Kitap Künyesi
Yazar: Debbie Macomber
Çevirmen: Nilgün Birgül
Orijinal Adı: A Turn In The Road
Yayın Evi: Martı Kitabevi
İSBN: 9786053481843
Sayfa Sayısı: 464
Çiçeklerimi Rüzgara Verdim Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
En iyi intikam yaşamaktır...
yaşamlarında yeni bir dönemece giren,
üç nesilden üç farklı kadının,
duygu kokan hikâyeleri...
Kaderin size gülmediğini düşünüyorsanız, birilerinden yardım beklemek yerine iç sesinizi dinlemenin vakti gelmiş demektir.
Bu konuda hâlâ şüpheleriniz varsa, her şeyi geride bırakıp uzun bir yolculuğa çıkan üç nesilden üç farklı kadının ilham veren hikâyelerine kulak verin.
Çiçeklerimi Rüzgâra Verdim, gönüllerde özel bir yeri olan ilk aşkları, tebessümle hatırlanan ilişkileri ve gençliğin saflığa bürünmüş heyecanlarını, kısaca hayatın desenini yüreklere işleyen bir roman.
En iyi intikam yaşamaktır...
"Yıllardır çoksatanlar listelerinden inmeyen Debbie Macomber, seriye yüreklerinizi ısıtacak bir kitap daha ekliyor."
-Publishers Weekly-
"Harika karakterlerden oluşan Çiçeklerimi Rüzgâra Verdim kitabının sonunu tahmin ettiğinizi sanabilirsiniz. Fakat romanı bitirdiğinizde yanıldığınızı göreceksiniz. Macomber işini biliyor,
her zamanki gibi."
-Woman's Day-
"Çiçeklerimi Rüzgâra Verdim, sorularına cevap arayan üç kadının muhteşem hikâyesi. Macomber'dan beklediğimiz mizah ve romantizm bu kitapta oldukça baskın, hem de ilginç bir yolculuk eşliğinde..."
-Lesa's Book Critiques-
(Tanıtım Bülteninden)
Çiçeklerimi Rüzgara Verdim Alıntıları - Sözleri
- Örerken hem üretmek, hem derin düşüncelere dalabilmek mümkündü. Örgü örmek, en karanlık günlerin üstesinden gelmesini sağlamıştı.
- Düşüncelerinin Max’e ve karısı hakkında söylediklerine kaydığını fark edince şaşırdı. Söylediğine göre üç yıl olmuştu. Üç yıldır yas tutuyordu. Bu adam derinden âşık olmuştu. Bu türden sarsılmaz bir sevginin gerçek olma ihtimali ona huzur verdi ve uyuyakaldı.
- “Elimden geleni yapmama rağmen bağışlayıcı olmanın göründüğünden çok daha zor olduğunu keşfettim. Ne zaman bunu tamamen aştığımı düşünsem, bana aksini ve daha gidilecek çok yol olduğunu gösteren bir şey oluyor.”
- Mükemmel bir dünyada eski kocasına tekrar âşık olabilir ve bir zamanlar sahip oldukları eski ideal aileye geri dönebilirlerdi. Sorun şu ki, o kadar ideal değildi…Ayrıca mükemmel bir dünyada yaşamıyorlardı ve Ruth ile Annie’nin mutluluğu dışında düşünmesi gereken şeyler de vardı.
- “Çocuklar, ebeveynlerinin bir arada olmasını ister.”dedi Rooster. “Bu doğal, fakat her zaman en iyi olan bu demek değildir.” Max’in New Orleans’ta gönüllü çalışması, Annie’nin duymak istediği bir şey değildi. Onu, annesinden faydalanmaya çalışan bir serseri olarak görmeyi tercih ediyordu. Bu imaja tutunmaya çalışıyor, ama annesini ne kadar mutlu ettiğini gördükçe giderek zorlanıyordu. Hele iyi yürekli biri olduğunu öğrenmesi, ondan nefret etmesini daha da imkânsızlaltırıyordu.
