Kitap Künyesi
Yazar: Jorge Luis Borges
Çevirmen: Yıldız E. Canpolat
Orijinal Adı: El informe de Brodie
Yayın Evi: İletişim Yayınevi
İSBN: 9789750512353
Sayfa Sayısı: 131
--reklam--
Brodie Raporu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Borges 1970’te yayımladığı Brodie Raporu’nda Güney Amerika’ya has özel gerçekliğin izini sürüyor.
Borges'in uzun bir aradan sonra yeniden öykü yazmaya başladığı dönemin ilk ürünü olan Brodie Raporu, yazarın erken dönem öykü kitaplarından farklı bir üslup taşıyor. On bir kısa öyküden oluşan kitap toplumun işleyişi üzerine sorular sorarken, medeniyet hakkında ironik tespitlere ve enigmatik yargılara varıyor. Dil, kültür, din, toplumsal ilişkiler gibi konuları ele alan Brodie Raporu, Arjantin'deki şiddet ve tedirginlikle iç içe geçmiş günlük hayatın izini sürüyor: yeraltı dünyası, bıçaklar, goşolar, kanun kaçakları, tehlikeyle dolu sokaklar. Borges, en yalın kitaplarından biri olan Brodie Raporu'nda, okurun önüne katman katman Buenos Aires'in derin tarihini açıyor. Yine yazdığı her satıra sinen, kendine özgü belirsizlik duygusuyla.
"Borges, edebiyatı hâlâ çoğumuzun roman ve kısa öykülerinin cereyan ettiği eski dünyadan yukarılara taşımıştır."
-John Updike-
--reklam--
Brodie Raporu Alıntıları - Sözleri
- ...zamanın alışılmış ölçüsünün dışında kalan olgular vardır bazen.
- Yaşama bir tutku gerekir. İki kadın tutkuyu resimde veya daha doğrusu, resmin aralarında kurduğu bağda buldular.
- Uyku, bilindiği gibi, eylemlerimizin en gizemlisidir. Yaşamımızın üçte birini ayırırız ve onu anlamayız. Kimilerine göre uyanıklığımızın gölgede kalmasından başka bir şey değildir; kimileri için de aynı zamanda geçmiş, şimdi ve geleceği içeren karmaşık bir durumdur, daha başkaları için ise kesintisiz bir düşler dizisidir.
- Kentin kafamızdaki imgesi hep biraz çağdışıdır.
- Her birimiz, rastlantının bize önemsiz bir yaşam ayırdığını ve başka yaşama şekillerinin daha çok değer taşıdığını düşünüyoruz.
- Hepimiz, başkalarının bizim üzerimize kurduğu imgeye benzeriz.
- Dostluk, aşk veya yaşam denen şu belirsiz şeyin herhangi bir yüzünden daha az gizemli değildir. Bazen kendime yalnız mutluluğun gizemsiz olduğunu söylerim, çünkü kendi içinde bir çözümdür.
- ''Yalnız gecede, gölge boyunca karanlık gidiyorlardı"
- Belki de yoksul, ilkel yaşamlarının tek serveti kindi ve bu yüzden kinlerini biriktiriyorlardı. Hiç farkında olmadan birbirlerinin kölesi olup çıktılar
- Hepimiz, başkalarının bizimle ilgili olarak düşledikleri imgeye benzeriz.
- Bir olayı aktarmak demek, onu gören ve anlatan bir tanık olmak için kahramanı olmayı bir yana bırakmak demektir, anlatıcı, olayı gerçekleştiren değildir.
- Nesneler insanlardan daha çok yaşarlar.
- Bundan böyle asla yazmayacağımı seziyorum.
- Hepimiz, başkalarının bizim üzerimize kurduğu imgeye benzeriz.
- Anlatmadaki süreklilik, belirtilen olguları yersiz olarak abartır, çünkü her sözcük sayfada bir yer kaplar ve okurun dikkatinden bir an çalar; sıraladığım dış imlerin önemsizliği dışında, adam mutsuz bir geçmişi olduğu izlenimi veriyordu.
