Kitap Künyesi
Yazar: Alberto Godenzi
Çevirmen: Sultan Kurucan-Coşar
Çevirmen: Yakup Coşar
Orijinal Adı: Bieder, Brutal Frauen und Maenner Sprechen Über Sexuelle Gewalt
Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları
İSBN: 9789755390185
Sayfa Sayısı: 176
--reklam--
Cinsel Şiddet Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Türkiye'de geçen yıl 16 bin kadına tecavüz edildi. Uzmanlar gerçek rakamın çok daha yüksek olduğunu düşünüyor... Nedeni, kadınların tecavüzden sonra adli makamlara başvurmaktansa, olayı gizlemeyi yeğlemeleri; örselenmişlikleriyle yaşamayı seçmeleri...
Yazar, bu "zorluğu" aşarak cinsel şiddeti yaşayan kadınlara ve yaşatan erkeklere kendilerini anlattırıyor... Erkekler kendilerini şiddet kullanmaya iten nedenleri ve neden şikayet edilmediklerini; kadınlar hangi durumlarda şiddete maruz kaldıklarını, sonuçlarını ve çevrenin tepkilerini açıklıyor.
Sokağın yanısıra "bitişik komşuda" da yaşananlara dikkat çekilen bu kitapta, devleti temellendiren en güçlü kurumlardan biri olan ailenin sahtelikleri de örnekleniyor. Ve yazar cinsel şiddetin "şiddete dayalı cinsellik" değil "cinsellik görünümlü şiddet" olduğunu belirterek, erkekleri kendi cinslerine ihanet etmeye çağırıyor.
--reklam--
Cinsel Şiddet Alıntıları - Sözleri
- Kadın, paradoksal bir şekilde, özgürken mahpusluğu yaşar. Onun cezaevi gözle görülmez; duvarları kadının geçmişi, gardiyanları ise çevresindeki erkekler ve genellikle saldırganın yanında yer alan devlettir
- Cinsel siddet kadınları sömüren, onlara sistemin kıyısında bir yer gösteren erkek politikasının önemli bir halkasıdır.
- Edepli kadınların ırzına geçilemez. Başlarına böyle bir şey gelenler ise zaten o yolun yolcusudur.
- Peki evlilik denince akla ne gelir? Güven, neslin devamı, ortaklık, karşılıklı alışveriş mi? Ya da evlilik çocuklar için koruma, yaşlılık için garanti, devletin en küçük hücresi mi? İçinde sevgiyle ilgili bir şeyler de var belki. Ancak burada sayılan unsurların hepsi tesadüfi ve eksiktir. Tablodaki boşluklar aşağıdaki verilerin yardımıyla doldurulmalıdır: Evlilik herşeyden önce erkeğin çıkarını garantiye alacak biçimde, erkeğin güç ve şiddetini kullanabileceği, kadını sömürebileceği bir yapı olarak kurulmuştur.
- En büyük zayıflığımız muhtemelen gururumuzdu. Bağımsız varlıklar olduğumuzu kendimize ne kadar da sık ispatlamıştık. Kahramanlarımızın tümü birer yalnız savaşçı değil miydi? Dokunulamaz, yaralanmaz.
