Kitap Künyesi
Yazar: Tufan Gündüz
Yayın Evi: Yeditepe Yayınevi
İSBN: 9786054052134
Sayfa Sayısı: 206
--reklam--
Bozkır'ın Efendileri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Oğuz ili göçünü çekip yürümediğin yol var mı? Evini tutup oturmadığın yurt var mı?" diyor bir Türkmen atasözü. Hakikaten Orta Asya bozkırlarından Anadolu yaylalarına kadar Türkmenlerin yurt kurup oturmadıkları yer, at sürüp geçmedikleri yol, hayvanlarını otlatmadıkları yayla, suyundan içmedikleri ırmak neredeyse yok. Türkmenler, bozkırın taş, toprak, su gibi bir parçası.
Türkmenler, bozkır imparatorluklarının da kurucuları. İran'da, Irak'ta, Azerbaycan'da, Anadolu'da kurulan devletlerin tamamı Türkmenlerin eseri. Bu devletlerin sadece kurucu unsuru değil aynı zamanda ordusu, halkı, vergi vereni veya isyancısı da. Bazen "savaş makinesi" bazen de "vergi ünitesi", ama her durumda bozkırın efendisi: "Beylik, her zaman Türkmenlik ve Yörüklük edenlerde kalsın" diye.
Bu kitap, Türkmenlerin tarih sahnesine çıkışından Anadolu'daki siyasî, sosyal ve ekonomik durumlarına kadar pek çok konuyu ele alıyor.
--reklam--
Bozkır'ın Efendileri Alıntıları - Sözleri
- ''Oğuz ili göçünü çekip yürümediğin yol var mı? Evini tutup oturmadığın yurt var mı?''
- O kadar ki Oğuz Müslüman olunca "Türkmen" oldu derlerdi.
- ..... hem bu Türkler nereyi alırlarsa imaret ederler.
- Reşidüddin’e göre Oğuzlardan padişah çıkaran boylar boylar sırasıyla Kayı, Yazır, Eymür, Avşar ve Beğdili’dir.
- Bununla birlikte Süleyman Şah'ın Türkmenler arasında yayılan ünü yüzyıllar sonra Osmanlı hanedanın atalarının hikayesine karışarak yeni bir çehreye bürünmüştür.
- Oğuzlar oldukça misafirperver idiler. Eğer bir tüccar Oğuzların ülkesinden geçerken yük hayvanlarını kaybederse, yahut bir şeye ihtiyacı olursa bunu Oğuzlardan rahatlıkla temin edebilirdi. Oğuz ödünç verdiği mallarını asla tamahkâr davranmaz verdiği miktarın fazlasını almazdı.
- Neşri, Rumeli'nin fethini anlatırken; nice köyler Türkün ayin ve erkanını görüp gelip müslüman oldular.
- Aşık Veysel Şatıroğlu’nun köyü olan Sivrialan’da Aşık Veysel’in ve akrabalarının unvanı olan “Şatırlı” veya “Şatıroğullarının” 17.ve 18. yüzyıllarda Avşarlar arasında görülen Şatırlı oymağının ahfadı oldukları güçlü bir ihtimal olarak bulunmaktadır.
- “Beylik, her zaman Türkmenlik ve Yörüklük edenlerde kalsın”
--reklam--
Bozkır'ın Efendileri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Biz Türkmenlerin, yurt kurup oturmadıkları, yayla suyundan içmedikleri ırmak neredeyse yok. Bu kitapta biz Türklerin tarih sahnesine çıkışından Anadolu' ya gelmelerine, buradaki siyasi olaylarına kadar her şey değiniyor. Güzel bir kitap. Güzel bilgiler var. Tarihi seven ilgi duyanlar zaten Tufan Hoca'yı takip ederler. Yazılarını programlarını takip ediyorum. Kesinlikle tavsiye ederim. İyi okumalar! (Maveraunnehire Meftun)
Kitapta Türkmen aşiretleri hakkında 12 makale bulunuyor. Bunların seçiminde hem kronolojik sıra hem de birbirinin tamamlayıcısı olmaları göz önüne alınmış. Böylece makalelerin bir bütünlük içinde olması sağlanmış. İlk üç makale Oğuz-Türkmen ve Türk üçlemesinin tarihi seyri, sonraki makalelerde Osmanlı coğrafyasındaki Türkmen aşiretlerinin sosyo-ekonomik durumları, Osmanlı ekonomisi içindeki yerleri ve ziraat sahalarının yeni yerleşim yeri haline getirilmesindeki katkılar ortaya konulmuştur. (ATSIZ)
Kitap Türkmen'in ne olduğu ile başlıyor. Bu konuda yaygın ve kabul gören bir görüş Oğuzlar'a mensup Türklerin Müslümanlığa intisap etmeleri ile Türkmen kavramının ortaya çıkmış olduğudur. Ayrıca kitapta Oğuzlar'ın menşei hakkında bilgiler yer almaktadır. Oğuzların kaç boydan müteşekkil olduğuna dair genel iki kabul burada da verilmiş. Bunları ileri sürenler Reşidüddin Fazullah ve Ebul Gazi Bahadır Han'dır. Bununla birlikte Oğuzların Oğuz Yabgu Devleti'nden başlayarak Selçuklu, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı devletleri gibi kurmuş olduğu siyasi teşekküller anlatılmaktadır. (Murat ALTIN)
--reklam--
Bozkır'ın Efendileri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Tufan Gündüz - Bozkır'ın Efendileri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bozkır'ın Efendileri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Tufan Gündüz Kimdir?
