Kitap Künyesi

Yazar: Fikret Başkaya

Yayın Evi: Yordam Kitap

İSBN: 9786051723587

Sayfa Sayısı: 368

--reklam--

Çığırından Çıkmış Bir Dünya Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bir yandan sosyal sefalet: Her geçen gün derinleşen ve artık “fark” sözcüğüyle açıklanamayacak hale gelen uçurumlar, gelir adaletsizliği, toplumsal adaletsizlik, korkunç bir yoksullaşma, burjuva uygarlığından farklı sefalet görüntüleri… ve görünenlerin ardındaki gerçekler!

Diğer yandan ekolojik felaket: Eriyip giden buzullar, yanıp kül olan ormanlar, bozulan atmosfer, yok olma tehdidiyle yüz yüze yaşamsal kaynaklar, susuzluk sorunuyla boğuşan milyonlar, mahvolmuş bir doğa, ekranlardan yansıyan çeşit çeşit felaket görüntüleri… ve görünenlerin ardındaki gerçekler!

Öbür yandan etik yozlaşma: Piyasaların ve metaların buyruğuna giren insanlar, para ve senede tahvil edilip çürüyen ilişkiler, ekranlarla gözetlenip denetlenen gündelik yaşam, hayatın her alanında, her anında karşımıza çıkan yozlaşma görüntüleri… ve görünenlerin ardındaki gerçekler!

Ve sosyal sefaletin, ekolojik felaketin, etik yozlaşmanın üzerine üzerine giden, kökenlerine inen bir kitap: Çığırından Çıkmış Bir Dünya Fikret Başkaya, can çekişen burjuva uygarlığının sorunları temelinde, yine görünenlerin ardındaki gerçekleri yazıyor.

--reklam--

Çığırından Çıkmış Bir Dünya Alıntıları - Sözleri

  • Üçüncü dünyadaki “yönetenler sınıfı” ait oldukları, temsil ettiklerini iddia ettikleri toplumların, halkların değil, emperyalizmin hizmetindedirler. Emperyalist çıkarların bekçiliğini yaparken sömürü ve yağmadan pay alıyorlar. Dar sınıfsal çıkarlarını da toplumun çıkarları (ulusal çıkarlar safsatası) olarak sununmayı ne yazık ki şimdilik başarıyorlar.
  • Artık alınıp satılmayan hiçbir şey yok. Para, silah, uyuşturucu, çocuk, kadın, su, hava, insan organları, sanat eserleri.
  • Suyu kirleterek para kazanıyorlar. Su içilmez hale gelince “temiz su ticareti” başlıyor. Suyun parayla satılmasının insanlar nasıl içine sindiriyor.Su parayla satılırsa parası olmayan ne yapacak?
  • Bilimsel ilerleme de bilgi stokundaki artışla değil, paradigma kaymasıyla mümkündür ve bugünün insanlığın temel sorunu, “bilimsel bilgi üretme” tarzında bir devrimi, bir paradigma değişikliğini gerektiriyor.
  • Bir ülke zenginliği, o ülke nüfusunun %10’unun elindeyken, geniş emekçi sınıflar derece derece açlığa, işsizliğe yoksulluğa, sefalete, aşağılanmışlığa, horlanmışlığa terk edilmişken, baskı ve zulme maruzken, velhasıl, ülke zenginliğini yaratanlar “oyun dışına” atılmışken “demokrasi oyunu” bir sirk oyunu olmanın ötesine geçemez.
  • İyimserin de, kötümserin de ortak noktası, şeyleri olduğu gibi görememe aymazlığı ile ilgilidir. Kötümser mutsuz bir ahmak, iyimser de mutlu bir ahmaktır.
  • İktisat bilimi sayılıp üniversitelerde okutulanlar tam bir büyücülüktür. Dünyanın ve insanlığın gerçekliğiyle doğrudan ilgisi yok ama, saf bilim olarak sunulmaya ve öyle sayılmaya devam ediliyor. Bu sözde bilim sadece dünyanın, toplumun gerçekliğinden kopuk değil, bir de kepazeliği meşrulaştırıyor.
  • Bir kere insan şey değildir, irade sahibi bir canlıdır; ikincisi, insan bilinçli eylemiyle olayların seyrini değiştirebilir; eğer öyleyse ve üçüncüsü, ideolojik tercihlerden, koşullanmışlıktan, değer yargılarından bağımsız bir sosyal düşünce, sosyal teori, sosyal bilim mümkün değildir.
  • Yeni teknolojilerin devreye girmesi kapitalizmin doğasında bir değişiklik anlamına gelmez. Amaç her zaman aynıdır: Daha çok emek sömürüsü, daha büyük artı değer, daha geniş alanlara yayılma, hammaddeleri daha ucuza kapatma, daha geniş pazarlara ulaşma… Kapitalizm bilgisayar üretiyor ama bunu daha çok proleter, daha çok işsiz, daha çok yoksul, daha çok dışlanmış-marjinalleşmiş insan ve daha büyük doğa tahribatı pahasına gerçekleştiriyor. Emek sömürüsü arttıkça yeni ekonomi nağmelerinin ortalığı kaplaması tam bir saçmalık, değilse tam bir çelişkidir.
  • Doğanın, emeğin, paranın meta kategorisine indirgendiği bir toplumsal düzende, artık her şeyin metalaşması şaşırtıcı değildir. Dolayısıyla, kapitalist gelişmede her ileri aşama, insanın özünde daha büyük aşınma anlamına geliyor.

