Kitap Künyesi

Yazar: Chimamanda Ngozi Adichie

Çevirmen: Sibel Sakacı

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750739309

Sayfa Sayısı: 240

--reklam--

Boynunun Etrafındaki Şey Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Daha önce Amerikana adlı romanını yayımladığımız, National Book Ciritics Circle ödüllü Nijeryalı yazar Adichie, bu kez öykü derlemesiyle okurların karşısına çıkıyor. Özenle çizilmiş karakterlere odaklanan bu öykülerde erkekler ve kadınları, ebeveynler ve çocukları, sürgündekiler ve geride kalanları birbirine bağlayan bağlar irdeleniyor. Sakınmasız ve alabildiğine gerçekçi olmakla birlikte olağanüstü bir duyarlık ve güzellik sergileyen öyküler, sürgünde ve yersiz yurtsuz olma deneyimiyle gelen derin hüsran duygusuna, “sıradan” insanların kültür farkını aşma ve sevgiyi yeniden kazanma çabasına ışık tutuyor.

Amerika ve Nijerya’da geçen bu öykülerde aidiyet ve bağlılık konusundaki soru işaretleri çoğaldıkça çoğalıyor… Karakterlerin çoğu Nijerya’da büyüyüp Amerika’ya göç etmiş, ancak burada yersiz yurtsuzluğu tecrübe edip tehlike ve karmaşa içine düşüyorlar. Küresel dünyanın kozmopolit bir üyesi olmaktansa iki kıta arasında kalakalıp, akış halindeki iki kültürün sınır boylarına itiliyorlar. Bu eserdeki en güçlü hikâyeler oldukça karmaşık ve çatışkılı karakterleri anlatıyor; çoğu da hayati tehlikeler yaşıyorlar… Adichie siyasi koşulların yarattığı dalgalanmaları, tarihin “acı” ve “katı” gerçeklerini, buna karşın faillerin yüreğindeki yumuşaklık ve inceliği gözler önüne sermekte usta olduğunu kanıtlıyor.

- Michiko Kakutani, The New York Times

--reklam--

Boynunun Etrafındaki Şey Alıntıları - Sözleri

  • Nnedi’nin hangi yöne koştuğunu bilmeden, koşarken durup karşısına çıkan, koşturma içinde annelerini kaybetmiş şaşkın bakışlı çocuklardan birisini alıp almaması gerektiğini bilmeden, kimin kim olduğunu, kimin kimi öldürdüğünü bilmeden körü körüne koştuğu sokaklar.
  • “Burada teyzemizle yalnızca bir hafta geçirdik, daha önce Kano’ya hiç gelmemiştik bile,” diyor Chika ve şunu hissettiğini fark ediyor; o ve kız kardeşi ayaklanmadan etkilenmemeli. Bu tür ayaklanmalar, onun gazetelerde okuduğu şeylerdi. Bu tür ayaklanmalar, başka insanların başına gelen şeylerdi.
  • Belki de, halkımın birisinin hayalet olup olmadığını anlamak için yaptığı gibi eğilip bir avuç dolusu kum alıp ona atmalıydım.
  • On yaşında bile bazı insanların, yalnızca mevcudiyetleriyle çok fazla yer kapladığını, yalnızca var olarak başkalarının soluk almasını engellediğini biliyordun.
  • Nnedi’nin kakao kahvesi gözlerinin ışıldadığını, dudaklarını hızlıca oynatarak ayaklanmaların uzay boşluğunda oluşmadığını, din ve etnik kökenin sıklıkla siyasileştirildiğini, çünkü yönetilen açlar birbirini öldürdüğü sürece, yönetenin güvende olduğunu anlattığını hayal ediyor.
  • İnsanların okula gitmemeyi seçebileceğini, insanların hayata bir şeyleri dikte edebileceğini bilmiyordun. Hayatın verdiklerini kabul etmeye, sana dikte ettiklerini yazmaya alışıktın.
  • Şu anda okuyorum
  • "Tanrı her zaman akla uygun davranır, ama her zaman insanoğlunun anladığı biçimde değil,"...
  • Nnedi'nin kakao kahvesi gözlerinin ışıldadığını , dudaklarını hızlıca oynatarak ayaklanmaların uzay boşluğunda oluşmadığını , din ve etnik kökenin sıklıkla siyasileştirildiğini, çünkü yönetilen açlar birbirini öldürdüğü sürece , yönetenin güvende olduğunu anlattığını hayal ediyor .
  • "[...] elle ne pouvait pas se plaindre de ne pas avoir de chaussures à quelqu'un qui n'avait pas de jambes." "[...] bacakları olmayan birine ayakkabısı olmadığından şikayet edemezdi."

