Kitap Künyesi
Yazar: Abdurrahman Dilipak
Yayın Evi: İnkılab Yayınları
İSBN: 9789757560142
Sayfa Sayısı: 240
--reklam--
Coğrafi Keşiflerin İçyüzü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Onların herşeylerini tahrip ettik. Felsefeleri, dinleri mahvoldu. Artık hiçbir şeye inanmıyorlar. Derin bir boşluğa düştüler. Anarşi veya intihar için uygun bir hâle geldiler. "
-Luis Masignon-
"Bizim istismarcılar olduğumuzu biliyorsunuz. Bizim, önce altın ve madenlere el attığımızı, sonra da yeni kıtaların petrolünü eski ülkelere taşıdığımızı biliyorsunuz. Bunun debdebeli sonuçlarına şâhit olarak saraylarımız, katedrallerimiz ve büyük sanayi şehirlerimiz yeter..."
-Jean-Paul Sartre-
"Kalküta'dan bakınca, etrafta pislik yığınları arasında, nasıl çalışabildiğine hayret edeceğiniz fakir, yoksul, pis insanlar göreceksiniz. Bunlar batı uygarlığının, refah ve mutluluğunun
harcını karıştırıyorlar..."
-Marsel Pernaya-
"Gerçeği gizlemeye ne gerek var? Sömürgecilik ilk uygarlık hareketi değildi. Çıkarların dürttüğü bir zor hareketi idi."
-Albert Sarraut, Fransız Sömürge Bakanı-
"Bunca şehir temelinden yıkılıyor, bunca milletin kökü kurutuluyor, milyonlarca insan kılıçtan geçiriliyor, dünyanın en zengin, en güzel ülkesinin altı üstüne getiriliyor, niçin? İnciler, biberler alıp satacağız, diye. Aşağılık makine zaferleri bunlar!.."
-Montaigne-
"Beyaz adam, toprağı çocuklarından çalmaktadır. Açlığın dünyayı saracak beyaz adam! Ve ardından koca bir çöl bırakacaksın... Biz gidiyoruz... ama beyazlar da bir gün bu topraklardan gidecektir. Belki de bütün ırklardan daha çabuk. Yataklarınızı zehirlemeye devam edin! Ve bir gece kendi çöplerinizde boğulacaksınız!.."
-Seattle, Duwarmish Kızılderilileri reisi-
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Coğrafi Keşiflerin İçyüzü Alıntıları - Sözleri
- Şu da düşünülebilir Moro halkı, Endonezya ve Malezya'dan önce İslâm'a girmiş olabilir. Bir diğer kaynak da 1551 tarihli, Magellan'ın seyahatl ile ilgili, Magellan'ın Moro böl. gesine gelişi ile Müslümanlara karşı sindirme, yıldırma, yok etme hareketleri başladı. Eğer Magellan bir elli yıl sonra gelse idi, kuşkusuz Moro ülkesinden başka, tüm o bölge Müslüman olacak ve sömürgecilik Asya'da bu kadar yayılmayacaktı.Bu bölgede İslâm'dan başka bir din olmazdı. Magellan, bir akımın öncülüğünü yaptı. Onun peşinden rahipler ve tüccarlar geldi. Onu haç ve silah izledi. İslamlaşma hareketi onların önünde ilk ve en büyük engeldi. Bu hareketi zorla önleme yoluna gittiler. Magellan Manila'ya geldiğinde bu topraklar üzerinde hâkimiyet Müslüman bir krallığa aitti. O kralın adı Süleyman. Asıl yıkım Magellan'dan sonra başladı. 1565'te ikinci ticaret grubu geldi. Bu bilgileri onların kayıtlarından buluyoruz. Hristiyanlar, bu dönemde Müslümanlarla artık savaşa tutuşuyorlar. Filipinler de o tarihlerde ortaya çıktı. Daha önce Filipinler diye bir kavram yoktu. Farklı devletçikler vardı. Bu adaların Hristiyanlar tarafından ele geçirilen küçük bir kısmına İspanyollar Filipinler adını verdiler.
