Kitap Künyesi
Yazar: Alain de Botton
Çevirmen: Süha Sertabiboğlu
Orijinal Adı: Pleasures And Sorrows Of Work
Yayın Evi: Sel Yayıncılık
İSBN: 9789755703831
Sayfa Sayısı: 327
--reklam--
Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Geçmişte kölelere reva görülen çalışma, günümüzde yaşamımızın en önemli parçasını oluşturuyor. Zamanımızın büyük bölümünü fabrikalardan limanlara, elektrik santrallerinden füze rampalarına uzanan farklı çalışma mekânlarında geçiriyoruz. Alain de Botton yeni kitabında bu mekânları ziyaret ediyor ve bisküvi üreticilerini, liman işçilerini, elektrik mühendislerini, ressamları, muhasebecileri, kariyer danışmanlarını çalışırken izliyor. Farklı alanlarda çalışan bu insanların işlerini nasıl yaptıklarını anlatırken çalışmanın doğası üzerine çarpıcı düşünceler geliştiriyor.
Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı tuhaf olduğu kadar güzel de olan işyerlerini Alain de Botton'un rehberliğinde gezen okurları kendi çalışma yaşamları hakkında düşünmeye kışkırtacak.
--reklam--
Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı Alıntıları - Sözleri
- Bilim öncesi çağ, ne denli kusurları varsa da, yaşayanlarına hiç olmazsa, insan yapimi her türlü başarının evrenin manzarası yanında önemsiz kalacağını bilmekten kaynaklanan bir iç huzuru vermisti. Zımbırtılarımızla daha çok mutlu, ama genel halimiz konusunda daha az mütevazi olan bizler, zeki, mükemmel, kocaman gözlüklü ve ahlaken sorunlu insan kardeşlerimizden daha baskin bir yücelik kaynagindan yoksun olmamızdan kaynaklanan kıskaçlık, endişe ve kibir duygularıyla boğuşmaya terk edilmistik.
- İnsanın emeğini ziyan etmek, insanı öldürmek değildir. Öyle mi? İnsanları bundan daha tümüyle nasıl öldürebilirsiniz, merak ediyorum.
- Cumartesi geceleri alkol yüzünden çıkan kavgalar, hapsedilmişliğimize duyduğumuz öfkenin tahmin edilebilir semptomlarıdır. Sağduyu ve düzen tapınaklarını her gün gösterdiğimiz itaate karşılık ödediğimiz bedeli ve yasaları hiç eşi görülmemiş bir şekilde benimsemiş, uysal bir yüzeyin altında sessizce birikmiş öfkeyi hatırlatıyor bunlar bize.
- Bizi, mesleksel davranış kurallarımızın içinde eski tarz bir cinsel baskının ne derecede katıldığını kabul etmekten alıkoyan şey sadece, açık fikirliliğimize safça inanmamızdır.
- “Tüm ziyankarlıklar içinde, yapabileceğiniz en büyük ziyankarlık emeği ziyan etmektir.”
- Ne istediğimizi bilmemiz normal değildir. Çok ender ve zor bir psikolojik başarıdır bu.
- M.ö dördüncü yüzyılda Aristo, İnsanın ruhsal tatmini ile parasal durumun arasında yapısal bir uyumsuzluktan söz ettiğinde, iki bin yıldan daha uzun sürecek bir yaklaşımı dile getiriyordu. Çünkü Yunan düşünüre göre, finansal ihtiyaç kölelere ve hayvanlara mahsustu.
- Atalarımız yaz sonunda bazen, bir çalının altında Avuçlar dolusu çiçek bulunca bunu, yaratıcı Tanrı’nın hiç beklenmedik cömertliğinin bir işareti olarak görüp memnun olurlardı, ama biz modernleşince, yukarıdan arasıra gelecek armağanları bırakıp, hemen her seferinde elde edilebilecek memnuniyet duygusunu yaratmaya kalktık.
- Kendi hataları yahut aptallıkları yüzünden doğru ‘misyon’u kaçırdıkları yolunda, içlerinde kalmış bir düşünceyle hep işkence çekerlerdi.
