Kitap Künyesi

Yazar: Sigmund Freud

Çevirmen: Dilman Muradoğlu

Yayın Evi: Say Yayınları

İSBN: 9789754689839

Sayfa Sayısı: 160

--reklam--

Çocukta Fobinin Analizi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

İleriki sayfalarda anlatılan küçücük bir hastaya ait hastalık ve tedavi hikâyesi aslında benim gözlemlerime dayanmıyor. Tedavi planını bütünüyle ben yürüttüm ve çocukla bir kez yüz yüze konuştum, ama tedaviyi aslen çocuğun babası gerçekleştirdi ve kendisine, aldığı notları yayımlamama izin verdiği için teşekkür borçluyum. Babanın yaptıkları bununla bitmiyor. Söylemek istediğim, bir çocuğu babasından başka hiç kimsenin bu türden itiraflarda bulunmaya razı edemeyeceği. Freudun 1909 yılında çocukluk nevrozu üzerine yazdığı hatta kendi deyimiyle aktardığı bu analiz, yazıldığı dönemde hem çok ses getirmiş hem de farklı açılardan tartışmalara neden olmuştur. Bu tartışmalar daha çok zavallı çocuğun, daha o yaşta masumiyetinin elinden alındığı yönünde gelmiştir. Ancak 1922 yılı ilkbaharında Küçük Hans 19 yaşında bir genç adam olarak gelip Freudu bulduğunda tüm bu endişelerin yersizliği bir kez daha ortaya çıkmış, Küçük Hans yıllar sonra bu analizi başka birisinin hikâyesi gibi okuduğunu ve herhangi bir takıntısı ya da sorunu olmadan büyüdüğünü dile getirmiştir. Küçük Hans Vakası, Freudun ele aldığı diğer dört hastalık vakasıyla birlikte onun çalışmaları içerisinde önemli bir yer tutmaktadır.