--reklam--
Brodie Raporu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Borges'in öykülerini okuduğunuzda karşınızda beliriveren düşsel gerçeklik adeta bir tur ayna görevi görür gibi imgeleri yansılar. Imgeler aynaya çarpıp hatta kırık bir aynaya çarpıp farklı farklı modüllerde istisna halleri oluştururlar. Beliriveren ile düşsel gerçeklik arasında kurmuş olduğum ilişki basta garip gelse de, Borges'i biraz dikkatle okuyunca ne demek istediğim anlaşılabilir. Delleuze, Kant Üzerine Dört Ders adlı eserinde Kant'ın kendisinden önceki fenomenoloji geleneğine karşılık fenomenolojide devrim yaratmasını "Beliriveren " mefhumuyla karşılar. Beliriveren ne demektir ? Fenomenler dünyası bize gerçekliği olduğu gibi vermez tezinden yola çıkıp özü aramaya ittiginde öz ve görünen arasında bir tur dualistik iliskisellik kurulur. Bize görünen nesneler olduğu gibi görünür; önemli olan nesnenin ve şeylerin özüne ulaşmaktır. Klasik fenomenolojik perspektif bize böylesi bir ikilik bırakır. Kant da ise, şeylerin özünden öte, şeylerin belirivermeleri hali olanaklıdır. Seyler beliriverir. Onları tanımamizi sağlayan şey de budur. Bize göründükleri gibi algılarız onları. Böylece Kant, klasik düalist ikiliği reddeder ve bize ikili yonelimselligin karşıtlık oluşturduğunu halbuki bu ikisi arasında klasik bir ayrım olmadığını söyler. Tabi ki bu Delleuze'yen bir çıkarımdır. Numen ve Fenomenler dünyası diye bir ayrım da söz konusudur Kant'ta. Bu ikilik nosyonu, bizim gerçeklik alanımızla Numen gerçeklik alanı arasında ayrım yapmamızı zorunlu kılar. Borges'e tekrar dönersek; Borges fenomenler dünyamızda da şeylerin olası ilkelerinin ötesinde bir imgesel gerçeklik, yaratı gerçekleştirir. Nihayetinde işlenen cinayetler olanaksız değildir. Onun ilkesel olanın dışında kendi kafasında yaratmış olduğu bu düşsel gerçeklik ile ayrımı zorunlu kılmayacak biçim : Olasiliklardir. Tıpkı bir metametikci veya bir satranç ustası gibi olanakları zorlar ve düşsel olanın en ucuna varmaya çalışır. Öykülerinde alışıldık olanın dışına çıkması ve bir olay cereyan etmeden de öyküyü çekici ve korkunç kılan her aparata sahip gibidir. Onlara başvurur. Ki bu söylediklerimi kanıtlayan şey de, Borges'in bu eserini kör iken yazmasıdır. Hatta dostlarına yazdirmasıdır. Böylesi bir imge gücünün düşsel yolculukta okuyucu şaşkına uğratan ve her öykünün sonucunda, şimdi ne oldu? Dedirtecek yeginlikte bir akış sunması ve öte yandan süreğen gündelik pratiğin tekrar devam etmesi; ortada yalnızca yazının olmamasıyla bu serüvenlerin imgesel tutkusunu yaşamımıza aktarır. Sonuç olarak Borges'in her eserinde kendisini gösteren bu türden yaratilar, onun özgün hasletine denk düşecek yeginliktedirler. Bu baskın yön ise her ayrı öyküde kendisini okuyucuya yakıcı biçimde duyumsatir. (Hüseyinloi)
Sadece son bölümde yer alan brodie raporu için okunulabilecek bir kitap. Bu kitapta bulunan önsöz ve son deyiş kısmından hareketle Borges'in kendisini övmeyi ve kitaplarını okutmak için methiyeler düzenleyen biri olduğunu gördüm. Kendi yazılarında yazarlığının reklamını yapmak tartışılır bir konudur. (Vosvosyan)