--reklam--

Çığırından Çıkmış Bir Dünya İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Zorun Gücü: Zor bir kitap... Ben iki kitap birden okuyan bir insan olarak bu kitaba başladığımda diğer bütün alternatifleri kenara bırakmak durumunda kaldım. Zor ama zevkli bir okumaya sahip. Yüzlerce ekonomik yahut bilimsel terimle okumanızı sekteye uğratmayacak bir eser. Ekonomik büyümenin insan yaşamı üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerini, doğayı sürüklediğimiz ekolojik felaketler silsilesi bütün çıplaklığı ile anlatılmış. Fikret Başkaya yine paradigmanın çöktüğünü ve gerçekleri bir bir yüzümüze vurmakta. Keyifli okumalar dilerim. (Mihriban Altun)

vijay prashad'ın "esmer milletler" kitabıyla üstüste okununca mide bulantısını katlayarak arttıran ve ilk bölümü olan "sömürgecinin gözüyle bakmak" kısmını az evvel bitirdiğim kitaptır. efendim, şimdi fikret hocanın kapitalizm ve tarihsel perspektiften bu düzenin ne olduğuna dair fikirleri evvelden beri net. bu itibarla prashad ile de çok benzerler. sömürgeciliğin ana mantığını kavramış, "içimizdeki irlandalılar" olmasa aslında çok daha kolay alaşağı edilebilecek bir sistemin ne olduğunu tüm çıplaklığıyla ikisinden de okuyabiliyoruz. mide bulantısının şiddetini arttırdığı yer de tam olarak bu nokta. zira "modern zaman" sömürgecileri 15.yy gibi genel vali atamıyor artık.onun yerine sömüreceği coğrafyadan insan devşirip askeri ve iktisadi olarak sanki o bölgeyle hiçbir bağı yokmuşcasına davranıyor.(bkz: cambaza bak) afrika, asya ve latin amerika dahil olmak üzere tüm sömürgelerde hep "o ülkenin/bölgenin iyiliğini isteyen -mümkün mertebe asker, olmazsa- politikacı" bulundu hep. çok uzağa gitmeden, eski ya da yeni farketmez, ortadoğuda cia ile ilişkilendirilmemiş, "şirket" tedrisatından geçmemiş ya da "şirket" tarafından açığı bilinmeyen "lider" var mı? ha keza latin amerika da öyle. bu iki akademisyen de tam olarak sömürgeciliğin ekonomi politiğinin kendini yenilerken mezkur kuklaları o toplumun önüne sürdüğünü ve "our boys" kavramını da vitrinden bu sebeple çektiğini açıklar. bizim ülke için konuşursak fetullah gülen nasıl pazarlandı? zararına çalışan gazeteler, yayın grupları nasıl yıllarca sübvanse edildi? iş ortakları kimdi mesela? yani eurocentric düşünce "bilinci sömürmenin" daha masrafsız ve kendi açısından kansız olacağını keşfedeli "keşifler çağındaki iberyalılar gibi davranmıyor". ahir kelam; çeşitliliği arttırılabilecek bu soruların hepsine, toptancı ama doğru bir bakış açısıyla "içinizdeki irlandalılara dikkat edin" diyor bu iki akademisyen, zira hepsi bir şekilde "şirketokrasi" denen garabetin kuklası durumunda. ve hiçbirinin de geleceğimiz konusunda zerrece pozitif bir katkıları yok. okuyun, okutturun. (blntylv)

--reklam--

Çığırından Çıkmış Bir Dünya PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Fikret Başkaya - Çığırından Çıkmış Bir Dünya kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Çığırından Çıkmış Bir Dünya PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Fikret Başkaya Kimdir?