--reklam--
Cinsel Şiddet İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Tüm bu olanlara gözlerini kapayıp, kulaklarını tıkayarak o çirkin "seni ilgilendirmeyen işe karışma" yasasıyla hareket etmeyen, duyarsız ve ilgisiz bir şekilde yaşayıp gitmeyen herkesin, cinsel şiddetle yüzleşmesi kaçınılmazdır. Bu bir iddia ya da inanç sorunu değil, aksine istatistiklerin ortaya koyduğu bir olgudur." "Cinsel Şiddet" kitabı Düzenlediğimiz "İstanbul Sözleşmesi Yaşatır" etkinliğinin listesinde yer alan bir kitaptı. gonderi/80024404 Rahatsız olduğum noktalardan bazıları: Herkesin bu şiddet olaylarını kınayıp herkesin gerçekleşen her kadın cinayetinde aynı gün sosyal medyadan haykırıp diğer gün kahveli kitaplı günlerine geri dönüyor oluşuydu. Lakin kimse bu alanda okumalar yapma gayesini taşımıyor sanki öldürülen kadınların tek savuncuları feministlermiş gibi bir algı oluşturuluyor. Sanki kadına şiddet ve kadın cinayetleri tüm ülkeyi ilgilendiren bir olgu değil de bir azınlığın meselesiymiş gibi bir izlenim oluşuyor. Yapılan araştırmalar evlilik içi şiddetin, tecavüzün pek azının açığa vurulduğunu gösteriyor. Evlilik "meşru tecavüz, meşru şiddet" için oluşturulan bir kurum olarak görüldüğü için bu şiddet vakalarının üstü örtülüyor. Kimseye anlatılmıyor. Kadınlar da pek az kişideye açılabiliyor ve pek az kişiden destek görebiliyor. Olağanmış gibi gösterilen bu şiddet vakalarına mağdur kadınlar neden tepki göstermiyor? Çünkü evli, bağımlı, sindirilmiş ve prangalara vurulmuş kadın şiddeti anlamlandırma konusunda sıkıntı yaşıyor. Kadın kimliğinin kazanımları yerine sınırlılıklarını öğreniyor ve ömür boyu bir mahkumiyet ve mağduriyete bir boyun eğiş sağlıyor. Alberto Godenzi bu konu hakkinda şunları söylemektedir: "Yapılması gereken bu gerçeği algılamak ve şiddetin ortaya çıkış nedenleriyle mücadele etmektir." "Kadınlar ancak açık şiddetin cinsler arası ilişkiyle olan bağlantısını gördüklerinde, uyumlu düzen anlayışını savunmayı bırakıp, uzlaşmadan vazgeçiyor." Bu iki alıntı çok önemlidir. Eğer şiddetin cinsler arası eşitsizliklerden, toplumsal düzenden kaynaklı olduğunu öğrenmezsek bu şiddetin meşru kılınmasının önüne geçemeyiz ki gittikçe daha da meşru hâle gelmektedir. O yüzden kadın erkek farketmeksizin bu kitaplara değinin, kulaktan dolma bilgilerle değil bilimsel araştırma sonuçlarının yer aldığı kitaplarla bu meseleleri öğrenin ve zihninizi özgür kılın. Beden olarak hapsedilmiş birey bu teknolojik ortamda istediği kitabı açıp telefonundan okuyabilir. Eşiniz sizin eve kitap getirmenizi engelleyebilir ama o evde değilken açıp telefondan okuyacağınız kitabı engelleyemez. Açın okuyun sipariş edebiliyorsanız edin ve şiddetin nedenlerinin altını kalın çizgilerle çizin! Alberto Godenzi'nin bu kitabında hem şiddet uygulayan erkeklerin neden şiddet uyguladıklarına dair görüşlerini, hem şiddet mağduru kadınların ifadelerini okuyabileceksiniz. Sonrasında değerlendirme kısmı yer alacak ve iki bölümün analizi yapılacak. Godenzi cinsel şiddet suçlarını işleyen erkeklerin pek azının tutuklandığını söylüyor ve bunun nedeninin bu suçlamadan kendini kurtarmayan çoğu alt sınıfa mensup erkeklerin yakalanıyor oluşudur. Çünkü orta ve üst tabakadan erkek suçlular kendilerini bir şekilde