--reklam--

Boynunun Etrafındaki Şey İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Öykü derlemelerine her zaman çekingen bir şekilde yaklaşırım elimde olmadan. Fakat Boynunun Etrafındaki Şey ile bu çekingelerim yok oldu çünkü sizi ilk satırdan içine alan öykülere sahip bir kitap. Nijeryalı yazar Adichie her öyküde yarattığı karakterleri güçlü bir yapıya oturtmuş, sıradan insanların yaşamlarını oldukça gerçekçi bir dille anlatmış. Öykülerin bir kısmı Amerika'da bir kısmı da Nijerya'da geçiyor ve genel olarak öykülerde Nijerya'da büyüyüp Amerika'ya göç eden insanların iki kültür arasındaki sıkışmışlığını anlatıyor yazar. Ben yazarın dilini tanımam açısından çok güzel bir başlangıç yaptığımı düşünüyorum. Yazarın dili beni oldukça içine çeken bir yapıda olduğundan diğer kitaplarıyla tekrar bu hissi yaşamak için sabırsızlanıyorum. (Asu)

Boynunun Etrafındaki Şey: #boynununetrafındakişey yorumu ile geldim. Yazardan okuduğum ikinci kitap olur kendileri. İlk kitabım babasının ölümü üzerine yazdığı #kederüzerine adlı denemesiydi. Sanırım denemede kendi acısını dile getirdiği için daha çok hissettim anlatımını. Hikâyelerini okurken bazılarının içine giremediğimi farkettim. On iki tane hikâye mevcut kitapta. Neredeyse bütün hikâyelerinin baş kahramanı kadınlar. Kadınlar ve göç etme üzerine kutulu çoğu. Kadınların yaşadığı zorluklar, yaşam mücadelesi, aşkları, hayalleri, hayal kırıklıkları ve daha bir çokları... Kadın olmanın zorluğunu gösterdi yine birçok hayat hikâyesi. Öykülerin bazıları Amerika'da bazıları Nijerya'da geçiyor. İki ayrı kültürü de yansıtıyor bir bakıma. Nijerya'dan Amerika'ya göçü anlatıyor da diyebiliriz aslında. Kendi kültüründen çıkıp başka bir kültüre gitmek zorunda kalan sıradan insanların sıradan olmayan ve çoğu zaman can yakan hikâyeleri. Bazı hikâyelerde bunu çok net hissetsem de bazılarında en başta da söylediğim gibi öykünün içine giremediğimi hissettim. Kitap 224 sayfa. Bir oturuşta bitebilecek nitelikte fakat yaşanan bazı şeyleri sindirmek zor olduğu için bazen nefes alma ihtiyacı hissedebilirsiniz. Ben bir günde bitirdim. Ara ara açıp okumak da keyifli olur eminim. Deneme ile başladığım #chimamandangoziadichie yolculuğuma bu sefer kısa öyküleri ile devam ettim. Sırada romanı var. Ay bitmeden onu da okumayı planlıyorum. Yazarın kalemini genel olarak sevdim. Kendisiyle tanışanlar ve öykü severler için güzel bir öneri. (Ayşe)

