Kitap Künyesi
Yazar: Kevin Wilson
Çevirmen: Selen Ak
Yayın Evi: Domingo Yayınevi
İSBN: 9786051981963
Sayfa Sayısı: 272
--reklam--
Bir Şey Olduğu Yok Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Lillian ve Madison’ın yatılı okulda başlayan beklenmedik dostlukları, Lillian’ın olaylı bir şekilde okulu terk etmesiyle mektuplara kalmıştı. Ta ki yıllar sonra yine bir mektupla gelen yardım çağrısına kadar.
Madison, Lillian’dan üvey ikizlerine bakıcılık yapmasını istiyor. Ama bir detay var: İkizler kızıp üzülünce alev alıyorlar. Gerçekten, alev alıyorlar. Kendilerine zarar vermeyen ama etraflarında ne varsa yakıp yıkan, korkutucu ve bir o kadar da göz alıcı alevler.
Bocalamakla geçen hayatında kaybedecek pek de bir şeyi olmayan Lillian, yazı çocuklarla geçirmeyi kabul ediyor. Üçü artık birbirlerine güvenmeyi, başkalarını umursamamayı –ve Madison’ın politikacı kocasından uzak durmayı– öğrenmek zorundalar. Peki ama Lillian gece uykusunda bile onlar yüzünden yanabileceği gerçeğiyle ne yapacak? Bir an önce onlardan uzaklaşmanın yollarını mı arayacak yoksa bu tuhaf güzellikteki çocuklarla el ele verip dünyanın karşısına mı dikilecek?
Birbirlerini anlamaya, dünyadaki küçük yerlerini bulmaya çalışan sıra dışı karakterlerin buluştuğu bu tuhaf, yumuşak ve eğlenceli roman, Kevin Wilson'ın olağanüstü ile olağanı aşılamadaki muazzam becerisini bir kez daha doğruluyor.
“Bu kitabın güzelliğini aklım almıyor. Her şeyiyle özgün, bir o kadar da muhteşem.” Taffy Brodesser-Akner, New York Times
“Benzerini okumuştum diyeceğiniz tek bir satır yok. O kadar taze bir ses.” Entertainment Weekly
--reklam--
Bir Şey Olduğu Yok Alıntıları - Sözleri
- “Herkesin saygılı bir mesafede durması, ne müthiş olurdu?”
- “…bir şeyi herkesten gizleyip tamamen bastırırsanız gerçekten ihtiyaç duyduğunuzda, çağırmanız zor oluyor.”
- “…gözlerinde o tuhaf kıvılcımı, o çok hoşuma giden, içinde yaşamak istediğim hınzırlığı gördüm.”
- “Radyoda, içimde sıcak bir küvete girip tanıdığım herkesi öldürdüğümü düşleme isteği uyandıran hafif müzikler çalıyordu.”
- “Dünyanın sonunu getirecek bir düğme olsaydı ve o düğme tam karşımda dursaydı o an o düğmeye var gücümle basardım.”
- “Asıl mesele […] ne düşündüğünü bilmememdi ve bu da beni geriyordu.”
- “Yangın […] içindeymiş gibi görünüyordu, […] ateşten yapılmıştı sanki.”
- “İnsan bu dünyanın onu mahvetmesine nasıl engel olurdu?”
- "Belki de çocuk böyle bir şeydi, istemeseniz bile içinizi deşen, şiddetli bir ihtiyaçtı."
- Dünyanın sonunu getirecek bir düğme olsaydı ve o düğme tam karşımda dursaydı o an o düğmeye var gücümle basardım.
- İşte o zaman anlamıştım: hayatlarımızda dibe battıkça batarken bile hep ayrıydık. Düşmek ama bir başkasına tutunduğun için yalnız kalmamak nasıl bir histi, merak etmiştim.
- Benim savaş yaralarım vardı, onların tenindeyse ateş bile iz bırakamıyordu.