bu işten kurtarıyor maddi ve bürokratik ilişkinin burada rolüne dikkat çekebiliriz. Kalbine iki kurşun sıkılmış ama intihar etmiş denilip dosyası kapanan Nadira'yı da aklınızdan çıkarmayın. Godenzi kamuoyu nezdinde ölüm sessizliğine bırakılan cinsel şiddet vakalarının algılanmasında en önemli adımı feministlerin attığını ifade eder. Feminizm olmasaydı ataerkil düzen içinde meşru kılınan şiddetin nedenlerine kimse eğilmeyecek ve kadının yazgısını değiştirmek adına kimse bir adım atmayacaktı. Birkaç kuramcı ve aktivistin söylemleri ile kadın uyanışı sınırlı kalacaktı. Cinsel siddeti meşru kilmak için de ataerkil düzel "tecavüz mitlerini" öne sürmüştür. Dört tane tecavüz miti vardır. 1) Kadınlar cinsel şiddeti tahrik ediyor. 2) Hiçbir kadına rızası dışında tecavüz edilemez. 3) Kadınlar gizli gizli tecavüze uğramak istiyor. 4) Tecavüz içgüdüsel bir cürümdür. İşte Alberto Godenzi bu tecavüz mitlerinin yarattığı sonucu şöyle açıklıyor: "Tecavüz mitleri potansiyel saldırganların korkularını azaltıp, saldırı olasılığını yükseltirken, kurbanların çekingenliklerini arttırıp, şikayetten men etmekte ve cinsel saldırıyı neredeyse cezasız bir suç haline getirmektedir." İşte bu tecavüz mitlerinin varlığına inanmış bir toplumda kadın başından geçen taciz ve tecavüz vakasını anlatmaya geldiğinde destekçi bulamıyorum ve sonuç şu noktaya kadar ulaşıyordu: "Tecavüze uğramış kadınların en aciz kaldıkları durumlardan biri, kocanın, erkek arkadaşın ya da baba ve annenin başından geçenlere inanmamaları, tersine ondan kuşkulanıp, aşağılamalarıdır. Kadınlar sık sık bir macera arayıp, sonra da uygun bir bahane uydurmakla suçlanır." Şimdi kadınların neden sosyal medyada taciz olaylarını ifşa ettiğini anlıyor musunuz? Yakın çevrede size inanan yoksa tek çareniz tanımadığınız insanların desteğini beklemektir. Sosyal medyada iyi bir şekilde örgütlenen kadın meclisleri ve feministler bu açığa vurmaları gündeme taşıyor ve failin bulunup cezalandırılmasına katkı sağlıyor. Sosyal medya yasasının gündeme gelişi ve bu konuyu bağlama işini de siz yapın neden böyle bir yasaya ihtiyaç duyuluyor çünkü bazı çıkar sahiplerinin de suçları orada ifşa ediliyor, orada gündem oluyor kısaca Türkiye gerçeklerini gazetelerden değil Twitter'dan öğrenen bir toplumuz.. İşte tecavüz olaylarında kadını suçlu bulan bir zihniyet olduğu vakit sonuç şu şekilde oluyor: "Kısacası kamuoyu, kadına tecavüz olasılığını oldukça yüksek görüyor ve böyle bir olayı da kadının davranışına bağlıyor. Bu tür anlayışlar şüphesiz kadının günlük yaşamdaki davranışları üzerinde de etkili oluyor. Şiddet ve aşağılanma korkusu kadının hareket özgürlüğünü ciddi biçimde sınırlıyor." Neden kadınlar suçlu bulunur? Neden erkekler susar? Neden kadınlar susar? Neden kadınlar suçlu bulunur? "cinsel şiddetin suçu kadına yüklenerek, olayların derinlemesine analiz imkanı yok edilir. Kadına değersiz özellikler yüklenerek vicdanlar huzura kavuşturulur; sorumluluklar bir yana bırakılır, rahatsız edici yaklaşımlar engellenir." Neden erkekler susar? "Erkeklerin kadınlar karşısındaki iktidar mekanizması kadar mükemmel işleyen başka bir iktidar aygıtı yoktur. Erkekler, bu ayrıcalıklarını korumak için ne yapmaları gerektiğini bildikleri için