Kitap Künyesi
Yazar: Jack London
Çevirmen: Dilek Berilgen Cenkciler
Yayın Evi: Maya Kitabevi
İSBN: 9786059902885
Sayfa Sayısı: 320
Büyük Evin Küçük Hanımefendisi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Zeki çiftçi Dick Forrest, güzel ve yetenekli karısı Paula’yla Büyük Ev’de mutlu bir yaşam sürmektedir. Forrest’ın arkadaşı Graham, Büyük Ev’e geldiğinde işler karışır. İki arkadaş Paula’ya, Paula ise adamların ikisine birden âşıktır. Bu aşk üçgeni onları nereye götürecektir?
Bu kitaptaki üç karakterim mızmız da değil, ahlakçı da... Hepsi kültürlü ve modern ama aynı zamanda ilkeller. Kitap bittiğinde okur, karakterlerimin üçüne de hayran kalacak. Yazmaya devam ettikçe ellerimde duran şeyin yazarlık hayatımın zirvesi olduğuna daha da çok inanıyorum. Her zaman yazdığım türden şeyler bulma umuduyla okursanız bu kitabı benim yazdığıma inanmayabilirsiniz. Yepyeni ve şimdiye kadar yazdığım her şeyden farklı bir şey yazıyorum.
Jack London’ın satır aralarında kadının seçimlerinde özgür olduğuna sık sık vurgu yapması, bu kitabın, dönemin feminist hareketlerini yansıtan romanlardan biri olmasını sağlamıştır.
Büyük Evin Küçük Hanımefendisi Alıntıları - Sözleri
- Her kadın sonsuza dek, ilelebet kadın olarak kalır. Kız çocuklarımız bebekleriyle oynamayı ve aynada kendi çekiciliklerine bakmayı bırakıncaya kadar, hiçbir kadın, daima olduğu şeyden başka bir şey olmayacaktadır: önce anne, sonra erkeğin eşi.
- İnsan iz bırakmadan kalbini çiğneyemez.
- Bir kadını sadece başka bir kadın yakalayabilirdi
- Haklılardı. Bu bir oyundu. Yarış hızlının, mücadele güçlünün olacaktı.
- İnsan fikirler denizinde pusulasız, dümensiz ve haritasız kalıyor.
- "Düştükten sonra hiç kıpırdamadı. Yirmi metrelik düşüş sonrasında boynu kırılmış ve kafatası parçalanmıştı. Ve o anda, orada, genç Dick ölümü öğrendi. Doktorların, hemşirelerin ve iğnelerin hastaları rahatlatarak karanlığa gönderdiği; törenlerin, etkinliklerin, çiçeklerin ve üstlenici kuramların işbirliği yaparak mutlu bir veda hazırladığı uygarlığın sıralı, makul ölümünü değil; karmaşada bir öküzün veya şahdaman kesilen şişman domuzun ölümüne benzeyen ani ölümü, ilkel ölümü, çirkin ve süssüz ölümü..."
- “Erkeklerin kendi kız kardeşlerini asla takdir etmemeleri ne tuhaf.”
- Sevdiği kadını döven erkek, şahsiyetsiz bir erkektir. Kendisini döven erkeği seven kadın şahsiyetsiz bir kadındır. Üstün bir kadın kendisini döven erkeği sevemez
- Dick Forrest emindi; eli masanın üstündeki herhangi bir eşyaya uzandığı zaman, tökezlemeden veya bir santim bile kaymadan doğrudan o eşyayı alacağından emindi. Beyni, domuz kolerası metninin önemli kısımlarına atladığı zaman hiçbir şey kaçırmadığından emindi; dönen sandalyesindeki dengeli bedeninden, dengeli ensesinden emindi; yüreğinde ve mantığında, hayattan, işinden, sahip olduğu her şeyden ve kendinden emindi.
- Görmüyor musunuz? Bunun sonucunda, hiçbir insani kararda sağlam birşey yok. Hiç bir şey doğru değil. Hiçbir şey yanlış değil. İnsan fikirler denizinde, pusulasız, dümensiz ve haritasız kalıyor
- İnsan iz bırakmadan kalbini çiğneyemez
- Henüz çıldırmadım ama çıldırmaya başladığım zaman beni görün;)))
- Büyük oynamış, büyük kazanmış ve büyük kaybetmişti ama her zaman kaybettiginden fazlasını kazanmıştı...
- ... şarkıcıda benim şarkı da...