- Fransız devrimiyle aydınlar, İncil'deki "Tanrının hakkı tanrıya, kralın hakkı krala” talebi ile meydana çıkmışlar, Kilisenin servet, silah ve iktidar üzerindeki tasarrufunu reddetmişleridir. Laiklik bu anlamda dine, Tanrıya, Kiliseye karşı isyanı değil, Kilisenin kendine ait olmayan şeyler üzerindeki hak iddialarının reddiyle ilgilidir.
- Uydulardan çekilen fotoğraflardan anlaşıldığına göre Grönland bir ada değil, üç adadan meydana gelmektedir. Piri Reis de haritasında Grönland'ı üç ada olarak göstermiştir.
- Hayvanlar insanları bıraksa, insanlar ruhlarının yalnızlığından ölmez mi?
- Pilot Richard E. Byrd ise 1926'da Kuzey Kutbu 1929'da Güney Kutbunu hava yoluyla aşan ilk kişi oldu.
- Herşeyi çarpıttılar. Ama artık gerçekleri daha fazla gizleyecek güçleri yok. Dünün hesaplaşmasından çok bugünümüzü kurmak ve yarın için yeni bir ütopya geliştirmek düşüyor bize. Batıyı tümü ile red değil, ama önerdiği tüm kavram ve kurumları yeniden yorumlayarak, kabul veya reddederek, batının yeni bir yorumu değil özgün bir dünya görüşü ve yorumu ile insanı ve eşyayı yorumlamak zorundayız. Sanıyorum, din bu noktada en kolay çıkış noktası olacaktır. En kolay değil, tek!
- Din, şöyle ya da böyle, insanlığın gelişmesinde ve davranış biçimlerinde en etkin rolü oynamıştır. Özellikle geçtiğimiz asırlarda insanlık tarihinin, dinler tarihi ile özdeş olduğu hemen görülecektir. Gerçekte tarih budur aslında. Din dışı cereyanların bile din geleneğine bir tepki olmaları dolayısıyle, insanlık tarihinin omurgasının din üzere kurulduğunu söyleyebiliriz.. Bunu niçin söylüyorum? Barbar Batı'dan nekaldı geriye? Batının varolmaya başlaması doğudan gelen dini akımlarla birlikte başlamıştır. Dinlerin ve medeniyetlerin beşiği Kudüs-Mekke çizgisi, her zaman inşanlığın yolunu aydınlatmıştır. Gerek Uzakdoğu dinleri, gerek batıdaki dinî cereyanlarda bunun etkisi hemen görülecektir. Bu nedenledir ki, Kudüs çizgisi insanlık tarihinin çıkış noktası, ana ülkedir. Bir Bizans kültüründen söz etmek mümkün. Kim Bizans kültürü üzerindeki Hint ve İran kültürünün etkisini inkâr edebilir?
- Ve batılı için tarih can sıkıcı, yalanla dolu ve tehlikeli bir ilgi alanıdır. Hep ileriye bakmayı öğütleyecektir onun için. Geride bıraktığı çirkinlikleri kimse görmesin diye. Gelecek ise, pırıltılı bir ütopyadır; yaşanan anların acılarını gizleyecek.
- Derileri kırmızı olduğu için değil yüzlerini kırmızı renkli boyalarla boyadıkları için bu isimle anılmaktadırlar.
- Bizans kültürünün oluşumunda Anadolu uygarlıklarının etkisi büyük olmuştur.
- Pîri Reis'in haritasına kısaca göz atarsak: Avrupa'da : Biskay Körfezi, Brest Limanı, Portekiz kıyıları, Septe Boğazı. Afrika'da: Fas kıyıları, Kanarya Adaları, Yeşilburun Adaları, Asor Adaları, Gine Körfezi. Amerika'da: Rio de Janeiro güneyindeki Santos Körfezi'ne kadar olan kısımlar, bugünkü haritaların aynıdır. Haritada iki nokta dikkati çekmektedir: Amerika'nın güney ucuna Magellan 1519'da inmişti. Halbuki Pîri Reis, 1513'de yaptığı haritasında Amerika'nın güney ucunu göstermiş bulunmaktadır. Haritada Laplâta Nehri gösterilmiştir. Halbuki bu nehrin keşif tarihi, 1515'dir. 1508 yılında bu nehir önlerinde keşifte bulunan Juvandosolis ile [Vicente Yáñez] Pinzòn adlı kâşiflerden birincisi ölmüştür. Pîri Reis bu nehri, keşfinden iki yıl önce, haritasında göstermiş bulunmaktadır.