susuyorlar." Neden Kadınlar susar? "Kocaların çoğunluğu, devletin desteğini de almış olarak, kendilerinin haklı olduğuna inanıyor. Kadınların çoğunluğu ise devlet tarafından korunmadığı için kronik cinsel şiddete katlanıyor. Evlilik içi cinsel şiddeti anlatan kadınlar şüphe ve tepkiyle karşılanıyor. Erkeklere ise biyolojik ve doğal gereksinimlerini karşıladıkları varsayımıyla anlayış gösteriliyor." Kadın çevrenin anlayışsızlığının bedelini şiddet görerek veya öldürülerek ödüyor. İşte bu durumu anlatan alıntı: "Zor durumda başvurulan insanlar, kadına anlayışsız ve güvensiz davranınca olayım ağırlığı bir kat daha artıyordu. Ve kendi yakın çevrelerinden bu tür tepkiler alan kadın, diğer insanlara olan güvenini de tümden yitiriyor, kendisini derin bir hayal kırıklığı içinde ve dışlanmış hissediyordu. Çevrenin tavrı şiddet gerçekliğini kabullenmemek ve olup biteni rasyonel biçimde açıklamaya çalışmak yönündeydi." Şiddet nasıl başlıyor, nasıl devam ediyor? "Baskı, önce sözlü tehditler, ahlaki uyarılar psikolojik terör biçiminde açığa vuruluyordu. Bu araçların işe yaramaması durumunda koca, kadının karşı yöndeki isteğini kırmanın aracı olarak şiddeti gündeme getiriyordu." Ve erkek kendi ailesi, çevresinden gördüğü aşağılanmaların, azarların öcünü toplum tarafından ikincil plana atılan, zayıf gösterilen eşinden çıkarmaktadır. Neden eşinin zayıf olduğunu düşünür? "Egemen toplumsal düzen kural olarak, kadınları (çocuk ve yaşlıları) -eşitlik iddialarına rağmen- alt konumlara oturtarak sunar. Bu anlamda, erkeklerin hakimiyet tecrübesi için kadınları seçmeleri şaşırtıcı değildir. Erkek, sözde zaten kendisinin hakkı olanı kadından alırken, hukuka uygun ve normlara sadık davrandığına inanır." Değerlendirme Kısmı: Amerika merkezli yapılan bir araştırmada: "kaçmak, fiziki karşı koyuş ve çığlık başarılı savunma stratejileri olarak gösteriliyor; en az işe yarayan ise saldırganla konuşmaya çalışmak, yalvarmak ve rica etmek; bütün bunlar erkeğin kendi gücüne olan güvenini arttırmaktan başka bir işe yaramıyor." O yüzden kadının karşı koyması gerektiğini söylüyor Alberto Godenzi: "Aslında yapılması gereken, bu tür davranışlar erkek düşmanlığı olarak lanse edilse de, kadınların kendilerini korumaları, mücadele etmeleri, kendilerini savunma yöntemlerini öğrenmeleri konusunda cesaretlendirilmeleridir; tabii spor kurallarının gerektirdiği bir dürüstlükle değil, işin gerektirdiği tüm kirli hünerleriyle birlikte. Çünkü cinsel saldırı dürüst sportif bir faaliyet değildir. Erkekler, kadınları ele geçirilecek nesneleler olarak gördükleri sürece bu tür tedbirler zorunludur." Godenzi erkeklerin kendileriyle hesaplaşmak arı gerektiğini güç ve yıkıcılık körlüğünden kurtulmaları gerektiğini vurgulamaktadır. Erkekler bu sorunla yüzleşmekten kaçınıyor. Çünkü aterkil düzenin yarattığı ayrıcalıklı durumu korumak daha çok rağbet gören bir durumdur. Erkekler şiddetin nedenlerine inmek istemiyor çünkü sahip oldukları iktidar duygusunu zedeyecek bir uyanış onlara pek çekici gelmiyor. Kadın cinsinin de onunla aynı haklara sahip olması onun sözde başarılı konumunu alaşağı edebilir. O yüzden bu konudan birey olarak kendini soyutlamaya çaba gösterir ve kendinin böyle bir şiddete başvurmayacağını kanıtlama