Kitap Künyesi
Yazar: Aret Vartanyan
Yayın Evi: Destek Yayınları
İSBN: 9786054771868
Sayfa Sayısı: 304
Çırılçıplak Aşk Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ya her şey aşktı ya da aşk hiçbir şeydi!
Seni de, beni de fena kandırdılar. Aşk diye bize anlattıkları, hayallerini kurdurdukları gerçek aşk değildi. İnsanın insana duyduğu aşk, "yasak elma"nın ta kendisiydi... Önce kadın ısırdı elmayı, sonra erkek ve her şey bu andan sonra şekillendi.
Savaşların, paranın hükümdarlığında, korku imparatorluklarında, aşk en çok korkulandı ve bir o kadar da çarpıtılmaya çalışılan... Aşk ağza sakız edildi, bazen içi boşaltıldı, bazen günah dendi, bazen ağdalı sözcüklere sebep oldu. Üstüne perdeler indi, bulutlar örttü ışığı... İnsanlık yok olurken, aşkı da kirletti.
Formüllerden, stratejilerden, onu bunu tavlamaktan, elinde tutmaktan bahsetmiyorum. Bunları yapan, aşkı hiç anlamayan çokbilmiş, çok kitap var. Yaşamı anlamaktan, sen olmaktan, aşkı gerçekten yaşamaktan... Sana öğretilen değil, senin yaşattığın, seni yaşatan aşk. Aşkı anlatmaya, anlamaya yetmez düşüncelerin gölgesinde tanımlanmış aşk.
Günlük yaşamın içinde kaybolmuş insanlar, ilişkiler, evlilikler, aldatmalar, aldanışlar, hayal kırıklıkları, namus ve ötesi... Belki sen, belki sevdiğin, belki çevrende var olan insanların gerçek hikâyelerini sayfalara serdim; aralarına karıştım. Yaşamı ve aşkı ayırmadan sana geldim. Seni, yaşamı, insanı, Tanrı'yı, evreni konuşmadan zaten aşkı konuşamazdık.
Bu yazdıklarımı sana kitap harfleriyle değil, yaşanmışlıklarımla yazıyorum. Sen okuyacaksın diye yazılmış değil. Karşında çırılçıplak kaldım, yüreğimi çırılçıplak bıraktım, seninle aşkı çırılçıplak konuşmak, paylaşmak için...
Sen hiç âşık oldun mu? Âşık olundun mu? Aşkı gerçekten yaşıyor musun? Neden sadıksın ya da değilsin? Gerçekten aldattın mı, aldatıldın mı? Aşkla mı seviştin gerçekten? Neden evlendin ya da evleneceksin? Sen kimsin? Ne için yaşıyorsun? Şimdi yanıt verme. Belki evlisin, belki bekârsın, belki imkânsız aşkın ortasındasın, belki aşka âşıksın, belki hovardasın, belki aşktan çoktan vazgeçmişsin, belki yapayalnızsınç... Sohbetin sonuna gelmeden hiçbir yorum yapma. Aşkla ilgili sana öğretilen birçok şeyi, hatta her şeyi unut öyle başlayalım... Sonra sen anlat, ben dinleyeyim.
(Tanıtım Bülteninden)
Çırılçıplak Aşk Alıntıları - Sözleri
- Cesaret ve huzur için önce kendimle barışmam, bütün olmayı başarmam gerekiyor. Eksiklerim, eksilerim, yanlışlarım doğrularım, artılarım, günahlarım, sevaplarımla ben bir bütünüm. Bunu sağlayamadığımda çevremdekilerin yüklenmesinden, dedikodularından önce benim içimdeki yargıç beni yargılayıp duruyor, dağılıyorum. Ben, benim. Kabul ederler, etmezler, severler, sevmezler ama sen biliyorsun seni. Sen bir kez kendine inandın mı, sen bir kez kendini kabul edip yolunda yürümeye karar verdin mi tarifi cümlelere yetmeyen bir cesaret ve huzur senin olur. Seni seven, seni sen olduğun için sever. Kendiyle barışamayan, sevemeyen, bilmeyen serseri mayın misali dağılır, kaybolur. Etrafına baktığında bolca örnek bulabilirsin. Avatarlarıyla yaşayan, kendini ve çevresindekileri ısırıp duran, maskeleriyle varolmaya çalışanlar... Sen bu değilsin. Aşkı ve sevgiyi de bu yüzden gerçekten bilensin.