- Moda akımları başdöndürücü hızla yaşanan bir hayat, sanat, edebiyat, müzik, tiyatro, felsefe, felsefi görüşler her şey batının bu dehşet verici cinayetlerini gizlemek içindir bir yerde. Sosyetik bayanların tırnak boyaları batının kanlı ellerini simgelemiyor mu, dudak boyaları yavrusunu parçalamış bir sırtlanın kanlı dudaklarını hatırlatmıyor mu? Baharatlı parfümler bu cinayetin kokusunu gizlemek için uydurulmuş olmasın sakın..
- Çocuklarımıza bizim öğrettiğim şeyleri öğretin. Toprak bizim anamızdır. Ve toprağa tükürülmez. Toprak insanın değil, insan toprağa aittir. İnsan hayat dokusunun içinde bir liftir sadece...
- "Hiç kimse dünyada olup biten şeyleri görmemezlikten, duymamazlıktan ve bilmemezlikten gelme hakkına sahip değildir."
- Eğer yeryüzünün herhangi bir yerinde temel hak ve hürriyetlerine sahip olmayan insanlar ve topluluklar varsa, hiç kimse hür olduğunu söyleyemez. Bir insanı öldüren, tüm insanlığı öldürmüş gibidir. Bir insana yönelik haksızlık, tüm insanlara yönelik bir tehdittir. İnsanlar sömürü ve zulüm altında inledikçe, barıştan, özgürlükten, refahtan ve gelişmeden söz etmek inandırıcı olmayacaktır.
--reklam--
Coğrafi Keşiflerin İçyüzü İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Coğrafi keşifler denilince, İstanbul'un fethinden sonra Ümit Burnu'nun keşfi, Amerika'nın Pasifikteki adalar, Kuzey- Güney Kutuplarının keşfi vs aklıma geliyor. Ve kitabın adı üzerine, keşiflerin içeriğine yönelik içerik sunulduğunu düşünürsünüz. Belli oranda evet öyle ancak yazar bir noktadan sonra hızını alamayıp, Batı şöyledir Batı böyledir derken kitap kendi kapsamını aşarak başka bir şeye dönüşüyor. Kin ve nefret ile örülmüş başka bir şeye. Yazar yapılan keşifler sırasında, keşiflerin yapan kişilerin yanında gizli Müslümanların bulunduğu ya da bir şekilde Müslümanlardan faydalanılarak keşiflerin yapıldığını söylüyor. Ve hatta ilk olarak Amerika kıtasının Müslümanlar tarafından bilindiğini, ancak bunun Avrupalılar tarafından göz ardı edilerek Müslüman isimlerin öne çıkarılmadığı yanlı tarih yazıcılığını vurguluyor. Ancak burada kaçırılan nokta ilk sen buldum hayır ilk ben buldum şeklindeki çocukça düşünce biçiminden öte, keşifler sırasında devamlılık, kararlılık öngörü, cesaret... söz konusu.. Çocukken ormanda arkadaşlarla mantar toplardık, gazellerin altında mantarları görmek zordur. Görüp almaya yeltendiğimde başka bir arkadaşım ilk ben gördüm onlar benim derdi. Halbuki ben çoktan almış olurdum. İşte yazarımız da böyle, bizim hakkımız yeniyor hakkımızı vermiyorlar, bunlar şöyle böyle hoop kısır döngü.. Elbette Amerika'nın keşfi sırasında, insanlar sömürüldü, katledildi, türlü işkencelere uğradırlar. Amerika keşfinin içeriğine yönelik kitap okumak isterseniz kitap/calinti-kitalar--3579 adlı kitabı öneririm. Bir bölümde yazar Hindistan'da ingilizlerin sömürgecilik faaliyetlerini anlatırken, çevreyi dahi katlettiklerinden yakınıyor. Batı sömürgeciliği emperyalizmi karşısında kendisi büyük bir hak, adalet, çevre savunucusu rolüne girmiş. Yaşadığım hayat süresince kendisinin kendisinden olmayanın dışında herhangi birinin hakkını, bu kitapta anlattığı şekilde savunduğuna henüz şahit olmasam da... Amerikan emperyalizmi, Alman faşizmi, Fransız sömürgeciliği, Çin baskısı, bilmem ne soykırımı şu bu.. Adaletsizlik neredeyse yönünü oraya dön. Batı saplantılı yazarımızın hayat görüşünü öğrenmek adına kitapları okunabilir. Ancak bu bakış açısını sahiplenmek: tek yönlü, kin, nefret dolu bir yaşam, bunu önermem. (Kepilleus)