Borges dokunuşu: Bu kez gerçekçi...: Borges 1970’te yayımladığı Brodie Raporu’nda Güney Amerika’ya has özel gerçekliğin izini sürüyor. Borges’in uzun bir aradan sonra yeniden öykü yazmaya başladığı dönemin ilk ürünü olan Brodie Raporu, yazarın erken dönem öykü kitaplarından farklı bir üslup taşıyor. On bir kısa öyküden oluşan kitap toplumun işleyişi üzerine sorular sorarken, medeniyet hakkında ironik tespitlere ve enigmatik yargılara varıyor. Dil, kültür, din, toplumsal ilişkiler gibi konuları ele alan Brodie Raporu, Arjantin’deki şiddet ve tedirginlikle iç içe geçmiş günlük hayatın izini sürüyor: yeraltı dünyası, bıçaklar, goşolar, kanun kaçakları, tehlikeyle dolu sokaklar. Borges, en yalın kitaplarından biri olan Brodie Raporu’nda, okurun önüne katman katman Buenos Aires’in derin tarihini açıyor. Yine yazdığı her satıra sinen, kendine özgü belirsizlik duygusuyla. (Arka kapaktan) Dünya edebiyatında, mistizm kokan yerine göre gerçekçiliģe dayanan, felsefe barındıran bir üsluba sahip #borges realitesi, hatta 'borgesvari' kavramı vardır, tıpkı Kafka üslubu için 'kafkaesk' denilmesi gibi. Ona göre yazın, güdümlü bit düşten başka bir şey değildir. Sözcüklerle oynamak, ağır bir tümceyle hafifletmek yada tumturaklı bir tümceyi yumuşatmak dışında, yazılanı ne bozar ne düzeltir. Bir kaç paragrafla anlatılabilecek konuları yüzlerce sayfada dile getirmemeye inandığından kısa hikayeleri tercih eder, roman yazmamıştır. Yıllar sonra dikte ettirdiği (çünkü artık kördür) bu hikayeler; kitaba yazdığı önsözde belirttiği üzere, gerçekçidir. #ficciones yada #kumgibi eserleri gibi, mistik tad yoktur belki ama insanda sorgular uyandırıp tortu bırakan üslup burada da devam eder. Eserde; Borges'in kendisinin de belirttiği üzere; 'Marcos'a göre İncil' öyküsü en iyisi gerçekten ve hiç bir şeye inanmayan, sonunda İncili onlara çeviren kişiyi çarmıha geren aile oldukça enteresan bir tad verdi doğrusu. Diğer beğendiklerim; rekabet içindeki iki kadın ressamı anlatan 'düello' ile ünlü Zimmermann ile yaşadığı gizli kıskançlığı dile getirdiği 'Guayaquil' oldu. İspanyolca hatta İngilizce'nin edebiyat değeri bu büyük üstadı okumak; özgün bir üslupla tanışmanın yanı sıra, sonrasında size katacaklarını bilmenin verdiği coşkuyla harmanlanmaktır. Ayrıca önsözde sorduğu; koşulların gerektirdiği olgusal buluşların bol olduğu bu eserdeki iki hikayeyi de bulmak size kalmış: İyi okumalar. (Hayat Bu)
--reklam--
Brodie Raporu PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jorge Luis Borges - Brodie Raporu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Brodie Raporu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jorge Luis Borges Kimdir?
Jorge Francisco Isidoro Luis Borges Acevedo veya bilinen adıyla Jorge Luis Borges (d. 24 Ağustos 1899 - ö. 14 Haziran 1986), Arjantinli öykü ve deneme yazarı, şair ve çevirmen. Büyülü gerçekçilik akımının önde gelen isimlerindendir ve gerçeküstücülük konusunda yazdığı denemeleri ile ünlüdür.
Borges, 24 Ağustos 1899 tarihinde Buenos Aires'te doğdu. Babasının annesi İngiliz olduğu ve evde iki lisan birden konuşulduğu için daha çocukken her iki lisanı da çok güzel konuşabiliyordu. Oğluna satranç tahtasında Zeno'nun paradoksunu öğreten Jorge Guillermo Borges avukat ve psikoloji öğretmeniydi. Evlerinde Borges'in muhayyilesini sürekli olarak işgal edecek bir bahçe ve kütüphane vardı.
Babasının görme yetisinin azalması üzerine, aile tedavi için I. Dünya Savaşı'ndan önce (1914) Cenevre'ye taşındı. Burada kaldıkları süre boyunca Borges Calvin Koleji'ne devam ederek, Lâtince, Fransızca ve Almanca öğrendi. Sembolizm akımının örneklerinden Verlaine, Rimbaud ve Mallarmé'in eserleriyle bu sırada tanıştı. Schopenhauer'a olan sevgisi ve Walt Whitman'ı keşfetmesi de Cenevre'deyken başladı.