Büyük Evin Küçük Hanımefendisi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ne kadar kitap okusam da klasiklerin yeri bende ayrı farklı oyuzden insan okurjen ayrı bir keyif alıyo, Kitaptan : Zeki çiftci Disk forrset güzel ve yetenekli Paula'yla buyuk evde mutlu bir yaşam sürmektedir. Forrest'in arkdası Graham Buyuk eve geldiğinde işler karışır. İki arkadaş Paula'ya Paula ise adamların ikisine birden aşıktır. Bu aşk üçgeni nereye gidecek İnsan fikirler denizinde pusulasız, dümensiz ve haritasız kalıyor... (s:200) Kitaptan okuyun (Hande gunkut)
Yine Yeni Yeniden Jack London Şahaseri Öncelikle kitabın önsözünde kendisinin de belirttiği üzere böyle bir konusu olan yapıtını Jack London’dan beklemiyorsunuz ama ben ne yalan söyleyeyim kitabı bitirdiğim an dedim ki ‘evet bu da bir Jack London şaheseri.’ Konusunda da bahsedildiği üzere iki mükemmel adam arasında kalan güzel kadın kahramanımız Paula’nın feminen yanının sıkça vurgulandığı ve hatta ve hatta erkek kahramanlar Evan Graham ve Dick Forrest’ın yazar Jack London’ın kendinden esinlenerek çift karakter yarattığı, hayatının son zamanlarını geçirdiği çiftlik yaşamından ve o ileri görüşlü çiftlik planlarının uygulandığı bir hayat anlatılıyor kitapta elbette sürpriz sonlu olarak. Her zamanki gibi Jack London kitaplarının o sürükleyiciliği bu kitabında da son sayfaya kadar sürüyor. Lakin, ilk 100-150 sayfa aşırı karakter betimlemeleri çiftlik hayatına dair teknik bilgiler içerdiği için bu kısımlar size biraz sıkıcı gelebilir. Bu paragrafları ve çiftlikte geçen o meşhur öğle ve akşam yemeğindeki dialogların zihin açıcılığını istemiyorsanız bu kısımları es geçebilirsiniz. Bana kalırsa Jack London’ın hemen hemen bütün eserlerini okuduğumdan bu romanda da kesinlikle ondan bir şeyler bulabilirsiniz. Bu arada ayrı bir konu olacak ama yazarın bu eserinden çok Yıldız Gezgini kitabını okusam bu kitap London’a ait değil derdim ama bu kitap için ise asla. Tam bir Jack London klasiği ile berabersiniz. Bu arada yayınevi Maya Kitabı da ayrıca tebrik etmek lazım Türkçeye böyle bir eseri kazandırdığı için. 15 yıl önce kardeşimin okuma yarışması için alınan ve o arada okuduğum Martin Eden klasiğinin şu aralar kavuştuğu popülaritenin de bu kitaba yansıması dileğiyle... (Sapere Aude)
Martin İdenden sonra Jack Londonun en beyendiyim romanı oldu. Ən az M.İ kimi surpriz sonluq oxucunu heyrətə gətirir. İlk 150-160 səhifəsi mənim üçün sıxıcı olsada əsərə şans verib sona kimi oxudum. Yaxşı ki oxudum. Əsərdə obrazların, adların çoxluğunu mənfi hal kimi qəbul edirəm. Böyük evdə demək olar ki, hər gün təşkil edilən əyləncələr sanki mənim öz evimdə baş tuturmuş kimi yorurdu məni. Amma ümumilikdə məsləhət görə biləcəyim əsərlərdən biri oldu. (Ayten Cabarova)
Kitabın Yazarı Jack London Kimdir?
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.
Jack London Kitapları - Eserleri
- Beyaz Diş
- John Barleycorn
- Martin Eden
- Demir Ökçe
- Ay Vadisi
- Demiryolu Serserileri
- Vahşetin Çağrısı
- Deniz Kurdu
- Uçurum İnsanları
- Alın Teri
- Şampiyon
- Dehşet Ülkesi
- Güneşin Oğlu
- Yanan Günışığı
- Kız, Kar ve Kan
- Düş Ülkelerine Yolculuk
- Sevginin Katıksızı
- Tanrılar ve Köpekler
- Suikast Bürosu
- Kurt Dölü
- Denizin Çağrısı
- Midas'ın Müritleri
- Yıldız Gezgini
- Ölüme Boyun Eğmeyen Adam
- Ataların Tanrısı
- Beyaz Sessizlik
- Can Yoldaşı
- Devrim
- Dönek
- Gece Doğan
- Halk Avcısı
- İnsanın Sadakati
- Meksikalı
- San Fransisco'nun Güneyi
- Sınıf Farkı
- Makaloa Hasırı Üzerinde
- Bana Göre Hayatın Anlamı
- Hawaii Öyküleri
- Büyük Serüven
- Kurt Kanı
- Yakalanış
- Öyküler
- Uzak Diyarlarda
- Bir Kuzey Macerası
- Gece Geçen Serseriler
- Gemide İsyan
- Geleceğin Hikayeleri
- Beyaz Cehennem
- Büyük Evin Küçük Hanımefendisi
- Beyaz Diş - Madam Bovary
- Şafak Kızı