Ve bitti... Coğrafi keşifler üzerine yazılmış, çoğu yerinde yapılan bu keşiflerin başta İngiltere, fransa, portekiz , abd gibi batılı ülkeler tarafından sömürge keşifleri olduğu yadsınamaz bir gerçeklik olarak önümüze çıkıyor. Batılı devletlerin yapmış olduğu bu keşif ve yenilikler , aslında yıllar yıllar öncesinden İslam coğrafyasında süregelmiş yeniliklerdir. Fakat gelin görün ki, her zaman olduğu gibi günümüzde bile doğu medeniyetleri ve islami coğrafya hep aşağılanarak ikinci planda kalmaya devam etmiştir.. (Ersin Turan)
Dilipak'ın anlatımıyla kendi şahsım özelinde ilk ve orta öğretim hayatımızda öğretilen bazı bilgilerin çok daha farklı olduğunu farketmemi sağlayan bir eser. Okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. (MaviYeşil)
--reklam--
Coğrafi Keşiflerin İçyüzü PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Abdurrahman Dilipak - Coğrafi Keşiflerin İçyüzü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Coğrafi Keşiflerin İçyüzü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Abdurrahman Dilipak Kimdir?
1969 da Konya İmam-Hatip okulundan mezun oldu. Güzel Sanatlar Akademisine girmek için resim dersleri aldı. Ancak İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arap ve Fars Filolojisine girdi ve bu arada iki yıl okuduktan sonra İstanbul Ticari İlimler Akademisi Gazetecilik Halkla İlişkiler Yüksek Okuluna kaydoldu ve 1980 de bu okuldan mezun oldu.
1964 yılında kısa süreli "Düziçinde Kasırga" isimli bir kartela gazete çıkarttı. 1969 da, D.S.İ. 6. Bölge Müdürlüğünde Arazi Elektirifikasyonu Kontrolü olarak çalışma hayatına başladı, 1971 judo antrenörü oldu, 1972 kurucu Fetih Yayınevini ve Hertür Yayın Dağıtım Şirketini kurdu, 1973 Yeni Sanat Dergisi Yayın Kurulunda yer aldı. Aynı yıl MTTB Sinema Kulübü üyesi oldu. Ardından, Burak Film Kurucu Ortakları arasında yer aldı ve Milli Sinema Tartışmalarına Katıldı. 1977 Adım Dergisi Genel Yayın Müdürü, 1988-1990 Dış Politika Dergisi Yayın Yönetmeni, 1972-1993 Milli Gazete yazarı, 1978-93 Bazın Hicret Dergisi Genel Yayın Müdürü, Seriyye Dergisi sorumlu Yazı İşleri Midürü, 1994 Cıngar Mizah dergisinde yazar. 1993 den itibaren Akit gazetesi, 1990 dan itibaren haftalık Cuma Dergisi'nde yazar, 1996-1997 Haftalık Selam Gazetesi, 1996 günlük Yeni Şafak Gazetesi, Aylık Görüş (Almanya), Aylık Pir dergisi, Gazete Gazetesi'nde yazarlık yapmıştır.
--reklam--
Abdurrahman Dilipak Kitapları - Eserleri
- Coğrafi Keşiflerin İçyüzü
- Bir Başka Açıdan Kemalizm 1
- Laisizm
- Neden Şeriata Karşılar?
- İnönü Dönemi
- Menderes Dönemi
- Cumhuriyete Giden Yol
- Vahdet Ama Nasıl?