- Tüm toplumlar işi daima çok büyük önem vermiştir, ama çalışmanın bir ceza yahut eziyet olmadığını düşünen ilk toplum bizimkisidir. İlk kez biz, finansal bir zorunluluğun yokluğunda bile çalışmamız gerektiğini düşünüyoruz. İş seçimimizin bizim kimliğimizi belirleyeceği o denli benimsenmiştir ki, yeni tanıdığınız kişilere sorduğumuz en israrli soru, nereli oldukları ya da ana babalarının kim olduğu değil, ne yaptıklarıdır ve anlamlı bir varoluşa giden yolun mutlaka, kazançlı bir iş kapısından geçmesi gerektiğine dair varsayım çok güçlüdür.
- Kıskançlık olmadan, insanın kendi potansiyelini tanıması mümkün değildi.
- İşimiz, hiç olmazsa, bizim aklımızı başka yere çeker, bize mükemmellik umutlarımızı yerleştireceğimiz harika bir sabun köpüğü sağlar, ölçüsüz endişelerimizi nispeten daha küçük çaplı ve başarılabilir birkaç amaca yoğunlaştırır, bize bir üstünlük duygusu verir, saygıdeğer bir şekilde yorar bizi, masaya yemek koyar. Bizi daha büyük dertlerden uzak tutar." Alain de Botton/Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı
- "Tarih, kahramanlık ve dram hikayelerine dayanıyor belki, ama sonuçta pek azımız azgın denizlere açılmış, çoğumuzsa limanda kalıp ipleri saymış ve karışmış zincirleri birbirinden ayırmıştır."
- “Mesainin başlaması özgürlüğün sonu, fakat aynı zamanda kuşkunun, şiddetin, dağınık duyguların da sonu demektir.”
- Binlerce yıllık çabadan sonra biz, en azından sanayileşmiş dünyada, kendini bir sonraki yemeğini sağlamak için endişeli bir arayıştan kurtarmış tek hayvanız. Ama yine de bizim, şarap denizleri ve ekmek dağlarıyla bu bolluk dönemimizin pek de, Ortaçağın kıtlıklarla geçen yıllarında yaşamış atalarımızın düşlediği gibi şen ve mutlu bir yer olmadığı ortaya çıktı.
--reklam--
Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Lojistik, bisküvi yapımı, kariyer danışmanlığı, mühendislik, havacılık vb. işlerde yaşananları anlatıp çalışmanın bizi daha büyük dertlerden uzak tuttuğu iddia ediliyor. (feyza bütün)
Kitap okurken çok nadir sıkılırım. Bitirmek için büyük bi savaş vermiş olsam da olmadı devam etmedi. Aslında ilgi duyduğumuz bi konu hakkinda detaylı bi araştırma yaparak nasıl da farklı ve tahmin bile edemeyeceğimiz şeyler ile karşılaşacağımızı bize göstermiş ama çok çok ayrıntılı olmuş ve bu okuyucu için kitaba bağlanmakta zorluk çıkaracaktır. (Ali Haydar Özcan)
Uzun sıkıcı karışık Publicis-Oglivy ortak yapımı klişe bir reklam filmi gibiydi. Zaten zor bitirdim. Belki bitirmeden atmış bile olabilirim bir kenara. Sahahlıklar rafında bekliyor kaderini bu kitap. Okumasaydım dediğim bir kitap oldu. Bu kağıt ve emek israfını ( yazarın emeği hariç) bol ürün yerleştirmeli, edebiyatın, öykücülüğün PR ve reklamcılık hesabına boş senet imzalatılarak kötü yola düşmüşürülmüşçesine hunharca kullanıldığına şahit olmayı vicdanı kaldıracaklara bile tavsiye etmiyorum. Vaktimin bol olduğu zamanlarda elime geçmişti. Kitapları BATI stantlarında çok satan, salata bar kıvamındaki genetik kodlarında yahudi kökleri olmasıyla küresel yayıncılık lobisinin dikkatini üzerine çekebilmiş bir adamcağızın yazdığı seyahat ve mekan gözlemleri. Her sayfada markalar ürünler mekanlar. Neredeyse markaların karışmadığı hiçbir duygusal açıklama tarif yok. Tavsiyem okunmaması üzerinedir. Sert oldu biraz. Ancak edebiyatı kötü yola düşürenlerin popülerliği xxx sektörünün popülaritesiyle benzerlik gösteriyor. (Subo)
--reklam--
Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Alain de Botton - Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Alain de Botton Kimdir?