- “Kate’i kaybettikten sonra bir daha sevebileceğimi düşünmezdim. Bana bunun mümkün olduğunu gösterdin.” Bethanne içini çekti, “ne demek istediğini anlıyorum. Grant beni terk ettikten sonra ben de bir daha böyle hissedeceğime inanmazdım. Kalbimi vermek bir yana, bir daha asla bir erkeğe güvenmeyeceğimden emindim.” “Bana kalbini verebilir misin, Bethanne?” diye sordu. “”Evet…ve bu beni ölesiye korkutuyor.” Max gülümsedi. “Beni de.”
- “Kate’i ne kadar sevdiğini biliyorum.” dedi Bethanne. Başını omzuna yasladı. “Keşke sana bu acının geçeceğini ve bir daha asla geri gelmeyeceğini söyleyebilsem, ama şimdilik, bunun asla tamamen yok olmayacağını biliyorsun.”
- “Annie, dinle. Annene huzur vermeliyiz. “ “Ama, baba…” “Anneni mutlu olmasını isteyecek kadar çok seviyorum. Bunu Max sağlayacaksa, benim yapmam gereken geri çekilmek.”
- “Sonra anladım ki, Grant’e duyduğum acı ve hiddetten yüreğimi arındırmazsam bir daha asla sevemeyecektim. Öfkeyle sıktığım yumruğumu açıp, avucumun mutluluk, neşe… ve sevgiyle dolmasına izin vermem gerekiyordu.”
- “Ondan söz etmek acı mı veriyor?” Max yüzünü yana çevirdi. “Dün bana söylediğin doğruydu. Giderek kolaylaşıyor. Bunun mümkün olacağını tahmin bile etmezdim.”
- Max çok şey yaşamıştı. Önce kızı, ardından karısı. “Katherina hakkında konuşmam,” diye mırıldandı karanlık gökyüzüne bakarak. “Hiç kimseyle.” Çok huzursuz görünüyordu. “Sen… beni korkutuyorsun Bethanne. Başka nasıl tanımlayacağımı bilmiyorum ve bu hoşuma gitmiyor. Savunmasız olmak kesinlikle kaçındığım şey. Seni özel kılan nedir bilmiyorum.”
- -Anne? - Evet? - Bir şey söyle! -Hangi konuda tatlım? - Babamın hâlâ seni sevmesi gerçeği hakkında. “Bunu biliyorum ve ben de onu seviyorum… her zaman seveceğim.” Bu sevgi biçim değiştirmişti ve alevler hâlâ sönmemişti. Grant’a karşı herhangi bir şey hissetmek istemiyor, ama bunu başaramıyordu. Nasıl yapabilirdi ki? Yirmi yıl evli kalmışlardı. Onun çocuklarını doğurmuştu. Bunlar, gözardı edemeyeceği ya da unutamayacağı gerçeklerdi. Ancak sevginin pek çok yönü, pek çok açısı olduğunu keşfetmişti ve bu açıların bazıları diğerlerinden daha keskindi.
- “Beni yere bırak,” “Asla.” “En azından nereye gittiğimizi söyle!” “Doğruca,” diye fısıldadı Max, gözleri sevgiyle parlayarak, “kalan hayatımızı yaşamaya.”
- “Acı insan hayatını kontrol ediyor, değil mi? dedi Bethanne düşünceli bir halde. “Yıllar önce , acının sevgi ve üzüntünün buluştuğu yer olduğunu okumuştum. “
- “Kate ve Katherina sayesinde, onlara olan sevgin yüzünden, farklı birisin. Bu sevgi ve onların sana olan sevgisi, sonsuza kadar seninle yaşayacak. Hiçbir şey onlara hissettiklerini değiştiremez. Onlar senin bir parçan ve daima öyle kalacak.” Max dönüp onun yüzüne baktı. “Teşekkür ederim.” Kollarıyla onu sarıp iyice kendine yaklaştırdı. Bir süre, hiç kıpırdamadan öylece durdular. Öpüşmeye bile ihtiyaç duymadılar, Bethanne paylaştıkları şeyin çok özel bir şey olduğuna inanıyordu. Bu anlayış- ikisi de en çok değer verdikleri şeyi kaybetmişlerdi- cazibeden daha derin bir biçimde onları bir araya getirmişti.
