Kitap Künyesi

Yazar: İmam Birgivi

Çevirmen: A. Faruk Meyan (Süleyman Kuku)

Yayın Evi: Bedir Yayınevi

İSBN: 9789758514588

Sayfa Sayısı: 358

--reklam--

Birgivi Vasiyetnamesi - Kadızade Şerhi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bu eserin müellifi Muhammed Birgivi Hazretleri, Anadolu'muzda yetişmiş ve "imam" ünvanıyla şereflenmiş büyük bir din alim.

"Vasiyetname" adıyla kaleme aldığı kitap asırlar boyunca, saraydaki padişahtan, kırdaki çobana kadar milyonlarca müslümana temel din ve ahlak bilgilerini vermiş klasik bir eserdir.

--reklam--

Birgivi Vasiyetnamesi - Kadızade Şerhi Alıntıları - Sözleri

  • Hadis-i şerifte bildirildi ki: «Birbirlerini Allah için sevenler, âhirette nûrdan minberler üzerinde otururlar. Elbiseleri nurdandır, Yüzleri gayet nurludur. Onlar peygamber ve şehidlerden değildirler. Fakat onlara gıbta olunur. Onlar beğenilir. Bunlar, dünyada birbirlerini Allah rızası için seven, yardım eden yakınlık gösteren ve birbirlerini Allah için ziyâret edenlerdir» buyuruldu.
  • Muhammed aleyhisselâmın ümmetinin diğer ümmetlerden üstünlüğü, emr-i mâruf ve nehy-i münker etmek sebebiyledir. Emr-i mâruf ve nehy-i münker edenlere Allahü teâlâ yüksek dereceler verecektir. Bir şehirde fısk âşikâre olsa, Allahü teâlâ o şehirde bulunanların hepsine musîbet gönderir. Çocuklarına ve hayvanlarına da musībet gelir. El ile nehy-i münker etmek devlet reislerinindir. Dil ile nehyetmek âlimlerin vazifesidir. Kalb ile nehyetmek diğer mü'minlerindir demişlerdir. (Emri ma'ruf, nehy-i münker demek iyiliği emretmek, kötülükten nehyetmek demektir.)
  • Asâkirin Enes bin Mâlikten «radıyallahü anh» bildirdiği hadîs-i şerîfte: «Bir kimse Allah rızası için bir mü'minin işini görse, dünyanın ömrü kadar, ki yedi bin yıldır gündüz oruç tutmuş ve gece kılmış kadar sevab verir» buyuruldu.
  • Şerhi's-sudûr kitabının, ölüm korkutucusu bölümünde 'yazılıdır. Peygamberlerden «aleyhimüsselâm» biri melekü'l-mevte [yâni can alıcı meleğe] sorup, senin haber vericilerin var midır? İnsanlar senin geleceğini onlarla anlasınlar, günahlardan sakınıp, ölümden korksunlar dedi. Melekü'l-mevt dedi ki: Benim çok habercilerim vardır. Bütün hastalıklar ve ağrılar ve ihtiyarlık benim habercilerimdir. Bir kimse bunlardan ibret almazsa, tevbekâr olmazsa, ona geldiğim zaman, sana birbiri arkasından haberciler gelmedi mi? Niçin uyanmadın? Ben bir haberciyim ki, benden haberci gelmez, derim.
  • Ehl-i Sünnet îtikadında, Allahü teâlânın zâti ve sıfatları diğer zât ve sıfatlardan tamamen ayrı ve başkadır. Asla bir şeye Varlıkların den münezzehdir. (Gökte ve yerde değildir, mekândan münezzehdir.) Çünkü, mekân [yer] cismin bulunduğu mevhuma denir. Allahü teâlâ cisim ve cismanî olmaktan beri'dir. Mekân ve zaman onun şânına muhâldir. Cismin özelliklerinden münezzehdir.