--reklam--

Çocukta Fobinin Analizi Alıntıları - Sözleri

  • Genital bölgelerin, özellikle de penisin, çocuklukta ayrıcalıklı bir üstünlüğü söz konusudur. Gerçekten de, eşcinsellerin kaderini belirleyen şey eril cinsel organa aşırı değer vermeleridir. Eşcinseller çocukluklarında, vazgeçilmez gördükleri bu organın mevcudiyetini kadınlarda da varsaydıkları sürece onları cinsel nesne olarak seçerler. Bu konuda kandırıldıklarına hükmettikleri andan itibaren, kadınları cinsel nesne olarak görmekten vazgeçerler. Cinsel ilişkilerde onları uyaracak kişilerde penisin varlığından feragat edemezler ve durum elverdiğinde libidolarını "penisli bir kadına" yani kadınsı gördükleri oğlanlara sabitlerler. Yani eşcinseller eril cinsel organlarının erojen ehemmiyeti yüzünden, cinsel nesneleri ile kendileri arasındaki cinsel uyuşmadan vazgeçmeleri engellenmiş kişilerdir. Otoerotizmden nesne sevgisi aşamasına geçişte, otoerotizme yakın bir yerde takılı kalmışlardır.
  • Bana öyle geliyor ki semptomları çok fazla önemsiyoruz ve bu semptomların kaynağıyla çok az ilgileniyoruz. Çocuk yetiştirirken rahatımızın kaçmaması, herhangi bir sıkıntı yaşamamak, kısacası uslu çocuk yetiştirmek dışında bir şey düşünmüyoruz ve bu gelişim güzergâhının çocuğun da yararına olup olmadığına çok az dikkat ediyoruz.
  • Kastrasyon kompleksi antisemitizmin en derin bilinçdışı kökenidir. Çünkü oğlanlar daha küçükken Yahudilerin penisinden biraz -yani penisten bir parça-kesildiğini duyar; bu da kendilerince onlara Yahudileri aşağılama hakkı verir. Kadınlara üstünlük taslamanın bilinçdışı kökeni de aynıdır. Geschlecht und Charakter [Cinsiyet ve Karakter] adlı çarpıcı kitabını yazdıktan sonra intihar ederek yaşamına son veren üstün yetenekli ve cinsel açıdan rahatsız genç filozof Otto Weininger, kitabının çok dikkat çeken bir bölümünde Yahudilere ve kadınlara aynı düşmanca tutumu sergilemiş ve aynı hakaretlerle yüklenmiştir. Weininger bir nevrotik olarak tamamen çocuksu komplekslerin tasallutu altındaydı; kastrasyon kompleksiyle ilişkisi, onun durumunda, Yahudiler ile kadınların ortak noktasıdır.
  • "büyük" olarak anılacak adamların çocukluk hikâyelerinde de aynısını görürüz; öyle ki, cinsel erken gelişimle entelektüellik arasında hemen her zaman bir bağıntı olduğunu ve bu yüzden erken cinsel gelişimin yetenekli çocuklarda sanılandan daha sık rastlanabildiğini düşünme eğilimindeyim.
  • Hans her gece uykuya dalmadan önce haz almak amacıyla penisiyle oynadığını itiraf etmişti. "İşte," diyecektir aile hekimi, "şimdi her şey anlaşıldı." "Çocuk mastürbasyon yapmıştır, kaygısının sebebi budur." Biraz yavaş! Çocuğun mastürbasyonla haz elde etmesi bize kaygısının nedenini asla açıklamadığı gibi meseleyi daha da esrarengiz hale getirir. Ne mastürbasyon ne de herhangi bir tatmin asla kaygı durumlarına yol açmaz. Buna ilaveten, şimdi dört yaş dokuz aylık olan Hans'ımızın bir yıldan beri her gece bu zevki kendinden esirgemediğini varsayarsak, şu sıralar bu alışkanlığı bırakma mücadelesi için de olduğunu ve bu durumun bastırma ve kaygı oluşumunu daha iyi açıkladığını görebiliriz.