Çiçeklerimi Rüzgara Verdim İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Her ne kadar uzun sürede bitirmiş olsam da hiç sıkılmadan okudum diyebilirim. Kitabı okuyunca olay örgüsünü az çok tahmin ediyordum ama yine de sonunu heyacanla okudum ve az da olsa şaşırdığım yerler oldu mesala ölen kişiyi tahmin edememiştim. Kitap masalsı bir tat bırakarak isminin hakkını veriyor diyebilirim. Bu aralar ihtiyacım olan bir kelimeyidi "umut". Teşekkürler. ptsyr (Mavi)
İlk başlarda olay örgüsünü çok iyi anlamamıştım .Ancak zamanla yapboz parçaları birbirine uydu. Okuduğum en kalın kitaptı .Bu yüzden bazı yerlerde bitsede rahatlasam diye çok dedim .Kitabın sonlarına yaklaştıkça heyecan seviyem arttı .Bence son kısmında harika bomba var . Okumanızı öneririm. (Ayşen Begüm Kahveci)
Bahçemde yeşeren umutlar kitap yorumu: Selam arkadaşlar Susannah 50 li yaşlarında mutlu bir evliliği olan 2 çocuklu bir öğretmendir. Bir gün rüyalarında lise aşkı jake'i görür ve neden ondan ayrıldığını çözmek için onu bulmaya karar verir. Büyüdüğü şehre döner, babası, annesi ve abisi ile ilgili farklı gerçekler öğrenir. Bu esnada kocasını kırmadan kızını koruyarak bu işi çözmelidir. Herkesin kendinden bir yaşanmışlık bulacağı çerez gibi bir kitap.. (Elif Kübra OĞUZ)
Yine tam bana göre bir harekette bulunarak bir seriye ortasından dalıverdim. Merhabalar yeniden. Mucizeler Dükkanına Dönüş kalınlığı bakımından göz korkutsa da su gibi akıp giden kitaplardandı. Sıkılmadan kolayca okudum. Özellikle farklı karakterlerin hikayelerine ortak olmak çok hoşuma gitti. Lydia merkezde gibi hissettirse de Colette ve Alix'i de tanıdığıma çok memnun oldum. Üçü de güçlü kadınlardı. Başlarına ne gelmiş olursa olsun kendi ayakları üzerinde durup yollarını çizmeyi başardılar. Spoiler vermeden çok tatlı, sakin bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Ben okudum beğendim, size de tavsiye ederim. Keyifli okumalar. (K.)
Kitabı okurken çok sıkıldığım anlar oldu.Kafa dağıtmalık olarak akıp okuduğum bir kitaptı.Kitapta beni heyecanlandıracak bir olay bulamadım.Durağan olması beni daha da sıktı.Bir daha okuyacağımı düşünmüyorum (Hande K.)