- Gidebilme cesareti olmadığı için insanlar beraber uyanmak istemedikleri insanlarla aynı yatakta yatmaya devam ettiler. Bu muydu gerçek sevgi, gerçek aşk?
- "Özgür kadın, kendini net ifade edebilen, ekonomik bağımsızlığını elinde tutan kadından korkuluyor olması, erkeğin kendi yetersizliğinin ve korkularının bir yansıması.. Kadının öne çıkması erkeklerin büyük çoğunluğunu rahatsız ediyor. Eşinin daha başarılı olması, daha çok maddi gelir elde etmesi erkek için hala bir eziklik nedeni olabiliyor. Sığ düşüncenin yarattığı sonuçlar."
- "Bir şeyi arıyorum, bir şey eksik diyorum ya. Eksik olanı iyi biliyorum. Gerçekten sevmeyi başaramıyorum. Korkuyorum sevmekten. Sonrasında kırılmaktan, yaralanmaktan, güçsüz olmaktan korkuyorum."
- Yorumların hep o düşüncelerle şekilleneceği için, birkaç gün sana soğuk davrandığını düşündüğün sevgilinin gitmeye hazırlandığına inandırırsın kendini. Bir de üzerine bunu sağlamlaştıracak bir kanıt arar, pireyi deve yapacak bir şeyler bulursun. Zihninin tuzaklarına düşme
- "Seni seviyorum. Hiç değilse bu kez 'neden' diye sorma! Hiç değilse bu kez birinin seni sebepsiz sembolsüz sevebileceğine inan. Bir sebebim yok! Olması da gerekmiyor. Seni sevebilmem için varlığından başka hiçbir şey gerekmiyor."
- "Yüreğin dini, dili, ırkı yoktur!"
- "Aşkın acısı içinizi yakmaz. Terk edildiğinde, ilişkilerin sona erdiğinde yaşadığın aşk acısı değil kimliğinin, gururunun, korkularının endişelerinin kabullenemediğin yalnızlığının deşilmesi olur."
- "Ya her şey aşktı ya da aşk hiçbir şeydi!"
- "İnsanların büyük çoğunluğu kendi hikayelerini yazamıyor, çünkü kendilerini tanımıyorlar. Kendi hayatlarını değil, başkalarına bağımlı hayatlarını yaşıyorlar."
- Erkekliğe çok anlamı yüklüyoruz. Oysa kadınları taşıyabilecek olanlar biz değiliz. Kadından çok daha zayıfız ve onlara muhtacız. Annemize muhtaç olarak doğuyoruz ve bütün hayatımız kadınlara muhtaç olarak geçiyor. Bazen şefkat bazen cilve bazen ıslak bir vajina. Kadınlara böyle baktığımız ve hep bir şeyler istediğimiz için zavallı yız. Zavallı olduğumuz için aslında içten içe anneye muhtaçlığı mızdan başlayarak kadınlara karşı öfke besliyoruz. Onları elde ettikçe onlardan üstün oldukça onları fethedip bedenlerini sahip oldukça kendimizi bir b** sanıyoruz. Bunun içinde her şeyi yapıyoruz hayatlarına tecavüz ediyoruz toplumda erkek egemenliğini yaratmak için tabelası olmayan aciz erkekler Birliği olarak çalışıyoruz her yerde. İşte siyasette sokakta... Her şeyleri bize bağlı olmalı namusları da çalışma saatleri de ne giyip giymeyecek ileride kürtaj yaptırıp yaptırmaya cakları da doğum yöntemlerini bile biz seçeceğiz onlar değil.