uğraşına girer. Lakin bu çözüm değildir. Kendi uyanışını sağlayan her kadın ilk önce kendi çevresindeki erkeklerin davranışlarını sorgulayacak ve ilk önce onların mevcut düzene uygun hareketlerini eleştirecektir. O yüzden fırsat eşitliğinin ilk önce ev içinde başlaması gerekmektedir. O yüzden erkeğin sahip olduğu ayrıcalıkların bir kısmından feragat etmesi gerekmektedir. Ev işleri ve çocuk bakımında sorumluluğunu arttırmalıdır. Toplumsal cinsiyet rollerinin dayatmasını kırmalı evinde ve çevresinde örnek model bir "erkek" olmalıdır. Ev içinde farklı ev dışında farklı roller sergilemekten vazgeçmelidir. Godenzi'nin de dediği gibi: "Cinsel şiddet, kadınları sömüren, onlara sistemin kıyısında bir yer gösteren erkek politikasının önemli bir halkasıdır." Peki kadınlar ne yaparsa erkekler durumun farkına varabilir? Bunu da şöyle açıklıyor: "Kadınlar da erkekler gibi davransalar, özgürleşmiş gibi hareket etseler, kendilerini erkek dünyasının dışında tutmayıp, yüklenilen hizmetli rolünü bir tarafa bıraksalardı, tüm yaşamlarını erkeğin ve ailenin mutluluğu doğrultusunda düzenlemeyip, erkekle aynı hak ve özgürlükleri kullansalardı ne olurdu? Böyle bir durum kaosa yol açacak, ancak aynı zamanda erkek egemen düzenin çözülüşü ve yeni bir düzenin başlangıcı da olacaktır." Kadın görünmeyen emeğinin farkında olmalıdır. Kutsal bir görev diye lanse edilen ev kadınlığı, annelik rolünden erkek egemen sistemin sağladığı çıkarların farkında olmalı ve en önemlisi ona karşı uygulanan fiziki ve cinsel şiddetle baş etmenin yollarını öğrenmelidir. Bu kitabın araştırma alanları 198-1990 yılları arasındadır. Ve yapılan anketler, vaka görüşmeleri, telefon görüşmeleri ve mağdur görüşmelerinin sonucunda şiddetle baş etme yollarını genç yaşta öğrenen bekar kadınların evli kadınlara nazaran bu şiddete daha fazla karşı çıktığını gösteriyor. Cinsel şiddet girişimlerini başarıyla bertaraf eden kadınların da bunu içindekileri yoğun öfke duygusunun sayesinde başardıklarını gösteriyor. Susmak değil öfkelenmek, boyun eğmek değil karşı koymak, ses çıkarmak ve olayları meşrulaştırmamak.. Brecht'in bir şiiri ve Godenzi'nin önerdiği önleyici tedbirlerle sonlandırıyorum. "Rica ederiz, “olağan” demeyin hemen hergün olup bitenlere! Kargaşanın hüküm sürdüğü kanın aktığı, düzensizliğin at oynattığı, keyfiliğin kanunlaştığı yerde demeyin sakın: “Bunlar olağandır!” Olağan denilen şeylerden çekinin Kural içindeki kötüyü çıkarın ortaya. Ve her görüldüğü yerde kötünün arayın çaresini de bulun!" Önleyici tedbirler: • Kadının konumunun iyileştirilmesi • Bilgilendirme ve aydınlatma çalışması • Cinsel şiddetin nedenleri, koşulları ve sonuçlarının araştırılması • Medyaların yaygın aşağılama çalışmalarına karşı tavır almak • Kadınlar ve genç kızlar için parasız özsavunma kursları • İstasyonlarda, trenlerde ve kamuya açık tuvaletlerde daha fazla personelin görevlendirmesi • Yerleşimin dağınık olduğu bölgelerin iyi bir şekilde aydınlatması • Evlerin ve kamu yapılarının cinsel siddet gerçekliği göz önünde tutularak inşa edilmesi. • Kadınlar için gece bedava taksi • Evlilikte tecavüzün cezalandırılması • Dava sürecinde kurbana özenli muamele • Kadına yasal destek ve ücretsiz avukatlık • Dava masraflarına destek • Emniyet ve yargı organlarında daha fazla kadına görev verilmesi • Gece gündüz hizmete açık olan Acil telefon servisi • Acil durumalar için barınma evleri • Emniyet, yargı organları, hastaneler, doktorlar, sosyal ve mali yardım kurumları gibi konuyla ilgili kuruluşlar arasında eşgüdümlü bir çalışma yapılması. • Kadınları, yasal hakları ve yardım olanakları konusunda bilgilendirici bültenlerin hazırlanması. (Adem Yüce)