1987 yılında G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi Tarih Öğretmenliği bölümünü bitirdi.1996'da ''Bozulus Türkmenleri 1540-1640''adlı tezi ile doktarasını tamamladı.2006 yılında Doçent ünvanını aldı.2011 yılında Profesör oldu.Halen Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta olup,XVI. ve XVII. Yüzyılda Türkmen aşiretleri,Safeviler ve Bosna-Hersek'ten Göçler üzerinde kitap ve makaleleri bulunmaktadır.
--reklam--
Tufan Gündüz Kitapları - Eserleri
- Büyük Olayların Kısa Tarihi
- Son Kızılbaş Şah İsmail
- Oğuz Kağan Destanı
- Büyük Olayların Kısa Tarihi 2
- Kur'an ve Kılıç
- Onun Yolunda Biz
- Bedel
- Dede Korkut Destanları
- Nisanın 2 Günü
- Anadolu'da Türkmen Aşiretleri
- Kızılbaşlar Osmanlılar Safeviler
- Bozkır'ın Efendileri
- Kızılbaşlar Tarihi
- Alahimanet Bosna
- Danişmendli Türkmenleri
- Osmanlı Tarihi
- Danişmendli Türkmenleri
--reklam--
Tufan Gündüz Alıntıları - Sözleri
- 17 Mayıs'ta İstanbul'u ziyaret eden ABD 6. Filosu'na ait gemiler ve burada görev yapan askerlere karşı gösteriler yapıldı. Bazı Amerikan askerlerini denize atma suçuyla çok sayıda kişi gözaltına alındı. (Büyük Olayların Kısa Tarihi 2)
- Yörük adının “yürü-mek” mastarından türetildiği ve yürüyen, sefere koşan, çadır halkı, bir yerde durmayıp devamlı yer değiştiren göçebe manasına geldiği umumiyetle kabul edilmiştir. (Anadolu'da Türkmen Aşiretleri)
- Halim Çelebi hafifçe tebessüm etti. -Biz de başka bir yol buluruz.Akmaya başladıktan sonra her su yatağını kendisi bulur,bilmez misin ? (Bedel)
- Öte yandan evlilik bahsinde Oğuz'un eşi aracılığıyla, kadının kocasının sözünü dinlemesi ve buyruğundan çıkmaması gerektiği vurgulanır, kız: "Senin küpen her nerede olursa benim kulağım orada; senin çemberin her nerede olursa benim başım orada olur." sözünü söyler. (Oğuz Kağan Destanı)
- 1828'deki Doğu Bayezid isyanını az mı dinlemişti dedesinden. Rusların geleceğini duyunca bölgedeki bütün Ermeniler silahlanıp Doğu Bayezid'i basmışlar, önlerine kim çıktıysa öldürmüşler, şehri ele geçirmişlerdi.şu kadar yüzyıl beraber yaşadıkları Türklere karşı ilk kanı da dökmüşlerdi. (Nisanın 2 Günü)
- ''Oğuz ili göçünü çekip yürümediğin yol var mı? Evini tutup oturmadığın yurt var mı?'' (Bozkır'ın Efendileri)
- Safeviye tarikatı Sünni/Şafi çizgideydi. Bu durum oğlu Şeyh Sadreddin ve halefleri zamanında devam etmişti. (Kızılbaşlar Tarihi)
- Nuh aleyhisselam yeryüzünü oğulları arasında bölüştürdüğü sırada oğlu Yafes'in payına doğu memleketleri, Türkistan ve çevresi düştü. Türklerin Olcay Han diye isimlendirdiği Yafes, göçebeydi. Yaylak ve kışlak sahaları Türkistan'daydı. Yazları İnanç Şehir yakınlarındaki Or Dağ ve Kür Dağ'da kışları ise Karakurum diye meşhur olan Karakurum yakınlarındaki Bursuk bölgesinde geçiyordu. (Oğuz Kağan Destanı)
- Amerika'nın Türkiye'ye vermeye başladığı silahların çoğu, 2. Dünya Savaşı'ndan kalmaydı.........Türkiye bu silahların bakım ve onarımı için yılda 400 milyon dolar harcar hâle geldi. (Büyük Olayların Kısa Tarihi 2)