Debbie macomber'in kalemine bayılıyorum.Kitaplarını okurken kendimi o anlatılan yerlerde mekanlarda hissediyorum yaşınılan dostluklar bana kendimi iyi hissettiriyor.Mucizeler dükkanına dönüste de diğer kitaplarındakı gibi o sıcaklık samimiyet vardı.Ama itiraf etmeliyim ki bu kitapta konuların tekrar etmesinden biraz sıkıldım. Kitaptaki yeni karakterin gidişatını merak ettığim için okudum diyebilirim.Ama okunmayacak bir kitapda değildi. (Sibel terzi)
Uzun zamandır okumaya fırsat bulamadığım bir kitaptı. Anlatım dili oldukça anlaşılır olan cici bir kitap. Aslında düşünüldüğünde hayatları bu kadar farklı yaşayan 4 kadının buluşma noktasının örgü olması bana ilginç geldi. Çünkü örgü ve türevi şeylere asla ilgisi olmayan biri olarak bir örgü kursunun oldukça farklı hayatları bir araya getirmiş olması belki benim de örgüye olan önyargılarımı yıkmış olabilir. Gerçekte düşündüğümde yaşadığım hayatta bulunduğum yer itibari ile karşılaşmaya ihtimal vermediğim bir dörtlü karşımda oldu. Hayatta imkansızın bile yüzdelik dilimde ihtimal dahilinde olduğunu düşünürsek içimizi ısıtan yönünü fark etmiş oluruz gibi.. Hisler anlamında arkadaşlığın, sevginin, şefkatin ve güçlü duruşun hissedildiği ve günlük hayatta hepimizin başına gelebilir sorunların, ayrıca bu sorunlarla baş etme yollarının örneklendirildiği içimizden bir kitap.. Bütün bunların yanında Blossom Street serisinin ilk eseri olan Küçük Mucizeler Dükkanı, sanırım serinin ikinci eserini de okuyabilmem için bana keyif vermiş gibi duruyor. :) (NUR)
Küçük Mucizeler Dükkânı kitap Yorumu: Selam arkadaşlar Küçük Mucizeler Dükkanı Debbie Macomber Yıllar önce okumuştum. 2 kere kanseri yenen ve artık küçük şeyler için üzülmeyip, kendi gücünün farkına varan bir kadın terapi için, boş vakit değerlendirmek için örgü örmeye başlar.. Bir dükkan açar hem iplik sattığı, hem örgü örüldüğü... Ve kendi gibi farklı acılar yaşayan, farklı hayat hikayeleri olan 4 kadınla biraraya gelir.. Örgüdür onları birleştiren görünürde ancak hayat hikayelerinde ki benzerlikler ve iplik gibi duygu bağları da beraber güçlü kılar... Bazen hepimiz umutsuzluğa düşeriz. Bazen tesadüflere inanır, bazen kabul etmeyiz.. Hayatta ki tesadüfleri, umutsuzluğun ardından gelen mucizeleri edebi olmayan, sade, akıcı bir dille anlatıyor yazar bu kitap da.. Kurgu dışı kitap çok okuyup arada dinlenmek için kafa yormadan okunabilir.. #küçükmucizelerdükkanı #roman #kitapönerisi #kitaptavsiyesi #okudumbitti #kitapyorumu #bookreader #bookblogger #bookshelf#bookphotography #photooftheday #fyp #flatlaystyle # (Elif Kübra OĞUZ)
Geçmişte yaşadıklarım bana şunu öğretti: Hepimiz bu dünyaya, hayatımızı en iyi şekilde yaşamak için geliyoruz ve inanın bana, hayat saklanarak, umutsuzluklarla, pişmanlıklarla harcanamayacak kadar kısa. Dertler ve sıkıntılarla boğuşurken her gün, bir öncekinin aynısı gibi görünmeye başlıyor. Oysaki her yeni gün kendi mucizelerini de beraberinde getiriyor. Hem de en beklenmedik anlarda... Doğduğumuz andan itibaren hepimize birer yumak iplik veriliyor; bundan mutluluğun desenlerini örmek ise bizim elimizde… Bu kitapla keyifli bir mola verip, hayatın karmaşasından uzaklaşacaksınız... Severek okuduğum bir kitap daha (Mona)
