Kitap Künyesi
Yazar: Osman Aysu
Yayın Evi: Alfa Basım Yayım Dağıtım
İSBN: 9786051062969
Sayfa Sayısı: 334
--reklam--
Cennete Açılan Kapı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Tam göbeğinin altında keskin ve müthiş bir acı hissetti, gözleri yerinden fırlayacak gibi irileşti, ağzı açık kaldı ve sustalının saplandığı yerden oluk gibi sıcak kanının fışkırdığını gördü
'Her şey inanılmaz bir hızla gelişti. Kımıldamadan duran adamın sağ kolunun hızla havaya kalktığını ve gecenin karanlığında bir metal parçasının havada parıldadığını gördü. Bunun keskin uçlu bir bıçak olduğunu anlamıştı ama adamın hareketleri o kadar seriydi ki kadına kımıldayacak zaman kalmamıştı. Sonra tam göbeğinin altında keskin ve müthiş biracı hissetti, gözleri yerinden fırlayacak gibi irileşti, ağzı açık kaldı ve sustalının saplandığı yerden oluk gibi sıcak kanının fışkırdığını gördü.'
Elinde bir sustalıyla günahkâr avına çıkan acımasız bir seri katil, İstanbul sokaklarında ölüm saçmaktadır. Sokaklarda 'günah işlerken' yakaladığı kişileri takip eder, evlerine gizlice girip cezalarını keser. Kendisine bu kutsal görevin Tanrı tarafından verildiğine inanan katil, dünyayı günahlardan ve günahkârlardan arındırmayı ibadet sayar. Seri cinayetler, katilin peşine düşen Komiser Cem Talaslı'yla polis muhabiri Mine Evren'i birbirine yakınlaştırır. İki sevgili, katilin ardında bıraktığı deliller arttıkça ona bir adım daha yaklaştıklarına inanırlar. Ama belki de katil aslında fazla uzaklarında değildir. Türk polisiyesinin usta kalemi Osman Aysu'dan aşk, heyecan, gerilim dolu bir cinayet romanı...
--reklam--
Cennete Açılan Kapı Alıntıları - Sözleri
- "Hayırlısı olur, inşallah."
--reklam--
Cennete Açılan Kapı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Gayet iyi ve akıcı bir kitap polisiye severlerin mutlaka okuması gereken kitaplardan biri kitap bir kaç bölümden oluşuyor örneğin 2.ci bölüm 4 kısımdan oluşuyor (Aydın Onur Cebeci)
Neden okudum pek bilmiyorum aslında. Film gibi geldi ve bu iyi bir şey fakat film olsa izlemezdim o ayrı. Yani sonuç olarak elde ettiğim bir şey olmayan kitaptı. Yine de sevdim akıcılığı ve cinayetlerin o biçimde anlatılması hoşuma gitti şahsen. (biza)
Merhaba dostlarım. Sizlerle güzel bir kurgusu olan, biraz klişe kaçsa da halen tadını koruyan ayrıca bu yıl ki 100. kitabım olan Cennete Açılan Kapı’nın içeriği ve olayları hakkında bilgi vermek istiyorum. Mustafa Çoban. Bir vakıfta çalışan, kendi halinde, biraz da ‘aptal’ olarak lanse edilen biridir. Kim derdi ki içinden bir psikopat çıkacak. Melahat Karagülle cinayetiyle başlar her şey. Katil aylardır bunu tasarlamış ve kadının canına kıymıştır. Kendisinin ilahi bir güçle onurlandırıldığını ve yozlaşmış toplumun kendisi tarafından düzenleneceğini iddia etmektedir. Aslında alışılmış kurgular ama farklı bir yere dikkat çekeceğim. Melahat Karagülle cinayetinde duvara Melahat’in kanıyla bir “M” harfi kazıyacaktır önce. Ardından da Cüneyt Çakar adında birini öldürecektir. Cüneyt’in de erkek olup erkek özellikleri taşımadığını tahmin edebilirsiniz. Burada ise katil bir mesaj bırakacaktır, gene maktülün kanıyla ve o mesajı sizlerle paylaşmak istiyorum çünkü bırakılan mesaj aslında bir Hadis: “-Ey Kullarım! Sizler gece ve gündüz durmadan günah işleyen kimselersiniz. Günahların hepsini de mağfiret eden ancak benim. Öyleyse benden mağfiret isteyiniz de sizleri bağışlayayım.” Şimdi hep söylemek istediğim ama söylemeye fırsat bulamadığım, çünkü saçma sapan iletiler paylaşmıyorum burası kitap okuma yeri ve ben paylaşım yapacak olsam bunu sosyal medyadan da yaparım, sürekli bahsetmek istediğim bir konu, sırası gelmişken konuşmak istiyorum. Toplumumuzda çok kötü bir algı var. Hatta olay şu ki herkes aslında bu insanları yargılıyor. Mesela