Kitap Künyesi
Yazar: Gerald Messadié
Çevirmen: Ali Cevat Akkoyunlu
Yayın Evi: Doğan Kitap Yayınları
İSBN: 9789756719862
Sayfa Sayısı: 392
--reklam--
Davud Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Hepimizin din ve tarih kitaplarından tanıdığı Davud'un adı hâlâ Yahudilerin dualarında yer alıyor. O hâlâ, Kudüs'e getirilen Ahit Sandığı'nın önünde, neredeyse anadan doğma raks eden, tok sesiyle mezmurlarını okuyan genç kral...
Davud hem masum hem kurnaz bir insan, hem amansız bir savaşçı hem çekici bir erkek olarak çağlar boyunca Michelangelo'dan Bernini'ye, Reffaello'dan Rembrandt'a birçok sanatçıyı etkilemiş bir karakter. İslam dünyasında da bir efsane olan Davud Peygamber'in yaşamı Mevlana'nın Mesnevi'sinde, Hucviri'nin Keşfü'l-Mahcub'unda ayrıntılı biçimde anlatılmıştır.
Gerald Messadié, Musa'dan sonra şimdi de, tarihin derinliklerinden çıkardığı bu gizemli kahramanın canlı bir portresini çiziyor. Eski Ahit bütün renkleri, sesleri ve kokularıyla bu kitapta canlanıyor.
--reklam--
Davud Alıntıları - Sözleri
- Düş kırıklığı insanı yaşlandırır.
- Silahların zaferi, kadınların mücevherlerini alma hakkı kazandırır.
- Bulutlar onu saklıyor diye, güneşi inkar edebilir misin?
- ...bir yanlış diğerini getirir.
- İnsanı kahraman yapan nedir? Hem en büyük acısıyla hem de en büyük umuduyla yüzleşmesi. Friedrich Nietzsche
- Gökyüzündeki bulutlu tavan uzaklaşıyordu. Güneş parlamaya, yakmaya başladı. Güneşin ışığı kapkara göğün önünde duran, terden pırıl pırıl, elinde, gözlerinde ölümün donukluğu görülen korkunç bir kelle tutan Davud'u aydınlattı.
- İnsanların bakışı hiçbir şey değil, önemli olan Yaradan'ın bakışı.
- Davud kafasını biraz toparlayınca ormandan çıklı, insanlardan kurtardığı vücudunu hayvanlara yem etmek niyetinde değildi.
- Gece dünyanın rengini silmişti, ay ışığının altındaki görüntü, kötü bir kabusu andırıyordu.
- Kılıçların paslanmasına izin vermeyin! diyordu Davud belli belirsiz gülümseyerek. Kılıcınız köreldiyse, kınını değiştirin! Değişiklik iştahı azdırır.
- Eskiden bir kadını sevmişti, sonra bir başkasını, üçüncüsünü; ama artık bunlardan zevk almıyordu. Bir zamanlar heyecanlıydı, şimdi hesaplı. İçini çekti. Artık her şeyin bir amacı vardı.
- İnsan kolaylıkla belleğini çirkefle doldurabilir. Hiç ihanet etmemiş olanlar, doğrulurken zorlanmazlar.
- Davud'un ölümüne kadar, sarayda Yahuda ve İsrail erkeklerinin cehennemde yanması için dua eden on genç kadın yaşadı.
- Yediğin tüm ekmekler ağzından düşmüş lokmanın tadını unutturamaz.
- Kılıcınız köreldiyse, kınını değiştirin! Değişiklik iştahı azdırır!