örmek ise bizim elimizde… Okumuş olduğum ikinci "Debbie Macomber kitabıydı.. Yazarın dili o kadar akıcıki kitabı bir solukta bitiriyorsunuz , içinde tam anlamıyla aksiyon olmamasına rağmen . Tabi Buda yazarın ustalığından kaynaklanıyor . Kitabın karakterleriyle yine , bir oluyorsunuz hepsi arkadaşınız gibi oluyor. Eğer okumayı düşunüyorsanız ilk önce "Küçük Mucizeler Dükkanı" kitabını okumanızı tavsiye ederim bu kitap onun devamı şeklinde.. Kış mevsiminde içinizi ısıtacak türden olan bu kitabı okumanızı tavsiye ederim (1kitap 1 hayat)
Macomber dilini akıcı bulduğum ve açıp hadi bir çırpıda bitireyim diyebileceğim tarzda bir yazar olduğu için okuyorum genelde.Olay örgüsü günlük hayatta karşımıza çıkabilecek durumlar olduğu için zorlamıyor.İlk kitabına biraz benzettim ben duygusal oluşunu ve beklenmedik yerde şaşırtıcı olma özelliğini ama dediğim gibi günlük konuşma dili kadar akıcı bir üslubu olduğu için okumak çok keyifli geliyor. (Candar Nagihan)
Bu kadına bayılıyorum. Yine eski ve yeni karakterlerle örülmüş bir solukta okuduğum bir Debbie Macomber romanı. Sanki komşularımdan bahsediliyormuş hissini veriyor. Kafamı kaldırdığımda pencereden bakarken karakterlerden birini görüp de el sallayacakmışım gibi geliyor. Çok edebi birşeyler bekliyorsanız tatmin etmeyebilir. Ama kendinize zaman ayırmak için okumaya başladığınızda bırakın sizi sarsın. Bitinceye kadar Seattle, Puget Sound'un bir parçasıymış gibi hissedeceksiniz kendinizi. (Gülayşe Ertuna)
Spoiler içeriyor Lydia bir tuhafiye dükkanı açar. Dükkanın camına da örgü dersi verilir diye ilan asar. Bu sayede birbiriyle hiç bir şekilde aynı ortamda bulunmayacak 4 kadın bir araya gelir. Alix biri video dükkanında çalışan fakir bir bayandır. Jacq çok zengin ama mutsuz bir kadındır. Oğlu hiç istemediği bir kadınla evlenmiş ve 6 aylık hamiledir. Carol ise bebek özlemiyle yanıp tutuşan bir kadındır ama bir türlü bebeği olmamaktadır. Bu kadınların tek dert ortağı lydiadır (DUA)
Yazarın kitaplarını okurken zamanın nasıl geçtiğini farkedemiyorum akıcı üslubu kitaplarına bağlıyor bu kitabını okumadım daha ama okumayı düşünüyorum (Hatice Erdoğan)
Dilekler içtenlikle istenince gerçekleşen hayallerdir. Hayata yeniden tutunmak için önünde yirmi dilek duruyordu. Kâğıda döktüğü yirmi hayal... Acı çekmektense geleceğe umutla bakmasını sağlayacak yirmi ihtimal... Artık bir sonraki güne güzel duygularla başlamak için hazırdı, çünkü gerçekleştirmesi gereken hayalleri vardı. Çünkü hayat her şeye rağmen yaşamaya değerdi. Bir kadının eşinden sonraki hayatının dostları ve çevresi ile nasil değiştiğini, sekillendigini anlatiyor. Akıcı, keyifli, eğlencesi bol, yer yer de hayatı sorgulatan yanları olan bir kitaptı. Yazarin kaleminin olumlu etkiler üzerine akıp gitmesine de bayıldım. Herkesin okuyup umut ışığı elde edebileceği bir eser. Gerçekleştirmek isteyip de cesaret edemediğimiz bazı durumlara da cesaret yükleyen yanları var. Okumanizi tavsiye ediyorum. Hayatınızda çok isteyip de gerceklestiremediginiz şeyler var mı? O halde hemen kağıdınızi kaleminizi alın ve dilek listelerinizi hazırlamaya başlayın. Sevgili kitap dostlarım nefes alıyorsak umut var demektir. Umudunuz ve hayalleriniz bol olsun! (Okur Muallime)