  • Hans, güzel annesiyle yalnız kalabilmek, onunla yatabilmek için babasını "etraftan uzaklaştırmaya", bertaraf etmeye çalışan bir küçük Oidipus'tur gerçekten de.
  • Kaygı durumu bir defa yerleşti mi, kaygı başka her duyumu yiyip bitirir. Daha önce bilinç düzeyinde olan duygulanım yüklü temsiller artan bastırmanın etkisiyle bilinçdışına çekildikçe, bütün duygulanımlar kaygıya dönüşebilir.
  • Annesi ve babasıyla aynı yatakta yatmak her çocuk için olduğu gibi Hans için de erotik uyarım kaynağıdır.
  • Hans: "Anne, senin de çiş-yaparın var mı?” - Elbette. Neden? - Öylesine, aklıma geldi. Aynı yaşta, bir ara ahırdaki ineğin sağılmasına şahit olur. "Bak çiş-yapardan süt geliyor." Daha ilk gözlemler bile, Küçük Hans'ın önümüze sereceği şeylerin pek çoğunun, hatta büyük kısmının çocuk cinselliğinin gelişimi açısından tipik olacağı beklentisini uyandırır. Vaktiyle, dişi cinsiyetten birinde erkeklik organını emme düşüncesine rastladığımızda öyle çok da dehşete düşmememiz gerektiğini öne sürmüştüm. Bu nahoş uyarımın anne memesini emmekten türemek gibi çok zararsız bir kökeni vardır: Doğal olarak anne memesini, şekli ve bulunduğu yer bakımından da penisi çağrıştıran inek memesi bu durumda uygun bir köprü işlevi görür.
  • "büyük" olarak anılacak adamların çocukluk hikâyelerinde de aynısını görürüz; öyle ki, cinsel erken gelişimle entelektüellik arasında hemen her zaman bir bağıntı olduğunu ve bu yüzden erken cinsel gelişimin yetenekli çocuklarda sanılandan daha sık rastlanabildiğini düşünme eğilimindeyim.
  • Hans dört yaş üç aylık. Bugün annesi Hans'ı hergün yaptığı gibi yıkadı, ardından da kurulayıp pudraladı. Annesi onu pudralarken penisine dokunmamaya özen gösterince Hans sordu: "Parmağını neden oraya götürmüyorsun?" Annesi: "Çünkü edepsizlik olur." - Edepsizlik mi? O nedir? Niye ki? - Çünkü ayıp olur. Hans (gülerek): Hoş ama!
  • Rüyalar gibi nevrozlar da aptalca şeyler söylemekten uzaktır.
  • Hiçbir şey anlamayınca söveriz hep.İşin kolayına kaçmak denilen şeydir bu.
  • Kendimizi dış dünya ile sürekli kıyaslayarak dünyayı anlamayı öğreniriz.
  • Günümüzde revaçta olan ve çocukların ifadelerinin istisnasız keyfi ve güvenilmez olduğunu söyleyen görüşe katılmiyorum. Ruhsal yaşantıda keyfilige katiyen yer yoktur. Çocukların ifadelerindeki güvenilmezlik, fantezilerinin baskın olmasından, yetişkinlerin ifadelerindeki güvenilmezlik ise önyargılarının baskın olmasından kaynaklanır. Kaldı ki çocuklar sebepsiz yalan söylemezler ve genel itibariyle hakikat sevgisine büyüklerden daha yatkındırlar.

