Kitap Künyesi
Yazar: Peter Ackroyd
Çevirmen: Burçin Karamercan
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9789750836756
Sayfa Sayısı: 240
--reklam--
Cinayet Sanatı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
1880 yılı, Londra’nın yoğun sisli, tekinsiz sokakları... Kurbanlarının parçaladığı bedenleriyle yarattığı sanatsal kompozisyonlarla mitolojik bir mertebeye erişen bir seri katil, yarattığı korku dalgasından beslenerek büyür.
Bu tek kişilik gösteriyi izleyen her Londralı sıradaki kurbanın kendisi olabileceğinin bilincindedir. Korkuya karışan haz, gösterinin heyecanını daha da artırır.
Tiyatro salonlarının ve sanatçıların merkezinde olduğu, Karl Marx gibi tarihi kişiliklerin cinayet şüphelisi olarak ifade vererek kurguya katıldıkları hikâye, kocasını öldüren Elizabeth Cree’nin asılmasıyla başlar. Elizabeth gerçekten suçlu mudur? Belki de sakladığı sır, merhum kocasının günlüğünde gizlidir: “Güzel, güneşli bir gündü ve ben bir cinayetin yaklaşmakta olduğunu hissedebiliyordum.”
Ackroyd Cinayet Sanatı’nda -tıpkı Dostoyevski’nin St. Petersburg’u, James Joyce’un Dublin’i ve Orhan Pamuk’un istanbul’u kullanması gibi- kurgusunun arka planına çok iyi bildiği ve ilmek ilmek işleyerek anlatmaktan keyif aldığı Londra’yı yerleştiriyor. Bu bağlamda roman, heyecan verici bir seri katil hikâyesini akıcı bir dille vermenin yanısıra Victoria dönemi Londrası’nın yaşam koşulları hakkında da belgesel izleniyormuş hissi veren ayrıntılara yer veriyor.
İdam sahnesiyle açılan roman başka bir idam sahnesiyle biter. Bu simetrik sahneler cinayet ile sanat ve yaşam ile ölüm arasındaki gerilimi acımasız bir çerçeve içine alır.
--reklam--
Cinayet Sanatı Alıntıları - Sözleri
- Her durumda halkın kana duyduğu arzu o kadar kuvvetliydi ki bütün şehir başka bir kızın öldürülmesini neredeyse hevesle bekliyordu.
- "Gerçek her zaman verilerden bağımsızdır ve onları kendi isteğine göre bulur ya da seçer. Hakiki yazar, bize yaşamı sanatın koşulları altında gösterir, sanatı bir yaşam biçimi olarak sunmaz,"
- "İnsanoğlunun çok fazla gerçeğe dayanamaması gibi bir durum yoktur, insanoğlu yapaylığa dayanamaz."
- Bazı parlak insanlar daha önce yaşadıkları hayatın ve kimliğini bilincinde olarak yeniden doğarlar, ama ebedi bir işkencenin acısıyla bu bilgiyi asla açıklayamazlardı.
- Bir dönemin ne olduğunu anlamak için bakılacak göstergeler arasında belki de o dönemin espri anlayışından daha iyisi yoktur.
- Onları sarıp sarmalayan şehir için bu kelime sanki bir işaretti ve Limehouse Golemi arayış, şaşırtıcı bir şekilde Londra'nın kendi gizemini arayış haline gelmişti.
- Charles Babbage "...Hava çok büyük bir kütüphane gibidir ve sayfalarında, gelmiş geçmiş tüm kadınlarla erkeklerin söylediği sözler yazılıdır."
- "Dünya bir an için o şekli aldı, çünkü kendisinden beklenen oydu. Bizim için yıldızları —ve ağaçları ve taşları— yarattığı gibi o şekli de yarattı. Bizim neye ihtiyacımız olduğunu veya beklediğimizi ya da düşlediğimizi biliyor ve ondan sonra da, bizim için onları yaratıyor. Beni anlıyor musun?"
- "Sınırsız acıların sonucunda insanoğlunun kendisini hayat şartlarına uydurabilme becerisi olduğunu düşünmüşümdür."
- "Doğru bilgiyi göz ardı ettiği için sağlıksız olan akıl yürütmelerden kaynaklanan hatalar, gerçeklerin yokluğundan kaynaklanan hatalara göre hem daha fazladır hem de daha uzun süreli olur."
- "Gidip şu peyniri alacağım," dediğinde peynirin kokusunu alabilirsiniz ve birini vurmaya kalktığında tüfeği görüp sesini bile duyabilirsiniz.