Konu özel, unutulmaz bir yer ve onurlu, güçlü karakterler yaratmaya geldiğinde Debbie Macomber’dan daha iyisi olamaz. Macomber’ın kullandığı dil ve olumlu anlatımı sizi sevdiğiniz koltuğunuz kadar rahat ağırlıyor. Yine harika bir eser yaratmış sevgili yazar. Hayata yeniden tutunmak için önünde yirmi dilek duruyordu… Kağıda döktüğü yirmi hayal… Acı çekmektense geleceğe umutla bakmasını sağlayacak yirmi ihtimal… Artık bir sonraki güne güzel duygularla başlamak için hazırdı, çünkü gerçekleştirilmesi gereken hayalleri vardı. Çünkü hayat her şeye rağmen yaşamaya değerdi.. Naçizane fikrim: Hayatınızda çok isteyip de gerçekleştiremediğiniz şeyler mi var ? O halde hemen kağıdınızı kaleminizi alın ve dilek listenizi hazırlamaya başlayın… Çünkü her dilek bir kalp atışıdır. (Aybüke Daldal)
Blossom Street Serisi'ni okumaya 5. kitaptan başladığımı, kitabı okurken fark ettim. Fakat ilerleyişi, akıcılığı hoşuma gittiği için bırakmadım ve bitirdim. Bir kadının eşinden sonraki hayatını, dostları sayesinde ve onlarla birlikte hayatının büyük bir ölçüde nasıl değiştiğini anlatıyor. Gayet akıcı, eğlenceli, bazen de düşündürücü bir kitaptı. Serinin diğer kitaplarını da okumayı hedefliyorum. Diğerleri de bu şekilde yazılmışsa seveceğimi düşünüyorum. :) (Sudenaz Çıtlak)
Noel geçen bütün kitaplara ve filmlere bayılıyorum. Bir de bu yazarın eserlerine.. Bütün kitaplarında naif, iyilik, sevgi, yardımlaşma gibi çok güzel duygulara ve konulara yer veriyor. Bu kitabında da noelin o güzel, romantik duygularına ve konusuna yer vermiş yazarım. Dört meleğin iki kişi arasındaki ilişkiye karışmasıyla başlıyor hikaye. Aşçımız ve gazetecimiz arasındaki naif ilişki her zamanki gibi yazarım tarafından keşke hayat böyle olsa dedirten şekilde anlatılmış. Sevgi dolu kitaplar okumayı seviyorsanız tavsiye ederim.. (Gülcan Aktan)
Selamlar; Ya ne güzle bir kitaptın sen öyle...Debbie teyzem ne yazsa okurum dıyorum kesinlikle.. Tesadüflere inanırmısınız? Lucie Ferrara ve Aren Fairchild in ise yaşamları bir tesadüf eseri diyeceğim ama gökyüzünden inen 3 meleklerden birinin vasıtaıs ıle çarpışmaları sonucu kesişti .Evet evet doğru yazdım .Shirley, Goodness ve Mercy ve yardımcı melekleri Will ile Noel gecesi yeryüzüne inerler.Will ise bu iki gencın tek başına olduklarını fark edip karşılaşmalrına ve çarpışmalarına vesile olarak tanışmalarına neden olur. olay örgüsü ise heyecanlı ve arada üzücü durumlar ile gelişse de bu romantik kitabı okumayıı ben çok sevidm..Size bir soru Mucizeye inanırmısnız? ... Bu kitap da ise mucizeler var diyelim... (Hatice Akgün Kızılgül)
Ya ben tam odaklanamadim ya da gercekten kitap beni sarmadi.Ahengi akiskanligi guzel olsada ben kitabi yasayamadim.sanirim Yasanmasi Mumkun olmayan bir olay oldugu icin severek okuyamadim (Tugce unsal)