--reklam--
Davud İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Başarılı bir tarihi roman. Yazar Tanah ve Talmud'a çokça basvurup olusturulmus bir eser. Okumadan once kafanızdaki peygamber ve 21. Yy'in ahlak anlayışı ile mö 11 yy yargılamayacaksanız okuyun. Davud ya da David Kur'an'ı Kerim'de peygamber Kral Eski ve Yeni Ahitte sadece kral. Davud ilk önce Golyat(Calut)'un savasta meydan okumasına elinde sapanla yanıt vermiş ve onu yenmiş. Bu savaş Eski Ahitte Davud ile Golyat (Davıd and Golıath). M.Ö. 11. yüzyılda Kenan ülkesinde, bugünkü Filistin, geçmis. Tarihler boyunca anlatıla gelen meşhur düelloya tutuşan Davud ve Golyat’ın hikâyesi aynı soydan gelen İsrailoğullarıyla Filistinlilerin savaşı sırasında yaşanır. Kral Talut liderliğindeki İsrailoğulları Filistinlilerle Elah Vadisi’nde karşı karşıya gelir. Filistinlilerin en güçlü askeri olan Golyat her gün İsrailoğullarına meydan okur ve karşısına çıkabilecek güçlü biri olup olmadığını haykırır. Kendisine bu kadar güvenmesinin nedeni çok uzun ve iri cüsseli bir savaşçı olmasıdır. Golyat üç metrelik cüssesiyle adeta bir “dev”dir. Golyat kırk gün boyunca kendisi ile dövüşebilecek bir İsrailliyi savaş meydanına çağırır, “Benimle dövüşecek bir savaşçı seçin. Eğer beni yenerse biz sizin köleniz oluruz. Fakat ben onu yener ve öldürürsem, siz bizim kölemiz olursunuz” der. Ama hiç bir İsrailli dev cüssesinden ötürü cesaret edemez. Golyat, 40 gün boyunca her sabah ve akşam bunu yapar. O sıralarda henüz bir çocuk olan ve savaştaki görevi yiyecek taşımak olan Davud gönüllü olur. Askerlere “Bu Filistinliyi öldürecek ve İsrail’i bu utanç verici durumdan kurtaracak adama ne verilecek?’ diye sorar. Askerler ona, “Kral Talut onu zengin edecek ve kızını ona verecek” derler. Askerler krala gidip Davud’un Golyat ile savaşmak istediğini söylerler. Kral Talut, Davud’un cesaretine hayran olur ama yine de onu vazgeçirmek ister. Kral Talut, Davud’a “Bu Filistinli ile savaşamazsın. Sen bir çocuksun, o ise, ömrü boyunca askerlik yapmıştır” der. Ve bir gün bir Davud çıkar... Bunun üzerine Davud, ‘Babamın bazı koyunlarını kapmak istedikleri zaman bir ayıyı ve bir aslanı öldürdüm. Bu Filistinli de onlar gibi olacak. Yehova bana yardım edecek” der. O zaman Talut ona, “Git ve Yehova seninle beraber olsun” der. Davud ısrar edince ona bir zırh ve silah sunar. Davud bunu da kabul etmez. Golyat’ın karşısına bir sapan ve bir kaç taş ile çıkar. Golyat onu gördüğü zaman gözlerine inanamaz. Davud’u çok kolayca öldürebileceğini zanneder. Golyat saldırıya geçmeden önce Davud hızlı bir şekilde görünmeden saklanarak sapanıyla bir taş fırlatır ve Golyat’ı alnından yaralayarak yere düşürür. Ardından sersemlettiği Golyat’ın kafasını keser, düelloyu kazanır. En büyük savaşçıları Golyat’ın öldürülmesiyle Filistinliler dağılır, savaşı kaybeder. Davud efsane olur ve herkes herkes Kral gözüyle bakmaya başlamıştır. Ilk basta sağ kolu gözüyle bakan Saul ile