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ailesiyle birlikte İspanya'ya taşındı. Borges artık yazar olmaya karar vermişti, babasına 1870'lerde geçen bir roman yazmaya yardım ediyordu. Birkaç edebi gruba girme çalışmasından sonra, kendine akıl hocası buldu: Endülüslü şair Rafael Cansinos-Asséns. Onun etkisiyle kendisini "ultraistler" grubundan saymaya başladı ama kısa zamanda aidiyet hissinden sıkılarak kimseye bağlı olmadan birşeyler yapmaya çalıştı. Denemelerle ve şiirle pasifizm, anarşi, Rus devrimi gibi bâzı şeyleri övdüğü, genel düşüncelerini dile getirdiği iki kitap yazdı. Ama sonra yazdıklarından utanarak, her iki kitabı da İspanya'dan ayrılmadan önce imha etti.
1921'de ailesiyle Buenos Aires'e geri dönmesinden sonra, babasının arkadaşı Macedonio Fernandéz'in düşüncelerinden etkilenmesi, düşüncenin yeni yollarına yönelmesine neden oldu. Fernandez'in düşünceleri Schopenhauer, Berkeley ve Hume'ün bir yansıması idi. Edebi stili ekzantrik ve düşünce tarzı karmaşıktı. Borges'e en büyük etkisi her şeye kuşkuculukla bakmasını sağlamasıdır.
1923'te ilk kitabı olan Buenos Aires Tutkusu (Ferver de Buenos Aires)'i çıkardı. 1924-1933 arası Borges için oldukça heyecan verici bir zamandı. Bu dönemde pek çok yazısı ve şiiri basıldı. Luna de Enfrente 1925'te, San Martin Defteri (Cuaderno San Martin) 1929'da basıldı. 1933-1934 yıllarında Critica'da Alçaklığın Evrensel Tarihi (Historia universal de la infamia) yayımlandı. Bu öykü dizisi, önceden basılmış bâzı hikâyelerden alınan karakterler ve fikirler üzerine yeniden hikâye yazmakla oluşmuştu. Gerçeği ve hikâyeyi harmanladığı bu hikâyeler gerçeküstü bir otantizm taşıyorlardı. Daha sonraları bu tarz "büyülü gerçekçilik"in ilk örneklerinden sayılacaktı. Ama onun asıl kariyeri 1935'te yazdığı "Borges stili"nin ilk örneği denilen, hayâli bir romanı eleştirdiği Al-Motasim'e Bir Bakış isimli öyküsüdür. 1936'da denemelerini topladığı "Sonsuzluğun Tarihi Historia de la Eternidad" basıldı. Bu sırada maddi sıkıntılar çekiyordu, bu nedenle 1937'de Belediye Kütüphânesi'nde çalışmaya başladı. Kütüphânedeki işi hafif olan yazar, iş günlerinin kalanını klâsikleri okuyarak ve modern edebiyatın uluslar arası örneklerini İspanyolca'ya çevirerek geçirmiştir. Virginia Woolf'un ve William Faulkner'ın kitapları İspanyolcaya ilk kez bu dönemde Borges tarafından kazandırılmıştır. Yaratıcılığını kaybetmekten korkan Borges, eşşiz bir eser yazmak istedi ve Pierre Menard, Don Quixote'un Yazarı'nı kaleme aldı. Ardından da Tlön, Uqbar, Orbis Tertius geldi. Her iki hikâye Victoria Ocampo'nun Sur edebiyat dergisinde yayınlandı. Bunların başarısının verdiği motivasyonla Babil Kütüphanesi'nin çalışmalarına başladı. 1941'de bu öykülerin toplandığı Yolları Çatallanan Bahçe basıldı. Aynı hikâyeler toparlanarak Artifices'e eklendi ve ve 1944'de Ficciones adıyla yeniden basıldı. 1942'de "Bustos Domecq" takma adı altında Adolfo Bioy Casares ile birlikte polisiye hikâyeler dizisi olan Don İsidro İçin Altı Problem'i yazdılar. Felsefe, gerçekler, fantazi ve gizemleri harmanladığı bu yeni öykülerin yanında, El Hogar'da anti-semitizmi, faşizmi ve nazizmi eşeltiren politik makaleler de yazıyordu. Bu makalelerle oldukça tanındı. 1946'da Juan Peron'un iktidara gelişiyle, kütüphânedeki işinden atıldı. Bu işten atılma onun için bir tür kurtuluş olmuştu, çünkü hem Arjantin'den Uruguay'a kadar pek çok yeri gezip, Budizm'den Blake'e kadar pek çok konuda seminerler veriyor, hem de iyi para kazanıyordu. Ama ailesi Peron'un baskıcı rejiminde zor günler geçirdi, annesi ve kız kardeşi hapse girdi. 1949'da ikinci önemli kısa hikâyeler kitabı Alef (El Alef)basıldı.