Kitap oldukça sürükleyici ama hoşuma gitmeyen bir şey var. Micheal ve Macy nin tamamen bir araya gelmesi kitabın son sayfalarında basitçe ve 6 satırla gerçekleşiyor. Bu kadar heyecanlıyken çabuk ve basit bitiyor olması biraz üzücü olmuş. Bence bir iki sayfalık romantik ve eğlenceli eklemeler olabilirdi. Yine de yazarın kalemine sağlık, tavsiye edilebilir bir eser olmuş.. (Xyz)
Genç yaşta eşini kanserden kaybeden ve eşinin ona yazdığı bir mektupla hayatını 1 yıl sonra şekillendirmeye çalışan bir adamın ve etrafındaki insanların yaşam öyküsü.sıcak yer yer gülümseten bir roman fakat baş 2 karakter sevgilinin sonu kitabın sonunda yarım kalmış veyahut hızlıca bitirilmiş gibi, biraz daha içi doldurulabilirdi. yinede seri şeklinde olduğu için gözardı edilebilir. yazarın kurgusu olayların işleyişi oldukça iyi. (Tülay)
Hayatımda okuduğum en güzel kitaplardan biriydi aşk kitabı olmasına rağmen hiç insanı sıkmıyordu Bana kitap okumayı sevdiren kitap bu kitaptı kategorilere ayırırsak bence en iyi aşk kitabı bu kitaptı herkese okumasını şiddetle tavsiye ediyorum emin olun pişman olmayacaksınız (Işıl Özaydın)
Sonunda bu kitabı bitirebildim. Debbie Macomber, aslında hiç tarzım olmayan yazar olmasına rağmen,kitaplarını neden hep okumak gibi bir dürtüye sahibim bilemiyorum. Belkide, günümüzde mutsuz sonlar,üzücü olaylar,bizi stresten strese sokan olaylar o kadar çoktur ki, mutlu sonlara gereksinim duyarız. Debbie Macomber`in kitapları umutsuzlukla başlıyor ama sonlara doğru "hayatta her şeye çare vardır okuyucum yeter ki sen hiç bir zaman ümidini yitirme" diyor. Bak Macomber kitaplarını okuma nedenim gerçek anlamda bu. Kitaba gelirsek: Yine yaralı kalpıeri olan insanları işliyor yazar. Jo Marie Rose adlı bir kadının ,kocasının ölümüyle birlikte ,bir otel satın alması ve bunun akabinde gelişen olaylar; müşterilerin (Josh ve Abby) yaşadıkları acı- tatlı olaylar ,aile ilişkileri,arkadaşlık , dostluk ,aşk ,anlatılmış. Her iki müşteri de otel sahipleri gibi otele sırtlarında yüklerle gelmişlerdi.Kitap ilerledikceyse yükler hafifliyor... Umudunuzu korumak güzeldir. Umudunuzu yitirmeden okuyacağınız kitap.Diğer Macomber kitapları gibi :) Öteki kitapları`nı çabuk bitirmeme rağmen iki haftaya zor bitirdim. Bilmiyorum nedenini :) 6 puan vermemin nedeni bu. Hayatın zorluğundan yorulmuşsanız, sizin de sırtınızda ağır yükler varsa,ümit sizin için de uzakta yanıp sönen belli belirsiz bir yıldız gibiyse Macomber okumanın zamanı gelmiştir demektir. :) (Aysel)
Kendi hayatımızdan bunaldığımız sıkıldığımız dönemler vardır.Macomber bu dönemler de başka hayatların serüvenleriyle kendimizi unutmamızı sağlıyor.Bu kitapta da biz başka serüvenleri okurken sayfalar hızlıca ilerliyor çünkü akıcı,yalın bir anlatımı var. Bu kitapta beğenmediğim tek nokta şu:gereksiz uzatılmış.Aynı bilgiyi bir kaç defa dile getirmiş.Bunun haricinde her zaman ki Debbie Macomber kitapları gibiydi.Mutlu sona inandıran huzura kavuşmak için zamanın geçmesini sabırla beklemeyi öğreten bir kitaptı. (Nupelda)
