Kitap Künyesi
Yazar: André Gide
Çevirmen: Buket Yılmaz
Orijinal Adı: La Porte Etroite
Yayın Evi: Timaş Yayınları
İSBN: 9789752639249
Sayfa Sayısı: 160
--reklam--
Dar Kapı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Hayatın biricik anlamı olacak kadar derin bir aşkın trajediye dönüştüğü Dar Kapı'da sorgulanan, erdeme giden yolun zorluğudur. Jerome bütün erdemlerini aşkıyla ayakta tutarken, Alissa gerçek erdemin her şeyden arınmış olması gerektiğine inanır.
Fedakârlık nedir, insan aşk için nelerden vazgeçer? Peki ya ilahi aşk?.. Saflık için, Tanrı'ya tertemiz geri dönmek için, erdem olarak kabul edilen değerleri korumak için insan hayatını verebilir mi?
Dar Kapı, tercihlerini zor olandan yana kullananların yaşadığı ruhsal fırtınalarını gözler önüne sererken, Nobel Edebiyat Ödüllü André Gide, çarpıcı üslubuyla okuru derinden etkiliyor.
--reklam--
Dar Kapı Alıntıları - Sözleri
- Sevgimi kitaplara yönelttim...
- İnsana güvenen insanın vay haline.
- Hissettikleri sıkıntıyı yaymak büyük kalplere yakışmaz.
- …..gece içime çökmüştü.
- Sevgimi kitaplara yönelttim...
- İnsana güvenen insanın vay haline!!!
- Bir kelime her şeyi açıklayacaktır, neden söylemeye cesaret edemiyorsun?
- Mutluluktan çok, onu elde etmek için harcayacağım sonsuz çabanın peşindeydim.
- ...insan kendini sürükleyeni isteyerek izlediği vakit bağını hissetmez; ama direnmeye, uzaklaşarak yürümeye başladığı vakit çok acı çeker.
- "Ama hiç göz yaşı dökmeden, iç çekmeden gidebilecek misin?"
- Evet, bütün yaşam boyunca ayrı kalmış olanları yaklaştırır ölüm.
- İçimizdeki coşku kötülüğü ve ölümü yenmişti.
- İnsanları hayatlarının yalnızca bir anına dayanarak yargılamaktan sakınalım.
- ...mutsuzluğumu acaba kendim mi oluşturuyorum
- Hepimiz Tanrı' ya tek başımıza ulaşmak zorundayız.
--reklam--
Dar Kapı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yazar, İncilin" dar kapıdan geçmeye çalışın. Çünkü insanı yıkıma götüren yol geniştir. " ayetinden hareketle bir adamı seven iki kız kardeşin ve bunlardan birine aşık gencin dramını konu edinen romanı şekillendirmiş. Yazar, Erdeme giden yolun fedakarlıktan geçtiğini bir aşk hikayesiyle ortaya koymuş. Başka alan veya hikaye mi bulunamazdı böyle bir konuyu açıklamak için bilemedim. Neyseki hikayede iki kızkardeşten biri fedakarlık gösterir, Jerome de sabreder aşkını kalbine gömer. Bizde birilerinin yazdığı aşk-ı memnu' lar kadar sapıkça da değil. (Mehmet Yıldız)
Spoiler içerir: "Kitabın ana konusu zorlu ve çetrefilli yolun bizi daha iyiye götürdüğü ile ilgiliyse şayet; burada kolay yolu seçen Alissa, dar kapıyı seçen Jerome'dur sanılanın aksine. Karşısındakine kızkardeşi ile evlenmesini teklif edebilecek kadar hastalıklı bir zihinsel süzgeçe sahip Alissa, yıllarca aslında Jerome'u manipule ederek içinde bulunduğu acı denizine onu seven adamı da çekmiştir. İlişkilerinde Jerome'a asla söz hakkı vermemiş ve kendi istediği doğrultuda son zamanlara doğru da kendini Tanrı'ya adama kisvesi altında iki ruha da iyice acı çektirmiştir. Onca yıl yaşanabilecek birçok şey yaşatmayarak lakin beklentiyi