ERKEKLER, TIKAYIN KULAKLARINIZI (!): HİÇ GÜZEL ŞEYLER DUYMAYACAKSINIZ! Kadın açık giyinmiş, hak etti (!) Kadın tenhada gezdi, hak etti (!) Kadın gece sokağa çıktı, hak etti (!) Kadın taksiye yalnız bindi, hak etti (!) Kadın erkekle yemeğe çıktı, hak etti (!) "Tabii ki şeffaf bir bluz ya da kıçına kadar çıkan bir mini etek giyen kadının tecavüze uğrama olasılığı daha fazladır." (24 yaşında bekar bir erkek). Bütün suç kadınlardadır (!) Erkekler hep masumdur (!) "Erkek bir sorunu olduğu için tecavüz ediyor, yoksa başka bir nedenle değil. Benim olayda kadın tecavüze uğradıysa, bu sadece kendi suçuydu" (30 yaşında evli bir erkek)." Erkek zaten hastadır. Erkek zaten teşhircidir. Erkek zaten sübyancıdır. Erkeğin psikolojik sorunları vardır. Kısacası erkeğin yaptığından aklanması için mazereti çoktur. Ama kadın yaşadığı olaydan dolayı yıllarca silinmeyecek izler taşır. "Kendimi aşırı derecede sınırlanmış hissediyorum. Bitkisel bir hayat yaşar gibiyim. Sürekli bir korku içindeyim" (27 yaşında bekar bir kadın). En önemlisi erkeğe güveni kalmamıştır. Yalnız sokağa çıkmaya gücü kalmamıştır. Tenhalarda zaten istese de dolaşamaz artık. Çünkü her an birileri gelip boğazına bıçağı dayar ve istediğini alır. Kadın yaşadığı olayı anlatmak istese de anlatamaz. Çünkü toplum erkeği değil de kadını suçlar, sanki kadın istemiş gibi. "Tecavüze uğramış kadınların en aciz kaldıkları durumlardan biri, kocanın, erkek arkadaşın ya da baba ve annenin başından geçenlere inanmamaları, tersine ondan kuşkulanıp, aşağılamalarıdır." Gitmeseymiş yemeğe! O saatte ne işi varmış orada! Kadın zaten bu yolun yolcusu (!) Aslında tecavüzü kendisi istedi (!) Yıllarca duyduğumuz cümleler. Hiç düşünmeden söylenen sözler. Ne kadar acı oysa. En acısı da hemcinslerinden duymaları. Yardımcı olacakları yerde kadını suçlarlar. Empati ne kadar da zor (!) Bizler tecavüzün hep sokakta yaşandığını sanırız, ama yanılırız. Aslında tecavüzün en acısı ve en şiddetlisi yatak odalarında yaşanır. Ama bunlar hiç şikayet edilemez. Çünkü erkeğin hakkıdır. Çünkü o karısıdır. İmzayı attıysa her şeyi kabul etmek zorundadır. "Karım üzerinde hakkım var. Evde şef benim. Kadının yönetilmesi gerekir. Güçlü bir erkeği olmayan kadın, insanlığın karşısında çaresiz ve her tür tehlikeyle yüz yüzedir." (50 yaşında boşanmış bir erkek). Kadın zaten artık evdedir. Çocuklarının annesidir. Onları yetiştirmekle görevlidir. İstese de boşanamaz. Çünkü ekonomik özgürlüğü yoktur. Yani kocasının tecavüzüne katlanmak zorundadır. En önemlisi de yaşananlar evde kalmalı. Kimse duymamalı. Artık kadın yıllarca susar ve değişmesini umut eder. "... kötü koca bir gün düzelebilir, bütün olup bitenden herhalde birazcık kendi de sorumludur; zaten başından beri bu böyleydi: Sonuç, susmak ve katlanmaktır." Erkek kadının HAYIR dediğinde biraz empati yapsa