- Bu Din Benim Dinim Değil
- Yağmalanan Ülke Türkiye
- Bir Başka Açıdan Kadın
- İhtilaller Dönemi
- Filistin'de Bir Çocuk
- Yeşil İle Kırmızı
- Çanakkale Geçildi
- İnsanlığın Tarihi
- Sorunlar Sorular ve Cevaplar 1
- Anayasa ve Demokrasi
- Anya Manya Kumpanya
- Yaşasın Şeriat
- Dam Üstünde Saksağan
- Türkiye Nereye Gidiyor?
- Cumhuriyete Giden Yol
- Mehtike
- Uzak Doğuda Bir Filistin (Moro)
- Terörizm/ Terörist Kimdir?
- Gün Doğarken
- Savaş Barış İktidar
- Güneyin Gelini
- Laik Demokratik Cumhuriyet İlkelerine Bağlı Kalacağıma
- Ortak. Payda
- İslam Savaşçıları
- Arayış
- Şişli Terakki Davaları
--reklam--
Abdurrahman Dilipak Alıntıları - Sözleri
- Bilim adamlarına, düşünürlere , sanatçılara, her alanda yeni kaabiliyetlere ihtiyacımız var. Bizim olmayan bir dinin misyonerlerinin etkisinden kurtulmak için buna mecburuz. (Bu Din Benim Dinim Değil)
- Hemen herkes, kişiler, tüm kurum ve ülkeler terörü lanetlerken, kendi terörünü kutsamakta, bu yola başvuran kişi, halk ve milletler kendi şiddet gösterilerinin kişilerin, halkların uluslararası hak, özgürlük ve bağımsızlıkları yolunda verilmiş bir mücadele olduğunu ileri sürmektedir. (Terörizm/ Terörist Kimdir?)
- ben demokrat değilim, demokrasi kelimesini kullanmadan da ben umutlarımı, ütopyamı açıklayabilirim.. Hatta bu günkü vıcık vıcık demokrasi kokan nutuklardan, siyasal hayattaki demokrasi edebiyatından da bıktığımı, hatta nefret ettiğimi söyleyebilirim. (Anayasa ve Demokrasi)
- Çanakkale başlı başına bir savaş mı, yoksa bir savaşın bir cephesi mi? (Çanakkale Geçildi)
- Sanıldığı gibi, ilkellikle şiddet arasında yoğun bir bağ bulunmamaktadır. Yapılan araştırmalar, cahillerin şiddetle tanışıklığının çok ileri safhalarda olduğunu göstermektedir. Bir çok ilkel kavimde ise, modern toplumlara göre şiddet öğesi çok daha zayıftır. (Terörizm/ Terörist Kimdir?)
- Cumhuriyet Halk Partisi ne kadar halka karşı ve halktan korkuyorsa, Halk Esasına dayalı bir zihniyelin ürünü, ya da onun adına örgütlenen bir parti olan Demokrat Parti de Halk kalabalıkları içinde ona yabancı idi. (Menderes Dönemi)
- İslâm kendinden hiçbir şey çıkartılamayan ve hiçbir şey eklenemeyecek bir bütündür. Reforma muhtaç da değildir. O zamanı ve mekanı kuşatır. Din budur: İslâm ve burada herkes için yaptıklarının, layık olduğu şeylerin tam eksiksiz karşılıkları vardır. (Bir Başka Açıdan Kadın)
- Muhammed, ibtida Allah’ın Resuluyüm diyerek ortaya çıkmamıştır; bunu düşünmemiştir.Bu düşünce, senelerce mücadele ettikten ve fikirlerini neşreyledikten sonra kendisinde hasıl olmuştur. Nokta dergisi (Bir Başka Açıdan Kemalizm 1)
- Bir zamanlar TBMM'nin duvarlarında "Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir" ibaresi yerinde "Ve emrühüm şura beynehüm" ayeti yazılı idi. O zaman Meclis girişinden başlayarak Meclis koridorlarının dört bir yanında, üzerinde Kurtuluş Savaşında kullanılan "La ilahe illallah" yada "Allahu ekber" veya "Nasrun minallah" ve fethün garib" yazılı ayet ve lafızlar yazılı idi. Şimdi bunlar suç aleti. Aslında 1. meclis milletvekillerinin tümünü bugün 163'ten yargılayıp mahkum etmek mümkün. Bu devleti kuranların inancını temsil eden semboller ve sloganlar artık irtica olarak damgalanıyor. (Cumhuriyete Giden Yol)
- "Yalan bitsin artık. Zulüm bitsin. İnsanlar özgür olsun. Çağdaşlığın da, gelişmenin de, bireysel ve toplumsal mutluluğun da yolu özgürlükten geçmektedir. Köle düzenine hayır." (Laisizm)
- Mehmed Akif tekrar Türkiye'ye döndüğünde yalnız bir adamdı. Öldüğünde bir İstiklâl Marşının şairi değildi sanki. Ve onun yazdığı marşa Avrupai bir beste uygun görülmüştü. Özü ile Müslümancı duygularla dolu, şekil olarak batı müziğinin unsurlarını taşıyan yeni bir armoni söz konusu idi. Sanırım biz o idik. Bizim bugünkü durumumuzu ifade ediyordu marşımız. (Cumhuriyete Giden Yol)
- Basit kelime olarak şeriat: Suyun kaynağı, suyun kaynağına giden yol, geniş yol, açık yol. (Neden Şeriata Karşılar?)