1955'de Peron devrilince Borges hayâlindeki meslek olan Arjantin Ulusal Kütüphânesi Müdürlüğü'ne getirildi. Ailesinden gelen hastalık nedeniyle görme bozukluğu çeken Borges bu dönemde görme yetisini tamamen kaybetti. "Bana aynı anda hem 800,000 kitabı hem de karanlığı veren Tanrı'nın muhteşem ironisi" diyerek bu gerçeği kabullenmiştir. (Umberto Eco unutulmaz romanı Gülün Adı'nda yer alan ana karakterlerden kör kütüphaneciyi Borges'ten esinlenerek oluşturmuştur.) 1956'da Buenos Aires Üniversitesi'nde İngiliz ve Amerikan edebiyatı profesörlüğüne atandı ve 12 yıl bu görevi yürüttü. 1961'de Samuel Beckett'le birlikte Uluslararası Yayımcılar Ödülü'nü (Formentor Ödülü) kazandı. Bu ödül ona gecikmiş bir uluslararası ün kazandırdı. Gözlerinin görmeyişini şiire yönelerek telâfi etmeye çalıştı. 1970'li yıllarda ABD'de çeşitli üniversitelerde dersler verdi. 1973'te Peron geri dönünce, görevinden istifa etti. Ders vererek ve yolculuk yaparak geçirdiği zamanın meyvesi 1975'te basılan toplama hikâyelerin olduğu Kum Kitabı (El libro de arena) oldu. Dünya gezilerinin sonucu ona eşlik eden Maria Kodama'nın resimlerini çektiği yazılarını ise kendi yazdığı Atlas(1984)'la sonuçlandı.
Zannedilenin aksine, Nobel ödülünü alamadan 87 yaşında, 14 Haziran 1986'da Cenevre'de karaciğer kanserinden hayatını kaybetti.
--reklam--
Jorge Luis Borges Kitapları - Eserleri
- Kum Kitabı
- Alçaklığın Evrensel Tarihi
- Sonsuz Gül
- Alef
- Ficciones
- 25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler
- Ölüm ve Pusula
- Brodie Raporu
- Yedi Gece
- Atlas
- Düşsel Varlıklar Kitabı
- Yolları Çatallanan Bahçe
- Sonsuzluğun Tarihi
- Yaratan
- Şifre
- Rüyalar Kitabı
- Dantevari Denemeler - Shakespeare'in Belleği
- Olağanüstü Masallar
- Borges Sekseninde - Sohbetler
- Öteki Soruşturmalar
- Borges ve Ben
- Şu Şiir İşçiliği
- İngiliz Edebiyatına Giriş
- Gölgeye Övgü
- Tartışmalar
- Evaristo Carriego
- Don Isidro Parodi'ye Altı Bilmece
- Altın ve Gölge
- Xewn ü Xeyal
- Bustos Domecq Vakayinameleri
- The Story from Rosendo Juarez
- The South
- Alef
--reklam--
Jorge Luis Borges Alıntıları - Sözleri
- Hayat ölümsüz olmayacak kadar fakirdir aslında. (Sonsuzluğun Tarihi)
- Xew dûrketina ji dinyayê bû. (Xewn ü Xeyal)
- mantık denen şey bir deliliktir.. (25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler)
- ... beni derinden ilgilendiriyor, ama -nasıl söyleyeyim?- vazgeçilmez gelmiyor bana. (Ficciones)
- ...Sonsuzluk daha bereketli 1icattır. Akla mantığa sığmaz oluşu doğrudur ancak sıradan zamanın akışı da öyle değil midir zaten? Sonsuzluğu inkar etmek, şehirlerle, nehirlerle, şenliklerle yüklenmiş yılların topyekün ortadan kalktığını farz etmek, onların topyekûn kurtarıldığını hayal etmek kadar, hatta ondan daha az inandırıcıdır... (Sonsuzluğun Tarihi)