Yahudi asıllı yazar ve televizyon programları yapımcısı.
1969 yılında İsviçre’de doğdu. Eğitimini Cambridge’de tamamladı. Yapıtları on altı dile çevrildi. Hâlâ Londra’da yaşıyor. Türk okurunun Aşk Üzerine, Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir, Romantik Hareket, Öp ve Anlat, Seyahat Sanatı, Felsefenin Tesellisi, Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı, Ateistler İçin Din, Havaalanında Bir Hafta, Görmek ve Fark Etmek, Hayat Okulu Kitapları ve Statü Endişesi adlı kitaplarıyla büyük beğeni kazandı.
--reklam--
Alain de Botton Kitapları - Eserleri
- Felsefenin Tesellisi
- Aşk Üzerine
- Statü Endişesi
- Aşk Dersleri
- Mutluluğun Mimarisi
- Görmek ve Fark Etmek
- Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir
- Romantik Hareket
- Ateistler İçin Din
- Seyahat Sanatı
- Cinselliğe Nasıl Farklı Yaklaşırız
- Öp ve Anlat
- Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı
- Haberler
- Havaalanında Bir Hafta
- Terapi Olarak Sanat
- Hayat Okulu Kitapları (6 Kitap Takım)
--reklam--
Alain de Botton Alıntıları - Sözleri
- İlişkilerin en can sıkıcı yanlarından biri, ilk tanıştığımız gün daha görür görmez tutulduğumuz insanlara çok çabuk alışmamızdır. Eskiden sadece bileği ya da omzuyla bizi tahrik edebilen kişi şimdi önümüzde çırılçıplak soyunsa en ufak bir heyecan kıpırtısı duymadan bakabiliriz. (Terapi Olarak Sanat)
- İyi kitaplar yalnızca duygularımızı ve çevremizdekilere benzer insanları betimlemekle kalamaz, bunların bizim betimledigimizden çok daha güzel betimlenmesini sağlayan bir becerinin varlığına işaret ederler. Bu kitapların istedikleri gerçeklerin bizim de gerçeğimiz olduğunu düşünür, ancak bu gerçekleri kitapları okumadan kendi kendimize dile getirmeyi başaramayız. (Görmek ve Fark Etmek)
- Doğuştan getirdiğiniz tek bir kusur var: hepimiz mutlu olmak için dünyaya geldiğimize inanıyoruz... (Felsefenin Tesellisi)
- ...Tatmin olamayışımızın nedeni kendi hayatlarımızın baştan beri kusurlu olmasından değil, kendi hayatlarımıza gerektiği gibi bakmamamızdan kaynaklanır. (Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir)
- Mutluluk beden için iyidir," diyor Proust, "ama zihnin gücünü artıran şey kederdir." (Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir)
- Yaşamımı paylaşacak biri olmadan yaşama hakkının, sesimi duyacak biri olmadan düşünce özgürlüğünün ne anlamı vardı ki? (Aşk Üzerine)
- Erdemli olmaya giden yolun başında burjuvalara duyulan nefret vardır. (Görmek ve Fark Etmek)
- "Yaptığımız işin kişiliğimizi tanımlamasına tarihte izin veren ilk toplum da biziz; yeni tanıştığımız birine ilk sorduğumuz nereli olduğu ya da ailesi değil, ne iş yaptığıdır, sanki bir insanı ötekilerden ayıran özelliği bilmek için işini sormak yeterlidir." (Havaalanında Bir Hafta)
- Bir kütüphane kadar sessizdi ortalık. (Seyahat Sanatı)
- Sanat, kırılgan hayallerimize destek olur. (Terapi Olarak Sanat)