karşı karşıya gelir. Bu arada Saul'un Yonhatan ile iliskisi(Bu iliski Kur'an'ı kerimde gecmese bile Tanah'in Samuel'in kitabinda geçer) yazar ikinci konu olarak buna geniş yer ayırmış Samuel'in kitabinda bu olay Davut ve Saul'un Oğlu Yonatan Iliskisi (Ortaçağ teolojisi boyunca en çok alıntılanan ve belki de Yonatan ile Davut’un ilişkisini en açık şekilde ortaya koyan Davut’un Yonatan’ın ölümünden sonra yazdığı ağıttır.) Saul’la Davut’un konuşması sona erdiğinde, Saul oğlu Yonatan’ın yüreği Davut’a bağlandı. Yonatan onu canı gibi sevdi. O günden sonra Saul Davut’u yanında tuttu ve babasının evine dönmesine izin vermedi. Yonatan, Davut’a beslediği derin sevgiden ötürü, onunla bir dostluk antlaşması yaptı. Üzerinden kaftanını çıkarıp zırhı, kılıcı, yayı ve kuşağıyla birlikte Davut’a verdi. Davut Saul’un kendisini gönderdiği her yere gitti ve başarılı oldu. Bu yüzden Saul ona ordusunda üstün bir rütbe verdi. Bu olay bütün halkı, Saul’un görevlilerini bile hoşnut etti. (1.Samuel 18:1-5) Davut Rama’nın Nayot Mahallesi’nden kaçtıktan sonra Yonatan’a gitti. Ona, “Ne yaptım? Suçum ne?” diye sordu, “Babana karşı ne günah işledim ki, beni öldürmek istiyor?” Yonatan, “Bu senden uzak olsun, ölmeyeceksin!” diye yanıtladı, Ancak Davut ant içerek, “Senin beni sevdiğini baban çok iyi biliyor” diye yanıtladı, “Yonatan ne yapacağımı bilmemeli, yoksa üzülür diye düşünmüştür. RAB’bin ve senin yaşamın hakkı için derim ki, ölüm ile aramda yalnız bir adım var.” Yonatan Davut’a, “Ne dilersen dile, senin için yaparım” diye karşılık verdi. (1.Samuel 20:1-5) Davut’a beslediği sevgiden ötürü Yonatan ona bir daha ant içirtti. Çünkü onu canı kadar seviyordu. (Samuel 20:17) Uşak gider gitmez, Davut taşın güney yanından ayağa kalktı ve yüzüstü yere kapanarak üç kez eğildi. İki arkadaş birbirlerini öpüp ağladılar; ancak Davut daha çok ağladı. (1.Samuel 20:41) Güçlüler nasıl da yere serildi savaşta! Yonatan senin yüksek tepelerinde ölü yatıyor. Senin için üzgünüm, kardeşim Yonatan. Benim için çok değerliydin. Sevgin kadın sevgisinden daha üstündü. Güçlüler nasıl da yere serildi! Savaş silahları yok oldu! (2.Samuel1:25-27) Diğer bir konu ise kitabin tamamen eski ahitten almış oldugu Uriya olayı Kur'an'ı Kerim'de de isim verilmeden ve Kur'an'ı Kerim'in kissa uslubu gibi sadece ders alinacak öğe olarak anlatır. Kutsal Kitaplarda Bu Olay Eski ve Yeni Ahitte Uriya Olayı Ise İlkbaharda, kralların savaşa gittiği dönemde, Davud kendi subaylarıyla birlikte Yoav’ı ve bütün İsrail ordusunu savaşa gönderdi. Onlar Ammonlular’ı yenilgiye uğratıp Rabba Kenti’ni kuşatırken, Davud Yeruşalim’de kalıyordu. Bir akşamüstü Davud yatağından kalktı, sarayın damına çıkıp gezinmeye başladı. Damdan yıkanan bir kadın gördü. Kadın çok güzeldi. Davud onun kim olduğunu öğrenmek için birini gönderdi. Adam, “Kadın Eliam’ın kızı Hititli Uriya’nın karısı Bat-Şeva’dır” dedi. Davud kadını getirmeleri için ulaklar gönderdi. Kadın