--reklam--

Çocukta Fobinin Analizi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Benim için gayet verimli bir kitaptı fakat eğer ilgi alanınız psikoloji değilse ve yeni yeni psikoloji kitapları okumak istiyorsanız tercihiniz bu kitaptan yana olmamalı. Biraz uzun ve ağır bir kitap gibi gelebilir. Kitabı anlayıp yorumlayabilmek için temel düzeyde psikanalitik kuram bilgisi gerekiyor. (İrem Doğan)

Kitapta, ilk bölümde babasının tuttuğu notlar; Hans'ın sorduğu sorular, davranışları, korkularının gelişme süreci vs. bulunmakta. İkinci bölümde; "Epikriz" bölümünde, artık Hans'ın fobilerinin nasıl ve neden geliştiğini öğreniyoruz. Sigmund Freud detaylı bir şekilde Hans'ın fobilerinin gelişim süreci ile ilgili detayları aktarıyor. Ayrıca genel olarak kitapta açıklama kısımları oldukça tatmin edici. Zor bir okuma mı olur diye düşünürken çok verimli ve rahat bir okuma oldu benim için. Çocuklar için 3-6 yaş geç kalındığında geri dönüşü olmayan hasarlara neden olabileceğimiz hassas bir dönem. Kitapla bunu bir kez daha anladım. Hatta çocukların 2-6 yaş arası fallik döneme denk geldiği için psikolojik açıdan bu yaş aralığında sünnet yapılmaması gerektiği ile ilgili pek çok yazı okumuştum. Bunun nedenini de şu an çok daha iyi anlamış oldum. Ebeveynlerin okuması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. (Safiyeninkitapları)

Küçük Hans Okudum bitti. Yazarın kalemiyle ilk defa tanıştım ve çok beğendim. Kesinlikle başka başka kitaplarını alıp okuyacağım. Dili akıcı ve sürükleyici sıkılmadan okudum. Konusu beş yaşında Hans'ın atlardan neden korktuğunu, fobilerinin kaynaklarının neler olduğunu okuyoruz. Hans'ın babası sorular soruyor çocuğuna ve cevaplarını yazıyor. Oğlunu iyice gözlemliyor ve aynı şekilde yazıyor. Bu kitabı kesinlikle ebeveynlerin okuması gerektiğini düşünüyorum. Evet kimler okudu? (Hazelnutlibrary)

--reklam--

Çocukta Fobinin Analizi PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Sigmund Freud - Çocukta Fobinin Analizi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Çocukta Fobinin Analizi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Sigmund Freud Kimdir?