Romanlarından sonra öykülerine de hayran kaldığım bir yazar Chimamanda Ngozi Adichie. Kitapta yer alan her öykünün bir derdi var.İçe dönük, varoluşçu sorgulamalardan çok gözle görülen sorunlardan yola çıkılarak yazılmış tüm öyküler. Cinsiyet eşitsizliği, sürgün olmak, geride kalan olmak, etnik çatışmalar, adalet arayışı, ensest, dini ve ekonomik sömürü, yozlaşmış devlet yöneticileri konu olmuş hikâyelere. Nijeryalı feminist bir aktivist olan Chimamanda Ngozi Adichie, ülkesindeki kadınların sesi olmuş öykülerinde. Nijerya’daki kadının konumu çok tanıdık geldi bana. (Özlem Akbaş)

--reklam--

Boynunun Etrafındaki Şey PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Chimamanda Ngozi Adichie - Boynunun Etrafındaki Şey kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Boynunun Etrafındaki Şey PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Chimamanda Ngozi Adichie Kimdir?

Chimamanda Ngozi Adichie 1977’de Nijerya’da doğdu, çocukluğunu bu ülkede geçirdi. Üniversiteye devam etmek için gittiği ABD’de iletişim ve siyasal bilimler diploması aldı. İlk romanı "Mor Amber", 2003’te yayımlandı ve bugüne kadar 28 dile çevrilerek bütün dünyada bestseller listelerinde yer aldı. Orange ve Booker ödüllerine aday gösterilen Adichie, Caine Afrika Edebiyatı Ödülü, İngiliz Uluslar Topluluğu Yazarları En İyi İlk Roman Ödülü ile BBC ve O. Henry öykü ödüllerinin de sahibidir.

--reklam--

Chimamanda Ngozi Adichie Kitapları - Eserleri

  • Feminist Manifesto
  • Mor Amber
  • Amerikana
  • We Should All Be Feminists
  • Boynunun Etrafındaki Şey
  • Yükselen Güneşin Ülkesinde
  • Notes on Grief