  • Îmâmı Hasan Hazretleri buyurdu ki, bir kimse kabristana gitse ve: «Ey çürümüş cesedlerin ve dökülmüş kemiklerin rabbi! O cesedlerin ve kemiklerin sâhibleri dünyadan çıktıkları zaman, sana imân getirmişlerdi. Onlara senin tarafından rahmet ver. Benden de selâm eyle» dese, oradaki ölülerin sayısı kadar, defterine sevab yazılır.
  • Bazı hadîs âlimleri diyor ki, sağ tarafda olan melek, sol tarafda olan meleğin âmiridir. İnsan günah işleyince, sol taraftaki melek, sağ taraftakine yazayım mı? diye sorar. O da biraz bekle, yazma, belki tevbe ve istiğfar eder der. Tevbe ve istiğfar etmezse yaz deyip emreder. Allahü teâlâ, bizi böyle âsiden kurtarsın der. Aşağı kimsenin yanında bulunduk. Allahü teâlânın azâbını hatırlamaz ne utanmaz, ne edebsiz kimsedir derler. Nefislerimizin kötülüğünden ve amellerimizdeki günahlardan Allahü teâlâya sığınırız.
  • Velî şu kimseye denir ki, Allahü teâlâya ve sıfatlarına âit mârifetleri bilen, ehl-i sünnet îtikadını iyice öğrenip kabûl eden, dâima tâat ve ibâdetle olup, günahlardan sakınan ve hattâ mübahlardan lezzet alma, onları isteme ile bile meşgul olmıyan kimsedir.
  • (Ağaçların) kendilerini, çiçeklerini ve yemişlerini (ve yaprakların sayısını, bütün buğday, arpa diğer tanelerin) yağmurların ve denizlerin herbir damlasını (ve kamların sayısını bilir). Yerlerde ve göklerde olanların hepsini zerre zerre latom atom] bilir. (Asla bilmediği şey yoktur). Yokları yok iken yok bilir, varları var iken bilir. Kendi zâtını bilir. Eskiden (geçmişleri) hangi şey olursa olsun (ve) şimdiki zamandan sonra (gelecekleri) her ne olursa olsun (bilir). (İnsanın) melek, cin ve diğer canlıların (gönlüne geleni) düşüncelerini, mülâhazalarını, kasıtlarını [niyyetlerini] (ve dili ile söylediğini) seslerini ve (içini) damarlarını ve içinden akan kanlarını ve diğer şeylerini, (dışını) gövdesinde olan kıllarını, organlarını, elbiselerini (bilir). Şimdiki halde (bulunanları ve bulunmıyanları [yâni gaybları] bilir. Gâibleri ancak o bilir).
  • Ehl-i sünnet ve cemaat mezhebi hakdır, doğrudur demelidir. Bundan başka akaidde olan mezheblerin hepsi bâtıldır, bozuktur. Böyle hükmetmek bütün âkıl ve bâlig olanlara farzdır. Zira hadis-i şerifte: «Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bir fırkadan başkası cehennemliktir.» O hangi fırkadır diye sorulduğundan: «Benim ve eshâbımın yolunda olanlardır» buyurdu. Hadîs âlimleri bu ayrılığa, îtikadda olan ayrılıktır dediler. Ümmetten murad, ümmet-i icâbettir dediler. İtikadı eshâb-ı kirâmın itikadına uygun olanlara Ehl-i Sünnet, Fırka-i Nâciyye, Ehl-i Hak ve Ümmet-i Buna uymıyanlara ehl-i bid'at, fırak-ı dâlle, ehl-i bâtıl ve mülhidler denir.

--reklam--

Birgivi Vasiyetnamesi - Kadızade Şerhi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Çok temel ve hafif bir kitap. Ama bu temel bilgileri ta Kanuni Sultan zamanından bir sesle duymanın feyizli bir havası da var. Mevlam Birgivi Hazretlerine rahmet, bizlere de istifade nasip eylesin Amin. (külbei ahzân)