Sigmund Freud ( nüfus kaydında Sigismund Scholomo Freud) (d. 6 Mayıs 1856, Příbor, Moravya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu (bugün Çek Cumhuriyeti) - ö. 23 Eylül 1939, Londra, Birleşik Krallık), psikanaliz öğretisini geliştirmiş olan Yahudi kökenli Avusturyalı nörolog. Kişiliğin 5 farklı dönemden geçerek geliştiğini öne süren Psikoanalitik Kuram'ın kurucusudur...

Orta seviye bir Yahudi yün tüccarının, kırk yaşındayken, kendisinden yirmi yaş küçük bir kadınla yaptığı ikinci evliliğinden dünyaya geldi. Ekonomik bunalımdan dolayı ailesi Viyana'ya yerleşmek zorunda kaldıklarında, Freud henüz 4 yaşındaydı. 1938 yılına kadar burada yaşadı.

Lisede Latince, Fransızca ve İngilizce öğrenirken kendi çabalarıyla da İbranice, İspanyolca ve İtalyanca öğrendi. Başarılı bir öğrenciydi. Başlangıçta istemediği halde Goethe'nın yapıtlarından etkilenerek tıp okumaya karar verdi.

Üniversite yıllarında Yahudi düşmanlığıyla karşılaştı, okuldaki arkadaş çevresinden dışlandı. 1876 yılında fizyolojist Brücke'nin laboratuvarına girdi, burada anatomopatoloji ve insan sinir sistemi üzerine araştırmalar yaptı. 1881'de tıp öğrenimini bitirdi. 1883'te dönemin ünlü beyin anatomisi ve nöropatoloji uzmanı Dr. Theodor Meynert'in yönetiminde psikaytri kliniğinde asistan olarak çalışmaya başladı. 1884'de kokain üzerine bir inceleme yapmakla görevlendirildi. 1884'te kokainin analjezik özelliklerini keşfetti, anestezik niteliklerini ise sezinledi. (Yaşamım ve Psikanalız adlı yapıtında kokainin anestezik niteliklerini aslında bildiğini, yalnız tıp çalışmalarını bıraktığından dolayı bunların başkaları tarafından ortaya çıkarıldığını ileri sürer.)

Aldığı bir bursla 1885'te Paris'e gitti, Salpêtriê Hastanesi'nde, Jean Martin Charcot'nun yanında staja başladı. Burada histerinin belirtilerini, hipnotizma ve telkinin etkilerini gözlemledi. Charcot'dan çok etkilendi. (Yaşamım ve Psikanaliz 'de Charcot'ya ne kadar düşkün olduğu görülür) Charcot'nun konferanslarını Almancaya çevirdi ve 1886'da yayımladı.

1886'da Paris'ten ayrılarak Berlin'e gitti. Burada çocuk nöropatolojisiyle ilgilendi. Viyana'ya dönerek özel hekimliğe başladı. 1886 ekim ayında 4 yıldır nişanlı olduğu Martha Bernays ile evlendi. Sinir hastalıkları ve histeri şikayetiyle kendisine başvuranlar üzerinde dönemin ünlü tedavi yöntemlerini, elektroterapi ve hipnotizmayı uyguladı. 1887'de Dr. Bernheim'in Telkin ve Telkinin Tedavideki Uygulamaları Üstüne adlı kitabını çevirdi.

Elizabet von R. adındaki bir kadın hasta kendisini serbest çağrışım yöntemine zorlayınca hipnozdan vazgeçti. 1892 - 1895 yılları arasında Charcot'nun Salı Günü Dersleri adlı kitabının çevirisini, savunma psikonevrozları üzerine bir makaleyi ve saplantılar ve fobiler üzerine başka bir makaleyi Breuer ile ortaklaşa hazırladı. Ancak tıp çevrelerince Histeri Üzerine İncelemeler hoş karşılanmadı. Bu yapıtta psikanalizin temel ilkelerine rastlanır.