- Kendimle kalmayı seviyorum. Bana gerçek olanı hatırlatıyor.
- Aşkın acısı içinizi yakmaz. Terk edildiğinde, ilişkilerin sona erdiğinde yaşadığın aşk acısı değil kimliğinin, gururunun,korkularının endişelerinin kabullenemediğin yalnızlığının deşilmesi olur.
Çırılçıplak Aşk İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Aret'in söyledikleri paylaşımları benim gibi kendi keşfini tamamlamamış birisi olarak ağır gelebiliyor şaşırtabiliyor çokça derin nefesler aldırıyor. Çırılçıplak bir aşk için yüreğini çırılçıplak açman aşka kendini bırakman maskelerini dökmen korkularınla yüzleşmen gerekiyordu belki de. Tabi aşk sadece bir insana karşı olan mıydı yoksa baktığın her şeyde evrende hissettiğin Yaradan'ın bir parçası olarak gördüğünde miydi? Herkesin şüphesiz ruhu vardı ruhunda beslediği sevgisi bir de sevgisine karıştırdığı nefreti. Hiç şüphesiz de herkesin bir tükenmişliği yorgunluğu kırgınlığı kızgınlığı gidemediği hatta yolculayamadığı bir de sarılmışlığı şefkati saflığı doğallığı sevgisi şeffaflığı bir gamzeye olan hayranlığı gülüşüyle can bulduğu. Benimkisi ise karşımdaki sevgiliye olan sevgim hariç içimdeki sevgiye bir sadakat. Aşkı bulun aşkı hissedin ama önce kendinizi sevin kendinize güvenin önce kendinizi kabul edin önce kendi kavganızı bitirin. Unutmayın kendisini mutlu edemeyen sevemeyen karşıdakini de kendi girdabına çekip yok eder. Benim en büyük gücüm umudum. Sevgime dair umudum benimle var olmaya devam edecek. Bir kez daha teşekkürler Aret. (Ayşenur duru)
HER SEY ASK... Evet, yine bir kitabin son sayfasini okurken huzunleniyorum. Birkac sayfa once yazarin hadi sen de ayni sarkiyi ac dedigi Cem Adrian Ben Seni Cok Sevdim caliyor. Isiklar kisik, saat gece yarisini coktan gecmis. Birazdan davulcu sokagi manileriyle dolduracak. Ve ben bir kitabin son sayfasinda, derinlerde bir yerlerde kaybolmus sana yaziyorum. Gercek aski nasil anlamlandirdigimi yazmistim sana bir yazimda. Dur hatirlatayim; "Icimde yukselen senfoni ve yalnizligimin omuzlarimdan akiyor. Yalniz bir o kadar kalabaligim. Kalabaligim cunku kum zerrelerine donusuyorum. Parcalara bolunuyor icimdeki sevgi. Herseye yetecek kadar. Onlarca yuzlerce parcaya. Sonra savruluyor her biri konacak ve buyuyecek bir ruh ariyor. Bazen korkup bir merdiven altina siginan kediye, bazen annesinin kizdigi bir ufakliga, bazen temizlikten donerken mecali kalmamiscasina yuruyen Emine teyzeye, bazen de kalabaligin icindeki kesmekeslige siginan yeni vurgun yemis Ali'ye... ne cok kirigimiz var ne cok eksilen parcalariyla farkli hayatlar. Simdi anliyor musun ben neden en cok ruzgarlari seviyorum. Cunku askin buyuyecegi ruha onunla konuyorum." Evet, kendi icimde icsellestirdigim ask olgusunu benzer bir ogretiyle sevgili @aret_vartanyan dan okumak keyifliydi. En