belki birliktelikler daha güzel olur. Kadın yıllarca ruhunda silinmeyecek yaralar taşımaz. "Evlilik içi tecavüz insan ruhundaki tüm canlılığı son kıvılcımına kadar öldürür. Artık gitme zamanıydı ve ben de bırakıp gittim" (50 yaşında ayrı yaşayan bir kadın). Bizler tecavüzü hep toplumun en alt tabakasındaki erkeklerin yaptığını sanırız, ama yanılırız. Çünkü topluma göre kadının amacı para sızdırmaktır. Zenginlerin yaptığı yanına kar kalır. "Tecavüz yabancı, anormal erkeklerin işidir; karanlık bölgelerde cereyan eder; edepsiz, hafif giyimli, genç ve güzel kadınlara yöneliktir." Bizler tecavüzü hep yabancıların yaptığını sanırız, ama yanılırız. Bazen en güvendiğimiz arkadaşımız, akrabamız yapar. Ama şikayet edemeyiz. Çünkü kendimizi suçlu görürüz. Toplumun ön yargıları, tecavüze bakışı kadının elini kolunu bağlar. Çoğu tecavüz gün yüzüne çıkmamıştır. Yazar, çoğu gün yüzüne çıkmamış tecavüzleri araştırmış, tecavüz suçlularını ve mağdurlarını konuşturmuş. kitap/cinsel-siddet--19677 "Kadına Şiddete Hayır" ve "İstanbul Sözleşmesi Yaşatır" Okuma etkinliği #80024404 kapsamında okuduğum üçüncü kitap. Okudum ama ne okudum, nasıl okudum, siz gelin bir de bana sorun. Okurken bile nasıl yazacağımı düşünüp durdum. Kadınların cinsel şiddete uğradıklarını nasıl anlatabilirdim? Ama anlatmalıydım. Anlatmazsam kendimi tüm o kadınlara karşı borçlu hissedecektim. Ben bir kadınım çünkü. Kendimi onların yerine koymayı denedim. Ve hiç bu kadar aşağılanmış hissetmedim. kitap/cinsel-siddet--19677 bir araştırmayı kapsıyor. Cinsel şiddeti yaşatan (erkeklerin) ve cinsel şiddeti yaşayanların (kadınların) anlatımlarından yola çıkılarak hazırlanmış bir araştırma. Kısacası kitabın ön kapağında da belirtildiği gibi "Yaşayanların ve Yaşatanların Anlatımlarıyla" gerçekleri yüzümüze çarpıyor. Kitapta çok şey bulacaksınız. Yazarın yaptığı araştırma kimi zaman tutuklu kişilerin tecavüzlerini anlatırken, kimi zaman da gün yüzüne çıkmamış tecavüzleri anlatıyor. Erkeklerin çoğu, yaptığı tecavüzü haklı görürken, çok azı kendini suçlar. Araştırma tablolarla bize sunuluyor. yazar/Alberto-Godenzi'un dikkat çektiği en önemli nokta ise "cinsel şiddetin uygulanmasında aslolan, şiddete dayalı cinsellik değil, cinsellik görünümlü şiddettir." Aslında erkekler cinsellik adı altında kadınlara şiddet uyguluyor. "Cinsel şiddet, kadınları sömüren, onlara sistemin kıyısında bir yer gösteren erkek politikasının önemli bir halkasıdır." KADINLAR, bu kitabı OKUYUN! Kendinizi suçlu görmemek için. ERKEKLER, bu kitabı OKUYUN! Kadınların çektiği çileleri öğrenmek için. 1K, bu kitabı OKUYUN! Cinsellik adı altında kadınlara uygulanan şiddeti öğrenmek için. . (Sultannn)
Bir kitabı okurken, hiç kendimi ve kitabı bu kadar çok açıklamak durumunda kalmamıştım. Bu nedenle, bir inceleme yazmayı ve kitabı tanıtmayı boynumun borcu bildim. Kitap, kapağında da yazdığı gibi "Yaşayanların Yaşatanların Anlatımlarıyla" geliyor kitap. Yazar radyo üzerinden, kimliğini genelde gizli tutmak isteyen bir kitleyle röportaj yapmış. Direkt kişilerin ağızlarından çıkanlarla birlikte, yazarın, kişilerin bu düşüncelere neye dayanarak vardığına dair analizleri ve tespitleri de var. Bu şeyler yazarın katıldığı görüşler değil, sadece saldırıya uğramış