- Insanoğlunun çok fazla gerçeğe dayanamaması gibi bir durum yoktur,insanoğlu yapayliğa dayanamaz.
- Onu kendi kanında vaftiz ettim ve yeniden doğmasını sağladım.
- "Dünya bir an için o şekli aldı, çünkü kendisinden beklenen oydu. Bizim için yıldızları —ve ağaçları ve taşları— yarattığı gibi o şekli de yarattı. Bizim neye ihtiyacımız olduğunu veya beklediğimizi ya da düşlediğimizi biliyor ve ondan sonra da, bizim için onları yaratıyor. Beni anlıyor musun?"
- Izin verirseniz efendim, cinayetin burjuvalara ait bir iş olduğunu düşünüyorum.
--reklam--
Cinayet Sanatı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Roman, 1880'lerde Londra'da işlenen seri cinayetler etrafında şekilleniyor fakat sıradan bir polisiye roman değil. Kitap, okuyucusunu çokça yoran fakat bu yorgunluğun karşılığını fazlasıyla veren bir eser. 1880'ler Londra'sına sanatsal, bilimsel, siyasal, kültürel, sosyolojik ve psikolojik perspektiflerden yaklaşırken okuyucuyu bu perspektiflerden metni değerlendirmeye itiyor. Kitabın bir başka özelliğiyse her bölümün farklı bir anlatıcı tarafından zamanda ileri geri giderek anlatılması. Kısacası kitap tam bir yapboz fakat çözmesi zor ve zevkli bir yapboz. (Hatice Ardıç)
Sıradan bir "Katil Kim?" romanı değil. Viktorya döneminde geçen kitaptaki karakterlerden bazıları döneminin tanınmış kişilliklerinden. Hatta Karl Marx bile şüphelilerden biri. Bunların ağzından fikirleri de paylaşılmış. Golem'in ortaya çıktığı Londra'nın o zamanki sefil bölgesi Limehouse. Bu sefaletin kol gezdiği bölge baş karakter Golem'den bile rol çalıyor gibi. Adeta onun cinayet sanatını icra ettiği ve izleyenlerini coşturduğu ışıklı bir tiyatro sahnesi. Zaten Golem'i yetiştiren de aynı şehir. Böylelikle roman suç, şehir ve yoksulluk üzerine bir bağıntı kuruyor. Ne yazık ki ben kitabını okumadan filmini izlediğimden okuma zevki bir tık düştü. Siz öyle bir hata yapmayın. Gerçi kitabını okuyunca da filmin zevki kaçıyor ki filminin de oldukça iyi olduğunu belirtmek isterim. Bu kısır döngünde seçim sizin... (Ayfesa)
19. Yüzyıl dönemi İngiltere ' sine ait çok fazla bilgi ve tartışmaların olması bana göre kitabı boğucu bir hale getirmiş. Aksiyon yok ilginç bir kitap. 19. Yüzyıl İngiltere dönemine ilgi duyuyorsanız okuyun derim. (Nazlı ÖZANLAĞAN)
--reklam--
Cinayet Sanatı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Peter Ackroyd - Cinayet Sanatı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Cinayet Sanatı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Peter Ackroyd Kimdir?
Peter Ackroyd 1949'da Londra'da doğdu. Cambridge Üniversitesi'ni bitirdi. Yale Üniversitesi'nde araştırmacı olarak bulundu.
1973-1982 yılları arasında Spectator dergisinin yayın yönetmenliğini yapan Ackroyd, The Times gazetesinin de baş kitap eleştirmenidir. Ayrıca çeşitli gazete ve dergilerde yazıları yayımlanmaktadır.
Ackroyd'un ilk romanı 1982'de yayımlandı: The Great Fire of London (Londra Yanıyor, çev. Aslı Çelik, 2002). 1983'te çıkan The Last Testament of Oscar Wilde (Oscar Wilde'ın Son Vasiyeti, çev. Tomris Uyar, 1994) ile Somerset Maugham Edebiyat Ödülü 'nü kazandı. Türkçeye çevrilen öteki romanları: Booker Ödülü'ne aday gösterilen Chatterton (1987; çev. Füsun Elioğlu, YKY, 1995), English Music (1992; İngiliz Müziği, çev. Oya Dalgıç, YKY, 1995), The House of Doctor Dee (1993;Doktor Dee'nin Evi, çev. Özcan Kabakçıoğlu, YKY, 2004), Dan Leno and the Limehouse Golem (1995; Cinayet Sanatı, çev. Burçin Karamercan, 2002), Hawskmoor (1985; çev. Gül Tekay Baysan-Candan Baysan, YKY, 2006) ve First Light (1989; İlk Işık, çev. Mehmet H. Doğan, YKY, 2007), The Fall of Troy (2006; Troya'nın Düşüşü, çev. Mehmet H. Doğan, YKY, 2009).