fahişeler, hafif meşrep kadınlar ve hatta sadece biraz açık giyinenler bile. Diğer yandan da kısaca LGBT diyebileceğimiz insanlar ve diğer yandan da bunların ölmesinin iyi olacağını düşünenler. Mesela ben, açıkçası bu LGBT toplumundan haz etmiyorum, inancıma da ters. Ancak ben kimseyi öldürmediğim gibi, bunlara iğrenerek bakmıyor ya da haklarında farklı düşüncelere kapılmıyorum. Çünkü herkesin hayatı kendine ait ve sevabı günahı da kendine. Kimin ne yaptığı da beni ilgilendirmiyor. En önemlisi de kimse kimsenin “YAŞAMA” hakkını verip almaya yetkili değil. Maalesef ki kolayca “ÖLSÜN, GEBERSİN” kelimeleri kullananların aslında hiç ölümle yüz yüze gelmediğini de ısrarla belirtmek istiyorum. Lafta söylemek kolaydır bunu ancak. Bu konu oldukça takıntılı olduğum bir konudur. İslam, HORGÖRÜ değil HOŞGÖRÜ dinidir. Bir şey yapacaksanız veya söyleyecekseniz de kimseyi kırmamalısınız. Bunu ısrarla her fırsatta da dile getirmeye devam edeceğim. Bu kimi rahatsız ediyorsa da gitsin az ötede ağlasın. Sevmesek de bu insanlara saygı duyacağız, öğreneceğimiz en büyük şey SAYGI. Sonuçta toplum yapısında kültürel bir farklılık vardır ve bu da aslında suç kategorilerini oluşturan önemli bir etkendir. Bizim psikolojimiz aslında sevmediklerimiz için “ÖLSÜN” gibi kelimeler kullanmaya müsaitken ne ölmek ne de öldürmek toplumumuzun işine asla gelmez. Sadece toplum olarak laf salatasını ve abartmayı çok severiz. Özellikle işimize gelmeyen konularda. Bu da ruh ve akıl olarak sıkıntılı olan kısaca bazı saplantılara yakalanmış ve bunları atlatamayan insanlardan kaynaklanmaktadır. Diğer yandan da Cem Talaslı ve Mehmet Tarı bu cinayetin üzerine giden ekiptedir. Bir de polis muhabiri, gazetecimiz Mine Evren dahil olmuştur olaya. Onlar da cinayetlerin üzerine gidecek, iyilerin kazanması için çabalayan ekipte olacaklardır. Sahire ve İnci ise beraber yaşayan kadınlardır. Gerek bu zamana kadar söylediklerimiz gerekse birlikte yaşadıklarından ne olduğunu anlayabilirsiniz. Ben insanları mutlak bir sıfatla adlandırmanın güzel olmadığı düşüncesiyle o tarz kelimeler kullanmaktan hoşlanmadığım için kullanmıyorum. Yanlış veya doğru anlamak da sizlerin takdiridir efendim. Bu kadınlar da aynı yoldan geçecekler ve katil onlar için de bir mesaj bırakacaktır. Filmin asıl koptuğu yerse katilin sonradan Ayla diye bir kadının peşine takılması ve o kadının da Mine’nin yakın arkadaşı olmasıydı. Asıl felaket bundan sonra gelecekti çünkü katil, iki kadını da öldürmeyi kafasına koymuştu. Acaba 2 kadını da öldürecek miydi? İyiler ve kötülerin savaşında iyiler bir kayıp daha mı verecekti? Tabi aslında katilin bir imamla münakaşaya girmesi de İslam’ı bahane etmenin; Kusursuz olanın Müslümanlar değil İslamiyet olduğunu anlatmanın en iyi yoluydu ve yazarın bunu başarması da ayrı bir güzellik. Ki katilin aile portresi ve annesine dair anıları da aslında neden kadınların üzerine gittiğini gösteriyor ki bu da zaten biraz da klişe olmuş katil tipi değil midir? Evet arkadaşlar bu yıl ki 100. kitabımızı tamamladık. Bizlere uğurlar getirsin. Hepimiz nice 100lere inşallah. Kendinize iyi bakın, esen kalın, keyifle okuyun efendim.. (Sadık Kocak)
--reklam--
Cennete Açılan Kapı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Osman Aysu - Cennete Açılan Kapı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Cennete Açılan Kapı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Osman Aysu Kimdir?
Osman Aysu, Türkiye’de polisiye-gerilim türünde romanları ile en bilinen yazarlardan biridir. İstanbul’da doğmuş ve İstanbul’da büyümüştür. Soyu Osmanlı’dan gelen ailesi de 3 asırdan beri İstanbul’da yaşamaktadır. İlk ve orta öğretimini İstanbul’da tamamlayan yazar üniversite eğitimini de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde devam ettirmiştir.