de en tepede tutarak Jerome'a bana göre bir nevi işkence etmiştir sevdiği adama ,doğru bildikleri uğruna... Kendince fedakarlık olarak gördükleri aslında yaşamaktan kaçtığı duygulardan başka birşey değildir. İnsan tadını bilmediği bir yemeği elinin tersiyle kolayca itebilir ya tadını aldıktan sonra vazgeçebilmek... İşte bu asıl erdemdir... Bu kitabın bende bıraktığı iz; en güzele ulaşmak için geçilmesi gereken dar kapının acı ile bağdaştırılmasının sapkınlığı... Bir aşkı yaşayıp da sonuna yaklaştığında metanetle karşılayabilmek, aynı hisleri bir daha yaşayamayacağını bilerek hayatına devam edebilmek hiç kavuşmamaya çalışmaktan daha erdemli ve daha dar bir kapı bana göre... Mutluluğun çetrefilli olmadığı yanılgısını her insanda vardır.. İnsan mutluluktan çok acıya alışıktır ki bu yüzden acı çekmeyi erdemli sanar. Halbuki mutluluğu yakalamak ve onu süreğen kılmak değil midir hepimizin girmekte zorlandığı dar kapısı?" (Yokkii)
“Dar kapıdan girmeye çabalayınız. Çünkü kişiyi yıkıma götüren kapı geniştir;yolu mahva götürür.Bu kapıdan girenler çoktur. Yaşama götüren kapı ise dar, yolu çetindir.Bu yolu bulanlar çok azdır.” (İncil’den) Yeni tanıştığım ve çok beğendiğim ilk André Gide kitabı Dar Kapı..Masum ve tertemiz bir aşkın hikayesi..Daha en başından alıyorsunuz o tatlı hüznü. Başlamadan bitmeye mahkum bir aşk.Roman içinde din ve aşk adına harika tespitlerde yapılmış ayrıca. Tercihlerini zor olandan yana kullananların yaşadığı iç fırtınaları gözler önüne seren; yazarın çarpıcı üslubuyla okuyanları derinden silkeleyen bir kitap kanaatimce..Son olarak Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "gençlerin mutlaka okuması gereken bir kitap" demesi ayrıca daha anlamlı oldu benim için..:) (Romanokur...فروغ)
--reklam--
Kitabın Yazarı André Gide Kimdir?
André Paul Guillaume Gide (22 Kasım 1869 Paris - 19 Şubat 1951 Paris) Fransız yazar. 1947 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi.
Gide, 22 Kasım 1869 tarihinde Paris, Fransa`da dünyaya geldi. Babası Protestan ve köylü kökenli, annesi Katolikti. 8 yaşında Paris'te Alsace Okulu'na gönderildi. Sık sık hastalandığı için öğrenimi kesintiye uğradı. Gide henüz 11 yaşındayken (1880) Paris Üniversitesi`nde hukuk profesörü olan babasını kaybetti. Ailedeki kadınların etkisi ve annesinin katı otoritesi altında büyüdü.
1889'da okuldan mezun oldu. Yaşamını yazarak geçirmeye karar verdi.Yazı hayatına 1891’de 21 yaşındayken yayımladığı André Walter'in Günlükleri(Les Cahiers d'André Walter) ve Narsis Üstüne İnceleme ile başladı. Ama ikisi de başarısız bulundu.
1893'te Kuzey Afrika gezisine çıktı. Arap dünyasının tümüyle farklı değerleriyle tanıştı. Fransa'ya döndüğünde oradaki katı Victorya dönemi yaşantısının olumsuzluklarından rahatsız oldu. 1894'te tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Burada Oscar Wilde ve Lord Alfred Douglas'la tanıştı. Onların yüreklendirmesiyle baskı altında tuttuğu eşcinselliğini kabul etti. Annesi hastalanınca Fransa'ya döndü.
1895'te kuzeniyle evlendi. 1896`da Normandiya`da bir komüne belediye başkanı oldu.