Lise eğitimini İzmir Atatürk Lisesi'nde yaptı. Daha sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi iktisat ve maliye bölümlerini bitirdi. Paris ve Poitiers üniversitelerinde doktora öğrenimini tamamladı. Yurt dışında bulunduğu süre boyunca; azgelişmişlik, emperyalizm ve kapitalizmden sosyalizme geçiş sorunları üzerine birçok araştırma yaptı.

Türkiye'ye döndükten sonra askerliğini yaptığı Yedek Subay Okulu'nda 'sakıncalı er' sayılarak Erzurum'a (Oltu) sürgün edildi. Askerlik sonrası değişik kuruluşlarda araştırmacı olarak çalıştı. Bir süre Sosyal Hizmetler Akademisi'nde iktisat dersleri verdi. Abant Izzet Baysal Üniversitesi iktisat bölümü öğretim üyesi iken Paradigmanın İflası adlı kitabından ötürü Terörle Mücadele Yasası'na muhalefetten 20 ay hapis cezasına çarptırıldı. Haymana Kapalı Cezaevi'nde cezasını çekti. 2004'te, 1994 yılında Gündem gazetesinde yayımlanan ve hiçbir adli işleme konu olmayan makalelerine "Akıntıya Karşı Yazılar" adlı kitabında yer veren Doç. Dr. Fikret Başkaya'nın, "devletin manevi şahsiyetine hakaret ettiği" gerekçesiyle 3 yıl hapsi istendi [1]. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Başkaya'nın 'eleştiri sınırları içinde kaldığı'na hükmedilerek hakkında beraat kararı verildi (2005) [2]. 2006 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Başkaya'nın 'Paradigmanın İflası' adlı kitabına sesli kitap projesinde yer verdi.

Fikret Başkaya 2007 yılı itibariyle Özgür Üniversite'nin başkanlığı görevini sürdürmekte ve bu kuruluşta gönüllü olarak ders vermektedir.

--reklam--

Fikret Başkaya Kitapları - Eserleri

  • Paradigmanın İflası
  • Başka Bir Uygarlık İçin Manifesto
  • Gençlerle Baş Başa İklim Krizi ve Ekolojik Yıkım
  • Azgelişmişliğin Sürekliliği
  • Çığırından Çıkmış Bir Dünya
  • Yeni Paradigmayı Oluşturmak
  • Yediyüz
  • Kalkınma İktisadının Yükselişi ve Düşüşü
  • Çöküş
  • Akıntıya Karşı Yazılar
  • Yenilgi Tuzağı
  • Küreselleşmenin Karanlık Bilançosu
  • Sosyalizmin Geleceği
  • Resmi Tarih Tartışmaları 1
  • Resmi Tarih Tartışmaları 5 : Nutuk
  • Resmi Tarih Tartışmaları 2
  • Reel Atatürkçülük
  • Resmi Tarih Tartışmaları 3 : İttihatçılıktan Kemalizm’e
  • Eko-Sosyalist Paradigma
  • Resmi Tarih Tartışmaları 4 : 1908 Darbe mi? Devrim mi?
  • Avrupa - Merkezcilik Resmi İdeoloji Bilim Ve Sosyalizm
  • Sömürgecilik, Emperyalizm, Küreselleşme
  • Küreselleşme mi? Emperyalizm mi?
  • Borç Krizi Üzerine Deneme
  • Seçilmiş Yazılar
  • Yalan
  • Bir Devlet Geleneğinin Anatomisi
  • Şeylerin Gerçeğini Söyleyebilmek!
  • Devrimi Yeniden Düşünmek - 1
  • Kavram Sözlüğü 1: Söylem ve Gerçek
  • AKP Ilımlı İslam, Neoliberalizm
  • Küresel Kapitalizmi Meşrulaştıran Söylemler
  • Kavram Sözlüğü 2: Söylem ve Gerçek
  • Devletçilikten 24 Ocak Kararlarına
  • Çıkış Buradan
  • Rant ve Savaş Kıskacında Türkiye Ekonomisi