. İKİ ZAFER TAKI Sapık kolların yelpazevâri açıldığı, modalaştığı ve bir cümbüş havası içinde tepindiği İkinci ve Üçüncü Hicri Asırlar, <> caddesinde yolun bütün ölçülerini âbideleştiren iki zafer tâkına şahit oldu. İslâmî itikat esaslariyle beraber iş ve amel kanunlarını istikametlerinden dört geçitli bir tâk ile, doğrudan doğruya iman ve itikat yönlerini perçinleyen iki geçitli başka bir tâk... Biri iş ve amelde, öbürü iman ve itikatta iki tâk... İş ve amelde: İmam-ı Azam Ebu Hanife: (Hanefî...) İmam-ı Malik: (Malikî...) İmam-ı Şafii: (Şafiî...) İmam-ı Ahmed bin Hanbel: (Hanbelî...) Mezhepleri... İman ve itikatta: İmam-ı Matüridî... İmam-ı Eş'arî... Yolları... İşte, amelde dört, itikatta da iki geçitli tâklar! Bunlar Doğru Yolun hudut bekçisi karakollarını temsil ve <> zâbıtasını teşkil ederler... Mevzumuz ise bunlar, mukaddes yolun bu ulvî bekçileri değil, sapıklar olduğuna göre, bütün yönlerin mizana vurulacağı nirengi noktaları ve öz halinde kendilerini işaretlemeliyiz: Meydana gelişleri Haricîlik ve Şiîlik cereyanlarından sonra ve Hicrî İkinci ve Üçüncü Asırlar içinde başlar ve bütün sapıklıkların cümbüşleştiği devreye rastlar... Sıraları, gösterdiğimiz şekilde... Amele bağlı mezheplerin ilk iki kahramanı Birinci Asır sonlarında doğmuş ve eserlerini İkinci Asırda vermiştir. Son ikisi de İkinci Asır... İmam Ahmed bin Hanbel, eserini Üçüncü Asır başlarına taşıyor... İtikadî mezheplerin sahipleri onlardan sonra geliyor ve Üçüncü Asrı dolduruyor. En eskileri temel müctehit İmam-ı Azam'dan gelen (metedoloji-usuliyet) hepsine birden hâkimdir: Kitap... Sünnet... İcmâ... Kıyas... Kitap, Kur'ân... Sünnet, Allah Resulünün her sözü, her emri, her hareketi... İcmâ, ümmetin, yani ümmetlik vasfına en lâyık ve en üstün derece Sahabilerin, üzerinde birleştikleri toplu hükümler... Kıyas, bellibaşlı üstün vasıflardan din âlimlerinin nispet yoluyle buluşları... Dereceler yukarıya doğru birbirinde erir ve nihayet tek <>ta toplanır. Allah'ın Kitabı ve yanıbaşında Peygamberin sünneti... İşte <> yolu, bu kahramanların binbir fesat çizgisi arasında düpedüz meydana çıkardığı caddedir; ve bu cadde hem itikat, hem amel, dört geçitli zafer tâkını yükseltenler, kendilerinden sonra itikat mimarlarının da çekirdeğini getirmiş olarak dış cephenin en büyük mühendisleri... Dış cephe dedik; dinin bir dış, bir de iç cephesi var... Muazzam bir saray... Dış cephe, yani Allah Resulünün zâhiri, Şeriat... İçinde, gökteki yıldızlar kadar âvizelerin pırıldadığı ziyafet salonu da, Allah Resulünün bâtını, tasavvuf... Ve bu iki cephe, <>in içi ve dışı gibi birbirine tam mutabık... Bildirdiğimiz kahramanlar da, feyzlerini iç cepheden de almış olarak dışta sımsıkı bağlı, iç cephe perdesindeki tecelliler... Biri bâtın hissesiyle zâhirde, öbürüyse zâhir intibakiyle bâtında... İşi ve ölçüyü böyle bildikten sonra, zâhirden yana görünüp bâtını ve bâtından yana görünüp zâhiri inkâr edenlerin felâketi kendi kendisine meydana çıkar; ve işte bütün sapık kollar, ana caddenin bu ahenkli kıvrımını görmemekten doğar. Üstad Necib Fazıl Kısakürek DOĞRU YOLUN SAPIK KOLLARI İkinci Fasıl ORTA ZAMANLAR BOYUNCA Sayfa: 95-97 Büyük Doğu Yayınları 31 16. Basım / Mart 2012 (giryanı mecruh)

Süleyman Kuku (A.Faruk Meyan), hak suretine gizlenmiş, "Sünnet Ehli Cemaat inancını" yıkan-bozan ve bu büyüklerin kıymetli eserlerini tahrif eden hususi yetiştirilmiş bir (Lawrance)' dir (giryanı mecruh)

--reklam--

Birgivi Vasiyetnamesi - Kadızade Şerhi PDF indirme linki var mı?