hizli okudugum kitaplardan biri oldu. Onlarca cumlenin alti cizildi. Her ne kadar kitap kapagiyla toplu tasimalarda fazlaca gulunmus olsa da bu kitap ask ogretisinde iyi bir kitap. "Aski hep yanlis anliyor, yanlis anlamlandiriyoruz. Ask sadece kisiden kisiye ulasan bir sey degil, ask her seyde, her yerde. Cinsiyetsiz. Saf. Cikarsiz. Kosulsuz. Maskesiz. Daha onlarca var bunlardan. Ask once kendi icinde. Kendi icinde olani kesfetmek sana seni gosterecek olan. Kendi sev. Oldugun gibi. Cunku sen bile kendini oldugun gibi sevmezsen kim seni oyle sevebilir? Sonra cevrendeki diger herkesin ve herseyin kabuguna aldanma, ozunu gor, kaynagina in. Gercekten ozunde var olani anlamaya calis ve askla dokun. Askini onda, herkeste, herseyde ve her seyin kaynagnda yasa. Iste bu nasil olacak diyorsn da bunu sana ÇIRILÇIPLAK AŞK soyleyecek. #kitap #aretvartanyan #destekyayinlari #cirilciplakask (Seda Eroğlu)
Daha önce Aret'in hiç bir kitabını okumadım. Kişisel gelişim yazdığı için. Fakat bunda daha çok aşk üzerine ve aşk üzerine tavsiyeler bulundurduğu bir kitap. Aşkın farklı türlerini anlatıyor kitapta. Aşka farklı bir açıdan bakmamızı sağlıyor. Buda kişisel gelişim kitabıydı fakat kadın erkek ilişkilerine açık sözlülük ile bir çok detayı anlattığı için beğendim sanırım. Sanırım :) (Kış Güneşi)
Kitabın Yazarı Aret Vartanyan Kimdir?
İstanbul’da, mütevazi bir ailenin tek çocuğu olarak dünyaya gelen Aret Vartanyan, küçük yaşlarda yazmaya başladı. Ermeni, Rum, Müslüman, Musevi, Hristiyan, Alevi üyeleri ile küçük yaşta çokkültürlülüğü deneyimleyen Vartanyan, ilkokul sıralarında yazdığı kısa hikayeleri zımbalayarak çevresiyle paylaşır. Ortaokul sıralarında felsefe, psikoloji ve sosyoloji ile ilgilenmeye başlar ve sonrasında insanı, varoluşunu ve yaşamı irdelemeyi, kendi yaşam yolculuğunun odağına taşır.rnrnÜniversite yıllarında, birçok yerel/ulusal yayınlarda yazıları yayınlanmaya başlayan Aret Vartanyan, 1998 yılında internet sitesini kurarak yazdıklarını geniş kitlelerle paylaşır. Ailesinde,İstanbul’da ve özellikle Beyoğlu sokaklarında insana ve yaşama dair gözlemlerini kalemine ustalıkla yansıtan Aret Vartanyan, 2008 yılında ilk kitabı Sen ve Ben ile kısa zamanda onbinlerce okura ulaştı.rnrnİnsana ve yaşama ayna tutan bir sohbet olarak tanımladığı Sen ve Ben, insanın kendini tanımadan, kendi gerçekliğini farkedip ifade edemedikçe dünyayı ve evreni anlamlandıramayacağını, yaşamında farkındalığını bulamayacağı iddasını sayfalarına taşıdı. Yaşamında ve yazdıklarında klişelerden, kalıplardan uzak durmayı tercih eden ve düşüncelerini cesurca paylaşan Vartanyan, korkularıyla, kalıplarıyla, önyargılarıyla kendi yarattığımız kafesi anlamamızı ve çıkış yolunu nasıl bulacağımızı Sen ve Ben’de samimi bir üslupla anlattı. Okurlardan gelen binlerce