--reklam--

Chimamanda Ngozi Adichie Alıntıları - Sözleri

  • Bir kuşun neydii yem gibi, küçük miktarlarda konuşurdu. (Mor Amber)
  • …onlar politikacıydı. Onlarla ilgili yazılar okumuştu -hasımlarına para yedirmek için haydutlara para verir, devletin parasıyla kendilerine toprak ve ev alır, uzun Amerikan arabalarından filolarca ithal eder, bluzlarını sahte oylarla doldurup hamile numarası yapsınlar diye kadınlara para öderlerdi. Ne zaman fasulyenin haşlama suyunu süzse, tiksindirici hale gelen lavaboyu politikacı olarak düşünüyordu. (Yükselen Güneşin Ülkesinde)
  • Nnedi'nin kakao kahvesi gözlerinin ışıldadığını , dudaklarını hızlıca oynatarak ayaklanmaların uzay boşluğunda oluşmadığını , din ve etnik kökenin sıklıkla siyasileştirildiğini, çünkü yönetilen açlar birbirini öldürdüğü sürece , yönetenin güvende olduğunu anlattığını hayal ediyor . (Boynunun Etrafındaki Şey)
  • Şimdi ruha kendimize özgü kelimelerle dua edeceğiz,çünkü ruh,Tanrı'nın iradesi uyarınca bize aracılık edecektir. (Mor Amber)
  • “Feminist olmak hamile olmak gibidir. Ya öylesindir ya değilsindir. Erkeklerle kadınların tamamen eşit olduğuna ya inanırsın ya inanmazsın.” (Feminist Manifesto)
  • Şu anda okuyorum (Boynunun Etrafındaki Şey)
  • İşte siyah olmakla ilgili dikkat edeceklerin: Ne hakkında konuşulduğuna dair hiçbir fikrin olmasa bile şakalarda karpuz ya da katran bebek sözcükleri kullanılırsa alınacaksın - ve Amerikalı olmayan siyah olarak ne hakkında konuşulduğunu muhtemelen bilmeyeceksin. (Üniversitede beyaz bir sınıf arkadaşım karpuz sevip sevmediğimi sorduğunda, ben de evet dediğimde, bir başka sınıf arkadaşım, "Tanrım, nasıl da ırkçısın," dedi; ben de kalakaldım. "Nasıl yani?") Beyazların yoğun olduğu bir yerde siyah bir kişi sana başıyla selam verdiğinde, sen de ona başınla selam vermelisin. Buna siyah selam deniyor. Siyahlar arasında, "Yalnız değilsin, ben de buradayım," demenin bir yolu. Beğendiğin bir siyah kadını tarif ederken her zaman GÜÇLÜ sözcüğünü kullan çünkü Amerika' da siyah kadınlar güçlü olarak bilinir. Kadınsan, aklından geçenleri kendi ülkendeki gibi söyleme. Çünkü Amerika'da kararlı siyah kadınlar KORKUTUCU'dur. Erkeksen de çok yumuşak başlı ol, asla çok heyecanlı davranma yoksa insanlar seni silah çekmeye hazır zanneder. Televizyon izlerken "ırkçı bir hakaret"in kullanıldığını işittiğinde hemen alınmalısın. "Tam olarak neyin hakaret sayıldığını bana söylemeyecekler mi?" diye düşünsen bile. Ne kadar alınacağına ya da bundan alınıp alınmayacağına kendin karar vermek istesen bile her koşulda alınmalısın. Bir suç işlendiği bildirildiğinde, bunun bir siyah tarafından işlenmiş olmaması için dua et ve bu suçu bir siyah işlediyse suç bölgesinden haftalarca uzak dur; yoksa suçlu profiline uyduğun gerekçesiyle durdurulabilirsin. Siyah bir kasiyer önünde bekleyen siyah olmayan müşteriye kötü hizmet verdiyse, bu kötü hizmeti telafi etmek için o müşterinin ayakkabısına ya da başka bir şeyine övgüler düz çünkü kasiyerin hatasından sen de onun kadar sorumlusun. lvy League üniversitelerinden birine gidiyorsan ve genç bir Cumhuriyetçi sana üniversiteye kabul edilmeni pozitif ayrımcılık uygulamasına borçlu olduğuna söylerse, lisedeki mükemmel notlarını ortaya döküverme. Onun yerine kibarca, pozitif ayrımcılıktan en fazla faydalanan kesimin beyaz kadınlar olduğunu söyle. Restorana yemek yemeye gidersen lütfen bolca bahşiş bırak. Yoksa senden sonra restorana giren siyah çok kötü bir servise maruz kalacaktır çünkü garsonlar kendilerine siyah masa düştüğünde homurdanmaya başlar. Anlıyorsun ya, siyahların bahşiş bırakmalarına engel olan bir geni var; lütfen o geni bastır. Siyah olmayan birine sana yapılan ırkçı bir muameleden söz ediyorsan kindar konuşma. Şikayet etme. Affedici ol. Mümkünse bunu eğlenceli bir şeye dönüştür. Her şeyden önemlisi, öfkelenme. Siyahların ırkçılık karşısında öfkelenmemesi gerekir. Yoksa anlayış göremezsin. Bu söylediğim sadece beyaz liberallerle yapılan konuşmalar için geçerli bu arada. Beyaz bir muhafazakara sana yapılan ırkçı muameleyi anlatma bile. Çünkü muhafazakar sana gerçek ırkçının SEN olduğunu söyleyecektir; senin de şaşkınlık içinde ağzın açık kalacaktır. (Amerikana)