--reklam--

İmam Birgivi - Birgivi Vasiyetnamesi - Kadızade Şerhi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Birgivi Vasiyetnamesi - Kadızade Şerhi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı İmam Birgivi Kimdir?

İmam Birgivî, asıl adıyla Takî ud-Dîn Muhammed ibn Ali; Osmanlı İmparatorluğu'nda bir âlim kazasker idi. Kendisi, Pîr Ali adlı bir medrese müderrisinin oğludur. Kadızade isimli Selefî reform hareketi ne ilham kaynağı olan Kadızade Mehmed Efendi'nin hocasıdır

--reklam--

İmam Birgivi Kitapları - Eserleri

  • Tarikat-i Muhammediyye
  • Birgivi Vasiyetnamesi - Kadızade Şerhi
  • Avamil
  • Hadis Usulü
  • İzhar
  • İzhar Dersleri
  • Kabir Ziyaretleri
  • İzahlı Avamil
  • Kalplerin Cilası
  • Namaz' da Tadil-i Erkan
  • Cennet Bahçeleri
  • Hanımlara Mahsus Haller
  • Bid'at ve Müstehab Kabir Ziyaretleri
  • İzhar
  • Kırk Hadis Şerhi
  • Birgivî Vasiyetnâmesi
  • Burhanül Müttakin Tercümesi
  • Berika, Tarikatı Muhammediyye Şerhi
  • Avamil ve İzhar