Romanları yanında William Blake, Thomas More, Charles Dickens ve T. S. Eliot gibi ünlü yazar ve düşünürleri, çağları ve çevreleriyle birlikte ele aldığı biyografileriyle de tanınan Ackroyd'un ayrıca şiir ve deneme kitapları da vardır.
--reklam--
Peter Ackroyd Kitapları - Eserleri
- Bir Zamanlar Londra'da
- Cinayet Sanatı
- Poe: Kısacık Bir Hayat
- Londra Yanıyor
- Chatterton
- Doktor Dee'nin Evi
- Oscar Wilde’ın Son Vasiyeti
- Victor Frankenstein'ın Vaka Defteri
- Troya'nın Düşüşü
- Platon Günlükleri
- İngiliz Hayalet
- Hawksmoor
- İlk Işık
- İngiliz Müziği
- Alfred Hitchcock
- Ezra Pound ve Dünyası
- Charlie Chaplin
--reklam--
Peter Ackroyd Alıntıları - Sözleri
- Mary yavaşlığı için özür diledi. "Korkarım pek zarif değil bu." "Zarafetsiz de değil Mary. Mecburiyetin kendi zarafeti vardır." (Bir Zamanlar Londra'da)
- Her şey benden uzaklaşıyor. Yanmakta olan evim ben. Ah Tanrım, zehir. Eriyorum. (Chatterton)
- Yalan söylemek onun doğasında vardı .. (Poe: Kısacık Bir Hayat)
- "Gidip şu peyniri alacağım," dediğinde peynirin kokusunu alabilirsiniz ve birini vurmaya kalktığında tüfeği görüp sesini bile duyabilirsiniz. (Cinayet Sanatı)
- “Charles, sen de bir âşık için fazla ölçülüsün. Bir âşık ihtiras teneffüs etmeli.” (Bir Zamanlar Londra'da)
- Kendin olamıyorsan bile, başkası olmayı deneme. (Oscar Wilde’ın Son Vasiyeti)
- 1843 yazında Poe bir yayında ayyaş olarak hicvedilmisti .. Thomas Dunn English "Ayyaşın kaderi" romanında onu "hainlik ve yalanın vücuda gelmiş hali" olarak tasvir ediyordu .. Poe ilk kez kurmaca bir esere giriyordu ama bu son olmayacaktı . (Poe: Kısacık Bir Hayat)
- (Charlie Chaplin)
- "Sınırsız acıların sonucunda insanoğlunun kendisini hayat şartlarına uydurabilme becerisi olduğunu düşünmüşümdür." (Cinayet Sanatı)
- Dünyanın gerçek tarihi bir gün yazıldığında büyük bir giz de açıklık kazanacak - sevgi ile sezginin yalnız hayattan yara almış kişilerde bulunabileceği ... (Oscar Wilde’ın Son Vasiyeti)
- Genelde ilgimizi fazla çekmeyen şeylere sanat deriz.. (Londra Yanıyor)
- En mutsuz kişiler en büyük mutluluğu yaşayabilecek olanlardır. (Londra Yanıyor)
- "Büyük umutlar" dan bir sayfa kopardı ,kıvırdı büktü ve ağzına atıverdi .. Eski bir alışkanlıktı bu .. Kitap yemeye karşı koyamıyordu .. (Chatterton)
- Gelecek , her şey olduğu kadar hiçbir şeydir . ... Geçmiş ise hiçbir şey olduğu kadar her şeydir . (Bir Zamanlar Londra'da)
- Bir şeyi dile getirmek, gerçekleşmesini sağlamaktır. (Oscar Wilde’ın Son Vasiyeti)
- "Yaratıcı aklın en üst düzeyi her zaman rakipsiz biçimde matematikseldir " (Poe: Kısacık Bir Hayat)
- Sonuçta insan dediğiniz, sahip olmadığına açlık duyan, önüne konanı ise beğenmeyen birinden başka nedir ki? (Doktor Dee'nin Evi)
- "Hakiki kitaplar çağların mirası olan idrakin gücüyle doludur " (Doktor Dee'nin Evi)
- Bu dünya kendi benliğinden ibarettir. (Doktor Dee'nin Evi)
- Hayat bu, bir hazza karşılık bin dert. (Doktor Dee'nin Evi)
Yorumlar
0 yorum