1896 yılında babasının ölümü üzerine derin bir bunalıma girdi ve sistematik olarak kendini çözümlemeye başladı. Yine aynı yıl Breuer'le nevrozların cinsel açıdan açıklanması konusunda ters düşerek yollarını ayırdı. Histerinin cinsel etiyolojisi üzerine verdiği bir konferans skandala yol açtı. Bu dönemde W. Fliess'le yazışmaları, özçözümleme süreci, hayatı üzerinde önemli etkiler yarattı. (Bu yazışmaları Freud'un ölümünden sonra eşi ve kızı tarafından kamuoyuna duyurulmuştur. Freud psikanalize özel hayatını karıştırmak istemediğinden, kişisel kayıtlar bırakmamış, birçok yazışma ve mektubunu ölümünden önce yakmıştır.) Hayatının 10 yıl süren bu döneminde, Freud hem yandaş, hem öğrenci bakımından yalnız kaldı. Kendini hastaların tedavisine ve psikanalizin yaratılmasına yoğunlaştırdı. Bu sürecin sonucu olarak 1897'de Oedipus Kompleksi, 1900'de Düşlerin Yorumu (iki cilt) adlı eserler ortaya çıktı.

1908'te Viyana Psikanaliz Derneği kuruldu. Bu olay, Freud için bir dönüm noktasıydı, Yaşamım ve Psikanaliz kitabında buna büyük yer verdi. Ancak bu tarihten önce bile Freud'un çevresinde çözümlemenin giderek kurumlaştığı görülür. 1902'den sonra "Çarşamba Günleri Psikoloji Derneği", adı altında başta P. Federn, O. Rank, W. Stekel ve Alfred Adler olmak üzere, Freud'un ilk yandaşları bir araya toplandılar. 1904'de E. Bleuer'le yazışmaya başladı. 1907'de Bleuer'in asistanı Carl Gustav Jung tarafından ziyaret edilir. Jung aynı yıl Zürih'te Freud Derneği'ni kurdu. Bu Freud için büyük bir başarıydı, zira psikanaliz artık ülke sınırlarının dışına çıkmıştı. Takip eden yıllarda Jung, 1. Psikanaliz Kongresi'ne katıldı ve psikanaliz üzerine konferanslar vermek üzere Freud ile birlikte ABD'ye yolculuk etti. Freud, 1910 - 1920 yıllarında Psikanaliz Üzerine, Bir Paranoya Vakası Özyaşam Öyküsü Üzerine Psikoanalitik Gözlemler: Başkan Screber, Totem ve Tabu, Narsizmin İncelenmesine Giriş, Yas ve Melankoli adlı eserleri yayımladı.

1923'de kendisine üstçene ve damak kanseri tanısı kondu. İzleyen yıllarda 33 kez ameliyat oldu. Sürekli protez takması gerektiğinden dolayı uzun yıllar konuşma ve yemek yeme sıkıntısı çekti. 1938'de Naziler'in Viyana'ya girmesiyle birlikte en küçük çocuğu Anna ile birlikte Avusturya'yı terk etmek zorunda kalarak Londra'ya yerleşti. Ölümüne dek tedavi ve çalışmalarına burada devam etti.

Freud, prensipleri gereği kişisel hiçbir özel belge, anı defteri, mektup bırakmamış, hepsini yakmıştır. Bu nedenle, Freud'a dair ilk ve en kapsamlı bilgiler ilk olarak yakın dostu İngiliz psikaytr Ernest Jones'un 1953'te yayımlanan üç ciltlik Sigmund Freud'un Yaşamı ve Yapıtları adlı kitabıyla ortaya çıkarıldı.