- "Ne?" dedim, oysa gayet iyi anlamıştım. Bu dünyada böyle bir şeyin mümkün olduğunu bilmiyormuşsunuz gibi davranmaktan başka ne gelirdi ki elden?
- "..arzuladıklarımdan daha azına sahip olduğum bir hayatım vardı. Daha fazlasını istemek yerine, bazen kendimi daha bile azını istemeye zorluyordum. Bazen kendimi hiçbir şey, hatta hava veya yiyecek bile istemediğime inandırıyordum." .
- O ateşi sımsıkı tutacaktım, o da beni ısıtacaktı ve asla ama asla sönmeyecekti.
--reklam--
Bir Şey Olduğu Yok İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Lillian 28 yaşına gireli birkaç hafta oldu. Hayatı çok da eğlenceli sayılmaz. Çok daha başarılı, rahat bir hayatı olabilirdi evet ama bazı şeyler oldu. Lafını etmeye bile üşendiği şeyler. Bir şekilde hayatı değişmek üzere, henüz bundan emin değil. Sadece şöyle bir gerçek var: zamanında en yakını olan Madison ondan bir iyilik istiyor, tamam iyilikten çok daha fazlası demeli: üvey çocuklarının (Bessie ve Roland) bakımını üstlenmesini, geçici bir süreliğine. Daha önce çocuk bakmadı Lillian, kendisine bile tam anlamıyla baktığı söylenemez. Ama an gelir ‘hayır’ demeyi beceremezsiniz, karşınızdaki ‘hayır’ diyemeyeceğiniz biridir, koşullar şimdiki halinizden daha kötü değildir ve tepkiniz ‘eh madem öyle, yapayım’ olur. Sonuç olarak Lillian ikizlerin bakımını kabul etti. Ufak bir not: İkizler alev alıyor! 10 yaşındalar ve bazı duygu değişimlerinde vücutlarına zarar vermeyecek şekilde yanmaya başlıyorlar. Evet evet, bildiğimiz alevler sarıyor bedenlerini. Tabii ki kolay olacağını düşünmemişti Lillian, yaşamındaki en zorlu sınavına doğru yol alıyor şimdi… . ‘Dünyanın Merkezine Tünel Kazmak’ ve ‘Fang Ailesi’ kitaplarını büyük bir keyifle okuduğum Kevin Wilson yine okuru yazdıklarının içine çekmeyi başarıyor. ‘Bir Şey Olduğu Yok’ öyle hızlı akıyor ki kitaba ne ara başlayıp bitirdiğinizi anlamıyorsunuz. Pişmanlıklar, karar anları, seçimler, ihmalkarlık gibi pek çok konuyu tek bir hikâyede birleştiriyor Wilson. Oldukça basit bir dille hem de! Empati yapamayacağınız durumları dahi düşünür buluyorsunuz kendinizi. Yalnız kalanların içindeki o kor alevi hissediyorsunuz en çok. Pek sevdim! . Çeviride Selen Ak ; Allison Saltzman kapak tasarımında ise Christian Northeast’in mükemmel kapak illüstrasyonu yer alıyor** (Hülya Açılan)
Sanırım bazı kitapları beklemtisiz okursanız daha çok seviyorsunuz , Kitap çok önüme çıkıyordu ama konusuna bakmamıştım , Ama sonra Domingo yayınevinden çıktığını görünce ilgimi çekti çünkü şimdi ye kadar okuduğum tüm kitaplarını çok sevmiştim buda öyle oldu hatta bayıldım diye bilirim bu yıl okuduğum en özgün kitaplardan birisiydi yılın en iyi kitabı seçilmiş , sonuna kadar hak ediyor , konusunu kısacak söylersem ikiz çocuklarımız var sinirlendiklerinde alev alıyorlar kitap fantastik değil yanlış anlamayın hikaye 1995 senesinde geçiyor Dadıları lilian ve ikizleri çok seveceksiniz sanki içinizden biriler mutlaka okuyun. (Ahmet öztürk)