Öğrenimini tamamlayan yazar, uzun süre avukatlık mesleğini icra etti. Bu sürede Mike Hammer ve Philip Marlowe gibi yabancı polisiye roman yazarlarının eserlerinin müdavimi olan yazar, yerli polisiye roman bulamamanın sıkıntısını yaşamıştır.
1955 yıında Haydarpaşa Lisesi'ni tamamlamasının ardından, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1961 yılında mezun olmuştur. 1972’de başlayarak altı yıl kadar serbest avukatlık yaptıktan sonra ilk kitabını 1994 yılında yayımlamıştır.
Sorumluluk sahibi bir Türk olarak yabancı kaynaklara mahkûm kalmamak için suç edebiyatını ele almayı gerek görmüştür. Bu süre zarfında beş altı polisiye roman yazmıştır. İlk kitap taslağından birini okuyan eşinin tavsiyesi ile kitaplarını yayınlatmaya başlamıştır.
Tüm eserleri mesleğinin ve merakının da etkisi ile suç edebiyatından olmuştur. Eserlerinde akıcılık özelliğine önem veren yazar, bunun okurun sıkılmadan kitabı okuyabilmesi, yarıda bırakmadan merakla kitabın sonuna gelebilmesi için önemli olduğunu düşünür. Yazar sezgilerinin de etkisi ile gerek yaşanılan ya da gelecekteki olayları tahmin ederek eserler yazabildiğini dile getirmektedir. Buna örnek olarak Cellât kitabını gösterir. Susurluk kazasının başka bir görünümü olduğunu iddia eder ve yaşadığı çağın olaylarını dikkatle gözlemleyen her insanın, çevresinde neler olup bittiğini ve yakın gelecekte neler olabileceğini kolaylıkla kestirebileceğini söyler.
Türkiye’de polisiye-gerilim romanlarının öncüsü sayılan yazar günümüze kadar birçok eser üretmiştir. Bu eserler ile kendisinden sonra gelenlere de örnek teşkil eder. Yazarın kitaplarının başlıca karakterlerini dedektifler, casuslar ve ajanlar oluşturur.
Yazar, günümüzde daha ince hesaplanmış olayları ve suçları içeren, psikoloji ağırlıklı polisiye romanlarını yazmaya devam etmektedir. Yazar, eserlerindeki bu sıçrayışı ?birinci kategori eser yazma? olarak tanımlar.
Gençliğinde gazeteci olmak isteyen yazar, muhabirliğin yazarlık için ön aşama olduğunu düşünür. Polis muhabirlerinin, mesleklerindeki gözlemleri ve deneyimleri ile ileride iyi bir polisiye yazarı olabileceklerini söyler.
--reklam--
Osman Aysu Kitapları - Eserleri
- Çıkış Yok
- Kayıp
- Casus
- Soğuk Taşlar
- Kanlı Tutku
- Kartopu
- Tavşan Uykusu
- Devlet Sırrı
- Bıçak Sırtı
- Kutsal Resim
- Bir Aşk Masalı
- Yalıdaki Sır
- Travma
- Sır
- Kanlı Rüya
- Çöl Akrebi
- Kayıp İncil
- Kanlı Pazar
- Çifte Tehlike
- Kerpeten
- Sınır Ötesi
- Gölgede Kalan Sırlar
- Bir Beyazperde Masalı
- Özgürlük Tuzağı
- Ölüm Meleği
- Cinayet Sancısı
- Elissa
- Doğum Günü:15 Aralık
- Kapan
- Cennete Açılan Kapı
- Vahşi Tutku
- Gece Baskını
- At Kuyruklu Adam
- Ahtapotun Kolları
- Karanlıklar Hakimi
- Mütareke Yıllarında Aşk
- Taş Plak
- Tehlikeli Cazibe
- Miras
- Güvercin Kayalıkları
- Sahte Ajan
- Ölüm Oyunu
- Yedinci Uzman
- Aşk Oyunu
- Korku Evi
- Cellat
- Şeytanın Maskesi
- Ay Işığı
- Londra-Moskova Hattı
- Büyük Hesaplaşma
- Uzun Gece
- Şantaj
- Kurt Sığınağı
- Yazar ve Aşkı
- Küçük Tatlı Kız
- Yanık Yüz
- Sessiz Çığlık
- Karadul
- Karla Gelen Adam
- Mor Salkımlı Köşk 1
- İktidar Merdiveni
- Leoparın İzleri
- Karanlık Zeminde Pembe Noktalar
- Tamara'nın Gözyaşları
- Sınırların Ötesinde
- Osman Hilmi Efendi'nin Laneti
- Şok Dalgası
- Sır Duvarları
- Odak Noktası
- Lenin'in Mangası
- Mavi Beyaz Rapsodi