Eserleri [değiştir]

Zur Psychopat­hologie des Alltagslebens (Günlük Yaşa­mın Psikopatolojisi)

Die Traumdeutung (Düşlerin Yorumu)

Über Psychoanaly­se (Psikanaliz Üzerine Beş Ders)

Totem und Tabu (Totem ve Tabu)

Zur Einführung des Narzissmus (Narsisizmin İncelenmesine Giriş)

Unbehagen in der Kultur (Uygarlı­ğın Huzursuzluğu)

Jenseits des Lustprinzips Das Ich und das Es (Haz İlkesinin Ötesinde Ben ve İd)

Der Mann Moses und die monotheistische Religion (Musa ve Tektanrıcılık)

Cinsellik Kuramı Üzerine Üç Deneme, 1905

Der Witz und seine Beziehung zum Unbewussten, Nükte ve Bilinçdışı'yla İlişkisi, 1905

Psikanalizin Tarihçesi, 1914

Psikanalize Giriş Dersleri, 1917

Yaşamım ve Psikanaliz, 1925

Tutukluk, Semtom ve Korku, 1926

Bir Yanılsamanın Geleceği, 1927

Kültür İçindeki Huzursuzluk, 1930

Psikanaliz ve Uygulama,

Psikanaliz Üzerine,

Olgu öyküleri

Histeri ile Mücadele

--reklam--

Sigmund Freud Kitapları - Eserleri

  • Kitle Psikolojisi
  • Psikanaliz Üzerine Beş Konferans ve Psikanalize Toplu Bakış
  • Uygarlık Toplum ve Din
  • Amatör Psikanalizi
  • Sevgi ve Cinsellik Üzerine
  • Olgu Öyküleri 1
  • Olgu Öyküleri 2
  • Totem ve Tabu
  • Psikanaliz Üzerine
  • Nevrozlar - Psikanalize Giriş 2
  • Cinsellik Üzerine
  • Rüyaların Yorumu
  • Kokain
  • Bir Yanılsamanın Geleceği, Neden Savaş
  • Grup Psikolojisi ve Ego Analizi
  • Haz İlkesinin Ötesinde
  • Psikoloji Kanalize Ederek Psikanaliz Kuramı
  • Arzu Dürtü ve Çatışmaları Açığa Çıkarma
  • Bilinçaltı
  • Ruh Çözümlemesine Giriş Konferansları
  • Günlük Yaşamın Psikopatolojisi
  • Uygarlığın Huzursuzluğu
  • Cinsiyet ve Psikanaliz
  • Kültürdeki Huzursuzluk
  • Niçin Savaş?
  • Yaşamım ve Psikanaliz
  • Seçme Yazılar
  • Terapi
  • Endişe
  • Rüya Yorumları 1
  • Rüya Yorumları 2
  • Psikanaliz ve Uygulama
  • Psikanalize Giriş Dersleri
  • Ket Vurma
  • Musa ve Tektanrıcılık
  • Psikopatoloji Üzerine
  • Kendi Kendine Psikanaliz
  • Narsizm Üzerine ve Schreber Vakası
  • Mutluluk Dediğimiz Şey
  • Davranış Bozuklukları ve Tedavisi
  • Çocukta Fobinin Analizi
  • Yanılgılar ve Düşler Üzerine
  • Bir Çocukluk Nevrozu Hikayesi
  • Bir Genç Kızın Günlüğü
  • Freud - Jung Mektuplaşmaları
  • Psikanalize Giriş
  • Espriler ve Bilinçdışı ile İlişkileri
  • Dinin Kökenleri
  • İsteri Üzerine Araştırmalar
  • Psikanalitik Hastalık Öğretisi Hakkında Yazılar
  • Metapsikoloji 1
  • Metapsikoloji 2
  • Metapsikoloji 3
  • Metapsikoloji 4
  • Psikanalize Giriş
  • Psikanalize Giriş
  • Cinsel Yasaklar Ve Normaldışı Davranışlar
  • Sanat ve Sanatçılar Üzerine Notlar
  • Bir Histeri Vakası Analizi
  • Psikanalize Yeni Giriş Dersleri
  • Psikanaliz Açısından Edebiyat
  • Kültürel Cinsel Ahlak ve Modern Sinirlilik
  • Sanat ve Edebiyat
  • Aşkın Psikolojisi
  • Histeri Üzerine Çalışmalar
  • Metapsikoloji Haz İlkesinin Ötesinde Ego ve İd ve Diğer Çalışmaları
  • Ruh Çözümlemesine Yeni Giriş Konferansları
  • Ruh Çözümlemesinin Tarihi
  • Freud'un Mektupları
  • Psikanaliz Üzerine
  • Bakirelik Tabusu
  • Otobiyografi
  • Psikanaliz Üzerine Vakalar
  • Bilinçsizlik ve Psikanaliz
  • Siz Deli Misiniz?
  • Einstein’a Mektup
  • Psikanaliz
  • Eşeysellik Kuramı Üzerine Üç Deneme
  • Savaş ve Ölüm Üzerine
  • Bir Yanılsamanın Geleceği
  • Yas ve Melankoli
  • Rüya Psikolojisi
  • Leonardo da Vinci
  • Bastırma ve Bastırılanın Geri Dönüşü
  • İçgüdüler ve Baskılama
  • Espri Sanatı
  • Din
  • Takıntı Üzerine
  • Bilinçsiz-Olan
  • Anksiyete Üzerine
  • Psikanalizin Ana Hatlari
  • Totem ve Tabu - 2.Cilt
  • Kadın Cinselliği Üzerine
  • Ego ve Id
  • Bilinç Dışı
  • Bilinçaltını Keşfetmek
  • Sevgi Məktubları
  • Her İnsan Gördüğü Rüyanın Tabiridir
  • Aforizmalar
  • Sanrı ve Düş
  • Tutukluk Semptom ve Kaygı
  • Ruhsal Kimlik
  • Doğuştan Gelen Sapkın Eğilimler
  • Dora
  • Kendini Koruma İçgüdüsü
  • Psikanalitik İlerlemenin Önündeki Engeller
  • Psikanaliz ve Telepati
  • Cinsel İstismar - Psikoloji Serisi
  • Ensest
  • Yasaklar ve Normal Dışı İstekler
  • Gizemli
  • Düşüncelerin Sınırsız Gücü
  • Kadın Eşcinselliği
  • Totem ve Tabu Barbarlar ile Nevrotik Kişiliklerin Zihinsel Yaşantılarındaki Benzerlikler (Cep Boy)
  • Arzular ve Çatışmalar
  • Sexualleben
  • Введение в психоанализ
  • Sanat ve Psikanaliz
  • Erkeklerin Cinsel İçgüdüsü
  • Ketlenmeler, Belirtiler ve Anksiyete
  • Ego ve Kimlik
  • Libido ve Narsisizm
  • Cinsiyetler Ayrımı
  • Mədəniyyətin sancıları
  • Totem ve Tabu
  • Aşkın Psikolojisi