Davud’un yanına geldi. Davut aybaşı kirliliğinden yeni arınmış olan kadınla yattı. Sonra kadın evine döndü. Gebe kalan kadın Davut’a, “Gebe kaldım” diye haber gönderdi. Bunun üzerine Davud Hititli Uriya’yı kendisine göndermesi için Yoav’a haber yolladı. Yoav da Uriya’yı Davud’a gönderdi. Uriya yanına varınca, Davut Yoav’ın, ordunun ve savaşın durumunu sordu. Sonra Uriya’ya, “Evine git, rahatına bak” dedi. Uriya saraydan çıkınca, kral ardından bir armağan gönderdi. Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu. Davud Uriya’nın evine gitmediğini öğrenince, ona, “Yolculuktan geldin. Neden evine gitmedin?” diye sordu. Uriya, “Sandık da, İsrailliler’le Yahudalılar da çardaklarda kalıyor” diye karşılık verdi, “Komutanım Yoav’la efendimin adamları kırlarda konaklıyor. Bu durumda nasıl olur da ben yiyip içmek, karımla yatmak için evime giderim? Yaşamın hakkı için, böyle bir şeyi kesinlikle yapmayacağım.” Bunun üzerine Davud, “Bugün de burada kal, yarın seni göndereceğim” dedi. Uriya o gün de, ertesi gün de Yeruşalim’de kaldı. Davud Uriya’yı çağırdı. Onu sarhoş edene dek yedirip içirdi. Akşam olunca Uriya efendisinin adamlarıyla birlikte uyumak üzere yattığı yere gitti. Yine evine gitmedi. Sabahleyin Davud Yoav’a bir mektup yazıp Uriya aracılığıyla gönderdi. Mektupta şöyle yazdı: “Uriya’yı savaşın en şiddetli olduğu cepheye yerleştir ve yanından çekil ki, vurulup ölsün.” Böylece Yoav kenti kuşatırken Uriya’yı yiğit adamların bulunduğunu bildiği yere yerleştirdi. Kent halkı çıkıp Yoav’ın askerleriyle savaştı. Davud’un askerlerinden ölenler oldu. Hititli Uriya da ölenler arasındaydı. Yoav savaşla ilgili ayrıntılı haberleri Davud'a iletmek üzere bir ulak gönderdi. Ulağı şöyle uyardı: “Sen savaşla ilgili ayrıntılı haberleri krala iletmeyi bitirdikten sonra, kral öfkelenip sana şunu sorabilir: ‘Onlarla savaşmak için kente neden o kadar çok yaklaştınız? Surdan ok atacaklarını bilmiyor muydunuz? Yerubbeşet oğlu Avimelek’i kim öldürdü? Teves’te surun üstünden bir kadın üzerine bir değirmen üst taşını atıp onu öldürmedi mi? Öyleyse niçin sura o kadar çok yaklaştınız?’ O zaman, ‘Kulun Hititli Uriya da öldü’ dersin.” Ulak yola koyuldu. Davut’un yanına varınca, Yoav’ın kendisine söylediklerinin tümünü ona iletti. “Adamlar bizden üstün çıktılar” dedi, “Kentten çıkıp bizimle kırda savaştılar. Ama onları kent kapısına kadar geri püskürttük. Bunun üzerine okçular adamlarına surdan ok attılar. Kralın adamlarından bazıları öldü; kulun Hititli Uriya da öldü.” Davud ulağa şöyle dedi: “Yoav’a de ki, ‘Bu olay seni üzmesin! Savaşta kimin öleceği belli olmaz. Kente karşı saldırınızı güçlendirin ve kenti yerle bir edin!’ Bu sözlerle onu yüreklendir.” Uriya’nın karısı, kocasının öldüğünü duyunca, onun için yas tuttu. Yas süresi geçince, Davut onu sarayına getirtti. Kadın Davut’un karısı oldu ve ona bir oğul doğurdu. Ancak, Davut’un bu yaptığı RAB’bin hoşuna gitmedi. Kuran'da “Davud’un huzuruna gelen iki davacı olayından haberin var mı? Hani duvarı tırmanarak Davud’un yanına gelmişlerdi de onlardan korkmuştu. Davud’a: “Korkma!” demişlerdi. “Biz iki davacıyız, birimiz diğerine zulmetti. Sen aramızda adaletle karar ver, haksızlık yapma, aramızı bularak bize doğru yolu göster.” Ardından: “Bu benim kardeşim, onun 99 koyunu benimse 1 koyunum var. ‘Onu da bana ver’ diye tutturdu ve dediğini de yaptırdı.” diye anlattı. Davud dedi ki: “Koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle doğrusu sana zulmetmiş. Zaten toplumda birçok kişi birbirine böyle zülmediyor. İman edip iyilik, güzellik, doğruluktan ayrılmayanlar ancak uzak kalabiliyor. Ama onlar da maalesef çok az…” Davud kendisini imtihan ettiğimizi sanmıştı. Hemen Rabbinden af diledi, rükû ederek yere kapandı ve O’na yöneldi” (21-24 ayetler) Sonraki olay ise Davud ve 2. Oglu Absolom arasındaki mücadele ve Absolom aradan çekilmiştir. Davud veliahdi olarak kucuk oğlu Süleyman'i atayinca Suleyman'in büyüğü ayaklaniyor fakat savas olan siyasi oyunlara dönüşüyor ve Suleyman kazanıyor (Mir'at-ı Cünun)
Demek ki insan hiç değişmiyor.: Kral Peygamber Davud!.. Hz. Musa (as) Mısır’dan çıkışından sonra kutsal topraklara yönelen İsrailoğulları ilk birleştiricileri Hz. Musa ve kardeşi Hz. Harun ile vaat edilen topraklara varamamışlardı. Hz. Musa ölümünün yaklaşması, yaşlılığın tez gelmesiyle İsrailoğulları’na On Emir’in bulunduğu iki tablet, altından yapılmış bir Ahit Sandığı, Hz. Harun’a ait birkaç eşya ile asa ve Mısır-Medyen arasındaki hicret sırasında kendisine iman ile bağlı bir komutan olan Hz. Yuşa’yı bırakmıştır. Hz. Yuşa’nın uzun uğraşlar sonucunda Eriha şehrini fethetmesiyle İsrailoğulları çöl yaşamından kurtulmuş, şehir hayatına başlamışlardı. 28 yıl İsrailoğulları’nın başında kalıp kutsal Filisti topraklarının tamamını alıp 110 yaşında vefat etmiştir. Bu vefatın ardından sonra 500 yıl sürecek bir hâkim/yargıç devri başladı. Her dönem taşkınlıkların, ihanetlerin ve Allah’a olan isyanları pek çok kez tekrar etti. Bunun neticesini ise çoğu kez gerek canlarıyla, gerek mallarıyla ödediler. Her kaosun içerisinde akıllanıp Peygamberlerin yolunu tuttular ve refaha ulaştıklarında ise yeniden isyana, hatta peygamber öldürmeye kadar vardırdılar işi…. Bu dönemin en son hâkim/yargıcı Samuel’dir. Samuel’den sonra krallık devri başladı. Seul birinci kral oldu. Arkasından gelen Davud peygamber ikinci İsrail kralı ve oğlu Hz. Süleyman ise üçüncü İsrail kralı oldu. “Seni sevenlerden nefret ediyor, senden nefret edenleri seviyorsun!” (Alıntı gonderi/47425989 ) Kitabımız Samuel ile Seul arasındaki hesaplaşmalar ile başlamaktadır. Eski Ahit olaylarını konu alarak kurgulanmış olay örgüsü Seul’un Tanrı elçisi Peygamber olan Samuel’in arasındaki iktidar mücadelesini aktarmaktadır. Tarihte ilk psikolojik bir savaş olduğunu öne sürersek hata etmemiş oluruz ve mağlubun Seul olduğunu söyleriz. Bu hesaplaşmanın arasında ortaya