- Nikahta Keramet Vardır
- Kargaların Çığlığı
- Puslu Anılar
- Yüreğimde Yare Var
- Havyar Operasyonu
- Sorguç
- Kuşku Zinciri
- Nemrut'un Gazabı
- Karanlıkta Fısıltılar
- Kuş Kafesi
- Önce Aşk
- Sevdim Bir Genç Kadını
- Terörün Gölgesinde
- Tutkunun Esiri
- Saklı Gerçek
- Darbe
- Fidye
- Kuşkunun Ötesi
- Mor Salkımlı Köşk 2
- Sönmeyen Ateş
- Tilkiler Savaşı
- Bir Hadise Var - Can İle Canan Arasında
- Ölü veya Diri
- Mönüde Komplo Var
- Türk Gramerinin Sorunları Toplantısı
--reklam--
Osman Aysu Alıntıları - Sözleri
- Romantik çağdan kalma gibisiniz. Şövalye ruhlu, soylu, her zaman kadınları korumayı görev sayan, kibar ve ince biri... (Havyar Operasyonu)
- "Kin mi, nefret mi, pişmanlık mı, yoksa bir türlü koparıp yüreğimden atamadığım sevgi miydi?" (Önce Aşk)
- Fakat hayal gücü ona ihanet etmişti (Çıkış Yok)
- Sanırım aşk denen şey buydu; insanın kimyasının değişmesi, bilinçsiz bir heyecana kapılması, onu görünce feleğini şaşırması gibi bir şey. (Yalıdaki Sır)
- Pek çok sevgide olduğu gibi, duygular tek taraflı kaldığı sürece, sonunda içteki ateşin sönmeye mahkûm olduğunu genç kız da biliyordu. (Özgürlük Tuzağı)
- Niye bu yaşa kadar evlenmediniz?" diye sordu damdan düşer gibi. Gülümsedim. "Beni yeni tanıyan çoğu insan bu soruyu sorar. Herhalde kısmet meselesi. Belirli bir nedeni yok. Zahir aklımı başımdan alacak birine henüz rastlamadım." (Bir Aşk Masalı)
- " Cami yıkılsa bile mihrap yerinde kalır derlerdi..." (Bir Beyazperde Masalı)
- Sen bir vatan hainisin ve ülkene ihanet ettin. Cezanı yasaların vermesini isterdim ama seni vurmaktan hiç vicdan azabı çekmeyeceğim. (Tamara'nın Gözyaşları)
- Şu erkek milleti çok aptaldı; bazen en basit gerçekleri göremezdi. (Karanlıklar Hakimi)
- Gençtim, ailemden intikal eden büyük bir servetin sahibiydim ve çok da yakışıklıyım. Etrafımda yüzlerce güzel kadın cirit atıyordu... Benim yaşımdaki bir gencin sahip olmayı hayal bike edemeyeceği gayrimenkullerim, şirketlerim, Boğaz'da nefis bir yalım, Akdeniz sahillerinde üç yazlığım ve bankalarda torunlarımın çocuklarına dahi rahat bir hayat sağlayacak nakitim vardı. Ama ben mutlu değildim... Ölmek istiyordum... (Ölüm Meleği)
- "İhanet affedilmez." (Soğuk Taşlar)
- "Güzel görünmek arzusu bir kadının kendisine olan saygısından kaynaklanırdı." (Güvercin Kayalıkları)
- Alabildiğine karanlık ve korkunun sessizliği kaplamıştı etrafı. Tıpkı o uğursuz gece de olduğu gibi... (Bıçak Sırtı)
- "Şüphe insanı olmayacak kuşkulara sürüklüyordu." (Çöl Akrebi)
- “Affedersiniz” diye mırıldandı Evelyn “Yaranızı deşmek istemezdim” "Önemli değil, Miss Joyce. Yaramı deşmediniz , çünkü o yara içimde daima kanıyor ve ben ölünceye kadar da kapanmayacak.". (Kartopu)
- Zira hic bir fani ilahîyane yasamayacaktir,zira ölüm tabiatın kaçınılmaz sonucudur (Yalıdaki Sır)
- "Bazen en güvendiğimiz kişiler bile bizi yanıltabilir." (Soğuk Taşlar)
- Bu yeni hayatına alışmak zorunda olduğunu gayet iyi biliyordu. (Vahşi Tutku)
- Ne de olsa yaşım itibarıyle eski kafalı bir adamdım, Genç kızların rahatlık kisvesi altında moda diye sürdürdükleri erkeğimsi giyim kuşamlarından nefret ediyorsun. Kadınlara Has Zarafet artık tarihe karışmıştı Belli ki (Malesef) (Karanlık Zeminde Pembe Noktalar)
- Yapacağı isten nefret de etse , bu kadını öldürmeliydi. (Kapan)
Yorumlar
0 yorum