epostayı tek tek yanıtlayan Aret Vartanyan, Sen ve Ben ile başlayan sohbeti, kitabın ve yazar-okur ilişkisinin ötesine taşıdı.rnrnAret Vartanyan’ın ikinci kitabı ise bu kez aşık olduğu kadın olarak tanımladığı İstanbul’u içine kattığı Bir Nefes istanbul oldu. Ülkemizin önce gelen yazar, sanatçı ve gazetecilerinin önsözleriyle başlayan Bir Nefes İstanbul, bu kez İstanbul ekseninde kendimizi arayışımızı anlatırken, önyargılardan, etiketlerden uzaklaştığımızda birarada yaşamanın nasıl birşey olacağını okurlarıyla paylaştı. Bir Nefes İstanbul, hepimizin aynı gemide nasıl yol yol aldığını okurlarına anlatırken, Anadolu’nun gerçek zenginliğinin farklı renk, kültür ve inanç zenginliğinde yattığının altını kalın çizgilerle çizdi.rnrnMarmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde lisans ve yüksek lisansını tamamlayan Vartanyan, İngiltere’de Oxford ve Londra’da eğitimini sürdürdüğü sıralarda Kişisel Gelişim kavramına odaklandı. Kişisel Gelişim çalışmalarında insanın iç dünyasına verilmesi gereken önemin verilmediğine inanan Vartanyan, Kişisel Dönüşüm yaklaşımı üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırdı. 2009 yılında Yaşam Atölyesi çatısı altında çalışmalarını başlatan Aret vartanyan’a göre, bireyin yaşanmışlıklarını, duygularını ve farklılıklarını dikkate alarak iç dünyasına eğilmeden yapılan çalışmalar, temeli sağlam olmayan bir ev inşa etmekten öteye geçemiyor ve ilk sarsıntıda yıkılması kaçınılmaz.rnrnGünlük yaşamın bir yarışa dönüşen yoğunluğunda, mesaj bombardımanın ve dünyanın getirdiklerinin altında yaşadıklarını 15 yıllık profesyonel iş hayatında kendisi de deneyimleyen Vartanyan, iç dünyamız ile dışarıdaki dünyanın dengelenmesi ile kendi kişilik ve isteklerimiz doğrultusunda yaşamımızı nasıl inşa edebileceğimizi Yaşam Atölyesi çalışmalarında paylaşıyor. Birkaç yıl süren sınıf eğitimleri, günlük seminerler, kurumsal çalışmalar ve online buluşmalarla iki yıl içinde yüzbinden fazla katılımcıyla buluşan Yaşam Atölyesi, 2011 yılında Türkiye’nin dışına çıkarak Londra ve Newyork başta olmak üzere dünyaya açıldı.rnrnAret Vartanyan’ın üçüncü kitabı Bir Yüz Bir İnsan ise, ‘Bir Bedende Kaç Kişi Yaşıyoruz? sorusuyla okurlarını karşılıyor. Yaşama, varoluşumuza, günlük hayata, aşka farklı pencereler açan Bin Yüz Bir İnsan, her gün büründüğümüz onlarca rolün zihnimizde, ruhumuzda ve bedenimizdeki yansımalarını bir hikaye kurgusunda anlatırken, dünyayı algılama şeklimizi ve kendimizi keşfederek, değiştirerek neler yapabileceğimizi gözler önüne seriyor.rnrnİçeriğinden kitap kapağına, müziği, videosu ve farklı uygulamalarından okura sunulma aşamasına kadar bir çok ilki beraberinde getiren Bin Yüz Bir İnsan, Gökhan Kırdar’ın müziğiyle cümleleri notalara da taşıdı. İstanbul’da farklı lokasyonlarda kurulan 