Eşini kaybeden genç bir kadın, ondan kalan parayla bir kasabada küçük bir otel satın alır ve hikaye başlar. Gelen sadece iki müşterisi, onları otele getiren nedenler, bir şeylerden kaçma çabası, her birinin kendine has hikâyeleri ve kasabadaki diğer esnafların dostluğu. Yazarın sıcak ve duygusal anlatımıyla hayatlara tanıklık ediyorsunuz. (Kapalı Mavi)
İyi ki geldin...: Diğer tüm romanları gibi yine harikaydı. Akıcı, umut dolu,çok güzel bir hikaye. Bu seriyi çok seviyorum. Dostluk, aile, ilişkiler üzerine yürek ısıtan hikayeler yazan debbie macomber hiç bir zaman yaniltmiyor. (Hatice tamer)
Keyifli bir kitaptı. Strese girmeden,sonunu bilerek okunan, mutlulukla/ başarılarla dolu güzel bir kitap. Çalıştığı hukuk firmasına ortak olmayı beklerken işini kaybeden Libby Morgan, işsiz kalınca hayatı değişir. Yeni dostluklar edinir. Hastanede gönüllü olarak yenidoğan bölümünde çalışmaya başlar ve aşık olur. Artık robot değil , duyguları olan bir insandır. (Hikmet Tunceli)
Debbie Macomber okumayı gerçekten çok seviyorum her ne kadar sonunun mutlu son olacağını bilsem de kitapları ayrı bir umut,mutluluk veriyo. Ayrıca kalemine de hayranım. Kitabın konusuna gelecek olursak bazen hedeflerimize ulaşmak hırsıyla hayatta kaybettigimiz ve kaçırdığımız zamanın, insanların, duyguların farkında olamıyoruz bazen bunu erken farkedip telafi şansımız olabiliyor fakat bazen olmuyor. Verdiği mesaj çok güzeldi bence. Bence mutlaka okuyup biraz düşünmeliyiz biz nelere kitlenip neleri kaçırıyoruz diye. (Mükerrem Koçak)
Yazar Debbie Macomber'ın uzun süredir kitaplarını merak ediyordum. Yeni okuma fırsatı buldum. Yazar kendi yaşamının çevresinde gerçekleşen olayları kurgulaması çok hoşuma gitti. Olayların ve kahramanların gerçek olması beni ayrı heyecanlandırdı. Bethanne'nin eski kayınvalidesi ve kızı ile biikte bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk sırasında hayatlarına yeni insanlar gelir. Bethanne'yi aldatan eski kocası Grant 6 yıl sonra pişman olup eski eşinin gönlünü almaya çalışır. Bethanne ise yolculuk sırasında aşık olduğu Max ve 21 yıllık beraberlikleri olan eski eşi Grant arasında kalmaktadır. (merve)
Çok yorum yapabileceğim bir kitap değil bence. Romantik ,aldatılmış bir kadının hayalindeki erkekle karşılaşması ,tesadüfler tesadüfler sanırım bu ülkede yaşayan biri olarak romantizmimi,hayallerimi kaybetmişim bana inandırıcı gelmekten çok uzak bir kitaptı.ama eminim daha erken yaşlarımda mükemmel olabilirdi ,haydi ben yine polisiyelere dalayım bari… (Kitapkurdu ışık)
Biraz sıkıcı ve gerginlik yaratsa da bir çırpıda okunabilecek bir yapıt. Bir tarafta gençliğin verdiği saflık ile ilişkilerini sürdürmeye çalışan, diğer tarafta ilk aşkını unutamayan ve kalbinde hep özel bir yerde saklayan, yaşanan ve solan, yüzde gülümseme oluşturan eski ilişkileri hatırlayan kadınların hikayesi sizi bekliyor. Debbie yeni romanında “En iyi intikam yaşamaktır” sözüne vurgu yapıyor. Biten ilişkilerin sonrasında hayata küsmek yerine yeni hayatların başlangıçlarını size bu üç kadının hikayesinde sunuyor. Sade ve akıcı dili, sıcak hikayeleri ve ince hayat mesajları ile tanıdığımız Debbie, Çiçeklerimi Rüzgara Verdim romanıyla daha çok kadınlara sesleniyor. (Andrei)
Yorumlar
0 yorum