--reklam--

İmam Birgivi Alıntıları - Sözleri

  • Hasan-ı Basri'den (rahimehullâh) rivayet edilen bir hadisi şerifte Allah Resülü (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Dünya sevgisi her hatanın başıdır." (Tarikat-i Muhammediyye)
  • Muhammed aleyhisselâmın ümmetinin diğer ümmetlerden üstünlüğü, emr-i mâruf ve nehy-i münker etmek sebebiyledir. Emr-i mâruf ve nehy-i münker edenlere Allahü teâlâ yüksek dereceler verecektir. Bir şehirde fısk âşikâre olsa, Allahü teâlâ o şehirde bulunanların hepsine musîbet gönderir. Çocuklarına ve hayvanlarına da musībet gelir. El ile nehy-i münker etmek devlet reislerinindir. Dil ile nehyetmek âlimlerin vazifesidir. Kalb ile nehyetmek diğer mü'minlerindir demişlerdir. (Emri ma'ruf, nehy-i münker demek iyiliği emretmek, kötülükten nehyetmek demektir.) (Birgivî Vasiyetnâmesi)
  • Resulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Öfke imanı ifsat eder." (Tarikat-i Muhammediyye)
  • رُبَّ تٰالٍ ىّاالْعَنُهُ الْقُرْاٰنُ Nice nice okuyucular vardır ki Kuran-ı Kerim onlara lanet eder. (Avamil)
  • Asâkirin Enes bin Mâlikten «radıyallahü anh» bildirdiği hadîs-i şerîfte: «Bir kimse Allah rızası için bir mü'minin işini görse, dünyanın ömrü kadar, ki yedi bin yıldır gündüz oruç tutmuş ve gece kılmış kadar sevab verir» buyuruldu. (Birgivi Vasiyetnamesi - Kadızade Şerhi)
  • Îmâmı Hasan Hazretleri buyurdu ki, bir kimse kabristana gitse ve: «Ey çürümüş cesedlerin ve dökülmüş kemiklerin rabbi! O cesedlerin ve kemiklerin sâhibleri dünyadan çıktıkları zaman, sana imân getirmişlerdi. Onlara senin tarafından rahmet ver. Benden de selâm eyle» dese, oradaki ölülerin sayısı kadar, defterine sevab yazılır. (Birgivi Vasiyetnamesi - Kadızade Şerhi)
  • Ehl-i Sünnet îtikadında, Allahü teâlânın zâti ve sıfatları diğer zât ve sıfatlardan tamamen ayrı ve başkadır. Asla bir şeye Varlıkların den münezzehdir. (Gökte ve yerde değildir, mekândan münezzehdir.) Çünkü, mekân [yer] cismin bulunduğu mevhuma denir. Allahü teâlâ cisim ve cismanî olmaktan beri'dir. Mekân ve zaman onun şânına muhâldir. Cismin özelliklerinden münezzehdir. (Birgivi Vasiyetnamesi - Kadızade Şerhi)
  • Velî şu kimseye denir ki, Allahü teâlâya ve sıfatlarına âit mârifetleri bilen, ehl-i sünnet îtikadını iyice öğrenip kabûl eden, dâima tâat ve ibâdetle olup, günahlardan sakınan ve hattâ mübahlardan lezzet alma, onları isteme ile bile meşgul olmıyan kimsedir. (Birgivi Vasiyetnamesi - Kadızade Şerhi)
  • (Ağaçların) kendilerini, çiçeklerini ve yemişlerini (ve yaprakların sayısını, bütün buğday, arpa diğer tanelerin) yağmurların ve denizlerin herbir damlasını (ve kamların sayısını bilir). Yerlerde ve göklerde olanların hepsini zerre zerre latom atom] bilir. (Asla bilmediği şey yoktur). Yokları yok iken yok bilir, varları var iken bilir. Kendi zâtını bilir. Eskiden (geçmişleri) hangi şey olursa olsun (ve) şimdiki zamandan sonra (gelecekleri) her ne olursa olsun (bilir). (İnsanın) melek, cin ve diğer canlıların (gönlüne geleni) düşüncelerini, mülâhazalarını, kasıtlarını [niyyetlerini] (ve dili ile söylediğini) seslerini ve (içini) damarlarını ve içinden akan kanlarını ve diğer şeylerini, (dışını) gövdesinde olan kıllarını, organlarını, elbiselerini (bilir). Şimdiki halde (bulunanları ve bulunmıyanları [yâni gaybları] bilir. Gâibleri ancak o bilir). (Birgivi Vasiyetnamesi - Kadızade Şerhi)
  • Îmâmı Hasan Hazretleri buyurdu ki, bir kimse kabristana gitse ve: «Ey çürümüş cesedlerin ve dökülmüş kemiklerin rabbi! O cesedlerin ve kemiklerin sâhibleri dünyadan çıktıkları zaman, sana imân getirmişlerdi. Onlara senin tarafından rahmet ver. Benden de selâm eyle» dese, oradaki ölülerin sayısı kadar, defterine sevab yazılır. (Birgivî Vasiyetnâmesi)