çıkan; “koyun çobanı, Golyatı – Câlût - yenen genç, lir ustası ve ozan, doymak bilmeyen bir sevgili, bir erkek tarafından da olsa sevgiye tutkun masum kahraman, hayatta kalmak için düşman safına geçmiş çıkarcı, hırsızlarla dağda bayırda gezen aç haydut kral, halkının önünde neredeyse çıplak raks eden genç ve muzaffer hükümdar, kurnaz komutan, affedici olgun insan… Yani sıradan bir insana benzemeyen kişilik…” İsrailoğulları tarih boyunca İstikballerini sürekli kaybetmişler ve başları sıkıştıkça hemen peygamberlere koşup İstikballerini elde ettiklerinde yeniden isyana başvurarak birçok kez şehirlerinden olmuşlardır. Hz. Musa yasalarının tez zamanda unutulduğu ve aradan geçen zamanda çocuklarına Baal, Mot gibi Filisti halklarının tanrı adlarını verecek kadar dinden uzaklaşmışlardır. Yine böyle bir zaman peyda olmuş, Allah ise azan kullarına boylu poslu, çok güçlü Golyatı – Câlût – bela etmiştir. Golyat herkesi haraca bağlamış, birçok can alıp verirken İsrailoğulları’nı çıkmaza sürüklemiş ve yeniden Kâhin Samuel’in kapısına düşürmeye zorlamıştır. Samuel’den Golyatı yenmesi için bir komutan istemişler ve bu hususta Allah’a dua etmesini dilemişlerdir. Samuel ise Allah’ın inayetiyle Çoban Davud’u işaret etmiştir. Davud ise sapanla Golyatı’n kellesini almış ve İsrailoğulları’na kral olmayı hak kazanmıştır. “Demek ki insan hiç değişmiyor.” (Alıntı gonderi/47418452 ) Hz. Davud’un kral olmasını yararı on iki kavmi birleştirmesi ve Kudüs’ü fethetmesidir. İsrail bu fetihten sonra devlet olabilmiş ve günümüze kadar gelebilmiştir. Ancak hayatı boyunca entrikalardan kurtulamamış, eşcinselliğin o devirde ayıp sayılmaması nedeniyle ilk İsrail kralı Seul’un oğlu Yonatan ile yakınlık kurmuş, kadına düşkün olduğu için ise on tane kadın alıp bir o kadar cariye yapmış ki en kötüsü ise evli bir kadın olan Başteba ile birlikte olmuştur. Bu birliktelikten dolayı ilk doğan çocuğu hastalıklı doğmuş, 7 gün yaşamıştır. Etten gelen ete giderin tam bir karşılığı ve etin diyetidir bu hadise… Ayrıca Hz. Süleyman’ın annesi de Başteba’dır. Oğullarından çektiği de ayrıca bir husustur ki en büyük oğlu, üvey kardeşine sahip olmak isterken, bir küçük oğlu tarafından öldürülür. Diğer iki oğlu ise isyan eder ve kendi ölümlerine sebep olurlar. Anlayacağınız bir halk düşün ki her fırsatta bir hadise çıkarsın, İllallah ettirsin… “Bir kral oğlunu gömebilir... Ama bir baba, asla.” (Alıntı gonderi/47426484 ) Kitap içerisinde beni üzen kısımlar ise Hz. Davud’un 4 5 kere karşılaştığım cinsellik yazımlarıydı. Avrupa’da ya da diğer yerlerde bilmiyorum peygamberlere saygı hangi safhalardadır ama ben yadırgadım. O kısımları daha yüzeysel anlatabilir ya da hiç yer vermeyebilirdi. Tek savunmasının ise on üzeri kadın ile ilişkisi olan birinin sanırım cinselliği de konu edilebilirdi savunması olacağına inandığım içinde pek üzerinde durmadım. Yazarın muazzam kalitede bir olay örgüsü ve kurguyu doğrulamak istediği kaynaklara