1908`de bazı seçkin yazarlarla birlikte Nouvelle Revue Française adında bir edebiyat dergisi kurdu. 1916`da 16 yaşındaki Marc Allégret ile sevgili oldu. Marc Allegret ile eşcinsel ilişkisi ailesinde huzursuzluk yarattı. Eşi Gide'nin kendisine yazdığı mektupları yok etti.
I. Dünya Savaşı yıllarında Kızılhaç ile gönüllü insani kuruluşlarda çalıştı. 1923'te ilk feministlerden ünlü Elizabeth van Byyselberghe ile olan yasak ilişkisinden tek çocuğu kızı Catherine doğdu. 1924 yılında Corydon adlı homoseksüelliği savunan bir kitap yayımladı, fakat eser ilk etapta kınandı.
1925'te Fransız Ekvator Afrikası'na gitti. Burada gördüklerinden de etkilendi. Dönüşünde sömürgeciliği eleştiren yazılar yazdı. 1925 yılında yayımladığı Kalpazanlar Gide`nin en önemli eserlerinden biri olarak görülür. 1926`da otobiyografik eser olan "Si le grain ne meurt"u yayımladı.
Komünizme ilgi duydu. 1936'da büyük umutlarla gittiği Sovyetler Birliği'nden hayal kırıklığı ile döndü. 1938'de eşini kaybetti.
II. Dünya Savaşı'nın başlamasından sonra 1942'de tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Savaşın sonuna kadar burada yaşadı. 1947'de Oxford Üniversitesi'nden "Edebiyat Doktoru" unvanı aldı. Aynı yıl Kasım ayında da Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi oldu. 19 Şubat 1951'de yaşamını yitirdi.
Yaşamı boyunca toplumsal ve bireysel ahlakın en önemli ölçütünün, bireyin içtenliği ve kendisini tanıması olduğunu savundu. Edebi, siyasal ve toplumsal sorunlara karşı hoşgörülü bir tutum benimsedi. Genel ahlak anlayışının karşısında bireysel özgürlüklerin savunucusu oldu. Ama aynı zamanda 19'uncu Yüzyıl Fransız edebiyatının en önemli hümanist ve ahlakçı yazarı olarak tanındı. Düşüncelerindeki bütünlük ve soyluluk, üslubundaki arılık ve uyumla Fransız edebiyatının saygın isimleri arasında yer aldı.
Katolik kilisesi André Gide'in eserlerini 1952 yılında Yasak kitaplar listesi'ne koymuştur.
--reklam--
André Gide Kitapları - Eserleri
- Kalpazanlar
- Isabelle
- Dar Kapı
- Theseus
- Kadınlar Okulu
- Chopin Üzerine Notlar
--reklam--
- Tohum Ölmezse
- Ayrı Yol
- Vatikan'ın Zindanları
- Dünya Nimetleri ve Yeni Nimetler
- Pastoral Senfoni
- Günlük
- Sapık Sevgi
--reklam--
- Batak
- Henri Michaux'yu Tanımak
- Seçme Yazılar
- Dostoyevski
- Pastoral Senfoni - Dar Kapı
- Denemeler
- SSCB'den Dönüş
--reklam--
- Dünya Nimetleri
- Cinayet Mahkemesi Anıları
- Two Legends: Oedipus and Theseus
- Yeni Nimetler
- Autumn Leaves
- Prometheus ve Theseus
- Bataklık
--reklam--
- Dostoyevski
--reklam--
André Gide Alıntıları - Sözleri
- "Arkadaş, insanların sana sundukları gibi benimseme yaşamı. Yaşamın daha güzel olabileceğine inandır kendini." (Dünya Nimetleri ve Yeni Nimetler)
- "İyi duygularladır ki kötü edebiyat yapılır", "Şeytanın yardımı olmayan sanat eseri yoktur." (Seçme Yazılar)
- . Kendin olmaya cesaret et. Bunun da altını çizmeliyim. Asla yapmacıklık yaparak, insanları sizin gibi yapmak için, taklit ederek ya da çelişme zevki için hiçbir şey yapmayın. ... (Seçme Yazılar)