7 ayrı sette çekilen Bin Yüz Bir insan videosu, Türkiye’de bir kitap için çekilen ilk büyük prodüksiyonlu kısa film olma özelliğini taşıyor.rnrnAret Vartanyan, Bin Yüz Bir İnsan’da da okurlarıyla paylaştığı gibi, insanın odağında olmadığı her ideolojinin, yönetimin, projenin bütünlükten uzak olduğunu her fırsatta dile getiriyor. Her bir insanın etiketlerinin arkasına geçildiğinde, sevgiyi, yüksek yaşam standardını koşulsuz hakettiğine dikkat çeken Vartanyan, bugün dünyada yaşanan her şeyin insanlığın bir yansıması olduğunu ifade ediyor. Bireylerden oluşan dünyayı, bugünkü görünümünden kurtarmak, kendi ifadesiyle dünyayı cennete dönüştürmek ise ise, yine bireyin kendisinden başlıyor.rnrnKendini bilen ve kendi değerlerini koruyarak, kendi olmayı başarıp paylaşarak, bireyin önce kendi içinde ve yakın çevresinde birçok şeyi değiştireceğini ifade eden Vartanyan, kendimizde ve yakın çevremizde başlayan değişimin kelebek etkisiyle tüm insanlığa yayılacağına inanıyor.rnrn‘Ben gerçekleştiğini fiziksel ömrümde göremeyeceğim bir ütopyaya yürüyorum. Tek bir kişiyi bile dışarıda bırakmadan insanın hakettiği yaşamı ve hayallerinin gerçekliğini sunan, sevgi üzerine kurulmuş, bireyin kendi olarak, kendini ifade ederek yaşadığı ve paylaştığı bir dünyayı yaratmak için paylaşıyorum. ‘
Aret Vartanyan Kitapları - Eserleri
- Gitme Zamanı
- Gerçekten Yaşıyor musun?
- İnsanız Ayıbı Yok
- Sen ve Ben
- Çırılçıplak Aşk
- Bin Yüz Bir İnsan
- Siyah Gözyaşı
- Bir Nefes İstanbul
- Eski Sevgililer Oteli
- Bir Nefes İstanbul'da Bir Olmak
- 404
Aret Vartanyan Alıntıları - Sözleri
- Sevdiğine her şeyi ver. Vermeden alamazsın. Giderse, anlamazsa bu senin değil onun kaybı. Bu seni küçültmez, onu küçültür… Seni seviyorum de. Sarıl… Ne kaybedersin? Biliyorum, korkuyorsun. Kaybeden olmaktan korkuyorsun. Kredi aldığında risk almıyor musun? Riski olmayan hangi güzellik var? Bir de şöyle düşün; eğer o doğru insansa ve yukarıda anlattığım tabloyu yakalarsan kazanacaklarını hayal et. Yarın sabah uyanmanın garantisi olmadığı gibi, Her şeyini sunmanın da riski var. Tercih senin. Ben hala, kazanacağının kaybetmen halinde kaybedeceğinden fazla olduğuna inanıyorum… O acıyı yaşaman bile, o acıyı yaşamamak için kaçmandan duyacağın huzursuzluktan daha az zarar verecek. (Sen ve Ben)
- "Yüreğin dini, dili, ırkı yoktur!" (Çırılçıplak Aşk)
- Belki şu anda benim zirvaladigimi düşünüyorsun. (Sen ve Ben)
- Mantıklı olmayı bıraktığımda yaşamaya başladım. (Bin Yüz Bir İnsan)
- Işığın hızının bile sabit olmadığını bildiğimiz bir dünyada hala hangi kodların, kuralların, inançların bizi yönlendirdiğine zaman zaman üzülüyorsun. ... Herhangi bir durumda bir yargıya varmadan önce taraf olmadan tanık olabilmeye çalış. (Bin Yüz Bir İnsan)
- Bilinmeze doğru yol alarak bilmesi gerekene ulaşır insan. (Siyah Gözyaşı)