ve saldırgan insanların düşünce yapısını daha açık bir şekilde ifade etmesi. Yazar bu olayı gerçekten çok iyi beceriyor ayrıca, bu ifadeleri alıntıladığımda aldığım dmler ve yorumlar da bunun kanıtı. Öyle bir açığa vuruyor ki bu düşünceleri, tokat gibi geldi bana ve alıntılarımı okuyan insanlara. Cinsel şiddetin gerçekleriyle yüzleşmek, psikolojik olarak çok yıpratıcı. Özellikle evlilik içi cinsel şiddeti okurken kanım dondu. Aklımdan acaba ailemden kaç kadın bunu yaşadı ve polise bile gidemedi, çünkü yasak bile değildi, diye düşündüm durdum (Evlilik içi tecavüz Türkiye'de 2005'de suç olarak kabul edildi, ilk tutuklama 2008'de oldu). O kadar şok edici gerçekler ve istatistikler var ki içinde, korkunç bir şeye bakarken nasıl kal gelir gözünüzü bile ayıramazsanız, bütün kitabı o dehşetle okudum. Sürekli aldığımız, artık günlük rutinimizde yer etmiş olan kadın cinayetleri ve tecavüz haberlerine karşı daha bilinçli olmak isteyen insanların, psikolojik olarak olmasa da okuma olarak kolay bu kitaba, göz atmasını sonuna kadar tavsiye ederim. gonderi/80024404 etkinliğe ve alıntılarıyla beni kitabı okumaya teşvik eden Adem_yce 'ye teşekkür ediyorum. Kitabı okumayı planlıyorsanız etkinliğe de bakmanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar (Ceren)
--reklam--
Cinsel Şiddet PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Alberto Godenzi - Cinsel Şiddet kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Cinsel Şiddet PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Alberto Godenzi Kimdir?
Bir süre Basel'da öğretmen olarak çalışan Godenzi, daha sonra Ekvator'da bir projeyi yönetti.Zürih Üniversitesi'nde Psikoloji ve Sosyoloji eğitiminden sonra kadın-erkek ilişkileri, özellikle de şiddet sorunları konusunda çeşitli projelerde çalıştı. Şu anda Federal Kadın Sorunları Komisyonu üyesi olarak görev yapmaktadır.
--reklam--
Alberto Godenzi Kitapları - Eserleri
- Cinsel Şiddet
--reklam--
Alberto Godenzi Alıntıları - Sözleri
- Edepli kadınların ırzına geçilemez. Başlarına böyle bir şey gelenler ise zaten o yolun yolcusudur. (Cinsel Şiddet)
- En büyük zayıflığımız muhtemelen gururumuzdu. Bağımsız varlıklar olduğumuzu kendimize ne kadar da sık ispatlamıştık. Kahramanlarımızın tümü birer yalnız savaşçı değil miydi? Dokunulamaz, yaralanmaz. (Cinsel Şiddet)
- Cinsel siddet kadınları sömüren, onlara sistemin kıyısında bir yer gösteren erkek politikasının önemli bir halkasıdır. (Cinsel Şiddet)
- Peki evlilik denince akla ne gelir? Güven, neslin devamı, ortaklık, karşılıklı alışveriş mi? Ya da evlilik çocuklar için koruma, yaşlılık için garanti, devletin en küçük hücresi mi? İçinde sevgiyle ilgili bir şeyler de var belki. Ancak burada sayılan unsurların hepsi tesadüfi ve eksiktir. Tablodaki boşluklar aşağıdaki verilerin yardımıyla doldurulmalıdır: Evlilik herşeyden önce erkeğin çıkarını garantiye alacak biçimde, erkeğin güç ve şiddetini kullanabileceği, kadını sömürebileceği bir yapı olarak kurulmuştur. (Cinsel Şiddet)
- Kadın, paradoksal bir şekilde, özgürken mahpusluğu yaşar. Onun cezaevi gözle görülmez; duvarları kadının geçmişi, gardiyanları ise çevresindeki erkekler ve genellikle saldırganın yanında yer alan devlettir (Cinsel Şiddet)
Yorumlar
0 yorum