başvururken net bilgiler vermesi dikkatlerden kaçmamaktadır. Özellikle harika betimlemeler ile olayları ve konuyu süslemesi okurun sıkılmadan okumasına sebep olmaktadır. Kitabım Doğan Kitap Yayınlar’ından, çevirisi yerinde ve anlaşılmayacak hiçbir yazım barındırmamaktadır. Kısa bir önsöz ile başlayan kitap iki ana bölüm ile sunulup en sonunda sekiz sayfa sonsöz ile noktalanmaktadır. Anı-Roman özelliği taşıdığından dolayı hem tarihsel derinliği, hem de biyografi tadındadır. “Bulutlar onu saklıyor diye, güneşi inkâr edebilir misin?” (Alıntı gonderi/47328778 ) Sözün özü; beğenerek ve keyifle okuduğum bir eser olduğu için hem okunulası, hem de tavsiye edilesidir. Özellikle Peygamber Sabrı deyimini merak ediyorsanız muhakkak okumanız gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Sevgi ile kalın. (Tayfun)
Aslında inceleme olarak çok da ekleyeceğim bir şey yok. Çünkü yazar, Davut ile ilgili kendi incelemesini sonsöz kısmında kendi yapmış. O kısmı paylaşmadan önce şunu da ekleyeyim. Tarihi bir dönemin anlaşılması için, romansı bir dille yazılmış tarihin bu kesitinin okunması gerektiğini düşünüyorum. "Davud Golyat'ı yenen genç, lir ustası ve ozan, doymak bilmeyen bir sevgili (Saul'un tek karısına karşı Davud'un on karısı, bir o kadar da cariyesi vardır), bir erkek tarafından da olsa sevgiye tutkun masum kahraman, hayatta kalmak için düşman Filistilerin safına geçmekten çekinmeyen çıkarcı, fırari askerlerden oluşan çetesiyle ormanlarda dolaşan aç haydut kral, Ahit Sandığı'nın önünde neredeyse anadan doğma raks ederek karısını utandıran genç ve muzaffer hükümdar, lağımdan geçerek Kudüs'e sızan kurnaz komutan, en acımasız düşmanlarına karşı bile nefret besleyemeyen olgun insan ... " (Üç Renk)
--reklam--
Davud PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Gerald Messadié - Davud kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Davud PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Gerald Messadié Kimdir?
Gerald Messadié 1931'de Kahire'de doğdu. Sainte-Famille Cizvit Okulu'nda öğrenim gördü. Paris'teki gençlik yılları, öğrenim gördüğü Doğu Dilleri Okulu'ndan (Hintçe, Tamilce) çok Jean Paulhan'ın Nouvelle Revue Française'deki bürosunda ve sıkça yinelenen Almanya kaçamaklarıyla geçti. İlk romanı "Une personnage sans couronne"u 1955'te yayımladı, roman daha sonra "Combat"da tefrika edildi; üçüncü romanı "Le Chien de Francfort"un (1961) ardından on yedi yılını yolculuklara, bilim gazeteciliği çalışmalarına ve dostlarına ayırdı. Birilerince evlat ya da kardeş –hiç değilse manevî evlat– olarak bellenmiş, keşiflere, okumalara susamış Messadié, uzun bir dönem Roma ve New York'ta yaşadı, bu arada Sudan'dan Samoa'ya, Gana'dan Bolivya'ya koşuşturup durdu, böylelikle insanlar arasındaki kardeşliğin kültürlerden ve dinlerden daha üstün olduğuna ilişkin inancını sürekli pekiştirdi.
Messadié yıllar boyu "Sciences et Vie" dergisinin başyazarlığını da yürütmüştür.