- İstanbul'da kitap okuyamadığımı fark ettim. Sokaklar kitap. yürüyen sayfalarla dolu sokaklar. tut bir tanesini çevir ve okumaya başla. Hatta aşık bile olmaya başladım İstanbul'da... (Bir Nefes İstanbul)
- Oysa hayal kurmasaydı yaşayacağı bir mutsuzluk olmayacaktı. (Siyah Gözyaşı)
- Kozmik evrende geçmiş ve gelecek yoktur. Sadece bugün vardır. Bugün sonsuz bir şimdidir ve şimdi, anlardan ibarettir. Hayat anlardan ibarettir. (Sen ve Ben)
- İstanbul’da kitap okuyamadığımı fark ettim. Sokaklar kitap. Yürüyen sayfalarla dolu sokaklar. Tut bir tanesini, çevir ve okumaya başla. (Bir Nefes İstanbul)
- Her erkek, her başlangıçta her şeyiyle var olup sonra yavaş yavaş uzaklaşmıyor muydu? (Siyah Gözyaşı)
- "Bir şeyi arıyorum, bir şey eksik diyorum ya. Eksik olanı iyi biliyorum. Gerçekten sevmeyi başaramıyorum. Korkuyorum sevmekten. Sonrasında kırılmaktan, yaralanmaktan, güçsüz olmaktan korkuyorum." (Çırılçıplak Aşk)
- '' Aşk mı? Sevgi mi? Aşık olduğun kadın da senin içinde senden sana yakın değil. Sakın bu tuzağa düşme. Aşk, insanlığa söylenmiş, öğretilmiş bir yalan. Korkunu, yalnızlığını, başkalarına olan muhtaçlık durumunu sevimlileştiren bir kılıf. Hiçbir kimseye, hiçbir kadına, hatta bedenine bile sahip olamadığını olamayacağını unutma. Karşındakine yaslanma, karşındakinin sana yaslanmasına izin verme. Ayaklarınızın üzerinde durun. İki ayrı insan olduğunuzun gerçekliğini unutmadan. '' (Bir Nefes İstanbul'da Bir Olmak)
- İnsanlar korktukları sürece itaat ederler… (Siyah Gözyaşı)
- Herkes nasıl yaşanması gerektiğini biliyor ama neredeyse bildiğinin tam aksini yaşıyor. (Siyah Gözyaşı)
- "İnsanların büyük çoğunluğu kendi hikayelerini yazamıyor, çünkü kendilerini tanımıyorlar. Kendi hayatlarını değil, başkalarına bağımlı hayatlarını yaşıyorlar." (Çırılçıplak Aşk)
- Aynaya baktığında dışarıda milyonlarca olandan birisin. Ahlaka, toplumun sana öğrettiklerine karşı gelecek, başkaldıracak zerre cesaretin olmadığının farkına var. Kendi kendini güçlü olduğunu inandırmaya çalışma. Değilsin. Göğsünü açıp, kalabalığa bağırmadıkça ‘ben burdayım’, elindekileri kaybetmek korkunu yenmedikçe ve başkalarının onayını, takdirini bekledikçe bir zavallıdan öteye geçemeyeceksin. Söylenme, söyle ve yap. (Bir Nefes İstanbul)
- Neden sana yazdığımı sorgulama. Neden sana yazmak istediğimi anlamaya çalışma. Sadece eğer sen de yazmak istersen bana yaz. Sen de benimle konuşmak istersen konuş. Gerçekten istersen... (Sen ve Ben)
- Çocuğum yok aile kurmadım. Kurmalı mı bilmiyorum. Kuran arkadaşlarımın haline baktığımda neden kurayım ki diyorum. Etrafım birbirini aldatıp duran, kavga eden çiftlerle dolu. (Bin Yüz Bir İnsan)
- Ben ‘’kötülük’’ yaptım diyen bir ‘’kötü’’ var mıdır? (Eski Sevgililer Oteli)
Yorumlar
0 yorum