- Müslüman inanışına göre, Allah akıl melekesine sahip üç tür varlık yarattı: Nurdan yaratılmış Melekler; ateşten yaratılmış Cinler (tekil hali 'Jinnee' ya da 'Genie') ve topraktan yaratılmış İnsanlar. Cinler, Adem'den binlerce yıl önce, siyah, dumansız bir ateşten yaratıldılar; beş sınıfa ayrılırlar. Bunların arasında iyi ve kötü Cinler ile erkek ve dişi Cinler'i görüyoruz. Evrenbilimci El-Kasvini, "cinler şeffaf bedenli hava hayvanlarıdır, kılıktan kılığa girebilirler" diyor. Kendilerini ilk önce bulut ya da kocaman sütunlar olarak gösterebilirler; ama biçimleri yoğunlaştığında, belki bir insan, bir çakal, bir kurt, bir aslan, bir akrep ya da bir yılan biçiminde görünür olurlar. Bazıları gerçek mümin, diğerleriyse sapkın ya da dinsizdirler. (Düşsel Varlıklar Kitabı)
- Biri dedi ki: Sen uyanıklığa değil, önceki bir düşe uyanmışsın. O düş, bir başka düşle sarmallıdır, o da bir başkasıyla ve bu böyle sonsuza kadar gider, sonsuz da kum tanelerinin sayısıdır. Geriye dönerken izlemen gereken yolun sonu yoktur ve sen bir daha gerçekten uyanmadan öleceksin. (Ölüm ve Pusula)
- Yalnızlık bana acı vermiyor, insanın kendisine ve kendi huylarına katlanmasıyla hayat zaten yeterince zor. (Kum Kitabı)
- "Hiç aklımda olmadan, böyle bir şeyin başıma geleceğini hiç düşünmeden, inzivaya çekildim. Bir tutukluya dönüştüm, bir hücreye kapandım, ve şimdi anahtarı bulamıyorum; kapı açık da olsa çıkmaya korkacağım." (Öteki Soruşturmalar)
- Belki de yoksul, ilkel yaşamlarının tek serveti kindi ve bu yüzden kinlerini biriktiriyorlardı. Hiç farkında olmadan birbirlerinin kölesi olup çıktılar (Brodie Raporu)
- . Şimdi istediğim şey barış, düşüncenin ve dostluğun hazzı. Ve çok hırslı görünse de sevme ve sevilme duygusu. ... (Borges ve Ben)
- ... ne bir söz, ne bir özlem, ne de bir anı, hiçbir şey bize dokunmadığında biz çoktan ölmüşüzdür. Ben ölü olmadığımı biliyorum. (Altın ve Gölge)
- Oscar Wilde, insanın, hayatının her anında, olmuş olduğu her şey ve olacağı her şey olduğunu yazar. (Atlas)
- . Bir kitap, fiziksel nesneler dünyasında fiziksel bir nesnedir. Bu bir dizi ölü semboldür. Ve sonra doğru okuyucu gelir ve kelimeler daha doğrusu kelimelerin ardındaki şiir, çünkü kelimelerin kendisi sadece semboldür, canlanır ve kelimenin yeniden dirilişini yaşarız. ... (Şu Şiir İşçiliği)
- ...ilahi iyilik kötülüğü tüketti, sonsuz hayat ölümü, güzellik sefaleti eritti içinde... (Sonsuzluğun Tarihi)
- "Dante, bir tanrı bilimci, inançlı, erdemli bir insan olarak günahkarları mahkûm ediyor ama duygusal olarak ne mahkûm ediyor ne de bağışlıyor" (La poesia di Dante, 78) (Dantevari Denemeler - Shakespeare'in Belleği)
- Kipling'in yazdığı herhangi bir sayfada ki onun eserlerinde tüm Hindistan ve bir şekilde tüm yerküresinin özeti bulunduğundan... (25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler)
- Bradley, şimdiki anın, bize doğru akmakta olan geleceğin, geçmişin bağrında parçalanıp dağıldığı an olduğuna inanır; başka bir deyişle, var olmak, yok olup gitmekte olan bir var oluştur; ya da Boileau’nun özleme kapılmadan dediği gibi: ‘Le moment où je parle est deja loin de moi.’ [Konuşmaya başladığım an, daha şimdiden uzak benden.] (Atlas)
- "Yaşadığımız dünya bir yanılgı, gülünç bir yanılsamaydı." (Alçaklığın Evrensel Tarihi)
- Geçmişimin maskelerinden kurtulacağım, ölüp tamamen unutulunca. (Atlas)
Yorumlar
0 yorum