  • Ehl-i sünnet ve cemaat mezhebi hakdır, doğrudur demelidir. Bundan başka akaidde olan mezheblerin hepsi bâtıldır, bozuktur. Böyle hükmetmek bütün âkıl ve bâlig olanlara farzdır. Zira hadis-i şerifte: «Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bir fırkadan başkası cehennemliktir.» O hangi fırkadır diye sorulduğundan: «Benim ve eshâbımın yolunda olanlardır» buyurdu. Hadîs âlimleri bu ayrılığa, îtikadda olan ayrılıktır dediler. Ümmetten murad, ümmet-i icâbettir dediler. İtikadı eshâb-ı kirâmın itikadına uygun olanlara Ehl-i Sünnet, Fırka-i Nâciyye, Ehl-i Hak ve Ümmet-i Buna uymıyanlara ehl-i bid'at, fırak-ı dâlle, ehl-i bâtıl ve mülhidler denir. (Birgivî Vasiyetnâmesi)
  • Şerhi's-sudûr kitabının, ölüm korkutucusu bölümünde 'yazılıdır. Peygamberlerden «aleyhimüsselâm» biri melekü'l-mevte [yâni can alıcı meleğe] sorup, senin haber vericilerin var midır? İnsanlar senin geleceğini onlarla anlasınlar, günahlardan sakınıp, ölümden korksunlar dedi. Melekü'l-mevt dedi ki: Benim çok habercilerim vardır. Bütün hastalıklar ve ağrılar ve ihtiyarlık benim habercilerimdir. Bir kimse bunlardan ibret almazsa, tevbekâr olmazsa, ona geldiğim zaman, sana birbiri arkasından haberciler gelmedi mi? Niçin uyanmadın? Ben bir haberciyim ki, benden haberci gelmez, derim. (Birgivi Vasiyetnamesi - Kadızade Şerhi)
  • Ehline namazı emret, kendin de ona sebat ile devam et .. Biz senden rızık istemiyoruz, seni biz rızıklandırırız ... ( Taha sr > 132 ayt ) (Kalplerin Cilası)
  • Rabbim benim ilmini arttır de. Taha20/114 S:79 (Tarikat-i Muhammediyye)
  • Bazı hadîs âlimleri diyor ki, sağ tarafda olan melek, sol tarafda olan meleğin âmiridir. İnsan günah işleyince, sol taraftaki melek, sağ taraftakine yazayım mı? diye sorar. O da biraz bekle, yazma, belki tevbe ve istiğfar eder der. Tevbe ve istiğfar etmezse yaz deyip emreder. Allahü teâlâ, bizi böyle âsiden kurtarsın der. Aşağı kimsenin yanında bulunduk. Allahü teâlânın azâbını hatırlamaz ne utanmaz, ne edebsiz kimsedir derler. Nefislerimizin kötülüğünden ve amellerimizdeki günahlardan Allahü teâlâya sığınırız. (Birgivi Vasiyetnamesi - Kadızade Şerhi)
  • Muhammed Birgivi'nin fikrinin üstün gelişi, evkafın batıl olacağı neticesine ulaşacağından, zamanın Şeyhülislâmı Ebussuud efendi onu münazaradan men etmişti. (Cennet Bahçeleri)
  • Şerhi's-sudûr kitabının, ölüm korkutucusu bölümünde 'yazılıdır. Peygamberlerden «aleyhimüsselâm» biri melekü'l-mevte [yâni can alıcı meleğe] sorup, senin haber vericilerin var midır? İnsanlar senin geleceğini onlarla anlasınlar, günahlardan sakınıp, ölümden korksunlar dedi. Melekü'l-mevt dedi ki: Benim çok habercilerim vardır. Bütün hastalıklar ve ağrılar ve ihtiyarlık benim habercilerimdir. Bir kimse bunlardan ibret almazsa, tevbekâr olmazsa, ona geldiğim zaman, sana birbiri arkasından haberciler gelmedi mi? Niçin uyanmadın? Ben bir haberciyim ki, benden haberci gelmez, derim. (Birgivî Vasiyetnâmesi)
  • Her kim kibirden,cimrilikten ve borçtan uzak olarak ölürse cennete girer. Tirmizi siyer21 S:172 (Tarikat-i Muhammediyye)
  • Kaderiye'den Cehm ve Ebu Hüseyn'in: "İmân, tanımak (marifet)ten ibârettir." sözünün bâtıl oluşu ise apaçıktır. Çünkü; tanımak tasdik değildir. Nitekim, yahudi ve hristiyanlardan bir kısmı Resulullah (sav)'in nübüvvetini tanıdıkları halde, tasdik etmemişlerdi. (Cennet Bahçeleri)
  • Ehl-i Sünnet îtikadında, Allahü teâlânın zâti ve sıfatları diğer zât ve sıfatlardan tamamen ayrı ve başkadır. Asla bir şeye Varlıkların den münezzehdir. (Gökte ve yerde değildir, mekândan münezzehdir.) Çünkü, mekân [yer] cismin bulunduğu mevhuma denir. Allahü teâlâ cisim ve cismanî olmaktan beri'dir. Mekân ve zaman onun şânına muhâldir. Cismin özelliklerinden münezzehdir. (Birgivî Vasiyetnâmesi)