Tavsiyedir: Bir seneden uzun süredir kitap incelemesi yapmadığımı fark edeli epey oluyor, ancak bu orucu hangi kitapla açacağım sorunsalı bir süredir aklımdaydı. Beklenen kitap geldi: Bir Şey Olduğu Yok Bu kitapla yine bir kitapçıda avare avare gezinirken karşılaştım. Neden bu kitaba yöneldim, çünkü benim hayatımda da bir şey olduğu yoktu. Gerçekten de hiçbir şey olduğu yoktu. İşe gidip yorulup eve gelip uyumak dışında hayatımda hiçbir şey yoktu. İşte ilk tanışmamız böyle oldu. Kitabın arkasını çevirdim ve konusunun ilginçliği beni cezbetti. Bir Cumartesi akşamı başladım okumaya, ve yaklaşık 5 saat sonra bitirmiş şekilde kitabı elimden bıraktım. Biraz kendime kızdım, çünkü hoşuma giden şeyleri sonunu düşünmeden hızla tüketirim. Ama olan oldu, bu 5 saat içinde sıcacık, bir o kadar da akıcı bir kitap bitirmiş oldum. Dikkati çekmek istediğim nokta ikizlerin kendilerini korumak için geliştirdikleri savunma mekanizmasının onları daha da yalnızlaştırıp bir kısır döngüye sokması. Aslında hepimizin böyle savunma mekanizmaları var, ancak tek eksiğimiz fiziken değil de içten içe öfkeyle yanıyor oluşumuz. Kullanılan dil sade, cafcaflı betimlemeler sevenlere uygun bir kitap değil. Karakterlerin duygu durumu, çözümlenmeleri bu kitabı bu kadar samimi kılıyor. Kıssadan hisse, tavsiyedir okuyunuz (Aslıhan G)
--reklam--
Bir Şey Olduğu Yok PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Kevin Wilson - Bir Şey Olduğu Yok kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bir Şey Olduğu Yok PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Kevin Wilson Kimdir?
Shirley Jackson ve Alex ödüllerini kazanan Tunneling to the Center of the Earth (2009) isimli öykü kitabının yazarıdır. Öyküleri Ploughshares, Tin House, One Story, Cincinnati Review da dahil pek çok yerde yayımlandı ve New Stories from the South: The Year's Best antolojisinin 4 cildinde yer aldı. Mac-Dowell Colony, Yaddo ve KHN Center for the Arts burslarına layık görülen Wilson, University of the South'da yazarlık dersleri veriyor ve Tennessee, Sewanee'de, şair olan eşi Leigh Anne Couch ve oğlu Griff ile yaşıyor.
--reklam--
Kevin Wilson Kitapları - Eserleri
- Fang Ailesi
- Bir Şey Olduğu Yok
- Dünyanın Merkezine Tünel Kazmak
- Nothing to See Here
--reklam--
Kevin Wilson Alıntıları - Sözleri
- " Adımlarımı sayıyorum, çünkü mutsuz ve sıkıcı bir hayatım var." (Dünyanın Merkezine Tünel Kazmak)
- “…bir şeyi herkesten gizleyip tamamen bastırırsanız gerçekten ihtiyaç duyduğunuzda, çağırmanız zor oluyor.” (Bir Şey Olduğu Yok)
- " Gerçek değildi; kurulmuş, abartılı bir sahneydi. " Dorothy B. Hudges ( In a Lonely Place ) (Fang Ailesi)
- Tek bir dileği vardı: Gözyaşlarına boğulmadan bugünü atlatabilmek. (Fang Ailesi)