- Doğamızdaki rastlantısal özellikler ve çocukluğumuzdaki tuhaflıklar nedeniyle yetişkin olduğumuzda kendimizi dengesiz bir ruh halinde buluruz, bazı alanlarda çok iyiyizdir, bazılarında ise çok eksik, ya fazlasıyla endişeli ya da fazlasıyla sakinizdir, ya fazlasıyla iddialı ya da fazlasıyla pasifizdir, ya düşünce geliştirmeye fazlasıyla eğilimli oluruz ya da pratik yaşamı fazlasıyla önemseriz, ya fazlasıyla eril ya da fazlasıyla dişil yaklaşımları benimseriz. Kendimizde olmayan özellikleri gördüğümüz kişileri ‘seksi’ olarak niteleriz, bizi zaten var olan aşırılıklarımıza daha da itecek gibi görünen kişilerden de kaçarız. (Cinselliğe Nasıl Farklı Yaklaşırız)
- Özellikle de öfkenin ana sebebinin umut olduğu tezi. Kizgınız çünkü haddinden fazla iyimseriz; varoluşun içerdiği hüsran hastalığına yeterince hazırlıklı değiliz. Anahtarlarını her kaybettiğinde ya da bir havaalanında her geri çevrildiğinde bağıran bir adam anahtarların asla kendiliklerinden kaybolmadığı ya da seyahat planlarımızın daima garantili olmadığı bir dünyada dokunaklı ama düşüncesizce ortaya konan saf bir inanç sergiler (Havaalanında Bir Hafta)
- " Arkadaşlarıyla inanılmaz derecede ilgilenirdi. Bu kadar az bencil ya da bu kadar az kibirli birini hiç tanımadım ... Karşısındakini eğlendirmek isterdi. Başkalarını güldürmekten ve gülmekten çok hoşlanırdı." -Georges de Lauris (Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir)
- İyi düşünceler kitapların içinde hapsedildiği sürece gelişemezler. (Ateistler İçin Din)
- Whistler’dan önce kimsenin Londra’daki sisi fark etmemiş olması ya da Van Gogh’tan önce kimsenin Provence’taki selvilere ilgi göstermemiş olması imkânsızdı. (Seyahat Sanatı)
- Doğa manzaraları bizlere birtakım değerler aşılama gücüne sahiptir: meşeler gururu, çamlar azmi, göller de sakinliği öğretir, erdemli olma yolunda bizlere sessiz sedasız ilham verirler. (Seyahat Sanatı)
- "Yetmişimden fazla yaşadım. Aç kalmadım. Keyif aldığım pek çok şey oldu. Bir iki kere de beni iyi kötü anlayan biriyle karşılaştım. Daha ne isteyebilirim ki?" (Öp ve Anlat)
- ..Freud'un deyişiyle Rilke, “Kış gelince baharın güzelliğinden geriye hiçbir şey kalmayacağını, bu güzelliğin de insanın yarattığı her güzel şey gibi yok olup gitmeye mahkûm olduğunu” unutamıyordur. Freud bu yaklaşım hiç onaylamıyordu.Ona göre yok olmaya mahkûm olsa bile çekici, güzel bir şeyi sevebilme yetisi sağlıklı bir ruhun göstergesiydi. (Mutluluğun Mimarisi)
- Konuşacak kimse bulamadıkları için kaç kişinin yazar olduğuna ve bu yüzden kaç kitap yazılmış olduğuna şöyle bir bakarsak, kitapçıların yalnız insanlar için gidilebilecek en iyi yer olduğunu anlarız. (Felsefenin Tesellisi)
- "Yas ve günaha çağrının zamanı bu, Gözyaşları, kıskançlık ve işkencenin devri, İsteyipte elde edememenin, lanetlenmenin zamanı..." (Statü Endişesi)
Yorumlar
0 yorum