  • ... bazen hayat evliliğin bittiği yerden başlar. (Mor Amber)
  • Belki de, halkımın birisinin hayalet olup olmadığını anlamak için yaptığı gibi eğilip bir avuç dolusu kum alıp ona atmalıydım. (Boynunun Etrafındaki Şey)
  • ...kendilerine hizmet edenlerin insan olduğunu kabul etmek çok basit bir şeydi. (Yükselen Güneşin Ülkesinde)
  • "Ben babamın kızıyım. Bu bir direnme ve reddetme eylemidir: Keder sana bittiğini, kalbin bitmediğini söylüyor." (Notes on Grief)
  • Facebook başta onu heyecanlandırmıştı; eski arkadaşların hayaletleri bir anda karıları, kocalan, çocuklarıyla ete kemiğe bürünüyor, fotoğrafların altına yorumlar diziliyordu. Ama gerçekdışı havası, paralel yaşamlar yaratmak için resimlerle dikkatle oynanması ona itici gelmeye başladı; insanların Facebook'u düşünerek çektiği, arka plana gurur duydukları şeyleri yerleştirdikleri fotoğraflar. (Amerikana)
  • Kederin en büyük işkencelerinin bir parçası da önemli şeyleri hatırlamanızı engellenmesidir. (Notes on Grief)
  • Münasibət iki nəfər arasında baş verir, buna baxmayaraq, nəsə problem yarananda, onun əziyyətini bir nəfər təkbaşına çəkməli olur. (Amerikana)
  • . Postkolonyal dünyamızın gerçek trajedisi, insanların çoğunluğunun bu yeni dünyayı isteyip istemedikleri konusunda hiçbir söz hakkına sahip olmaması değil; daha ziyade çoğunluğa bu yeni dünyayı müzakere edecek araçlar verilmemiş olmasıdır. ... (Yükselen Güneşin Ülkesinde)
  • ''Erkekler dünyayı yönetmektedir.'' önermesi bir gerçekti ve mantıklıydı. Tabi bin yıl önce. Çünkü insanlar o zamanlar hayatta kalmak için en önemli özelliğin fiziksel güç olduğu bir dünyada yaşıyorlardı; fiziksel açıdan daha güçlü olan kişinin önderlik etmesi daha olasıydı ve erkekler genellikle fiziksel açıdan daha güçlüdür. Bugün bambaşka bir dünyada yaşıyoruz. Önderlik etmeye daha uygun kişiler fiziksel açıdan daha kuvvetli olanlar değil. Daha zeki, daha bilgili, daha yaratıcı, daha yenilikçi insanlar. Bu özelliklerin hormonlarla ilgisi yok. Bir erkek de bir kadın kadar zeki, yenilikçi, yaratıcı olabilir. Evrildik çünkü. Fakat toplumsal cinsiyetle ilgili görüşlerimiz aynı ölçüde evrilmedi. (We Should All Be Feminists)
  • "Bu kız neden böyle bir baş belası olmak zorunda? Bu davranışlarına baktıkça keşke erkek olsaydı, diyorum." (Amerikana)
  • ... hayat güç ama daha ölmedik. Bütün bunları karşımdaki sen olduğun için anlatıyorum. Başkası olsa, aç suratıma parlayıncaya kadar vazelin sürerdim. (Mor Amber)
  • “If we do something over and over again, it becomes normal. If we see the same thing over and over again, it becomes normal. If only boys are made class monitor, then at some point we will all think, even if unconsciously, that the class monitor has to be a boy. If we keep seeing only men as heads of corporations, it starts to seem ‘natural’ that only men should be heads of corporations” (We Should All Be Feminists)
  • We don’t teach boys to care about being likeable. We spend too much time telling girls that they cannot be angry or aggressive or tough, which is bad enough, but then we turn around and either praise or excuse men for the same reasons. All over the world, there are so many magazine articles and books telling women what to do, how to be and not to be, in order to attract or please men. There are far fewer guides for men about pleasing women. ''Erkek çocuklara sevimli olmayı, önemsemeyi öğretmiyoruz. Kızlara kızgın, saldırgan veya sert olamayacaklarını söyleyerek çok fazla zaman harcıyoruz, ki bu yeterince kötü, ancak sonra geri dönüp, aynı nedenlerle erkekleri övüyor veya mazur görüyoruz. Dünyanın her yerinde kadınlara erkekleri cezbetmek veya memnun etmek için ne yapacaklarını, nasıl olunacaklarını ve olmayacaklarını anlatan pek çok dergi makalesi ve kitabı var.'' (We Should All Be Feminists)