- Venedikli bir tüccarın anlattığına göre Kızılbaşlar şahlarının yanında savaşmaktan ve ölmekten büyük haz duyuyorlardı. Öylesine büyük bir sevgi ile bağlanmışlardı ki, birinin başına bir bela gelse Allah yerine Şah'a dua ediyor, savaşta zırhsız ve belden yukarısı çıplak olarak savaşıyor ve "Şah! Şah!" diye bağırıyor, canlarını onun yolunda vermeyi kendileri için şans addediyorlardı. Hatta bazıları onu Tanrı gibi görüyor ve asla ölmeyeceğini düşünüyordu. Bu durum Şah'ın varlığında yücelen bir bağlılıktı ve Şah'ın emrinin dışına asla çıkılmıyordu. (Son Kızılbaş Şah İsmail)
- "Akmaya başladıktan sonra her su kendi yatağını bulur, bilmez misin? " (Bedel)
- Mührü "Z" şeklinde ve yarım ceviz büyüklüğünde olup, ortasında Şah İsmail'in, etrafına da On İki İmam'ın adları kazınmıştı. Gilanda iken Şii ortamda büyümüş, hükümdar olunca da Şiiliği resmi mezhep yapmış olmasına rağmen etrafı tamamen Kızılbaşlardan oluşmaktaydı. Hatai mahlasıyla Türkçe söylediği şiirlerinde Kızılbaşlığın derin tesirleri görülür. (Son Kızılbaş Şah İsmail)
- Şehzâdeye sabır gerek.Ata, baba sağ iken şehzâde hizmette gerek. (Bedel)
- Alem-Ara-yı Şah İsmail adlı eserde Taçlı Begüm'ün Şamlu Türkmenlerinden Abidin Han'ın kızı olduğunu, güzelliği, yiğitliği ve cesareti ile dikkat çektiğini, kardeşi Durmuş Han ile güreşip onu yendiğini; bu vasıflarından Şah İsmail'e bahsedilince onun evlenmek üzere talip olduğunu, fakat kızın ok ve yay ile kendisinden üstün gelecek, güreşte kendisini yenecek bir kişi ile evleneceğini söylediğini, savaşa gitmesine engel olunmadığı sürece Şah ile evlenebileceğini bildirdiğini; Şah İsmail'in de kızın şartlarını kabul ederek onunla evlendirdiğini kaydetmektedir. Burada nakledilenler Dede Korkut Hikâyeleri'nde "Kam Püre Bey Oğlu Bamsı Beyrek Boyu"nda geçen Banu Çiçek'in Beyrek ile evlenmeden önce öne sürdüğü şartlar ile benzeşmektedir. (Kızılbaşlar Osmanlılar Safeviler)
- Taht-ı âliydi orası ve baht-ı Osmanî. Taht yüceydi yüce olmasına da o tahta oturacak şehzadenin de bahtı açık olmalıydı. (Bedel)
- ..... hem bu Türkler nereyi alırlarsa imaret ederler. (Bozkır'ın Efendileri)
- ....dünya kamuoyu, İran'a ve Türkiye'ye sığınan Kürt isyancıların durumuyla meşguldü. İsyancı Kürtleri, Saddam'ın gazabından korumak için Çekiç Güç oluşturan uluslararası güçler 36. paralelin kuzeyini güvenli bölge ilan ederken Türkmenlerin yürek yakan ağıtlarını kimse duymadı. (Büyük Olayların Kısa Tarihi 2)
- Ali İsmail’em geldim seyran eyledim Zülfikar durmaz kınında günde yüz bin kan eyledim. Hatai (Son Kızılbaş Şah İsmail)
- Yörük adının "yürü-mek" mastarından türetildiği ve yürüyen, sefere koşan, çadır halkı, bir yerde durmayıp devamlı yer değiştiren göçebe manasına geldiği umumiyetle kabul edilmiştir.* *H. İnalcık, Vahit Çabuk, F. Sümer, Selahattin Çetintürk (Anadolu'da Türkmen Aşiretleri)
- 669 da Müslümanlar ilk defa İstanbul'u kuşattılar. İstanbul 674 de 2. defa kuşatıldı ve bu kuşatma 4 yıl sürdü. (Kur'an ve Kılıç)
Yorumlar
0 yorum