakılan ve yıkılan harabeler arasında dolaşmıyoruz belki de ama dağılmış ve parçalanmış perişan olan aileler var. Hangi yöne baksam herkes paronayak ve depresif!... Yorgo Seferis, 1924 - 1946 yılları arasında yazdığı şiirlerini topluca yayıma hazırlarken günlüğünü de sıraya koyarak düzenler. Ve, “Hiçbir zaman hayal bile etmedim,” diye itiraf eder, “Günlüğe dönüşün bu kadar acı olabileceğini.” Hayal bile etmediğimiz şeyler ile mücadele etmenin ne kadar zor olduğunu, sanırım sizlerde benim kadar çok iyi biliyorsunuz! Öncesinde spontene gelişen, sıradan ve basit olan bir eylemi bile gerçekleştirememek!... Meselâ; maskesiz, özgürce nefes almak! Ya da candan kucaklaşma olmasa da bir, iki cümle hâl hatır sormak! Bazı cahil, kuş beyinli ve bencil insanlar yüzünden, bütün bu haklarımız ellerimizden koparılarak, zorla alındı. Geriye bize kalansa... Hepi topu... salgının gölgesinde kalan hayatımızda herkesten korkarak ve kaçarak yaşanılan, izole bir yaşam!... Her yüzyılda yaşandığı gibi, gerek Yorgo Seferis'in yaşadığı çağ, gerekse de şimdiki çağ da yaşama dair bütün bu yıkımların tek faili ve müsebbibi insanlar! Sanırım dünya alt üst olmadıkça, insanlar durmayacak! Ne diyebilirim ki, insanlara izan ile düşünme yetisine sahip olmalarını dilemekten başka! Öyle sanıyorum ki hislerimiz, güçlü ya da zayıf oluşuna göre, haz ya da rahatsızlık nedeni olabilir. Tıpkı öncesinde okumaktan imtina ettiğim günlük, bir anda okuma hayatıma dahil olarak son derece keyif aldığım bir edinim olması gibi!... Üzerimde yapışıp kalan pası, bir nebze dahi olsa da atmama yardımcı olan, İzmir'in Urla belediyesi yakınlarında bulunan tarihi İyonya kenti Klozamenai' da dünyaya gözlerini açmış, Yunan soyundan gelmesine rağmen Müslüman topraklarında doğduğu için Rum olarak da anılan, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi olan Yorgo Seferis'i tanımanızı isterim. Keyifli okumalar, değerli okurlar!... (Serpil Ağ)
Yorgo Seferis 1900 İzmir doğumlu. 14 yaşına kadar da Urla'da yaşamış, sonra ailesiyle Atina'ya taşınmış ve gelecekte de Nobel ödülü almış, Yunan şairdir. . . Benim ilgimi çeken ve kitabı okumama sebep olansa şairin Urla'da yaşamış olmasıydı. . . Yorgo Seferis'in 1945 - 1951 yılları arasında tuttuğu günlükleri kapsayan kitabı, "günlük" okumayı sevenlere tavsiye edebilirim. Kavafis ile T.S.Eliot (her ikisi için de deneme yazmıştır), Andre Gide, Marcel Proust gibi isimlerden de bahsediyor, Binbir Gece Masalları'ndan alıntılar yapıyor. . . Benim için kitabı ilginç kılan ise 1950'li yıllarda, Ankara, Kütahya, Muğla, Bodrum, Söke, Ayvalık, İstanbul ve çocukluğunun geçtiği Urla'ya yaptığı seyahatlerde izlenimlerini paylaşıyor olmasıydı. . 1950 yılının Temmuz ayında Burhaniye'deki bir tespitini buraya alıntılamak istedim: "Burhaniye limanında konuksevmez, kumlu bir kıyıda yüzdük. Yerlilerin denize alışması çok zaman alacak gibi görünüyor. Denizleri var, ama (bir düşün) onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar. syf.222 . . Kitabı İzmir manzarasıyla fotoğraflamamın sebebi ise yine Seferis'in İzmir için söylediği bir cümle; Syf.238 de şöyle diyor İzmir'de bulunduğu bir gün; "İzmir bugüne kadar gördüğüm en cansız kent" Ben de gel şimdi gör İzmir'i, Yorgo Seferis demek isterdim . . #okudumbitti #yorgoseferis #günlükler #birşairingünlüğü #canyayınları #izmir #urla #kitapönerisi #kitaptavsiyesi #okumaönerisi #ekimokumaları (Seda Ediz)
--reklam--
Bir Şairin Günlüğü PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Yorgo Seferis - Bir Şairin Günlüğü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bir Şairin Günlüğü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Yorgo Seferis Kimdir?