- Kuşkusuz, şiddet ve terörün olmadığı bir toplum düzeni oluşturmak için en sağlıklı yöntem, eylemleri şiddetli cezalarla caydırmak yerine, şiddet ve terörü ortaya çıkartan, onu meşru kılan şartları ıslah etmektir. (Terörizm/ Terörist Kimdir?)
- Tefrikaya düşmeyin. Şeytan sizi Allah'la aldatmasın. Sonra yeni bir Kerbela yaşarsınız. (Neden Şeriata Karşılar?)
- Herşeyi çarpıttılar. Ama artık gerçekleri daha fazla gizleyecek güçleri yok. Dünün hesaplaşmasından çok bugünümüzü kurmak ve yarın için yeni bir ütopya geliştirmek düşüyor bize. Batıyı tümü ile red değil, ama önerdiği tüm kavram ve kurumları yeniden yorumlayarak, kabul veya reddederek, batının yeni bir yorumu değil özgün bir dünya görüşü ve yorumu ile insanı ve eşyayı yorumlamak zorundayız. Sanıyorum, din bu noktada en kolay çıkış noktası olacaktır. En kolay değil, tek! (Coğrafi Keşiflerin İçyüzü)
- Türkiye 'yi düşünüyorum da yağma edilmeyen bir nesne bulamıyorum ."Gerçekten yağmalanmadık, talan edilmedik neyimiz kaldı... Tarih , örf , inanç , kültür , namus , toprak , su , para eden ne varsa herşey.. Özyurdunda garip , öz yurdunda parya bir hayat yaşamaya mahkum insanlar.. Hırsızlama bir hayat .. Yıllarca içinde kanserojen madde bulunan deterjanları sonunda yasakladık, rasyasyonlu çayları yıllarca içtikten sonra , kalanlarını gömecek toprak tartışmasına giriştik. İzmirdeki O ZİGNA GOMEL OLAYI ... (Yağmalanan Ülke Türkiye)
- Diderot un söylediği bir söz ( 1713-1784) Halka zorla kabul ettirilen yasalara içtenlikle uyduğu hemen hemen hiç görülmemiştir ... (Yağmalanan Ülke Türkiye)
- Derileri kırmızı olduğu için değil yüzlerini kırmızı renkli boyalarla boyadıkları için bu isimle anılmaktadırlar. (Coğrafi Keşiflerin İçyüzü)
- İnsanları inançlarının aksine davranışa zorlamak, onun kişiliğini yok etmektir. Bir insanın kutsalını yok etmek, onu hayvanlaştırmak... İnanç düşmanlığı insanlığın önüne kurulmuş tuzaktır ve insanlık suçudur. İnanç insanların varlık sebebidir... (Bu Din Benim Dinim Değil)
- Karma eğitim ve kadının çalışma hayatına girmesi, kılık kıyafeti her şey kadın bedenini yeni Türkiye’nin ideolojik ve politik mankenine dönüştürmektedir. 19 Mayıs törenleri kızların dekolte kıyafetlerle kız erkek birlikte dans etmeleri, gösteri yapmaları, bu anlamda eskiye öfke ve meydan okuma anlamına gelmekteydi... (Bir Başka Açıdan Kemalizm 1)
Yorumlar
0 yorum