- Beyaz Diş - Esrarlı Ada
- Yumruk
- Buzun Çocukları
- Bin Düzine Yumurta
- Adem'den Önce
- Oyun
- Ateş Yakmak
- Acemi Gece
- Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman)
- Kumarbazlar Cenneti
- Vahşetin Çağrısı - Beyaz Diş
- Ateş Yakmak
- Hayatın Kanunu
- Demir Yolu Çocukları
- Kızıl Veba
- Büyük Sorgu
- Mapuhi’nin Evi
- Ölümcül Dalgalar
- Kadın Denen Mucize
- İlk Savaş, İlk Zafer
- İnsanlığın Sürüklenişi
- Kepaze
- Çinago
- Bütün Dünyanın Düşmanı
- Alice Ruhunu Açınca
- Kahekili’nin Kemikleri
- Dağ Adamı
- Bir Dilim Biftek
- Kırmızı
- Tek Özgürlüğüm
- Güneşe Doğru
- Lost Face And Other Stories
- Theft
- Tom Pomplun
- Kaval Kemikleri
Jack London Alıntıları - Sözleri
- “Sanki kendimin dışında durmuş da kuşkuyla kendime bakıyor gibiydim.” (Deniz Kurdu)
- Henüz çıldırmadım ama çıldırmaya başladığım zaman beni görün;))) (Büyük Evin Küçük Hanımefendisi)
- Yaşlılık zamanlarımızda dine ihtiyaç duyarız Alice. Din bizi yumuşatır, diğer insanların zayıflıklarına, özellikle de nerede sabah orada akşam hovardalık ettikleri ve ne yaptıklarını bilmedikleri gençlik zamanlarında gösterdikleri zayıflıklara karşı daha hoşgörülü ve affedici olmamızı sağlar. (Alice Ruhunu Açınca)
- Ömrüm boyunca gövdemle hayvan gibi çalıştım ve ne kadar çok çalıştıysam çukurun dibine o kadar fazla yaklaştım. (Tom Pomplun)
- °• İnsan her zaman hayattan talep ettiğinin daha azını alır . (Uçurum İnsanları)
- Dünyaya egemen olan kanunu iyi biliyordu: zayıflar ezilir, güçlülere itaat edilirdi. (Beyaz Diş)
- “Bana o gözleriyle bir dakika içinde, bin yılda kitaplarda okuyabileceğimden daha çok şey söylüyordu.” (Büyük Sorgu)
- Bundan şu çıkıyordu ki bir kişi dostluğun d'sini bile bilmez ama soylu biri olabilir! (Uzak Diyarlarda)
- İnsanlar neden şarap içer, at biner, aktristleri tutar, papaz ya da kitap kurdu olur? Öyle isterler de ondan. İşte sana cevap. Hepimiz, elimizdeyse, hoşlandığımız şeyleri yapmak isteriz, elde edelim etmeyelim, istediğimiz şeylerin peşinden koşarız. (Sevginin Katıksızı)
- Güneş her sabah doğar. (Makaloa Hasırı Üzerinde)
- Korkak olduğu için, zorbalığı da korkaklığıyla uyumluydu. (Can Yoldaşı)
- Derler ki, bu aşk hayattan bile daha kıymetliymiş, aşık olanlar böyle söyler. Bir kadın ya da erkek, birini dünyadaki herkesten daha fazla severse, o zaman aşık olduğunu anlar. Böyle denir ama kelimelerle açıklamak fazlasıyla zor. Sadece bilirsin işte, o kadar. (Kadın Denen Mucize)
- “Kalbimde sana duyduğum hisler yıldızlar kadar parlak ve çok, bunu ifade edebilecek bir dil yok. Sana nasıl anlatabilirim ki? Oradalar... Görüyor musun?" (Kadın Denen Mucize)
- Tekdüzelikten uzak olması belki de serseri yaşantısının en güzel yanıdır. Topluluklar hâlinde yaşayan serserilerin ülkesinde, yaşamın yüzü sık sık biçim değistirir. (Demir Yolu Çocukları)
- Yaşamaktan mutluyum, kendi akıl ve gücümden mutluyum, işleri yapmaktan mutluyum, kendim için yapmaktan. Bundan başka yaşamak için bir neden olabilir mi? Kendimden ve yaptığım işlerden keyif almayacaksam, neden yaşayayım? (Buzun Çocukları)
- “Aramızda küçük bir tartışma yaşadık ve yapabileceğimiz en iyi şey, bunun bu kadarla kalmasını sağlamak.” (Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman))
- Kötü olan iyi olanı bozar, her şey birlikte iltihaplanır. (Uçurum İnsanları)
- Bugün n'oluyor, ilkokuldan sonra ortaokul, lise, sonra üniversite, sonra ya memur oluyoruz ya doktor moktor, bildiğimiz serüvenleri de sadece kitaplardan öğreniyoruz. (İlk Savaş, İlk Zafer)
- Hayat hayal kırıklıklarıyla dolu ve öyle olmalı zaten. En tatlı et kıtlıktan sonra gelen ve en yumuşak yatak da zor bir avdan sonra yatılandır. (İnsanın Sadakati)
- Kazanılacak bir oyun gibi gördükleri şeyi yıllarca oynayan insanları izledim. Sonunda kaybettiler... (Dönek)
Yorumlar
0 yorum