Yorgo Seferis (Γιώργος Σεφέρης) (d. 19 Şubat 1900/ İzmir-Türkiye – ö. 20 Eylül 1971) 20. yüzyılın önemli Yunan Şairlerinden.
Urla'da (İzmir) doğdu. 1914'te ailesiyle Atina'ya taşındı. Çalışmalarını 1918 - 1925 arası Paris Sorbonne'da sürdürdü. 1963 yılında Nobel Edebiyat Ödülü aldı.
--reklam--
Yorgo Seferis Kitapları - Eserleri
- Üç Kırmızı Güvercin
- Bir Şairin Günlüğü
- Bütün Şiirleri
- Destansı Öykü
- Kapadokya Kaya Kiliselerinde Üç Gün
- Seçme Şiirler: Seferis
- Mithistorima
- Profil
--reklam--
Yorgo Seferis Alıntıları - Sözleri
- Dostlarımız bizi bıraktı belki de hiç görmedik onları, (Destansı Öykü)
- Benimkinden değişik ilgi alanları olan insanlar bana çekici geliyor. (Üç Kırmızı Güvercin)
- Beni çılgına çeviriyor bu ülke. (Bir Şairin Günlüğü)
- "Uyumaya, insanları görmemeye müthiş bir gereksinim duyuyorum." (Bir Şairin Günlüğü)
- "Tek başıma kalmak istediysem yalnızlığı aramıştım, aklıma bile getirmemiştim böyle bir bekleyişi, ruhumun ufukta parçalanışını, bu çizgileri, bu renkleri, bu suskunluğu." (Mithistorima)
- “Artık kimseyi ilgilendirmeyen eski öykülerdir bunlar, bağladık yüreklerimizi ve büyüdük.” (Bütün Şiirleri)
- Marcel Proust: Erkenden yattım uzun süre. (Bütün Şiirleri)
- aklımın durduğunu hissettiğim anlar oldu. (Bir Şairin Günlüğü)
- Artık sevişmeyi unutmuş gövdeler (Üç Kırmızı Güvercin)
- Öyle çok şey geçti ki gözümüzün önünden Sonunda gözlerimiz hiçbir şey görmez oldu (Destansı Öykü)
- ••• yaşadık yaşayalım diye bize verdikleri yaşamı Yorgo Seferis (Seçme Şiirler: Seferis)
- Tek başına kalmak istediysem, yalnızlıktı aradığım, ruhumun ufuktan ufuğa dağılması, bu çizgiler, bu renkler, bu sessizlik, bu bitmez tükenmez bekleyiş değil. (Üç Kırmızı Güvercin)
- "Bir ağaç dalı gibi çiçek açmayı, meyve vermeyi ve soğuk zamanı kavala dönüşmeyi umut eden bu bedeni uğultulu bir arı kovanına soktu imgelem ona işkence etsin diye her geçişinde ezgili zaman" (Bütün Şiirleri)
- Haz verdikleri için iyi olan yapıtlar ya da haz versin vermesin iyi olan yapıtlar; bu ayrıma dikkat. (Bir Şairin Günlüğü)
- Bağlandık ve dört bir yana dağıldık ve dediklerine göre var olmayan zorluklarla boğuştuk.. (Mithistorima)
- Bu göğün altında balık olan biziz (Üç Kırmızı Güvercin)
- geri döndük; her zaman geri dönmek için çıkarız yola: yalnızlığa, bir avuç toprak, boş avuçlara.. (Bütün Şiirleri)
- Şimdi başarabilecek miyiz kendimizce ölmeyi? (Üç Kırmızı Güvercin)
- Ağaçları anlamayı öğret ona. (Seçme Şiirler: Seferis)
- Tek başıma kalmak istediysem, yalnızlıktı Aradığım, ruhumun ufuktan ufuğa dağılması, Bu çizgiler, bu renkler, bu sessizlik, Bu bitmez tükenmez bekleyiş değil. (Destansı Öykü)
Yorumlar
0 yorum