--reklam--

Sigmund Freud Alıntıları - Sözleri

  • Devletlerin, bireyleri kötülükten alıkoymasının, kötülük yapmayı ortadan kaldırmak amacından değil, onu tıpkı tuz ve tütün gibi tekeline almak amacından doğduğu düşüncesine kesin bir biçimde inanılabilir. (Cinsiyet ve Psikanaliz)
  • Kadınlar, özellikle de güzelseler, nesne seçimlerinde kendilerine dayatılan toplumsal kısıtlamaların bedeli olan belli bir kendiyle yetinme geliştirirler. Kesin konuşmak gerekirse bu türden kadınların erkeklerin kendilerine yönelik sevgileriyle kıyaslanabilecek yoğunlukta sevdikleri tek şey yalnızca kendileridir. Gereksinimleri de sevme değil ama sevilme doğrultusundadır ve bu koşulu yerine getiren erkek onların onayını kazanan kişi olur. (Metapsikoloji Haz İlkesinin Ötesinde Ego ve İd ve Diğer Çalışmaları)
  • Bastırma bireysel çalışır; bastırılmış olanın her bir türevi kendine özgü bir yazgıya sahip olabilir; biçim değişikliğinin fazlası yada azı başarının sonucunu tamamıyla değiştirebilir (Bastırma ve Bastırılanın Geri Dönüşü)
  • Biz ölümün yaşamın tek amacı olduğunu iddia etmiyoruz; ölüm kadar yaşamın da olduğu gerçeğini gözardı etmiyoruz. (Ruh Çözümlemesine Yeni Giriş Konferansları)
  • Bilinçaltında "hayır" sözcüğü olmadığını, zıtlıkların bir araya geldiğini biliyoruz. Reddetme ancak bastırma sürecinde ortaya çıkıyor. (Bir Çocukluk Nevrozu Hikayesi)
  • Psikanaliz bize baba kompleksi ile Tanrı inancı arasında yakın bir ilişkinin bulunduğunu ;bize kişisel bir Tanrı'nın psikolojik yönden yüceltilmiş bir babadan başka bir şey olmadığını göstermiştir ve her geçen gün genç bireylerin babalarının otoritelerinden kurtulduklarında dinsel inançlarını nasıl kaybettiklerine dair yeni kanıtlar sunmaktadır. (...) (Leonardo da Vinci)
  • Mutlu kişiler düş kurmaz, bunu ancak yeterince doyuma ulaşmamış kişiler yapar. Doyuma kavuşturulmamış, düşlemlemenin itici güçleridir ve her düş belli bir isteğe doyum sağlama çabası ve böyle bir doyumu ondan esirgeyen gerçek'i değiştirme girişimidir. (Sanat ve Sanatçılar Üzerine Notlar)
  • Olgunluk hazzı erteleyebilme kabiliyetidir. (Aforizmalar)
  • fakat bekâret bir tabunun, dinsel olarak tarif edilebilecek bir yasağın konusu haline gelmiştir. (Bakirelik Tabusu)
  • Temelde kırıcı olan bir düşünce belli bir yoğunluk seviyesine ulaşır ulaşmaz çekişme aktifleşir ve bu kesinlikle bastırmaya yol açar. (Bilinç Dışı)
  • Çocukluk çağında hiçbir gereksinimin bir babanın korumasına karşı duyulan gereksinimin kadar güçlü olabileceğini sanmıyorum (Kültürdeki Huzursuzluk)
  • Birbirleriyle uzlaşması zor çelişkilere düşüyorsunuz.. (Bir Yanılsamanın Geleceği, Neden Savaş)
  • "Efsaneye göre insan denilen varlık, kadın ve erkek olarak iki parçaya bölünmüştür; o zamandan beri aşk yoluyla birleşmeye çalışmaktadır" (Cinsellik Üzerine)
  • "Tam da hastalanacak zamanı bulmuştur büyük anne. Hastamız, sevdiğini, böylesine özlemişken..." (Psikanaliz ve Uygulama)
  • Ve her zaman öylesine güçsüz kalırdım ki, içimi yakıp kavuran tutkuları dışa vuramazdım. Dolayısıyla hep baskıladım kendimi, sanırım bu da halimden belli oluyor. (Yaşamım ve Psikanaliz)
  • İd'de içgüdüye düşen rolü ego da algı oynamaktadır. Ego tutkuları ihtiva eden id'in tersine, mantık ve sağduyu olarak adlandırılabilecek olan şeyi temsil etmektedir. (Ego ve Id)
  • herkes kendi hayatı üstünde hak sahibidir...' (Mutluluk Dediğimiz Şey)
  • Ama sorarım size, insanlar ellerine geçirdikleri bir şeyi ne zaman karmakarışık, ne zaman eciş bücüş bir duruma sokmamıştır? (Kendi Kendine Psikanaliz)
  • Sanki bilinçli olanın direnci, kökensel bastırılmış olandan uzaklaştırılmalarını sağlayan bir işlev görür. (Bastırma ve Bastırılanın Geri Dönüşü)
  • "Doğa, göründüğü kadarıyla bizi soğukkanlılıkla, zalimce, amansızca ve olasıdır ki tam da bizim doyum sağlamamıza yol açmış şeyler aracılığıyla yok eder." (Bir Yanılsamanın Geleceği)