--reklam--

Fikret Başkaya Alıntıları - Sözleri

  • Bunlardan dikkat çekici bîr örnek Türk'ün Yeni Amentüsü'dür, 1928 Ağustosu gibi oldukça erken bir tarihte. Hakimiyet-i Milliye Matbaasında basılan broşür, doğrudan doğruya dinsel bir metnin üzerinde yapılan değişikliklerden oluşmaktadır: "Kahramanlığın örneği alan ve vatanın istikbalini yok­tan var eden Mustafa Kemal'e, onun cengaver ordusu­na, yüce kanunlarına, mücahid analarına ve Türkiye için Ahiret günü olmadığına iman ederim. İyilikle fenalığın insanlardan geldiğine, büyük mille­timin medenî cihanda en büyük mevki kazanacağına, hamaset destanlarıyla tarihi dolduran kudretli Türk ordusunun birliğine ve Gazı’nin Allah'ın en sevgili kulu olduğuna kalbimin bütün hulusuyla şehadet eylerim." ... Aynı diziden yola çıkan Türk’ün Yeni Amentüsü'nde ise iman edilen unsurlarda bir değişikliğe gidilmekte, Allah’ın yerine Mustafa Kemal, meleklerin yerine Türk ordusu, kitapların yerine kanunlar, peygamberlerin yerine de "mücahit analar” yerleştirilmektedir. Buna karşın, met­nin ikinci cümlesinde, Mustafa Kemal'in ilk cümlede yerine konduğu Allah’ın bu sefer sevgili kulu olduğunun vurgulanmasında bir ikilem göze çarpmaktadır. Gele­neksel din öğretisinin böylesi çok bilinen bir metninin ele alınarak Gazi Mustafa Kemal ekseninde değişikliğe gidilmesinin, kutsallık atfetmeye yönelik çabaların kitlelere yansıtılmasında etkili bir yöntem olduğu muhak­kaktır. Zaten bu anlayış kabul görmüş olacak ki daha sonraki yıllarda benzer bir yöntem Behçet Kemal Çağlar tarafından yine halkın din anlayışında oldukça önemli yer tutan bir metnin dönüştürülmesinde kendini gösterecektir: Millet adın zikredelim bir kere Vacip oldur cümle işte Türklere Şevk ile Türküm dese bir dem lisan Dökülür cümle hüzün misli hazarı (...) Biri Yavuz, biri Fatih, bir Timur anesi Dediler eşsiz bunun dürdanesi Mustafanın Mustafası doğmada Müjde ki Türkün alası doğmada Gel dllersiz bulasiz od dan necat Mustafayı ba Kemale essalat (Resmi Tarih Tartışmaları 5 : Nutuk)
  • Üretim ,tüketim ve zenginlik artıyor,lakin her seferinde üretim tüketim ve zenginlik artışına yoksulluk artışı eşlik ediyor ve sefalet derinleşiyor.Hepsi bu kadar da değil,her ileri aşamada doğa tahribatı büyüyor,yaşamın temeli aşınıyor,canlı yaşam tehlikeye giriyor ve üstelik bir de anlam kaybı ortaya çıkıyor... Demek ki bu işte bir yanlışlık var! (Başka Bir Uygarlık İçin Manifesto)
  • Günümüzde yaygınlaşan sağlık sorunlarının en önemli nedeni yetersiz ya da hatalı beslenme. Bir yanda açlıkla boğuşan, sağlıklı suya bile erişemeyen ya da mutlak açlık çekmese de yetersiz beslenenler, öte yanda gıdaya kolay ulaşan, fakat endüstriyel tarım ve hazır gıda endüstrisinin üretip, pazarladığı sağlıksız gıdaları tüketerek hastalananlar. (Çöküş)
  • “Eğer bir mal ve/veya hizmet (servis) bir insan ihtiyacını karşılıyorsa, insan ve toplum yaşamı için bir anlam ifade ediyorsa, o malın veya hizmetin bir kullanım değerinden söz edilir. Ve eğer bir mal ve/veya hizmet bir ticaret, bir alım-satım konusuysa onun bir değişim değerinden söz edilecektir.(...) tam bir meta toplumu olan kapitalizm koşullarında öncelikli ve belirleyici olan değişim değeridir. O kadar ki, ileri düzeyde gelişmiş bir kapitalist toplumda, meta yegâne değer sayılır... Metaya dönüştürülebilir, tahvil edilebilir olmayan hiçbir insan etkinliği, hiçbir şey, hiçbir nesne, hiçbir mal ve hizmet, muteber sayılmaz!” (Başka Bir Uygarlık İçin Manifesto)