- Hepimiz Tanrı' ya tek başımıza ulaşmak zorundayız. (Dar Kapı)
- "Mutsuz değilim. Bu hayatta bana öyle çok şey bahşedilmedi ama bu az şeyle de mutlu olmayı bildim." (Bataklık)
- Hasmımı kucaklarım, ama boğmak için. (Denemeler)
--reklam--
- Ömrüm beklemekle geçiyor. Hiç bir şeye başlamağa cesaret edemiyorum. (Günlük)
- "..kuruntu sonucu abartılan keder, gerçekteki olguyu aşar. Ah! Eğer, kapılarımızı düşgücümüzün yarattığı canavarlarla kuruntulara açmasaydık, yalnızca yaşamımızdaki kötülükleri görmekle yetinseydik, mutsuzluklarımıza katlanmamız çok daha kolay olurdu." (Pastoral Senfoni)
- Çocukluğumuzdan beri kim bilir kaç kez engellemişizdir kendimizi yapmak istediğimiz bir şey için, sırf çevremizdekilerin durmadan ‘yapamaz onu’ demelerini işite işite... (Pastoral Senfoni - Dar Kapı)
- "Kurtulduğumu sanırken gittikçe daha çok tutsak olduğumu, gururuma tutsak olduğumu anlamıyordum.Tanrı'nın beni kafese koyduğunu söylerken bunu demek istiyordum işte.Gururumu erdem gibi gösterdi bana.Tanrı benimle alay etti.Eğleniyor.Kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor benimle." (Kalpazanlar)
- Sanat eseri, daima tektir. (Denemeler)
- Ama insan sadece kendisi için alçak sesle çaldığında, o tanımlanamaz heyecan bitmek bilemez; sanki, sadece sezinlenen, sevgiye düşman ve insanca yakınlığın giremediği bir dünya karşısında duyulan o neredeyse elle tutulur korkunun da sonu gelmez. (Chopin Üzerine Notlar)
- Ah, Tanrım! Ölmek için ölümü beklememeyi bahşet bana. (Yeni Nimetler)
--reklam--
- İş mesut olmakta değil --- mesut olduğumu bilsinler istiyorum. (Günlük)
- Aslında, görebileceğiniz en iyi, en dürüst, başkasının ayağına basmayan ve tıpkı bir şair gibi, para kazanmak için yaratılmamış, tersine harcamaya ve vermeye her an hazır bir çocuktu. (Tohum Ölmezse)
- Ağlamak isterdim. Yazık ki kalbimi bir çölden daha çorak hissediyordum. (Pastoral Senfoni)
- "Düşünceler çiçeklere benzer, bozulmadan en çok dayananlar sabah derilenlerdir." (Isabelle)
- Ruh bedende ihtiyar olarak doğar, beden ruhu gençleştirmek için ihtiyarlar. Eflatun, Sokrates'in gençliğidir. (Denemeler)
- Umudun bir için araladığı o fazlasıyla ağır kapak yeniden kapanıyordu; kuşkusuz bu hep böyle olacaktı: Yasaklıydım. En eşsiz kurtuluşun karşısında durmadan bir gelenekler ve eylemsizlik duvarının yükseldiğini görecektim...Buna boyun eğmek lazım, diyordum kendi kendime ve elbette en iyisi buna gülüp geçmek; kaderin sillesini yiyip hacıyatmaz gibi yeniden dikildiğimiz için kendimize bir gurur payı çıkartmaktaydık; mizacımız buna müsaitti ve tatsız bir havada başlayan yemek şakalaşmalarla son buldu. (Tohum Ölmezse)
- -Demek ki, yataktakiler karı-koca ise yapılanlar sapıklık olmaktan çıkar. -Karı-koca canları ne isterse yapabilirler; buna hakları vardır. Tekrar ediyorum, bu sizleri ilgilendirmez. -"Hakları vardır"; evet, bu sözü "normal" sözünden daha çok beğendim. (Sapık Sevgi)
Yorumlar
0 yorum