- "Onlara çocuklar sanatı öldürür dedim. Ve bunu öylesine değil, inanarak söyledim. Bu yüzden hiç evlenmedim, asla biriyle ilişkiye girmedim. Annenizle babanız bir şekilde teorimi çürütmek zorundaydı, bunun farkındaydılar. Onlar da aile yaşamlarıyla sanatlarını öyle bir iç içe geçirdiler ki, birini diğerinden ayırt etmek imkansız oldu. Siz ikinizi santlarının içine soktular. İnanılmazdı, gerçekten. Ve sonra zaman geçtikçe, belki erken gelen başarımın üzerine gerçekten artı bir şey koyamadığımdan, belki onları kıskandığımdan, Fang gösterilerini dehşete düşmeden izleyemez oldum; siz iki çocuğa dönüşü olmayan zararlar verildiği kanısındaydım. Ve Caleb bunu anladı; çaışmalarına kuşkuyla baktığımı hissetti. Çok geçmeden mektup yazmayı bıraktı, benimle olan tüm iletişimini kopardı. Kendi vizyonlarında yürümeye devam ettiler. Ve haklıydılar. Teorimi alaşağı ederek beni yendiler. Çocuklar sanatı öldürmüyor. Sanat çocukları öldürüyor..." (Fang Ailesi)
- "Alkolün vücuda yayılışını hissedebiliyordu. Kötü fikirler bu sayede iyi fikirlere dönüşüyordu. " (Fang Ailesi)
- İnsanlar iyi şeylerin olmasını ümit etse de,kötü şeylerin olmasını bekler.Iyi şeyler insanları tedirgin eder,fırtına öncesindeki sessizlik gibi. (Dünyanın Merkezine Tünel Kazmak)
- Bir zamanlar sevdiğimiz şeyler zamanla değişmiyor,değişen bizim onlar hakkındaki düşüncelerimiz. (Dünyanın Merkezine Tünel Kazmak)
- We didn’t talk about that night between us, not a word. We didn’t act like it hadn’t happened. That would have been bullshit. But we acted like if we talked about it, it would only keep happening, the same result, the same pain, and what was the point of that? (Nothing to See Here)
- “Yangın […] içindeymiş gibi görünüyordu, […] ateşten yapılmıştı sanki.” (Bir Şey Olduğu Yok)
- “İnsan bu dünyanın onu mahvetmesine nasıl engel olurdu?” (Bir Şey Olduğu Yok)
- "Fikir o sabah herhangi birimizden çıkmadı.Hepimizin aklına aynı anda geldi gibi oldu.Birileriyle yeteri kadar zaman geçirirseniz onlarla senkronik düşünmeye başlıyorsunuz" (Dünyanın Merkezine Tünel Kazmak)
- Benim savaş yaralarım vardı, onların tenindeyse ateş bile iz bırakamıyordu. (Bir Şey Olduğu Yok)
- O ateşi sımsıkı tutacaktım, o da beni ısıtacaktı ve asla ama asla sönmeyecekti. (Bir Şey Olduğu Yok)
- "..arzuladıklarımdan daha azına sahip olduğum bir hayatım vardı. Daha fazlasını istemek yerine, bazen kendimi daha bile azını istemeye zorluyordum. Bazen kendimi hiçbir şey, hatta hava veya yiyecek bile istemediğime inandırıyordum." . (Bir Şey Olduğu Yok)
- İşte o zaman anlamıştım: hayatlarımızda dibe battıkça batarken bile hep ayrıydık. Düşmek ama bir başkasına tutunduğun için yalnız kalmamak nasıl bir histi, merak etmiştim. (Bir Şey Olduğu Yok)
- "Çıktığım her odanın ışığını kapatıyorum, karanlık peşimden geliyor." (Dünyanın Merkezine Tünel Kazmak)
- My imagination, which made life tolerable, needed to be kept a secret from the rest of the world. But if you keep something hidden away, all tied up, it’s hard to summon it when you really need it. (Nothing to See Here)
- Merak ediyorum, acaba insanoğlunun takıntıları da, Japon balıkları gibi, koşullar ne kadarına izin verirse o kadar mı büyüyor? (Dünyanın Merkezine Tünel Kazmak)
- " İnsanların her şeye inanmaya hazır olduğunu, söylediklerinize inanmak için bahane aradıklarını fark ediyorum." Büyük ikame (Dünyanın Merkezine Tünel Kazmak)
Yorumlar
0 yorum