  • Doğanın, emeğin, paranın meta kategorisine indirgendiği bir toplumsal düzende, artık her şeyin metalaşması şaşırtıcı değildir. Dolayısıyla, kapitalist gelişmede her ileri aşama, insanın özünde daha büyük aşınma anlamına geliyor. (Çığırından Çıkmış Bir Dünya)
  • Dünyanın geri kalanı Batı'nın refah düzeyini yaka­layamazdı. Kapitalizm dahilinde öyle bir şey mümkün olmadığı için. Zira birinin zenginliği, diğerinin yoksul olmasını varsayıyor. (Gençlerle Baş Başa İklim Krizi ve Ekolojik Yıkım)
  • Zenginlik artışına yoksulluk artışı eşlik ediyorsa, orada yaşamın anlam kaybına uğraması kaçınılmazdır. (Küreselleşmenin Karanlık Bilançosu)
  • J. J. Rousseau: "Efendi, gücü hukuka, itaati ödeve dönüştürdüğünde en güçlüdür ve efendiliğini kalıcı kılabilir," diyor. (Sömürgecilik, Emperyalizm, Küreselleşme)
  • Gericilik kaygan bir yamaçtır ki, adımını attın mı kendini aşağıda bulursun... (Azgelişmişliğin Sürekliliği)
  • "Şimdilerde metalaşmamış, şeyleşmemiş, parayla alınıp satılmayan bir şey yok!" (Gençlerle Baş Başa İklim Krizi ve Ekolojik Yıkım)
  • Toplumun sorunlarına bütünüyle yabancılaşmış bir devlet de ancak kendini "terörle mücadele " retoriğiyle yeniden üretmeye çalışıyor ,ama nafile... (Yenilgi Tuzağı)
  • Yunanistan’daki savaş karşıtı hareket, 1919-22 arasın­daki savaşın gidişatını doğrudan etkileyecekti. Bu hare­ket, Venizelos Hükümeti’nin savaşın ortasında düşürül­mesinin yanı sıra sıradan askerlerin aktif bir şekilde sava­şa karşı örgütlendiği bir ordu yarattı. Bütün bu gelişmeler Yunanistan ordusunun savaşma isteğini olumsuz bir şe­kilde etkiledi. Cephedeki ve Yunanistan’daki politik çal­kantılar hesaba katılınca, 1922’de Yunanistan ordusunun çökmesi bir sürpriz olabilir mi? (Resmi Tarih Tartışmaları 2)
  • Bugün azgelişmiş ülkelerin büyük çoğunluğunda "otoriter rejimler" veya gerici diktatörlükler var. (Azgelişmişliğin Sürekliliği)
  • Bilimle ilgilenen bir kişinin zihnine egemen olması gereken şey,sadece bir veri yığını birikimi değil,rasyonel bir kavrayış arzusu olmalıdır…Hegel (Çöküş)
  • Amaçlarla araçlar ters yüz olup yer degiştirince,sayisiz insani yabancılaşmalar,çevre tahribatı ekolojik dengenin bozulması kaçinilmazdir. (Küreselleşmenin Karanlık Bilançosu)
  • Nutuk, kapsadığı, tarihsel döneme ilişkin hem olaylardan hem de kişiler­den bahseder. Fakat ne olaylar, ne de kişiler, söz konu­su tarihsel dönemdeki önemlerine göre değil, Mustafa Kemal’in onlara atfettiği değerlere göre Nutuk içerisinde yer alır. Bir başka ifadeyle Mustafa Kemal’in bahsettiği olaylar ve kişiler, sadece kendi öyle istediği için ve kendi anlattığı biçimde Nutukta yer alırlar ve Mustafa Kemal’in bu konudaki seçimleri oldukça eklektiktir: Mustafa Kemal, olayların ve kişilerin kendi anlatmak istediği yönle­rini ön plana çıkarır ve sadece bu yönleriyle onları Nutuk’un kapsamına dahil eder. (Resmi Tarih Tartışmaları 5 : Nutuk)
  • Okullar ve üniversiteler ekseri birer ölü bilgi deposudur. Ders kitaplar, cevabı önceden bilinen soruları içeriyor ve genç insanların düşünme yeteneğini dumura uğratma, "köreltme" işlevi görüyor. (Yeni Paradigmayı Oluşturmak)
  • İnsanların yüzde doksanı yaşamazlar, sadece vardırlar. (Küresel Kapitalizmi Meşrulaştıran Söylemler)
  • Gerçekten "uygun ısı" olursa yumurtadan civciv çıkar. Oysa hiç bir uygun ısı, yumurta büyüklüğünde bir taşı civcive dönüştüremez. (Azgelişmişliğin Sürekliliği)
  • Savaş, birbirlerini tanıyan ama öldürmeyenler adına, birbirlerini tanımayanların birbirini boğazlamasıdır. (Yeni Paradigmayı Oluşturmak)