--reklam--
Gerald Messadié Kitapları - Eserleri
- Musa - Cilt 1
- Sokrates'in Karısı
- Musa Ulus Yaratan Peygamber Cilt 2
- Şeytanın Genel Tarihi
- Martin Heidegger'le Aşk ve Suç Yaşamım
- 4000 Yıllık Tarihi Aldatmacalar
- Davud
- İskenderiye'nin Yazgısı
- Gül ve Zambak 1. Cilt
- 500 Yıllık Bilimsel Aldatmacalar
- Kurtların Yargısı 2. Cilt
- Amerika Çiçeği 3. Cilt
- Nefertiti'nin Gözleri
- Süleyman Paşa Sokağı Numara 25
--reklam--
Gerald Messadié Alıntıları - Sözleri
- Bulutlar onu saklıyor diye, güneşi inkar edebilir misin? (Davud)
- Aşk gece olmadan bir ağaca konmaya çalışan kuş gibidir. (Gül ve Zambak 1. Cilt)
- " Hayatta en büyük değişimler çoğunlukla sessiz sedasız meydana gelir. " (Kurtların Yargısı 2. Cilt)
- Ah, egzotik cennet hayalleri ve buralarda geçen aşk hikâyeleri! Kahramanlığın tatlı şanı ve şaşılacak servetlerin şehveti! (4000 Yıllık Tarihi Aldatmacalar)
- [...] Herkesin doğrusu kendine. [...] (4000 Yıllık Tarihi Aldatmacalar)
- Adalet bir krallığın yapı harcıdır... (Musa - Cilt 1)
- Düş kırıklığı insanı yaşlandırır. (Davud)
- Topraklar, derebeylerinin ellerinden, tüccarların ve dünün serfleri olan köylülerin ellerine geçer. Fernand Braudel'in, kapitalizmin panayırlarda doğduğu tezi kanıtlanmıştır; ama bu kapitalizmin hudutlardan ve siyasi çıkarlardan kurtulmaya başladığı daha az bilinir: Borç senedi, nakit para taşımadan hudutların ve durmadan değişen ittifakların ötesine önemli miktarlar transfer edilmesine imkan tanır. (Amerika Çiçeği 3. Cilt)
- Kılıçların paslanmasına izin vermeyin! diyordu Davud belli belirsiz gülümseyerek. Kılıcınız köreldiyse, kınını değiştirin! Değişiklik iştahı azdırır. (Davud)
- Güldüm. ‘’Ey akıl ! Bir harikasın sen!’’ dedim.‘’Sen konuştukça ben besleniyorum. Benim gibi tazsız tutsuz bir kadını nasıl sevebiliyorsun?’’ (Martin Heidegger'le Aşk ve Suç Yaşamım)
- " Ölülerin sesini bir kez daha duymak için hayatını verirdi. " (Gül ve Zambak 1. Cilt)
- Şeytan, Kötülük müdür? Hayır, Tanrı iradesinin gerektirdiği ıstıraptır o. (Şeytanın Genel Tarihi)
- " Olmazsam,ölmüşüm demektir. " (Gül ve Zambak 1. Cilt)
- Göz önündeki şeyleri görmek ne kadar zordu! (Amerika Çiçeği 3. Cilt)
- - Bu ülkede gerçekte üç iktidar vardır, dedi; kral, ordu ve din adamları. (Musa - Cilt 1)
- “Hepimiz her zaman bir başkasının Şeytan’ıyız.” (Şeytanın Genel Tarihi)
- “Gençlik güzeldi. Yetişkini böylesine çirkin yapan şey kötü düşüncelerdi, kinler, alçaklıklar, yalanlar, pis kıskançlıklar, kendini evrenin merkezi sanan insanın kibirli bencilliği, tembelliğin mutlu edilgenliği, yürek yoksulluğu, ölümün unutuluşu ve daha da kötüsü, ölüm korkusu.” (Musa Ulus Yaratan Peygamber Cilt 2)
- Altın hırsı insana yolunu şaşırtır. (Amerika Çiçeği 3. Cilt)
- “Tanrı lütfettiklerini sebepsiz geri almaz. Bizi onlardan yoksun bırakan hatalarımızdır.” (Musa Ulus Yaratan Peygamber Cilt 2)
- İyilik tehlikelidir Ksantippi, çünkü çoğu insan iyiliği üstünlüğün belirtisi olarak görür. Acımasızlığa gelince... herkes onun, güçsüzlüğün itirafı demek olduğunu bilmelidir. (Sokrates'in Karısı)
Yorumlar
0 yorum